ÜSTADIMIN ASHABI

Bahtiyar bir ihtiyar var. Etrafı, sekiz yaşından seksen yaşına kadar bütün nesiller tarafından sarılmış. Yaşlar ayrı, başlar ayrı, işler ayrı...Fakat bu ayrılıkta gayrılık yok! Hepsi bir şeye inanmış...Allah'a!.. Âlemlerin Rabbı olan Allah'a...Onun ulu Peygamberine.. Onun büyük kitabına..
Kur'an henüz yeni nâzil olmuş gibi, herkes aradığını bulmuş gibi bir hal var onlarda. Said Nur ve talebelerini seyrederken, insan kendini âdeta Asr-ı Saadet'te hissediyor. Yüzleri nur, içleri nur, dışları nur...

Hepsi huzur içindeler. Temiz, ulvî, sonsuz bir şeye bağlanmak; her yerde hazır, nâzır olana, âlemlerin yaratıcısına bağlanmak, o yolda yürümek, o yolun kara sevdalısı olmak... Evet!.. Ne büyük saadet! Tarihçe-i Hayat ( 631 )


Rasul-ü Ekrem [a.s.m.] ‘ın demiş olduğu gibi Benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir hangisine tutunursanız kurtulursunuz. Sadakte Ya İmam-en Enbiya ya server-i kainat ya Rasül-üs Sakaleyn.

Risale-i Nur.. sahabe mesleğinin bir cilvesidir. Emirdağ Lahikası-1 ( 67 ) Acizane yaptığım yaptığım şudur benim Nur Mesleğimizde ehemmiyetli bir hadise olduğu zaman eğer nasıl hareket etmeyi bilmiyorsam Asr-ı Saadete nazarımı gezdiririm bunun neticesinde hareket ederim. Şimdi bu hadis-i şerifi Nur Mesleğimizde anlamaya görmeye massetmeye çalışalım. Rasul-ü Ekrem (A.S.M.) ashabını nazara veriyor daha sonra ise veda hutbesinde ‘Size 2 emanet bırakıyorum bunlara sımsıkı tutunun taki necat bulasınız demektedir. Peki bu 2 emanet neydi neden bu 2 emaneti nazara veriyordu acaba? Üstelik necatın kurtuluşun şartı sayıyordu? Şimdi bakalım ne demiş bize Levlake Levlak (A.S.M.):
1- Allahın kitabı; Kur’an-ı Kerim Furkan-ı Hakim.
2- Sünnet-i Seniyem ve Ehl-i Beytim..’

Şimdi beraber bakalım bu hadis-i şerife. İlk emir Furkan-ı Hakim amenna.. bunda zaten ihtilaf söz konu değildir. Sünnet-i seniye ise kimileri bize sadece Kur’an yeter diyerek meydana çıkıyor ki zaten bunu Mahbub-u Kulub (A.S.M.) haber vermiştir yine.

Birde ehl-i beytim yani ev halkım ve neslim manasındadır. bazı kimseler bunu başka bir hadis-i şerif ile tevil etmektedir. O hadis-i şerif ise; Benim neslm kan yoluyla değil, sünnet-i seniyemi işleyenlerledir! Hadis-i şerifidir. Yani mutlak surette ehl-i beyte muaveneti emretmektedir Muallim-İ Ukul (A.S.M.)

Nur mesleğimiz Allame-i Ahirzaman Bediüzzaman Said Nursi (R.H.) ne vasiyet etmiş beraber bakalım mı?

Vasiyetnamemdir

Aziz, sıddık kardeşlerim ve vârislerim!

Ecel gizli olmasından, vasiyetname yazmak sünnettir. Benim metrukâtım ve Risale-i Nur'dan olan benim hususî kitablarım ve güzel cildlenmiş mecmualarım vesair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikalarının heyetine, başta Hüsrev ve Tahirî olarak o heyetten 12 {(*): Kardeşim Abdülmecid, Zübeyr, Mustafa Sungur, Ceylan, Mehmed Kaya, Hüsnü, Bayram, Rüşdü, Abdullah, Ahmed Aytimur, Âtıf, Tillo'lu Said, Mustafa, Mustafa, Seyyid Sâlih.} kahraman kardeşlerime vasiyet ediyorum.

Onlara bırakıyorum ki; emr-i hak olan ecelim geldiği zaman, benim arkamda o metrukâtım, benim bedelime o sadık ve mübarek ellerde hizmet-i Nuriye ve imaniyede çalışsın ve istimal edilsin. Emirdağ Lahikası-1 ( 136 )

Burada ise Üstadımız varislerine muaveneti emrediyor bizlere. Yani istikametin bir şartı da Varis-İ Bediüzzaman’a iktidadır. Bize risaleler yeter demek ancak cehaletin eseridir. Buda tıpkı bize Kur’an yeter deyip sünneti ve ashabı yok sayanlar gibi olmaktdır. Bu sözümden şu anlaşılmasın Risale - Kur’an-I Kerim, Üstad – Peygamber böyle bir şeyi anlamak ancak kin ve garezin neticesidir. Risale-i nur Kur’an-ı Kerimin bir tefsiri, Üstad ise Peygamberin (A.S.M.) emin bir varisidir.

Başta demiştik Sahabe mesleğinin cilvesi, gölgesi diye şimdi bize de hadiselere bu nazarla bakmak istemiştik. Üstadımın ashabına bir bakalım. Molla Resul, Molla Habib, Ahmed Feyzi, Mehmed Feyzi, Hasan Feyzi, Hüsrev Altınbaşak, Tahir Mutlu, Mustafa Gül, Binbaşı Asım, Hulusi Yahyagil, Çaycı Emin, Abdülmecid Nursi, Zübeyr Gündüzalp, Mustafa Sungur, Ceylan Çalışkan, Mehmed Kaya, Hüsnü Bayram, Bayram Yüksel, Rüşdü Çakın, Abdullah Yeğin, Ahmed Aytimur, Âtıf Ural, Tillo'lu Said Özdemir , Mustafa Acet, Mustafa, Seyyid Sâlih Özcan, Mehmed Fırıncı, Hoca Haşmet ve ….. daha nice ashabı yani arkadaşları dostları var kim bilir ne işkence, çile çektiler ve bizler için, ismini bilmediğimiz geçmişte nur mesleğine hizmet etmiş olan dava adamları ağabeylerimiz geçti Allah’ım Bu mesleğimize hizmet eden ağabeylerden razı olsun Risale-i nur’un hurufatı adedince kabirlerine pür nur defter-i amalinede sevab yazsın inşallah.

Vasiyetin sonunda bakın ne diyor Üstadımız: ‘Ecelim geldiği zaman, benim arkamda o metrukâtım, benim bedelime o sadık ve mübarek ellerde hizmet-i Nuriye ve imaniyede çalışsın ve istimal edilsin!’ açıkça benim yolumun kilometre taşı, yoldaki uyarcılar, muhbirler varislerimdir talebelerimdir diyor bizlere ise varis-i mutlak olan ağabeylerimizle beraber hareket etmek kalıyor.

Lahika Okumanın önemi hadiseler, olaylar, mesleki ve meşrebi hareketlerde istikameti gösteren yoldaki trafik şartleri gibidir. İşraretçilerin ehemmiyeti bellidir. Keskin viraj işareti olmasa tepe taklat olabilir, kaygan yolda hız hüsrana sebeb olabilir, gevşek zeminli yolda dikkatsizlik felakete sebebtir… ‘İşte Lâhika mektubları bu gibi hususlara da işaret ediyor. Değişen dünya hâdiseleri, geniş ve küllî mes'eleler ve şartlar altında isabetli hizmet-i Kur'aniyenin esaslarını ders veriyor. Barla Lahikası ( 9 )’

Bizler de eğer bu yolda istikametle sahil-i selamete çıkmak istiyorsak üstadın ashabına muaveten ve tabi olmak halindeyiz. Aksi halde gene hizmet olur ama bütün bütün istimetten söz edilemez. Çünkü eksik olan ehemmiyetli bir şey yoktur. Üstadın ashabı ve onların duası ve himmetleri ve tecrübeleri…


اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşiniz
yozgati