+ Konu Cevaplama Paneli
5. Sayfa - Toplam 5 Sayfa var BirinciBirinci ... 3 4 5
Gösterilen sonuçlar: 41 ile 49 ve 49
Like Tree1Beğeni

Konu: Bir Dava Adamının Notları - Zübeyir Gündüzalp

  1. #41
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.444

    Standart

    Konuşmada Dikkat Edilecek Hususlar:

    • İkide bir nasihat etmeye kalkışmayın.

    • Palavra atmayın.

    • Ateşi körükleyecek mevzulardan sakının.

    • Münakaşadan sakının.

    • Öğünmeyin.

    • Konuşurken gösteriş yapmayın.

    • Hitabın tesirlisi; göze bakıp, kalbe hitap etmektir.

    • Hitap ederken üç şeyi bilmek ve kullanmak gerekir:

    1-Vuzuh ile apaçık beyan etmek ve anlatmak.

    2-Hakikati söylemek, müspet ilimlere müstenit, faydalı malumatı ve bilgileri söylemek.

    3-Güzel okumak, kelimenin mânâsına göre sese âhenk vermek.

    • Münakaşa ile hiçbir dava kazanılmaz.

    • Davasını “ifade eden” kazanır.

    • Sadırdan değil, satırdan konuş ki tâbî olsun.

    • Konuşmalarda en küçük bir alaylı kelime dahi kullanmaktan sakınınız.
    İstihza, alay edilende kapanmaz bir yara açar.

    • Kalpler kırılınca ruhta kin ve adavet başlar.

    • Şakacı olmayınız. Zira şaka muhabbetin sonu, adavetin başlangıcıdır.

    • Şekva etmek, arkadan çekiştirmek iradesiz kişilerin işidir.

    • Tenkit, bir zehr-i katildir.

    • Ciddiyeti esas tut.

    • Gülmemek ciddiyetin başıdır. Şaka muhabbetin kezzabıdır.

    • Sağırların en beteri, kusurunu işitmek istemeyen insandır.

    • Dünyada mağrur olan, din yolunda gidemez.

    • Büyüklüğüne kapılan kimse kibirlenir. Bilmez ki, büyüklük; hilm ve yumuşaklıktır.

    • En büyük nisyan, bir insanın kendisini kusursuz bilmesi, mesai arkadaşlarını kusurlu bilmesidir. Kendini beğenmek gururdan, kibirden, kıskançlıktan ileri gelir.

  2. #42
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.444

    Standart

    • Büyük bir mevki ve makam sahibi olduğun zaman, akıllı isen, düşkün kimselere gülme. Çünkü nice makam sahibi kimsenin düştüğü... Düşkünün onun yerine geçtiği görülmüştür.

    • Allah’a kul olan insanda benlik olmaz.

    • Bu hizmette “Birisi bana tahakküm ediyor” diyen, kendisi mütehakkim kimsedir. Tahakküm etmek ister.

    • Hilm ve teenni ile davranmak, kıyassız derecede sertlikten daha fazla lâzımdır.

    • Tehevvür eden, daima haksız görülür ve görünür.

    • Hiddet eken, nefret biçer.

    • Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına omuzlarımızı koyarız.

    • En kötü iradesizlik, işbirliği hâlinde çalışanların birbirlerini sabit fikirlilikle itham edip; kendinin sabit fikrinden habersiz olmasıdır.

    • Cemaat ruhundan istifade edilmelidir.

    • Düşman meçhul olduğu zaman daha zararlı olur. Kandırıcı olursa daha habis olur. Aldatıcı olursa fesadı daha şedit olur. Dâhilî olursa zararı daha azîm olur. Çünkü dâhilî düşman, kuvveti dağıtır, cesareti azaltır. Haricî düşman ise, bilâkis asabiyeti, millî duyguları şiddetlendirir, salâbeti arttırır.

  3. #43
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.444

    Standart

    • Nifakın cinayeti, İslâm üzerine pek büyüktür. Âlem-i İslâmî zelzeleye maruz bırakan, nifaktır. Bunun içindir ki, Kur’an-ı Azimüşşan ehl-i nifaka fazlaca tahşidât ve takbihâtta bulunmuştur.

    • Başkasının sözünden ziyade, içinde beraber çalıştığımız, yakinen tanıdığımız arkadaşlarımızın sözünü dinlemeliyiz.

    • Sabır, insana önce zehir gibi olur, fakat fıtrata yerleşince bal olur.

    • Kudsî uhuvvetin tesisi için çokluğa lüzum yoktur. Üç-beş kişi kâfidir.

    • İnsandaki kuvve-i gadabiye, kuvve-i şeheviye ve kuvve-i akliyenin hepsinin istikametli olmasıyla ancak insan sırat-ı müstakimde bulunabilir. Bir tanesinin ifrat veya tefriti, istikameti bozar. Maazallah, insanı dalâlete atar.

    • Hizmeti-i Nûriyenin esîri olan, esaret zincirinden kurtulmak istemeyen bir esirdir.

    • Hastalıklara su-i ihtiyarımız sebep olursa, mes’ul oluruz. Değilse kader-i İlahi der, sabrederiz.

    • Aman sıhhatinize dikkat ediniz. Yoksa hizmet kısa olur.

    • Namazın hakkını vermek için 9. ve 21. sözü sık sık tekrarlayınız.

    • Günlük evrada, azami ihtimam göstermek gerekir.

    • Evrat hizmetin zevk ve tesirini çoğaltır.

  4. #44
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.444

    Standart Dikkat ve Hafıza

    • Bir şeyi unuttuğumuzda Üstad; “Ben tabiatperestliği inkâr ettiğim gibi, unutmayı da inkâr ediyorum. Unutma yoktur. Himmetsizsiniz” derdi.

    • Hâfızanın, tecrübe ile âdeta ihtisas peyda ettiği görülmektedir. Hâfıza, zekânın en büyük sermayesidir.

    • Tatbik edilmeyen tecrübeler, malumat yığınından başka bir şey değildir.

    • İntiba ne kadar şiddetli olursa, hâfıza o kadar kuvvetli olur. Meselâ; heyecanla öğrendiklerimizi unutamayız.

    • Hıfz, dikkat ve alâkanın gücü derecesinde kuvvetli olur.

    • Çok defa kolayca öğrenilen şeyler çabuk unutulur

    • Sarf edilen gayret, fikirde birçok bağların vücuda gelmesine sebep olur.

    • Hafızada fasılalı tekrar, fasılasız tekrardan daha faydalıdır. Çünkü zihin, fâsılalar esnasında şuursuz bir surette o mevzu hakkında faaliyette bulunur.

    İyi bir hafızanın bazı vasıfları şunlardır:

    * Kolaylık ve çabukluk, yani az zamanda ve fazla zahmet çekmeksizin bir mevzuu anlama kabiliyeti.

    * Sağlamlık, yani uzun zaman değişmemesi.

    * Kavrayış, yani hafızanın mümkün olduğu kadar fazla şeyleri muhafaza etme kabiliyeti.

    • Ezberleme ya aynen, ya mealen olur. Aynen ezberlemeyi itiyat etmemeli. Bir şeyin hulâsasını bellemek itiyadını kazanmalı.

    • Zihnen çalışan insanlar, yalnız arzu ettikleri şeyleri hatırda tutmaya muvaffak olurlar.

    • Biz dikkatimize -mevzumuzu tekrarlamak suretiyle- büyük mikyasta hâkim olabiliriz.

    • İdrak ne kadar gayretle yapılmış ise, hıfz etme o nispette kuvvetli olur. Sarf edilen gayret, fikirler arasında bağların meydana gelmesine sebep olur. idrak zamanı ne kadar uzarsa, bellemek ihtimali o kadar ziyadedir.

    • İntiba ne kadar tekerrür ederse, hafıza o nispette emniyetli olur. Birkaç defa görülen veya okunan eser, diğerlerinden daha ziyade hatırlanır. İntiba ne kadar vazıh ve berrak olursa, onu bellemek ve unutmamak imkânı o derece artar. Açık yazılmış makale, vazıh söylenen konferans gibi...

    • Bir intiba hasselerimizden ne kadar fazlasını alâkadar ederse, hâfıza o nispette emniyetli olur. Bir defa yazmak, birkaç defa okumaya muadildir.

    • Bir intibâ ne kadar fazla tedâî uyandırırsa, o nisbette iyi hıfz ve hatırlama olur. Te- lâhuk-u efkâr neticesinde zihin inkişaf eder.

    • Mahfuzatımız zihnimizin sermayesidir. Hâfızasında sermaye olmayan bir zekâ, faydalı bir halde işleyemez.

    • Anlayarak ve dimâğen hazmederek ezberlemeli.

    • Aynen ezber, lisanda terakki ve inkişaf için faydalıdır.

    • Mealen ezber, muhakeme kabiliyetini inkişaf ettirir.

    • Hafıza fikirlerin tedâî’sine tâbidir. Muhtelif hâdiseler ne kadar muhtelif suret ve tarzlarda düşünülürse, o nispette kolay hıfz olunurlar

    Hâfıza, alâkaya tâbidir. Hafızaya hâkim olan, alâkadır.

    • Bir şeyi ezberledikten sonra vakit vakit tekrarlar yapmak zarureti vardır.

    • Evvelce idrak edilmiş olan şeylerin zihinde teşekkülü, temsilî muhayyiledir. Hatıraları maziden şimdiye getirir.

  5. #45
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.444

    Standart

    • Vücuda getirici muhayyile, zihnin evvelce idrak ettiği şekillerden tamamen ayrı olarak, yeni terkipler husûle getirmek hususundaki kabiliyetidir. Vücuda getirici muhayyilenin âmil ve sebepleri şunlardır:

    * Fikrî âmiller.

    * Hissî âmiller.

    * Gayr-ı şuûrî âmiller.

    • İnsan, sâhip olduğu bilgiler arasında ne kadar fazla tahlil ve terkip ameliyesi yapmışsa, muhayyilesinin vücuda getirici kabiliyeti o derece artar.

    • Zihinde hayâller ne kadar kuvvetli ve çok olursa, muhayyile unsurları o kadar bol ve sağlam demektir. Bunun için, bellenen şeylerin Kur ‘anî hakikatler gibi açık ve sağlam olması, hem hafıza, hem muhayyile için çok faydalıdır.

  6. #46
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.444

    Standart Takip Edeceğim İrâde Programı

    • Gayeme muvafık bir his, şuurumdan geçtiği vakit, onun süratle gitmesine mâni olmalıyım. Onun üzerine dikkatimi teksif etmeliyim. Başka muvafık ve ulvî his ve fikirleri uyandırması için, o hissi icbar etmeliyim.

    • Eğer, arzu ettiğim bir his bende yok ise ve uyanmıyorsa, onun hangi fikirlerle veyahut hangi grup fikirlerle alâka ve rabıtası olduğunu tedai etmeliyim. Dikkatimi o fikirler üzerine teksif etmeliyim ve onları şuurumda kuvvetle tutmalıyım. Bu şekilde istediğim fikri veya hissi uyandırmalıyım.

    • Güzel bir şeyi veya fikri tefekkür ettiğim zaman kelimelerle düşünmek yerine, düşündüğüm şeyleri gayet vazıh bir surette görmek istemeliyim. Veya ifade ettikleri manaları düşünmeliyim.

  7. #47
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.444

    Standart Zübeyir Gündüzalp Kimdir?

    KAFKAS KÖKENLİ BİR AİLENİN çocuğu olan Zübeyir Gündüzalp, 1920 senesinde, Konya’nın Ermenek kazasında dünyaya gelmiştir.

    İlk tahsilini Ermenek’te bitirdikten sonra kısa bir süre, Ermenek Postahanesi’nde çalışan Zübeyir Gündüzalp, daha sonra Silifke Ortaokulunda orta tahsilini tamamlayarak; tekrar postahane memuriyetine döner. 1944 senesinde Konya’daki görevi esnasında nur risalalelerini tanıyarak, nur talebeliğine ilk adımını atan Zübeyir Ağabey, 1946 yılında Bediüzzaman’ı Emirdağ’da ziyaret eder. 1948 yılında tevkif edilerek, Afyon hapishanesinde, Üstad Bediüzzaman Said Nursî ile birlikte altı ay hapis yatar.

    Bu hapis, Zübeyir Ağabeyin hayatının akışını değiştirmiştir. 1953 senesinde memuriyetten istifa ederek ayrılan Zübeyir Gündüzalp, Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin ölümüne kadar (1960), hayatının esas gayesi olan Risale-i Nurların ve üstadımızın, bizzat hizmetinde bulunmuştur.

    2 Nisan 1971 yılında henüz genç denebilecek bir yaşta Hakk’ın rahmetine kavuşan Zübeyir Gündüzalp, Üstad Hazretlerinin “Ben Zübeyir’imi kâinata değişmem.” iltifatına mazhar olmuş, hayatıyla da Risale-i Nur’u yaşayan ve bizlere örnek teşkil eden bir ağabeyimizdi.

    Cenâb-ı Allah, mekânını cennet eylesin. Amin.

  8. #48
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.444

    Standart

    Zübeyr bana merhum biraderzadem Abdurrahman yerine ve Ceylan merhum biraderzadem Fuad bedeline verilmiş diye manevî ihtar aldım. Said Nursi
    Ararad bunu beğendi.

  9. #49
    Vefakar Üye Ahmet. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2017
    Mesajlar
    503

    Standart

    ...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Zübeyir Gündüzalp
    By Ebu Hasan in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 12.04.07, 10:53
  2. Bir Dava Adamının Portresi
    By sinang in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04.04.07, 19:15
  3. Zübeyir Gündüzalp
    By aşur in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 22.10.06, 16:35
  4. Dava Arkadaşlarının Ağzından Zübeyir Gündüzalp
    By EnVaR in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 02.07.06, 03:25

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0