+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Cep’ten Paranoyak Oluyoruz

  1. #1
    Pürheves busra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    282

    Standart Cep’ten Paranoyak Oluyoruz

    Telefonunuzla iletişim kurdu-ğunuzu mu zannediyorsunuz? Hiç böyle düşünmeyin; çünkü kazın ayağı öyle değil. Bazen telefonlarımız bizi iletişim krizlerine sokabilir. Şunu bir düşünelim: Acaba, telefonumuz söylemek istediklerimizin tamamını muhatabımıza iletir mi?
    Cevabınız ‘hayır’sa işte ikinci soru? Telefonumuz düşüncelerimizin yüzde kaçını karşımızdakine iletir?

    Telefonunun şarjı bittiğinde kendini bitkisel yaşamda hissetmek, kontörü bitince fellik fellik kontörcü aramak ya da anneyi arayıp acil kontör istemek, şebekenin gücü gittiği yere yetmeyince kendini uzay boşluğunda sanmak, hatta ara ara telefonun üzerindeki şebeke gücü simgesinin kişiye kalp ekg ritm grafiği şeklinde görünüp görünüp kaybolması, her kontrol ettiğinde yaşamla irtibatını kontrol ediyor gibi hissetmesi, telefonun bozulmasının veya çalınmasının ise direkt depresyona girişin bando mızıka töreni olması…

    Aslında bitmedi. Daha kötüsü de oldu. Telefonunuzdan pilleri çıkarsanız bile, beyninizden telefonu çıkaramadınız. Telefonunuz kapansa da, aklınızdaki yeri bir türlü kapanmadı. Beyninizin bir parçası cep telefonunuza (kimbilir belki ölene kadar) kiralanmış durumda. Telefonunuz sussa da beyninizdeki uzantısı susmuyor. Kimler aramıştır acaba, mesajıma cevap gelmiş midir, telefonu demin kapalıydı açmış mıdır, vb. telef(onsal) edici kaygılar döner durur. Bütün bunlar ve daha fazlası cep telefonuyla gelen çağın her birimizin dünyasına sms’lediği yeni ve her insan evladının olduğu yerde kolayca görülebilen davranış seçenekleri. Özetle cep telefonları bir tür temel yaşam aksesuarımız gibi oldu. Akciğerlerimiz hücrelerimize oksijen, kalbimiz kan gönderirken, telefonumuz da sms gönderip durdu. Ve telefonumuz durduğu zaman, suyun altına dalıp ciğerlerimi kaç saniye havasız tutabilirim denemesi yapar gibi hissettik kendimizi. Ve sudan çıktığımızda aldığımız derin nefes kadar hızzzla girdik pin kodumuzu.

    İletişim iyidir ama…

    İletişim iyidir, şüphesiz. Bilgi ve duygu transfer etmeye yarar. Zaten bu yüzden doğuştan verilmiş iletişim yıldızlarımız (dil, kulak, binlerce ayrı şey ifade edebilen yüz mimiklerimiz) vardır.

    Ancak; mesaj kutumuza yine bir mesaj düşüyor ve diyor ki: “Kazın ayağı hiiiç öyle değil!” Cep telefonu aslında önemli ölçüde iletişim krizlerinin de sebebidir. Çünkü sizi daha sık ama daha basitçe karşıya taşır. Bir araştırma sonucu der ki; iletişim için kelimeler anlatmak istediklerinizin sadece % 10’unu anlatabiliyor. İşte sizin sms’inizin yanlış anlaşılması, mini iletişim krizlerinin çıkması ve ancak yüzyüze gelince çözülmesi de tam olarak bu sebeptendir. Sizin demek istediklerinizin %30’unu ses tonunuz; % 60’ını ise beden diliniz karşı tarafa taşımaktadır. Yani “şebeke gücü=iletişim gücü” demek olmuyor diyor araştırmalar.

    Telefonunuzun yaydığı psikolojik radyasyon maalesef bununla da bitmiyor. Mahrem mesafe kavramına da karşıdan bir kroşe indiriyor ve ruh dünyanız yerde, hakem 10’dan geriye sayıyor. Mahrem mesafe kavramı kritiktir. Bu, bedeninizin etrafındaki en yakın canlı şeyin bile “bir sınıra kadar” size yakınlaşması anlamını taşır. Bu alan sizin güven alanınızdır ve yalnız size aittir, öyle de kalmalıdır.

    İşte fiziksel mesafelerle özenle korunmaya çalışılan *bu psikolojik mesafeler cep telefonuyla darmadağın olmaktadır. Telefonunuzun açık olmasıyla size ait zaman dilimi ve size ait psikolojik dünya kavramını kendi elinizle kolayca tuzla buz edebilirsiniz. Hatta bir meziyet olarak ifade ettiğiniz “telim 24 saat açık istediğin zaman ulaşabilirsin” klişesi, sizin adeta evinizin kapısını açıp yatağınıza girmenize benzer.

    Ve biz yine de evlerimizin kapısını sıkı sıkıya kilitleyip, cep telefonlarımızı şarja takarız. Ki bize her an ulaşabilsinler. Her an ulaşılmak bu kadar kritik mi?
    Mutluluğun gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir,ama Kaşıktaki İki Damla Yağı Unutmadan...

  2. #2
    Dost kulullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    40

    Standart

    Oumadim Ama Paranoyak Kel?mes?n? Çok Sevd?Ğ?m ?Ç?n Yazayim Bunu Ded?....

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ramazan'da Kiminle Muhatap Oluyoruz? - Hekimoğlu İsmail
    By SeRDeNGeCTi in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 30.07.11, 21:41
  2. Türkiye’de ve Alem-i İslam’da İttihad, Risale-i Nur’un Farz Vazifesidir
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25.05.11, 10:11
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01.12.08, 14:39
  4. Cevaplar: 25
    Son Mesaj: 22.11.08, 20:52

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0