+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 16

Konu: Arkadaşlar Büyük Sıkıntıdayım

  1. #1
    Ehil Üye h.polat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.245

    Standart Arkadaşlar Büyük Sıkıntıdayım

    kardeşlerim çok sitresli günler geçiriyorum .
    rahatlatacak ve sakinleştirecek bir dua bileniniz varsa. bana biyardımcı olurmusunuz.
    sorunlar büyük çözemiyorum kötüye gidiyor.
    seni ilgilendirmeyen şeylerle uğraşma......
    Düşmanından uzaklaş......
    ölünün neyine gıpta edersen,diriyede öyle gıpta et....
    senin ihtiyacını gidermeyi önemsemeyen bir kişiden bir istekte bulunma..


  2. #2
    Ehil Üye beylikdüzü73 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul/beylikdüzü
    Mesajlar
    1.163

    Standart

    Selamün aleyküm aziz kardeşim,

    1.Namaz?n sonundaki tesbihatlar?n? ciddiyetle yap.
    2.Her namaz?n sonunda risalelerden k?sada olsa bir bölüm oku arkas?ndan bir fatiha okuyup başta Efendimiz (s.a.v.)'e daha sonra tüm enbiyalara, arkas?ndan ashab-? güzin efendilerimize, ashab-? bedir'e, ashab-? uhud'a, ashab-? hendek'e, ashab-? mute'ye, ashab-? yermük'e ve akl?na gelen diğer kişilere, arkas?ndan Üstada ve (isim zikrederek daha iyi olur) talebelerine hediye et.
    3. Hergün bir yasini şerif oku.

    ?nşallah en k?sa zamanda Allah s?k?nt?lar?n? hafifletecektir.

    Selam ve dua ile.
    ________________

    Andolsun ki Duha'ya
    Ve leyl-i iza seca'ya
    Rabbin ne terkeder seni,
    Ne darılır sana.
    ________________
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

  3. #3
    Ehil Üye h.polat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.245

    Standart

    Alıntı beylikdüzü73 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selamün aleyküm aziz kardeşim,

    1.Namazın sonundaki tesbihatlarını ciddiyetle yap.
    2.Her namazın sonunda risalelerden kısada olsa bir bölüm oku arkasından bir fatiha okuyup başta Efendimiz (s.a.v.)'e daha sonra tüm enbiyalara, arkasından ashab-ı güzin efendilerimize, ashab-ı bedir'e, ashab-ı uhud'a, ashab-ı hendek'e, ashab-ı mute'ye, ashab-ı yermük'e ve aklına gelen diğer kişilere, arkasından Üstada ve (isim zikrederek daha iyi olur) talebelerine hediye et.
    3. Hergün bir yasini şerif oku.

    İnşallah en kısa zamanda Allah sıkıntılarını hafifletecektir.

    Selam ve dua ile.


    ALLAH razı olsun kardeşim .
    seni ilgilendirmeyen şeylerle uğraşma......
    Düşmanından uzaklaş......
    ölünün neyine gıpta edersen,diriyede öyle gıpta et....
    senin ihtiyacını gidermeyi önemsemeyen bir kişiden bir istekte bulunma..


  4. #4
    Ehil Üye hadema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    1.622

    Standart

    Alıntı oruc 26 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kardeşlerim çok sitresli günler geçiriyorum .
    rahatlatacak ve sakinleştirecek bir dua bileniniz varsa. bana biyardımcı olurmusunuz.
    sorunlar büyük çözemiyorum kötüye gidiyor.
    Kardeş Allah yardımcın olsun. Ancak bildiğimiz gibi hastalık,bela ve musibet zamanları bizlerin Rabbimize dönmeyi gerektiren en zorunlu haldir.
    Bu zamanlarda ubudiyetlerimizi ve dualarımızı artırmalıyız.
    Sözlerden 8. sözde bir dua var onu alta yazıyorum. Ben duayı aklıma geldiği zaman okuyorum. Unutma dünya hayatı çok kısa bir zaman aralığıdır.


    Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehâlet ediyorum ve sana hizmetkârım ve senin rızanı istiyorum ve seni arıyorum

    Allaha sığın ondan başka halimizi bilen varmı?
    Ondan başka yaralarımızı saracak varmı?
    Bol bol R.Nur oku. Hem üstad ne diyor Risalelerde hatırlıyormusun. R.Nur bu ülkenin başına gelecek bela ve musibetlere bir set çekiyor. Aynen öylede belki aynısı zuhur etmez ama kendimiz için de aynısını düşünürsek başımıza gelen bela ve musibetlere iman kuvvetiyle sabredebiliriz inşaallah. Hem hastalar Risalesinide okumanı tavsiye ederim. Ordada büyük manevi melhemler var. Bol bol Kur'an oku. Benim aklıma gelen bunlar.

    bu hayatın gayesi ve neticesi hayat-ı ebediye olduğu gibi, bir meyvesi de, hayatı veren Zât-ı Hayy ve Muhyîye karşı şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbettir ki, bu şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise, hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir.


  5. #5
    Ehil Üye beylikdüzü73 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul/beylikdüzü
    Mesajlar
    1.163

    Standart

    Alıntı h.sarar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehâlet ediyorum ve sana hizmetkârım ve senin rızanı istiyorum ve seni arıyorum

    Bu dua muhteşem... Adeta Üstad, yukarı doğru yükselen bir girdap gibi... Ve okuyanı içine çekiyor.

    Bende diyorum, Amin diyorum.
    ________________

    Andolsun ki Duha'ya
    Ve leyl-i iza seca'ya
    Rabbin ne terkeder seni,
    Ne darılır sana.
    ________________
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

  6. #6
    Ehil Üye h.polat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.245

    Standart

    çok sağol kardeşim. ALLAH raz? olsun
    seni ilgilendirmeyen şeylerle uğraşma......
    Düşmanından uzaklaş......
    ölünün neyine gıpta edersen,diriyede öyle gıpta et....
    senin ihtiyacını gidermeyi önemsemeyen bir kişiden bir istekte bulunma..


  7. #7
    Ehil Üye serab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    1.529

    Standart

    Kardeşim,ben de biliyorsunuz bayağı sıkıntılı günler geçirmekteyim,size kendi yaptığım bir kaçşeyi söylemek istedim,bol bol inşirah ve tarık suresi okuyorum,ashab-ı bedir ve tahmidiye gerçekten büyük ferahlık veriyor,Rabbim yar ve yardımcınız,Resulullah Efendimiz yoldaşınız olsun sıkıntılarınız yok olsun yerini huzur ve mutluluklar doldursun inş...
    "birimiz şarkta,birimiz garbda,birimiz cenubda,birimiz şimalde,birimiz ahirette,birimiz dünyada da olsak biz yine birbirimizle beraberiz"

  8. #8
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Enbiya Suresi 87. Ayeti bol bol okuyun...

    HZ. YUNUS'UN DUALARI


    Kuran'da, Hz. Yunus'tan şöyle söz edilir:
    Şüphesiz Yunus da gönderilmiş(elçi)lerdendi. Hani o, dolu bir gemiye kaçm?şt?. Böylece kur'aya kat?lm?şt? da, kaybedenlerden olmuştu. Derken onu bal?k yutmuştu, oysa o k?nanm?şt?. (Saffat Suresi, 139-142)
    Hz. Yunus peygamber olarak gönderildiği kavmini terk etmişti. Yukar?daki ayetlerde görüldüğü gibi, binmiş olduğu gemide yolcular aras?nda kura çekilmiş ve kura sonucunda onun denize at?lmas?na karar verilmişti. Yine Kuran’da bildirildiğine göre, denize at?lan Hz. Yunus, dev bir bal?k taraf?ndan yutulmuştur.
    Bal?ğ?n karn?nda iken pişmanl?k duyan Hz. Yunus, Allah’a şöyle dua etmiştir:
    Senden başka ilah yoktur, Sen Yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum. (Enbiya Suresi, 87)
    Allah ise Hz. Yunus'un samimi duas?na karş?l?k onu mucizevi bir biçimde kurtarm?şt?r:
    Bunun üzerine duas?na icabet ettik ve onu üzüntüden kurtard?k. ?şte Biz, iman edenleri böyle kurtar?r?z. (Enbiya Suresi, 88)
    Hz. Yunus'u Allah daha sonra da itaatli bir kavmin baş?na geçirmiştir:
    "Onu yüzbin veya (say?s?) daha da artan (bir topluluk)a (Peygamber olarak) gönderdik. Sonunda ona iman ettiler, Biz de onlar? bir süreye kadar yararland?rd?k." (Saffat Suresi, 147-148)
    Daha önceki bölümlerde Allah'?n bir duay? kabul ederken bunu belli sebeplere bağlad?ğ?n?, ancak dilerse sebepsiz de istenilen şeyi gerçekleştirebileceğini ve bunun göklerin ve yerin Rabbi olan Allah için son derece kolay olduğunu söylemiştik. Allah Hz. Yunus'un duas?n? kabul ederken de her türlü zor görünen şart? ortadan kald?rm?şve Hz. Yunus'u bal?ğ?n karn?ndan kurtarm?şt?r. Bu, insan?n hiçbir zaman Allah'?n rahmetinden umut kesmemesi ve hep O'na dua etmesi gerektiğinin çarp?c? delillerinden biridir. ?nsan Rabbimize içten yöneldiği müddetçe, kesin bir karş?l?k görecektir.

    http://www.ashabilyemin.com/hz-yunus...ri-t1553.html?



  9. #9
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Cevab?m?z

    Değerli Kardeşimiz;

    Şu dualar Peygamberimiz'in hastalara okuduğu dualard?r:

    "Es'elü'llâhe'l-azîm. Rabbe'l-arşi'l-azîm en yeşfiyeke."

    "Arş-? Azimin Rabbi olan Allahü Azîmüşşan'dan sana şifalar ihsan etmesini dilerim."

    Aile fertlerinin birinin hastalanmas? halinde Efendimiz mübarek elini hastan?n aln?na koyar, şöyle duâ ettiği olurdu:

    "Allahümme Rabbenâ. Ezhibi'l-be'se, işfi, ente'ş-şâfi. Lâ şifâen illâ şifâüke, şifâen lâ yuğâdiru sekamen."

    "Allah'?m, sen bütün insanlar?n Rabbisin. Bu hastan?n ?zd?rab?n? gider. Şifa ver. Şifay? veren sensin. Senden başka şifa yaratan yoktur. Ancak senin şifan vard?r. Bu kuluna da hastal?ktan eser b?rakmayacak şekilde şifalar ihsan eyle."

    Hz. Eyyub çok şiddetli bir hastal?ğa yakalanm?ş ,hastal?ğ? uzun sürmüş ve çeşitli imtihanlara, musîbetlere maruz kalm?şt?.. Fakat tüm musîbetler, O’nu hep sabredici bulmuş ve SABIR KAHRAMANI ünvan?n? alm?şt?.. Sonra imtihan daha da şiddetlenmiş, hastal?k o kadar ilerlemişti ki; Allah’? anan diline ve kalbine zarar vermeye başlam?şt?. ?şte o zaman Kendi bedenî sağl?ğ? için değil, Allah’? anmas?na zarar gelmemesi için, O’na(CC) şu şekilde dua etmişti; “Rabbi ?nnî messeniyedurru ve EnteErhamurrâhimîn” “Bana zarar dokundu, Ey Rabbim sen en merhametli ve en şefkatlisin” Bunun üzerine Allah, O’nun sabr?na ve halis niyetine hürmetle şifa vermişti..

    Allahtan sab?r (oruç) ve namaz ile yard?m dilemenizi tavsiye ederiz.

    Allah'a içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz. Ama dualar?n kabul olmas? için baz? hususlara dikkat etmek gerekir. Evvela dua kabul çerçevesi dahilinde olacak. Sonra samimi ve günahs?z bir ağ?zla olacakt?r. Mümkünse abdestli ve helal lokma al?nmak suretiyle bereketlenecektir. Mübarek mevkilerde özellikle mescit ve camilerde, mübarek zamanlarda özellikle ramazan ay? ve kadir gecesi, berat gecesi gibi mübarek gecelerde, namazlardan sonra özellikle sabah namaz?ndan sonra dua edilmesi kabule karin olmas? hikmet-i ilahiye ve rahmet-i ilahiyece matluptur. Bu şartlardan uzaklaş?ld?ğ? taktirde de duan?n tesiri azalacakt?r.

    Sab?r ruhun bir melekesidir, güzel bir huydur. Tahammülü zor ve nefse ağ?r gelen şeylere katlanmak ancak sab?r ile olur. Bir hakk? müdafaa ve muhafaza etmek için gösterilen sebat, sabretmekle mümkündür. Allah'?n emirlerini yerine getirmek, akl?n ve dinin hoş görmediği ve nefsin meşrû olmayan istek ve arzular?na mukavemet edebilmek, hayatta elde olmadan başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren bela ve musîbetlere karş? koyabilmek ve bunlar?n üstesinden gelebilmek için sab?rl? olmak ve sabretmeye al?şmak laz?md?r.

    Bütün faziletlerin anas?, hayatta muvaffak olman?n ve kemale ermenin s?rr? bu güzel özelliktir. Her türlü rezaletin sebebi sab?rs?zl?k veya gerektiği kadar sab?r gösterememektir. Sab?r her faziletin üstünde bir değer taş?r. "Şüphesiz Allah Teâlâ sabredenlerle beraberdir" (el-Bakara, 2/153, 155).

    Sabr?n sonu selamettir, başar?d?r. Sab?r ac?d?r. Fakat sonucu tatl?d?r. Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabreden başar?ya ulaş?r' ; "Sab?r başar?n?n anahtar?d?r"; "Sab?r bir ?ş?kt?r"; "Sab?r cennet hazinelerinden bir hazinedir"; "Sana s?k?nt? veren şeylere karş? sabretmende bir çok hay?r vard?r" buyurarak sabr?n faziletini anlatm?şt?r.

    Hz. Peygamber (s.a.s); "Sab?r, ac? bir olay?n yapt?ğ? sars?nt?ya karş? ilk anda gösterilen tahammüldür" (Buhârî, Cenâiz, 32) sözüyle bir felaketle ilk karş?laşt?ğ? zamandaki sabr?n önemini vurgulam?şt?r. Sabretmek, mahkûmiyete, meskenete ve zillete raz? olmak, haks?z tecavüzlere, insan haysiyetine gölge düşürecek sald?r?lara katlanmak ve bunlara ses ç?karmamak anlam?na gelmez.Çünkü meşru olmayan şeylere karş? sabretmek caîz değildir. Bunlara karş? içten elem duymak ve bunlarla mücadele etmek gerekir. ?nsanan kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanmas? ya da karş?layabileceği ihtiyaçlar? karş?s?nda gevşemesi sab?r değil, acizlik ve tembelliktir. Rasulullah (s.a.s); Ya Rabbi! Acizlikten ve tenbellikten sana s?ğ?n?r?m" (Buhari, Cihad, 25) diye dua etmiştir.

    Baz? s?k?nt?lar vard?r ki, kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman heyecana kap?lmadan ve şikayet etmeden takdir-i ilâhiye raz? olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir. Nitekim Cenab-? Allah Kuran-? Kerimde sabr-? cemili (güzel sab?r) emretmektedir. (Yusuf, 12/18). Rasulullah (s.a.s) Sabr-? cemil şikayet edilmeyen sab?rd?r" buyurmuştur. Asl?nda elden bir şey geldiği zamanlarda sab?rs?zl?k gelmediği zamanlarda sab?rs?zl?k göstermenin bir faydas? yoktur ve lüzumsuz bir harekettir.

    Kur'ân-? Kerim'in yetmişten fazla ayetinde zikredilen sab?r, insan tabiat?na ayk?r? olan zorunlu hallere uymak ve güçlüklere karş? koymak demektir. Sabr?n gâyesi, beklenmedik olaylar, içine düşülen güçlükler karş?s?nda tedirgin olmamak, paniğe kap?lmamak ve tahammül göstermektir. Allah Teâlâ sabredenlere mükâfat?n? hesaps?zca vereceğini müjdelemiş ve onlar? övmüştür.

    Mü'minler, çoğu zaman s?rf inand?klar? için Allah düşmanlar?n?n zulüm ve kötülüklerine hedef olurlar; çeşitli işkencelere uğrar, onlarla savaşmak zorunda kal?rlar. ?şte bu durumda sab?r, mü'minin güç kaynağ?, iman?n?n koruyucusudur. Hz. Musâ'ya inananlara Firavun eziyet etmek isteyince onlar: "Ey Rabbimiz, üzerimize sab?r yağd?r ve bizi müslüman olarak öldür" (el-Araf 7/126) diye duâ etmişlerdi. Sevgili Peygamberimiz ve ilk müslümanlar?n, yap?lan işkence ve eziyetlere nas?l sab?r ve tahammül gösterdikleri bilinen bir husustur.

    ?badetlerin nefsimize ağ?r gelen yönleri de sab?rla hafifler. Böylece huzur içinde günde beş vakit namaz k?lar, s?cak yaz günlerinde hiç bir s?k?nt? duymadan oruç tutar?z. Diğer ibadetler ve ahlâkî davran?şlarda böyledir. Aşağ?daki âyetler bunu göstermektedir:

    "Her kim sabreder ve suç bağ?şlarsa, bu hareket arzu edilen en iyi işlerdendir" (eş-Şurâ, 42/43); "?çinizden mücahitleri ve sabredenleri belirtelim diye sizleri mutlaka imtihan ederiz. Haberlerinizi de denetleriz" (Muhammed, 47/31).

    Çoğu zaman insan nefsine uyar; Allah Teâlâ'n?n emirlerine uyup yasaklar?ndan kaç?nmak ona zor gelir, nefse hoş gelen fena arzular?n? tatmin etmek ister, iyilik ve faziletlerden kaç?n?r. Meselâ; cebindeki paras?n? eğlence ve zevkleri için harcamak, bir yoksula vermekten daha hoş gelir. Bir çocuk için oyun oynamak, ders çal?şmaktan daha ilgi çekici görünür. Gezip tozmak, çal?ş?p kazanmaya tercih edilir.

    ?şte bu durumda, insan?n, kendisine zor gelse bile, iyi olan?, faydal? olan? seçmesi, sab?r ve tahammülle onu yerine getirmeye çal?şmas? çok güzel bir davran?şt?r.

    Ayr?ca insanlar hayat boyunca, bolluk veya yokluk içinde kalabilir, sağl?kl? iken hastalan?r, sel, deprem, yang?n gibi felâketlerle karş?laşabilir; bütün bu durumlarda insan?n en büyük dayanağ? sab?rd?r. Aksine davran?ş, insan? Allah Teâlâ'ya isyana ve nankörlüğe sürükler. Cenab-? Hak bu konuda şöyle buyurmuştur: "Doğrusu kim Allah'tan korkar ve düştüğü felâkete sabrederse; muhakkak ki Allah iyilik edenlerin mükafat? boşa, ç?karmaz" (Yusuf, 12/90).

    Peygamberler sabr?n en büyük örnekleridir. Çünkü onlar bütün güçlükleri sab?rla karş?lam?şlard?r. Dileğimiz Allah (c.c.)'?n bizi, "belâlar?na çok sabreden ve nimetlerine çok şükreden" kullar?ndan eylemesi olmal?d?r (?brahim, 14/5).

    Sabr?n sonu selâmettir. Sab?r, iman ve ibadetin, ilim ve hikmetin, k?saca bütün faziletlerin baş?d?r. Sab?rl? insan iyi insand?r. ?yi işler yap?p birbirine hakk? ve sabr? tavsiye edenlerin kurtuluşa ereceklerini Allah Teâlâ haber vermiştir. Sab?r zafere giden yoldur (el-Asr, 103/1-3).

    Peygamber Efendimiz; "Sab?r ve tahammül gösteren kimseyi Cenab-? Hakk sab?rl? k?lar. Sab?rdan daha hay?rl? ve geniş bir nimet hiç bir kimseye verilmemiştir" (Tirmizi, Birr, 76).

    "Hoşlanmad?ğ?n şeye sabretmende büyük fayda vard?r" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 307) buyurmuştur.

    Ayr?ca Cenab-? Hakk şöyle buyuruyor:

    "Muhakkak sizi biraz korku, biraz açl?k ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz; sabredenleri müjdele" (el-Bakara, 2/ 155).

    Bu ve benzeri âyetlerden Allah Teâlâ'n?n insanlar? çeşitli s?k?nt?lara uğratarak imtihan ettiğini ve bu imtihan? sabredenlerin kazand?ğ?m öğreniyoruz.

    Sab?rla bütün zorluklar halledilmekte, her türlü engel aş?lmaktad?r. Onun için atalar?m?z: Sab?rla koruk, helva olur" demişlerdir.

    Hz. Peygamber şöyle buyuruyor:

    "Mü'minin işi hayrete şayand?r. Zira işinin hepsi onun için hay?rl?d?r. Bu özellik yaln?z mü'mine özgüdür. Zira sevinirse şükreder. Bu ise onun için hay?rl?d?r. Baş?na belâ gelirse sabreder. Bu da onun için hay?rl?d?r" (Riyâzüs-Sâlihin, 1, 54).

    Bizim için mutlaka hay?rl? olduğuna inand?ğ?m?z sab?r, bütün peygamberlerin ortak s?fat?d?r. Allah?n dinini tebliğ ederken hepsi çeşitli s?k?nt?lara uğram?ş, kendilerine eziyet edilmiş, yurtlar?ndan ç?kar?lm?ş. Hükümdarlar taraf?ndan zindana at?lm?ş ama onlar daima sabretmişlerdi. Kuran-? Kerimde peygamberlerin sabr?n? dile getiren pek çok ayet-i kerime vard?r. Rasulullah?n hayat? ise baştan sona en güzel sab?r örnekleri ile doludur. Bu sebeple her müslümana düşen görev, kurtuluşun sab?rda olduğunu düşünerek, Allahtan sab?r dilemek ve sab?rl? olmakt?r.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla ?slamiyet Editör

    http://www.sorularlaislamiyet.com/su...tal%C4%B1k

  10. #10
    Ehil Üye h.polat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.245

    Standart

    Alıntı halenur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cevabımız

    Değerli Kardeşimiz;

    Şu dualar Peygamberimiz'in hastalara okuduğu dualardır:

    "Es'elü'llâhe'l-azîm. Rabbe'l-arşi'l-azîm en yeşfiyeke."

    "Arş-ı Azimin Rabbi olan Allahü Azîmüşşan'dan sana şifalar ihsan etmesini dilerim."

    Aile fertlerinin birinin hastalanması halinde Efendimiz mübarek elini hastanın alnına koyar, şöyle duâ ettiği olurdu:

    "Allahümme Rabbenâ. Ezhibi'l-be'se, işfi, ente'ş-şâfi. Lâ şifâen illâ şifâüke, şifâen lâ yuğâdiru sekamen."

    "Allah'ım, sen bütün insanların Rabbisin. Bu hastanın ızdırabını gider. Şifa ver. Şifayı veren sensin. Senden başka şifa yaratan yoktur. Ancak senin şifan vardır. Bu kuluna da hastalıktan eser bırakmayacak şekilde şifalar ihsan eyle."

    Hz. Eyyub çok şiddetli bir hastalığa yakalanmış ,hastalığı uzun sürmüş ve çeşitli imtihanlara, musîbetlere maruz kalmıştı.. Fakat tüm musîbetler, O’nu hep sabredici bulmuş ve SABIR KAHRAMANI ünvanını almıştı.. Sonra imtihan daha da şiddetlenmiş, hastalık o kadar ilerlemişti ki; Allah’ı anan diline ve kalbine zarar vermeye başlamıştı. İşte o zaman Kendi bedenî sağlığı için değil, Allah’ı anmasına zarar gelmemesi için, O’na(CC) şu şekilde dua etmişti; “Rabbi İnnî messeniyedurru ve EnteErhamurrâhimîn” “Bana zarar dokundu, Ey Rabbim sen en merhametli ve en şefkatlisin” Bunun üzerine Allah, O’nun sabrına ve halis niyetine hürmetle şifa vermişti..

    Allahtan sabır (oruç) ve namaz ile yardım dilemenizi tavsiye ederiz.

    Allah'a içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz. Ama duaların kabul olması için bazı hususlara dikkat etmek gerekir. Evvela dua kabul çerçevesi dahilinde olacak. Sonra samimi ve günahsız bir ağızla olacaktır. Mümkünse abdestli ve helal lokma alınmak suretiyle bereketlenecektir. Mübarek mevkilerde özellikle mescit ve camilerde, mübarek zamanlarda özellikle ramazan ayı ve kadir gecesi, berat gecesi gibi mübarek gecelerde, namazlardan sonra özellikle sabah namazından sonra dua edilmesi kabule karin olması hikmet-i ilahiye ve rahmet-i ilahiyece matluptur. Bu şartlardan uzaklaşıldığı taktirde de duanın tesiri azalacaktır.

    Sabır ruhun bir melekesidir, güzel bir huydur. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur. Bir hakkı müdafaa ve muhafaza etmek için gösterilen sebat, sabretmekle mümkündür. Allah'ın emirlerini yerine getirmek, aklın ve dinin hoş görmediği ve nefsin meşrû olmayan istek ve arzularına mukavemet edebilmek, hayatta elde olmadan başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren bela ve musîbetlere karşı koyabilmek ve bunların üstesinden gelebilmek için sabırlı olmak ve sabretmeye alışmak lazımdır.

    Bütün faziletlerin anası, hayatta muvaffak olmanın ve kemale ermenin sırrı bu güzel özelliktir. Her türlü rezaletin sebebi sabırsızlık veya gerektiği kadar sabır gösterememektir. Sabır her faziletin üstünde bir değer taşır. "Şüphesiz Allah Teâlâ sabredenlerle beraberdir" (el-Bakara, 2/153, 155).

    Sabrın sonu selamettir, başarıdır. Sabır acıdır. Fakat sonucu tatlıdır. Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabreden başarıya ulaşır' ; "Sabır başarının anahtarıdır"; "Sabır bir ışıktır"; "Sabır cennet hazinelerinden bir hazinedir"; "Sana sıkıntı veren şeylere karşı sabretmende bir çok hayır vardır" buyurarak sabrın faziletini anlatmıştır.

    Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabır, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür" (Buhârî, Cenâiz, 32) sözüyle bir felaketle ilk karşılaştığı zamandaki sabrın önemini vurgulamıştır. Sabretmek, mahkûmiyete, meskenete ve zillete razı olmak, haksız tecavüzlere, insan haysiyetine gölge düşürecek saldırılara katlanmak ve bunlara ses çıkarmamak anlamına gelmez.Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabretmek caîz değildir. Bunlara karşı içten elem duymak ve bunlarla mücadele etmek gerekir. İnsanan kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması ya da karşılayabileceği ihtiyaçları karşısında gevşemesi sabır değil, acizlik ve tembelliktir. Rasulullah (s.a.s); Ya Rabbi! Acizlikten ve tenbellikten sana sığınırım" (Buhari, Cihad, 25) diye dua etmiştir.

    Bazı sıkıntılar vardır ki, kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman heyecana kapılmadan ve şikayet etmeden takdir-i ilâhiye razı olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir. Nitekim Cenab-ı Allah Kuran-ı Kerimde sabr-ı cemili (güzel sabır) emretmektedir. (Yusuf, 12/18). Rasulullah (s.a.s) Sabr-ı cemil şikayet edilmeyen sabırdır" buyurmuştur. Aslında elden bir şey geldiği zamanlarda sabırsızlık gelmediği zamanlarda sabırsızlık göstermenin bir faydası yoktur ve lüzumsuz bir harekettir.

    Kur'ân-ı Kerim'in yetmişten fazla ayetinde zikredilen sabır, insan tabiatına aykırı olan zorunlu hallere uymak ve güçlüklere karşı koymak demektir. Sabrın gâyesi, beklenmedik olaylar, içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak, paniğe kapılmamak ve tahammül göstermektir. Allah Teâlâ sabredenlere mükâfatını hesapsızca vereceğini müjdelemiş ve onları övmüştür.

    Mü'minler, çoğu zaman sırf inandıkları için Allah düşmanlarının zulüm ve kötülüklerine hedef olurlar; çeşitli işkencelere uğrar, onlarla savaşmak zorunda kalırlar. İşte bu durumda sabır, mü'minin güç kaynağı, imanının koruyucusudur. Hz. Musâ'ya inananlara Firavun eziyet etmek isteyince onlar: "Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür" (el-Araf 7/126) diye duâ etmişlerdi. Sevgili Peygamberimiz ve ilk müslümanların, yapılan işkence ve eziyetlere nasıl sabır ve tahammül gösterdikleri bilinen bir husustur.

    İbadetlerin nefsimize ağır gelen yönleri de sabırla hafifler. Böylece huzur içinde günde beş vakit namaz kılar, sıcak yaz günlerinde hiç bir sıkıntı duymadan oruç tutarız. Diğer ibadetler ve ahlâkî davranışlarda böyledir. Aşağıdaki âyetler bunu göstermektedir:

    "Her kim sabreder ve suç bağışlarsa, bu hareket arzu edilen en iyi işlerdendir" (eş-Şurâ, 42/43); "İçinizden mücahitleri ve sabredenleri belirtelim diye sizleri mutlaka imtihan ederiz. Haberlerinizi de denetleriz" (Muhammed, 47/31).

    Çoğu zaman insan nefsine uyar; Allah Teâlâ'nın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak ona zor gelir, nefse hoş gelen fena arzularını tatmin etmek ister, iyilik ve faziletlerden kaçınır. Meselâ; cebindeki parasını eğlence ve zevkleri için harcamak, bir yoksula vermekten daha hoş gelir. Bir çocuk için oyun oynamak, ders çalışmaktan daha ilgi çekici görünür. Gezip tozmak, çalışıp kazanmaya tercih edilir.

    İşte bu durumda, insanın, kendisine zor gelse bile, iyi olanı, faydalı olanı seçmesi, sabır ve tahammülle onu yerine getirmeye çalışması çok güzel bir davranıştır.

    Ayrıca insanlar hayat boyunca, bolluk veya yokluk içinde kalabilir, sağlıklı iken hastalanır, sel, deprem, yangın gibi felâketlerle karşılaşabilir; bütün bu durumlarda insanın en büyük dayanağı sabırdır. Aksine davranış, insanı Allah Teâlâ'ya isyana ve nankörlüğe sürükler. Cenab-ı Hak bu konuda şöyle buyurmuştur: "Doğrusu kim Allah'tan korkar ve düştüğü felâkete sabrederse; muhakkak ki Allah iyilik edenlerin mükafatı boşa, çıkarmaz" (Yusuf, 12/90).

    Peygamberler sabrın en büyük örnekleridir. Çünkü onlar bütün güçlükleri sabırla karşılamışlardır. Dileğimiz Allah (c.c.)'ın bizi, "belâlarına çok sabreden ve nimetlerine çok şükreden" kullarından eylemesi olmalıdır (İbrahim, 14/5).

    Sabrın sonu selâmettir. Sabır, iman ve ibadetin, ilim ve hikmetin, kısaca bütün faziletlerin başıdır. Sabırlı insan iyi insandır. İyi işler yapıp birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin kurtuluşa ereceklerini Allah Teâlâ haber vermiştir. Sabır zafere giden yoldur (el-Asr, 103/1-3).

    Peygamber Efendimiz; "Sabır ve tahammül gösteren kimseyi Cenab-ı Hakk sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet hiç bir kimseye verilmemiştir" (Tirmizi, Birr, 76).

    "Hoşlanmadığın şeye sabretmende büyük fayda vardır" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 307) buyurmuştur.

    Ayrıca Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:

    "Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz; sabredenleri müjdele" (el-Bakara, 2/ 155).

    Bu ve benzeri âyetlerden Allah Teâlâ'nın insanları çeşitli sıkıntılara uğratarak imtihan ettiğini ve bu imtihanı sabredenlerin kazandığım öğreniyoruz.

    Sabırla bütün zorluklar halledilmekte, her türlü engel aşılmaktadır. Onun için atalarımız: Sabırla koruk, helva olur" demişlerdir.

    Hz. Peygamber şöyle buyuruyor:

    "Mü'minin işi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu özellik yalnız mü'mine özgüdür. Zira sevinirse şükreder. Bu ise onun için hayırlıdır. Başına belâ gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır" (Riyâzüs-Sâlihin, 1, 54).

    Bizim için mutlaka hayırlı olduğuna inandığımız sabır, bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır. Allahın dinini tebliğ ederken hepsi çeşitli sıkıntılara uğramış, kendilerine eziyet edilmiş, yurtlarından çıkarılmış. Hükümdarlar tarafından zindana atılmış ama onlar daima sabretmişlerdi. Kuran-ı Kerimde peygamberlerin sabrını dile getiren pek çok ayet-i kerime vardır. Rasulullahın hayatı ise baştan sona en güzel sabır örnekleri ile doludur. Bu sebeple her müslümana düşen görev, kurtuluşun sabırda olduğunu düşünerek, Allahtan sabır dilemek ve sabırlı olmaktır.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör

    http://www.sorularlaislamiyet.com/su...=hastal%C4%B1k


    haklısın kardeşim sabır çok önemli benim problemim aslında alkol alan biriyle aynı evde kaldığımdan sitresli günler yaşıyorum onun için rahatlatan dua biliyorsanız demiştim sağolun ALLAH razıolsun. sabredemiyorum bazen.
    seni ilgilendirmeyen şeylerle uğraşma......
    Düşmanından uzaklaş......
    ölünün neyine gıpta edersen,diriyede öyle gıpta et....
    senin ihtiyacını gidermeyi önemsemeyen bir kişiden bir istekte bulunma..


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Halbuki küçük Sahabelere, büyük velilerden daha büyük deniliyor?
    By fanidünya... in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.08.14, 05:21
  2. S.a Arkadaşlar
    By gülazer in forum Tanışma
    Cevaplar: 18
    Son Mesaj: 04.01.09, 16:33
  3. S.A Arkadaşlar....
    By Ahmedil Berrak in forum Tanışma
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 20.04.08, 11:21
  4. S.a. Arkadaşlar
    By ..::gül::.. in forum Tanışma
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 07.09.07, 14:12
  5. ArkadaŞlar!!!!!!
    By nur_03 in forum Dualar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 18.08.07, 10:15

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0