+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 16

Konu: Dua Ederken Bazi Hareketler Oldukça Önemlidir.

  1. #1
    Pürheves ibnulvakt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    185

    Standart Dua Ederken Bazi Hareketler Oldukça Önemlidir.

    Dua ederken, kollar, koltuk alti görülecek bir sekilde yana açilip, eller, yüze paralel bir sekilde öne uzatilmalidir. Takriben yüzden 30 santim mesafede parmak araliklari hafif açik olan ellerin, parmaklardan çikan isinlarin, alindan çikan isinlarla ilerde bir birlesim yapacak sekilde yönlendirilmesi son derece faydalidir.

    Bakin bu konuda Hazreti Rasûl aleyhi's-selâm ne buyuruyor:

    Herhangi bir kul, koltugunun alti görülecek sekilde ellerini kaldirir ve Allâh'dan bir dilekte bulunursa; acele etmedigi takdirde kesinlikle duasina icabet edilir.

    Acele nasil olur yâ Resûlallah

    Dua ettim ettim, kabul olmadi, der"de vazgeçer)... iste bu yanlistir; dua yerine gelene kadar israr etmek gerekir

    Ellerden parmak uçlarindan yayilan dalgalar ile, beyinden "yönlendirilen dalgalar" bir noktada birleserek laser isini gibi etki ederek belli hususlarin olusmasinda son derece önemli rol oynarlar.

    Burada farkedilecegi gibi, DUA'nin olusmasini saglayan ana güç, insana disaridan gelmeyip; tamamiyle, insanin varliginda mevcût olan Allâh isimlerinin manevî gücünden ortaya çikmaktadir.

    Kisacasi DUA, kisinin kendindeki ilahî güçler esliginde isteklerini gerçeklestirme faâliyetidir. Ve elbette ki bunun bir teknigi ve bilimsel açiklamasi vardir.

    DUA esas itibariyle, beynin "yönlendirilmis dalgalaridir

    Evrenin ilk olusumu, Allâh tasavvurunun, ilim boyutunun enerjiye ve kuantsal yapiya dönüsümü ile meydana geldigi gibi; insanin bütün istek ve arzulari dahi, bilincin ilim boyutundan kaynaklanan istek ve arzularinin beyinin yönlendirilmis dalgalariyla yogunlastirilmasi suretiyle meydana gelir.

    Bu sebepledir ki, konsantrasyon ne derece güçlü olursa, DUA'ya icâbet de o derece süratli olur. Bunun için denmistir, "mazlumun duasi yerde kalmaz; ah alan felâh bulmaz!."

    Zirâ, o "âh" eden kisi, öyle bir sikinti ile, öyle bir konsantrasyon ile, menfî beyin dalgalarini o kisiye yöneltir ki, o yayin okundan kurtulmak aslâ mümkün olmaz.

    Dedesinde çikmasa, torununda çikar o "âh"in neticesi!.. Nasil mi, çok basit!..

    Dedenin aldigi "âh" dalgalari, onun öyle bir genetik düzenini etkiler ki; neticesi kendisinde ortaya çikmasa bile, çocugunda veya torununda genetik intikâl dolayisiyla ortaya çikar; ve dedesinin cezasina mâruz kalir. Iste bu yüzden denmistir, "Dedesi erik çalmis, torunun disi kamasmis" diye.

    Evet, eller ileri kollar açik dua demistik... Efendimiz böyle yapmis.

    Çölde yarali bir halde kendilerini bulan yaralarini temizleyen, onlari iyilestiren kimseleri öldürüp kaçanlar hakkinda Hz. Peygamber, ayakta, elleri yukarida tarif ettigimiz biçimde açik olarak ashab ile beraber dua etmis ve kaçan kisiler çok kisa süre içinde bulunarak yaptiklarinin karsiligini almislardir.

    Ayakta, eller tarif ettigimiz biçimde avuç içleri yüze, kollar ileriye dönük olarak parmak uçlari araciligiyla "yönlendirilmis" dalgalar seklinde yapilan DUA gibi, ayrica, SECDE halinde yapilan DUA da son derece tesirlidir.

    Özellikle, gece yarisindan sonra, yani günesin bulundugunuz yerin tam arkasinda oldugu ve günes radyasyonunun en asgariye indigi saatlerde SECDE halinde yapilan DUA son derece tesirlidir.

    Sayet kilinan hacet namazinin; veya herhangi bir namazin son secdesinde bu DUA yapilirsa, tesir gücü bir hayli daha fazla olur.

    Namazin, yani gece kilinan bir namazin son secdesinde, çesitli kusurlarini itiraf ve onlardan bagislanma dilendikten sonra DUA edilirse; ve istenen seyin mâhiyetine göre, birkaç gün üst üste veya gün asiri bir sekilde bu çalismaya devam edilirse; takdiri ilâhî, o seyin olusmasina mutlaka cevap verir. Çünki; o DUA'nin israrla devamina müsaade olunmasi, o duaya icabet edileceginin de göstergesidir. Zirâ, Allâh, kabul etmeyecegi DUA'ya israrla devam sansi tanimaz.

    Kisi, bir konudaki DUAsinda israrli degilse, o DUA'nin yerine gelme sansi da son derece düsüktür.

    SECDE halinde yapilan DUA, hele kusurlarin itirafindan sonra olursa, son derece güçlüdür demistik. Niçin.

    SECDE halinde, bedendeki kan yogun bir biçimde basa, beyne akmakta, oksijen ve diger enerji kaynaklari tarafindan beyin son derece mükemmel sekilde beslenmektedir. Bu sebepten dolayi da çok güçlü dalgalar yayabilmektedir.

    Ayrica gene secde halinde yapilan kusurlari itirâf fiîliyle çok güçlü bir konsantrasyon ve yönelim meydana gelmekte, bu da arzulanan sey dogrultusunda güçlü dalgalar yayilmasina vesile olmaktadir.

    DUA'yi güçlendiren ve gerçeklestiren en önemli faktör ise DUA aninda, kisinin suûrunun VEHIM tasarrufundan uzak kalmasidir. Ve bu hâl de, secde yani, benlik kavraminin kalktigi bir hâldir. Nitekim bu konuda bizi uyaran Hazreti Rasûl aleyhi's-selâm, "seksiz - süphesiz, kabûl olacagindan emin olunarak" DUA edilmesini tavsiye etmistir.

    DUA'nin tesirini kesen en önemli güç, gene kisinin kendisinde bulunan VEHIM - VESVESE kuvvesidir.

    Kiside, VEHIM - VESVESE ne derece gerilemis ise, DUA'si o derece keskin ve süratli bir sekilde gerçeklesir.

    Allâh'a yakîn elde etmis kisilerin DUA'sinin kabulündeki en önemli etkenlerden biri de, o kisilerdeki VEHIM - VESVESENIN oldukça düsük olmasidir. Ayrica, bu kisilerin, yaptiklari çalisma ve lûtfu ilâhî sonucu olarak, çesitli ilâhî güçlerin yapilarinda ortaya çikmasi da, elbette ki DUA'larinin süratle gerçeklesmesinde önemli bir faktördür.


    Ayrica, DUA konusunda, SEYTAN vasfiyla bilinen CINLER'in insana çok yanlis fikirler telkini de sözkonusudur; ki, bu da insani bu çok etkili silâhi kullanmaktan mahrum birakir.

    Tam içinizden DUA etmek gelmisken, SEYTAN ismiyle, seytaniyet vasiflari dolayisiyla lâkablanmis olan CINLER, hemen bir vesvese verirler.

    Aman canim niye dua edeyim, nasil olsa kaderde varsa olur!

    DUA etsem de etmesem de is olacagina varir, ne diye DUA edeyim.

    Ve, böylece siz, DUA etmekten vazgeçip; en güçlü SILAH olan DUAdan mahrum kalirsiniz. DUA'dan mahrum kalmak, DUA etmemek suretiyle de nelerden mahrum kaldiginizi asla hayâl bile edemezsiniz.

    Iste bu yüzdendir ki, Hazret-i Rasûlullah aleyhi's-selâm bakin bize ne tavsiye ediyor:

    Nalininizin tasmasina, koyununuzun otuna kadar her seyi Allâh'tan isteyiniz..

    Allâh'in fazli kereminden isteyiniz, çünki istenilmesinden hoslanir.

    Süphesiz ki Allâh, israrla DUA eden kullarini çok sever

    Hassas oldugunuz saatlerde DUA etmeyi ganimet biliniz. Çünkü bu hâl rahmet saatinin hâlidir

    Bu son yazmis oldugum hadîs-i serîf'te isaret edilen manâ sudur: Hassas, oldugunuz demek, tamamiyle bir konuya konsantre olmaktan ileri gelen bir biçimde, son derece duygusal olma anlami tasir. Iste bu an da, kisinin, tamamiyle ALLAH'a, net bir biçimde yönelmesi, anlamini tasir. Bu yönelis ise, beynin tümüyle tek bir gayeye yönelik biçimde, kendisindeki ilâhî güçlerin ortaya konulmasi sonucunu dogurur.


    DUA'nin gerçeklesmesinde en önemli faktör, kisinin kendisini aradan çikartarak; dilinde DUA'yi okuyan, beyninde o talebi olusturan olarak HAK'kin kalmasidir. Bu takdirde;

    O BIR SEYIN OLMASINI DILERSE, OL DER, VE O SEY OLUR

    DUA'da en önemli yardimci faktörlerden biri de istenilen sey hususunda israrli olmaktir. Herhangi bir konuda bir iki defa dua edip arkasini birakmak son derece yanlistir.

    DUA edilecek konuda mutlaka israrli olunmali ve istenilen seyin olabildigince ölümötesi hayatimiza dönük ve yararli olmasina özellikle dikkat edilmelidir. Zira, yanlis bir istek ile kendi kendimizi büyük ölçüde yaralamis olabiliriz. Elektrigi, çok yararli sekilde kullanabildigimiz gibi, kendimizi yaralamak ve hatta öldürmek içinde yanlis bir sekilde kullanmak mümkündür.

    DUA, varligindaki, benligindeki, NEFS'indeki ALLAH'a AIT GÜÇ ile tahakkuk yoludur, demistik. Öyle ise, bu silâhi ne derece bilinçli olarak ve yerinde kullanma imkânina sahip olursak, o derece düsmanlarimizdan korunabilir; isteklerimizi gerçeklestirebilir; ve dahi ALLAH'a yakîn elde edebiliriz.

    Bakin inançsiz Ruslar dahi beyni nasil degerlendiriyor bugün:

    11 Haziran 1991 tarihli Sabah Gazetesinin 8. sayfasinda yayinlanan su haberi dikkatle okuyalim:

    GELECEGIN SAVASLARI TELEPATIK OLACAK

    Sovyetler Birliginin ünlü bilim adami Vlail Kaznatcheev, insan beyninin telepati yoluyla savaslari etkileyebilecegini belirtti. Prof. Kaznatcheev, dâhilerin çalistigi, Novossibirsk Akademisi bünyesinde kurulan özel bir laboratuvarda çalismalarini sürdürüyor.

    MOSKOVA - Sovyet Bilimler Akademi si'nin en saygin üyelerinden biri olan Profesör Vlail Kaznatcheev insan beyninin, bedeninin bulundugu noktanin çok uzagin da yer alan, insanlar, düsünceler ve elek tronik donanimlar üzerinde etkili olabilecegini belirtti.

    Birçok kisi tarafindan deli saçmasi olarak nitelendirilen bu görüsü ispat etmek için yogun bir çalismaya giren Kaznatcheev, ülkesi Sovyetler Birligi'nde büyük ilgi görüyor.Kendisine Sovyet dahilerinin yetistirildigi Novossibirsk Akademisi bünyesinde her türlü donanima sahip bir laboratuvar ve arastir malarinda yardimci olacak asistanlar tahsis eden hükümet, Kaznatcheev'in arastirmalarindan çok sey bekliyor.

    KGB korumasi

    Kaznatcheev'in arastirmalarinin en büyük özelligi insan beyninin telepatik gücünü bir silâh olarak kullanmaya çalismasi. Ona göre sirf düsünce gücüyle bilgisayar sistemlerini, havaalanlarinin radarlarini hatta modern teknolojinin gelistirebilecegi her türlü silâhi etkisiz kilmak mümkün.

    Bu arastirmalari son derece yakindan izleyen ve denetleyen hükümet, Kaznatcheev'in CIA tarafindan kaçirilmasini engellemek için KGB'nin en yetenekli ajanlarini seferber etmis durumda. Ünlü bilimadami görüslerini çok basit örneklerle açikliyor:

    `Eger çalistiginiz bilgisayar aniden arizalanirsa suçu üretici firmada aramayin. Sizin stres içinde olmaniz, ya da çalisirken biraz da olsa sinirlenmeniz aletin teknik donanimini etkileyebilir. Çünkü siradan bir insan beyni, en üstün bilgisayardan daha güçlüdür ve insan bazen farkinda olmadan doganin kendine verdigi güçleri kullanabilir.'

    Kaznatcheev'e göre eger insan çok uzun zamandan beri görmedigi birini yogun olarak düsünürse ve o siralarda ondan bir telefon, ya da mektup alirsa bu sans olarak nitelendirilmemelidir. Bu dogrudan, insanin yogunlastirdigi düsünceleri ile düsündügü kisiyi etkilemesidir.

    Kaznatcheev, son olarak Sovyet televizyonunda katildigi bir programda laboratuvarinda bulunan bir bitkiyi uzun uzun gösterdi ve programi izliyenlerden 1 saat süreyle sadece bu bitkinin gelisimini düsünmelerini istedi. Sonuç gerçekten sasirticiydi, bitki çok kisa zaman zarfinda akil almaz bir gelisme sergiledi.

    Iste Kaznatcheev'in arastirmalarinin temelinde de, düsünce gücünün sonsuzlugunu yakalamak yatiyor.

    Insanin bilinçaltina ulasmayi amaçlayan parapsikolojiyi bilimle birlestirerek arastirmalarini sürdüren Kaznatcheev, bulgularinin düsmanin teknik donanimini felç etmek açisindan ileride çok önemli sonuçlar verecegini, ancak bunun bir silâh olarak degil, savaslari engelleyecek caydirici bir etken olarak kullanilmasindan yana oldugunu belirtiyor.

    Iste bu yüzdendir ki, DUA insana bahsedilmis en mükemmel güç olarak tanimlanabilir.
    ALINTIDIR:http://www.ravda.net/rf/include.php?...6c3#post321038

    'Helal daire keyfe kafidir, HARAMA girmeye gerek yok!'

    Faniyim fani olanı istemem.aczim aciz olanı istemem.ruhumu RAHMANA (c.c) teslim eyledim gayri istemem.İsterim ancak bir YAR-İ BAKİ (c.c) isterim.



  2. #2
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    Iste bu yüzdendir ki, DUA insana bahsedilmis en mükemmel güç olarak tanimlanabilir.
    **

    Duanın tesiri azimdir...

    **
    Hassas oldugunuz saatlerde DUA etmeyi ganimet biliniz. Çünkü bu hâl rahmet saatinin hâlidir

    Vermek istemeseydi istemek vermezdi..

    **
    Bu sebepledir ki, konsantrasyon ne derece güçlü olursa, DUA'ya icâbet de o derece süratli olur. Bunun için denmistir, "mazlumun duasi yerde kalmaz; ah alan felâh bulmaz!."

    Zirâ, o "âh" eden kisi, öyle bir sikinti ile, öyle bir konsantrasyon ile, menfî beyin dalgalarini o kisiye yöneltir ki, o yayin okundan kurtulmak aslâ mümkün olmaz.

    Dedesinde çikmasa, torununda çikar o "âh"in neticesi!.. Nasil mi, çok basit!..

    Dedenin aldigi "âh" dalgalari, onun öyle bir genetik düzenini etkiler ki; neticesi kendisinde ortaya çikmasa bile, çocugunda veya torununda genetik intikâl dolayisiyla ortaya çikar; ve dedesinin cezasina mâruz kalir. Iste bu yüzden denmistir, "Dedesi erik çalmis, torunun disi kamasmis" diye.

    Elbette..Amenna..




  3. #3
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Dedemin yaptiklarinin cezasini benim cekmem adil midir ?

  4. #4
    Ehil Üye tafly38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    Aichach
    Yaş
    36
    Mesajlar
    2.212

    Standart

    Allah RAZI olsun !!!

  5. #5
    Biz
    Biz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Yasaklı Üye Biz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1.668

    Standart

    Alıntı halenur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Dedemin yaptiklarinin cezasini benim cekmem adil midir ?
    Dedeniz sizin cezanızı da çeker. Lakin siz de iradeli olduğunuz için bunun bir imtihan olduğunu bilip kurtulmanın çaresini bulmalısınız. Yani dedeniz zulmeder., kader adalet eder. Sizin o iklimde performansınızın daha maxsimum seviyede olması söz konusudur. Bundan faydalanılırsa sizin için muazzam terakki zenbereği olur.

  6. #6
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Hangi iklimde performansimin maximum olmasi sözkonusu kardes? Ve bundan faydalanirsam, terakki zenberegi ile...? Biraz daha aciklayabilir misiniz bir zahmet?
    Alıntı Biz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Dedeniz sizin cezanızı da çeker. Lakin siz de iradeli olduğunuz için bunun bir imtihan olduğunu bilip kurtulmanın çaresini bulmalısınız. Yani dedeniz zulmeder., kader adalet eder. Sizin o iklimde performansınızın daha maxsimum seviyede olması söz konusudur. Bundan faydalanılırsa sizin için muazzam terakki zenbereği olur.

  7. #7
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Yani dedem bir suc/günah isleyecek, ben onun aldigi "Ah"in cezasini cekecegim, fakat o dert/SIKINTI benim yükselmeme ve günahlarimin affolmasina sebep olacak, öyle mi? Bu arada ben hicbir dedemi taniyamadim, her ikisi de ben dogmadan vefat etmisler.

  8. #8
    Biz
    Biz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Yasaklı Üye Biz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1.668

    Standart

    Alıntı halenur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hangi iklimde performansimin maximum olmasi sözkonusu kardes? Ve bundan faydalanirsam, terakki zenberegi ile...? Biraz daha aciklayabilir misiniz bir zahmet?
    Dedenizin kötülüğü neticesinde hangi halde iseniz o hal. Zahiren kötüdür. Fakat o atmosfer sizin istidatlarınızın inkişafı için bir iklimdir. Mesela. Hz. Ysusf'un kardeşelri zulmettiler onu kuyuya attılar. Ama o kuyu O'nun istidatlarının fışkıracağı bir zemberek oldu, köle oldu, hapse atıldı, iftirya kurban gitti ama o hep Hz. Yususf'tu.

  9. #9
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Mesela farzedelim ki dedem hirsizlik yapti, haksizlikla bir mali gaspetti, dolandiricilik yapti.Haram mal/para ile büyüttü cocuklarini. Onun yerine benim malima zarar geliyor/gelecek yani?Veya is bulamayip, parasiz kalacagim? Ama ben helal yolda parar kazanmaya gayret gösterirsem, hem derecem yükselecek, hem de dedemin yaptigi haksizligin cezasini imtihan olarak cekerek, yine "Halenur" kalacagim, dogru anlamis miyim? Risalelerde nerede geciyor bu konu?
    Alıntı Biz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Dedenizin kötülüğü neticesinde hangi halde iseniz o hal. Zahiren kötüdür. Fakat o atmosfer sizin istidatlarınızın inkişafı için bir iklimdir. Mesela. Hz. Ysusf'un kardeşelri zulmettiler onu kuyuya attılar. Ama o kuyu O'nun istidatlarının fışkıracağı bir zemberek oldu, köle oldu, hapse atıldı, iftirya kurban gitti ama o hep Hz. Yususf'tu.

  10. #10
    Biz
    Biz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Yasaklı Üye Biz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1.668

    Standart

    Alıntı halenur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Mesela farzedelim ki dedem hirsizlik yapti, haksizlikla bir mali gaspetti, dolandiricilik yapti.Haram mal/para ile büyüttü cocuklarini. Onun yerine benim malima zarar geliyor/gelecek yani?Veya is bulamayip, parasiz kalacagim? Ama ben helal yolda parar kazanmaya gayret gösterirsem, hem derecem yükselecek, hem de dedemin yaptigi haksizligin cezasini imtihan olarak cekerek, yine "Halenur" kalacagim, dogru anlamis miyim? Risalelerde nerede geciyor bu konu?
    Evet. Ancak buradaki cezayı da şöyle anlamak gerekir diye düşünüyorum:

    Zahiren cezadır. Fakat hakikatte ateşe verilen topraktan altının çıkması gibi bir neticeye hizmettir. Dedeniz de sizin sıkıntıları çekmenize vesile olduğu için ayrıca bundan cezası ziyadeleşecek.

    Meselâ, hâkim seni sirkatle mahkûm edip, hapsetti. Halbuki, sen sârık değilsin; fakat, kimse bilmez gizli bir katlin var. İşte, kader-i İlâhî dahi seni o hapisle mahkûm etmiş. Fakat, kader, o gizli katlin için mahkûm edip adâlet etmiş; hâkim ise, sen ondan mâsum olduğun sirkate binâen mahkûm ettiği için zulmetmiştir. İşte, şey-i vâhidde iki cihetle kader ve icad-ı İlâhînin adâleti ve insan kisbinin zulmü göründüğü gibi; başka şeyleri buna kıyas et." kader risalesi.

    Burada tabi sizin bir suçunuz yok ama terakki için de bir iklim lazım. o iklimi de zalim olan dedeniz hazırlamış oluyor.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 27.04.08, 11:13
  2. Kılavuz Önemlidir!..
    By nurçi38 in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 10.11.07, 15:24
  3. Vatikan:Kur'an Oldukça Diyalog Zor
    By nurçi38 in forum Gündem
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 22.10.07, 20:25

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0