ZÜBEYİR GÜNDÜZALP’TEN BİR NUR TALEBESİNE MEKTUP

Aziz, muhterem kardeşim,

Mademki İslâmın her derdine razı olduğunu bildiriyorsun, bu müjdenle bize aşk ve şevk veriyorsun, o halde iyi dinle:

Vazifen, dikenler arasından güller toplamaktır.
Ayağın çıplaktır, batacak. Elin açıktır, ısıracak.
Buna sevineceksin.

Çöllere sürülürsen kanınla ağaç yetiştireceksin.
Kutuplara sürülürsen ısınla sebze yetiştireceksin.
Yeşilliği sevmeyenler olacak, yakacaklar, yıkacaklar. Sen bunu sabırla seyredeceksin.

Karanlık zindanlara salarlarsa ışık, paslı vicdanları görürsen ümit, imansız kalplere rastlarsan nur vereceksin.
Sen verdiğin için suç olacak, sen getirdiğin için ceza göreceksin, sen konuştuğun için mahkûm olacaksın.
Ve buna şükredeceksin.

Anadan, yardan, serden geçeceksin.
Candan, gönülden Kur’ân’a sarılacaksın.
Damla iken deniz, nefes iken tayfun olacaksın.

Derdini yazmak için derini kâğıt, kanını mürekkep edeceksin.
Kimse ile görüştürmezlerse, mecnun olup çöllere düşeceksin.
Leyla arar gibi Nur arayanları bulacaksın. Bulamazsan üzülmeyeceksin.

Makamlar, servetler verirlerse, nefsini unutacaksın.

Yalan, iftira, çamur fırtınasına tutulursan, hissiyatını terk edeceksin.

Önünde demirden set yaparlarsa, dişinle deleceksin.

Dağları toptan oymak gerekirse, iğne ile oyacaksın.

Unutma!
Nerede olursan ol, küfrün ve cehlin tâ temelini çürüteceksin.

Bir gün Kur’ân etrafındaki surların yıkıldığını görürsen, hemen kemiklerini taş, etlerini harç, kanını da su edeceksin.
Etrafına ilimden, irfandan, faziletten, ahlâktan kaleler dikeceksin.
Kaleler fedâi ister, nasıl olsa sen de içinde fedâi olacaksın.

Bu mektubu okuyunca, Mesnevî’yi okuyan Yunus Emre gibi, “Uzun olmuş” diyeceksin.
“Onun gibi ben olsa idim, ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm, derdim” dediği gibi, sen de “Ne lüzum vardı uzun uzun yazmaya, kısaca Kur’ân talebesi olacaksın deseydin yeterdi” diyeceksin.
Haklısın, zira İslâm yoluna giren bilir ki, bu yol kıldan ince, kılıçtan keskincedir.
Her kişinin yolu değil, “er” kişinin yoludur.

Seni bütün ruh u canımla kucaklar, gözlerinden öper, dualarına mukabele eder, Allah’ın rızası dairesinde buluşmak üzere mektubuma son verirken, dalâlete düşen din kardeşlerimin kısa bir zamanda sizin gibi hidayete ermelerini Cenâb-ı Vacibü’l-Vücud olan Hazret-i Allah’tan niyaz ederim. Âmin!

Pür kusur kardeşiniz
Zübeyir GÜNDÜZALP