+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 10

Konu: *. Bekir Berk Hayatını Davasına Adayan Adam.*

  1. #1
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart *. Bekir Berk Hayatını Davasına Adayan Adam.*

    *. Bekir Berk Hayatını Davasına Adayan Adam.*


    -İhsan Atasoy- Nesil Yayınları-İst–2004)


    • “İsimlerin karakterler üzerindeki etkisi, inkâr edilmez bir gerçektir. Av.Bekir Berk’i yakından tanıyan ve onun destansı hayatını bilenler, isim ve soyadının ‘şimşek’ anlamı ile karakterinin ne derece özdeşleştiğini anlamakta güçlük çekmezler.’’(syf:14)

    Tahsin Tola, Bediüzzaman’ın talebelerinden ve Bekir Berk’in arkadaşlarındandı. Nur talebelerinin davasını alması için Bekir Berk’e ricada bulunuyordu. Tahsin Bey’in ‘Davayı alabilir misin? şeklindeki rica yollu talebine:”Şimdi olmadı Tahsin Abi’ dedi, “Davayı alabilir misin? ne demek?’ Ankara’ya gel. Bu davayı al.’ diyeceksin! İnançları için zindana atılan insanları savunmayacaksam bu cübbeyi neden giydim?’’ (syf:22)

    ·Üstad Bekir Berk’e hitaben:’’Seninle üç beraberliğim var: Biri, Risale-i Nur talebesi olman. İkincisi, Nur’un avukatı olman. Üçüncü bir beraberliğimiz daha var ama onu şimdi söylemeyeceğim.’’ (syf:33)

    · Mehmet Fırıncı:’’163. maddenin kaldırılması sırasında Suudi Arabistan’da idi. Rahmetli Özal, kendisine 163.madde hakkında görüşlerini sormuştu. Bu konuda takip edilmesi gerekilen yolu maddeler halinde bildirmişti. En başta bu maddenin tümüyle kaldırılmasını teklif etmişti.’’ (syf:34)

    · Mehmet Emin Birinci: “Bazen üç yerde duruşma olurdu. Mesela Trabzon, Van ve Hatay. “Ne yapalım?” diye istişare ederdi. Biz derdik ki: “Ağabey, birine gidersin, diğerlerine oradan ‘gelemiyorum’ diye telgraf çekip duruşmaları erteletirsin’. O ‘Olmaz’ der, hepsine yetişmek için elinden gelen son gayreti sarf ederdi.’’ (syf:41)
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  2. #2
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    ·Kırkıncı Hoca: “Aktif bir mücadele adamı olan Bekir Bey, 1958 yılından 1973 yılına kadar 15 sene Anadolu’daki bütün Nurculuk davalarında Nur talebelerinin avukatlığını yaptı. Binden fazla Nurculuk davasının beraatle sonuçlanmasına vesile oldu.’’ (syf:47)

    ·Mehmet Kırkıncı hoca anlatıyor: “Arafat’a çıkmak için bir taksi kiraladık. Ben şoförün yanına oturmuştum. Yol esnasında şoföre iltifat için şöyle söyledim: “Siz Araplar, bizim seyyidimizsiniz’. Ben bunu söyleyince adam: “Hayır, hayır! Asıl efendi sizin ecdadınızdır. Buraları ihya eden onlardır’ dedi.’’ (syf:49)

    ·Hocaefendi: “Savcı Nurettin Soyer mahkemelerde bize karşı çok sert davranıyordu. Mesela bir keresinde kalkmış, ‘Kürt Said!’ demişti. Hatta ‘alçak’ gibi de bir laf söyledi. Bekir Bey, bütün medeni cesaretiyle ayağa fırladı ve ‘Alçak sensin’! diye gürledi’’. (syf:53)
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  3. #3
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    ·Rahmi Erdem: “Yaptığı hizmetler takat-i beşerin fevkindeydi. Otuz sene yatsı abdestiyle sabah namazı kılmış bir insandı. Beyni uyanıktı. İki üç saat uykuyla iktifa edebilen bir insandı.’’ (syf:61)

    ·Rahmi abi: “Kiğılı Pasajı ile Kirazlımescit Sokağı 46 numarayla kurulan gönül köprüsü. Bu köprünün Süleymaniye ayağında yorgun savaşçı Zübeyir Gündüzalp…’’ (syf:67)

    ·Rahmi Erdem: “Peyami Safa merhum, Falih Rıfkı Atay’la olan mahkemesinin sonunda vekili olan Av.Bekir Berk’i yazıhanesinde ziyaret eder. Çıkarken Mehmet Fırıncı ve Mehmet Birinci’ye, ‘Bu zatın kıymetini biliniz. Avrupa’da böyle bir avukat yoktur.’ der.’’ (syf:68)

    ·Hasan Coşkun: “Bekir Ağabey mahkemeye tek başına girmezdi. Kardeşlerden mutlaka bir şahs-i manevi oluştururdu. Şahs-ı maneviden kuvvet alıyordu.’’ (syf:74)

    ·Bekir Berk: “Ben hiçbir zaman güzergâhımın dışına çıkmadım. Çıkar da ölürsem şehit olmam; güzergâhta ölürsem şehit olurum.’’ (syf:86)

    ·Hasan Coşkun: (hastahanede baygın yatarken) “Yanına yaklaştım, başucunda durdum ve gür bir sesle bağırdım: “Kalk ey kahraman-ı İslam! Dünya uyuyor, sen uyuyorsun’! dedim. Birden ‘Bismillah’ diyerek kalktı. Ayaklarını yataktan sarkıtıp oturdu.’’ (syf:89)

    ·Hekimoğlu: “Sizde bir kabiliyet görmüşse peşinizi bırakmazdı. Teşvik eder, hizmete koştururdu. Benim en güzel yazılarımın altında onun teşvikleri vardır.’’ (syf:90)

    ·Hekimoğlu: “Gece boyu yol aldıktan sonra sabaha karşı Hınıs’a vardık. Ben yorgunluğu dayanırım da açlığa dayanamam!’ Ağabey acıktım’ dedim. ‘Ne biçim askersin!’ dedi. “Valla 20 yıldır askerim, ama senin gibi komutan görmedim!’ dedim.’’ (syf:91)
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  4. #4
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    ·Mehmet Kutlular: “Hukuku iyi bildiği için, mahkemeye bir usul hatası yaptırır, onu da zapta geçirirdi. Bu ona en azından davayı Temyiz’den bozma gerekçesi sağlardı.’’ (syf:105)

    · Abdülhamit Oruç:’’Ayasofya’nın camiye çevrilmesi onda küçük yaştan itibaren bir tutku haline gelmişti. Küçükken annesi, kırk Cuma Ayasofya’da namaz kılarsa oğlunun Hz.Hızır’la(a.s.) görüşeceğine inanarak her Cuma Ayasofya’ya götürürmüş. Ancak kırk Cuma tamamlanmadan Ayasofya ibadete kapatılmıştı. Bunun üzerine ağlayan annesine “Anne ağlama, ben büyüyünce Ayasofya’yı açacağım!’ diye söz vermişti.’’ (syf:110)

    ·Abdülhamit Oruç:"Biz Ayasofya’nın açılması için Kırklareli’nden hazırladığımız imzalardan oluşan kâğıtları birbirine eklemiş ve onun teklifiyle Ayasofya minaresinden yere kadar sarkıtmıştık. Bütün bunlar basında yer almıştı.’’ (syf:111)

    ·Bir hâkimin dilinden:’’Bir tavuğu kesemem ama yüz nurcuyu elime verseler gözümü kırpmadan keserim.’’ (syf:115)

    ·Hamdi Sağlamer: “Bekir Ağabey, “Uçağa yetişemezsek, ertesi gün Çanakkale’deki mahkemeye yetişemem.’ deyip şoföre ‘sür’ dedi. Şoför gaza bastı. İşçilerin(sahil yolunun yapımında çalışan işçiler) bağırıp çağırmaları arasında ilerledik. Ardımızdan korkunç bir gürültü işitildi. Geri dönüp baktığımızda, sanki dağ yerinden kopmuş, siyah bir bulut gibi üstümüze geliyordu. Kıl payı kurtulmuştuk!’’ (syf:125)

    ·Sultan Fatih: “Bu mabedimi(Ayasofya) Allah’a kulluktan başka bir maksat için kullanacaklara Allah’ın, Resul’ünün, bütün evliyaullahın ve meleklerin laneti üzerlerine olsun!’’ (syf:130)
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  5. #5
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    ·Hamdi Sağlamer: “Bir baygınlık anında idi. O sıralar Hekimoğlu İsmail Şile Cezaevinde yatıyordu. Bekir Ağabey ayıldığında parmağıyla işaret ederek, son derece düzgün cümlelerle yattığı yerden Hekimoğlu İsmail’i müdafaa ediyordu.’’ (syf:130–131)

    ·Osman Demirci: “Eğer Bekir Berk, mütehassısı olduğu 163.madde maznunlarından para almış olsaydı, bugün hiç şüphesiz dünyanın en zengin avukatı olurdu.’’ (syf:136)

    ·Refet Kavukçu:’’Bayan reisin, hâkimliği devresinde bir benzerini görmediği bu dava ve müdafaa üslubunu, başını eline dayamış olduğu halde büyük bir ciddiyetle dinlerken, gözlerinden birkaç yaş damlacığının döküldüğünü, maznun sandalyesinden hayranlıkla seyretmiştim.’’ (syf:140)

    ·Lokantada ekmeğiyle yemek tabağını silerken ‘Beyefendi, bizim bulaşıkçımız var.’ diyen garsona hitaben Bekir Berk:’’Ben Resulullah’ın bulaşıkçısıyım!’’ (syf:146)

    ·Hakkı Bozkurt: “Çantası, mahkemeler için önemli evraklarla doluydu. Ölüm pahasına da olsa onu bırakmazdı. Nereye gitse mutlaka onu taşırdı. Adeta o, cephaneliği gibiydi.’’ (syf:162–163)

    ·Haddini aşan savcıya Bekir Berk:’’Sayın savcı! Sen kimin ağzınla konuşuyorsun? Lenin’in ağzıyla mı, Mao’nun ağzıyla mı? Sen galiba burasının İslam diyarı olduğunu unuttun!’’ (syf:171)

    ·Abdünnur Keseli: “Cezaevinde bir ara solcular bizim ağabeylere gelerek, ’Söylediğiniz mehter marşından rahatsız oluyoruz’ demişler, biraz sesi kıstırmışlardı. Bekir Ağabey, hemen geldi, sesi sonuna kadar açtı ve volta atmaya başladı. O an, topluca Bekir Ağabeye saldırırlar diye çok korktum.’’ (syf:183)
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  6. #6
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    ·Nevzat Yalçıntaş: “Onun bazı çocuksu tarafları vardı. Bunu da bilerek kullanıyorum! Dostlarına o taraflarını açardı. Mesela ‘Ağabey ben ne getireyim Türkiye ‘den(o zaman Arabistan’da)?’ diye sorardım. O yaştaki insanın bazı şeyler isteyeceğini tahmin edersiniz. Ama hayır, benden simit isterdi.’’ (syf:192)


    ·Koca Halil, derviş meşrep, pehlivan yapılı, pırlanta kalpli biri. Risale-i Nurları tanıdığı günlerde içinde sorular vardır. “Acaba bu zat Evlad-ı Resul’den midir?’ Eğer öyleyse ben yanına sürünerek gitmeyi ahdediyorum!’ demiş. Bir rüyadan sonra tüm tereddütleri gitmiş, yemini gereği Isparta’ya sürünerek gitmeye karar vermiş. Fakat bir kardeş, ‘Delilik yapma! Isparta’ya sürünerek değil yürünerek de gidilmez; trene biner, gideriz. O da yerde sürünerek gidiyor, ahdin de yerine gelir!’ demiş, trene bindirerek Üstad’a ziyarete gitmeye razı etmiş.’’ (syf:203)


    ·Koca Halil, Risale-i Nurları arabaya doldurup götürürken polis durdurmuş. “Ehliyet lütfen.” Cebinde devamlı taşıdığı cevşeni çıkarıp uzatmış: “Buyurun beyefendi” Polis Arapça yazılı dualardan başka bir şey görememiş. “Bu ne bu? Sen benimle dalga mı geçiyorsun?’ demiş. Halil Yürür bu defa kesin bir ifadeyle polise cevap vermiş: “Ne demek, bu ne? Bu ahirette geçiyor da dünyada niye geçmiyor?’’ (syf:204)


    ·Halil Yürür: “Ben paket işiyle uğraşırken bir de baktım, Bekir ağabey hamal semerini sırtına almış, ‘Şu paketlerden birini koy bakalım.’ demişti. Risale dolu paketi sırtına yükledim. O şekilde depoda birkaç tur attı. Bu hareketiyle Risale-i Nurların hamallığını yapmanın da büyük bir şeref olduğunu hatırlatmak istiyordu.’’ (syf:206)


    ·Kenan Yeşilhark: “Narlıdere Cezaevinde büyükçe bir koğuşta kalıyorduk. Koğuşta tuvalet olmadığından gece saat 9’dan sonra tuvalet ihtiyacı olanlar koğuştaki kovalara yapmak zorunda kalıyorlardı! Bu yüzden akşama yakın, kimse sulu şeyler yiyip içmemeye çalışıyordu.’’ (syf:212)
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  7. #7
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    ·M. Nur Sungur: “Eğer Türkiye’den telefon açmışsa gider, havaalanında karşılardı. Ve onu ilk iş olarak hemen lokantaya götürürdü. Buranın ikramı boldur!’ derdi.’’ (syf:228)


    ·Kenan Demirtaş: “Onda üç şahsiyet vardı. Birincisi: Dergah- İlahi’de acz ve fakrını ilan eden bir kul olarak Bekir Berk. İkincisi: En zorlu dönemde sıkı takibat altında bulunmasının ruhuna verdiği büyük bir hassasiyet vardı. Bekir Berk adeta esen yelde hile sezerdi. Üçüncüsü: Risalet sancağını taşıyan Halid bin Velid gibi İslam kahramanı Bekir Berk.’’ (syf:233)


    · Kenan Demirtaş: “Bir defasında Medine’den Cidde’ye ziyarete gitmiştim. Çok sevinmiş ve evin bütün lambalarını yakmıştı. “Abi israf olmaz mı?’ diyecek oldum. Kelimelerin üstüne basa basa: “Medine’den kardeşim gelmiş!’ diye karşılık verdi.’’ (syf:236)


    ·Ertuğrul Hakan Berk: “(Davaya yetişmek için) demir yolları yetkililerinin anlamsız ve umursamaz bakışları arasında önce biraz yavaşlayan trenden daktilo ve çantası atıldı, daha sonra beni boynuna sararak kavrayan babamla birlikte en azından 40–50 km hızla giden trenden biz de atladık. Allah’tan, atladığımız güzergâh adeta plaj kumuna benzer bir yapıda olduğu için bir yerimizi kırmadan kurtulmuştuk!’’ (syf:245)


    ·Oğlu Hakan Berk:’’Okuldan uzaklaştırma cezası olayı, Av.Bekir Berk’in sistemle ilk ciddi çatışması, onun hayatına yön veren olaylardan biridir.’’ (syf:248)


    ·Bazı avukatlar: “Biz stajyerliğimizde ya da avukatlığımızın ilk yıllarında, ilimizde ilçemizde bir duruşmaya Av.Bekir Berk’in geldiğini duyduğumuzda toplanıp gider, duruşmada onu dinlerdik.’’ (syf:254)
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  8. #8
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    ·Mehmet Cemal Çiftçigüzeli Bekir Berk’e hitaben: “Yeni yazıhanende bir Türkiye haritası vardı, şehirlere renkli raptiyeler koymuştun. Beraatlara yeşil, devam edenlere sarı, yeni açılan davalara kırmızı raptiye. Şimdi buralarda hep çiçek açtı; mis papatya tarlası, gelincik bahçesi, gül seraları gibi. Mis kokuyor üstelik renk renk!’’ (syf:272)


    ·Halit Yolcu: “Çok ünlü bir avukatın mahkemesine karşılıksız gelmesini aklına sığıştıramayan biri ‘Peki siz nasıl geçiniyorsunuz Bekir Bey? diye sormuş. Bekir Ağabey, her zaman yanında taşıdığı kefenini çantasından çıkarıp, ‘İşte böyle! Siz de kefeninizi yanınızda taşırsanız geçiminiz kolay olur’ demiş.’’ (syf:276)


    ·Ali Tunç: “Savcı iddianamesini okuyup da maznunlar hakkında altı yıl hapis cezası isteyince, Bekir Ağabey yerinden şimşek gibi fırlayıp ayağa kalktı. Onun bu halini gören duruşmayı seyretmeye gelen bir aşiret ağası, heyecanlandı, ‘’Vur Bekir Bey, biz de senin arkandayız!’ demekten kendini alamadı.’’ (syf:280)


    ·Bekir Berk: “Kardeşim cemaat karşısında Allah rızası için ders okumak, manevi bir gasildir.’’ (syf:286)


    ·Cemal Uşşak: “Derken ikindi namazı vakti girdi. Hüseyin Bey de ezanı biraz kısık sesle okudu. Ne de olsa çevrede yabancılar vardı. O baygınlık geçiren insan, birden beklenmedik şekilde ayağa kalktı, ‘Bu nasıl ezan okumak kardeşim! Londra semalarını neden ezan-ı Muhammedi sesinden mahrum ediyorsun?’ dedi ve gür bir sesle herkesin dikkatli bakışları altında ezan okudu.’’ (syf:294–295)
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  9. #9
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    ·Cemal Uşşak: “Necmettin Ağabey işleri görüp yetiştirmek için bir hayli koşturmuş, bu arada namazını kılamamıştı! Biz terminale vardığımızda bir de baktık ki İstanbul’a hareket edecek otobüsün tam önünde seccadesini sermiş namaz kılıyordu. Böylece kendini garantiye almıştı.’’ (syf:297)


    ·Mustafa Çalışan: “Son günlerinde Prof. Dr. Mim Kemal Öke ile birlikte, hayatını belgesel olarak hazırladık. Çok enteresandır; çekimler bitti, Bekir Ağabey’in de bu dünyada rolü bitti. Yine çok enteresandır; filmin son sahnesi, onun cenaze merasimiyle noktalandı.’’ (syf:300)


    ·Haluk İmamoğlu: “Avukatlığı üstlenilen üç dava vardır. Biri normal, sıradan davalardır. Üstlenilir, ücreti alınır, biter. Diğeri topluma karşı ağır bir suç işlediği açıkça sabit olmuş kişilerin davasıdır. Bunlar da çuvalla para verilse alınamayacak davalarıdır. Bir üçüncüsü ise insanlığın hizmetinde bulunmuş şerefli dava adamların davasıdır. Bunlar, bırakın para almayı, kucak dolusu para verilmesi gereken davalardır.’’ (syf:302–303)


    ·Bekir Berk: “Uçakla Samsun’a giderken şiddetli bir fırtınaya tutulduk. Uçak aniden 100 metre inip çıkmaya başladı. Yolcular çığlık çığlığa bağrışıyorlardı. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Birden ‘Yetiş ey Üstadım Bediüzzaman!’ diye bağırdım. Ardından uçak, adeta düz bir zeminde süzülmeye başladı. Üstadın himmetiyle kazasız belasız Samsun’a indik.’’ (syf:308)


    http://www.cevaplar.org/index.php?khide=visible&sec=11&sec1=66&yazi_id=501 7&menu=1
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  10. #10
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart









    Salahaddin Akyıl'ın Üstadı ziyaretinin hatıraları

    Selahattin Akyıl kimdir?
    Van’ın eşrafından…
    Hayatını ve maddi tüm imkanlarını Risale-i Nur hizmetlerine sarf etmiş aktif bir Risale-i Nur gönüllüsüdür.
    Sadece Van’da değil Türkiye’nin muhtelif yerlerinde yapılan inşaatlara maddi destekte bulunmuştur. Mevlit geleneğini ilk defa Van’da o başlatmıştır.
    Risale-i Nur dershanesini ilk defa Van’da açanlardandır. Uzun yıllardan beridir İzmir’de ikamet etmektedir.

    SESLİ OKU BEN DE DİNLEMEK İSTİYORUM

    Van Bediüzzaman’ın memleketidir. O nedenle Üstada taalluk eden hatıralar mutlaka vardır. Burada Risale-i Nur hizmetleri nasıl başladı? Bu hizmetlerin başlamasında ve inkişafında sizinde büyük payınız var. Gönüllü olarak maddi manevi büyük destek verdiğinizi biliyoruz. Önce Risale-i Nurları nasıl, nerede tanıdınız, kim size tanıttı?

    Risale-i Nurları 1953’te tanıdım. Molla Hamid abi, bana Elhüccetüzzehra Risalesini vermişti. Daktiloda güzelce yazılmış bir eserdi. O günlerde askere gitmeye hazırlanıyordum. Kitabı biraz okudum baktım ağır ifadelerle yazılmış. Götürdüm nineme verdim dedim “bu sende kalsın askerden dönünce alır okurum.”
    Askerliğim Bolu’ya çıkmıştı. Bolu’da askerlik yapıyordum. Kısa bir zaman geçmişti ki, bayram geldi. Herkese bayram izni verdiler. Ben de bayram izni aldım Adapazarı’na gittim. Adapazarı’nda babamın ortağı vardı. Kamyonu vardı nakliyecilik yapıyordu. Aynı zamanda oteli de vardı. Oteline gittim orada kaldım.

    O günlerde kitap okumaya çok meraklı idim, çok kitap okuyordum. Kütüphaneye gittim birkaç kitap alıp okuyayım diye. Kitaplara bakarken baktım Üstadın yeğeni Abdurrahman ile çektiği resminin üzerinde olduğu bir kitap gördüm. Eşref Edip’in yazdığı Tarihçe-i Hayatı idi. O kitabı aldım otele getirdim, orada okumaya başlayınca otel sahibi “sesli oku ben de dinlemek istiyorum” dedi. Sesli okudum ve o da dinledi. Kitabı hemen okuyup bitirdim.

    Kitap otelciye çok tesir etmişti. Dedi, “bu kitabı nerden aldın? Bu kitabı bana ver, yenisini sen alırsın” dedi. Ben de “olur” dedim. Dışarı çıktım biraz dolaştım çarşıyı gezdim geri geldiğimde baktım ki, o otelci kitabı almış başka birine okuyor.
    Benim geldiğimi görünce bana döndü dedi, “Sen bu kitaptan aldığında bir tane fazla al bu adama verelim, bunun kızı öğretmenmiş o da okusun.” Ben de, “öyleyse yerini size göstereyim belki siz daha fazla alırsınız, daha sonra almanız gerekir kolaylık olur” dedim. Götürdüm kendisine kitap satış yerini gösterdim. Üstad ile ilk tanışmamız böyle olmuştu.

    Orada bir müddet kaldım daha sonra iznim bitti kıtaya döndüm. Askerde depocuydum, yani levazım işlerine bakıyordum. Bütün malzeme depolarını bana teslim etmişlerdi. Bir ara depodan bir sivis marka tabanca çalmışlardı. Aradık taradık tabancayı bulamadık. Sonra başçavuş gitti bir yerden bir tane benzerini buldu getirdi, nerden getirdi bilmiyorum ama uydurdu yerine koydu. Ama parasını ben ödedim o zamanın parasıyla yüklü bir para 200 TL ödemiştim. Onun gibi bazı başka şeyler de kaybolmuştu. O nedenle fazla miktarda paraya ihtiyaç hasıl oldu. Ben de tabi o kadar para yoktu mecburen izin aldım Van’a gittim. O miktarda para alıp tekrar geri döndüm.

    ÜSTAD ŞAPKALI HİÇ KİMSEYİ KABUL ETMEZ

    Bir müddet sonra beni Bursa’ya sıhhiye kursuna gönderdiler. Bir yıl da orada kaldım ama sonra öğrendim ki, yanlışlıkla göndermişler. Bu defa bizi Balıkesir Edremit’e gönderdiler. Orada da iki ay kaldım daha sonra tekrar beni Bolu’ya gönderdiler. Geldiğimde baktım ki, Bolu’da askerlik yaptığım alayın yerini değişmişler. Lüleburgaz’da Kemerburgaz’a kaldırmışlar. Teskeremi orada aldım.
    Teskereyi aldıktan sonra doğruca Isparta’ya gittim. Orada kalmaya niyetlenmiştim. Trende giderken yolda soruyorum “Üstadı tanıyor musunuz?” diye ama kime sorsam normal cevap vermiyor, çekiniyorlar. Demek o arada, Isparta’nın yakınlarında bir istasyondan Şaban (Vahşi lakablı) abi binmiş. O binince oradaki yolcular onu tanıyormuş. “İşte” dediler. “Üstad ile ilgili bir şey öğrenmek istiyorsan buna sor. Bu Üstadın yakınlarındandır.” Bunun üzerine yaklaştım tanıştım ve orada arkadaş olduk. O “ben seni üstada götürürüm” dedi.

    Trenden indik. Ulu camide namaz kıldık. Namazdan sonra baktım Şaban abi kayboldu. Ortalıkta yok bulamadım. Ben de gittim imama dedim. “Ben Üstadı ziyarete gelmişim, Onu nasıl ziyaret edebilirim.” İmam, “Saray oteline gidersin orada Nuri Benli var, o seni götürür” dedi.
    Gittim Saray Palas Otelinin sahibi Nuri Benli’ye –çok mübarek bir insandı- Onunla görüştüm o beni Rüştü Efendinin dükkanına götürdü. Rüştü Çakın, “Bekle şimdi talebeleri gelir buraya, onlarla gidersin” dedi. Biraz sonra rahmetli Zübeyir abi geldi. Askerden yeni geldiğim için kafam da tıraşlı olduğundan şapka koymuştum başıma. Şapka ile ilgili annemden bir şeyler duymuştum ama dini hükmünü pek iyi bilmiyordum. Zübeyir abi bana, “Üstad şapkalı hiç kimseyi kabul etmez” dedi. Şapkayı çıkardım kafamdan, yırttım attım, gittik ama Üstad da orada değilmiş. Başka bir yere gitmiş meğer. Onun üzerine ben de Van’a geldim. Bu anlattığım olay 1955’te cereyan etmişti.

    Bir yıl sonra tekrar Isparta’ya gittim. Bu defa da oraya ulaştığımda baktım Üstad gene hazırlanmış bir yere gidiyor. Merdivenlerde karşılaştık, Üstad benimle ayaküstü konuşurken Van’daki bütün talebelerini sordu, teker teker. Çaycı Emin abiyi sordu. Dedi, “Duydum o İran’a gidecek, merak ediyorum, niye gidecek biliyor musun?” Ben o zaman tanımıyordum. Bana “söyle kendisine İran’a gitmesin” dedi.
    Van’a döndüğümde soruşturdum. Çaycı Emin abiyi tanıyan yok. Cahit Ünsal’a sordum. “Burada ona Yemen bey derler, kimse onu Çaycı Emin olarak bilmez. Ben bulur getiririm sana” dedi. Hakikaten gitti buldu getirdi.
    Dükkanda konuştuk, tanıştık… Dedim “Üstadın sana selamı var, İran’a gidecekmişsin gitmesin” diyor. “Merak ediyorum, üzülüyorum diyor” dedim. O da bunun üzerine gitmekten vazgeçti.

    ÜSTADIN BAYRAMINA GİTMEDEN KİMSENİN BAYRAMINI TEBRİK ETMEM

    Erciş’te Ali Sinoğlu da bu hadiseden bahsetmişti. Onun ifadesine göre Şah davet etmiş -hile ile imha etmek için- hatta bir kardeşi varmış onu da çağırmışlar o gittiği için onu öldürmüşler. Çaycı Emin abi Üstadın ikazı üzerine gitmediği için kurtulmuş doğru mu?

    Evet doğrudur.
    Ondan sonra hizmet etmeye başladık. Mahallemizde ilk dershaneyi açtık. Eski cezaevi ile Cumhuriyet Ortaokulunun arasında bir yerdeydi. Biz dershane açınca emniyet telaşlandı. Daha Üstad hayatta idi. Hatta Molla Hamit abi gitti Üstada -bir nevi- şikayet etti. İstişare etmeden açmışız diye. Zaten gitmeden önce engellemişlerdi, “imkansız açamazsın” demişlerdi ve kapatmışlardı. Üstada söyleyince Üstad onlara “hala bugüne kadar açmamışsınız, ne duruyorsunuz neden açmamışsınız?” diye sitem etmiş. Üstad öyle deyince geldi bu defa kendisi açmamız için teşvik etmeye başladı.
    Ondan sonra her yıl Üstadı görmeye gittim. Ekseriyetle Isparta’da görüşüyordum. Ama son görüşmem Emirdağ’da olmuştu.

    Bir defasında bayram arifesiydi. Dedim “Üstadın bayramına gitmeden kimsenin bayramını tebrik etmem.” Ben de öyle haller var bir anda karar veririm bir şeye mutlaka onu yaparım. Arife günü karar verdim ve bir anda atladım arabaya doğru Isparta’ya gittim. Saray Palas Oteli bizim için medrese gibi olmuştu, bizim yerimizdi. Doğru oraya gider kalırdık. Diğer kardeşler de geldiğinde oraya gelirlerdi. Nuri Benli’nin Oteli…

    Oradayken Kastamonu’dan, İnegöl’den, çeşitli yerlerden telefonlar geliyordu. Üstadı ziyaret etmek istiyorlardı ama Üstad kabul etmedi. Hepsine “gelmesinler hizmetlerine baksınlar, hizmete devam etsinler” diye cevap veriyordu. Biz izin almadan gittiğimiz için artık emr-i vaki olmuştu.
    Bayram namazına gitmek için Üstadın evinin önüne gittik, arabayı hazırlıyorlardı, ama araba çalışmıyordu, biz iteledik çalıştırdık. O arada baktım Üstad merdivenlerden iniyor. Rüştü abi bizi görüştürdü. Üstad geldi arabaya bindi bacaklarının üzerine yorgan attılar. Bize iki eliyle “Allahaısmarladık” dedi o şekilde gitti.

    “Biz de Hüsrev (Altınbaşak) abiyi ziyaret edelim” dediler. Gittik Hüsrev abi bahçe kapısını kilitlemiş, çalıyoruz açmıyor. Üstadın evine yakın bir evde kalıyordu. Bayram (Yüksel) abi dayanamadı bahçe duvarından içeri atladı gitti kapıyı açtı. İçeri girdik, gittik yanına, Bayram abiye kızdı “neden açtın” diye… “Yazı yazarken şaşırıyorum” dedi. Mu’cizeli Kur’an’ı yazıyordu.
    O günlerde seçimler yeni tamamlanmıştı. Hiç unutmuyorum. Burdur’da Hürriyet Partisi kazanmıştı. Isparta’da nerdeyse kazanacakmış. Ama Üstad sandığa gidip açıktan oy kullanınca orada kaybetmişler. Demokrat Parti kazanmış. Öyle ifade etmişlerdi.

    BEKİR BERK MAHKEMENİN HAKSIZ TUTUMUNA SERT ÇIKIŞTI

    Üstad’ın 1957’de oy kullanmasından başka, daha önce oy kullanıp kullanmadığı hakkında bilginiz var mı?

    Yok. Sadece bir defa o da 1957’de kullanmış olduğunu biliyorum. 1954 seçimlerinde oy kullanmış olduğuna dair kimseden bir şey duymadım.

    Üstad’ın vefatından sonra Van’da güzel hizmetlerin başladığını duyduk. Fevkalade güzel hizmetler olmuş bu konuda neler söylersiniz?

    Ondan önce son görüşmemi isterseniz anlatayım. 1960’ta İstanbul’a gitmiştim o zaman Şualar Risalesi yeni çıkmıştı. Birkaç tane almıştım. Hatta bir tanesini İzmir’de Nejdet Doğanata’ya verdiğimi hatırlıyorum. O günlerde İzmir’de mahkeme vardı. O nedenle oraya gitmiştik. O mahkemeyi iyi hatırlıyorum çok heyecanlı ve çok ateşli geçmişti. Çok kalabalık bir izleyici kitlesi vardı.

    Cumhuriyet Savcısı iddianamesinde “Tesettür Risalesi ile Gençlik Rehberi rejim aleyhtarlığı yapıyor. Bunlar rejim aleyhinde çalışıyorlar, vukuat çıkabilir. O nedenle mahkemenin gizli yapılmasını talep ediyorum” demişti. Onun üzerine Rahmetli Bekir abi kalktı söz aldı, orada Nejdet Doğanata da vardı dedi, “gizlilik dikta rejimlerinin, falanjistlerin usulüdür, demokratik rejimlerde muhakemenin gizli yapılması kararı alınamaz. Biz efkarı umumiye önünde hesap vermek istiyoruz.” Ona rağmen mahkeme reisi celsenin gizli yapılmasına karar verdi. Bunun üzerine bizim avukatlar Bekir abi ile Nejdet Doğanata mahkemeyi boykot ettiler, çekildiler. “Biz bu durumda mahkemeye katılmıyoruz” dediler.

    Bu defa Mahkeme Reisi de çekildi. Gittiler başka bir hakim buldular getirdiler. Mahkeme devam etti o gün neticelenmedi. Mahkeme sonuçlanınca oradan ayrıldık, Bursa’ya geldik. Bursa’dan Van’a gelecektik. Garajda baktım biri “Eskişehir, Eskişehir” diye bağırıyor. Hemen o arabaya bindim Eskişehir’e geldim. Arabadan indiğimde baktım ki, bu defa da biri “Emirdağ, Emirdağ” diye bağırıyor. Sanki gayr-i ihtiyari ona binip Emirdağ’a gittim. Üstadın Emirdağ’da olduğunu da bilmiyordum. İhtimal olabilir düşüncesi ile öyle rast gelince kararımı değiştirip gitmiştim. Isparta da olabilirdi. Gittim baktım hakikaten Emirdağ’da imiş. Tevafuk etmişti.

    BÜTÜN MÜŞKÜLLERİNİZİ BUNDAN SONRA RİSALE-İ NURLA HALLEDİN

    Yani bir nevi sevk-i İlahi adeta yönlendirilmişsiniz öyle mi?

    Evet, İzmir’den ayrıldığımda Van’a gitmek için yola çıkmıştım. O zaman direk arabalar olmadığından Bursa’ya gittim oradan Ankara’ya gidecekken baktım Eskişehir’e araba var. Dedim “oraya gideyim oradan Ankara’ya giderim.” Eskişehir’e gidince orada da Emirdağ arabasının hazır olması kararımı değiştirdi ve “bir ihtimal görebilirim” düşüncesi ile Emirdağ’a gittim.
    Emirdağ’da Osman Çalışkan abiyi buldum. O da beni doğru Üstadın yanına götürdü. Üstad üst katta oturuyordu. Merdivenleri çıktık, Üstadın yanına girdik. Orada dedi ki, “Bak kardeşim, Allah benim sesimi de kesti ta ki, Risale-i Nura perde olmayayım, bütün müşküllerinizi bundan sonra Risale-i Nurla halledin” dedi.

    Sesi çok az çıkıyordu Zübeyir abi söylediklerini tekrar ediyordu ama ben anlıyordum. “Ben” dedi “bir müddet sonra o tarafa geleceğim, istiyorum seni yanıma alayım, ama diyecekler kendi hemşerisini yanına aldı, sen şimdi git ben bir müddet sonra zaten geleceğim.” Bu görüşmem Şubat 1960’ta gerçekleşmişti. Zaten daha sonra dediği gibi geldi ama Van’a değil Urfa’ya geldi bir ay sonra orada vefat etti. Allah rahmet etsin. Amin…

    CAMİLERDE VAAZLARINDA RİSALE-İ NUR OKUSUNLAR

    O görüşmemizde “Şeyh Fehmi’nin çocukları var mı?” diye sormuştu. Tarihçe-i Hayat’ta ismi geçer. Üstad ondan ders almış. Belki elli sene önce ölmüş bir zat. Ben “torunları var” dedim. Bunun üzerine “ben şeyh Fehmi’yi yanıma almışım kendilerine söyle üzülmesinler, Camilerde vaazlarında Risale-i Nur okusunlar.” Ölmüş bir adam için Üstad “ben yanıma almışım” dedi. Biz ne demek istedi anlamadık tabi. Ölmüş insanı nasıl yanına almış. Ama “seni vekil etmişim git kendilerine söyle” dedi.
    Ben Van’a geldim dükkana gittim o esnada baktım müftü dükkanın önünden geçiyor. Müftü, onun torunlarından biriydi. Çağırdım dedim “Üstadın size selamı var”, “ben şeyh Fehmi’yi yanıma almışım, onun için üzülmesinler camilerde vaazlarda Risale-i Nur okusunlar” dedi. O da hiç itiraz etmedi “benim başım üstüne” dedi. Onun üzerine Erek Camisinde her sabah namazdan sonra Risale-i Nur’dan okudu. Altmış ihtilaline kadar her sabah okudu.

    O günlerde Mehmet Kayalar ilk defa fiili olarak para toplayıp dershane yapmaya başlamıştı. Dershane yapımını ilk defa başlatan Mehmet Kayalar’dır. Onun bu hareketine itirazlar olmuştu. Biz de haliyle itirazlar nedeniyle uzak duruyorduk. Bu meseleyi Üstad hayattayken soralım dedik. “Kayalar abi neden bu işte böyle ısrar ediyor” diye. Ben o görüşmemde Üstada bunu da sordum. Üstad, “ben bilmiyorum, ben bilmiyorum” dedi biraz durduktan sonra “bir şey demeyeceğim, bir şey demeyeceğim” dedi. Sonra da “eski hizmetlerinize devam edin” dedi. Bu kadar. Başka da bir şey demedi. Ben dışarı çıkarken Hüsnü Bayram abi “söyle para toplamasın” dedi bana. Ama ben bizzat Üstad’dan duymadığım için onun bu isteğini geldiğimde gidip Kayalar abiye söylemedim, karışmadım. Çünkü, Mehmet Kayalar abi hassas bir insandı. Sorardı “Üstad’dan sen kendin duydun mu? Nasıl söyledi” diye hesaba çekerdi. İhtilaf çıkmasın diye söylemedim.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hayatını İman ve Kur'ân Hizmetine Adayan Fedakâr Bir Adam
    By 1kul in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 02.04.09, 16:16
  2. Bekir Berk Abi
    By Selim Akif in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 05.09.07, 01:15
  3. Bekir Berk (Hayatını Davasına Adayan Adam)
    By OsmanYukselSerdengecti in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.05.07, 11:48
  4. Avukat Bekir Berk
    By muntehab in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.12.06, 11:56
  5. Hayatını Davasına Adayan Adam
    By EnVaR in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 07.11.06, 23:57

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0