+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 32

Konu: Bilim Adamlarının Hayat Hikayeleri

  1. #1
    Vefakar Üye ahmetsait59 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    341

    Standart

    “Nobel Ödülü”nü alan ilk Müslüman ilim adam?

    Prof. Dr. ABDÜSSELÂM (1926-1996)



    29 Ocak 1926’da, bugün Pakistan s?n?rlar? d?ş?nda bulunan Jhang’da doğdu. Pencap’ta başlad?ğ? tahsiline Cambridge Üniversitesi’nde devam etti. 1949 y?l?nda buradan matematik ve fizik dallar?nda birincilikle mezun oldu. 1951 y?l?nda haz?rlad?ğ? doktora teziyle, “kuantum elektrodinamiği”nde yeni bir ç?ğ?r açt?. Ayn? y?l Pencap Üniversitesi’ne profesör oldu.
    1954’te Cambridge Üniversitesi’ne “okutman” olarak tayin edildiğinden Pencap Üniversitesi’ndeki görevinden ayr?ld?. Okutmanl?k görevine Londra Üniversitesi’ndeki Imperial College’a teorik fizik profesörü olarak tayin edildiği 1957 y?l?na kadar devam etti.

    1955 ve 1958 y?llar?nda milletleraras? alanda “Enerjinin Bar?şç? Gayelerle Kullan?lmas? Konferans?”n?n ilmî sekreterliğini yapt?. 1957-1958’de fizik ilmine yapt?ğ? büyük hizmetlerinden dolay? Cambridge Üniversitesi “Hopkins Armağan?”na lay?k görüldü. 1958 y?l?nda başlad?ğ? Pakistan Atom Enerjisi Komisyonu üyeliğini 1974 y?l?na kadar sürdürdü. 1959’da ?ngiliz Kraliyet Akademisi üyeliğine seçilirken Pakistan Millî Eğitim Komisyonu Müşavirliği görevine de başlad?. 1960’ta “Milletleraras? Atom Enerjisi Ajans? Genel Konferans?”na Pakistan Guvarnörü olarak kat?ld?. Bunlar?n d?ş?nda, Prof. Abdüsselâm burada sayamayacağ?m?z daha birçok görevde bulunmuş ve birçok ödüle lây?k görülmüştür.

    Hiç şüphesiz, Prof. Abdüsselâm’? ilim dünyas?na tan?tan en önemli çal?şmas?, “Nobel Ödülü”ne lây?k görülen teorisi olmuştur. Bu teori, “zay?f ve elektromanyetik kuvvetlerin birleşik alan teorisi” ad?n? taş?maktad?r. Teori bir yandan ayar simetrisi, diğer yandan da simetrilerin kendiliğinden bozulmas? prensiplerine dayanmaktad?r. Ayn? teori o s?ralarda Steven Weinberg taraf?ndan da ileri sürüldü. Bundan dolay? teori, “Selâm-Weinberg Teorisi” ad?yla tan?nd?.

    Kâinatta ilk bak?şta mahiyetleri itibariyle birbirinden farkl? dört kuvvet görülmektedir (yerçekimi kuvveti, elektromanyetik kuvvetler, zay?f kuvvetler ve nükleer kuvvetler). Bunlar, atom çekirdeklerinin yap?taşlar?n? bir arada tutmaktad?r. Teorik fizikçiler, 1918’den beri bu kuvvetlerden en az ikisinin veya hepsinin kaynağ?n?n ayn? olduğunu ispat etmeye çal?şm?şlard?. Hattâ Einstein bile 35 y?l?n? buna vermiş, fakat tatmin edici ve gözlemlere uygun bir sonuç alamam?şt?.

    Einstein’in başaramad?ğ? bu çal?şmay? Prof. Dr. Abdüsselâm gerçekleştirdi. Farkl? iki kuvveti, ayn? teorik bir model içerisinde deneylere uygun ve doyurucu bir şekilde izaha kavuşturdu. Zay?f kuvvet ile elektromanyetik kuvveti ayn? teorik çat? alt?nda birleştirdi. ?şte, “Selâm-Weinberg Teorisi”nin özü buydu.

    Daha önceleri zay?f kuvvetlerde daima bir elementer elektrik kuvvetinin ortaya ç?kt?ğ? kabul ediliyordu. Selâm-Weinberg Modeli’nde ise yepyeni bir tip kuvvetin, yani “hiçbir elementer elektrik yükünün görülmeyeceği nötr zay?f kuvvetlerin” varl?ğ? ortaya koyulmuş oluyordu.

    Teori, zay?f ve elektromanyetik kuvvetler ayn? cins bir kuvvetin iki farkl? yönünü teşkil ettiklerinde, zay?f kuvvetlerin varl?ğ?n? da zarurî görmekteydi. Ayr?ca, bu tür zay?f kuvvetlerde, arac? rolünü oynayacak olan nötr bir taneciğin bulunmas?n? da gerektiriyordu.

    Teori, ?sviçre’nin Cern şehrindeki Avrupa Nükleer Merkezi’nde; ABD’deki Fermi, Argonne ve Brookhaven Millî Laboratuarlar?’nda gerçekleştirilen ve polarize elektronlar?n atom çekirdekleri taraf?ndan saç?lmalar?na dayanan bir seri deneyle kalitatif ve kantitatif olarak doğrulanm?şt?r. Teorinin gerçeği aksettirdiği dünya çap?nda yap?lan birçok deneyle de doğruland?ğ? için 1979’da “Nobel Fizik Ödülü”nün Prof. Abdüsselâm, Prof. Weinberg ve Prof. Glashow’a verilmesi kararlaşt?r?ld?.

    Prof. Abdüsselâm, Nobel Ödülü’ne lây?k görülen teorisini içinde her şeyin bulunduğuna inand?ğ? “Kur’ân-? Kerîm”den ç?kard?ğ?n? belirtmekte ve dayanak noktas?n? şöyle özetlemektedir:

    “?slâm, tevhid (birlik) dinidir. Allah’?n fiilleri, s?fatlar? ve zat?nda da birlik vard?r. Niçin bütün eşyada da birlik tecellî etmesin?”

    ?şte Abdüsselâm, bu birliğin kâinatta da tecellî edeceğine inand? ve ayr? gibi görünse de dört kuvvetin kaynağ?n?n ayn? olmas? gerektiğini kanaatine vard? ve üstün gayretiyle bunlar?n ikisinin esasta ayn? olduğunu ispat etti.

    Not: Ayr?nt?l? bilgi için bkz:

    Döğen Ş.; Müslüman ?lim Adamlar?; Yeni Asya Neşriyat; ?stanbul; Şubat 2004
    Konu elff tarafından (08.08.07 Saat 02:21 ) değiştirilmiştir.
    Ahmet Sait

  2. #2
    Vefakar Üye ahmetsait59 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    341

    Standart

    AKŞEMSEDDÎN (1389-1459)



    1389’da Osmanc?k’ta doğdu. As?l ad?, Şeyh Mehmed Şemseddin bin Hamza’d?r. Soyu, Şeyh Şihabüddin Sühreverdî’ye, daha da öte Hz. Ebû Bekir’e kadar dayanmaktad?r.

    ?lk öğrenimini Amasya’da yapt?. Daha sonra Şam’a gitti. Kendini tamamen ilme verdi. Çok iyi yetişti. Sonra, Osmanc?k Medresesi’ne müderris (profesör) oldu. Bir çok talebe yetiştirdi. Büyük bir hürmet ve îtibar kazand?.

    Bu arada içini bir merak sard?, tasavvufa yöneldi. Hac? Bayram-? Velî’ye talebe olmak üzere Ankara’ya gitti. Hac? Bayram-? Velî’nin çarş? Pazar dolaşt?ğ?n?, küçük işlerle meşgul olduğunu görerek talebe olmaktan vazgeçti. Daha sonra Halep’e gitti. Orada, meşhur Şeyh Zeynüddîn’e intisab edecekti. Fakat gittiği gece gördüğü bir rüya üzerine Ankara’ya geri döndü ve Hac? Bayram-? Velî’ye mürîd (talebe) oldu. K?sa bir süre Beypazar? ve ?skilip’te oturdu. Daha sonra Göynük’te ders vermeye başlad?. Hac? Bayram-? Velî’nin tavsiyesiyle Sultan II. Murad onu Fatih’e lâla olarak getirtti. Böylece Fatih’in de hocas? oldu.

    Akşemseddin, dinî ve t?bbî ilimlerde geniş bilgiye sahipti. T?p bilgisi o kadar çoktu ki, kimse onunla yar?lamazd?. Hastal?klar?n teşhisini yan?lmadan hemen koyar, ilâc?n? da bizzat kendisi haz?rlard?. Vezir Halil Paşa’n?n oğlu hastaland?ğ?nda devrin ünlü doktorlar? tedâvîden âciz kalm?ş, Akşemseddin ise başar?l? bir tedavî uygulayarak herkesi hayrette b?rakm?şt?.

    Akşemseddin, bitkiler üzerinde de geniş araşt?rmalar yapar, harikulâde ilaçlar elde ederdi. Bu hususta öylesine uzmanlaşm?şt? ki, daha bitkiyi görür görmez hangi hastal?ğ?n ilac? olabileceğini kestirirdi. Bedenî hastal?klar üzerinde olduğu kadar, ruhî hastal?klar konusunda da uzmand?. “Tabîb-i Ervah (ruhlar?n tabîbi)” ünvan?yla an?lmas? onun bu sahadaki otoritesini göstermektedir.

    Akşemseddin’in en büyük hizmetlerinden biri, bulaş?c? hastal?klarla ilgili tespitleridir. Günümüz ifadesiyle, “Sûretleri bak?m?ndan bütün hastal?klar?n, bitki ve hayvanlarda olduğu gibi, tohumlar? ve kökleri bulunmaktad?r. Ot tohumu ve ot kökü gibi…” aç?klamas?yla “mikrop”u tan?mlam?şt?r. Bu ifadeleriyle Akşemseddin, hastal?klar?n kendiliğinden değil, “tohum” veya “as?l” ad?n? verdiği canl?larla yay?ld?ğ?n? belitmiş oluyordu. Böylece o, mikrop fikrinin tarih sayfalar? aras?nda gizlendiği bir dönemde mikrobun varl?ğ?n? gündeme getiriyor; Frans?z kimyac?s? ve biyologu Pasteur’ün (1822-1895) uzun çal?şmalar ve deneyler sonucu elde ettiği neticeyi, ondan 400 sene kadar önce tespit etmiş oluyordu.

    ?lme, insanl?ğa, islâma büyük faydalar sağlayan; ayr?ca bir kerâmet eseri olarak büyük sahabî Ebû Eyyûbi’l-Ensârî’nin kabrini bulan Akşemseddîn, 1459’da Hakk’a doğru yürüdü.
    Konu elff tarafından (08.08.07 Saat 02:21 ) değiştirilmiştir.
    Ahmet Sait

  3. #3
    Vefakar Üye ahmetsait59 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    341

    Standart

    AL? KUŞÇU (?-1474)




    Türk-?slam dünyas?n?n büyük astronomi ve kelam âlimi olan Ali Kuşçu’nun nerede ve ne zaman doğduğu kesin olarak bilinmemekle beraber Mâverâünnhehir’de doğduğu rivayet edilmektedir. Babas? Muhammed, ünlü Türk Sultan? ve astronomu Uluğ Bey’in kuşçusu olduğu için, ailesi “Kuşçu” lakab?yla meşhur oldu. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiye ilgi duyan Ali Kuşçu, devrin en büyük alimleri olan Bursal? Kad?zâde Rumî, G?yâseddin Cemşîd ve Muînuddîn Kâşî’den matematik ve astronomi dersleri ald?.
    Daha sonra bilgisini artt?rmak için Kirman’a gitti. Burada Hall-ü Eşkâl-i Kamer (Ay Safhalar?n?n Aç?klanmas?) adl? risale ile Şerh-i Tecrîd adl? eserini yazd?. Ali Kuşçu, Semerkant ve Kirman'da eğitimini tamamlad?ktan sonra Uluğ Bey'e yard?mc? ve rasathanesine Kad?zâde Rûmî’nin vefat?ndan sonra müdür oldu. 1449'da hacca gitmek istedi. Tebriz'de Akkoyunlu Hükümdar? Uzun Hasan kendisine büyük sayg? gösterdi ve Fatih'le bar?ş görüşmelerinde yard?m?n? istedi.

    Fatih Sultan Mehmed’in daveti üzerine, elçilik görevini bitirdikten sonra yüz kişilik yak?n?yla birlikte ?stanbul’a geldi. Fatih Sultan Mehmed, o günün şartlar? içerisinde Ali Kuşçu’yu günde 200 akçe gibi yüksek bir ücretle, Ayasofya Medresesine Müderris tayin etti ve kendi özel kütüphanesine müderris yapt?.

    Ali Kuşçu’nun ?stanbul’a gelmesi ve ders vermeye başlamas?yla, ?stanbul medreselerinde astronomi ve matematik alan?nda büyük gelişme oldu. Çünkü o zamana kadar ?stanbul’da astronomi ile uğraşan güçlü bir bilgin yoktu. Ali Kuşçu, Osmanl?lar aras?nda astronomi bilimini yayd?.

    Birçok eser yazan Ali Kuşçu’nun astronomi ile ilgili en büyük eserlerinden birisi de Risale fi'l-Hey'e (Astronomi Risalesi) dir. Matematik alan?ndaki diğer büyük eseri ise Risale-i fi’l-Hesab (Aritmetik Risalesi) dir. Diğer büyük eserlerini şu şekilde s?ralayabiliriz; Risale-i Muhammediye (Cebir ve Hesap konular?ndan bahseder), Tecrîd'ül Kelâm (Sözün Tecridi), Risale-i Adudiye’dir.

    Ali Kuşçu'nun matematik ve astronomi alan?nda yazm?ş olduğu iki büyük eseri vard?r. Bunlardan ilki Otlukbeli savaş?ndan sonra bitirilip Fatih’e sunulan Risale fi’l Fethiye adl? eseridir. Bu eser üç ayr? bölümden oluşmaktad?r. Bu eserin ilk bölümünde gezegenlerin küreleri ve gezegenlerin hareketlerinden bahsedilmektedir. ?kinci bölüm ise yerin şekli ve yedi iklim hakk?ndad?r. Son bölümde ise yere ilişkin ölçüleri ve gezegenlerin uzakl?klar?n? vermektedir. Ali Kuşçunun matematik alan?nda yapm?ş olduğu en büyük eser Fatih'in ad?na atfen, Risale fi’l-Muhammediye ad?n? verdiği kitapt?r. Bu büyük astronom ve matematikçi, 1474 tarihinde ?stanbul'da vefât etmiştir. Mezar?, Eyüp Sultan Türbesi hareminde bulunmaktad?r.
    Konu elff tarafından (08.08.07 Saat 02:22 ) değiştirilmiştir.
    Ahmet Sait

  4. #4
    Vefakar Üye ahmetsait59 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    341

    Standart

    Svante August Arrhenius (1859-1927)



    Dost kazanmakta da bir dahi olan, ?sveç'li bu büyük kimyac?, yaşam? boyunca çağ?n?n tüm bilim adamlar?yla tan?şt?; onlar?n sevgi ve sayg?s?n? kazand?. Bununla birlikte mesleğinin ilk y?llar?, kendini kabul ettirmek için verdiği mücadelelerle doludur.

    Arhenius, 22 yaş?nda elektriğin sulu çözeltilerden geçişi ile ilgili olarak bir çok deney yapt? ve doktoras?n? haz?rlamak için bu deneylere devam etmeye karar verdi. Upsala Üniversitesindeki laboratuvar?nda, yüzlerce çözelti üzerinde, çok geniş bilgiler toplad?. Bunlara dayanarak, sulu çözeltilerin yüklü tanecikler yani iyonlar içerdiği hipotezini ileri sürdü. Bu, o s?ralarda devrim yarat?c? bir görüştü; profesörleri bu hipotezi kendi düşüncelerinden o kadar farkl? gördüler ki ona "doktor" ünvan?n? istemeyerek verdiler.

    Arrhenius y?lmad? ve tezinin örneklerini diğer bilim adamlar?na gönderdi. Bu köklü düşünceleri ancak bir kaç kişi ciddiye ald?. Almanyal? büyük bilgin Ostwald da bunlardan biriydi ve Arrhenius'la tan?şmak için ?sveç'e gitti. Bu büyük bilim adam? taraf?ndan yüreklendirilen Arrhenius, Almanya ve Hollanda'ya giderek incelemeler yapt?. 1889 da " Sulu Çözeltilerde Maddelerin Ayr?şmas? " başl?kl? çal?şmas?n? yay?nlad?. Sonra Leibzig Üniversitesine profesör olmak üzere çağr?ld?; ama o Stocholm'da bir lise öğretmeni olmay? yeğledi. ?leri sürdüğü kuram hala genel bir kabul görmüş değildi. Kendisine karş? ç?kanlar, onun görüşlerini "vahşi ?yonyal?lar?n göçü" diyerek küçümsüyorlard?. Uzun tart?şmalar sonucunda 1893'te Stockholm'de profesör oldu. Almanya'daki bilim adamlar? Arrhenius'a büyük destek verdi. Profesör olarak atanmas?ndan iki y?l sonra rektör seçildi ve Nobel Ödülünü kazand?. Böylece uzun bir süre sonunda da olsa hak ettiği başar?n?n sonuçlar?n? elde etti. Kendisine Berlin'de kimya profesörlüğü önerildi. Ancak o s?ra ?sveç Kral? Fizikokimya Nobel Enstitüsünü kurdu; 1905 y?l?nda da Arrhenius bu kurumun direktörü oldu. Ölümüne dek, yorulmaz bir deneyci ve çok yönlü bir bilim adam? olarak çal?şt?.

    Arrhenius'un bilimdeki başar?s?n?, onun yaln?z parlak bir bilim adam? olmas?nda değil, ayn? zamanda kendi görüşlerini y?lmadan savunmas?nda aramak gerekir. Sulu çözeltilerin özeliklerini anlay?ş?, çağ?n?n düşüncelerinden o kadar ileriydi ki, eğer kuram?n?n doğruluğu üzerindeki inanc? bu kadar kuvvetli olmasayd? kolayca bir kenara at?labilirdi. Sulu çözeltilerin iyonik modeli, kimyan?n çehresinin değişmesinde önemli bir etken olmuştur.
    Konu elff tarafından (08.08.07 Saat 02:22 ) değiştirilmiştir.
    Ahmet Sait

  5. #5
    Vefakar Üye ahmetsait59 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    341

    Standart

    Niels Henrik David Bohr (1885-1962)



    Niels Henrik David Bohr, 1885’de Copenhagen Üniversitesi’nde fizyoloji profesörü Christian Bohr’un oğlu olarak dünyaya geldi. Niels ve küçük kardeşi Harald (geleceğin matematik profesörü) gelişimi için çok olumlu bir atmosferde büyüdü. Babas? çok seçkin bir profesördü. Onun okul y?llar?nda fizikle ilgilenmesinde büyük etkisi olmuştur. Annesi de eğitim alan?nda önemli kişilerden biriydi.

    1903’de Gammelholm Grammar okuluna girdikten sonra çok seçkin ve yetenekli bir profesör olan C. Christiansen’in dan?şmanl?ğ?nda Copenhagen Üniversitesi’ne girdi. Master derecesini 1909’da, doktoras?n? 1911’de ald?.
    Daha öğrenciyken Copenhagen’daki bilimler akademisi taraf?ndan baz? özel bilimsel problemlerin çözümü için ödül verileceği duyurulunca, Bohr ak?şkanlar?n yüzey gerilimi konusunda deneysel ve teorik araşt?rma yapmaya başlad?. Babas?n?n laboratuarlar?nda yapt?ğ? bu çal?şmayla duyurulan ödülü ald?. Bohr’un bundan sonraki çal?şmalar? daha çok teorikti. Doktora tezi tamamen teorik ve günümüzün de klâsik problemlerinden olan, elektron teorisi yard?m?yla metallerin özelliklerinin aç?klanmas?yd?. Bu teoriyle ilk defa Bohr, Planck’?n kuantum teorisiyle çat?şt?.
    1911 sonbahar?nda kendi teorik çal?şmalar?yla birlikte Sir J. J. Thomson’un dan?şmanl?ğ?nda Cavendish Laboratuar?’nda deneysel çal?şmalar? takip ederek kendini geliştirdi. 1912 ilkbahar?nda Manchester’da araşt?rmac?lar?n yoğun bilimsel çal?şmalar yürüttüğü ve daha çok radyoaktif olgular üzerinde çal?şt?ğ? Professor Rutherford laboratuvar?nda çal?şt?. 1913’te The Philosophical Magazine’de yay?mlanan alfa ?ş?n?m?n?n soğurumu konusundaki teorik çal?şmalar?, Rutherford’un çekirdeği keşfinden sonra atomun yap?s? üzerinde çal?şmaya yöneltti. Planck’?n ortaya att?ğ? kuantum teorisinden al?nt? yaparak, daha sonra Heisenberg’in de geliştirmesiyle, elementlerin kimyasal ve fiziksel özelliklerini ortaya ç?karmak için kullan?lacak olan atomun yap?s?n? keşfetti.
    1913-1914 y?llar?nda Bohr, Copenhagen ve 1914-1916’da Manchester Victoria Üniversiteleri’nde ders verdi. 1916’da Copenhagen Üniversitesi Teorik Fizik profesörlüğü’ne atand? ve 1920’den ölümüne kadar sürecek olan, onun için kurulan Institute for Theoretical Physics’in baş?na getirildi.1922 y?l?nda onun keşfettiği atomun yap?s?n?n tan?nmas?yla Nobel Fizik ödülü ald?.
    Bohr’un Enstitüsü’ndeki 1930’dan sonraki faaliyetleri çekirdeğin yap?s?, parçalanmas? ve değişimi üzerine yoğunlaşt?. Bir damla s?v? bu görüşe göre çekirdeğin çok iyi bir görüntüsüydü. Bu yüzden nükleer fisyonu da anlamam?za yarayan bu teoriye Liquid Droplet Theory denildi.
    Bohr ayr?ca kuantum fiziğindeki problemlerin çözümüne de önemli katk?larda bulundu. Bundan dolay? fizikteki bu büyük değişimin fiziğin temel özelliklerine bak?ş?m?z? nas?l etkilediğini, bu değişimin sonuçlar?n?n atomik fiziğin bilinen yap?s?ndan ne kadar farkl? olduğunu gösterdi. Bu görünüş 1933-1962 aras?nda birçok yaz?da tart?ş?ld?. Bu yaz?lar ?ngilizce olarak Physics and Human Knowledge adl? kitab?nda topland?.
    Nazilerin, II. Dünya Savaş? s?ras?nda Danimarka’y? istilâs?ndan sonra ?sveç’e kaçt?. Savaş?n son iki y?l?n? atom enerjisi projesiyle ilgili olarak ?ngiltere ve Amerika’da geçirdi. Geri kalan y?llar?n? atomik fiziğin bar?şç? uygulamalar? ve atomik silahlar?n gelişiminden dolay? ortaya ç?kan politik problemlere ay?rd?.
    Bohr, yaşam?n?n sonuna kadar zekas?n? canl? tuttu. Son y?llar?nda moleküler biyoloji üzerine yoğunlaşt?. 1912’de Margrethe Nørlund ile evlendi. ?kisini kaybettiği alt? oğlu oldu, 18 kas?m 1962’de hayata gözlerini yumdu.
    Konu elff tarafından (08.08.07 Saat 02:23 ) değiştirilmiştir.
    Ahmet Sait

  6. #6
    Vefakar Üye ahmetsait59 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    341

    Standart

    GEORGE BOOLE (1815-1864)



    George Boole, 2 Kas?m 1815’te ?ngiltere’nin Lincolnshire kentindeki Lincoln kasabas?nda dünyaya geldi. Önce Lincoln’de bir okula giden Boole, daha sonra özel bir okula devam etti. Fakat matematikle ilgili ilk eğitimini, ayn? zamanda optik cihazlar?n yap?m?na ilgi duymas?n?n da sebebi olan babas?ndan ald?. Daha sonra yabanc? dillere ilgi duymaya başlad?. Yerel bir kitapç?dan Latince dersleri ald?. 12 yaş?nda Latince’de o derece becerili hâle gelmişti ki, Latin şair Horace’?n bir şiirini tercüme etti. Bundan büyük övünç duyan babas? bu şiiri yay?mlatt?. Fakat Boole’un 12 yaş?ndaki birinin yazamayacağ?n? düşündüren kabiliyeti nedeniyle, yerel okullardan birinin müdürüyle aralar?nda bir tart?şma yaşand?.

    Akademik bir derece için çal?şmamas?na rağmen Boole, 16 yaş?nda asistan öğretmen olmuştu. Yabanc? dillere olan ilgisi devam ediyordu. Kiliseye kat?lmak istiyordu, fakat 1835’te fikri değişti. Kendi okulunu açt? ve orada kendi baş?na matematik çal?şmaya başlad?. Daha sonralar?, iyi bir öğretmenden ders almak yerine, kendi baş?na çal?şarak beş y?l?n? ziyan ettiğini anlayacakt?.

    Bu s?ralarda Laplace ve Lagrange’?n çal?şmalar?n? inceliyordu. Bunlardan, daha sonra ilk matematik makalesinin temelini oluşturacak olan notlar ç?kar?yordu. O s?rada yeni kurulmuş olan “Cambridge Matematik Dergisi”nin editörü olan Duncan Gregory taraf?ndan desteklendi. Duncan Gregory, ona Cambridge’de matematik dersi almas?n? tavsiye etti. Fakat ailesine bakmak zorunda olan Boole, okulunu terk edemedi. Bununla beraber, “Cambridge Matematik Dergisi”ne yaz? yazmaya başlad?. Duncan Gregory’den etkilenen Boole, cebir çal?şmaya başlad?. Cebirsel metotlar?n diferansiyel denklem çözümlerine uygulamas?na ilişkin bir makalesi Kraliyet Derneği’nce yay?nland? ve bu çal?şmas?yla Kraliyet Derneği Madalyas? kazand?.

    1849’da Cork’taki Queens Koleji’nde Matematik Kürsüsü başkanl?ğ?na getirildi. Hayat?n?n sonuna kadar burada şöhretli, tan?nm?ş ve kendini işine adam?ş bir insan olarak ders verdi.

    1854’te “Mant?k ve Olas?l?klar?n Matematiksel Teorileri”nin temelini oluşturan “Düşünce Yasalar? Üzerine Bir Araşt?rma”y? yay?nlad?. Boole, mant?ğ? yeni bir tarzda ele ald?, basit bir cebir haline getirerek matematikle birleştirdi. Mant?ksal sembollerle cebir sembollerinin benzerliğini ortaya koyarak matematiğe “Boole Cebiri”ni kazand?rd?. Bu cebirde {0,1} kümesinde tan?ml? iki işlem vard?r. “+” sembolü VEYA işlemini ifade ederken, “·” sembolü VE işlemini ifade etmektedir. Bu mant?k, modern say?sal bilgisayarlarda ve elektronik anahtarl? devrelerde kullan?lmaktad?r.

    Boole diferansiyel denklemler, sonlu farklar hesab? ve olas?l?kta genel metotlar üzerine de çal?şmalar yapt?. 1859’da “Diferansiyel Denklemler Üzerine Bir Araşt?rma” ve 1860’ta “Sonlu Farklar Hesab? Üzerine Bir Araşt?rma” adl? oldukça etkili tezleri yay?nland?. Elli civar?nda bilimsel makale yay?nlayan Boole, say?lar?n dağ?lma özelliği gibi temel özelliklerini de ilk inceleyenlerden olmuştur.

    Çal?şmalar?ndaki dehas? keşfedildikçe Boole’a çeşitli ödüller verildi. Dublin ve Oxford Üniversitelerinden onursal derceler ald?. 1857’de Kraliyet Topluluğu’na üye olarak kabul edildi. Fakat geç başlayan kariyeri erken noktaland?. 1864’te bir gün evinden okula kadar olan iki millik yolu ağ?r bir yağmur alt?nda yürümek zorunda kald? ve ?slak elbiseleriyle ders verdi. Bunun neticesinde ağ?r bir soğuk alg?nl?ğ? ve akciğer hastal?ğ? oldu. George Boole, 8 Aral?k 1864’te ?rlanda, County Cork’un Ballintemple kasabas?nda hayata gözlerini yumdu.
    Konu elff tarafından (08.08.07 Saat 02:23 ) değiştirilmiştir.
    Ahmet Sait

  7. #7
    Vefakar Üye ahmetsait59 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    341

    Standart

    AUGUSTUS DE MORGAN (1806 - 1871)





    Augustus De Morgan, 27 Haziran 1806’da Hindistan’?n Madurai kentinde dünyaya geldi. Babas? John, Hindistan’da görevli bir yarbayd?. Ailenin beşinci çocuğu olan Augustus, doğumundan k?sa bir süre sonra sağ gözünün görüş yetisini yitirdi. De Morgan ailesi, Augustus yedi ayl?kken ?ngiltere’ye döndü. Augustus 10 yaş?na geldiğinde ise babas? John hayat?n? kaybetti.

    Fiziksel engeli yüzünden okulda sivrilemeyen De Morgan, ac?mas?z şakalar?n konusu olmaktan da kendini kurtaram?yordu. 1823’te Cambridge Trinity Koleji’ne giren De Morgan, sonraki hayat?nda çok samimi arkadaşlar? olacak olan Peacock ve Whewell’den dersler ald?. De Morgan buradan lisans derecesini almas?na rağmen, yüksek lisans derecesi için teolojik bir testi geçmesi gerekiyordu. ?ngiltere Kilisesi üyesi olmas?na rağmen De Morgan buna şiddetle karş? ç?kt?. Dolay?s?yla Trinity Koleji’ndeki eğitimi noktalanm?ş oldu.

    1827’de yeni kurulan bir üniversite olan Londra Üniversite Koleji’ne matematik bölümü başkanl?ğ? için başvurdu. Matematikle ilgili herhangi bir yay?n? bulunmamas?na rağmen kabul edildi. De Morgan, 1828’de Üniversite Koleji’nin ilk matematik profesörü oldu.1831’de prensipleri nedeniyle görevinden ayr?lmak zorunda kalan De Morgan, 1836’da tekrar bu göreve getirildi ve yine prensipleri nedeniyle tekrar istifa ettiği 1866 y?l?na kadar bu görevde kald?.

    ?kinci kitab? olan “Aritmetiğin Elemanlar?” (1830), birçok bask? yapt?. 1838’de “matematiksel tümevar?m” metodunu literatüre kazand?ran De Morgan, 1849’da karmaş?k say?lar?n geometrik bir yorumunu yapt?ğ? “Trigonometri ve ?ki Boyutlu Cebir” adl? kitab?n? yay?nlad?. Ayr?ca Londra Üniversitesi kurucular?n?n kurduğu “Faydal? Bilginin Yay?m? Derneği” adl? kuruluş taraf?ndan yay?nlanan Penny Ansiklopedisi’nde tümevar?m? ilk olarak tan?tt?ğ? da dahil olmak üzere 712 adet makalesi yay?nland?. Ayn? dernek, daha sonraki y?llarda De Morgan’?n diferansiyel ve integral analiz üzerine yapt?ğ? çal?şmalar? da yay?nlam?şt?r.

    De Morgan, cebirin saf sembolik yap?s?n? kavram?şt?. S?radan cebir d?ş?ndaki cebirlerden de haberdard?. De Morgan’?n bilime en büyük katk?s? mant?k alan?nda olmuştur. Bugün “De Morgan Kanunu” diye bildiğimiz eşitlikleri bulmuştur.

    1866’da Londra Matematik Derneği’nin kurucular? aras?nda yer alan De Morgan, 18 Mart 1871’de Londra’da öldü. Hayat? boyunca matematiksel ilginçliklere eğilimi olan De Morgan, 1864’te, x2 y?l?nda x yaş?nda olmak ayr?cal?ğ?na sahip olduğunu yazm?şt?r. (1849 y?l?nda 43 yaş?ndayd? ve (43)2 = 1849 olmaktad?r.)
    Konu elff tarafından (08.08.07 Saat 02:24 ) değiştirilmiştir.
    Ahmet Sait

  8. #8
    Vefakar Üye ahmetsait59 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    341

    Standart

    Thomas Alva Edison (1847-1931)



    ?nsanl?k tarihinin en büyük mûcitlerinden biri olan Thomas Edison, 1847’de Amerika’n?n Ohio eyaletinde dünyaya geldi. 7 yaş?ndayken ailesi ile birlikte Michigan’daki Port Huron’a yerleşti ve ilk öğrenimine burada başlad?. Fakat başlad?ktan yaklaş?k üç ay sonra, alg?lamas?n?n yavaşl?ğ? nedeniyle okuldan uzaklaşt?r?ld?. Bundan sonraki üç y?l boyunca özel bir öğretmen taraf?ndan eğitildi. Son derece merakl? bir kişiliğe sahip olan Edison, 10 yaş?na geldiğinde kendisini fizik ve kimya kitaplar?na verdi. Bu arada evlerinin kilerinde bir kimya laboratuar? kurdu. Bir süre sonra kendi baş?na bir telgraf aleti yapt? ve Mors alfabesini öğrendi. O günlerde geçirdiği ağ?r bir hastal?k sonucu kulaklar? ağ?r işitmeye başlad?.

    12 yaş?na geldiğinde ailesine yard?m etmek için, Port Huron ile Detroit aras?nda çal?şan trende gazete satmaya başlad?. Bu arada, evlerindeki laboratuar?n? trenin yük vagonuna taş?yarak çal?şmalar?n? burada sürdürdü. Bu dönemde Edison, Michael Faraday’?n “Experimental Research in Electricity” adl? eserini okudu ve bundan sonra Faraday’?n deneylerini tekrarlad?.Ayr?ca kendi deneylerine de ağ?rl?k vererek daha düzenli çal?şmaya ve notlar tutmaya başlad?. 1868’de kendine atölye kurdu. Ayn? y?l, geliştirdiği elektrikli bir oy makinas?n?n patentini ald?. Ayg?t, oldukça ilgi toplad? ama kimse taraf?ndan sat?n al?nmad?. Tüm paras?n? yitiren Edison, borç içinde Boston’dan ayr?larak New York’a yerleşti.

    Alt?n borsas?n?n düzenlenmesinde kullan?lan telgraf?n bozulmas? ve borsa yetkililerinin isteği üzerine ayg?t? ustaca tamir eden Edison, Western Union Telegraph Company’den, geliştirilmekte olan telgrafl? kay?t ayg?tlar? üzerinde yetkinleştirme çal?şmas? yapma önerisi ald?. Bunun üzerine bir arkadaş? ile birlikte “Edison Universal Stock Printer” mühendislik şirketini kurdu ve satt?ğ? patentlerle k?sa sürede önemli bir servet edindi. Bu parayla, New Jersey’deki Newark’ta bir imalâthane kurarak telgraf ve telem ayg?tlar? üretmeye başlad?. Bir süre sonra imalâthanesini kapatarak, New Jersey’deki Menlo Park’ta bir araşt?rma laboratuar? kurdu ve tüm zaman?n? yeni buluşlar yapmaya yönelik çal?şmalar?na ay?rd?.

    Edison, 1876’da Graham Bell’in geliştirdiği konuşan telgraf üzerinde çal?şmaya başlad?. Ayg?ta karbondan bir iletici ekleyerek telefonu yetkinleştirdi. Ses dalgalar?n?n dinamiği üzerine yapt?ğ? bu çal?şmalardan yararlanarak1877’de sesi kaydedip yineleyebilen “gramafon”u geliştirdi. Geniş yank? uyand?ran bu buluşu, ününün uluslararas? düzeyde yay?lmas?na neden oldu.

    1878’de William Wallace’in yapt?ğ? 500 mum gücündeki ark lâmbas?ndan etkilenen Edison, bundan daha güvenli olan ve daha ucuz bir yöntemle çal?şan yeni bir elektrik lâmbas?n? geliştirme çal?şmas?na girişti. Bu amaçla amaçla bir kampanya başlatt?. ?şadamlar?n?n parasal desteğini de alan Edison, Edison Electric Light Company’i kurdu. Oksijenle yanan elektrik ark? yerine, havas? boşalt?lm?ş bir ortamda (vakumlanm?ş) ?ş?k yayan ve düşük ak?mla çal?şan bir ampul yapmay? tasarl?yordu. Bu amaçla 13 ay boyunca, flaman olarak kullanabileceği bir metal tel yapmak için uğraş verdi. Sonunda 21 Ekim 1879’da, özel yüksek voltajl? elektrik üreteçlerinden elde ettiği ak?mla çal?şan karbon flamanl? elektrik ampulünü halka tan?tt?. Üç y?l sonra New York sokaklar?n? bu lambalar ayd?nlatacakt?.

    ?ki kez evlenen ve alt? çocuk sahibi olan Edison, 1931 y?l?nda New Jersey’de hayata veda etti.
    Konu elff tarafından (08.08.07 Saat 02:24 ) değiştirilmiştir.
    Ahmet Sait

  9. #9
    Vefakar Üye ahmetsait59 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    341

    Standart

    Albert Einstein (1879-1955)




    Albert Einstein, 14 Mart 1879’da Almanya’n?n Ulm kasabas?nda dindar olmayan bir yahudi ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Keman derslerinin yan?s?ra, 6 yaş?ndan 13 yaş?na kadar dinsel eğitimini evinde ald?. Öğrencilik hayat?na 1886 y?l?nda Münih’te başlad?.1894 y?l?nda, ailesinin Milan’a taş?nmas?na rağmen, Münih’te kalarak öğrenim hayat?na devam etti. 1896’da Alman vatandaşl?ğ?ndan feragat etti ve eğitimine ?sviçre’de Zürih Federal Politeknik okulunda devam etti. 1901’de mezun oldu. Ayr?ca 1899 y?l?nda başvuruda bulunduğu ?sviçre vatandaşl?ğ? da, bu y?l içerisinde kabul edildi. Einstein, buradan mezun olduktan sonra öğretmen olarak iş bulamad?ğ? için, ?sviçre Patent Ofisinde teknik asistan olarak göreve başlad? ve 1905 y?l?nda doktoras?n? ald?.
    Onu ünlü yapan, 1905 y?l?nda bir dergide yay?mlanan üç makalesidir ve bu üç makale başl? baş?na bir devrim olmuşlard?r. Bunlar; Fotoelektrik olay, Brownian devinimi ve en ünlüsü olan Özel Relativite Kuram?’d?r. ?lginçtir ki bu üç çal?şma da tamamen teorik ve yepyeni olaylard?. Bu makalelere, teorilerin karmaş?kl?ğ?ndan dolay?, zaman?n ünlü birçok Fizikçisi sadece gülüp geçmişlerdir. Bu üç makaleden sonra Einstein’in ünü tüm dünyaya yay?lm?ş ve Einstein çeşitli platformlarda makalelerini ve görüşlerini destekleyici çok say?da konuşma yapm?şt?r. ?nsanlar?n ona kuşku ile yaklaşmalar?n?n en büyük sebebi, aç?klamalar?n?n o ana kadar olan tüm Fiziği alt üst etmesi, ayr?ca deneysel olarak ispatlanmalar?n?n oldukça zor olmas?d?r.

    1905’ten sonra Einstein, Genel Relativite denilen teorisini ortaya atm?şt?r. Asl?nda Özel Relativite bu teorinin sadece bir parças?d?r. Yani Einstein, Relativite teorisini bu noktada genelleştirmiştir. Bu hali ile Relativite benimsenmesi bir yana, anlaş?lmas? bile bayağ? zaman alm?ş bir teori haline gelmiştir. O zamanlarda ünlü ?ngiliz Astrofizikçi Eddington’a “Teoriyi üç kişinin anlad?ğ? söyleniyor, doğru mu?” diye sorulduğunda, bir an duraklay?p “Üçüncü kişinin kim olduğunu düşünüyordum” demiştir.

    Einstein, son 30 y?l?n? bugün hâlâ üzerinde çal?ş?lan Birleşik Alanlar Teorisi’ne harcad?. Birleşik Alanlar Teorisi k?saca, kainattaki dört ana kuvveti (gravitasyon, elektrik, manyetik, nükleer) bir tek formül veya bir tek ilke alt?nda toplamay? hedefleyen bir teoridir diyebiliriz. Günümüzde elektriksel kuvvet ile manyetik kuvvet, elektro-manyetik kuvvet ad? alt?nda birleştirilmiş olmas?na rağmen diğer ikisi tam olarak aç?klanamam?şt?r.

    Einstein’in yetileri onu entellektüel bir yaln?zl?kta ikamete zorlam?şt?r. Müzik dinlemek, hayat?nda önemli rol oynam?şt?r. Mileva Maritsch ile 1901’ de evlendi ve iki oğlu oldu. Bir süre sonra da ayr?ld?lar. Daha sonra kuzeni Elsa ile evlendi. Elsa da 1936’da öldü. Einstein, 18 Nisan 1955’te Princeton New Jersey’de hayata gözlerini yumdu.
    Konu elff tarafından (08.08.07 Saat 02:25 ) değiştirilmiştir.
    Ahmet Sait

  10. #10
    Vefakar Üye ahmetsait59 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    341

    Standart


    Leonard Euler, 15 May?s 1707 günü ?sviçre’nin Bale kentinde doğdu. Bir papaz olan babas? Paul Euler de bir matematikçidir. Babas?n?n gayesi onu rahip yapmakt?. Fakat bir yandan da ona matematik öğretiyordu.

    Euler, babas?n?n arzusuna uyarak Bale Üniversitesine girdi, teoloji ve ?brani’ce öğrendi. Bir süre sonra matematikte Jean Bernoilli’nin dikkatini çekti. Leonard Euler 1724’te öğretmenlik diplomas? ald?. Babas?, art?k kendisini tamamen teolojiye vermesini istiyordu. Fakat Bernoilli’ler onun papaz değil, büyük bir matematikçi olacağ?n? söyleyince bu ?srar?ndan vazgeçti.
    Euler, ilk eserini 17 yaş?nda verdi. Paris ?limler Akademisi’nin 1727 y?l?nda düzenlediği yar?şmaya girdi. Tezi, ödül alamad? ama dereceye girdi. Euler daha sonralar? bu yar?şmaya defalarca girmiş, 12 kez ödül alm?şt?r. Yine 1727 y?l?nda Bale Üniversitesi’ne profesör olmak üzere başvurdu. Olumsuz cevap al?nca Rusya’n?n Saint Petersburg şehrine gitti. Burada 6 y?l kald?. Daha sonra Berlin’e gitti. Hayat?n?n son 20 y?l?n? burada geçirdi.
    Euler’in Matematik hayat? Newton’un öldüğü y?l başlad?. 1637’de ortaya ç?kan analitik geometri 90 y?l, diferansiyel ve integral hesap 50 y?l, Newton yasalar? 40 y?l uygulanm?ş, matematikte çok ileri ad?mlar at?lm?şt?. Fakat Descartes, Newton ve Leibniz uygulamal? matematiği sistemli olarak incelememiş, analitik yöntemleri geometri ve mekanikte uygun olduklar? noktaya kadar ilerletememişlerdir. Diğer taraftan, cebir ve geometri epey gelişmiş durumdayd?. Fermat’?n çal?şmalar?n? gözden geçiren Euler, bu sahada oldukça ileri çal?şmalar gerçekleştirdi.
    Euler’in ilginç bir yan? da algorist oluşuydu. Algorist, akl?n? ustal?kla kullanarak bir yöntem veya bir oyunla problemleri çözen kimselere verilen add?r. Euler sadece çok zeki değil, ayn? zamanda çok da çal?şkan biriydi. Ak?l almaz bir haf?zas? vard?. Tüm hesaplar? sanki beynine yazard?. Uzun ve zor hesaplar? kafas?ndan yapar ve uzun süre haf?zas?nda tutabilirdi. Ölünceye kadar zekas? ayn? h?zla çal?şt?. Kesin olmamakla beraber 850-900 civar?nda kitap ve yay?n? bulunan Euler, devrinin en çok eser veren matematikçisidir. 28 yaş?nda sol gözü görme özelliğini yitirdi. 50 yaş?nda her iki gözü de görmez oldu. Son 17 y?ll?k körlüğü bile onun çal?şma azmini, bitmek tükenmek bilmeyen zekas?n? azaltmad?. Gözlerinin kör olmas?, onun iç alemindeki düşüncelerini daha çok bilinçlendirdi ve aç?ğa vurdu.
    Euler; geometri, trigonometrinin analitik incelenmesi, değişimler hesab? ve say?lar teorisi üzerine ders kitaplar? yazd?.
    Euler’in akl? ve şuuru, öldüğü gün olan 7 Eylül 1783 tarihine kadar dinç ve aç?k kald?. Bugün matematikte s?kça kulland?ğ?m?z “e” say?s? Euler taraf?ndan matematiğe sokulmuştur. “e” say?s? değeri 2,7182818… olan bir say?d?r. Bu say?n?n irrasyonel olduğu ancak y?llar sonra ispatlanm?şt?r.
    Konu elff tarafından (08.08.07 Saat 02:26 ) değiştirilmiştir.
    Ahmet Sait

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 20.08.09, 14:10
  2. Kuran-ı Kerimdeki Mucizeler ve Bilim Adamlarının Görüşleri
    By cuneyd_kul in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.08.08, 20:11
  3. Kuran-ı Kerimdeki Mucizeler ve Bilim Adamlarının Görüşleri
    By cuneyd_kul in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08.02.08, 14:06
  4. Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 03.02.08, 17:02
  5. Bilim Adamlarının Taklit Ettikleri Gözyaşı
    By BiKeS_ in forum Bilişim Haberleri ve Bilimsel Makaleler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 01.09.07, 21:25

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0