Konu Kapatılmıştır
1. Sayfa - Toplam 8 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 74

Konu: Üstadın Ahmed Husrev Efendi Hakkındaki Sözleri

  1. #1
    Gayyur elmaskalem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    98

    Standart Üstadın Ahmed Husrev Efendi Hakkındaki Sözleri

    Ben kalben arzu ederim ki; çelik ve demir gibi sebatkâr Isparta ve civarındakiler gibi metin kahramanlar (HÜSREVler, Hâfız Ali'ler gibi) Kastamonu tarafından dahi burada görünsün. (Şualar 311)
    Bazı esbaba binaen, ben en ziyade HÜSREV'i ve Hâfız Ali, Tahirî'yi (R.H.) sıkıntıda tahmin ettiğim halde, en ziyade temkin ve teslim ve rahat-ı kalb, onlarda ve beraberlerinde bulunanlarda görüyordum. "Acaba neden?" der idim. Şimdi anladım ki; onlar hakikî vazifelerini yapıyorlar, malayani şeylerle iştigal etmediklerinden ve kaza ve kaderinvazifelerine karışmadıklarından ve enaniyetten gelen hodfüruşluk ve tenkid ve telaş etmediklerinden, temkinleriyle ve metanet ve itminan-ı kalbleriyle Risale-i Nur şakirdlerinin yüzlerini ak ettiler, zındıkaya karşı Risale-i Nur'un manevî kuvvetini gösterdiler. Cenab-ı Hak, onlardaki nihayet tevazu ve mahviyette tam izzet ve kahramanlık seciyesini umum kardeşlerimize teşmil ettirsin âmîn! (Şualar 318)


    Şimdiye kadar Kur'an harfleri ve hattı, Türk milletinin hatt-ı kadîmi olduğu halde; latin harflerini, Türk harfleri deyip Kur'an harfleriyle Asâ-yı Musa'yı yazan HÜSREV'i mes'ul etmek birkaç vecihte yanlış olduğunu ehl-i insaf anlar. (Şualar 415)

    Şimdi HÜSREV gibi Nur kahramanı size ihsan edildi. İnşâallah bu medrese-i Yusufiye dahi, Medreset-üz Zehra'nın bir mübarek dershanesi olacak. Ben şimdiye kadar HÜSREV'i ehl-i dünyaya göstermiyordum, gizlerdim. Fakat neşredilen mecmualar, onu ehl-i siyasete tamamıyla gösterdi, gizli birşey kalmadı. Onun için ben onun iki-üç hizmetini has kardeşlerime izhar ettim. Hem ben, hem o, daha gizlemek değil, lüzum ise aynı hakikat beyan edilecek. . . (Şualar 486)



    Bana hizmet eden Ali geldi, dedi: "Ben rü'yada gördüm ki, sen HÜSREV'le beraber Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ınelini öptün." Birden bir mektub aldım ki, HÜSREV'in hattıyla yazılan Asâ-yı Musa mecmuasını kabr-i Muhammedî Aleyhissalâtü Vesselâm üzerinde hacılar görmüşler. Demek benim bedelime Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın manevî elini,HÜSREVkaleminin vasıtasıyla öpmüş ve rıza-yı Nebeviyeye mazhar olmuş
    (Şualar 488)
    Pek şiddetli hastalığım müsaade etmiyor. HÜSREV'in tercüme vazifesine yalnız bir me'haz ve yardımdır. (Şualar 646)

    Birincisi: Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: "Bu fakir ile aziz kardeşim HÜSREV gibi yüksek, ciddî, hâlis kardeş ve talebelerimi, âhir-i ömrümüze kadar hizmet-i Kur'an'da daim eylesin." (Barla Lâhikası 115)


    TevafukHÜSREV'in tarzında var. Onun için HÜSREV'in bir mehareti varsa tevafuku bozmamış. (Barla Lâhikası 125)

  2. #2
    Gayyur elmaskalem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    98

    Standart Üstadımızın Ahmed Husrev Efendiye mektubu

    Aziz, mübarek, sıddık kardeşim!
    Evvelâ: Sözler'e başlamadan iki ay evvel gördüğün mübarek rü'ya çok güzeldir, hem hakikattır. Evet kardeşim, sen bir bahçe-i ebedî olan Kur'an-ı Hakîm'in cennetinden, gül-ü Muhammedî (A.S.M.) namında, hadsiz nuranî hakikatların fabrikası hükmünde, tefsir-i hakaik-i Kur'aniye etrafında halka tutan ve sizin gibi çarklardan mürekkeb olan bir cemaat-ı mübareke içinde en has ve en yüksek mertebeye kâtib tayin edildiğine o rü'ya beşaret verdiği gibi, biz de beşaret ediyoruz.
    Sâniyen: Bu defa bize yazdığın Mu'cizat-ı Ahmediye (A.S.M.) Risalesi çok hârika düşmüş. Kim ona bakıyor, bir zevk-i hakikî hisseder. Demek oluyor ki; manevî hâlis samimî hisler, maddî nakışlar suretinde kendini hissettiriyor. Bu sırra ben muttali' olduğum vakit,kardeşim Galibdahi aynı hisse iştirak etti.Evet bunun altındamanevî tebessümvar diye, senin hattını kendi hattına tercihle mukabele etti
    Sâlisen: Mabeynimizde münasebet manevî, ruhî, hakikî olduğu için zaman ve mekân müdahale etmez. Dergâh-ı İlahîye müteveccih olduğumuz vakit günde belki kaç defa,Hüsrevyanımda bir cihette hazır olmakla beraber, senin o şirin yazıların, hususan Ondokuzuncu Mektub'daki mübarek hattın göründükçe seni hayalimizce hazır ediyoruz. Ben ve buradaki arkadaşlar dahi seni burada görmek çok arzuluyoruz. Fakat Isparta sana çok muhtaçtır. Hem de şimdi hal ve mevsim pek müsaid görünmüyor. Onun için kardeşimi bir mikdar yanımda bulundurmak ile, sana zahmet vermek istemiyorum. Yoksa sen bize çok lâzımsın. İnşâallah bir vakit kaza edeceğiz. (Barla L.281)

  3. #3
    Gayyur elmaskalem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    98

    Standart Üstadın Ahmed Husrev Efendi hakkındaki sözleri(2)

    HÜSREV kardeş! Beşinci Şua'ın kıymetini tam beyan ve takdirin beni çok mesrur etti. İkinci defa yaldızlı bir Kur'anı yazdığın, beni fevkalâde müferrah etti. Hem benim için de yeni risaleleri mübarek kaleminle (Haşiye) istinsah ettiğin, beni minnetdarlık hissinden mesrurane ağlattı. (Kastamonu L.9)

    HÜSREV kardeş! Son mektubumda demişim: HÜSREV'lerin vâlideleri sebebiyet verdiler ki; bir seneden ziyade bir vakitten beri bütün talebelerin peder ve vâlideleri duaya dâhil olmuşlar. Sakın yanlış zannetmeyiniz. Senin vâliden gibi, on seneden beri Risalet-in Nur'un has şakirdlerinin dairesinde bulunan orada çok âhiret hemşirelerim var. Onlar, yeniden başkalarının duaya dâhil olmalarına sebeb olmuşlar demektir. (Kastamonu L 23)


    Yüzbin mâşâallah. HÜSREV'in çok şirin ve fevkalâde yazdığı Hastalar Lem'ası ile Esma-i Sitte Lem'ası, benim nazarımda elmasla yaldızlı yazılan ve onlar kadar uzun iki mektub-u sadakatmedar hükmünde bana göründü; Risale-i Nur'a çok ehemmiyetli hizmetlerini göz yaşıyla hatırlattı ve Firdevsî hediyenizdeki risalelerin harfleri adedince, Cenab-ı Erhamürrâhimîn sizlere rahmet, bereket, saadet ihsan eylesin. Âmîn. (Kastamonu L.33)

    Hüsrev kardeş! Kasem ederim benim elimden gelseydi, yalnız bu defa altun yaldızla yazdığın Mu'cizat-ı Ahmediyeye mukabil herbir sahifesine, yalnız maddî bir ücret olarak birer altun hediye edecektim. Hakikaten ebedî bir gül fabrikasına kâtib tayin edildiğinize kanaatım kat'iyyet kesbetti. Rabb-ı Rahîm'e hadsiz hamd ü sena olsun (Kastamonu L.37)


    Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın ve Risale-i Nur'un hazinelerinin kerametli ve yaldızlı bir anahtarı olan kalem-i HÜSREVî, elhak Mu'cizat-ı Ahmediye'nin (A.S.M.) gizli güzelliğini her göze gayet parlak ve güzel gösteriyor. Cenab-ı Hak bu kalemi, bu hizmette muvaffak ve daim eylesin, âmîn.(Kastamonu L.84)


    Risale-i Nur, Kur'anın bir mu'cize-i manevîsi olduğu gibi; HÜSREV'in kalemi de, Risale-i Nur'un pek kuvvetli bir kerametiolduğunu buraca hergün tasdik ediyoruz. (Kastamonu 85)

  4. #4
    Gayyur elmaskalem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    98

    Standart Üstadın Ahmed Husrev Efendi hakkındaki sözleri(3)


    Yalnız bu kadar var ki, Isparta havalisinde yüzer genç Said'ler ve HÜSREV'ler yetişmişler. Bu ihtiyar ve zaîf Said, dünyadan kemal-i istirahat-ı kalble veda etmeye hazırdır. (Kastamonu L.101)

    Hem bu HÜSREV'in kalemi gibi; fikri, kalbi de o nisbette hârika diyebiliriz. Risale-i Nur'a karşı irtibatı ve iştiyakı ve kanaatı gittikçe terakki ve inkişaf ediyor. Hiçbir hâdise onu sarsmıyor, fütur vermiyor.(Kastamonu L.109)

    İkisine, HÜSREV'le Rüşdü gibi, bir ruh iki cesed nazarıyla bakıyorum (Kastamonu L.128)

    Senin (Husrevin validesinin vefatı üzerine) ağlamana ve ağlayan mektubuna iştirak ettim. Evet sen de benim gibi, dünya ile iki cihetle alâkan kesiliyor. Hem öyle lâzım. Senin gibi Risale-i Nur'un bir fedaisi alâkası olmamalı ve alâka peyda etmemeli. Alâkalı olsa fevkalâde bir sebat, bir ihlasın lüzumu ile beraber; bazı ârızalar içinde sarsılır, tam fedakârlık edemez. O havalinin kahramanları elhak müstesnadırlar. Alâkalar onları sarsmıyor. Fakat bazıları; HÜSREV gibi, Said gibi ve Âtıf ve emsali gibi bütün bütün alâkasız da bulunmak lâzım. (Kastamonu L.231)

    Bu defa Hâfız Ali'nin mektubunda büyük bir beşaret hissettik ki, Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ımızı tab'edilecek esbab var, maniler yok. Madem mübarek HÜSREV geldi; en birinci hak, bu mes'elede onundur. Ve madem iki Ali ile Tahirî, Hâfız Mustafa, hârika tesanüdleriyle ve şimdiye kadar bütün Risale-i Nur talebelerini sevindiren ve ehl-i imanı memnun ve minnetdar eden meydandaki hizmetleriyle ve kahraman Rüşdü'nün lâ-yetezelzel sadakatıyla, HÜSREV'le beraber bu büyük ve ağır ve kıymetdar hizmet-i Kur'aniyeye kemal-i tesanüdle çalışmak lâzımdır. Sakın, dikkat ediniz!İhtilaf-ı meşrebinizdenve zaîf damarlarınızdanvederd-i maişet zaruretinizdenehl-i dalalet istifade edip, birbirinizi tenkid ettirmeye meydan vermeyiniz. Meşveret-i şer'iye ile re'ylerinizi teşettütten muhafaza ediniz. İhlas Risalesi'nin düsturlarını her vakit göz önünüzde bulundurunuz. Yoksa az bir ihtilaf, buvakitte Risale-i Nur'a büyük bir zarar verebilir.Hattâ sizden saklamam, işte şimdi Feyzi de Emin de biliyorlar ki; mabeyninizde gayet ehemmiyetsiz bir tenkid, bize burada zarar veriyor gibi size, hiç bilmediğim halde, bu noktaya dair iki mektub yazdım ve ruhen çok endişe ediyordum. "Acaba yeni bir taarruz mu var?" diye muzdarib idim.
    Hem o zarardandır ki, mübarek Hüsrev'ingelmesiyle yeni bir şevk ve sür'atle bize Hizb-i Nurî'nin arkasına ilhak edilen münacat parçası onbeş gün te'hire uğradı. Onbeş gün evvel bize geleceğini tahmin ediyordum. İnsan kusursuz olmaz ve rakibsiz de olmaz. Risale-i Nur'un kahraman şakirdleri her müşkilâta galebe ettikleri gibi; inşâallah bu ehemmiyetli ve dehşetli mevsimde yine galebe ederler. Safvet ve ihlaslarını bozmayacaklar ve hizmetlerine fütur getirmeyecekler. Siz, tedbir-i maddiyeyi benden daha iyi bilirsiniz. Fakat madem Hüsrev'le Rüşdü, Risale-i Nur'da çok ehemmiyetli rükünlerdir. Hem etraflarında Risale-i Nur'un çok ehemmiyetli şakirdleri var. Ve madem Hâfız Ali, Tahirî, Hâfız Mustafa, Küçük Ali Risale-i Nur hizmetinde tam muvaffakıyetleriyletam makbul oldukları tahakkuk etmiş. Bu iki cereyan baştaki iki göz gibi olmalı. Tam bir tesanüd lâzım ki, bu ağır defineye omuzları dayanabilsin. (Kastamonu L236)
    Bu defa HÜSREV'in, Hâfız Ali'nin, Hâfız Mustafa'nın, Küçük Ali'nin birbirine hitaben yazdıkları dört mektublarını okudum. En derin kalbimde bir sürur, bir hiss-i şükran, bir memnuniyet hissettim. Bu çok kıymetdar kardeşlerimin ne derece âlîhimmet ve yüksek ruhlu, Risale-i Nur hizmetinde ne derece fedakâr olduklarını anladım.
    Evet, kardeşlerim! Sizler, ihlas sırrını tam muhafaza ediyorsunuz. Bu kadar esbab-ı tefrika içinde vahdetinizi muhafaza, hakikaten bir hârikadır. Hâfız Ali'nin hakikaten müstesna bir mahviyet ve tevazuu içinde ihlası ve fena fi-l ihvan düsturunu muhafaza etmesi; ve HÜSREV'in hakikaten tedbirce bana ihtiyaç bırakmayacak bir derecede tedbir ve dirayeti ve Hâfız Ali gibi yüksek ihlası ve mahviyeti;Hâfız Mustafa'nın hizmet-i nuriyede büyük iktidarı içinde kuvvetli bir sadakatı ve fedakârane teslimiyeti; ve hem Abdurrahman, hem Lütfü, hem Hâfız Ali manasını taşıyan büyük ruhlu Küçük Ali, Risale-i Nur hizmetini dünyada herşeye tercihan hayatının en büyük maksadı yapması ve sebeb-i ihtilafa karşı kuvvetli mukavemeti bulunduğunu bu dört mektubunuz bana bildirdi. Aynı sistemde, mes'elede alâkadar kahraman Tahirî ve kahraman Rüşdü'nün dahi aynı hakikatta ve aynı ahlâkta bulunduklarını hiç şübhe etmiyoruz. Bu altı rüknün, bu muvakkat sarsıntıdan, hakikî bir tesanüdle birbirine el-ele, omuz-omuza, baş-başa vermesi, altıyüz belki altıbin kıymet-i maneviyeyi alıyor.. diye, Cenab-ı Hakk'a Risale-i Nur hesabına hadsiz şükür ediyoruz ve sizi de tebrik ediyoruz.
    (Kastamonu L241)

  5. #5
    Gayyur elmaskalem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    98

    Standart Üstadın Ahmed Husrev Efendi hakkındaki sözleri(4)

    Gizli düşmanlarımız iki plânı takib ediyorlar.. Biri beni ihanetlerle çürütmek; ikincisi, mabeynimize bir soğukluk vermektir. BaştaHÜSREValeyhinde bir tenkid ve itiraz ve gücenmek ile bizi birbirimizden ayırmaktır. Ben size ilân ederim ki; HÜSREV'in bin kusuru olsa ben onun aleyhinde bulunmaktan korkarım. Çünki şimdi onun aleyhinde bulunmak, doğrudan doğruya Risale-i Nur aleyhinde ve benim aleyhimde ve bizi perişan edenlerin lehinde bir azîm hıyanettir ki, benim sobamın parçalanması gibi acib, sebebsiz bir hâdise başıma geldi. Ve bana yapılan bu son işkence dahi, bu manasız ve çok zararlı tesanütsüzlüğünüzden geldiğine kanaatım var. Dehşetli bir parmak buraya, hususan altıncıya karışıyor. Beni bu bayramımda ağlatmayınız, çabuk kalben tam barışınız.
    (Şualar 517)

  6. #6
    Pürheves Çeşm-i Giryân - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    SİDRE
    Mesajlar
    272

    Standart

    Allah raz? olsun kardeşim. Çok güzel bir paylaş?m. Cenab-? Hak bizleri onlar?n şefaatine mazhar eylesin.

    Sual: En mühim hakaik-i Kur’âniye ve îmaniye ile meşgul olduğun halde neden onu muvakkaten bırakıp en ziyade mânâdan uzak olan huruf-u hecâiyenin adedlerinden bahsediyorsun?


    El-cevab: Çünkü Bu meş’um zamanda Kur’ân’ın bir temel taşı olan hurûfuna hücum ediliyor ve onun tebdiline çalışılıyor!


    (Rumuzat-i Semaniye, 50)


  7. #7
    Ehil Üye serab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    1.529

    Standart

    “Şimdi Hüsrev gibi bir nur kahraman? size ihsan edildi, ?nşallah bu medrese-i Yusufiye dahi medreset-üz Zehra’n?n bir mübarek dershanesi olacak. Ben şimdiye kadar tamam?yla Hüsrev’i ehl-i dünyaya göstermiyordum, gizlerdim. Fakat neşredilen mecmualar, Onu ehl-i siyasete tamam?yla gösterdi, gizli bir şey kalmad?. Onun için ben onun iki üç hizmetini has kardeşlerime izhar eyledim. Hem ben, hem o daha gizlemek değil, lüzum ise ayn-? hakikat beyan edilecek.”
    Şualar-II, 486
    "birimiz şarkta,birimiz garbda,birimiz cenubda,birimiz şimalde,birimiz ahirette,birimiz dünyada da olsak biz yine birbirimizle beraberiz"

  8. #8
    Ehil Üye serab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    1.529

    Standart


    “Bu Zât (Hüsrev Efendi) müstesna ve şirin kalemiyle nurlardan alt? yüz risaleye yak?n yazm?ş ve bu vatan?n her taraf?na neşrederek, komünist perdesi alt?nda dehşetli ifsada çal?şan anarşistliği k?rd?, ve tecavüzünü durdurdu ve bu mübarek vatan? ve kahraman milleti o zehirden kurtarmak için tesirli tiryaklar? (ilaçlar?) her tarafa yetiştirdi. Türk gençliğini ve nesl-i âtîyi büyük bir tehlikeden kurtarmaya vesile oldu.
    Şualar-II, 547

    "birimiz şarkta,birimiz garbda,birimiz cenubda,birimiz şimalde,birimiz ahirette,birimiz dünyada da olsak biz yine birbirimizle beraberiz"

  9. #9
    Ehil Üye serab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    1.529

    Standart

    Zaten Hüsrev’in mümtaz bir hâssiyeti budur ki, şimdiye kadar bana gelen bütün mektuplar?n?n hiç birisi beni incitmiyor. Elîm zamanlar?mda da yumuşak geliyor, ruhumu okşuyor. Bu cihetle dahi ona şahs?m itibariyle çok minnetdar?m.” Emirdağ? Lahikas?-I 95
    "birimiz şarkta,birimiz garbda,birimiz cenubda,birimiz şimalde,birimiz ahirette,birimiz dünyada da olsak biz yine birbirimizle beraberiz"

  10. #10
    Ehil Üye serab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    1.529

    Standart


    Hüsrev Efendi çocukluk y?llar?nda şöyle bir rüya görür. “Büyük bir deniz ortas?nda bir ağaç vard?r. Deniz çekilir ve ağaç kurur. Bir zat gelir, o ağac?n dallar?n? budar. Sonra denizin ortas?nda büyükçe bir yol aç?l?r ve kendileri o yoldan yürümeye başlarlar”. Bu rüyas?n? şeyhine anlatt?ğ?nda, şeyhinin tabiri şöyle olmuştur. “O deniz şeriattir. Ağaç ve dallar? ise, ondan feyiz alan tarikattir. Benden sonra Isparta’ya ?slam’a hizmet edecek bir Zât gelecek ve sen ona ittiba edeceksin
    Bilahire 1926 y?l?nda Bediüzzaman Hazretleri sürgün olarak Barla’ya gelmiştir. Büyük bir Zât?n Isparta’ya nefiy olarak gönderildiğini işiten Hüsrev Efendi’nin f?k?hla alakal? üç suâlini muhtevi mektubuna Bediüzzaman Hazretlerinin cevab? câlib-i dikkattir:

    Hüsrev Bey kardeşim! senin sorduğun meselelerin cevaplar? f?k?h kitaplar?nda mevcuttur. Bu bilgilere ulaşmak da kolayd?r. Ben bir talebe ar?yorum o sen olsan gerek! ?slam alemi bu gün, büyük bir sars?nt? geçiriyor. ?man kalesi tehlikededir. Gel, beraber Kurana ve bu aziz milletin ?man?na hizmet edelim!


    Daha hiç görüşmemiş olduğu Üstad?n?n mektubuna bir mektupla değil, kendisi bizzat huzuruna gitmek hassasiyetiyle ve “ehli kemâlin huzuruna yürüyerek gidilir” deyip k?rk kilometre uzakl?kta bulunan Barla’ya yaya olarak Üstad?n huzuruna gitmiştir.
    Üstad Hazretleri, kendilerini –iltifaten- Barla d?ş?ndaki Karaca Ahmed Türbesinde karş?lam?şlard?r. Hüsrev Efendi bu buluşmadan sonra Onun hem talebesi, hem hizmet arkadaş?, hem de ?man ve Kur’an hizmetinde en büyük rükün olarak yerini alm?şt?r.
    "birimiz şarkta,birimiz garbda,birimiz cenubda,birimiz şimalde,birimiz ahirette,birimiz dünyada da olsak biz yine birbirimizle beraberiz"

Konu Kapatılmıştır

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 22.08.12, 10:44
  2. Ahmed Husrev Efendi’nin Manevî Şahsiyeti
    By Hamdım.Pişdim.Yandım in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02.11.08, 14:30
  3. Üstadın Güzel Sözleri
    By nur47 in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 20.07.07, 17:19
  4. Amerika'lı Kadının Tesettür Hakkındaki Sözleri
    By Sonsuz-Nur in forum Tesettür
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.09.06, 00:59

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0