Son şahitlerden babam ASAF GÖRDÜK ün vefatı nedeniyle yerel gazetedeki köşemde çıkan yazım.

Öncelikle
geçmiş ramazanınızı ve bayramınızı tebrik ediyor, mevsimin en sıcak ve uzun
günlerinde Rabbımızın rızası için tuttuğumuz oruc ibadetimizi kabul etmesi ve
bizleri gelecek ramazana ulaştırması için Yaradanımıza niyaz ediyorum.




Ayrıca, 12.08.2012 Pazar günü
hakkın rahmetine kavuşan babam Hacı Asaf GÖRDÜK beyefendiye son görevlerini
yapmak üzere, cenazemize katılan, taziyemize teşrif ederek acımızı paylaşan,
uzakta olması hasebiyle telefonla bizlere ulaşan arkadaş, dost, baba dostu ve
hemşerilerime dostlar sağolsun, sizler sağolun diyerek şükranlarımı arz
ediyorum.




Tabi dir ki; insan her canlı
gibi doğar, büyür ve ölür. Yaşadığı zaman dilimi içinde, çalıştığı alanda
namuslu ve dürüst olması, çevresine faydalı bir birey olarak, öldükten sonra
hayırla yad edilmesi Dünya' nın en büyük servetidir.


1934 yılında Diyarbakır' ın
Eğil ilçesinde dünyaya gelmiş olan ve 1960 yılında yedek subay olarak, çektiği
kura ile tayin olduğu Afyon' un Emirdağ ilçesinde Üstadı Bediuzzaman Saidi Nursi
ile tanışması, defalarca görüşmesi, onun iltifatlarına mazhar olması ve onda
gördüğü olağanüstü halleri, üstadın Urfa' daki cenaze törenini yıllar boyu
anlatmış, ilgilileri tarafından belgesellere katkı yapılmış ve kayıt altına
alınmıştır. Cennetmekan Üstadın son şahitlerinden biriydi.




Gençlik yıllarından bu yana,
inançlı yaşayış modelinden ayrılmamış, yetiştirdiği öğrencilerine onların
ifadesiyle aynı zamanda babalık yapmış, asabiliğini öğrencilerinin topluma
faydalı olması alanında kullanmış ve kısa süre sonra ilgili kişiye sebebini izah
ederek, onun gönlünü almayı başarmış müşfik ve merhametli bir kişi olarak
tanınmış olan merhum babam, vefatından kısa bir süre önce son görüşmemizde
aramızda şu konuşma geçmişti.


_
Oğlum, benim vaktim tamamdır. Vefatımı duyduğunda hemen filanca beyi ararsın,
ben ona her şeyi söylemişim. Eğil' de babamın toprağında gömersiniz.Cenaze
tekfin ve defin işleri ile taziye masraflarıma yetecek miktar param var, onunla
yaparsınız.


_Allah gecinden versin
babacığım.


_Geci, erkeni yok bu işin.
Vadem gelmiştir. Rabbim, beni çok seviyor, hastane köşelerinde başkasının
umuduna bırakmayacak. Sekeratımı kolay eyleyecek. Ben, bütün dualarımda bunu
talep ettim ondan. O, herşeyin en güzelini bilir.


_...

_
Sen müsterih ol, çok rahat ol. Ne Devletin, ne Milletin bir tek kuruşu haksız
yere boğazımdan geçmemiştir. Yaşamımın büyük bölümünde mazlumlara, nur
talebelerine şemsiye olmayı Rabbim bana lutfetti. İnşallah, mahcubiyetim
yoktur.


_...

_Kimseden maddi olarak alacağım
ve kimseye borcum yoktur elhamdulillah.


_Baba, şu anda yapmamı
istediğin bir şey var mı?


_Yok evladım, ben sizden
razıyım Allah' da sizden razı olsun.


_Sizden de.

Bu duygusal konuşmanın geri
planında, mutlaka bir şeylerin olduğunu anlamıştım. Zira, 52 yaşındayım ve
benimle ilk kez böyle bir konuşma yapmıştı. Bir kaç gün sonra, pazar günü öğle
namazı için lavaboda abdest almış, elini yüzünü kurulayıp yakındaki koltuğuna
oturup başını arkaya dayayarak ruhunu teslim etmiş.


Bizler yetiştiğimizde oturur
vaziyette, gayet mutlu bir yüz ifadesi ve huzurlu bir görüntüsü vardı. Tam da,
istediği gibi, hep dua ettiği gibi, arzuladığı gibi vefat
etmişti.


Taziye evinde gelen
misafirlerden bazıları, buna benzer konuşmayı onlarla da yaptığını ve gidişinin
yakın olduğunu söylediğini ifade ettiklerinde, neler olacağının farkında
olduğunu anlıyorduk.


Hatta, bir dostuna vefatından
bir gün önce telefon açmış, " Hakkını helal et, ben Hakka yürüyorum" dediği
anlatıldı.


Çok kısa sürede teçhiz, tekfin
işlerini yapıp toprağa vermek üzere Eğil ilçesine doğru yola çıktığımızda,
bizimle beraber kalabalık bir konvoy oluştuğunu anlıyorduk.


Bir çok kişi duymadığını ifade
etse bile, taziye evimiz dostlarımızla, akrabalarımızla, sevenlerimizle dolup
dolup taşımıştı.


Rabbim, hepsinin ölülerine
rahmet, yaşayanlarına sağlık ve huzur ihsan etsin inşallah.


Sizleri fazla alıkoymadan,
benim şiirlerimden merhum babamın da çok sevdiği bir şiirimle yazımı noktalamak
istiyorum.




SAHİP



Utanma, gizlice döktüğün
yaştan.


Sesiz ağlayanın, ah-ı
duyulur.


Arındır kendini korku,
telâştan.


Kimsesiz kulunun, sahibi
odur.




Zulmün döktüğü yaş, havada
durmaz.


Ateş olup yakar, zalim
gönlünü.


Haksızlık yapana, elbet
gösterir.


İntikam gününün, sahibi
odur.




Yakışmaz rabbine, ilgisiz
olmak.


Kırılan umuda, uzaktan
bakmak.


Sabreden kulların, hakkını
almak


Tahsilât anının, sahibi
odur.




Hem Dünyada sorar, hem öte
yanda.


Hakkını bırakmaz, hiçbir
mekânda.


Ağırdır hesabı, iki
cihanda.


Sessiz feryatların, sahibi
odur

Abdulkadir GÖRDÜK