Bediüzzaman’a Yolculuk...


Hiçbiri tek başına onu temsil edemese de her biri teker teker ondan bir çizgi, bir işaret taşıyan Bediüzzaman Hazretleri'nin ilk saftaki sadık talebelerini yakından tanımak bahtiyarlığına erenler, sadece o ezel nasipli seçkinleri tanımış olmuyorlar; aynı zamanda ve hiç kuşkusuz nuruna ayna tuttukları Üstatlarını da kendi istidatlarının el verdiği ölçüde tanımış bulunuyorlar.



Ve işte bu meyanda, İhsan Atasoy'un "İlkler Serisi" diyebileceğimiz kitapları, bu seçkin kullarla birlikteliğe mani kronolojik engelleri ortadan kaldırıyor; tarihin hangi takviminde yaşarsa yaşasın, haldeki ve istikbaldeki nesillere o bahtiyarları yakından tanıma fırsatı sunuyor.

Dolayısıyla Bediüzzaman'ı... Umuda cesaretin dahi söz konusu olamadığı kapkaranlık, ebkem bir dönemde, gelecekte gerçekleşecek inkılaplar içinde en yüksek ve gür sedanın İslam'a ait olacağını haykıran güçlü sesin etrafında, her türlü fedakarlığı sıradanlaştıran ulvi bir cesaretle halelenen bu abide şahsiyetlerin her biri bizim için ayrı bir şeref levhası konumundadır; ve onları tarihin yedi eminine teslim ederek unutulmazlardan kılmak, himmetini davasının emrine vermiş her kalem sahibini en öncelikli meselesidir. Saygıdeğer Atasoy'un yaptığı da budur.

Av. Bekir Berk, vekaletlerini almak üzere geldiği Ankara'da nurlu sanıklara,en az cevabı kadar anlamlı ve şuur yüklü sorusunu soruyor: Sizi mi müdafaa edeyim yoksa davanızı mı?

Hepsinin cevabından yükselen tek ses adeta arşta yankılanıp yere iniyor: Davamızı.. Bu granit iman, bu çelikten irade soru sahibini can evinden vuruyor ve adeta onu yüce davanın iflah olmaz bendesi yapıyor. Sonrasında, kendini adadığı davanın maznunlarından da olma payesini elde ederek beka alemine yol vurup gidiyor... Zübeyir Gündüzalp, hapisteki dava arkadaşlarını ziyaret etmektedir.

Ne ki, arkadaşları içerde iken dışarıda olmaktan fevkalade rahatsızdır. Keskin zekası müsellem Ceylan Çalışkan'a bu durumu açar ve hapiste onlarla beraber olabilmesi için ne yapması gerektiğini sorar. Kolay kardeşim der, Ceylan Çalışkan, İsmet İnönü'ye ağır bir telgraf çek sen de yarın bizimle olursun. Denileni aynen yapar ve ertesi gün tutuklanarak hapse atılır; maaşı ve memuriyeti terk ederek Üstadının ve diğer dava arkadaşlarının çilelerine ortak olur.

Badiüzzaman Hazretleri pek çok defa, Ceylan Çalışkan için, eğer dünyaya meylederse ömrü kısa olacak, der. Ve her defasında da onu dünyaya vermeyeceğini söyler. Ve Ceylan, Üstatsız bir hayata ancak iki-üç yıl sabredebilir. Onu Üstadına kavuşturacak yolu bildiği için "dünyaya meyleder." Hiç beklenmedik bir anda, sebepler açısından izahı imkansız bir trafik kazasında şehit olur; Üstadına ve diğer berzah dostlarına kavuşur. Zübeyir Gündüzalp, çok yönlü temsil keyfiyetiyle Üstadının tam ve mükemmel bir varisidir.

Gaye-i hayaline neşri haktan öte hiçbir şey girmez. İhlas ve istiğnada, davasının izzetini korumadaki hassasiyetinde daim Bediüzzaman'ın izinde iz sürer. Olması gereken keyfiyette Risaleleri okumanın kişiyi nasıl insan-ı kamil kıldığının canlı örneğidir o.

Risale-i Nur'un hidayetinden olduğu kadar nurundan ve de ruhundan istifade etmiş bulunmanın üsve-i hasenesidir. Vücuduna arız maddi hastalıkların bütününe sabır ve şükürle mukabelede bulunur. Bu kadar çeşitli ve ağır hatalıklar esasen onun Rabbine ne kadar yakın bir kul olduğunun da şahitleridir. 12 Mart muhtırasının verildiği günlerde, inananlara zulüm edilmemesi için, Gavs-misal bir tasarrufla kendi bedeninin bedel olacağını söyler.Yirmi gün sonra da vefat eder.

Haftalar boyu odasından cennet kokusu yayılır; vefatından altı ay sonra kabrini yapmak için mezarını açanlar, gül kokulu, hiç bozulmamış cesediyle karşılaşırlar.. İhsan Atasoy'un kitaplarını okurken, Güneşe yolculukta yıldız yağmuruna tutulmuş gibi oluyorsunuz. Serideki diğer isimlerle de bir başka yazımızı şereflendirmek ümidiyle...


Latif Erdoğan - BUGÜN