+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Üstad Bediüzzaman Said Nursi'yi Anarken!

  1. #1
    Dost safir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    7

    Standart Üstad Bediüzzaman Said Nursi'yi Anarken!

    Ahmet Süreyya Durna

    Yıl, 1971 Konya'da okuyoruz. Tam dokuz kişi, kiraladığımız ker*** evde yatıp kalkmaktayız. Pilli radyomuzun düğmesini açtığımızda; haberlerin baş kısmını Anadolu'nun muhtelif yerlerinde, gruplar hâlinde yakalanan Müslümanlar oluştururdu.


    Bunlar, genellikle sözde âyin yaparken yakalanan nurculardı, süleymancılardı, tarikatçılardı v.s.
    Suç aletleri ise; ibadet esnasında kullandıkları ya sarık ile takke ya okumuş oldukları itikâdi ve ilmihâli bilgileri içeren bir kitap, ya 99'luk tesbih, ya da diş temizliği için fırça yerine kullanılan bir misvak... Yani suç dosyaları(!) oldukça kabarık. Zamanın sıkı yönetim komutanlarından (daha sonra CHP'den İçişleri Bakanı olan) İrfan Özaydınlı, "Bunların tesbih taneleri atom!. Seccadeleri füze! Takkeleri jettir!" diyordu ve en fazla Müslümanların sürek avcılığını da o yapıyordu.


    İşte makûs günlerden bir gün, bahar aylarından bir pazar sabahı, stres atmak için kır gezintisi yapmayı kararlaştırdık. Hep birlikte Çumra kazasına giderek piknik yapıp, Çarşamba ırmağında bir güzel kulaç atarak yüzeceğiz. Çumralı arkadaşlardan biri, babasının at arabasını alarak bizi Kargın kasabasının yakınında bulunan bir kuyu başına götürdü. Burada; çimenlerin üstüne mütevazı soframızı açarak, Konya'dan aldığımız köpük helvasını, zeytin ve peynir cinsinden nevâlemizi yemek için oturduk. Karnımızı doyurduktan sonra; oyun oynadık, güreş tuttuk derken, gün aştı ve hava karardı. İleride ekinlerin arasından yanımıza doğru bir hayli kabarık karartıların gelmekte olduğunu gördük ve bunları, otlayan ‘camız sürüleri’ zannettik. Tahminim mayıs ayının ortaları idi. Ova zümrüt gibi yeşil, ekinler/otlar diz boyundaydı. Aklımız üç karış havada, başımızda "kavak yeli"nin estiği, heyheyli bir yaştaydık. Yâni, 18 falan civarlarında. Diğer arkadaşlarımızla hemen hemen aynı yaşı paylaşıyoruz.


    Artık toparlanıp kalkacağımız bir sırada etrafımız birden kuşatıldı ve mekanizmaların şakırtılarıyla karışık bir ses tonu kulağımızı yalayıverdi; "Kıbramayın! Teslim olunuz!" Neye uğradığımızı bilemedik. Sanki iştahımız boğazımızda düğümlendi, şaşırdık ve şok yaşadık doğrusu...


    Meğerse, "istemezin biri" yabancı olmamızdan mütevellit bizleri, "kır gerillaları" şeklinde ilçe karakoluna şikâyette bulunmuş. Ekinlerin arasında gördüğümüz karartılar ise, asayiş ve güvenlik görevlileriymiş. Hiç birimiz, suçumuzun ne olduğunu bilmiyor. Askerlik yapmadığımız için rütbe farkını da bilmiyoruz.

    Topluca araçlara doldurularak ilçe karakoluna götürüldük. Gâlibâ en kıdemli olanı, "Şimdi vakit geçti, hesabınızı yarın göreceğim!" dedi ve gitti. Gözümüze kestirdiğimiz görevlinin birine, "Suçumuz ne ki?" diye sorduk. O da doğulu şivesiyle, "Suçuyuz böök hemişerim!. İrteca hortlatmışsıyız! " yanıtını verdi.

    Geceyi karakolda geçirdik. Ayakta!..


    Sabahleyin hepimizi tek tek ifâdeye çağırdılar. Her çağrılan arkadaşımızın feryâdı ayyûka çıkıyordu adeta. Sıra bize ha geldi ha gelecek diye ödümüz kopuyor ve yüreğimiz serçe yüreği gibi inip inip kalkıyordu. İşte o an çabuk geldi ve bizi çağırdılar. İçeride iki kişi vardı; biri resmî, öbürü sivil.
    Resmî olan ayakta, öteki masada oturmaktaydı. Resmî olan "komut" vermekte gecikmedi: Gömleğini kafana geçir ve eğil! Denileni yaptım ve eğildim. Başımı bacaklarının arasına kıstırarak, çıplak sırtıma kenetlenmiş elleriyle balyoz gibi yumruk indiriyordu. Öyle ki, bilinçli bir şekilde böbreklerime vuruyor ve beni sakatlamak istiyordu. Başım gömleğime sarılı ve bir de bacaklarının arasında oluşu nedeniyle boğulma tehlikesi geçiriyordum. Herhalde dövmekten yorulmuş olacak ki, ara verdi ve "Said Nursi'ye küfredersem beni dövmeyeceğini" söyledi.


    ?!................................................ ....................................


    Ben ise, pelteleşmiş vaziyette; sivil oturandan göz ucuyla, "yeter artık dövmeyin!" demesini bekliyordum ki, hayret! O da ne! Benim çocukça, ‘imdat’ beklediğim sivil otorite; "Yoruldunuzsa biraz nöbet değiştirelim! Biz burada bostan korkuluğu değiliz herhalde!" demez mi? Resmî olan, "hay Allah razı olsun senden" karşılığını vererek bu yorucu işi ona devretti.


    Kendisinden yardım beklediğim sivil otorite, bir başka türlü yardıma koşuyordu(!), hem de daha teknik bir şekilde... O, elini cebinden hiç çıkarmadan sürekli tekme ile vuruyor ve üstelik sadistçe kahkaha atarak gülüyordu... Vücudum direncini kaybettiğinden, her tekmede bir yerlere savruluyordum. Bacaklarım tutmuyordu. En sonunda belindeki tabancayı şakağıma dayadı ve "Demin ki sözleri tekrar etmezsen, seni geberteceğim ulan eş....!"


    ?!................................................ ....................................


    Kendimi konsantre ederek pencereden atlamayı göze aldım ve yöneliyordum ki, o bu hareketimden anladı. Avını yakalamaya çalışan bir aslan pençesine eş, eliyle ense yakamdan tutuverdi!.. Son bir tekme daha atarak, "Dışarı çık!" diye gürledi. Tüm arkadaşlarımız aynı ‘garnitür’den nasibini aldıktan sonra, ellerimize ortaklaşa kelepçe vuruldu ve doğru mahkeme salonuna!.. Ve de arkasından cezaevi koğuşu...


    Tam dört buçuk ay yatıp dışarı çıktığımızda gördük ki, ilkbaharın izleri silinmiş, son baharın havası hakim olmuştu. Yapraklar sararmış, otlar kurumuştu. Yine de hep birlikte doğruca, "Çarşamba ırmağı"na giderek, bir güzel çimdik. Yıkandık yâni...


    Koskoca bir otuz altı (38) yıl geçmiş aradan!.. Hatırlayıp hüzünlenmemek elde değil. Dayak yeme ve suçsuz yere ceza çekme pahasına da olsa; ölüm yıldönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz, üstad Bediüzzaman Said Nursi'yi...


    Hasılı, bu süreçten sonra tanıdık; o mübarek zatı ve onun nur çeşmesi niteliğindeki risalelerini.

    Okumaya da doyum olmuyor hani...

  2. #2
    Dost Öyküzen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Gazze'de atıyor kalbim(iz)!
    Mesajlar
    32

    Standart

    kendimde çok eksikler görüyorum. risaleler vesilesi ile islam oldum, imanım sabitleme derdindeyim hala daha. Allah razı olsun onlardan, bazen risaleler bana kalbini kapamış olmalı diyorum, sonra bu kolay yoldan vazgeçmek diyorum... hala daha devam ediyor bu konuda eksikliğim...

    teşekkürler yazı için...

  3. #3
    Gayyur şulenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesajlar
    135

    Standart

    Allah dilerse dinine bir zalimin eliyle de yardım eder,çok dehşet verici bi olay ama netice itibariyle risalelerle tanışmanıza vesile olması noktasından güzel.
    Musibet;cinayetin neticesi,mükafatın mukaddimesidir...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Üstad Bediüzzaman Said Nursi----Ondan Öğrendilk....
    By gamze-i_dilruzum in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.09.13, 16:52
  2. Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin Büyük Doğu Aşkı !
    By sinepuryan in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 04.12.09, 20:42
  3. Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hakkında Az Bilinenler
    By mealebrar in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 02.12.09, 01:06
  4. Üstad Bediüzzaman Said-i Nursi ve İmam Ali
    By Çamran in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.07.09, 16:59
  5. Kürtçe Eğitime Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin Bakışı
    By DERMAN25 in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04.01.09, 22:25

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0