+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 7 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 61

Konu: Üstadin Sadik Talebesi Ahmed Hüsrev Altinbaşak Kimdir

  1. #1
    Vefakar Üye BEYAZ007 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    *antalya*
    Mesajlar
    444

    Exclamation Üstadin Sadik Talebesi Ahmed Hüsrev Altinbaşak Kimdir


    AHMED HÜSREV ALTINBAŞAK
    1899 yilinda Isparta’da dünyaya geldi. Idadi Mektebini bitirdikten sonra, Bati Cephesinde Kurulus savasina katildi. 1931 yilinda Bediüzzaman Hazretleri ile tanismasi, hayatinin en büyük dönüm noktasi oldu.
    1926 yilinda sürgün olarak Isparta’ya gelip Barla’da ikamet etmekte olan Bediüzzaman hazretleri ile tanistiktan sonra, artik hayatini iman ve Kur’an davasina vakfederek Onun en sadik talebesi, ve en samimi dava arkadasi olmustu. O yillarda, Kur’an-i Kerim’in tevafuklu olarak yazilmasi vazifesi açilmis, ve bu büyük vazife on kisi içerisinde kendisine tevdi edilmisti.
    Hüsrev Efendi üzerinde kirk sene çalisarak, Kur’an-i Kerimi dokuz defa yazdi. O, ayni zamanda, kaleminden nurlar saçan, yorulmaz bir Risale-i Nur Katibi idi.
    Hayati, Üstadinin hayati gibi çilelerle dolu geçti. Eskisehir (1935), Denizli (1944), Afyon (1948), Isparta (1960), Eskisehir (1971) tevkif ve mahkemeleri ile Bursa, Bergama, Izmir ve Buca cezaevlerinde yedi yil hapis yatmisti. Hüsrev Efendi, çile ve mücadele dolu bir hayat sonunda, 1977 yili Ramazan ayinda Istanbul’da Hakk’in rahmetine kavustu.
    Geride, yazdigi Tevafuklu Kur’an-i Kerim, ve bu Kur’an-i Kerimi basmak üzere kurdugu Hayrat Vakfi, yazdigi binlerce nüsha Nur Risaleleri yaninda, yetistirdigi çok sayida talebeleri gibi büyük eserler birakti. Allah Ondan razi olsun! sahip oldugu iman suuru ve ihlastan bizleri de nasipdar eylesin! (Amin)

    Bu kulunu hizmet-i imaniye ve Kur'âniyede daima muvaffak eyle.Cümlesine ihlas-ı tam ihsan eyle. Cümlesinin kusurlarını ve günahlarını mağfiret eyle. Cümlesini dünyada a'mal-i hayriye içinde hüsn-i hatimeye mazhar eyle, ukbada Cennet-ül Firdevsde sakin etmekle mesut eyle Âmin. Âmin. Âmin.

  2. #2
    Vefakar Üye Özgürlük - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    denizli
    Mesajlar
    427

    Standart

    Amin binlerle amin kardeşim böyle mübarek bir zat?n hayat?ndan güzel dipnotlar? k?sa bile olsa bizimle paylaşt?ğ?n?z için Allah raz? olsun..
    cenab-? hak şefaatlerinden bizleride ay?rmas?n inş..

  3. #3
    Gayyur nur hizmetkarı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Yaş
    32
    Mesajlar
    113

    Standart

    allah raz? olsun kardeş istifade ettik. gerçekten türk milletinin kahraman? olan bir zatt?r kendileri...allah ondan ve hizmetlerinden raz? olsun inş.

  4. #4
    Ehil Üye _MerHeM_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Alem-i şehadet
    Mesajlar
    2.225

    Standart

    Hiç şüphesiz Risâle-i Nûrlar, Bedîüzzaman Hazretleri’nin hem en büyük mirâsı hem de en büyük vasiyetidir. Risâle-i Nûrlar tetkik edildiğindeAhmed Husrev Altınbaşak Hazretleri’nin Risâle-i Nûr hizmetindeki mevkii gayet âşikâr ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte Hazret-i Üstâd’ın sırr-ı ihlâsa ve rızâ-yı nebevîye tam mazhar olduğunu müjdelediği Husrev Efendi’nin Risâle-i Nûr hizmetindeki mevkiini şifâhî ve resmî kaynaklar da te’yîd etmektedir.
    Meselâ, Isparta Cumhuriyet Müddeiumumiliği’nin 954/311 Esas ve 956/8 numaralı ve Hazret-i Üstad hayatta iken hazırlanan ve kendisinin de Saîd Okur adıyla sanık listesinde olduğu iddiânâmesinde geçen ve Husrev Efendi’yi tarif eden 1954 tarihli şu ifâdeler çok câlib-i dikkattir:

    Maznun Husrev Altunbaşak: 22 seneden beri Saîd Okur’u tanıdığı, kitaplarını okuduğu, bu kitapları teksir edip dağıttığı, Saîdi Nûrsî’nin yazdığı mektupları dahi teksir ederek isteyenlere gönderdiği, bu eser ve mektupları okuyanlara nur talebesi adı verdikleri, Nûr Talebelerinin Saîd-i Nûrsîyi üstad olarak tanıdıkları bunların manevi topluluğuna Medresetü’z-Zehrâ adını verdikleri, Saîd Okur’la beraber müteaddit defa mahkemeye verildiği, hatta tevkif edildiği, evinde yapılan aramada, elde edilen eserlerin Saîd Okur tarafından kaleme alındığı…” diye başlayan ifadeler şöyle neticelenmektedir:

    “…en eski en faal nurculardan olduğu Saîd-i Nûrsi’nin en mutemet adamı bulunması dolayısıyla Üstad-ı Sânî olarak tanındığı hususlarında maznunun ikrarı ve şâhitlerin şehâdeti ve aramada elde edilen vesikalar gibi deliller mevcuttur.”

    Husrev Efendi’yi tanımadan önce kendisine bir ‘hayru’l-halef’ aradığını söyleyen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Husrev Efendi’yi gerek yazılı vesikalarla gerekse şifâhî ifadeleriyle ‘hayru’l-halef’ ilân etmiş ve bu ilânını vefâtından kısa bir süre önce Husrev Efendi’ye
    söylerken “Hak böyle ister Husrev!” demişti.

    Husrev Efendi’nin Hazret-i Üstâdın ve Nûr Talebeleri’nin teveccühleri karşısında Üstâdına ve da’vâ arkadaşlarına karşı hürmetkâr ve ihlâslı tavrı hiç değişmemiştir. Onun, Hazret-i Üstâd’a yazdığı mektupları hem Risâle-i Nûr’un kıymetinin ifâde edildiği veciz rağbetnâmeler, hem talebelerin Üstadlarına ve Risâle-i Nûr’a nasıl bir tavr-ı hürmet içerisinde olması gerektiğini gösteren âdâbnâmeler, hem de Kur’ân’ın sâhilsiz ummânından coşkuyla akan Nûr Risâlelerinin beşer rûhundaki te’sîrâtınaşehâdet eden ihlâsnâmeler hükmündedir. O devamlı, “Kur’ân-ı Azîmü’l- Bürhan’ın bahr-i ummanında medfûn defineleri, Risaletü’n-Nûr ve Mektubatü’n-Nûr ile meydana çıkarmıştır” diye tavsîf ettiğiHazret-i Üstâd’a karşı sâir nûr talebelerine de örnek olacak yüksek bir tavr-ı hürmet ve hadsiz bir minnettarlık içerisinde idi.

    Üstad Bedîüzzaman Hazretleri’nin vefâtından sonra Hazet-i Üstâd’ın ve Risâle-i Nûr’un çizgisinden hiç şaşmadan, Üstâdının manevî mirasını tahrip ve tahrif etmeden hizmetine devam etmiş ve hem kendi yerine hem de Hazret-i Üstâdın yerine muvaffâkiyetli hizmetler îfâ etmiştir. Böylelikle Risâle-i Nûr’un neşriyle Anadolu’ya sökülüp atılmayacak bir sûrette yerleşmesini te’mîn etmiş, aynı zamanda, Hazret-i Üstad’dan tevârüs ettiği nûrânî hizmetini hiç bir manevî kire bulaştırmadan, siyâsî fitnelere âlet olup lekedâr etmeden; Hazret-i Üstâd’ın te’sîs ettiği Risâle-i Nûr hizmetinin özünden, rûhundan, künhünden katiyyen uzaklaşmadan, bid’alara taraftar olup bid’akâr mihraklara en ufak bir taviz vermeden istikbâle nakletmiştir. Bu cihetle olsa gerek ki Hazret-i Üstad onun için seneler önce

    Türkmilletinin mânevî büyük bir kahramanı ve bu vatanın bir halâskârıdır ve Türk milleti onun ile iftihar edecek bir hâlis fedakârıdır.” demiştir.

    Husrev Efendi, Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin vefâtından sonra ne yeni bir meşreb ve meslek ihdâs etmiş, ne de başka meşreb ve mesleklere inhiraf etmiştir. O, Üstâdının Risâle-i Nûr’da te’sîs ve tesbît ettiği esaslarla mâhiyeti ve çerçevesi çizilmiş olan nûrânî ve Kur’ânî meşreb ve mesleğinden zerre mikdar ayrılmadan hizmet etmiş, binlerce genç Saîd’ler ve Husrev’ler yetiştirerek öylece Rabb-i Rahîm’ine kavuşmuştur. Rahmetullahi Aleyh
    .

    Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.

    Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok.

    Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok.


  5. #5
    Yasaklı Üye abdussamedfani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    kayseri
    Yaş
    45
    Mesajlar
    1.195

    Standart

    Allah razı olsun ahmet abi.

  6. #6
    Ehil Üye hadema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    1.622

    Standart

    Allah Şefaatlerine hepimizi nail eyler inşaallah.
    bu hayatın gayesi ve neticesi hayat-ı ebediye olduğu gibi, bir meyvesi de, hayatı veren Zât-ı Hayy ve Muhyîye karşı şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbettir ki, bu şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise, hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir.


  7. #7
    Vefakar Üye BEYAZ007 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    *antalya*
    Mesajlar
    444

    Standart

    Husrev Efendi’yi tan?madan önce kendisine bir ‘hayru’l-halef’ arad?ğ?n? söyleyen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Husrev Efendi’yi gerek yaz?l? vesikalarla gerekse şifâhî ifadeleriyle ‘hayru’l-halef’ ilân etmiş ve bu ilân?n? vefât?ndan k?sa bir süre önce Husrev Efendi’ye
    söylerken “Hak böyle ister Husrev!” demişti.

    ALLAH S?ZDEN RAZI OLSUN AHMED KARDEŞ DUALARINIZDA BULUNMAK ÜM?D?YLE...
    Bu kulunu hizmet-i imaniye ve Kur'âniyede daima muvaffak eyle.Cümlesine ihlas-ı tam ihsan eyle. Cümlesinin kusurlarını ve günahlarını mağfiret eyle. Cümlesini dünyada a'mal-i hayriye içinde hüsn-i hatimeye mazhar eyle, ukbada Cennet-ül Firdevsde sakin etmekle mesut eyle Âmin. Âmin. Âmin.

  8. #8
    Ehil Üye _MerHeM_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Alem-i şehadet
    Mesajlar
    2.225

    Standart

    Hazret-i Ali (kv)’nin “Biz Âl-i Beyt’ten birer Gavs ç?k?p her kürbet ve şiddet zaman?nda imdat ediyoruz.” müjdesinin âhirzamanda tahakkukuna bizzat vesîle olan Bedîüzzaman Said Nursî Hazretleri, Risâle-i Nûr hizmetinin parlak netîcelerini ve müceddidliği sadece şahs? nâm?na kabûl etmez. Onun bu tavr? îmân?ndan kaynaklanan tevâzusunun cilvesi olmakla beraber mühim bir hakikatin de ifâdesidir.

    Bu tavr?n?n sebebini de yine bizzat kendisi vermiştir: Kendisine her f?rsatta minnettarl?klar?n? ifâde eden Ahmed Husrev Alt?nbaşak gibi baz? talebelerinin ‘iktiran’? ‘illet’le iltibas ettiklerini söylemiş ve “Eğer Üstâd?m?z buraya gelmeseydi, biz bu dersi alamazd?k. Öyle ise onun ifadesi, istifademize illettir.” diyen talebelerine şöyle cevap vermiştir: “Ey kardeşlerim! Cenâb-? Hakk’?n bana da sizlere de ettiği nimet beraber gelmiş, iki nimetin illeti de Rahmet-i ?lâhiyyedir.


    Husrev Efendi’nin kalemini, “Kur’ân-? Mu’cizü’l-Beyân’?n ve Risâle-i Nûr hazînelerinin kerâmetli ve yald?zl? bir anahtar?”,(4) “Kur’ân-?
    Mu’cizü’l-Beyân’?n ve Risâle-i Nûr’un mu’cizevâri kerâmetleri ve hârikalar?”, (5) “Risâle-i Nûr’un pek kuvvetli bir kerâmeti”(6) ve “Kur’ân’?n alt?n bir anahtar?” (7) gibi ifâdlerle tavsîf ve taltîf eden Bedîüzzaman Hazretleri onun Risâle-i Nûr hizmetindeki vazîfelerini şöyle s?ralam?şt?r: “Husrev’i tashihte ve tevzi’de ve tedbirde ve muhâberede ve Nûrlar?n neşir ve yetiştirmesinde tebrik ve muvaffak?yetine dua ederiz. Bu ehemmiyetli vazifelerle beraber; yine o şirin ve parlak kaleminin yaz?lar?n? çok nüshalarda görüyoruz; hem müstakil nüshalar? da yaz?yor, mektubundan anl?yorum.” (8)Husrev Efendi, Hazret-i Üstâd’?n,
    Hakikaten tedbirce bana ihtiyaç b?rakmayacak bir derecede tedbir ve dirâyeti…”(9) cümlesiyle ifade ettiği gibi, 1931 senesinden beri muhteşem bir tedbîr ve dirâyetle yine Hazret-i Üstâd’ ?n ifâdesiyle ‘Husrev’in Sistemi’ ile, te’lîf edilen bütün eserleri hem tebyîz (redakte) etmiş hem neşretmiş, hem yaklaş?k 100 merkeze tevzî etmiş (göndermiş) hemde bu merkezlerle Hazret-i
    Üstâd aras?ndaki muhâbereyi te’mîn etmiştir. Hazret-i Üstad ondaki bu terakkiyi şöyle ifâde etmiştir: “Husrev’in kalemi gibi; fikri, kalbi de o nispette hârika diyebiliriz. Risâle-i Nûr’a karş? irtibat? ve iştiyak? ve kanaati gittikçe terakki ve inkişaf ediyor. Hiçbir hâdise onu sarsm?yor, fütur vermiyor. Hem onun bir hârikas? odur ki: Risâle-i Nûr’a
    beş sene yabanî kald?ğ? halde birden intisab edip, bir ay zarf?nda ondört risaleyi Risâle-i Nûr’dan yazm?ş.” (10)


    Husrev Efendi’nin bu fevkalade hizmetlerinden dolay? Hazret-i Üstad onu “Türk milletinin mânevî büyük bir kahramân? ve bu vatan?n bir halâskâr?d?r ve Türk milleti onun ile iftihar edecek bir hâlis fedakâr?d?r…” diye taltîf etmiş onun neşir hizmetini bir kez daha şöyle ilân etmiştir: “Bu zât müstesnâ ve şirin kalemiyle nûrlardan alt? yüz risâleye yak?n yazm?ş ve vatan?n her taraf?na neşrederek komünist perdesi alt?nda dehşetli ifsâda çal?şan anarşistliği k?rd? ve tecâvüzünü durdurdu ve bu mübârek vatan? ve bu kahraman milleti o zehirden kurtarmak için tesirli tiryaklar? her tarafa yetiştirdi. Türk gençlerini ve nesl-i âtiyi büyük bir tehlikeden kurtarmağa vesîle oldu...” (11)
    ÖRNEK TALEBE
    Sâir talebelerini devaml? Husrev Efendi’yi ölçü alarak ‘Kastamonu’nun
    Husrevi’, ‘Denizli’nin Husrevi’, ‘ikinci bir Husrev’, ‘küçük Husrev’, ‘küçücük bir Husrev’ ifâdeleriyle tavsîf eden Bedîüzzaman Hazretleri onun manevî makam?na ve hizmetlerine devaml? sûrette işâret etmiş ve talebelerini de ona hürmete davet etmiştir.
    Hazret-i Üstad, Husrev Efendi’ nin Risâle-i Nûr hizmetindeki mevkiini ve Bedîüzzaman Hazretleri ve talebeleri nezdindeki mümtaz makam?n? gören ve bu hâli sarsmak için dessas planlar tertip eden karanl?k mihraklar?n oyunlar?na gelinmemesi için talebelerini şöyle îkaz etmiştir: “Gizli düşmanlar?m?z iki plân? takip ediyorlar. birisi beni ihanetlerle çürütmek ikincisi mabeynimize bir soğukluk vermektir. Başta Husrev aleyhinde bir tenkid ve itiraz ve gücenmek ile bizi birbirimizden ay?rmakt?r. Ben size ilân ederim ki:

    Husrev Efendi’yi dahîlî ve hâricî fitne ve tehlikelere karş? manevî bir z?rh içerisine alan Bedîüzzaman Hazretleri talebelerinden ona hürmet etmelerini, onu da ziyâret etmelerini ve ona hizmetteki bu mümtâz mevkiinden dolay? gücenmemelerini istemiştir.

    Bedîüzzaman Hazretleri’nin şu ifâdeleri ise hem talebelerine bu meyanda îkâz hem de vasiyet hükmündedir: “Husrev gibi bir Nûr kahraman?ndan benim yerimde ve Nûr’un şahs-? manevîsinin çok ehemmiyetli bir mümessili olmas?ndan hiç bir cihetle gücenmemek elzemdir.” (16)
    Sikke-i Tasdik-? Gaybî, 120
    Emirdağ Lâhikas?-I, s. 12
    Kastamonu Lâhikas?, s. 4
    a.g.e., s. 154
    a.g.e., s. 297
    a.g.e., s. 155
    a.g.e., s. 2
    Emirdağ Lâhikas?-I, s. 113
    Kastamonu Lâhikas?, s. 25
    a.g.e., s. 70
    a.g.e., s. 286
    a.g.e., s. 335
    a.g.e., s. 92
    Şuâ’lar-II, s. 279
    Emirdağ Lâhkas?-I, s. 29
    Şuâ’lar-II, s. 266


    “Husrev münâsip görmediği k?sm? ta’dil, tebdil, ?slah edebilir.”
    Kastamonu Lâhikas?, s. 335

    Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.

    Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok.

    Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok.


  9. #9
    Yasaklı Üye abdussamedfani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    kayseri
    Yaş
    45
    Mesajlar
    1.195

    Standart

    Allah razı olsun ....

    Öğrenmek istediğim bir kaç husus var.

    Üstad; Hüsrev gibi saffı evvel talebelerinden diğerleri hakkında da çok övgü dolu sözler söylemiş.
    Özellikle Hulusi Yahyagil hakkında safr ettiği sözler ve barla lahikasında ve mektubatta çok mühim bir yer alan bu talebesi hakkında sarf ettiği sözler, hüsrev talebesi hakkında sarf ettiği sözlerden geri kalmıyor.
    "birinci ve en birinci talebem", "hiç kimse benim hulusime yetişemiyor", "varisim"... gibi çok sözleri var hulusi yahyagil için.
    diğer saffı evvel talebeleri hakkındada çok övgü dolu sözleri var.
    sabri için ; hulusi-i sani.
    mehmet feyzi için ; küçük hüsrev
    vb. sözleri var.

    merak ettiğim husus şudur ; hüsrev efendiyi, üstadın 1. talebesi ve varisi (üstad-ı sani) kabul ettikten sonra, yukarıda zikrettiğim diğer talebeleri (özellikle hulusi efendi) hakkındaki sözlerini nasıl okumalıyız ?
    mesela hulusi yahyagil'i varis olarak gören çok sayıda nur talebesi var. onlar bu görüşte olmakla acaba hata mı ediyorlar ?
    sadece öğrenmek için soruyorum.

  10. #10
    Vefakar Üye yenipınar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    419

    Standart

    ?nsan kainat?m bir özetini ve çekirdeğini taş?r.Onun için de her insan farkl? mizaç,karakter ve özellikler taş?r.Bu Allah'?n insana yüklediği ehadiyet tecellisidir.

    Üstad,her bir talebesinin f?tri özelliklerini ve Ehadiyet s?rr?na bakan tecellilerini fehmetmiş ve o özelliklere uygun onlara hitap etmiş ve onlar? bu Kur'an davas?nda hizmet etmeleri için teşvikkar ifadeler kullanm?şt?r.Çünkü Onlar has ve hassül has dairededirler.

    Üstad?n her bir talebesine ayr? ayr? hitap ve iltifat?ndan çok ayr? manalar ç?karmak yerine bütün talebelerine bir bütün olarak bakmak ve onlar?n bütün s?fatlar?n? Risale-i Nurlar?n şahs-? manevisi ad?na kabul etmek san?r?m en istikametli yol olur.

    Çünkü Risale-i Nur davas? şah?rlar üzerine tekzif etmiş geçici ve fani bir dava değil,k?yamete kadar baki bir davad?r.

    Üstad kendi üzerine almad?ğ? bir davay? elbetteki fani şah?slar üzerine b?rakmam?ş ve Risale-i Nurlara müntesip olan talebelrinin şahs-? manevisinin omuzlar?na tevdi etmiştir.

    Şahs?m ad?an olaya bu vecheden bak?lmas?n?n daha isabetli olacağ? kanaatindeyim.
    Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi, ittibâ-ı Kur'ân'dır.

    Bediüzzaman


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ahmed Hüsrev Altınbaşak Ağabey’in (rh),
    By Sirdugumu in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.08.11, 10:08
  2. Ahmed Hüsrev'in Bir Fıkrasıdır
    By Hamdım.Pişdim.Yandım in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 01.01.09, 13:18
  3. Risale-i Nur'da Ahmed Hüsrev Abinin İsminin Geçtiği Yerler
    By Hamdım.Pişdim.Yandım in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.12.08, 18:46
  4. Tevâfuklu Kur'ân-ı Kerîm ve Ahmed Hüsrev Altınbaşak
    By ubeyde_21 in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.08.07, 10:33

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0