+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Eski Said'in İlerlemeye Bakışı

  1. #1
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Eski Said'in ?lerlemeye Bak?ş?

    Said Nursî’nin doğumundan yaklaş?k olarak 1920’lerin baş?na kadarki hayat?n? “Eski Said” olarak tasnif edecek olursak, bu dönemin, ?slâmî niteliği ağ?r basan Osmanl? Devletinin, ya da siyasî hilâfetin sona erişine dek sürdüğünü görüyoruz. Bu husus, Said Nursî’nin o dönemdeki düşüncelerini ve faaliyetlerini anlarken, genel bir çerçeve sağlamas? aç?s?ndan, önem taş?yor.
    O dönemi kabataslak tasvir edecek olursak: ?slâm toplumunun 17. yüzy?ldan başlayarak kötüleşen siyasî ve iktisadî durumunun 19. yüzy?l?n sonunda ve 20. yüzy?l?n baş?nda dibe vurduğunu söylemek mümkün. Hindistan alt k?tas?nda ?ngiliz, Endonezya’da Hollanda sömürgeciliği; Kuzey Afrika’da işgallerle toprak edinen ?talyanlar, ?ngilizler… ve Ortadoğu’da zevali yaklaşan Osmanl? devleti. Siyasî ve askerî başar?s?zl?klar; Avrupa’dan gelen pozitivist bilim ve felsefenin dalga dalga yay?lmas?; geleneksel yap?n?n çözülüşü; Avrupal?lar?n “Biz sizden daha ileriyiz” mesaj?n? her f?rsatta vermesi ve ellerindeki bilimsel-teknolojik başar?lar? kolektif egolar?na âlet ederek, diğer kültürleri ve toplumlar? küçümsemesi; Avrupa’n?n ve onun değerlerinin topluma s?zmas?; ?slâmî tefekkürün sönükleşmesi...

    Bu vasatta, 18. yüzy?ldan başlayarak Hindistan’da şeyh Veliyullah Dehlevî geleneksel ?slâmî anlay?şa sâd?k kalarak; Seyyid Ahmed Han—kendisine ve takipçilerine “tabiatç?” ünvan?n? “kazand?racak” ölçüde—bilimci ve ak?lc? bir yol izleyerek; Arabistan’da Muhammed ibn Abdulvahhab daha kat? bir din yorumunu benimseyerek, Afrika’da Seyyid Muhammed Sunusî siyasî bağ?ms?zl?ğ? önceleyerek; Cemaleddin Afganî cüz’î iradeye çokça vurgu yap?p mu’tezile bak?ş aç?s?na yaklaşarak ve ayn? zamanda ?slâm Birliği mefkûresini önceleyerek; onun talebesi Muhammed Abduh, Ezher’de tart?şmal? fetvalar vererek, hay?r-şer konular?nda ak?lc? bir tutum izleyerek ve nihayet Muhammed ?kbal modernci bir yorum geliştirerek çeşitli çözüm yollar? ortaya koymaya çal?şt?lar.

    ?slâm dünyas?n?n kalbi hilâfet merkezi Osmanl?, 19. yüzy?lda ivme kazanan fiilî bir modernleşme sürecine girmişti bile. Eğitimde, hukukta, hayat tarz?nda Avrupal?laşma ya da Bat?l?laşma faaliyetinin ç?k?ş noktas?n? “geri kalm?şl?k” psikozu ve devleti ayakta tutma gayreti teşkil ediyordu. Sadece devlet adamlar?n?n değil, Bat?c? olsun, Müslüman olsun, hemen bütün düşünürlerin temel kayg?lar?ndan birisi, devletin ink?razdan, toplumun geri kalm?şl?ktan kurtar?lmas?yd?.

    Said Nursî’nin, o dönem mütefekkirleri gibi, geri kalm?şl?k ve ilerleme konusunu eserlerinde yoğun biçimde işlediğini görürüz.

    Eski Said’in eserlerinde şeriat, meşrûtiyet, hürriyet, medeniyet gibi kavramlar?n yan? s?ra, terakki de son derece merkezî bir konumdad?r. Bilhassa, II. Meşrûtiyet dönemindeki gazete makalelerinde ve konuşmalar?nda terakki nirengi kavramlardan biridir.

    Said Nursî’nin o dönemdeki muhakemesini k?saca özetlersek şunlar? söyleyebiliriz:

    ?slâm toplumu geri kalm?şt?r ve bunun birçok sebebi vard?r. ?nsan? insan yapan cüz’î iradeyi elinden alan istibdat, ümitsizlik, yalan?n sosyal ve siyasî hayatta egemen olmas?, ?rkç?l?k ve Müslüman topluluklar?n aras?ndaki bağlar?n gevşemesi, bireyler ve topluluklar aras?nda menfî duygular?n yükselmesi geri kalm?şl?ğ?n en önemli nedenlerinden baz?lar?d?r. Cehalet, ihtilâf, aş?r? ferdiyetçilik, memuriyetin bir geçim kaynağ? haline gelmesi de geri kalm?şl?ğ?n sebeplerindendir....

    Bir başka sebep, modern okullarla medreselerin ve tekkelerin aras?ndaki ayr?l?kt?r. Ayr?ca, Münâzaraat isimli eserde, tembelliği maskeleyen yanl?ş bir tevekkül anlay?ş?n?n da Müslümanlar?n ?lâhî iradenin gereği olan sebepler aras?ndaki düzene karş? inat göstermelerine yol açt?ğ? belirtilir. Yan? s?ra, baz? büyüklerin kendi menfaatleri için Müslümanlar?, asl?nda âhiretin tarlas? olan dünyadan soğutmas? da geri kalman?n bir sebebidir.

    Yukar?da bahsi geçen faktörlerin hemen hepsinin, t?pk? az sonra sayacağ?m?z terakkinin şartlar? gibi, dinî ve sosyo-psikolojik nitelikli oluşu, son derece dikkat çekicidir. Ayr?ca, Eski Said, doğrudan doğruya ?slâm?n ve Müslümanlar?n terakkisiyle ilgilidir; dünyevî bir kurum olarak bir devletin ink?razdan kurtulmas? onun öncelikleri aras?nda değildir. Bu yönüyle, Said Nursî’nin, sunduğu reçetelerle, ekonomik ve siyasî ilerleme yoluyla dini de ayakta tutacağ? düşünülen devleti kurtarmaya çal?şan ?slâmc?lardan ayr?ld?ğ? söylenebilir.

    Said Nursî’ye göre, mevcut geri kalm?şl?ktan kurtulmak için, her şeyden önce rahmeti ?lâhîye’ye kuvvetle ümit bağlamak; sosyal ve siyasal hayatta s?dk?, yani doğruluğu hakim k?lmak, gerek bireyler, gerekse toplumlar sevgiyi tesis etmek, Allah’a kulluğa dayal? bir hürriyet ve hakikate dayal? bir tart?şma zemini ile Müslümanlar aras?ndaki bağlar?n kuvvetlendirilmesi, Müslüman bireylerde diğergâml?ğ?n ve fedakârl?ğ?n kaynağ? olan kudsî ?slâmiyet milliyetinin kuvvetlendirilmesi... gerekmektedir.

    Eski Said’in ümit konusuna son derece önem verdiğini ve her f?rsatta Müslüman muhataplar?na ?slâmiyet’in ilerlemeye engel teşkil etmediğini, Müslümanlar?n da gerek geçmişleriyle, gerekse halihaz?r himmetleriyle terakkiye kabiliyetli olduğunu hat?rlatt?ğ?n? görüyoruz.

    Burada bir noktaya dikkat çekmek gerekiyor. Yukar?daki tesbitlere ilişkin genel bir aşinal?ğ?n olduğunu söylemek mümkün. Ama Said Nursî’nin ilk dönem fikirlerini daha iyi anlayabilmek için, onun tesbitlerinde “olmayan” ögeler üzerinde de durmak gerekiyor. ?lerleyen sat?rlarda, Eski Said’in düşüncelerinde bulunmayan hususlar yer almaktad?r:

    1) Müteal boyutun eksikliğini ifade eden, doğrusal zaman anlay?ş?.

    Doğrusal zaman anlay?ş?, Avrupa ayd?nlanmas?n?n ve onun anahtar kavram? olan “ilerleme”nin özünü oluşturur. Tarihin—ya da zaman?n—herhangi bir amac? olmaks?z?n, mekanik bir biçimde, sebep-sonuç ilişkileriyle “ilerlediğini” ileri süren bu anlay?ş, semavî dinlerin beyan ettiği ve varoluşta da esas olan çevrimsel—ya da devrevî—zaman idrakine ters düşmektedir. Ancak, Said Nursî, bu doğrusal zaman ve tarih tasavvurunu reddeder:

    “…Evet, bak?n?z, zaman hatt-? müstakim üzerine hareket etmiyor ki, mebde ve müntehas? birbirinden uzaklaşs?n. Belki küre-i arz?n hareketi gibi bir daire içinde dönüyor. (Hutbe-i Şamiye)

    2) Avrupa’n?n ilerleme aşamalar?n? taklidi amaçlayan ?slâmî bir ayd?nlanma çağr?s?.

    Mu’tezile mezhebinin ak?lc?l?ğ?n? modern dönemde yeniden ihyaya çal?şan, ilerlemeye mani olduğunu iddia ettikleri Eş’arî kelâm?n? suçlayan, akl?n vahyin rehberliğine ihtiyaç kalmadan iyiyi kötüden ay?rabileceğini ileri süren kimi Müslüman düşünürlerin aksine, Said Nursî, ehl-i sünnet anlay?ş?ndan ayr?lmam?şt?r.

    3) Ak?lc?l?k ve içtihad vurgusu.

    ?slâm toplumunun fikrî ve fiilî durgunluğunun sona erdirilmesi için, vahiy-ak?l dengesinde akl? önceleyerek içtihada yeniden işlerlik kazand?r?lmas?n? isteyenlere mukabil, Said Nursî’de, problemin din üzerinde oynayarak değil, bireylerin ve toplumlar?n dine bağl?l?klar?n?n korunarak, hatta kuvvetlendirilerek çözülebileceği görüşü hakimdir.

    4) Modern bilimlerin ve modern okullar?n öncelenmesi.

    Osmanl? başta olmak üzere, Müslüman ülkelerde 19. yüzy?lda giderek h?zlanan modernleşme sürecinde Avrupaî okullarda okutulan pozitif bilimlerin büyük etkisi olmuştu. Bu eğilim, şahsî dindarl?ğ?na rağmen, Sultan Abdülhamid döneminde de olanca h?z?yla devam etmişti. Said Nursî’nin baş?ndan beri bu husustaki ?srarl? tutumu, dinî ilimlerle modern bilimlerin beraber okutulacağ? ve onlar?n kaynaşt?r?lmas?yla hakikatin tecellisine vesile olacak bir üniversitenin Doğu’da kurulmas? şeklinde olmuştu.

    5) Teknolojinin seküler kabulü.

    Eski Said, Avrupa’da doğan teknolojik gelişmeleri, yal?nkat bir şekilde kabule taraftar değildir. Medeniyetin güzellikleri ve çirkinlikleri ayr?m?n? s?k s?k gündeme getirerek, ikincisine kap?lar? kapay?p ilkine talip olunmas? gerektiğini vurgulamas?ndan başka, çağdaş ?slâm tefekkürüne son derece önemli bir katk?da da bulunmuştur.

    Bu katk?, daha sonralar? Yeni Said’in terakkiye bak?ş?n?n odağ?n? oluşturacak olan, teknolojik buluşlarla peygamber mucizelerini ilişkilendirmesidir.

    ?şarâtü’l-?caz’da çekirdek olarak yer alan bu oldukça yeni ve orijinal yaklaş?m? Said Nursî, 20. Söz’de tekâmül ettirecektir. (Bu konu, “Yeni Said’in ilerlemeye bak?ş?” başl?ğ? alt?nda ayr?nt?l? biçimde ele al?nacakt?r.)

    6) ?lerlemeyi Müslümanlar?n egemenliği için istemek.

    Said Nursî, Avrupa’n?n bozuk fikirlerine karş? savaş?rken onun mücadeleyi ve hakimiyeti esas tutan düsturuna yenik düşmemiştir. Bilim ve teknolojiyi Müslüman egemenliğine basamak yapmak için değil, Müslümanlar?n fakirlikten kurtulmas? ve insaniyeten terakki etmeleri için istemiştir.

    “Fen ve san’at silâh?yla cehalet ve fakra hücum ediniz.” (H. Şamiye)

    Said Nursî’nin cihad?ndaki düşman ne Bat?, ne H?ristiyanlar, ne de Avrupal?lard?r. Ki “Bizim düşman?m?z fakr, ihtiyaç, ihtilâft?r” ilkesi de ayn? noktaya işaret eder.

    “Ecnebiler fünun ve sanayi silâh?yla bizi eziyorlar. Biz de fen ve san’at silâh?yla ilâ-y? kelimetullah?n en müthiş düşman? olan cehil ve fakr ve ihtilâf-? efkârla cihad edeceğiz.” (s. 1930)

    O yüzden, meşhur bir Müslüman düşünüre ait olan aşağ?daki yaklaş?m Said Nursî’nin uzağ?ndad?r:

    Galip gelmiş elini başka milletlere doğru uzatarak kendi bünyesini besleyecek, kendi varl?ğ?n? kuvvetlendirecek maddeleri onlardan almayan millet mutlaka günün birinde başka milletler taraf?ndan kemirilecek, yutulacak, dünya yüzünden kald?r?lacakt?r. Milletler aras?ndaki tagallüb [zorbal?k], şahsî hayattaki beslenme gibidir. (?slâmc?lar?n Siyasî Görüşleri, ?smail Kara)

    7) ?lerlemeyi maddî ve askerî aç?dan kuvvetlenmek için istemek.

    Başka bir Müslüman âlimin bir âyetteki “düşmana karş? kuvvet haz?rlama” emrinin tefsiri niteliğindeki su anlay?ş?n? da Said Nursî’de bulmak mümkün değildir:

    “Evvelen: Ticaret, ziraat, san’at terakki ettirilerek kuvve-i berriye ve bahriyenin mütevakk?f olduğu para ihzar edilmeli.

    “Saniyen: Madenler işleterek, tersaneler, tophaneler, fabrikalar tesis ve asr?na göre son sistemde toplar, tüfenkler, k?l?nçlar, süngüler, z?rhl?lar, balonlar gibi her nevi savaş âletleri tedarik edilmeli...” (?.S. Görüşleri)

    Bunun sebebi, Eski Said’in zihninin siyasî yap?dan ve devletçi düzenlemelerden özgür olmas?d?r. Onun gayesi, Müslümanlar?n siyasî hakimiyeti değil, ?slâmiyet’in ilkelerinin hakimiyetidir. Endişesi, herhangi bir dünyevî kurum ya da değer değil, din içindir. Dolay?s?yla, terakkiyi Müslümanlar?n siyaseten hakim olmalar? için değil, “ilâ-y? insaniyet” ve onun sonucu olarak da “ilâ-y? kelimetullah” için istemektedir.

    “Hakikî medeniyet nevi insan?n terakki ve tekemmülüne ve mahiyeti nev’iyesinin kuvveden fiile ç?kmas?na hizmet ettiğinden, bu nokta-i nazardan medeniyeti istemek, insaniyeti istemektir.”

    (Divan-? Harb-i Örfî)

    Murat Çiftkaya (22.06/07.2006) Yeni Asya
    Konu MuhammedSaid tarafından (25.05.07 Saat 00:53 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  2. #2
    Dost kerim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Antalya
    Mesajlar
    2

    Standart



    kardeşim eline sağlık

  3. #3
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Eski Said'in ?lerlemeye Bak?ş? (Makalenin Devam?)

    1) Müteal boyutun eksikliğini ifade eden, doğrusal zaman anlay?ş?.
    Doğrusal zaman anlay?ş?, Avrupa ayd?nlanmas?n?n ve onun anahtar kavram? olan “ilerleme”nin özünü oluşturur. Tarihin—ya da zaman?n—herhangi bir amac? olmaks?z?n, mekanik bir biçimde, sebep-sonuç ilişkileriyle “ilerlediğini” ileri süren bu anlay?ş, semavî dinlerin beyan ettiği ve varoluşta da esas olan çevrimsel—ya da devrevî—zaman idrakine ters düşmektedir. Ancak, Said Nursî, bu doğrusal zaman ve tarih tasavvurunu reddeder:

    “…Evet, bak?n?z, zaman hatt-? müstakim üzerine hareket etmiyor ki, mebde ve müntehas? birbirinden uzaklaşs?n. Belki küre-i arz?n hareketi gibi bir daire içinde dönüyor. (Hutbe-i Şamiye)

    2) Avrupa’n?n ilerleme aşamalar?n? taklidi amaçlayan ?slâmî bir ayd?nlanma çağr?s?.

    Mu’tezile mezhebinin ak?lc?l?ğ?n? modern dönemde yeniden ihyaya çal?şan, ilerlemeye mani olduğunu iddia ettikleri Eş’arî kelâm?n? suçlayan, akl?n vahyin rehberliğine ihtiyaç kalmadan iyiyi kötüden ay?rabileceğini ileri süren kimi Müslüman düşünürlerin aksine, Said Nursî, ehl-i sünnet anlay?ş?ndan ayr?lmam?şt?r.

    3) Ak?lc?l?k ve içtihad vurgusu.

    ?slâm toplumunun fikrî ve fiilî durgunluğunun sona erdirilmesi için, vahiy-ak?l dengesinde akl? önceleyerek içtihada yeniden işlerlik kazand?r?lmas?n? isteyenlere mukabil, Said Nursî’de, problemin din üzerinde oynayarak değil, bireylerin ve toplumlar?n dine bağl?l?klar?n?n korunarak, hatta kuvvetlendirilerek çözülebileceği görüşü hakimdir.

    4) Modern bilimlerin ve modern okullar?n öncelenmesi.

    Osmanl? başta olmak üzere, Müslüman ülkelerde 19. yüzy?lda giderek h?zlanan modernleşme sürecinde Avrupaî okullarda okutulan pozitif bilimlerin büyük etkisi olmuştu. Bu eğilim, şahsî dindarl?ğ?na rağmen, Sultan Abdülhamid döneminde de olanca h?z?yla devam etmişti. Said Nursî’nin baş?ndan beri bu husustaki ?srarl? tutumu, dinî ilimlerle modern bilimlerin beraber okutulacağ? ve onlar?n kaynaşt?r?lmas?yla hakikatin tecellisine vesile olacak bir üniversitenin Doğu’da kurulmas? şeklinde olmuştu.

    5) Teknolojinin seküler kabulü.

    Eski Said, Avrupa’da doğan teknolojik gelişmeleri, yal?nkat bir şekilde kabule taraftar değildir. Medeniyetin güzellikleri ve çirkinlikleri ayr?m?n? s?k s?k gündeme getirerek, ikincisine kap?lar? kapay?p ilkine talip olunmas? gerektiğini vurgulamas?ndan başka, çağdaş ?slâm tefekkürüne son derece önemli bir katk?da da bulunmuştur.

    Bu katk?, daha sonralar? Yeni Said’in terakkiye bak?ş?n?n odağ?n? oluşturacak olan, teknolojik buluşlarla peygamber mucizelerini ilişkilendirmesidir.

    ?şarâtü’l-?caz’da çekirdek olarak yer alan bu oldukça yeni ve orijinal yaklaş?m? Said Nursî, 20. Söz’de tekâmül ettirecektir. (Bu konu, “Yeni Said’in ilerlemeye bak?ş?” başl?ğ? alt?nda ayr?nt?l? biçimde ele al?nacakt?r.)

    6) ?lerlemeyi Müslümanlar?n egemenliği için istemek.

    Said Nursî, Avrupa’n?n bozuk fikirlerine karş? savaş?rken onun mücadeleyi ve hakimiyeti esas tutan düsturuna yenik düşmemiştir. Bilim ve teknolojiyi Müslüman egemenliğine basamak yapmak için değil, Müslümanlar?n fakirlikten kurtulmas? ve insaniyeten terakki etmeleri için istemiştir.

    “Fen ve san’at silâh?yla cehalet ve fakra hücum ediniz.” (H. Şamiye)

    Said Nursî’nin cihad?ndaki düşman ne Bat?, ne H?ristiyanlar, ne de Avrupal?lard?r. Ki “Bizim düşman?m?z fakr, ihtiyaç, ihtilâft?r” ilkesi de ayn? noktaya işaret eder.

    “Ecnebiler fünun ve sanayi silâh?yla bizi eziyorlar. Biz de fen ve san’at silâh?yla ilâ-y? kelimetullah?n en müthiş düşman? olan cehil ve fakr ve ihtilâf-? efkârla cihad edeceğiz.” (s. 1930)

    O yüzden, meşhur bir Müslüman düşünüre ait olan aşağ?daki yaklaş?m Said Nursî’nin uzağ?ndad?r:

    Galip gelmiş elini başka milletlere doğru uzatarak kendi bünyesini besleyecek, kendi varl?ğ?n? kuvvetlendirecek maddeleri onlardan almayan millet mutlaka günün birinde başka milletler taraf?ndan kemirilecek, yutulacak, dünya yüzünden kald?r?lacakt?r. Milletler aras?ndaki tagallüb [zorbal?k], şahsî hayattaki beslenme gibidir. (?slâmc?lar?n Siyasî Görüşleri, ?smail Kara)

    7) ?lerlemeyi maddî ve askerî aç?dan kuvvetlenmek için istemek.

    Başka bir Müslüman âlimin bir âyetteki “düşmana karş? kuvvet haz?rlama” emrinin tefsiri niteliğindeki su anlay?ş?n? da Said Nursî’de bulmak mümkün değildir:

    “Evvelen: Ticaret, ziraat, san’at terakki ettirilerek kuvve-i berriye ve bahriyenin mütevakk?f olduğu para ihzar edilmeli.

    “Saniyen: Madenler işleterek, tersaneler, tophaneler, fabrikalar tesis ve asr?na göre son sistemde toplar, tüfenkler, k?l?nçlar, süngüler, z?rhl?lar, balonlar gibi her nevi savaş âletleri tedarik edilmeli...” (?.S. Görüşleri)

    Bunun sebebi, Eski Said’in zihninin siyasî yap?dan ve devletçi düzenlemelerden özgür olmas?d?r. Onun gayesi, Müslümanlar?n siyasî hakimiyeti değil, ?slâmiyet’in ilkelerinin hakimiyetidir. Endişesi, herhangi bir dünyevî kurum ya da değer değil, din içindir. Dolay?s?yla, terakkiyi Müslümanlar?n siyaseten hakim olmalar? için değil, “ilâ-y? insaniyet” ve onun sonucu olarak da “ilâ-y? kelimetullah” için istemektedir.

    “Hakikî medeniyet nevi insan?n terakki ve tekemmülüne ve mahiyeti nev’iyesinin kuvveden fiile ç?kmas?na hizmet ettiğinden, bu nokta-i nazardan medeniyeti istemek, insaniyeti istemektir.”

    (Divan-? Harb-i Örfî)

    -Son-

    Murat Çiftkaya
    http://www.muratciftkaya.com/yazilar...lerlemeye2.htm
    Konu MuhammedSaid tarafından (25.05.07 Saat 00:53 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sezai Karakoç'un Risale-i Nur'a Bakışı
    By insirah in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 20.08.19, 20:11
  2. kuş bakışı istanbul
    By **Muttakİ** in forum Mizah
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.12.08, 15:32
  3. Allah'ın Kafirlere Bakışı
    By erkanakgul in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 27.07.08, 19:07
  4. Saylan'ın Başörtüsü Bakışı Pes Dedirtti
    By Yeni Said in forum Gündem
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 29.10.07, 14:21

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0