+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7
Like Tree3Beğeni
  • 1 tarafından elzem
  • 1 tarafından *SAHRA*
  • 1 tarafından elzem

Konu: Çapraşık Olaylar

  1. #1
    Vefakar Üye elzem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    590

    Standart Çapraşık Olaylar

    Arka Bahçesinde Nükleer Reaktör Yapan Ve Bütün Mahalleyi Radyoaktiviteye Bulayan Gencin Hikayesi David Charles Hahn’ın hikayesi gerçekten de alıştıklarımızdan çok farklı. 1976 yılında doğan David çocukluğundan beri kimyaya ve bilime bitmek bilmez bir ilgi duyuyordu. Oyun olarak küçük yaşta deneyler yapmaya başlamıştı. Tabii ki hiç kimse bu tutkunun 1994’te arka bahçeye nükleer reaktör yapmakla sonuçlanacağını tahmin etmedi.
    Bir izci olan David Hahn her zaman bilimle ilgileniyordu. Anne babası boşandıktan sonra kendini sadece bu işe verdi ve bitmek bilmeyen deneyler yapmaya başladı. Dedesinin hediye ettiği “Kimya Deneylerinin Altın Kitabı”nı aldıktan sonra evlerinin bodrumuna bir laboratuvar kurdu. Yaşı büyüdükçe çeşitli işlerde çalışıp ekipman almak için para biriktirdi.

    İzci arkadaşlarının söylediğine göre bir gün toplantılardan birine yüzü turuncu bir şekilde geldi. Bunun sebebi kantaksantin adı verilen bir tür kimyasal pigmentti. Bununla yapay bronzlaşma yöntemlerini test ediyordu. Bir başka gün ise gece kampında yanlışlıkla toz halindeki bir yığın magnezyumu tutuşturup çevreyi ateşe verdi. İstediği şey havai fişek yapmaktı. En büyük vukuatlarından birisi de evde kurduğu laboratuvarı havaya uçurması oldu. Kırmızı fosfor dolu bir kavanozun patladığı ve David’in hastanelik olduğu söyleniyor.
    Bu noktada çoğu ailenin çocuklarından artık bu işe bir son vermelerini isteyeceğini düşünebilirsiniz. Bunun yerine ev alev alınca annesi laboratuvar’ı evin arkasındaki kulübeye taşımasını söyledi. Bu sayede artık deneyler gözden uzakta olacaktı.

    14 yaşına geldiğinde izci grubu tarafından verilen Nükleer Bilim Rozet’ini bir nükleer reaktör modeli inşa ederek kazandı. Bu model ona inanılmaz bir fikir verdi Gerçek bir nükleer reaktör üretecekti. Yaptı da. Zaten gözlerden uzak bir laboratuvara sahip olan David 2 sene içerisinde reaktörünü inşa etmeyi başardı. Peki ya 15 yaşındaki bir çocuk nükleer reaktör üretebilmeyi nerden öğrendi ve gerekli malzemeleri nerden buldu? İlk olarak Nükleer Düzenleme Komisyonu ile iletişime geçti ve kendini bir fizik öğretmeni olarak tanıttı.

    Materyalleri elde etmek için ise çeşitli devlet ajanslarına ve endüstriyel ajanslara sayısız aramalar yaptı, mektuplar yazdı ve onlardan radyoaktif malzemeler talep etti. Öğretmen kimliğini kullanarak 200 tane duman dedektörü sipariş etti ve bu dedektörlerin içinde bulunan Amerikyum maddesini ayrıştırmak için kullandı. Karanlıkta parlayan saatler sipariş etti ve bunları içlerinde çok küçük miktarlarda bulunan radyumu almak için kullandı. Lityum elde etmek içinse pillere başvurdu. Uranyumu elde etmesi için çılgınlık yapmasına gerek yoktu direkt olarak Çekoslavakya’dan sipariş etti çünkü tam olarak Sovyetler Birliği zamanına denk geliyordu ve uranyum almak yasaldı!
    Bütün bu uranyumlar lityumlar, radyumlar ve biraz da bant sayesinde nükleer reaktörünü inşa etmeyi başardı. Başardı başarmasına ama bir aya kalmadan David çevredeki radyasyon seviyesinin durdurulamaz bir şekilde yükseldiğini farketti ve reaktörünü sökmeye karar verdi. 31 Ağustos 1994’te gece saat 02.40’da reaktörünü Pontiac’ına yüklemeye çalışırken onu gören bir komşu bir şeyler çaldığını zannederek polise haber verdi.

    Polisler olay yerine ulaşınca, David arabanın radyoaktif olduğunu ve yaklaşmamaları gerektiğini söyleyince işler daha da karıştı. Arabada atom bombası olduğunu zanneden polisler David’i tutukladı. David 2 ay içerisinde serbest bırakıldı çünkü ne polisin ne de Nükleer Düzenleme Komisyonu’nun yargı yetkisi vardı. David’in laboratuvar’ı regüle edilen bir devlet kurumu değildi, kimse 17 yaşındaki bir gencin nükleer reaktör üreteceğini düşünmemişti. Bu olaydan birkaç yıl sonra nükleer enerji üzerine Birleşmiş Milletler Donanması’nda çalışmak isteyen David işe yeterli yetkinlikte görülmedi, 17 yaşında bant ve evinin kulübesini kullanarak nükleer reaktör üreten kişiden bahsediyoruz.

    Üzücü bir şekilde David 2016’da 39 yaşındayken alkol zehirlenmesinden hayatını kaybetti.
    Kaynak:listelist
    *SAHRA* bunu beğendi.

  2. #2
    Global Moderator *SAHRA* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    9.519

    Standart

    insan yeter ki istesin başaramayacağı hiçbir şey yok Allah'ın izniyle inşallah
    sonu üzücü olmuş...
    güzel paylaşımınız için çok teşekkür ederim

    elzem bunu beğendi.


    Değerli insanların gönülleri dağların zirvesi gibidir. Ulaşmaya kalkma! erişemezsin...

    SAHRA






    Gözlerin anlattığı cümleyi suskunlar dinler



    SAHRA




  3. #3
    Vefakar Üye elzem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    590

    Standart

    Dediğiniz gibi azim ve mücadeleyle başarma hırsı birleşince imkansız denilen şeyler bile başarılabilir..
    *SAHRA* bunu beğendi.

  4. #4
    Vefakar Üye elzem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    590

    Standart





    Einstein’ın ‘Tanrı Mektubu’ 2,9 Milyon Dolara Satıldı



    Nobel Ödülü sahibi Alman fizikçi Albert Einstein’ın inanç kavramını irdelediği ve ‘Tanrı mektubu’ olarak adlandırılan 1,5 sayfalık mektubu, New York’taki müzayedede yaklaşık 2,9 milyon dolara satıldı.










    Müzayedeyi düzenleyen Christie’s satış fiyatının 1 ile 1,5 milyon dolar arasında olmasını bekliyordu. Satın alan kişinin kimliği ise açıklanmadı. Einstein’ın 1954 yılında 74 yaşındayken Almanca olarak kaleme aldığı ve felsefeci Eric Gutkind’e hitaben yazdığı mektupta, Tanrı, İncil ve Yahudilik ile ilgili düşünceleri yer alıyor. Bu mektup, Einstein’ın dini inancı ve dinlerle ilgili düşüncelerini en net şekilde aktardığı metinlerden birisi olarak gösteriliyor.









    Einstein mektupta, “Tanrı sözcüğü bana insanların zayıflığının bir ifadesi ve ürünü olmanın dışında hiçbir şey ifade etmiyor… İncil ise kutsal ancak yine de nispeten ilkel efsanelerin bir derlemesi” diyor.

    Yahudi halkının bir mensubu olmaktan memnun olduğunu belirten Einstein, Yahudilik inancının ise “diğer tüm dinler gibi ilkel batıl inançların vücut bulmuş hali” olduğunu söylüyor.



    Konu *SAHRA* tarafından (16.12.18 Saat 19:13 ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    Vefakar Üye elzem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    590

    Standart

    Birde İslamın gerçekliğinden bahsedebilmiş olsaydı,
    belkide hiç bahsetmemiş olması kabullenmesidir..

  6. #6
    Vefakar Üye elzem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    590

    Standart

    Atom Bombasının Hemen Ardından

    II. Dünya Savaşı’nda ABD tarafından Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları’nın ardından yaşananlar…
    Saniyenin binde biri kadar sonra








    Onlarca kilometrelik alanda, gözlerini kapatacak zaman bile bırakmayarak tam körlük yaratabilecek bir parlama! Adına ‘başlangıç parlaması’ denen bu olay, patlamış olan gaz kütlesinin çapının büyüyerek etrafa yaydığı ışınlardan kaynaklanıyor.Bunun devamında ise elektrik taşıma kuleleri, iki parçadan oluşan köprüler, cam-çelik yapılı gökdelenlerin pudraya benzer toz bulutu eşliğinde hasar görmesi geliyor.

    Patlamadan 2 saniye sonra







    Patlayan kütle neredeyse Güneş’inki kadar sıcak yüzeye sahip ateş topu oluşturur. Ateş topunun ısısı 4-5 km çapındaki alanda ne varsa yakabilir, parlaklığı ise görme duyusunda düzelemeyecek zararlar oluşturabilir.

    Patlamadan 6 saniye sonra









    Ateş topunun etrafında oluşmuş, hızla yer değiştirebilen şok dalgası yeryüzüne çarpar ve ilk mekanik zararlar oluşur. Şok dalgası, patlama merkezinden uzaklaştıkça şiddeti azalan bir hava basıncı yaratır. Patlama merkezinden 1.5 km uzakta bile hava basıncı normal atmosfer basıncının 2 katı olup bir insanın sağ kalma ihtimalini %1’e düşürüyor.

    Atomdan çıkan radyasyon










    İnsan vücuduna kolaylıkla nüfus edip hücrelere zarar veren radyasyon, uzayda saniyede 200.000 km hızla hareket eden gama ışınları, elektronlar, nötronlar ve birkaç atom-altı parçacıktan meydana geliyor. Vereceği hasar, ölümcül bir kanserin ortaya çıkışı ve üreme hücrelerinde nüfuz olursa gelecek kuşaklarda meydana gelen genetik bozukluklarla ölçülebilir.


    Merkezi patlama noktasının içindeki yoğun radyasyonda ölüme sebep olan etkilerinden kurtulanlar kanlarındaki neredeyse bütün akyuvarları kaybeder. Derilerde yaralar belirmesiyle birkaç günden birkaç haftaya varan sürelerde kanama nedeniyle ölümler meydana gelir.
    Merkezden Uzakta











    Patlama noktasının merkezinden uzakta olanlar için de farklı etkiler mevcut. 13, 16 ve 22 km uzakta olanlarda zararlı ışınlar yüzünden sırasıyla üçüncü, ikinci ve birinci derece yanıklar oluşur.

    Kanamalar ve sindirim bozuklukları gibi hafif belirtiler çıksa da asıl sorunlar daha sonra gelecektir. Saç dökülmesi, deri yanıkları, kansızlık, çocuk düşürme, kısırlık ve sakat çocuk doğurma. Bu vakalarda da on günden üç aya varan süre içinde ölümler gerçekleşebilir.



    Hatta yıllar geçtikten sonra bile görme bozuklukları (göze perde inmesi), kan kanseri (lösemi) ve ışınım kanseri meydana gelme ihtimali vardır.


    Bomba atıdıktan bir gün sonra, 7 Ağustos 1945’te Hiroşima hala dumanlar içindeydi. Bombanın atıldığı anda yaklaşık 80.000 kişi daha sonrasında yaralanmalar ve radyasyon sebebiyle 1950 yılına kadar yaklaşık 60.000 kişi daha hayatını kaybetti.



    Hiroşima’ya atılan bombadan sadece günler sonra “Fat Man” kod adlı ikinci bomba hazırlanıyor. Japonya saldırının ardından teslim olmayı reddetmesi üzerine Amerikan devlet başkanı Truman “şu an bizim koşullarımızı kabul etmezlerse, daha önce dünyada hiç görülmemiş bir yıkım yağmuruna hazırlıklı olsunlar” açıklamasında bulundu. “Fat Man” 500 metre yükseklikten saat 11:02 sularında Nagasaki’ye atıldı. Saldırının gerçekleştiği anda 39000 kişi yaşamını yitirdi, 25000 kişi yaralandı.









    Nagasaki’nin yanıp küle dönmüş yıkıntılarının arasında yürüyen insanlar. Patlamanın 3900 derece sıcaklığa ulaştığı tahmin ediliyor.










    Fotoğraftaki kişi doktor ve X-ray uzmanı Dr. Nagai. Fotoğraf çekildikten sadece birkaç gün sonra radyasyondan dolayı o da yaşamını yitirdi.




    Konu *SAHRA* tarafından (16.12.18 Saat 18:58 ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    Vefakar Üye elzem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    590

    Standart





    Aç Uyuduğumuz Gecelerin Sabahında Neden Tok Hissederiz ?


    Akşam yemeğini çok erken(saat 18.30 civarı) yedikten sonra ağzınıza hiçbir şey koymamayı öneren diyetlerden birini denediniz mi?

    Eğer denediyseniz çok iyi bilirsiniz ki kanınızdaki zil sesini duymamaya çalışarak uyduğunuz gecelerin sabahında, oldukça tok hissederek uyanırsınız.

    Aslında çok aç olduğumuz halde, vücudumuzda neler oluyor da tok hissediyoruz?












    Açlık durumu ve oruç
    Oruç, insan vücudunun belirlenmiş bir süre boyunca, yiyeceklerden ve içeceklerden tamamen yada kısmen uzak tutulmasıdır. Biyolojik,(detoks, diyet vb.) ve dini amaçlarla birçok insan oruç tutar.Ancak metabolizmanın oruç durumuna geçmesi için, birkaç saat hiçbir şey yememek yeterlidir. Daha doğrusu vücudumuz, sindirim işlemini tamamlar tamamlamaz, oruç durumuna girer.


    Glikojen Deposu Karaciğer!

    Vücudumuzun en önemli enerji kaynağı karbonhidratlardır. Aslında beyin hücrelerimiz ve kaslarımız ihtiyaçları olan enerjiyi(yağ ve trigliserid yerine)karbonhidratlardan karşılamayı tercih ederler.







    Günlük fiziksel aktivitelerimiz için karbonhidrata ihtiyaç duyarız. Bu nedenle, metabolik bozukluğu olmayan insanlarda, fazladan alınan karbonhidratlar, glikojen adı verilen kompleks glikoz zincirlerine dönüşerek, karaciğer ve kas hücrelerinde depolanır. Bir süre yemek yemezsek, kan şekeri seviyemiz düşer. Vücudun enerji gereksinimlerini karşılamak için karaciğer, depolanmış glikojeni parçalayıp, hücrelerimize enerji sağlar.











    Sağlıklı bireyler(şeker hastalığı vb olmayan), aldıkları karbonhidratı günlük fiziksel aktivitelerini yerine getirirken yavaş yavaş tüketirler. Sonuç olarak, yatmadan önce 3-4 saat boyunca hiçbir şey yenmemesi durumunda, kan şekeri seviyesi düşer ve yatma sırasında açlık hissi oluşur. Düşüş belli bir seviyeye indiğinde, karaciğer depoladığı glikojenin küçük bir miktarını parçalayarak, vücudun enerji ihtiyacını giderir. Dahası uyurken fiziksel aktivite söz konusu olmadığından, enerji ihtiyacı da minimumuma iner ve böylece uyandığımızda kendimizi tok hissederiz.



    Tokluk hissinin diğer nedeni de leptin ve ghrelin adı verilen hormonların ortaya çıkmasıdır. Bu hormonların salgılanması uyku kalitemizi artırır ve açlık hissinin azalmasına neden olur.



    Bazen de uyandığımızda çok aç hissederiz.


    Bu durum genellikle, yatmadan önce yüksek karbonhidrat içeren besinler tüketmemizden kaynaklanır. Ekmek, patates, dondurma vb. yiyerek yatağa gittiyseniz sabah uyandığınızda kendinizi çok aç hissedersiniz. Daha önce de belirttildiği gibi, sağlıklı bireyin yüksek miktarda karbonhidrat tüketmesi, kan şekeri ve insülin artışına neden olur. İnsülin artan kan şekeri kontrolünün sağlanması için pankreas tarafından üretilen hormondur.



    Vücudumuza şans tanımak!


    Birçok uzman vücudun enerjisinin büyük bölümünü sindirime harcamasının insan sağlığını olumsuz etkilediğini, geç saatlerde yeme alışkanlığının bırakılması gerektiğini söylerken, bazılarımız “Ben aç uyuyamam.” diyor. Oysa vücudumuza biraz zaman tanısak, karaciğer ihtiyacımız olan enerjiyi depolarımızdan karşılayacak, açlık hissi ortadan kalkacak, leptin ve gherlin hormonları salgınacak, uykumuzun kalitesi artacak ve bu sayede sabah uyandığımızda kendimizi daha sağlıklı ve dinç hissedeceğiz!



    Kaynak

    Konu *SAHRA* tarafından (16.12.18 Saat 19:07 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Tarihimden İbretlik Olaylar
    By mtnhydr in forum Tarih
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23.12.08, 22:15
  2. Bu Olaylar Gerçek!
    By Medresetü'zZehra in forum Mizah
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 08.12.08, 13:35
  3. Trajikomik Olaylar
    By Majâz in forum Mizah
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 02.10.08, 23:58
  4. THY'den Yaşanmış Olaylar
    By Muntesip in forum Mizah
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 26.09.08, 01:35
  5. Komik Olaylar...
    By EyFiSu in forum Mizah
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 05.05.08, 17:22

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0