+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Hasan Feyzi Abi'den Ağlatan Mektup..

  1. #1
    Ehil Üye Muntesip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    ....şehr-i güzin...
    Yaş
    33
    Mesajlar
    3.241

    Standart Hasan Feyzi Abi'den Ağlatan Mektup..

    Hasan Feyzi'nin Denizli hapsinin ve civarının has talebelerini temsil ederek, onların namına üstadının vasiyetnamesi ve zehirlenmeden şiddetli hasta olması münasebetiyle yazdığı bir mersiyedir. Vefat haberlerini almış gibi kalemi ağlamış. Lahikaya geçirilsin.


    Said NURSİ


    Anam ve babam ve tatlı canım sana feda olsun üstadım. Birkaç gündür, acılarımıza zehirler katan ve ciğerlerimize şişler ve hançerler saplayan ve gözyaşlarımızı kızıl ırmaklara çeviren acı ve kara haberler almaktayız. Işığında derdimize devalar aradığımız o mübarek ay, akibet husufa mı uğruyor. Nuruyla bu güzel vatanı aydınlatan ve parlatan Üstadımız, bir daha dönmemek ve bizlere görünmemek üzere, âkıbet göç mü ediyor. Vâ halila.

    Neşr ve tamim buyurduğunuz vasiyetname, bizler için hakikaten böyle bir kara haberi bildiren bir ye's ve matem işareti midir ? Yoksa yıllardan beri rûy-ı zeminde ağlayıp, inleyen kimsesiz müslümanların, büsbütün kurtuluş beşareti midir ? Bize bir haber sal. Sal ki; eğer böyle bir beşaret ise; senelerden beri hep ağlayan gözyaşlarımızı tutup, biraz da gülmesini bilelim ve öğrenelim.
    Senin sayısı yüzbinleri aşan büyük bir aile efradın var. Hem öyle ki: Eğer istesen, hepsi sana hayatlarını fedaya hazır, sana üçyüzelli milyon insan yas tutup ağlar. Belki sana aylar ve güneşler de ağlar, sana melekler mersiyeler okur ve yazar. Sana, seninle beraber daima لاَاِلَهَ اِلاَّ اللَّه deyip zikir eden geceler de, gündüzler de ağlar üstadım.

    Şimdiye kadar hangi ölünün böyle milyonlarca yascısı, mersiyyecisi ve aile efradı vardır ki: Bize sultanların ve hakanların bile bırakamayacağı bir mirası, çok zengin ve büyük bir hazineyi ölmeyecek olan Risale't-ün Nur'u armağan edip asıl dosta gidiyorsun.

    Allah senden ebediyyen râzı olsun üstadım. Demek bundan sonra kederlerimizi onunla giderip, bütün müşkillerimizi o Risale-i Nur'a havale edeceğiz ? Gece ve gündüz hep onunla mı müteselli olacağız ?

    Demek حَيَاتِى خَيْرٌ لَكُمْ وَمَمَاتِى خَيْرٌ لَكُمْ diyerek hayatının bizim hakkımızda hayırlı ve nurlu olduğu kadar, mevtinin de aynı vecihle yine bizler için iyi ve hayırlı olduğunu göstermek istiyorsun. Şahsıma ait diye, belki bu yazılarımı da kabul etmek istemezsin, fakat kabul buyurmanı rica ederim. Çünki ben, seni medh ve sena etmiyorum. Ben seni medhini ve vasfını, hep Hazret-i Kur'an'a havale ediyorum.

    Esasen bende o dil, o kudret o iktidar yok ki; ben ancak, bu ölme ve göçme hadisesinin bize saldığı elemlerden ve yağdırdığı kederlerden, ancak bir damlasını yazıyorum.

    Zaten şimdiye kadar sana Gavs dedik, Münci dedik, Kutub dedik hiçbirini kabul etmedin. Veli dedik, Hazret dedik, asla iltifat etmedin. İsmini ve resmini, nam ve nişanını hep unutmak ve unutturmak istedin. Kendini hâk ile yeksân ettin, son Ebu't- türab da sen oldun. Senin Kur'an hâdimliğinin meddahı ve vassafı o Hutbe-i Ezeliye iken, biz âcizler seni nasıl medh edebilirdik, nasıl tarif ve tavsif edebilirdik.

    Madem ki, Kur'an sana Said ( سعيد ) demiş.. Elbette sen saidsin hem ismin ve hem resmin saiddir.

    Madem ki, Kur'an sana Said ( صعيد ) demiş.. Elbette hem için temiz ve tahir, hem de dışın.

    Madem ki, Celcelutiyye sana Bedi' demiş. Bundan daha güzel medh ve bundan daha a'lâ ve ezka bir vasıf mı olur? Sen böyle nişanlar ve ihsanlarla bu asrın bir hidayet serdarısın. Bizler senin kadrini ve bu kıymetini bilemedik. Senin büyük kadrini ve şanını gelecek olan asırlar takdir edip, asıl menkıbe ve mersiyyeni yine onlar yazacaklar.

    Âh... ne olurdu, şimdi şu sayılı nefeslerini verdiğin şu anda, şu son deminde, huzurunda ve yanında bulunup, sana hizmet edebilse idim. Son kelamını ve son vasiyetini işitebilse idim. Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim. Ağrıyan mübarek kollarını ellerimle tutup oğuşturabilse idim.

    Risale't-ün Nur'un te'lifini tamam edip, neşrinin dahi esbabını te'min ve tanzim ederek ve talebelerinize, biz acizlere bırakarak ebediyete, Refîk-ı A'laya ve Allah'a gidiyorsun. Âlem-i ervaha uçtuğunda bizi unutma.

    Büyük ağabeyimiz ki, şanlı ve muhterem Şehid Hâfız Ali'dir. Ona ve bütün kardeşlere ve ecdada ve atalara ve evliyanın büyük ruhlarına bizden selâm et. Halet-i nez'imizde, ve berzahımızda, Ruz-i ceza ve mahkeme-i kübramızda bize şefaatçi ol..

    Âh.. Demek o sû-i kastçılar, nail-i meram mı oluyor. Demek güzel yüzün, bize artık haram mı oluyor ?

    Âh.. Ahbabın ağlayıp, a'danın güleceği böyle kara bir günü görmek istemezdik. Biz hep, halâsı bekler ve arardık. Demek onlara bayram, bize matem mi var. Biz dostlara ne diyelim, seni soranlara ne cevap verelim. Demek bundan sonra, seni bu dünyada şu baş gözümüzle bir daha görmiyecek miyiz? Artık vuslat, hasrete mi döndü ? Öyle ise rüyamızda olsun bize görün dur. Kusurumuza bakma, âlem-i hayal ve menamda olsun teselli buyur. Biz senin terhisini ister ve serbest olmanı dilerdik, fakat öyle mevt tezkeresiyle değil. Yoksa ten kafesinden uçan cankuşunun, daha şen ve daha serbest beden kınından çıkan o ruh kılıncının, daha parlak, daha keskin olacağını ve o vakit bize daha şefik ve daha rahim ve daha kurtarıcı olacağı için mi, ölümü arzuladın Üstadım.

    Çünkü Hâfız Ali'yi evvelce yerine bedel göndermeye razı olduğun ve icra ettiğin halde, bu sefer hiç bir bedel ve feda da kabul etmiyorsunuz. Husrev gibi bir sevgilinin, senin yerinde ölmek teklifini red ediyorsunuz.

    Demek göç ve sefer muhakkak mı üstadım. Demek Hazret-i İmam-ı Ali'yi ağlatıp, Ömer'i şaşırtan, Ehl-i Beyti inletip, Medine-i Münevvereyi karartan o hâl-i pür-melalin bir nümunesi, âkıbet bizim garip başlarımıza da mı çöküyor. Pek vakitsiz pek erken değil mi Üstadım..


    benim kalbimi hicranlara sürükleyip derin bir ah çektiren bir mektup....:

    Anlamaya başlama belirtilerinden birisi de ölme isteğidir...


  2. #2
    Ehil Üye Muntesip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    ....şehr-i güzin...
    Yaş
    33
    Mesajlar
    3.241

    Standart

    Âh.. Ahbabın ağlayıp, a'danın güleceği böyle kara bir günü görmek istemezdik. Biz hep, halâsı bekler ve arardık. Demek onlara bayram, bize matem mi var. Biz dostlara ne diyelim, seni soranlara ne cevap verelim. Demek bundan sonra, seni bu dünyada şu baş gözümüzle bir daha görmiyecek miyiz? Artık vuslat, hasrete mi döndü ? Öyle ise rüyamızda olsun bize görün dur. Kusurumuza bakma, âlem-i hayal ve menamda olsun teselli buyur. Biz senin terhisini ister ve serbest olmanı dilerdik, fakat öyle mevt tezkeresiyle değil. Yoksa ten kafesinden uçan cankuşunun, daha şen ve daha serbest beden kınından çıkan o ruh kılıncının, daha parlak, daha keskin olacağını ve o vakit bize daha şefik ve daha rahim ve daha kurtarıcı olacağı için mi, ölümü arzuladın Üstadım.

    Anlamaya başlama belirtilerinden birisi de ölme isteğidir...


  3. #3
    Ehil Üye düğüm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Bulunduğu yer
    Altıncı Şehir
    Mesajlar
    1.007

    Standart

    Üstadımız'ın vefat yıl dönümü için hazırladığımız programda okumunmuştu bu mektup... Hak ebeden razı ola...

    ...

    kainatı değiştiren simyanın peşindeyim

    ...

    ...nazarım simyamdır...

    ...


  4. #4
    Yasaklı Üye _tahsiye_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    26

    Standart

    (Rüşdü Efendi'nin fıkrasıdır)

    Ey aziz Üstadım!

    Bu kadar azîm ihsanınız, beni sevgili üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe, Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine gece ve gündüz dua ediyorum. Ve bazı vakitlerde başım secdede olduğu halde, mütemadiyen ağlıyorum. Günahımın azameti, cürmümün hadsizliği, beni titretirken sevgili üstadımın duası, Cenab-ı Hakk'ın rahmeti, beni teselli ediyor.

    Her gönderdiğiniz risaleyi kemal-i iştiyakla okuyorum. Kıymetli kardeşlerimle belki her gün bir yerdeyim. İstifadem pek çok. Siz üstadımın manevî feyizlerini her vakit risalelerden alıyorum.

    Evet aziz üstadım, hissiyatımı yazabilsem her hafta mektublarımla mukabele edeceğim ve size mektub yazmak da, benim için en büyük meserrettir. Afvınıza istinad ederek, zahiren sükûtla ve manen dergâh-ı Hüda'ya el açtığım vakitlerde, size âciz Rüşdü talebeniz, aczini takdim ettikçe, sevgili üstadımdan bilmukabele gördüğüm lütuflar karşısında, gözyaşlarımla cevablar i'ta eyliyorum, efendim.

    Talebeniz Rüşdü

    (Barla Lahikası - 185)


    (Barla Lahikası - 184)




  5. #5
    Ehil Üye istiğna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    2.274

    Standart

    Alıntı Muntesip Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    benim kalbimi hicranlara sürükleyip derin bir ah çektiren bir mektup....:
    bu duyguyu bizlerin de yaşamasına vesile oldun ablacım.Allah razı olsun

    "Allah'a tevekkül et! Zira O vekil olarak kuluna yeter!.." (Ahzab/48)



  6. #6
    Vefakar Üye Teenni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    486

    Standart

    Ne kadar güzel mektuplar yazmıslar kagıt kalem kokan bizler simdi kagıt kalem kokusunu bile unuttuk.Allah razı olsun paylasımın icin.
    Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz, veya dalâlete düşer, boğulursunuz.

    Bediüzzaman Said Nursi

  7. #7
    Ehil Üye tazarru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    31
    Mesajlar
    1.374

    Standart

    Biz dostlara ne diyelim, seni soranlara ne cevap verelim. Demek bundan sonra, seni bu dünyada şu baş gözümüzle bir daha görmiyecek miyiz? Artık vuslat, hasrete mi döndü ? Öyle ise rüyamızda olsun bize görün dur. Kusurumuza bakma, âlem-i hayal ve menamda olsun teselli buyur.
    Allah razı olsun paylaşımınız için.
    " Ey Rabbim,
    Kuran'ı kalbimin baharı,sıkıntı ve gamlarımın atılma vesilesi kılmanı Senden niyaz ediyorum."




    O, “ben Senin Rabbin değil miyim?” dedi. Sen “Evet” dedin. “Evet” demenin şükrü nedir, bilir misin? Çok bela çekmektir. Bilir misin bela çekmenin sırrı nedir? Yani fakr u fena dergahındaki halkaya katılmaktır...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hasan Feyzi Abinin Manzumesi!-
    By efnan_nur in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 12.11.09, 23:38
  2. Hasan Feyzi Yüreğil
    By samuelboils in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 16.11.07, 10:13
  3. Tam Bir Talebe: Hasan Feyzi
    By yagmur in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.12.06, 10:56
  4. Hasan Feyzi Yüreğil
    By EnVaR in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 13.11.06, 08:45

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0