+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Sevgili'nin Adını Dile Düşürmek

  1. #1
    Ehil Üye Tılsım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Meçhul...
    Mesajlar
    2.240

    Post Sevgili'nin Adını Dile Düşürmek

    Bütün zamanların lirizmle süslenen bahçesinde açan en rânâ gülü Fuzûlî, sevdiği kadında Cemal-i Mutlak'ın güzelliğinden yansımalar bulup İlâhî ve beşerî aşkın her ikisini bir yüreciğinin iki odacığında yaşatırken,
    Değildim ben sana mâil, Sen ettin aklımı zâil
    Bana ta'n eyleyen gâfil, Seni görgeç utanmaz mı
    diyerek sevgiliye sitemde bulunur. Acaba kimdi o ince ve nazenin Bağdat güzeli ki Hilleli Fuzûlî'nin aklını başından almış olsun ve şairimiz tutulduğu o güzelin aşkıyla bunca coşkulu ve duygulu beyitleri yazmış olsun!.. Dediğine göre, görür görmez gayriiradî gönlünü aldırdığı ve bunun için de halkın kendisini ayıpladığı (bu aşk yüzünden şairi ayıplayanlar, sevgiliyi görseydiler kendileri de elbette ona âşık olacak ve ayıplanacak hale düşeceklerdi) sevgilinin aşk menzillerinde yoldaşsız yürüyen bu adam, gerçekten de nasıl bir güzele tutulmuş, onu nasıl görüp sevmiş, hayalini kaç yıl gözlerinin önünde, sevgisini kaç zaman kalbinin içinde taşımıştı? Sözgelimi onun için beşerî acılara katlanmış mıydı, hakkında fedakârlıklar yapmış mıydı? Yahut hiç kavuşmuş muydu, kavuşmaya mecali var mıydı?!.. Ve daha bir yığın soru...Peki o halde soralım: Neden Fuzûlî'nin şiirlerinde o kadının adı yok?!.. Bir kadının bütün beşerî güzellikleri sıralansa, kaşı, gözü, dudağı, yanağı, kirpiği için sayısız şiirler yazıp defterler ve divanlar dolduran yüzlerce şairin tutulduğu, âşık olduğu, tutkuyla sevdiği o kadim yüzyılların yaşmaklı, feraceli zarif İstanbul kadınlarının kimler olduğunu bilebilseydik; acaba onları şimdiki gibi seçkin bir aşkla sevebilirmiydik?!.. Peki o halde yeniden soralım: Neden Bâkî'nin, Nedim'in, Necatî Bey'in ve nicelerinin şiirlerinde andıkları o eski zamanlar güzeli kadının adı yok?!..Ve cevap verelim; çünkü eskiden bir kadının adını anmak, onun adını dillendirmek ayıp, hem de çok ayıptı ve üstelik onlara duyulması gereken ihtiram ve sevgiyi zedelerdi. Sevdiği kadının adını dile düşürmektense uğruna can vermek, bir âşık için şerefti, şandı. Aşk kitabının ilk maddesi de zaten bunu söylerdi. Hem doğru söyleyin Allah aşkına, kaçımız Leylâ'nın kara kuru bir kız olduğunu öğrenince onu yine coşkuyla sever, kaçımız hayalimizdeki Şirin'lerin, Aslı'ların 60 yaşındaki durumlarını öğrenmek isteriz. Onlar bizim için birer prototip, birer ideal, birer kızıl elmadır ki beşerî hayatlarında ayrıntılara inildikçe güzelliklerinin büyüsü kaybolur.

    İskender Pala

    Bir erime anıdır aşk can ipinin yavaşça incelmesi ve görünmeyen sevgili nin yüzünde kopması..

    Sustum! Bir harf bile söylememin imkanı yok yoklukta artık. Aslı olmayan sözlerdir çünkü hep dilimde, gerçek değil surettir hep...Cana eziyetten başka bir şey vermez ki söylesem!..

    Sustum! çünkü hadden aşkın olacak söz, kabından taşacak...Ne kulaklarda onu anlayacak bir kudret var oysa; ne anlayışında ona uygun bir kabiliyet!..


  2. #2
    Ehil Üye Tılsım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Meçhul...
    Mesajlar
    2.240

    Post

    Hani, pişmek yanmak kadard?r ya!... Fuzûlî'ye göre aşk öyle bir ateştir ki, ruhlar? bin türlü kirinden ar?t?r ve gönülleri yakt?kça âş?ğa itibar kazand?r?p rütbesini artt?r?r. Aşk işinde başar?l? olmak, sevgilinin iltifat?n? ve aşk?n? kazanmak için bu yan?ş?n derinlikli olmas? gerekir. Ne kadar çok yanarsa âş?k, o kadar pişer bu meydanda. Çünkü bütün dertlerin çaresi aşkt?r, ötesi büyük bir boşluk... Tasavvuf, ilâhî aşk?n o uzun patikalar?nda karş?laş?lan güçlükleri aşmak, dikenleri çiğnemekle, belki onlar? aşk duyan gönüllerde yakmak, belki de bizzat gönülleri aşkta pişirmekle hedefine var?r çünkü. Aşk bir sarhoşluk ise, onun niceliğini en iyi Fuzûlî anlar. ?şte beyit:

    Öyle sermestem ki idrâk etmezem dünya nedir
    Ben kimim, sakî olan kimdir, mey ü sahbâ nedir

    Aşk ile öyle sarhoş olmuşum ki art?k bilmiyorum


    dünya nedir? Ve bilmiyorum, ben kimim;

    bana bu içkiyi sunan da kim; içki ve kadeh nedir?!..


    ?skender Pala

    Bir erime anıdır aşk can ipinin yavaşça incelmesi ve görünmeyen sevgili nin yüzünde kopması..

    Sustum! Bir harf bile söylememin imkanı yok yoklukta artık. Aslı olmayan sözlerdir çünkü hep dilimde, gerçek değil surettir hep...Cana eziyetten başka bir şey vermez ki söylesem!..

    Sustum! çünkü hadden aşkın olacak söz, kabından taşacak...Ne kulaklarda onu anlayacak bir kudret var oysa; ne anlayışında ona uygun bir kabiliyet!..


  3. #3
    Ehil Üye Tılsım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Meçhul...
    Mesajlar
    2.240

    Post

    Şeyh Galip aşk?n k?sa tan?m?n? veren bir k?t’a yazm?şt?r. Burada aşk?n, insan ruhundaki z?tl?klarla nas?l şekil ve hayat bulduğuna değinilir. K?t’a şudur:

    Kevser-i âteş-nihâd?n ad? aşk
    Dûzah-? cennet-nümân?n?n ad? aşk
    Bir lûgat gördüm cünûn isminde ben
    Anda hep cevr ü cefân?n ad? aşk

    Aşk dediğin şey ateş yarat?l?ş? bir kevserdir. (?çmek istersin, ama ateştir.) Cennet gibi görünen cehennemin ad?n? da aşk koymuşlar (girmek istersin, ama yanars?n). Ben ''Ç?lg?nl?k'' ad? verilen bir lügat gördüm ki, içinde ne kadar cevr ü cefâ (ile ilgili kelime) varsa, karş?lar?na hep ''aşk'' yaz?lm?ş.
    ?şte bütün bir tasavvufî aşk?n özeti bu dört m?sradad?r. ?steyen istediği gibi yorumlar, dileyen gönlünce nasibini al?r.

    ?skender PalaAh mine'l Aşk

    Bir erime anıdır aşk can ipinin yavaşça incelmesi ve görünmeyen sevgili nin yüzünde kopması..

    Sustum! Bir harf bile söylememin imkanı yok yoklukta artık. Aslı olmayan sözlerdir çünkü hep dilimde, gerçek değil surettir hep...Cana eziyetten başka bir şey vermez ki söylesem!..

    Sustum! çünkü hadden aşkın olacak söz, kabından taşacak...Ne kulaklarda onu anlayacak bir kudret var oysa; ne anlayışında ona uygun bir kabiliyet!..


  4. #4
    Ehil Üye Tılsım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Meçhul...
    Mesajlar
    2.240

    Post

    Derler ki: "Sevgi, ruhlar arasındaki benzeşmeden dolayı oluşan imtizac ve kaynaşmadan ibarettir. Nitekim bir suyu diğer bir suya karıştırınca birbirinden ayıklamak imkansızdır. Bu nedenle iki şahıs arasındaki sevgi öyle bir noktaya varmaktadır ki, birisi diğerinin acısını duyar olur; onun haberi olmadan yakalandığı hastalığa yakalanır." Sevgi aynı kaderi paylaşmaktır. Öyle bir paylaşma ki iki tarafın kalbine huzur ve ferahlık getirsin; hastalıklara deva olsun. Çünki paylaşılmayan sevgi yalnızca bir dert ve acıdan ibarettir. Eğer eşit bölünmezse, gönlü, sevginin diğer yarısı olan dert istila eder. Bu yüzden tek taraflı sevgi acı; karşılıklı sevgi de sevinç verir. Birbirini seven iki kişi arasında sevgileri derecesinde bir benzerlik vardır. Menfaatlerde, karakterde veya amaçlardaki benzerlikler gibi. Bunlardan en etkin olan sevgi karakterdeki benzerlik sonucu doğan sevgidir. Bunda karşılık beklenmez ve insan, sevgisini izhar için daima kendisinin ruh ve ulviyet yönünden benzerini, eşini arar ve ancak ruhun eşi ile sükunet bulur. Hani ayet-i kerimede buyurulduğu gibi: "Sizi bir tek nefisten yarattı ve kendisiyle durulup yatışması için ondan da eşini var etti (A'raf, 189)"
    Sevenin ruhu sevilene meyilli yaratılmış olup kendisini ona yakın hisseder. Sevilen bu yakınlığı duymuyorsa eğer, arada sevgiyi perdeleyen maddî yahut manevî engeller var demektir. Engeller sevenin yüreğine, sevginin ikizi olan acı biçiminde yansır. Sevilenin bu sevgiye karşılık vermesi; ancak engellerin ortadan kalkmasıyla mümkündür ve o vakit, acı da birden bire sevgiye dönüşür. Diğer bir ifade ile sevgi eşit bölününce, acı alır başını gider. Kalpler karşılıklı aynı sevgi ile dolunca dert hafifler, sevinç çoğalır. Kulların rızkını paylaştıran Allah, sevgiyi de onlar arasında eşit paylaştırmıştır; çünki.
    Seven iki kişiden birinin başına gelen, hastalık veya esenlik, diğerinin de başına gelmeyince aradaki gerçek sevgi anlaşılamaz, acı kendini gösterir. Hani eski bir şairin dediği gibi: "Rabbim! Şayet aramızdaki sevgiyi bölüştürmeyeceksen, bari onun yokluğuna da yanabilecek katı bir yürek nasip et bana." Eğer sevgili hasta iken hasta olmuyorsak gerçek sevgiyi ve sevinci tadamayız. Sevgilinin hastalığına ziyarete gidince hastalanan âşık, elbette sevgilisi ziyaretine gelince onu görür görmez iyileşecektir. İskender Pala

    Bir erime anıdır aşk can ipinin yavaşça incelmesi ve görünmeyen sevgili nin yüzünde kopması..

    Sustum! Bir harf bile söylememin imkanı yok yoklukta artık. Aslı olmayan sözlerdir çünkü hep dilimde, gerçek değil surettir hep...Cana eziyetten başka bir şey vermez ki söylesem!..

    Sustum! çünkü hadden aşkın olacak söz, kabından taşacak...Ne kulaklarda onu anlayacak bir kudret var oysa; ne anlayışında ona uygun bir kabiliyet!..


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Rahman’dan dile...
    By gamze-i_dilruzum in forum Dualar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.07.13, 14:38
  2. Dile Gül Koymak
    By BiRDüNYaUMuT in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 31.05.12, 22:42
  3. Dile Gül Koymak
    By hafız halime in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 15.02.09, 15:08
  4. Dile Gül Koymak
    By Şahide in forum Edebiyat
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 18.01.09, 16:25
  5. Taşlar Dile Geldi...
    By gulvurgunu in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 30.09.06, 23:49

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0