+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: .:..Esir Arslan...:.

  1. #1
    Dost purkusur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Bulunduğu yer
    Kayseri
    Mesajlar
    9

    Standart

    Bismillah
    Güneşin alt?n ?ş?klar? zaman zaman bulutlar aras?ndan süzülüp yerde siyah beyaz motifler oluşturuyordu. Ara s?ra esen rüzgar zaten serin olan havay? daha da soğutuyordu. Esirler duvar?n kenar?na oturmuşlar o kaybolup görünen ?ş?k parçalar?ndan nasibine ne düşerse onunla ?s?nmaya çal?ş?yorlard?. Dondurucu bir gecenin sessizliğinde dağlarda ateş yak?p ?s?nmaya çal?şan çobanlar? hat?rlat?yorlard? her biri. Gözler hüzünden buğulu , esaretin derin ?zd?rab? yüzlerdeki keder çizgilerinde yer yer kendini gösteriyordu. Birkaç? zorla tebessüm etmek istiyordu ama iyice dikkat eden bir kişi onlar?n gözbebeklerinde ?zd?rap dolu siste Moskof ‘ a duyulan kini ve öfkeyi kolayl?kla okuyabilirdi. Zoraki gülmeler örtemiyordu yürek ac?s?n? , kalp ve gönül yorgunluğunu , hürriyete hasretle çarpan gönüllerin eninli ağlay?şlar?n?..
    ?şte bir subay hasret gözyaşlar?n? içine ak?tan bu esirlerin önünden onlar?n üzerine titrek koyu gölgesini düşürerek geçiriyordu. Esirlerin baz?lar? onu gördü baz?lar? da ani olarak kesilip görünen güneş ?ş?ğ?ndaki değişiklikten dolay? kafalar?n? kald?r?p fark?na vard?lar geçenin . Buna müteakip birden bire aralar?nda bir k?p?rdanma oldu. Hepsi ayağa kalkt? esirlerin . Rus Çar?n?n day?s? Nikolo Nikoloviç’ti geçen... Bütün esirler ayaktayd?. Zoraki de olsa bir sayg? göstergesi için ayağa kalkm?şlard?. Fakat esirlerden biri buğulu gözleriyle ufuklar? seyrediyordu. Yüz çizgilerinden derin bir üzüntü içinde olduğu anlaş?l?yordu. Fakat o çizgileri yine bir tevekkül ayd?nl?ğ? örmüştü ?ş?k ?ş?k bu nurani çehrede. Kasvetli değildi bak?şlar?. Hüzünlü fakat hicran yüklüydü. Hilal gibi kavisli biraz gür kaşlar kara geceleri k?skand?racak kadar siyaht?. Şahin gibi sert fakat bu bak?şlar içinde bir şefkat umman? gizleyen kara gözler , kavisli ve heybetli bir burun , ne geniş nede ince olan bir yüz , vakur bir çene onu ilk gören üzerinde sevgi ve sayg? hisleri uyand?r?yordu. ?htiyar subay?n bütün esirler içinde bu umursamadan oturan adam dikkatini çekti. Geriye dönüp bir daha geçti esirler önünden. Fakat büyük bir derdi ruhunda taş?d?ğ? her halinden belli olan esirde hiçbir k?m?ldanma yoktu. O hâlâ ufuklar? seyrediyordu. Belkide ruhundaki idealin âti şafaklar?na panoramas?n? çiziyordu çileli bak?şlar?yla. Esirdeki umursamazl?ğa şaş?ran Nikoloviç tam onun hizas?na gelince durdu ve tercüman vas?tas?yla sordu : “ Niçin ayağa kalkm?yor , yoksa beni tan?m?yor mu? “ esir gayet sakin cevap verdi : “ Hay?r tan?yorum. Ben bir islam alimiyim. Bir müslüman ise kâfirin karş?s?nda hürmet için ayağa kalkmaz . onun için kalkmad?m .” Nikoloviç öfkeden k?pk?rm?z? olmuştu. Ve hiddetle yan?ndakilere emretti : “ Derhal divan-? harbe verilsin. “ Diğer esirler koşarak bu yiğit kişinin yan?na geldiler ve hemen özür dilemezse bu işin sonunun idam olduğunu söylediler. Hatta birkaç? yalvard? Nikoloviç ‘ten özür dilemesi için. O ise zalimin zulmüne korkusuzca eğilmeyeceğini söyledi ve bu özür dileme tekliflerini reddetti. “ Bana ahirete gitmek için pasaport gerekiyordu. Eğer öldürülürsem cana minnet. ?dam?m ahirette ki dostlar?ma kavuşmak için bir vesilem olur “ dedi. Esirler ne kadar uğraşsalar da ikna edemediler onu. Havada bir ürpermemi oldu. Güneyden bir meltem rüzgar?m? esti o an . Türk ilinden bir s?cak hasret türküsü mü taş?d? rüzgâr bu perişan ülkenin soğuk ve kirli iklimine kimbilir.Karş? yamaçlarda ki ağaçlar bile ürperir gibi titreştirdi dallar?n?...Esir yerinden kalkt? ve yan?ndaki arkadaşlar? ile beraber hazin bir günün hüzünlü iklimine dem tutan sessizlik içinde koğuşa doğru yürüyüp gözden kayboldu. Fakat giderken içinde hiçbir korku belirtisi yoktu. Sadece daha da heybet alm?ş çehresinde ayağa kalkmas? için yap?lan cüretli teklife karş? beliren öfke çizgileri tam silinmemişti. Fakat bunu tevekkülün tatl? ayd?nl?ğ? eritip yavaş yavaş yok ediyordu işte. Koğuşa girdiklerinde, güneş , kanl? gözyaşlar? ak?t?r gibi gruba meyletmişti. Sanki o da üzülüyordu bu olaya. Iş?klar?ysa ayn? hüzne bulaşm?şças?na sisli ve griydi. Yoksa o Rabbani lambada insanlara alt?n hüzmelerini serpiştirmemek için yemin mi etmişti nedir?....

    Gece sessiz ve sakin geçti. Teheccüt vaktinde ranzalar?n aras?nda seccadesini sermiş esirin her zamanki iniltili dualar?ndan başka ses yoktu ortal?kta.. Gözlerindeki yaş belkide vuslat sevinciyle dökülen hasret çiğleriydi. Zaten geleceğe gebe bu şafak hasreti taş?yan şebnemler değilmiydi atinin yasemen gönüllü nesillerini besleyen ve büyüten. Onunla beraber dua eden birkaç esirde vard?. Onlarda ayn? ç?ğl?ğ?n rengini düşürmüşlerdi dualar?na.. Ayn? ac?n?n ritmiyle nota nota örülmüşlerdi serenatlar?n?....

    Ya Rab bizi bu kahir esaretten kurtar “ diyorlard? herbiri . Fakat o gün dualar?n?n odak noktas? çok sevdikleri bu yiğit kişinin kurtuluşuydu. Onun divan-? harbte üzüntü veren cezaya çarpt?r?lmamas?yd? tek arzular?.. Bir ara birbirlerine bakt?lar ve gözler buğu ve sis kelimeleri ile konuştu o an. Yüzlerindeki ayd?nl?k ise “ Allah’tan (c.c) ümit kesilmez “ cümlesini sanki koğuşun loş havas?n bir mahya şeklinde sessizce nakşediyordu...

    Diğer gün divan-? harbe ç?kart?lan esir bir celsede idama mahkum edildi. “ Yok esarette bir kişinin böylesine bir cüret göstermesi hukuk kurallar?na z?tm?ş. Yok kim olursa olsun rütbeli bir askere karş? sayg?l? olmal?ym?ş “ gibi bahanelerle mahkumiyet mühürlenip imzaland? . Öbür gün karar?n infaz edilmesi kararlaşt?r?ld?. Esir san?k sandalyesinde al?nan karar için sanki seviniyomuş gibiydi. Dudaklar?nda tatl? bir tebessüm vard?. Belli ki terhis tezkeresini eline geçiren bir askerin sevinciydi bu. Hummal? bak?şlar? bir sevinç ?ş?ğ? ile ayd?nlanm?şt? işte. “ Ah ölüm nerdesin . Ah Resuller Resulune beni kavuşturacak ilanname , ebed menzilinden Hakk’a ulaşt?racak burak , refref nerdesin “ diyen bir gönlün sevinciydi şimdi bu çehrede okunan. Şeb-i arus özlemini y?llar y?l? yüreğinin en derin köşelerinde taş?m?ş bu dertlinin yüzünün güldüğünü gören diğer esirler ve Rus subaylar? şaşk?nl?ktan donup kalm?şlard?. Fakat arkadaşlar? onun nas?l bir metafizik gerilime sahip olduklar?n? bildiklerinden bu sevince hiç şaşmad?lar. Esirler yine onun etraf?n? sar?p özür dilemesi için defalarca dil döktüler. Hatta biraz dini bilgisi olan bir ikisi ikna için bunun bir intihar olduğunu , Ammar bin Yasir’ in baş?ndan geçen olaylar? hat?rlatt? ama hiçbiri fayda vermedi . O Rus emperyas?na karş? tek baş?na çekilmiş bir k?l?c? simgeliyordu şimdi. Zirvesine ulaş?lmaz bir cesaret everestini abideleştirmişti bu davran?ş?yla . Hem de Rus diyar?nda. ALLAH (c.c) ve Kitap düşmanlar?n?n tam göbeğinde. “ Cesaret bütün silahlardan üstündür “ kutsi sözünün canl? misali şimdi san?k sandalyesinde oturuyordu. Askerler onu diğer esirlerin aras?ndan al?p koğuşun biraz ilerisinde dar bir hücreye hapsettiler. Diğer günün sabah?nda karar infaz edilecekti.

    O gece bir matem havas?nda geçti. S?k s?k esen rüzgâr?n uğultusu gece bülbüllerinin hazin ağlay?şlar?na dem tutuyordu. Ara s?ra boğuk boğuk öten baykuşlar küfür baykuşlar?n?n boğulmuş ruhlar?n?n yak?n bir zamanda nas?l perişan olacağ?n?n işaretini f?s?ldamaktayd? rüzgâra. Esir gayet mutluydu. Fakat yüreğinin bir noktas? yaral?yd?. “ Davam davam “ diye kan s?z?yordu bu yaradan . Ölmek kolayd? ama ya ?slam davas?. Hakk?n sancağ?n? cihan?n burçlar?na dikme ideali. Hz. Muhammed (s.a.v)‘in ses ve soluğunu deniz aş?r? ülkelere ulaşt?rma vazifesi. Yoksa o, bu idealinden kaçan bir korkak m?yd? ? Böylesine çetin ve zor bir ideal yükünün alt?ndan , gelecek nesiller için dayan?lmas? gereken çileli bir ömürden ç?k?p ölümün sis ve dumanl? örtüsü ard?nda kaybolup gitmek bir kaç?ş m?yd? ? Bir gece boyu düşündü esir. Öfkesini atideki nesillere feda etmeyi belkide milletinin selameti için af dilemeyi bile geçirdi akl?ndan. Fakat müslüman türkün ezeli düşman?na karş? böyle bir af dileği onlar?n daha da iştahlar?n? kabartan bir hareket olurdu. Zalim ve dinsiz Rus’a bu lezzeti tatt?rmayacakt?. Sabah horozlar öterken o kesin karar?n? vermişti. Ne olursa olsun karar?n? değiştirmeyecekti. ALLAH (c.c) bir Said’i al?rsa yerine bin Said getirirdi. O yüce zat?n kudretine bu ağ?r değildi. Hem insanl?k için bazen mertçe bir ölüm binlerce ?ş?k ve nur tohumuna fiske konduran bahar rüzgar? gibi diriltici olurdu. Sabah serinliği hücrenin küflü ve kirli duvarlar?n? üşütürken abas?na bürünmüş seccadesinde ebedi kurtuluşu için dua dua yalvaran abide insan?n gözlerinde şimdi vuslat sevincinin damlalar? vard?. Bir ara hücresine yaklaşan ayak sesleri duydu. Yüreğine tatl? bir kavuşma hazz?n?n ?l?kl?ğ? bir cemre gibi düşüverdi. Fakat ayak sesleri yavaş yavaş uzaklaş?p biraz sonrada hiç duyulmaz oldular. Esir bir fecr-i kazip ac?l?ğ?n? hissetti yüreğinde. “ Her halde devriyeye ç?kan askerlerin ayak sesleriydi “ diye geçirdi içinden . Yüreğinden binbir selam gönderiyordu vatan?na , dostlar?na, dindaşlar?na... “ Acaba aras?ra uğultulu bir sesle esen saba rüzgar? şu gurbet ilden benim selam?m? s?ladaki dostlar?ma ulaşt?r?r m?? “ diye geçirdi içinden. Belki birkaç saat sonra ölmüş olacakt?. “ Elveda “ diyemeden göçecekti bu diyardan. Helalleşemeden geçecekti ebed menzillerine...

  2. #2
    Dost purkusur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Bulunduğu yer
    Kayseri
    Mesajlar
    9

    Standart

    Alıntı purkusur Nickli Üyeden Alıntı
    O gece bir matem havas?nda geçti. S?k s?k esen rüzgâr?n uğultusu gece bülbüllerinin hazin ağlay?şlar?na dem tutuyordu. Ara s?ra boğuk boğuk öten baykuşlar küfür baykuşlar?n?n boğulmuş ruhlar?n?n yak?n bir zamanda nas?l perişan olacağ?n?n işaretini f?s?ldamaktayd? rüzgâra. Esir gayet mutluydu. Fakat yüreğinin bir noktas? yaral?yd?. “ Davam davam “ diye kan s?z?yordu bu yaradan . Ölmek kolayd? ama ya ?slam davas?. Hakk?n sancağ?n? cihan?n burçlar?na dikme ideali. Hz. Muhammed (s.a.v)‘in ses ve soluğunu deniz aş?r? ülkelere ulaşt?rma vazifesi. Yoksa o, bu idealinden kaçan bir korkak m?yd? ? Böylesine çetin ve zor bir ideal yükünün alt?ndan , gelecek nesiller için dayan?lmas? gereken çileli bir ömürden ç?k?p ölümün sis ve dumanl? örtüsü ard?nda kaybolup gitmek bir kaç?ş m?yd? ? Bir gece boyu düşündü esir. Öfkesini atideki nesillere feda etmeyi belkide milletinin selameti için af dilemeyi bile geçirdi akl?ndan. Fakat müslüman türkün ezeli düşman?na karş? böyle bir af dileği onlar?n daha da iştahlar?n? kabartan bir hareket olurdu. Zalim ve dinsiz Rus’a bu lezzeti tatt?rmayacakt?. Sabah horozlar öterken o kesin karar?n? vermişti. Ne olursa olsun karar?n? değiştirmeyecekti. ALLAH (c.c) bir Said’i al?rsa yerine bin Said getirirdi. O yüce zat?n kudretine bu ağ?r değildi. Hem insanl?k için bazen mertçe bir ölüm binlerce ?ş?k ve nur tohumuna fiske konduran bahar rüzgar? gibi diriltici olurdu. Sabah serinliği hücrenin küflü ve kirli duvarlar?n? üşütürken abas?na bürünmüş seccadesinde ebedi kurtuluşu için dua dua yalvaran abide insan?n gözlerinde şimdi vuslat sevincinin damlalar? vard?. Bir ara hücresine yaklaşan ayak sesleri duydu. Yüreğine tatl? bir kavuşma hazz?n?n ?l?kl?ğ? bir cemre gibi düşüverdi. Fakat ayak sesleri yavaş yavaş uzaklaş?p biraz sonrada hiç duyulmaz oldular. Esir bir fecr-i kazip ac?l?ğ?n? hissetti yüreğinde. “ Her halde devriyeye ç?kan askerlerin ayak sesleriydi “ diye geçirdi içinden . Yüreğinden binbir selam gönderiyordu vatan?na , dostlar?na, dindaşlar?na... “ Acaba aras?ra uğultulu bir sesle esen saba rüzgar? şu gurbet ilden benim selam?m? s?ladaki dostlar?ma ulaşt?r?r m?? “ diye geçirdi içinden. Belki birkaç saat sonra ölmüş olacakt?. “ Elveda “ diyemeden göçecekti bu diyardan. Helalleşemeden geçecekti ebed menzillerine... Bir müddet sonra yine ayak sesleri duydu. Sesler yaklaşt? yaklaşt? ve tam kap?n?n önünde durdu. Sonra büyük bir h?ş?mla kap? aç?ld?. Hatta subay tam aç?lmas? için bir tekme indirmişti kap?ya. Sonra Rusça “ Haydi yürü “ dediler. Esir onlar?n ne dediklerini anlamam?şt? ama niçin geldiklerini biliyordu askerlerin. Ayağa kalkt? ve seccadesini dürdü rutubetli yatağ?n?n üzerine koydu. Sonra subay?n elindeki kelepçelere elini uzatt?. Soğuk kelepçeler nurani bileklere geçti. Askerler onu birazda itekleyerek hücreden d?şar?ya ç?kard?lar. Sabah?n erken saatinde infaz?n olacağ?n? bilen esirler hepside d?şar?dayd?. Çoğunun yüzünde üzüntü ifadesi keder çizgileri oluşmuştu. Hele dostlar? gözlerinden akan kanl? gözyaşlar? ile seyrediyorlard? infaz?. Birkaç tanesi ona doğru koşarak “ ne olur af dile şu zalimden de kurtul “ dediler .. Rus askerler esirin etraf?na toplanan insanlar? zorla dağ?tt?. O sadece bak?şlar?yla konuşuyordu şimdi. Karar? kesindi. Zalim Rus’a boyun eğmeyecekti. Dostlar?na sadece bir kelime ile karş?l?k verdi. “ Elveda “ .

    Askerler yerlerini ald?lar . Esire son arzusu soruldu. “ ?ki rekat namaz “ dedi esir. Serbest b?rakt?lar onu. Dostlar?ndan biri eski bir seccadeyi getirdi ve serdi yere. Esir şimdi bir arslan? hat?rlat?yordu. Namazdaki duruşu sonsuzluğa arzu ve iştiyakla yan?p kavrulduğunun en belirgin ifadesi idi. Namaz?n? fazla uzatmad?. En son ellerini yücelere aç?p dua etti. Kusurlar?n?n, günahlar?n?n bağ?şlanmas? için ALLAH (c.c) ‘a yalvard?. “ Sana geliyorum Rabbim “ diye noktaland? , yakar?ş. Dostlar? onun için inleyen bir ney olmuşlard?. H?çk?ra h?çk?ra ağl?yorlard?. Esirlerin hepsinin gözlerinde bir çiğ damlas? oluşmuştu. Mahsun gözler hüzün çizgilerinin en derinini gizliyordu özünde. Rus subay? namaz bitince tercüman vas?tas? ile sordu. “ Niçin ibadetini uzatmad?n? ” Esirin cevab? gayet sert ve netti : “ Ölümden korktu namaz?n? uzatt? dersiniz diye. “ Yeniden ellerini bağlad?lar. Yaftay? ast?lar boynuna . Duvar kenar?na götürdüler. Gözlerini bağlamak istediler. “ Hay?r! dedi, ben dostlar?ma baka baka ölmek istiyorum. “ Esirlerin ağlay?şlar? bir inilti , bir çağ?lt? , bir ç?ğl?k senfonisi şeklinde sabah?n serin rüzgarlar?na kar?ş?p uzaklara gidiyordu.

    Askerler “ Nişan vaziyeti al! “ komutuyla tüfekleri omuzlar?na yerleştirip namlular?n? hedefteki nur abidesine çevirdiler . Manga subay? elindeki k?rbac? kald?r?p tam havaya kald?r?p ateş emri verecekti ki birden bir ses duyuldu. “ Durun durun ...“ Askeri binadan koşa koşa gelen bir taraftan “ Durun “ diye bağ?ran bir kişi Çar?n day?s? Nikolo Nikoloviç’ten başkas? değildi. Nikoloviç’in sesini duyan manga subay? hemen askerlere “Dikkat! “ komutu vererek selama durdu. Nikoloviç infaz yerine gelince tekrar “ durun “ dedi heyecanla. Sonra duvar kenar?nda ölüm an?n? sab?rs?zl?kla bekleyen korkusuz , cesaret abidesi zata doğru yaklaşt? . “ Fazilet odur ki düşmanlar dahi onu takdir etsin “ ata sözünün bir yans?mas? şeklinde şöyle dedi : “ siz dininizin hat?r? ve inand?ğ?n?z değerler için bana tazimde bulunmad?n?z. Ben sizin bu asilce hareketinizden dolay? çok duyguland?m . Sizi dava etmekten vazgeçiyorum. Beni affediniz ,efendim !” Esirler aras?nda bir sevinç tufan? oluştu. Tatl? tatl? esen rüzgar şimdi bir kurtuluş bestesini dokuyordu. Sabah güneşi alt?n ?ş?klar?yla ufuktan süzerek ağaç dallar?nda bir sevincin ?ş?kl? motifini örüyordu. Kuş sesleri “ her matemli gecenin bir huzur yüklü gündüzü vard?r “der gibi şark?lar m?r?ldan?yordu güne. Herşey sevinçliydi . Hatta rus askerlerinin bile infaz?n durdurulmas?ndan mutlu olduklar? yüzlerinden okunuyordu. Fakat bir kişi vard? yeniden ebed illerinden ayr? düşmüş . Ebed menzilindeki dostlar?na kavuşmak için bir f?rsat? kaç?rm?ş olduğunu düşünen biri vard?, yüreği buruk , kalbi firak ateşiyle yanan biri. Ölüm tezkeresini kader kuşuna bir kez daha kapt?rm?ş ve elinden kaç?rm?ş biri... “ Esir arslan ! “


    Gelecek nesiller o arslan? cesaret yelelerinden ?ş?k , korkusuz kükreyişinden ümit , yüreğindeki ideal ateşinden âti meşalesini tutuşturacak k?v?lc?mlar devşirecekti....
    Haliliye mesleğini hayat?na düstür yapan "Esir arslan" hakk?nda olan bu makaleyi okuyunca, Hz Ibrahim ve ateşe at?l?rken sergilediği duruş geldi akl?ma..Hâni h.?brahim Keldinî kavminin putlar?n? y?k?nca Nemrûd, ?brâhim aleyhisselâm? yan?na getirmelerini emretti. ?brâhim aleyhisselâm Nemrûd'u Allahü teâlâya îmân etmeye dâvet etti. Nemrûd,bunu reddettiği gibi, ?brâhim aleyhisselâm?n kendisine secde etmesini istedi. Secde etmeyince,hapsettirdi ve ateşte yak?lmas?n? emretti. Günlerce y?ğ?lan odunlar ateşlendi. Şiddetinden yan?na yaklaşamad?klar? ateşe hazret-i ?brâhim'i manc?n?kla att?lar. Ateşe at?l?rken;"Hasbiyallah ve ni-mel vekil",yani "Bana Allah'?m yetişir.O ne iyi vekildir,yard?mc?d?r." dedi. Ateşe düşerken Cebrâil aleyhisselâm gelip;
    "Bir dileğin var m??diye sorunca;
    "Var,fakat sana değil, Rabbim beni görüyor,biliyor." dedi.
    Bu ne teslimiyet,-işte selime kökünden gelen müslüman böyle olmal?!Yâni iman-? tahkikînin kuvvetiyle ve marifet-i Sânii netice veren masnuattaki tefekkür-ü imanîden gelen lemeât ile bir nevi huzur kazan?p, Hâl?k-? Rahîmin haz?r, nâz?r olduğunu düşünüp, Ondan başkas?n?n teveccühünü aramayarak, huzurunda başkalar?na bakmak, medet aramak o huzurun edebine muhalif olduğunu düşünmekle o riyâdan kurtulup ihlâs? kazanmal?!
    Onun bu hâli Kur'ân-? kerîm'de övülüyor ve;"Sözünün eri olan ?brâhim." buyruluyor.,
    Allahü teâlâ,Kur'ân-? kerîm'de meâlen ateşe; "Ey ateş! ?brâhim'e karş? serin ve selâmette ol!" (Enbiyâ sûresi:69) diye emretti. Ateşin içi yemyeşil bir bahçe kesildi. Cebrâil aleyhisselâm da kendisine arkadaş oldu.
    Evet Amelinizde r?za-y? ?lâhî olmal?.

    Eğer O raz? olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O raz? olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmad?ğ?n?z halde, halklara da kabul ettirir, onlar? da raz? eder. Onun için, bu hizmette, doğrudan doğruya, yaln?z Cenâb-? Hakk?n r?zas?n? esas maksat yapmak gerektir.
    Yaşasın sıdk! Ölsün yeis! Muhabbet devam etsin!. Şura kuvvet bulsun!. Bütün levm ve itab ve nefret, heva ve hevese tabi olanlara olsun. Selam ve selamet Hüda'ya tabi olanlar üstüne olsun. Amin...

  3. #3
    Dost purkusur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Bulunduğu yer
    Kayseri
    Mesajlar
    9

    Standart

    Yaşasın sıdk! Ölsün yeis! Muhabbet devam etsin!. Şura kuvvet bulsun!. Bütün levm ve itab ve nefret, heva ve hevese tabi olanlara olsun. Selam ve selamet Hüda'ya tabi olanlar üstüne olsun. Amin...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Esir Maddesi Hakkında
    By karatoprak1975 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 21.09.09, 15:40
  2. Zerre ve Esir
    By kazakx in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.09.09, 13:42
  3. Muzaffer Arslan Ağabey İçin Dua Vakti !
    By tacmahal in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 14.08.07, 01:11
  4. Esir Maddesi
    By nurlu dağ in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20.12.06, 19:17

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0