+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Bir İman Abidesi ZÜBEYİR GÜNDÜZALP

  1. #1
    Gayyur EnVaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    44
    Mesajlar
    131

    Standart

    Alıntı hizanurs Nickli Üyeden Alıntı

    K?saca Hayat?
    Zübeyir Gündüzalp 1920 senesinde Konya'n?n Ermenek kazas?nda dünyaya geldi. Babas?n?n ad? Mehmed, annesi ise Seyyide Han?m. Anne ve baba taraf?ndan her iki dedesi de, 93 Harbin'den sonra Kafkasya'dan Anadolu'ya hicret etmişler. Bu hicretten sonra Ermenek'e yerleşmişler. Baba taraf?ndan dedesinin lâkab? Zeyvergil, ana taraf?ndan dedesinin lâkab? ise Hurşit Çavuşlar. Hurşit Çavuşlar yedi kardeşmişler, Rus istilâ ve belâs?ndan sonra, bu kardeşler bir daha birbirlerini görmeden ebediyete göçmüşler. Zübeyir Gündüzalp'in ailesi Ermenek'te Zeyvergil diye tan?nmaktad?r. Zübeyir Gündüzalp, ?stiklâl Harbi'nin en buhranl? günlerinde, Ermenek'in Zaviye Mahallesinede -yeni ismi Taşbaş?- hayata gözlerini açm?şt?. Ezan sesiyle kulağ?na ismini Zeyver diye koymuşlar. Sonradan Üstad? bu ismi Zübeyir diye değiştirmiş. Mehmed Efendi ile Seyyide Han?m'?n dört evlâd? vard?r. Bunlardan ikisi erkek, ikisi k?z. Babalar? 1968'de, anneleri ise 1975'de vefat etmiştir. Merhum Zübeyir Gündüzalp, ilkokul tahsilini Ermenek'te tamamlar. Küçükken çabuk sinirlenir, kardeşlerini ve komşu çocuklar? dövermiş. Annesi küçüklüğünde yaramaz olduğunu, ele avuca s?ğmad?ğ? ve çok cesur olduğunu anlatm?şt?. Ermenek Postahanesi'nde birkaç sene memur olarak çal?ş?r. Bu s?rada teftişe gelen bir müfettiş, çok genç olan Zübeyir Gündüzalp'in mors alfabesiyle telgraf al?ş?n? çok beğenmiş. Kendisine biraz daha tahsil yapmas?n?, ileride tahsili olmayanlar?n meslekte yükselemeyeceklerini hat?rlatm?şt?r. Bunun üzerine , Ermenek'te ortaokul bulunmad?ğ? için Silifke'ye gider. 1939 senesinde ortaokulu Silifke'de bitirerek memleketine döner. Daha sonra Konya'da aç?lan bir imtihana girer ve imtihan? kazanarak Ermenek'te postahane memurluğuna tekrar başlar. Bir müddet burada çal?şt?ktan sonra askere gider. Bal?kesir'in Susurluk kazas?nda askerlik vazifesini tamamlad?ktan sonra Konya Postahanesi'nde telgraf muhabere memuru olarak çal?ş?r. Risale-i Nur'u tan?mas? ?şte, ?slâm kahraman? merhum Zübeyir Gündüzalp, Risale-i Nur Külliyat?n? bu memurluğu s?ras?nda tan?mak şerefine nail olur. Konya'n?n tan?nm?ş tüccarlar?ndan Feyzi, Mehdi ve şehid tayyarece Ömer Beyin babalar? Sabri Hal?c? vas?tas?yla Nur Risalelerini okumaya başlam?ş. 1944 senelerini takip eden y?llarda Konya'da Zübeyir Gündüzalp'le beraber münevver ve imanl? bir gençlik grubu, Nur Risalelerini tan?r. Bu zatlardan tesbit edebildiğimiz isimler şunlard?r: Muhsin Alev, Ziya Arun, Ziya Nur Aksun, Kâmil Öztürk, Ahmet Atak, Feyzi, Mehdi ve Ömer Hal?c? kardeşler. Merhum Zübeyir Gündüzalp'in küçük kardeşi Haydar Bey, 1945 senesinde Konya'ya gittiği zaman, ağabeyinin Muhsin Alev'le bir evde beraber kald?klar?n? ve kendisine Nurlardan bahsettiğini, Üstad?n?n büyük bir ?slam âlimi olduğunu anlatt?ğ?n? ifade etti.

    Üstad? ilk ziyareti

    Gündüzalp, Üstad?n? ilk defa 1946'da Emirdağ'da ziyaret etmiş. ?lk ziyaretinde heyecandan tir tir titriyor ve mütemadiyen gözyaşlar?n? tutamayarak ağl?yormuş. Üstad, "Keçeli, neden ağl?yorsun?" diye onu bağr?na bas?p dua etmiş. Üstad?n?n ikaz? üzerine d?şar? ç?k?p yüzünü gözünü y?kam?ş tekrar Üstad?n huzuruna kabul edilmiş. Ayr?l?k zaman? gelince Zübeyir Gündüzalp, Üstad?na, "Memuriyetten ayr?l?p, yan?n?zda hizmet etmek istiyorum" demiş, Bediüzzaman, bu fedakârl?ğa çok memnun olmuş; cevaben, "Vazifene devam et, Konya'da daha çok hizmet edersin. ?nşaallah, ileride al?r?m seni yan?ma" demiş. Zübeyir Gündüzalp, Konya'da dört sene kalm?ş. Bu esnada Babal?k gazetesinde çal?şm?ş ve orada çocuk terbiyesine ait baz? makaleler yazm?ş. Nihayet 1948 senesinde Afyon'a tevkif edilmiş, burada Üstad?yla birlikte alt? ay mevkuf kalm?ş. Yanl?şl?kla tahliye edildiği zaman, s?rf Üstad?ndan ayr?lmamak için, tahliyesinin yanl?ş olduğunu bildirerek, tekrar tevkif edilmesini sağlam?ş. Yine ?slâm?n bu kahraman fedaisi, Üstad?yla beraber olmak arzusuyla, Nur Risalelerini okuyup yazd?ğ?n? bildirerek, kendi kendini ihbar etmiş. Bundan sonraki hayat?, beş-alt? ay Eskişehir'de ve nihayet büyük k?sm? ?stanbul'da dinî hizmetlerle haşir-neşir olarak geçmiştir.



    Kara sevda

    Kendisini tedavi etmek isteyen doktorlara:

    "Ben Risale-i Nur'larla insanlar?n ve ?slâmlar?n iman?n? kurtarmalar? için gece-gündüz çal?şma diye bir kara sevda hastal?ğ?na tutulmuştum. Sizin t?bbiyenizde, doktorluğunuzda 'kara sevda' hastal?ğ?n?n ilac? ve tedavisi var m?d?r?" diye sorular yöneltiyordu.

    Uzun, ince, t?ğ gibi ve gerilmiş yay gibi bir vücut.

    Her zaman, ayakta ve yatakta üzerindeki elbiseleri, her an sefere haz?r ak?nc? fedâilerin ruh halinde bir fedâi.

    Daima düşünen, nurlar?n tefekkür dünyas?nda yaşayan bir bahad?r.

    Düşman karş?s?nda, ?slâm askerlerinin önünde k?l?ç sallayan, Osmanl? paşalar? gibi, cevvaliyet ve hareket dolu.

    Bahts?z insanlar?n, Kur'an talebelerini sanki birer adi suçlu gibi çamurlu ayaklar?yla, evlerindeki tertemiz hal?lar?n üzerlerinde dolaşarak al?p gittikleri günlerde, Selimler'in, Sinanlar'?n edas? içinde, ?stanbul'daki Fatih-Yavuz Selim duraklar? aras?nda, kald?r?mlarda bir yürüyüşü vard? ki... baz? görülen, yaşanan ve tad?lan durumlar?n?, ne anlatmak ne de yazmak mümkün değildir!


    Üstad?n hizmetinde
    Gençliğinin bahar?n?, hayat?n?n canl? zamanlar?n?, s?hhatinin en gürbüz günlerini, var?n?, yoğunu, hülasa herşeyini muazzez ve misilsiz bir ?slâm dertlisinin derdine fedâ etmişti.

    Günün birinde, Pakistan devlet adamlar?ndan Ali Ekber Şah'?, Emirdağ'dan yolcu etmek için; bu zatla birlikte on kilometre kadar yola iştirak ettikten sonra, Ekber Şah'la vedalaş?rken, karş? istikametten gelen başka bir arabadan da, sevgili Kur'an talebesi Zübeyir Gündüzalp ç?kagelmişti nurlu Üstad?n yan?na. Bu esnada Üstad şunlar? ifade ediyordu:

    "Biz bir veziri uğurlamaya geldik, başka genç bir veziri de karş?lamaya gelmişiz!"

    Bu vedâ ve mülakattan sonra ise nurlu Üstad: "Hay?r hay?r, ben Zübeyir'i karş?lamaya geldim!" diye düşüncelerini dile getiriyordu.



    Düzenleyen EnVaR - 29-Haziran-2006 Saat 01:04
    Konu MuhammedSaid tarafından (05.06.07 Saat 17:20 ) değiştirilmiştir.
    Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.

  2. #2
    Gayyur EnVaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    44
    Mesajlar
    131

    Standart

    ?ki ermişin latifesi


    Kur'ân'a hizmet yolunun gönüllü erlerinden olduğumuz günlerde ?stanbul Fatih-Çarşamba-Beyceğiz semtindeki bir nur meclisinde cereyan eden tatl? bir hat?ray? da, Mehmet Kaya nam?ndaki gönül dostu, Nur talebesi şöyle anlatmaktad?r:

    Toplanan genç cemaatte Albay ?brahim Hulusi Yahyagil ve Zübeyir Gündüzalp ve Mustafa Sungur da bulunmaktad?r. Merhum Hulusi Bey yap?lan dersi hat?ralarla izah ederken, Zübeyir Gündüzalp Ağabeyimiz de, kap?n?n yan?nda, her zamanki haliyle, diz üstü oturmuş, derin bir sessizlik ve huşu içinde Nur albay?n?n derslerini dinliyordu. Ders esnas?nda Hulusi Bey, kendilerine dönerek:
    "Hazret! Vaziyetin ve haletin ermişlere benziyor.." diye latif bir şaka yap?nca, an?nda Zübeyir Gündüzalp, Albay Hulusî Beye şu latifeyle cevap veriyordu:
    "Efendim, ermiş konuşuyor..."
    Gerçek büyüklerin şaka ve latifeleri bile büyük ve latif olmaktad?r. Çünkü ermişlerin bahçesi Kur'ân kokusu ve Medine sürmesiyle sürmelenmiştir.



    Düzenleyen EnVaR - 29-Haziran-2006 Saat 01:06
    Konu MuhammedSaid tarafından (05.06.07 Saat 17:20 ) değiştirilmiştir.
    Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.

  3. #3
    Gayyur EnVaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    44
    Mesajlar
    131

    Standart

    Üstad? ilk ziyareti


    Gündüzalp, Üstad?n? ilk defa 1946'da Emirdağ'da ziyaret etmiş. ?lk ziyaretinde heyecandan tir tir titriyor ve mütemadiyen gözyaşlar?n? tutamayarak ağl?yormuş. Üstad, "Keçeli, neden ağl?yorsun?" diye onu bağr?na bas?p dua etmiş. Üstad?n?n ikaz? üzerine d?şar? ç?k?p yüzünü gözünü y?kam?ş tekrar Üstad?n huzuruna kabul edilmiş. Ayr?l?k zaman? gelince Zübeyir Gündüzalp, Üstad?na, "Memuriyetten ayr?l?p, yan?n?zda hizmet etmek istiyorum" demiş, Bediüzzaman, bu fedakârl?ğa çok memnun olmuş; cevaben, "Vazifene devam et, Konya'da daha çok hizmet edersin. ?nşaallah, ileride al?r?m seni yan?ma" demiş.

    Zübeyir Gündüzalp, Konya'da dört sene kalm?ş. Bu esnada Babal?k gazetesinde çal?şm?ş ve orada çocuk terbiyesine ait baz? makaleler yazm?ş.
    Nihayet 1948 senesinde Afyon'a tevkif edilmiş, burad Üstad?yla birlikte alt? ay mevkuf kalm?ş. Yanl?şl?kla tahliye edildiği zaman, s?rf Üstad?ndan ayr?lmamak için, tahliyesinin yanl?ş olduğunu bildirerek, tekrar tevkif edilmesini sağlam?ş. Yine ?slâm?n bu kahraman fedaisi, Üstad?yla beraber olmak arzusuyla, Nur Risalelerini okuyup yazd?ğ?n? bildirerek, kendi kendini ihbar etmiş.
    Bundan sonraki hayat?, beş-alt? ay Eskişehir'de ve nihayet büyük k?sm? ?stanbul'da dinî hizmetlerle haşir-neşir olarak geçmiştir.



    Düzenleyen EnVaR - 29-Haziran-2006 Saat 01:33
    Konu MuhammedSaid tarafından (05.06.07 Saat 17:20 ) değiştirilmiştir.
    Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.

  4. #4
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    ZÜBEY?R GÜNDÜZALP AĞABEY'DEN MÜH?M VE ÇOK MAN?DAR B?R MEKTUP!!!!


    Madem ki ?slâm ?n her derdine raz? olduğunu bildiriyorsun, bu müjdenle bize aşk ve şevk veriyorsun, o halde iyi dinle.
    Vazifen, dikenler aras?nda güller toplayacaks?n, ayağ?n ç?plakt?r, batacak. Elin aç?kt?r, ?s?racak. Buna sevineceksin. Firavunlar kucağ?nda büyüyen Musa lar? saf?na alacaks?n. Ald?ğ?n için dövecekler. Konuştuğun için zindana koyacaklar, sevineceksin. Çöllere sürülürsen, kan?nla ağaç yetiştireceksin. Kutuplara sürülürsen, ?s?nla sebze yetiştireceksin. Yeşilliği sevmeyenler olacak. Yakacaklar, y?kacaklar. Sen bunu sab?rla seyredeceksin. Karanl?k zindanlara salarlarsa, ?ş?k, pasl? vicdanlar? görürsen ümit, imans?z kalplere rastlarsan nur vereceksin. Sen verdiğin için suç, sen getirdiğin için ceza, sen konuştuğun için mahkum olacaks?n ve buna şükredeceksin. Anadan, yardan, serden ayr?lacaks?n. Candan, gönülden Kur an a sar?lacaks?n. Damla iken deniz, nefes iken tayfun olacaks?n. Derdini yazmak için derini kağ?t, kan?n? mürekkep edeceksin. Kimse ile görüştürmezlerse, Mecnun olup çöllere düşeceksin. Leyla arar gibi, nur arayanlar? bulacaks?n. Bulamazsan üzülmeyeceksin. Yalan, iftira, çamur f?rt?nas?na tutulursan, hissiyat?n? terk edeceksin. Önünde demirden set yaparlarsa, dişinle deleceksin. Dağlar? toptan delmek gerekirse iğne ile oyacaks?n. Unutma, nerede olursan ol; küfrün ve cehlin ta temelini çürüteceksin. Bir gün Kur an etraf?ndaki surlar?n y?k?ld?ğ?n? görürsen, hemen kemiklerini taş, etlerini harç, kan?n? da su edeceksin. Etraf?na ilimden, irfandan, faziletten ahlâktan kaleler dikeceksin. Kaleler, fedailer ister. Nas?l olsa sen de içinde fedai olacaks?n. Bu mektubu okuyunca, Mesnevi yi okuyan Yunus gibi Uzun olmuş diyeceksin. O nun gibi, ben olsa idim: Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm, derdim dediği gibi sen de ne lüzum vard? uzun uzun saymaya, k?saca 'KUR'AN TALEBES? OLACAKSIN' deseydin yeterdi diyeceksin. Hakl?s?n. Zira ?slâm yoluna giren bilir ki, bu yol k?ldan ince k?l?çtan keskindir. Her kişinin kâr? değil, er kişinin kâr?d?r... (
    Alıntı hizanurs Nickli Üyeden Alıntı

    Bir iman abidesi


    Üstad Bediüzzaman'?n "Yaver-i azam'?" olarak tan?nan ve bir iman abidesi olan Zübeyir Gündüzalp'?n hayat? hepimize ?ş?k tutuyor.
    Beklentisiz ve fedakarane yaşanm?ş bir hayat düşünün ki bütün maddi fakirliklerine rağmen mana aleminin sultan? haline gelmiş ve mümin gönülleri kendisine taht yapm?ş.

    ?man onun gönlünde öyle bir kora dönüşmüştü ki; "biz iman ve ?slamiyet hizmeti uğrunda zalimlerin zulmüne maruz kald?ğ?m?z vakit, hapishane köşelerinde veya darağaçlar?nda ölmeyi, istirahat döşeğindeki ölüme tercih ederiz" diyordu Zübeyir Gündüzalp.

    O, ellerini Allah'a açt?ğ?nda kollar?n? ciddiyet içinde kald?ran bir örnek kuldu.

    ?nsanl?ğ?n yeteri kadar tan?yamad?ğ? Zübeyir Gündüzalp'i anlat?rken Fethullah Gülen; "Bir dirilişin ilk mimarlar?ndand?" diyor. T?pk? Bediüzzaman Said Nursi'nin diğer talebeleri gibi. Zaten onu, Üstad'?n Yaver-i Azam'? yapan da bu duyarl?l?k ve teslimiyetti.

    "Bir iman abidesi Zübeyir Gündüzalp" isimli kitap bu hak dostunu lay?k?yla anlamay? ve tan?tmay? amaçl?yor.

    1920'de Konya'da doğan ve 51 sene süren ömründe, daha çocuk yaştan itibaren kendi halinde tefekküre başlayan Gündüzalp için Bediüzzaman sonraki y?llarda, "ben seni daha bir çocukken manevi himayeme ald?m" demişti.

    O, gençlik y?llar?nda tan?şt?ğ? Risale-i Nur'lar?n ard?ndan 26 yaş?ndayken de üstad?n? ilk defa ziyaret etme imkan? buldu.

    ?man hizmetine verdiği gönül sebebiyle 28 yaş?ndayken ilk hapishane maceras? başlad?. Afyon'da yaşanan bu tevkiften sonra Zübeyir Gündüzalp, Üstad'?n yan?ndan bir daha ayr?lmad?. Ve Üstad'?n aleyhinde yaz?lar yazan bas?n kuruluşlar?na karş?, cevap yazma işlerini yürüttü.

    Üstad'?n vefat?ndan sonra nur talebelerinin birlik ve beraberliklerini korumas?nda onun rolü büyük oldu.

    Hizmetle geçen bir hayatta binlerce gönülde iz barakan, davas? uğruna gösterdiği ihlas, feragat, fedakarl?k ve sadakati pek çok gönüllerde bu duygular?n parlamas?na vesile olan Gündüzalp, dünyaya meyletmeyen bir bahtiyar insand?.

    Ruhunu yoluna feda ettiği “Üstad”?yla yaşad?ğ? günlerin ard?ndan onsuzluk ona çok zor geldi. Bu davan?n bir kara sevdal?s? olarak sürdürdü ve tamamlad? ömrünü.


    Konu MuhammedSaid tarafından (05.06.07 Saat 17:21 ) değiştirilmiştir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. ZÜBEYİR GÜNDÜZALP kimdir????
    By gamze-i_dilruzum in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03.04.14, 07:11
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.11.13, 20:54
  3. Galata Köprüsünde Bir Tebliğci: ZÜBEYİR GÜNDÜZALP
    By nurlu dağ in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14.11.06, 09:46
  4. Bir İhlas Abidesi
    By asr-ı saadet in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.07.06, 10:58

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0