+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8

Konu: 23 Mart 1960, O Gün Gökten Çamur Yağdı..

  1. #1
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Bediüzzaman vefat?ndan üç gün önce, çok ağ?r hasta olmas?na rağmen Isparta’dan Urfa’ya doğru yola ç?kt?...?stanbul’dan Malatya’ya kadar bir çok şehirdeki gazete muhabirleri, sözleşmiş gibi ayn? haberi bildirdiler.
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 07:51 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  2. #2
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Dünya Meteoroloji Teşkilat?’n?n (WMO) kurulduğu 23 Mart 1950 tarihi, bu y?ldan itibaren günümüze kadar “Dünya Meteoroloji Günü” olarak kutlan?yor.
    Peki, dünya genelinde kutlanan bu gün ile konumuz aras?nda nas?l bir alâka olabilir?
    Yukar?da Üstad Bediüzzaman’?n Urfa'ya gelişiyle ilgili aktard?ğ?m?z gazete haberleri, 23 Mart 1960 tarihli nüshalarda yer al?yor. ?şin daha da dikkat çekici yön ise, ayn? gazetelerin 23 Mart tarihli nüshalar?nda, ülkemizin özellikle doğu ve güneydoğusundaki illerimizde yaşanan baz? meteorolojik gelişmeler de yer almaktayd?.
    Yine ayn? gazetelerin, ayn? günkü nüshalar?nda yer alan şu haberleri aktaral?m:
    23 Mart 1960 tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Güney ?llerimize Çamur Yağ?yor” başl?kl? bir haber 22 Mart tarihinde, Diyarbak?r ilinden “Telefonla” bildirilmiş. “Alt? vilâyette ayn? hal görüldü; Diyarbak?r’da bahçeler büyük zarar gördü. Şehrin civarla irtibat? kesildi” spotunun hemen ard?ndan, Urfa’n?n yan?s?ra Gaziantep ve Malatya’da yaşanan gelişmeler şöyle aktar?l?yor:
    “Dün akşam saat 19'dan beri şehrimize bütün k?ş boyunca görülmemiş şiddet ve irilikte, devaml? yağmur ve dolu ile k?rm?z? çamur yağmaktad?r. Devaml? yağmur yüzünden şehirde hayat felce uğram?ş, meyva ve sebze bahçeleri büyük hasar görmüştür. Şehrimizin civarla olan kara yolu irtibat? kesilmiştir. Civarda telefon irtibat?n?n da kopmuş olmas? sebebiyle, başka mâlûmat al?namamaktad?r.
    “Meteorolojiden ald?ğ?m?z mâlûmata göre, son günlerde şiddetli s?caklardan sonra, Afrika üzerinden gelen üç kilometre yükseklikteki toz bulutlar?, nemli hava tabakalar? ile temas etmeleri neticesinde yağ?şa çevrilmiştir.”

    Gaziantep’te toprak yağd?
    “Dün gece saat 21.30 sular?nda şehrimize yağmurla birlikte toprak yağm?şt?r. Edindiğimiz bilgilere göre toprak yağmas? Urfa, Maraş, ?skenderun havalisinde de vuku bulmuştur.”

    Malatya’dan
    “Dün gece geç vakit şehrimizde şiddetli yağmurlar? müteakip k?rm?z? çamur yağm?şt?r. Bir saat kadar devam eden çamur yağmuru, evlerin duvarlar?n? ve pencereleri k?rm?z?ya boyam?şt?r. Çamur yağmuru esnas?nda sokakta olanlar?n da elbiseleri lekelenmiştir.”

    “?stanbul’u çamur ald?”
    23 Mart 1960 tarihli Hürriyet gazetesinde yer verilen habere göre, ayn? gelişme ?stanbul’da da gerçekleşmişti. “?stanbul’a Dün Gece Beyaz Çamur Yağd?” başl?kl? haberde Malatya, Mardin, Cizre ve Nusaybin bölgesinde k?rm?z? çamur yağd?ğ? aktar?l?rken, “?stanbul’da böyle bir hadise ilk defa olarak görüldü. Baz? semtlerde saatlerce yağmurla kar?ş?k şekilde havadan beyaz çamur yağd?” ifadesine yer veriliyordu.
    Akşam gazetesinin 24 Mart 1960 tarihli nüshas?nda “?stanbul’a Çamur Yağd?” başl?kl? bir haber yay?nland?. Bu gelişme “uzun zamand?r görülmemiş bir tabiat olay?” ifadesiyle sunulurken, yağmurla kar?ş?k şekilde, gökyüzünden çamur yağd?ğ?, evlerin camlar?n?n ve otomobillerin tamamen çamura buland?ğ? haber veriliyordu. Ayr?ca, bu haberi desteklemek gayesiyle meteorolojiden al?nan bilgiler doğrultusunda, 23 Mart 1960 tarihinde gerçekleşecek muhtemel hava haritas? da sunuluyordu.

    ?ki hadise, tek haber
    Baz? gazeteler Üstad Bediüzzaman’?n Urfa’ya gidişiyle, baz? şehirlerimizde meydana gelen çamur yağ?ş? hakk?ndaki haberleri ayr? ayr? sunarlarken, baz? gazeteler ise bu iki gelişme aras?nda bağlant? kuran değerlendirmelere yer verdiler.
    Örneğin, 23 Mart 1960 tarihli Milliyet gazetesinde “Nursî, Doğuda Seyahate Ç?kt?” başl?ğ?n? taş?yan ve Gaziantep muhabiri taraf?ndan haz?rlanan haberde şöyle deniliyordu:
    “Nurcubaş? müridleriyle birlikte Urfa’ya doğru gitmiştir. Said-i Nursî’nin gelmesi ile baz? Nurcular propagandaya başlam?şlar ve gece yağan ve caddeleri örten k?rm?z? çamuru Nurcubaş?n?n yağd?rd?ğ?n? söylemişlerdir. Polis bu propaganday? yayanlar hakk?nda tahkikata başlam?şt?r.”
    Ayn? tarihli Tercüman gazetesinde, benzer bir yaklaş?mla şöyle deniliyor:
    “Gaziantep’e evvelki gün yağan k?rm?z? çamur, bütün caddeleri kirletmiş ve halk bunu Said-i Kürdî’nin gelişine yorumlam?şt?r.”

    Meteoroloji arşivinde neler var?
    Meteoroloji Genel Müdürlüğü arşivinde kay?tl? bulunan baz? bilgileri yorumsuz olarak sunuyoruz:
    22 Mart 1960 tarihinde, Urfa’da, sabah 07:00’de ölçülen yağ?ş miktar? 9.8 mm.’dir. Günlük yağ?ş miktar? toplam 9.8 mm.’dir. Urfa’da 22 Mart tarihi için 48 y?ll?k yağ?ş ortalamas? ise 2.6 mm.’dir. 9.8 mm. ve 2.6 mm. aras?nda önemli bir yağ?ş miktar? fazlal?ğ? bulunmaktad?r.
    22 Mart 1960 tarihinde Gaziantap’te, sabah 07:00’de ölçülen yağ?ş miktar? 6.2 mm.’dir. Günlük yağ?ş miktar? toplam 6.2 mm.’dir. 23 Mart 1960 tarihinde Gaziantep’te sabah 07:00’de ölçülen yağ?ş miktar? 3.4 mm.’dir. Günlük yağ?ş miktar? toplam 8.7 mm.’dir.
    Gazete haberlerinden ve kay?tlardan anlaş?lan şu ki: Bediüzzaman’?n geziye başlang?c?ndan vefat?na kadar geçen süre boyunca ülkemizin büyük bölümü etkili yağ?ş alt?nda kalm?şt?r.

    Genç Yaklaş?m, Mart 2006
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 07:51 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  3. #3
    Ehil Üye **Muttakİ** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    1.650

    Standart

    Allahu Ekber

    Misafirlik tuhaf şey...
    Oradasın,ama oralı değilsin...
    Önüne sofralar kuruluyor,izzet-ikram görüyorsun ama hiç bir şey sana ait değil...
    Rahatın yerinde de olsa kalkıp gideceksin birgün,gitmek zorundasın...
    Misafirlik dünya hayatına ne çok benziyor ve dünya hayatı misafirliğe...


    Hizmette SINIR ve SİNİR yoktur

  4. #4
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    "Yine aynı gazetelerin, aynı günkü nüshalarında yer alan şu haberleri aktaralım:
    23 Mart 1960 tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Güney İllerimize Çamur Yağıyor” başlıklı bir haber 22 Mart tarihinde, Diyarbakır ilinden “Telefonla” bildirilmiş. “Altı vilâyette aynı hal görüldü; Diyarbakır’da bahçeler büyük zarar gördü. Şehrin civarla irtibatı kesildi” spotunun hemen ardından, Urfa’nın yanısıra Gaziantep ve Malatya’da yaşanan gelişmeler şöyle aktarılıyor:"
    "Dün akşam saat 19'dan beri şehrimize bütün kış boyunca görülmemiş şiddet ve irilikte, devamlı yağmur ve dolu ile kırmızı çamur yağmaktadır. Devamlı yağmur yüzünden şehirde hayat felce uğramış, meyva ve sebze bahçeleri büyük hasar görmüştür. Şehrimizin civarla olan kara yolu irtibatı kesilmiştir. Civarda telefon irtibatının da kopmuş olması sebebiyle, başka mâlûmat alınamamaktadır."
    “Meteorolojiden aldığımız mâlûmata göre, son günlerde şiddetli sıcaklardan sonra, Afrika üzerinden gelen üç kilometre yükseklikteki toz bulutları, nemli hava tabakaları ile temas etmeleri neticesinde yağışa çevrilmiştir.”
    ********
    Evet, ben o tarihte ilkokul'a gidiyordum 'Gökten çamur yağmasını!' duymuştum....[Berya-ı malûmat]



    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  5. #5
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    40
    Mesajlar
    854

    Standart

    Esselâmü Aleyküm ve rahmetullahi yâ eyyühe’l-Üstad.


    Kırk dokuz yıldan beri aramızda cismin yok;

    fakat ismin gönlümüzde,

    nûrun rûhumuzda,

    aydınlığın kalbimizde.

    İsmin deniz aşırı, dağlar aşırı ülkelerde bir aydınlık tûfanı gibi insanları inkârdan çıkarıp alıyor, kalpleri vesveselerden kurtarıp temizliyor, gönülleri evhamlardan söküp arındırıyor, insanlığa büyük insanlık hakikatını gösteriyor, insanlığa bin dört yüz küsur sene önce âhir zaman Peygamberinin (asm) çizdiği o saadet ufkunu sislerden arındırıp yeniden sunuyor bu gün.


    Dünyamız her ne kadar fitne ve çekişmelerden, ateş ve oyunlardan, fesat ve istibdatlardan ve küçük menfaat ilişkilerinden bir türlü yakasını kurtaramıyorsa da; Kur’ân’ın nûru dünyayı kendi rengine boyamak üzereÜstadım.


    Sen, o çile dolu günlerinde; “Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sâkıtâne Nur’un sözünü dinleyen ve bir nazar-ı hafî-i gaybî ile bizi temâşâ eden Said’ler, Hamza’lar, Ömer’ler, Osman’lar, Tâhir’ler, Yûsuf’lar, Ahmed’ler, vesâireler! Sizlere hitap ediyorum. Başlarınızı kaldırınız, “Sadakte” deyiniz. Ve böyle demek sizlere borç olsun! Şu muâsırlarım, varsın beni dinlemesinler. Tarih denilen mâzi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgrafla sizin ile konuşuyorum. Ne yapayım; acele ettim, kışta geldim. Sizler Cennet-asâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır. Biz, hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki: Mâzi kıt’asına geçmek için geldiğiniz vakit, mezarımıza uğrayınız. O bahar hediyelerinden birkaç tanesini medresemin mezar taşı denilen ve kemiklerimizi misafir eden ve Horhor toprağının kapıcısı olan kal’anın başına takınız. Kapıcıya tembih edeceğiz. Bizi çağırınız. Mezarımızdan, “Henîen leküm” (Sizlere tebrikler!) sadâsını işiteceksiniz.” 1 demiştin ya...
    “Ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sadâ İslâmiyetin sadâsı olacaktır.”2 demiştin ya...
    Kötümser Rus polisine; “Asya’da, Âlem-i İslâm’da üç nur, birbiri arkası sıra inkişafa başlıyor. Sizde birbiri üstünde üç zulmet inkişafa başlayacaktır. Şu perde-i müstebidâne yırtılacak, takallüs edecek, ben de gelip burada medresemi yapacağım.”3 demiştin ya...
    “Eğer biz, doğru İslâmiyet’i ve İslâmiyet’e lâyık doğruluğu ve istikâmeti göstersek, bundan sonra onlardan fevc fevc dahil olacaklar.”4 demiştin ya...
    “İstikbal, yalnız ve yalnız İslâmiyet’in olacak. Ve hâkim, hakâik-i Kur’âniye ve îmâniye olacak.”5 demiştin ya...
    “Eğer biz, ahlâk-ı İslâmiye’nin ve hakâik-i imâniyenin kemâlâtını ef’âlimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler; belki Küre-i Arz’ın bazı kıt’aları ve devletleri de İslâmiyet’e dehâlet edecekler”6 demiştin ya...
    “Akıl ve ilim ve fen hükmettiği istikbalde, elbette bürhan-ı akliye istinad eden ve bütün hükümlerini akla tesbit ettiren Kur’ân hükmedecek”7 demiştin ya...
    “Avrupa ve Amerika İslâmiyet’le hamiledir. Günün birinde bir İslâmî devlet doğuracak. Nasıl ki, Osmanlılar Avrupa ile hamile olup bir Avrupa devleti doğurdu”8 demiştin ve Allah’ın rahmetinden ve âhir zaman Peygamberinin (asm) feyzinden aldığın Risâle-i Nur’la bu yüksek haberlerin olgunlaşması ve ulvî müjdelerin gerçekleşmesi için çağa uygun bir çığır açarak İslâmiyet’i asrın insafına, Kur’ân’ı asrın idrakine, imanı çağın irfanına sunmuştun ya...
    Üstadım, bütün o müjdelerinin birer birer ortaya çıkışına şahit olmak ve ufukta ışıklarını görmek mümkün bu gün. Üstadım, sen aydınlığı çile ile ektin. Nuru çile ile himâye ettin. Nur tayfını çile ile muhafaza ettin ve istikbale tuttun. Seni, çağındakiler anlamadı. Oysa sen, anlaşılır bir şefkatle bütün cihanı kucaklamıştın. Onlar seni kuş uçmaz, kervan geçmez bir köye ve nihayet dört duvar arasına tutsak etmekle meşgul oldular. Senin, çile ile ektiğin tohumlar filizlendi Üstadım. Yaktığın meşale dünyayı kuşattı bu gün. Verdiğin müjdelerin bir bir gerçekleştiği bu günlerde, Cennet-asâ günlere doğru hızla adım atışımızın yakıcı sancılarını çekmekteyiz. Sancının dayanılmaz acısı, müjdenin gerçekleşeceği günün yakınlığına ve büyüklüğüne işâret, değil mi?
    Her ne kadar günahımız çok, cinayetimiz hadsiz, idraksizliğimiz dayanılmaz, anlayışsızlığımız çılgın, insaf-sızlığımız hortlak ve isyanımız hâlâ yeryüzünün taşıyamadığı bir yük ise de, yine de artık İslâmiyet’e saygımızı inkâr edememekteyiz, Kur’ân’a teslimiyetimizi yok sayamamaktayız, mukaddes değerlere bağlılığımızı gün geçtikçe biraz daha güçlüce hissedebilmekteyiz. Müjdelediğin biçimde, medenî dünyada İslâmiyet çığ gibi büyümekte, Kur’ân güneş gibi yayılmakta, iman ve Tevhid hakikatleri dalga dalga genişlemekte.
    Üstadım; günahkâr asrımızın böylesine doyulmaz hidâyet fırtınasına sahne oluşunda senin gösterdiğin yüksek hamiyet, hiç şüphesiz, Hazret-i Muhammed’in (asm) çağlar ötesi yüce tasarrufundan ve Cenâb-ı Erham’ür-Râhimîn’in yüksek rahmetinden ve ulvî şefkatinden başka bir şey değildir.

    Aramızdan ayrılışının bu 49. yılında ey Üstadım, zat-ı âlinize sayısız selâm, rahmet, minnet ve mağfiret; Allah’ın Sevgili Resûlüne (asm) sonsuz salât-ü selâm ve dünyayı îmân nûruna boğan Allah’a hadsiz hamd ü senâlar olsun. Âmîn.


    Lügatçe:


    1- Münâzarât, s. 39, 40, 2- Sünûhât, s. 47
    3- a.g.e., s. 63, 4- MünâSzarât,s. 37
    5- Hutbe-i Şâmiye, s. 18, 6- Hutbe-i Şâmiye, s. 20
    7- a.g.e., s. 23, 8- a.g.e., s. 27; Tarihçe-i Hayat, s. 46, 82

    23.03.2009

    E-Posta: fikihgunlugu@yeniasya.com.tr



    Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa,
    bunun sırrı işte budur. Said yoktur.
    Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur.
    Konuşan yalnız hakikattir,
    hakikat-i imaniyedir
    çünkü DAVAM DEVAM iledir
    vanasyanur


  6. #6
    Dost zeynelabidin hudabin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    35

    Arrow Aziz Üstadım



    Aziz üstadım aramızdan ayrılışının biz dünyaya daha gelmeden baki dostlarının yâranının arasına gidişinin üzerinden 49 yıl geçmiş.Biz dünyayı senden öğrendik,ahireti senden ders gördük.Gönlü volkanlar gibi olan üstadım iman öğretmeniydin sen.Karşımda müthiş bir yangın var.Onu söndürmeye evladımın imanını kurtarmaya koşuyorum.Diyordun üstadım.Senin o ateşin hitabelerin o eşsiz risalelerin bize hayat ve umut kaynağı oldu.
    Aziz üstadım,Cenab-ı Allah bizi senin yolundan ayırmasın.Senin bize gösterdiğin o nurlu yolda yürüyoruz, yürüyeceğiz üstadım.

  7. #7
    t_snur
    Guest t_snur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    [ı]üstadımız, canımız..... Seni çok özledik.... :'([/ı]

  8. #8
    Müdakkik Üye NurTalebesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Bulunduğu yer
    Diyar-ı bekir
    Mesajlar
    599

    Standart Üstadım!

    Üstadım!
    Üstadım! Dünya zindanından ayrılalı kırk dokuz yıl olmuş. Sürgünün kırk dokuz yıldır bitmiş. Aslında, her sürgün yeri senin için nurları ihlâsla yazdığın mekânlar olmuş. Her hapishane medrese-i yusufiye… Hatta sana edilen tahkiri bile nefsine diye sevinmişsin Üstadım!

    Üstadım! Her zifiri karanlığı aydınlığa çevirmişsin. Tarassud altında olsan da korkmamış neşretmişsin! En zor şartlarda, Allah lafzının yasak olduğu bir dönemde, imanın istinad noktalarının sarsılması için bütün himmetlerini sarf eden zındıklara karşı sen iman esaslarını anlatmış kökleştirmiş. Ve sağlamlaştırmışsın…

    Üstadım! İmanınla kâinata meydan okumuşsun. Ve bu meydan okuyuşun talebelere şevk vermiş onlar da teknolojiye meydan okumuşlar. Elle yüz binlerce risaleyi neşretmişler. Ve ardından kâinata meydan okuyan milyonlarca talebe bıraktın… Ve bugün dünyada dediğin gibi her yerde nurlar okunuyor. Her okunan yerde zülumatın yerini aydınlık alıyor…

    Üstadım! Sen dışlanmış sürgün edilmişsin. Ama katiyyen kin tutmamışsın. Hatta eserlerle imanını kurtaranlara hakkını helal etmişsin. Üstadım! Sana zulmeden müdde-i umumiye bile beddua edememişsin. Tam edeceğin sırada küçük kızı yetişmiş imdada… Seni mahkûm etmek isteyen adliyeyi de katiyen suçlamamışsın. Zındık komitesinin desiseleriyle hapse düştüğüne inanmışsın! Üstadım bu hüsnü zan bu şefkat bu sabır bu dirayet! Ancak peygamber varisinde olur zaten… Hani O (S.A.V) Taif’te taşlanırken bile beddua edememişti. Hani O (S.A.V) “bilmiyorlar yoksa yapmazlar”diyordu…

    Ektiğin nur tohumları her yerde hızla yeşeriyor. Acele edip kışta gelip, İslamın zemheririni yaşadın üstadım!Ve baharı bize bıraktın. Affet üstadım! Zemherirde ektiğin nur fidanları baharda yeşerse de zemherir günlerindeki talebelerin kadar sadık olmadık… Onlar hapishane bahçesinde kibrit kutusuna koşarken biz evimizde rahat koltuğumuzda kitaplığa hakkıyla koşamadık… Onlar hizmet için hapse girmek için kendilerini şikayet ederken, biz bu derece fedakar olamadık. Önceliğimiz nurlar olmadı onlar gibi… Affet Üstadım biz baharda geldik hazıra konduk. Zemherir, sadakat ve sebatı aşılamış saffı evvel talabelerine Üstadım!...

    Allah’ım! Ahir zamanın son müceddidi olan, Peygamberin bu asır ve gelecek asırlardaki varisi olan, Üstadımdan razı ol. Ve bizden razı ol. İhtilaftan, gıybetten, sevememekten koru Allah’ım! Sarsılmaz sadakat ve sebat nasip et. Ve biz biliyoruz ki yüz elimizde olsa ancak nura kâfi gelir. İki elimize nuru ver. Latifelerimizi doyur. Nurlardan kana kana içmeyi, dem ve damarlarımıza karışmasını nasip et. İhlâsla yaşamayı nasip et Allah’ım… Sadık Nur Talebelerinden eyle… Melekler “men rabbuke” deyince, kabirde nurlardan cevap verip rahmetini celb eden kullarından olalım Allah’ım…
    Ruhuna fatiha...
    kaynak:http://www.risalehaber.com/yazar_4482_600_Ustadim!.html
    Müslüman eriyiz, silsilemiz kahraman / Müslümanız, Hakk'a tapan Müslüman...

    Bir gün Kur an etrafındaki surların yıkıldığını görürsen, hemen kemiklerini taş, etlerini harç, kanını da su edeceksin. Etrafına ilimden, irfandan, faziletten ahlâktan kaleler dikeceksin. Kaleler, fedailer ister. Nasıl olsa sen de içinde fedai olacaksın.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İsa Aleyhisselâm gökten inmedikçe ve sizin ..
    By fanidünya... in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 26.09.15, 11:42
  2. Yolumuz çamur Allah'ım!
    By DuaseLi in forum Dualar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.10.13, 17:45
  3. Mart Kapısı
    By m_safiturk in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.03.09, 00:25
  4. 3 Mart'ta 300 Yıllık İnkılap
    By Ebu Hasan in forum Tarih
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 29.04.07, 13:37
  5. 1876-1960 Ömrü,Rakamların Arasındaki Çizgi Kadar
    By elff in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19.11.06, 19:30

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0