+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: BMM ve Şeflik Devri

  1. #1
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    33
    Mesajlar
    2.566

    Standart BMM ve Şeflik Devri

    Risalei Nur Enstitüsü

    BMM ve Şeflik Devri
    Bediüzzaman, 25 Kas?m 1922’de Ankara’ya ayak bast?ğ?nda Büyük Millet Meclisi’nde düzenlenen resmi hoş geldin merasimiyle karş?land?.45 Art?k Bediüzzaman, bir yandan meclis çal?şmalar?na kat?l?yor, bir yandan da Mebuslarla önemli konular? tart?ş?yordu. Bu arada Mebuslar?n çoğunun namaz k?lmad?klar?n? gören Said Nursi, bir beyanname46 yay?nlayarak namaz?n önemini anlatt? ve onlar? dinin emirlerine riayet etmeye davet etti. Bediüzzaman’?n bu gayreti Mebuslardan büyük k?sm?n?n yeniden namaza başlamas? ile sonuçlan?nca, baz? çevreler oldukça rahats?z olmuştu. Bu beyannameyi Meclis Başkan? Mustafa Kemal de okumuş ve Said Nursi’ye yirmi-otuz Mebusun da bulunduğu bir ortamda şöyle demişti: “Biz sizi buraya çağ?rd?k ki sizin yüksek fikirlerinizden istifade edelim. Siz geldiniz, en evvel namaza dair şeyler yazd?n?z, aram?za ihtilaf verdiniz”. Bediüzzaman da hiddetlenerek: “Paşa! Paşa! Kainatta en yüksek hakikat imand?r. ?mandan sonra namazd?r. Namaz? k?lmayan haindir, hainin hükmü merduttur.” diye karş?l?k vermişti. Bunun üzerine Mustafa Kemal özür dilemiş ve tart?şmay? daha fazla uzatmam?şt?.47

    Bu olay, Bediüzzaman ve yeni rejimin kurucular? aras?ndaki görüş farkl?l?klar?n?n ilk işaretleri idi. Bir yandan meclisteki oturumlar? takip eden Bediüzzaman, bir yandan da tabiatç?l?ğ? ve inkarc?l?ğ? ortadan kald?rmay? hedef alan “Habab” ve “Zeylü’z-zeyl” gibi eserlerini yay?nl?yor; iman?n erkan?na ilişmesinden korktuğu felsefe kaynakl? fikirleri izale etmeye çal?ş?yordu. Türkiye’deki kamuoyu ise, Yunanl?lar karş?s?nda al?nan galibiyetin verdiği zafer sarhoşluğu içinde, tehlikenin fark?na varacak durumda değildi ve bu yüzden onu anlayamad?. Her şeye rağmen Bediüzzaman, Medreset-üz Zehra için çal?şmaktan geri durmad?. II. Meşrutiyet döneminde Van’da temelini att?ğ? fakat savaş yüzünden inşaat? başlat?lamayan üniversitenin yeniden kurulmas? için Mebuslara bir kanun teklifi haz?rlatt?rd?. Bu teklif mecliste bulunan iki yüz milletvekilinden 163’ünün imzas?yla kanunlaşt?.48

    Ankara’daki çal?şmalar? s?ras?nda, yeni rejimin önde gelenlerinin bambaşka bir yolda olduğunu ve siyasi faaliyetlerle onlar? yollar?ndan vazgeçirmenin mümkün olmad?ğ?n? anlayan Bediüzzaman, Van’a dönmeye karar verdi. Bu fikrini baz? dostlar?na açt?ğ?nda Mustafa Kemal ve arkadaşlar? ona yeni bir teklif getirdiler: Ankara’da kalmaya karar verdiği takdirde kendisine, Libya’ya dönen Şeyh Sünusi yerine, üç yüz lira maaş ile Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin en yüksek dini makam? olan Şark Vilayetleri Umumi Vaizliğine getirilecek ve Mebusluk verilecekti. Ancak Said Nursi, bütün bunlar? reddetti.49 Ankara’daki siyasi havadan oldukça rahats?z olmuştu. Onun dünyas?nda ki değerler farkl?yd?. Makam, şöhret, mal, mülk ve paraya, hülasa; dünyaya zerre kadar ehemmiyet vermemekteydi. Ankara’y? kendi hileli ve entrikal? siyaseti içinde b?rakt? ve 1923 y?l?n?n May?s ay? başlar?nda Van’a gitti. Bütün değer yarg?lar? dünyevi olan ve yeni rejimi de yaln?zca dünyevi temeller üzerine kurmaya çal?şanlar, Said Nursi’nin bu tavr?na bir anlam veremediler. Yan?nda manevi evlad? gibi olan kardeşinin oğlu Abdurrahman bile kendisine teklif edilen Meclis zab?t katipliğini kabul etmiş ve Ankara’da kalmay? tercih etmişti.50

    Van’a giden Bediüzzaman, kardeşi Abdülmecit’in evinde ve Nurşin Camii’nde k?sa bir süre kald?ktan sonra Erek Dağ?’nda, terkedilmiş bir kilisede talebeleriyle ders yapmaya başlad?. Bediüzzaman, Erek dağ?n?n baş?nda iman ve Kur’an hakikatlerinin anlaş?lmas? ve yaşanmas?yla meşgul olurken, Ankara’da yeni bir rejim şekillenmeye başlam?şt?. Rejimdeki değişiklikleri hazmedemeyen çevrelerde, Ankara’ya karş? tepkiler baş göstermişti. Böyle gergin bir ortamda Hükümete karş? ayaklanmay? planlayan Şeyh Said, Bediüzzaman’a mektup yazarak kendisine destek vermesini istedi.51 Ancak Said Nursi ona, bunun “menfi bir hareket” ve “kardeş kan? dökmek” olduğunu anlatarak isyandan vazgeçirmeye çal?şt?. Ayr?ca, Şeyh Said ayaklanmas?na aşiretiyle destek vermek isteyen Doğunun naml? ve güçlü Hamidiye paşalar?ndan Kör Hüseyin Paşa, Bediüzzaman’? Erek Dağ?’nda iken ziyaret etmiş ve fikrini sormuştu. Bediüzzaman da ona, “Kan dökme! Kan dökme!” diye cevap vermiş, Paşa da ayaklanmaya kat?lmam?şt?.

    Bediüzzaman’?n isyan s?ras?nda böylesine yat?şt?r?c? rol oynamas?na rağmen Doğudaki nüfuzlu kimseleri Anadolu içlerine süren hükümet, onu da inzivada bulunduğu Erek Dağ?’ndaki menzilinden alarak sürgüne gönderdi. Van’dan diğer sürgünlerle beraber karayoluyla önce Trabzon’a, buradan da deniz yoluyla ?stanbul’a götürüldü. Yaklaş?k yirmi gün kadar süren ?stanbul’daki sorgulamalar boyunca Bediüzzaman Sirkeci’deki Arpac?lar Mescidi ve Hidayet Camii’nde kald?. Sonunda, Ankara’dan gelen resmi bir yaz? onun Burdur’da zorunlu ikamete tabi tutulmas?n? emrediyordu. ?stanbul’dan ?zmir’e, oradan Antalya’ya ve nihayet 1925 y?l?n?n May?s ay? ortalar?nda Burdur’a getirildi.

    Bediüzzaman Burdur’a geldiğinde yerleştiği evde ve Kasaboğlu Camii’nde yine muhtaçlara iman hakikatlerini anlatmaya ve dersler yapmaya başlad?. Sonra bu derslerin özetlerini “Birinci Ders, ?kinci Ders, Üçüncü Ders” gibi başl?klar alt?nda toplay?p bir kitap haline getirdi. Bu kitab? daha sonra “Nurun ?lk Kap?s?” diye adland?rarak yay?nlad?. Bir yandan da telifata devam ederek daha önce Arapça olarak yazd?ğ? “Şemme” ve “Şule” risalelerinin ek parçalar?n? kaleme ald?.

    Ancak, yap?lan derslerden ve halk?n etraf?na toplanmas?ndan rahats?z olan hükümet, onun Isparta’ya gönderilmesini emretti. 25 Ocak 1926’da Isparta’ya nakledilen Bediüzzaman, burada da derslerine devam etti. Ve etraf?ndaki insanlar çoğalmaya başlad?. Evhaml? Hükümet, bu defa da Bediüzzaman’?, Isparta’n?n daha ücra bir köyüne naklederek insanlarla irtibat?n? kesmek istedi. Eğirdir Gölü’ne yak?n bir dere içine kurulmuş olan Barla’ya ulaş?m göl üzerinden kay?kla yap?lmaktayd?. Barla, Isparta’n?n çok eski köylerinden biri idi ve art?k nüfusunun çoğunluğunu yaşl?lar oluşturuyordu. Çünkü gençler ekonomik nedenlerle büyük şehirlere göç etmişlerdi. Okuma-yazma seviyesi de hayli düşük olan Barla, hükümet taraf?ndan tecride en uygun yer olarak seçilmişti. Art?k Said Nursi için sürgünler süreklilik kazanm?şt?. Ancak, o, bunlar? sürgün değil, kaderin onu vazife baş?na sevk etmesi olarak görüyordu.

    Bir jandarma eşliğinde Eğirdir Gölü’nü kay?kla geçerek Barla’ya geldi. Bütün bu seyahatleri boyunca yan?ndan ay?rmad?ğ? küçük sepetinde çay demliği, birkaç bardak ve bir sahan, elinde de Kur’an-? Kerim vard?. Dünyadaki malvarl?ğ? sadece bunlardan ibaretti.52

    ?lk haftalarda, Muhacir Haf?z Ahmed’in evinde kalan Said Nursi, daha sonra tamir edilerek köylüler taraf?ndan kendisine tahsis edilen ve önünde büyük bir ç?nar ağac? olan köy odas?na taş?nd?. Anadolu’nun bu en kuş uçmaz kervan geçmez yerlerinden biri olan Barla, bir iman ink?lab?na beşiklik ediyordu. Eğirdir Gölü kenar?nda, dağlarda, tepelerde bahar mevsimiyle yeniden canlanan kainat? seyreden ve Rum Suresinin 50. ayetini53 defalarca okuyan Bediüzzaman, öldükten sonra dirilişi ispatlayan “Haşir Risalesi”ni burada yazd?. Bu eser as?rlard?r yerinde sayan ve son iki as?rda da Bat? karş?s?nda ezik bir duruş sergileyen ?slami tefekkürün yeniden dirilişinin müjdecisiydi. Bu eseri yine Kur’an-? Kerim’i esas alan ve insanlar?n iman?n? kurtarmalar?na vesile olan diğer Nur Risaleleri takip etti. Sözler ve Mektubat tamamen ve Lem’alar mecmuas? 26. Lem’aya kadar Barla’da yaz?ld?. Önünde ulu bir ç?nar ağac? olan ev, Nur’un ilk medresesi olmuştu.

    Barla’da bir iman ink?lab?n?n temelleri at?l?rken, Ankara’da başka bir ink?lap gerçekleşiyor, yeni rejim dinden uzak, dünyevi bir temel üzerine oturtulmaya çal?ş?l?yordu. 3 Mart 1924’de hilafetin kald?r?lmas?yla birlikte ç?kar?lan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim tamamen dinden ar?nd?r?lm?ş ve dini eğitimin yap?ld?ğ? medreseler kapat?lm?şt?. Bir biri ard?na ç?kar?lan kanunlarla gerçekleşen ink?laplar çağdaş,“Bat?l? insan tipi”ni elde etmek uğruna Anadolu’da kök salm?ş olan ?slami dokuyu tamamen değiştirmeyi hedefliyordu. 30 Kas?m 1925 y?l?nda ç?kan bir kanunla tekke ve zaviyeler kapat?ld?. Hemen ard?ndan ç?kar?lan başka bir kanunla halk Bat?l?lar gibi giyinmeye zorlan?yor, şapka ve k?l?k k?yafet ink?lab? yap?l?yordu. Halk, bu ink?laplara kendi imkanlar? ölçüsünde tepki gösteriyor, yer yer de ayaklanma teşebbüslerinde bulunuyordu.

    1928 y?l?nda gerçekleştirilen Harf ?nk?lab? ile, ?slam harfleriyle kitap yay?nlamak yasaklanm?şt?. Barla’da telif edilen risalelerin, bu yüzden matbaalar yoluyla çoğalt?lmas? mümkün değildi. ?man ve Kur’an hakikatlerine ihtiyaç duyan çevre köy ve kasabalar?n sakinleri de Risaleleri elle yazarak çoğaltmaya başlad?lar. Büyük bir sab?r ve azimle tam alt? yüz bin nüsha olarak elle yaz?lan Risale-i Nurlar bütün Anadolu’ya yay?l?yordu. Halktan insanlar Said Nursi’nin Nur Risalelerini okuyor, yaz?yor, başkalar?na ulaşt?rmaya çal?ş?yor, anlad?ğ?n? yaşamaya ve başkalar?na anlatmaya çabal?yordu.

    Said Nursi’nin Nur Risalelerini, önlerindeki en büyük engel olarak gören çevreler, onu sürgünle durduramad?klar?n? anlay?nca bu defa “imha” yollar?n? denemeye karar vermişlerdi. Hükümet daha yak?ndan kontrol edebilmek amac?yla Bediüzzaman’?n 1934 y?l?n?n yaz aylar?nda Isparta’n?n merkezine getirilmesini istedi. Bediüzzaman, burada da iman hizmetinden geri durmad?. Sürgünle istediklerini elde edemeyen muhalifleri, onu mahkum etmek için bahane aramaya başlad?lar. Aranan bahane bulundu ve Said Nursi’ye hayranl?k duyan yar? meczup bir zat?n jandarma çavuşuyla yapt?ğ? tart?şmay? bahane eden Ankara Hükümeti harekete geçti. ?çişleri Bakan? Şükrü Kaya, Ankara’dan Emniyet Genel Müdürünü, Jandarma Genel Komutan?n? ve 120 askerle 20 polisi beraberine alarak trenle Isparta’ya geldi.54 Ankara’n?n meydana getirdiği büyük telaş?n sonucu Isparta polisi, 20 Nisan 1935’de Said Nursi’nin oturduğu evde arama yapt? ve onun bütün kitaplar?na el koydu. Bediüzzaman’? da emniyete götürerek sorgulayan polis suç unsuru herhangi bir şeye rastlamay?nca serbest b?rakmak zorunda kald?. Ancak birkaç gün sonra, yeni tutuklamalarla birlikte Said Nursi ve Risale-i Nurlar hakk?nda soruşturma başlat?ld?. Bediüzzaman’?n masumiyetine inanan insanlar?n infiale kap?lmamalar? için ?çişleri Bakan? Şükrü Kaya’n?n “s?radan bir zab?ta vakas?d?r”55 diye beyanat vermesine rağmen Bediüzzaman ve 120 Nur talebesi askeri araçlara bindirilerek Eskişehir hapishanesine gönderildiler.

    Eskişehir hapishanesinde tam tecrit edilen Said Nursi’yi bir iki istisna hariç kimseyle görüştürmediler. S?k?nt?l? ve zor şartlara rağmen Risale-i Nurlar?n telifi yine devam etmişti. Bediüzzaman, Yirmiyedinci, Yirmisekizinci, Yirmidokuzuncu ve Otuzuncu Lem’alar’? burada yazd?. Talebeleriyle olan mektuplaşmalar? da sürmekteydi. Bu arada sorgu hakimleri araşt?rmalar?na başlad?lar ve iki ay süren tahkikat sonunda gözalt?na al?nanlar?n çoğunu serbest b?rakmak zorunda kald?lar. Bediüzzaman, vatana ihanet iddias?yla yarg?land?ğ? dava müddetince tutuklu kald?. Eskişehir Ağ?r Ceza Mahkemesi’nin 19 Ağustos 1935 tarihinde verdiği kararla, Said Nursi’ye 11 ay hapisle birlikte Kastamonu’da mecburi ikamet, on beş talebesine de alt?şar ay hapis cezas? verildi. Bediüzzaman ve ceza alan talebeleri tutuklu olarak kald?klar? cezaevinde zaten bu süreyi doldurduklar? için diğer talebeleri ise beraat ettirildiği için tahliye edilmişlerdi.56

    Eskişehir Cezaevi’nden tahliye edilen Bediüzzaman Said Nursi serbest b?rak?lmayarak, polis gözetimi alt?nda mecburi ikamet için Kastamonu’ya gönderildi. Sürgünün ilk bir ay?nda polis karakolunun üst kat?nda oturmak zorunda kald?. Daha sonra yine karakolun tam karş?s?nda ve birkaç metre uzakl?kta bulunan bir eve yerleştirildi. Evinin karakola bakan pencerelerini perdeyle kapatmas?na dahi müsaade edilmedi. Tamamen hukuk ve kanun d?ş? böylesine ağ?r bask?lar alt?nda kalan Said Nursi, burada da Risale-i Nurun telifine ara vermedi. F?rsat buldukça k?rlara ç?k?yor, tabiatla baş başa kalarak tefekkür ve dua ile kendisine ihsan edilen feyizli manalar? kitaplaşt?r?yordu. Birinci Şua olan ?şarat-? Kur’aniye Risalesi, ?kinci Şua, Üçüncü Şua olan Münacaat Risalesi, Dördüncü Şua olan Hasbiye Risalesi ve Alt?nc? Şua ile Ayet-ül Kübra Risalesi (7. Şua) burada yaz?ld?.

    Kastamonu’da da Bediüzzaman’?n etraf?n? yeni talebeleri almaya başlam?şt?. Ancak, kendisini ziyarete gelenler karakola çekilip sorgulan?yor, görüşmeleri engelleniyordu. Bütün bunlara rağmen Risale-i Nurlar? okuyarak imanlar?n? kurtaran insanlar Risaleleri okumaya devam ediyor, yaz?yor ve iman hakikatlerini muhtaç olanlara anlat?yorlard?. Bediüzzaman ve Nur Talebelerinin bütün hedefi ve program? insanlar?n imanlar?n? kurtarmakt?. Bütün kuvvetleriyle dünyaya çal?şan muhalifleri ise buna bir anlam veremiyor; “mutlaka gizli bir teşkilat kurmak için uğraş?yor” diye evhamlan?yorlard?. Onu rejim için tehlikeli bulanlar yeni bir plan haz?rl?ğ? içindeydiler. Denizli-Çivril’de, At?f Egemen ve birkaç arkadaş?nda bulunan Beşinci Şua Risalesi bahane edilerek yine tevkifler yap?ld?. Ankara’n?n emriyle Denizli Valisi bütün vilayetlere bilgi verdi, özellikle Kastamonu ve Isparta Valiliklerine şifreli telgraflar gönderdi. Isparta’da çok ciddi bir şekilde aramalar ve soruşturmalar yap?ld?. Dönemin Cumhurbaşkan? ?smet ?nönü, Başbakan Rüştü Saraçoğlu ve Milli Eğitim Bakan? Hasan Ali Yücel Denizli, Isparta ve Kastamonu’daki gelişmeleri yak?ndan takip ediyorlar, gerektikçe müdahalelerde bulunuyorlard?.57

    Bediüzzaman, 20 Eylül 1943’de Isparta savc?s?ndan gelen talimat üzerine yeniden tutukland?. Ağ?r hasta olmas?na rağmen 3 Ekim 1943 tarihinde Isparta’ya gönderildi. Askeri konvoy eşliğinde karayoluyla Çank?r? üzerinden Ankara’ya getirildi. Ankara’da daha önceden tutulan ve otel görevlisi k?l?ğ?na girmiş polislerle doldurulan Kastamonu Oteli’ne yerleştirildi. Bu arada Ankara Valisi Nevzat Tandoğan, Said Nursi’yi Valiliğe çağ?rtarak sar?ğ?n? ç?kar?p şapkay? giymesini istedi. Hatta elindeki şapkay? zorla giydirmek için teşebbüste bulundu. Ancak Bediüzzaman, boynunu işaret edip; “Bu sar?k bu başla beraber ç?kar” diyerek sar?ğ?n? ç?karmay? reddetti. Bu tart?şman?n yaşand?ğ? akşam Bediüzzaman, trenle Ankara’dan Isparta’ya geldi. Sorgulamalar başlad?ğ?nda Risale-i Nur ile ilgili davalar?n Denizli’deki davayla birleştirilmesi karar? al?nd?. Bediüzzaman ile birlikte Isparta, Kastamonu ve Denizli’deki Nur talebelerinin de 25 Ekim 1943’te Denizliye sevk edilmeleri istendi.

    Denizli hapsi yine tecrit alt?nda başlad?. Çok zor şartlar alt?nda geçen yeni hapishane dönemi ve yarg?lama safhalar?nda da Bediüzzaman, Risale-i Nur’un telifine devam etti. Asa-y? Musa mecmuas?n?n bir parças? ve Onbirinci Şua olan Meyve Risalesi, Onikinci ve Onüçüncü Şualar Denizli hapishanesinin meyvesi oldu. Bu arada cezaevindeki Nur Talebeleri sayesinde Risale-i Nurla tan?şan mahkumlar bambaşka birer insan olmakta, böylece hapishaneler birer ilim-irfan mektebine dönmekte ve ?slah vazifesini yerine getirmeye başlamaktayd?.

    Aylar sonra, 15 Haziran 1944 günü Mahkeme karar?n? verdi: Berat ve tahliye.58 Tahliye edilen Nur Talebelerine Denizli halk? sahip ç?kt? ve evlerinde misafir ettiler. Bediüzzaman ise Şehir Palas Oteline yerleşti ve yaklaş?k bir buçuk ay kadar Denizli’de kald?. Ankara’daki CHP hükümeti Denizli Ağ?r Ceza Mahkemesi’nin beraat karar?na rağmen, Said Nursi’nin Afyon’un Emirdağ ilçesinde zorunlu iskana tabi tutulmas?n? emretti ve daha önce Kastamonu’ya ald?ğ? nüfus kayd?n? bu defa Emirdağ’a nakletti.

    Emirdağ’a gelen Bediüzzaman, hükümet binas?n?n karş?s?nda bir odaya yerleştirildi. Camiye gitmesine bile müsaade edilmediği, devaml? takip ve tarassuda tabi tutulduğu Emirdağ sürgünü, Bediüzzaman’a Denizli hapishanesini bile arat?yordu. Ziyaretçilerle görüşmesi yasaklanan Bediüzzaman, Emirdağ’da üç kere de zehirlenme tehlikesi atlatm?şt?. Hukuki ve kanuni yollardan Bediüzzaman’? alt edemeyen muhalifleri onu zehirleyerek imha etmek istemiş, hayat? boyunca yirmi üç defa denenecek bu teşebbüslerin üçü Emirdağ’da gerçekleşmişti. Defalarca zehirlendiği halde Allah’?n inayetiyle mutlak ölümden her defas?nda kurtulan Bediüzzaman, bu ömürlerin verdiği ?zd?rab? ömrü boyunca yaşayacakt?.

    Bu zulümler ve olumsuzluklar yaşan?rken Risale-i Nurlar?n telifi devam ediyor ve s?k?nt?lar? hafifletecek sevindirici gelişmeler oluyordu. Yarg?tay Birinci Ceza Dairesi, 30 Aral?k 1944 tarihinde verdiği kararla, savc? taraf?ndan temyiz edilen Denizli Ağ?r Ceza Mahkemesi’nin beraat karar?n? onaylad?. Diğer bir gelişme ise art?k Risale-i Nurlar?n teksir makinesi ile çoğalt?lmas? imkan?n?n doğmas? idi. 1946 y?l?nda Karaköy’de bir ithalatç? firma taraf?ndan Türkiye’ye getirilen ilk teksir makinelerinden üç tanesini Nur Talebeleri alm?ş, Isparta ve ?nebolu’da Risaleler teksir edilmeye başlam?şt?. Ayr?ca, 1947 y?l?nda Hacc?n s?n?rl? da olsa serbest b?rak?lmas? sonucu, Hacca gidenler yanlar?nda götürdükleri Risalelerle, Nurlar?n ?slam alemine yay?lmas?na vesile olmuşlard?. Öte yandan ?nebolu’da yeni yaz? ile teksir edilen “Asa-y? Musa” ve bask?s? yap?lan “Gençlik Rehberi” gibi Risaleler, H?ristiyan misyonerlere verilmiş ve Risale-i Nurlar Amerika’ya kadar gönderilmişti. Böylece ilk defa Risale-i Nur’lar dünyaya aç?l?yordu.

    Her geçen gün Risale-i Nurlar?n yayg?nlaşarak muhtaçlara ulaşmas? Hükümeti yine rahats?z etmeye başlam?şt?. 17 Ocak 1948 günü Said Nursi ve on beş talebesi evlerinden ve işyerlerinden al?narak Afyon il merkezine götürüldüler. Bir hafta kadar Emniyet Oteli’nde bekletilerek sorgulamalar? yap?ld? ve tevkif edilerek cezaevine konuldular. Bu defa değişik illerden 48 Nur Talebesi Afyon’a toplat?lm?şt?. Soruşturmay? tamamlayan savc?lar ve sorgu hakimliği dosyay? Ağ?r Ceza Mahkemesi’ne havale etti.

    Nur Talebeleri, daha önce Denizli mahkemesinde; gizli cemiyet kurma, rejim aleyhinde olma, ink?laplar? kabul etmeme, Mustafa Kemal’i tahkir vb. iddialarla yarg?lan?p beraat karar? almalar?na rağmen Afyon Ağ?r Ceza Mahkemesi’nde de bu iddialarla yarg?land?lar. Bir yandan mahkeme devam ederken bir yandan da Afyon cezaevinde mevkuf bulunan Bediüzzaman ve talebelerine yap?lan bask?lar art?yordu. Art?k hasta ve yetmiş yaş?nda olan Said Nursi, 60 kişilik büyük bir koğuşta tek baş?na b?rak?lm?ş, soğuk k?ş gecelerinde odan?n k?r?k penceresi buz tutmas?na rağmen başka bir yere nakledilmemiş ve bütün bunlar yetmiyormuş gibi birkaç defa da burada zehirlenmişti. Cezaevi tabibi, güya salg?n hastal?ktan korumak için aş?lama bahanesiyle damar?na en kuvvetli zehirlerden ş?r?nga ediyordu. Zehirin etkisiyle ateşler içinde sanc?yla k?vranan Bediüzzaman, yaln?z ve soğuk koğuşunda kimseyle görüştürülmüyor, hapishanedeki talebelerinin onu ziyaret etmesine bile müsaade edilmiyordu. Ancak, Nur Talebeleri burada da hapishaneyi Medreseye dönüştürmeyi başarm?şlard?. Mahkumlara Kur’an-? Kerim ve Risale-i Nur dersleri vererek onlardan bir çoğunun ?slah?n? sağlam?şlard?. Bütün ağ?r ve zor şartlara rağmen Bediüzzaman yazmaya devam ediyor, Ondördüncü ve Onbeşinci Şualar? burada yazarak Risale-i Nurlar?n telifini tamaml?yordu.

    Ve nihayet mahkeme, 6 Aral?k 1948 tarihinde Said Nursi hakk?nda 20 ay ağ?r hapis cezas?na hükmetti. Karar temyiz edildi ve Yarg?tay, karar? Bediüzzaman’?n lehine bozdu. Yarg?tay’?n bozma karar?na rağmen Afyon Ağ?r Ceza Mahkemesi yarg?lamay? uzatarak, 20 ayl?k sürenin cezaevinde geçmesini sağlad?. Hak etmediği cezan?n süresini tutukluluk haliyle dolduran Said Nursi, 20 Eylül 1949’da serbest b?rak?ld?. Ancak Ankara’dan gelen emirle Afyon’da polis gözetiminde, mecburi iskana tabi tutulmas? gerekiyordu. Bu gözetim tam 72 gün sürdü. Nihayet 28 Aral?k 1949 tarihinde Emirdağ’a dönebildi.

    Mecburi ikamet yeri olan Emirdağ’a gelen Said Nursi’ye, Emirdağ Kaymakam? hiç beklemediği bir tebliğde bulundu. Hükümet, Bakanlar Kurulu karar? ile Bediüzzaman’a günlük olarak iki buçuk lira tayinat bedeli ödenmesi, kendi istediği tarzda müstakil bir ev yap?lmas? ve ayr?ca diğer harcamalar? için de hat?r? say?l?r miktarda bir paran?n tahsis edilmesi için Emirdağ Kaymakaml?ğ?’na talimat vermişti. Daha önceleri olduğu gibi bu defa ki tahsisat? da reddeden Bediüzzaman, yine rahat b?rak?lmayacakt?. Bu hususu talebeleriyle istişare eden Bediüzzaman, bir mektubunda kendisine yap?lan bask?lar?n en önemli üç nedeninden biri olarak, bu tahsisatlar? reddetmesini zikretmekteydi.59

    Dipnotlar:

    45. Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflar?yla Bediüzzaman Said Nursi, ?stanbul 1994, s. 254.

    46. Beyannamenin metni için bkz. Bediüzzaman Said Nursi, Bediüzzaman Said Nursi: Tarihçe-i Hayat?, Germany 1994.

    47. Bediüzzaman Said Nursi, Şualar, Germany 1994, s. 387; Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Germany 1994, s. 214.

    48. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikas?, Germany 1994, s. 439.

    49. Bediüzzaman Said Nursi, Şualar, Germany 1994, s. 314.

    50. Abdülkadir Bad?ll?, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayat?, ?stanbul 1990, C. 1, s. 457.

    51. A.g.e., s. 529-531.

    52. Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflar?yla Bediüzzaman Said Nursi, ?stanbul 1994, s. 279.

    53. “Şimdi bak Allah’?n rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümün ard?ndan nas?l diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O her şeye hakk?yla kâdirdir.” (Rum Sûresi/50.)

    54. Abdülkadir Bad?ll?, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayat?, ?stanbul 1990, C. 2, s. 776.

    55. Cumhuriyet, 10 May?s 1935.

    56. Abdülkadir Bad?ll?, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayat?, ?stanbul 1990, C.2, s. 832.

    57. A.g.e., s. 967.

    58. A.g.e., s. 1079.

    59. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikas?, Germany 1994, s. 23.
    Konu MuhammedSaid tarafından (25.05.07 Saat 01:33 ) değiştirilmiştir.
    "Eğer komünistler mürekkep ve kağıdı yok etmek imkanını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız."

    -Zübeyir Gündüzalp-


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Saadet devri
    By rasulgülleri_nuryarenleri in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.11.14, 21:09
  2. Gençliği ve Tahsil Hayatı: I. Meşrutiyet Devri
    By HakanBa in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 15.05.09, 16:30
  3. 2. Bir Gül Devri İnşallah...
    By tevhid in forum Gündem
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 29.08.07, 20:29
  4. II. Meşrutiyet Devri
    By HakanBa in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 09.07.06, 23:10
  5. Demokrat Parti Devri
    By HakanBa in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.06.06, 13:29

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0