+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: O'nu En İyi Gençler Anlar...

  1. #1
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    ‘Dâvâm!..’

    Güçlü bir nida bu.

    Bir feveran değil, sesleniş.

    Elim bir kaza an?nda veya fevkalâde hadiseler s?ras?nda ölümle yüz yüze gelince medet istenecek, ç?ğl?k at?lacak, feryâd u figân edilecek şartlarda, gayri ihtiyâri yaşanan f?trî bir galeyan.





    ?ki minare yüksekliğinde yekpare bir taştan ibaret olan Van kalesinden ayağ? kay?p düşen Bediüzzaman’?n; ortada hiçbir zahiri sebep yokken, üç metrelik bir kavis çizerek harika bir şekilde kurtuluşuna vesile olan hasbî hayk?r?ş.

    Dâvây? hayattan aziz bilip, hayat? dâvâya feda etmenin sembolleşen ifadesi.

    Hayat kurtaran bu hayk?r?ş, onun hayat?nda genellikle yeni bir başlang?ç addedilir. Halbuki, o an bir neticedir. Said Nursî’nin gençliğinin neticesi.

    Bir diğer deyişle, gençliğinin meyvesi olan dâvâs?n?n himayesi.

    Gençliğinin meyvesi




    Onun gençliğinin meyvesiydi bu dâvâ.

    Hayat?n?n bahar?ndan yaşad?ğ? o müthiş hadise s?ras?nda, hayata dönüşüne vesile olan böyle bir meyve veren gençlik y?llar?, ilk olarak hareketli mizac? ve cesur f?trat? ile dikkat çekmeye başlam?şt?.





    ?lk emareleri, çocukluktan gençliğe geçiş safhas?nda tezahür eden bu hayat hâli, asl?nda hedefsiz bir ak?ş veya gayesiz çağlay?ş değil, içinde sürûr ve sükûn bulabileceği muhkem bir mecra aray?ş?yd?.





    Çocukluğunda akranlar?n?n yapmaktan korktuğu işleri, hareketleri bir hamlede yapmas?, çok tehlikeli yerlerden gece vakti tek baş?na geçmesi, birden fazla kişi ile ayn? anda kavga etmeyi göze almas?, sorular?na cevap vermeyen hocalar? ile tart?şmas? ve s?k s?k medrese değiştirmesi hep o aray?ş?n tezahürleri idi.

    Nitekim o hareketli mizaç ve cesur f?trat, aile ocağ?n?n mânevî s?cakl?ğ?nda şekillenen temiz seciyeli sağlam şahsiyetle imtizaç edip, ilmî, imanî bir mecra bulunca ard arda inşirah hamleleri yaşamaya başlad?.




    Bu sayede hayat?n hissiyattan ziyade irade istikametinde işlemesi, gençlik heyecan?n? zaaflara zemin haz?rlay?p hatalara kap? açan bir handikap olmaktan ç?kard? ve istidatlar?n?n faydal? hedeflere doğru sevk edilmesini sağlad?.





    O y?llarda ald?ğ? gaybî bir işaret üzerine Cizre’ye gidip ahâliye zulmeden Mustafa Paşay? ikaz etmesi, Mardin’de kendisine sald?ran mollalara mukabele etmek yerine Ulu Caminin minaresinin şerefe korkuluğunun üzerinde gezinerek gözlerini korkutup kanl? bir kavgan?n ç?kmas?na mâni olmas?, o hâlet-i ruhiye içinde yapt?ğ? ilk hareketlerdi.





    Bu ruh hâli zamanla daha da olgunlaş?p ulvî hedeflere yöneldiği için müteakip y?llarda ?ngilizlerin Müslümanlar? Kur’ân’dan soğutma plânlar? yapt?klar?n? öğrenince; “Kur’ân’?n sönmez ve söndürülmez mânevî bir güneş olduğunu dünyaya göstereceğim” diyerek harekete geçti.





    ?stanbul’a gidip padişahla görüşmek için saray erkan? ile mücadele etti, Otuz bir Mart hadiseleri s?ras?nda ayaklanan taburlar?, başkald?ran hamallar? sakinleştirdi, Ferah tiyatrosundaki kar?ş?kl?klar? önledi, yapt?ğ? cesur müdafaalar sayesinde idamla yarg?land?ğ? mahkemeden berat ederek ç?kt?.





    Gönüllü alay kumandan? s?fat?yla talebeleri ile birlikte Ruslarla savaş?rken, Ermeni çetelerinin katliamlar?na mâni olurken emsalsiz kahramanl?klar gösterdi. Esir kamp?nda generalin tahriklerine, ?stanbul’da işgalcilerin tazyiklerine ve Ankara’da Mustafa Kemâl’in tehditlerine cesaretle ve dirayetle karş? koydu.





    Memleketin bir ucundan diğer ucuna sürgün edildi, onlarca defa zehirlendi, mahkeme koridorlar?nda, hapishane zindanlar?nda y?llarca dehşetli zulümlere, işkencelere maruz b?rak?ld? ama hepsine gençlik y?llar?nda kazand?ğ? cesaret ve metanetle mukavemet etti.





    Yaş? kemâle erdiği, yatt?ğ? zindanlar?n rutubeti ve verilen zehirlerin tesiriyle iyice takatten düştüğü zamanlarda bile mütegalibelere hitap ederken sesinde ‘Dâvâm!..’ hayk?r?ş?n?n mehabeti vard?:





    “Baş?mdaki saçlar?m adedince başlar?m bulunsa ve her gün biri kesilse, z?nd?kaya ve dalâlete teslim-i silah edip vatana, millete ve ?slâmiyete h?yanet etmem. Hakikat-? Kur’ân’a feda olan baş?m? zâlimlere eğmem.”

    ?lim öğrenme iştiyak?...





    Bediüzzaman’a hayat bahşeden o dâvân?n her safhas?nda, işte bu iştiyak?n izleri vard?.





    Çocuk denecek yaşta başlam?şt? ilimle meşgul olmaya. Ailesinden ald?ğ? f?trî ve fiilî eğitimi ilimle inkişaf ettirmek için gittiği medresede beklediği ilmi ve ilgiyi bulamay?nca mahzun bir şekilde evine döndü.





    O şartlarda yapabileceği tek şey, ‘?lm ü ledün sultan?na’ iltica etmekti.





    Gençlik heyecan?, ilim öğrenme aşk? ve peygamber sevgisiyle haşrolan gönlünün hâcât?n? hâlis bir niyetle Allah’a arzetmiş olmal? ki, o gecelerden birinde Peygamberimizi (asm) rüyas?nda gördü.





    Annesinden, babas?ndan tevarüs eden ulvî hasletler sayesinde, bu mânevî mazhariyeti şahs?na münhas?r bir hâle getirmek istemedi ve ondan kendini kurtaracak şefaat dilemek yerine, insanl?ğa hizmet etmek için ilim talebinde bulundu.





    “Ümmetimden sual sormamak şart?yla sana ilm-i Kur’ân verilecektir.”





    Peygamber-i Zîşan, talebine bu tebşirle mukabele edince, bu uhrevî mazhariyete ilim, ibadet, fazilet gibi meziyetlerden müteşekkil mükemmel bir zemin haz?rlamak gerektiğini düşündü.





    Asl?nda bunun, y?llarca medreselerde eğitim görüp tekkelerde feyiz almakla mümkün olacağ?n? biliyordu. Fakat zaman? saran felâketler yüzünden helâk olma endişesine kap?lan cemiyetin beklemeye tahammülünün kalmad?ğ?n?n da fark?ndayd?.





    Onun için, ilim hazinelerinin anahtar?n? elde ederek, normal şartlarda otuz k?rk senede kazan?labilecek olan merhaleleri k?sa zamanda almak ve cemiyeti de içine düştüğü çaresizliklerden kurtarmak istiyordu.





    Bu maksatla bir yandan zaman?n muteber kitaplar?n? dikkatle okuyup ezberlerken, diğer yandan çevredeki medreseleri gezip müderrislerle ?slâm Âlemi ve memleket meseleleri üzerinde çeşitli müzakereler yapt?.





    Neticede, Doğubeyaz?t’ta Mehmed Celalî Efendiden ders gördü, Ahmed-i Hanî hazretlerinin mânevî himmetine mazhar oldu ve doksan kadar kitab? da mütalaa ettiği üç ayl?k hummal? bir tahsil hayat?n?n ard?ndan icazet ald?.





    Art?k zaman?n meşhur âlimlerinin de tasdik ettiği büyük bir ilmî liyakâti hâizdi, ama bu yetmiyordu. ?lim sahibi olmaktan daha önemlisi, ilmin izzetini koruyarak herkese faydal? olacak şekilde kullanabilmekti.





    Bediüzzaman, daha önce olduğu gibi ondan sonra da kimseden yard?m almayarak, harama asla nazar etmeyerek, hissî heveslerine, nefsî arzular?na f?rsat vermeyerek ve hiçbir kuvvet karş?s?nda boyun eğmeyerek ilmin izzetini muhafaza etme kararl?l?ğ? içinde hareket etmeye başlad?.





    Mevcut şartlarda, icazet alan pek çok âlim gibi o da herhangi bir yerde medrese aç?p eğitim verebilirdi. Böyle bir şey yapt?ğ? takdirde ancak oraya gelecek istidad? meçhul, say?s? mahdut insana ilim öğreteceğinden, icraat? ne kadar isabetli, gayreti ne kadar çok olursa olsun, tesiri s?n?rl? kalmaya mahkûmdu.





    Halbuki o, Peygamberimizin (asm) Kur’ân ilminin verilmesini, ümmetinden sual sormama şart?na bağlamas?ndan, öğrendiği ilmi yaln?z o havalideki ahalinin değil, bütün ümmetin hizmetinde kullanmas? gerektiğini anlam?şt?.





    Biraz da bu gaybî tavzifin teşvikiyle hareket ederek ?slâm Âleminin en s?k?nt?l? yerlerinden biri olarak gördüğü Doğu ve Güneydoğuyu gezdi, hastal?klar? yerinde müşahede etti ve teşhisini koydu:





    “Bizim düşman?m?z cehâlet, zarûret, ihtilaft?r. Bu üç düşmana karş? sanat, mârifet ve ittifak silahlar?yla mukabele edeceğiz.”





    Milletin irfan?nda mündemiç olan bu hasletleri harekete geçirerek zaruretleri ortadan kald?r?p dertleri dindirmenin yegâne yolu, din ve fen ilimlerinin birlikte okutulduğu medreselerde yap?lacak eğitimden geçiyordu.





    Bunun için baz? insanlar?n hem o ilimleri öğrenip öğretecek, hem de her türlü dünyevî heves ve hedefi bir kenara b?rakarak hayatlar?n? vakfedecek fedakârl?klar göstermeleri gerekiyordu.





    Zira, insana hayat bahşeden bir dâvâ, ancak uğrunda bahşedilecek hayatlar nisbetinde hayat bulabilirdi.

    Din ve fen ilimleri birlikte okutulacakt?





    Said Nursi, kendi hayat?n? adayarak başlad? işe. Eski dünyay? teşkil eder üç k?tan?n kesişme noktas? olarak gördüğü Şark vilayetlerinden birinde din ve fen ilimlerinin birlikte okutulacağ? medreseler açmak için haz?rl?klara başlad?.





    Devleti ve cemiyeti saran dertler umumî olduğu için, çare olarak gördüğü medreseyi açma meselesini de devlete mal etmenin, çal?şmalar?n süresini azalt?rken tesirini artt?racağ?n? düşünerek ?stanbul’a gitti.




    ?lk seferinde padişahla görüşemedi ise de baz? nâhoş hadiseler yaşamas?na rağmen, tesirli icraatlar yaparak meseleye dikkat çekti. ?kinci seferinde Padişahla görüşüp baz? imkanlar temin ederek Van’a döndü ve Medresetü’z Zehra ad?n? verdiği müessesenin temelini att?.





    Bir taraftan bunlar? yaparken, diğer yandan açt?ğ? Horhor medresesinde talebe yetiştiriyor ve altm?ş cilt kadar olacağ?n? tahmin ettiği Kur’ân tefsirinin yazmaya devam ediyordu.




    Ne var ki, o günlerde ç?kan savaş yüzünden medresesini yapma işini yar?m b?rakt? ise de tefsir çal?şmas?na ara vermedi ve talebelerinin yard?m?yla savaş s?ras?nda bile yazmaya devam etti. Fakat Bitlis’te yaralan?p esir düşünce o çal?şmas?n? da tamamlayamad?.




    Esaret y?llar?, idam edilme ihtimaline rağmen ilmin izzetini muhafaza etmek için Rus generalin karş?s?nda ayağa kalkmayarak gösterdiği tarihî şehâmet tablosuna ve ömrünün kalan k?sm?nda münzevi bir hayat yaşama karar?na sahne oldu.




    Esaretten kurtulduktan sonra, ?stanbul’un mutantan hayat?na ve Ankara’n?n cazip tekliflerine rağmen, karar?ndan vazgeçmedi. ?ç dünyas?ndaki değişimi tamamlayarak Yeni Said s?fat?yla Van’a gitti.




    Maksad? Erek Dağ?nda inzivaya çekilmekti. Bunun için gerekli şartlar? haz?rlad? ve orada yaşamaya başlad? ise de bu hâl fazla uzun sürmedi. Halk?n ona duyduğu sayg?y? ve sevgiyi kendileri için tehlike sayan baz? devlet adamlar?n?n talimat?yla oradan al?n?p Bat? Anadolu’ya sürgün edildi.

    Diriltici iklim




    Gittiği her yerde ahalinin etraf?nda toplanmas? sebebiyle her seferinde şehirden şehire sürüldüğü ve çeşitli zulümlere maruz b?rak?ld?ğ? için sürgün zaman? çok zor şartlarda geçti.




    Buna rağmen, gençliğinde öğrendiği kesbî ilmin de tesiriyle kendisine ihsan edilen vehbî ilim sayesinde mânevî merhaleler kazan?p faydal? eserler yazd?ğ? için sürgün y?llar? hayat?n?n en verimli, en semereli zaman? oldu.




    Onun gittiği her yer buzullar diyar?nda vadi s?cakl?ğ?, k?zg?n çöllerde vaha serinliği kazand?. Bu diriltici iklim sayesinde kalplerdeki iman çekirdekleri filizlendi, f?tratlardaki istidatlar inkişaf etti, gözler ve gönüller Kur’ân nuruyla ayd?nland?.




    Nurlar intişar ettikçe zulüm şiddetlendi, tazyikât fazlalaşt? ama gençlerin say?lar? ve gayretleri de o nisbette artt?. Hapishaneler birer medrese-i yusufiye, sürüldüğü şehirler mekteb-i irfan hâline geldi ve yeni eserlerin yaz?l?p yeni insanlar?n yetişmesine vesile oldu.




    Böylece, dâvâya adanan hayatlar sayesinde “Dâvâ değil, dâvâ içinde bürhan” olan Risâle-i Nur Külliyat? teşekkül etti, Nur Hareketi hayat buldu.



    ?kisi de hâlâ hayatta ve hayattâr.




    Nur Talebelerini, “Binlerce münevver Türk gencinin teşkil ettiği büyük topluluk” diye tarif etmiş Cevat R?fat.




    Gerçekten öyle. ‘Talebe’ tabiri de gençlikte kullan?lan bir s?fat değil mi ki zaten?




    Çoğumuz gençlik çağ?m?zda tan?d?k Bediüzzaman Said Nursi’yi. Kimimiz önce ismini duyup ard?ndan eserlerini bulduk, kimimiz eserlerini okuduktan sonra varl?ğ?ndan haberdar olduk.




    Onu tan?d?kça bizde ondan, onda bizden izler bulduk. Risalelerini okudukça iman?m?z güçlendi, maksad?na vak?f olduğumuz ölçüde hayat bahşeden dâvâs?na mensubiyet hissetmeye başlad?k.




    Bu hâl bizi daha fazla okumaya teşvik etti. Okudukça anlad?k, anlad?kça daha çok okuma ihtiyac? hissettik ve okuduk, okuduk okuduk...




    Asl?nda yaln?z okuyup anlamak değildi vazifemiz. Anlatmakla da mükelleftik.




    Belki biraz anlad?k, ama pek anlatamad?k.




    Maddî mânevî buhranlarla boğuşmakta olan insanl?k, bu boşlukta boğulmamak için onu tan?maya ve eserlerini okuyup anlamaya her zamankinden daha çok muhtaç.




    Onu tan?y?p dâvâs?na mensubiyet hissettiğimiz için, bunu yapma vazifesi bize düşüyor.



    Bu işe de gençlerden başlamam?z gerekiyor.




    Onu en iyi gençler anlar.


    Çünkü, hayat?n?n her safhas?nda ve eserlerinin her sayfas?nda gençlik y?llar?n?n müktesebât? var.

    ?slam YAŞAR (GENÇ YAKLAŞIM)
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı
    Allah raz? olsun..ve zübeyir A bi biz gençlere sesleniyor:
    '' Ey GENÇLER! b?LG? VE DÜŞÜNCEYE MAL?K EDEN , ANLAYIŞLI VE FERASETL?, H?KMETL? VE TERB?YEL?, H?KMETL? SÖZLER?N MUAMMALARINI HAL VE KEŞFEDEN B?R ?NSAN OLARAK KEND? KEND?N? YET?ŞT?REB?LMEK ?Ç?N NUR R?SALELER?N? OKUYUNUZ.''
    ALLAH R?SALELER? OKUYUP ONLARLA HEMDEM OLMAYI NAS?P ETS?N ?NŞ..
    Konu MuhammedSaid tarafından (25.05.07 Saat 01:29 ) değiştirilmiştir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ali Ata Bak.. (Ali'nin Delirdiği Anlar)
    By EyFiSu in forum Mizah
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 19.02.20, 15:37
  2. Dua eden adam anlar ki: Birisi var ..
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.07.14, 09:47
  3. Hazandan Geçmeyen Hüzünden Ne Anlar..!
    By gamze-i_dilruzum in forum Edebiyat
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.02.14, 22:04
  4. Seyyahça... Öyle Anlar Var ki...
    By seyyah_salih in forum Şiirler
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 23.08.08, 12:18
  5. Oluşunu Göremeyeceğiniz Anlar
    By şakirt04 in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 16.09.07, 17:19

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0