Gözlerini yumarken kelimeler döküldü ağzından bir bir.

Dedi ki: BENİ AFFET!
Bütün söyleyecekleri aslında bu iki kelimeydi.
Ne söylese daha ileri geçemeyecekti.

Ama o devam etti.
Çok pişmanım diye inledi.
Rabbim, dedi, benim Rabbim.
Yani kulu olduğum.

Ben ayağımın nerde sürçtüğünü, ben hatamı, ben yanılgımı adımı bilir gibi biliyorum.
Ben bin kerre kabul ettim kabahatimi. Sen bir kere affet.


Tevbe bir bilinç hali. Bir ilgi eki.
Ben hatamla da Senin dairendeyim. Hala Sana ait, Seninim.

Tevbemi kabul et. Af duama icabet et.


Rabbim,
beni affet melek değilim.
Affet diyorsam hala seninim.
Allah'ım ben şu kutsal ruhla, şu toprak bedene nasıl sığayım?
Şu yolda taş olsaydım sarsılmaz kıpırdamazdım.Şaşmaz sapmazdım.
Ama affet, insanım.


Ey tevbekarların Tevvabı.
Sen affı seversin.
Rahman ve Rahim olan adınla, gaflete merhamet edersin.

Bana verdiğin kelimelerden okuyorum ki Sen, Sen'den dönenlere bile geri dönerlerse gel, diyeceksin.
Altından buzağıya tapanları bile eğer af dilerlerse affedeceksin.

Kıyas değil ümit.
Benide affet.
Ben kendimi affedemesem bile Sen beni affet.


Düştüm, düşmüşlüğüm kimsenin değil benim yanılgımın eseri.
Düştüm.
Düşenin dostu Allah.

Tut elimden kaldır beni..