+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Üstad'ın Menfi Cemiyetlere Üye Olmadığının İspatı

  1. #1
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    5.901

    Standart Üstad'ın Menfi Cemiyetlere Üye Olmadığının İspatı

    Selamün Aleyküm;
    Alta ekleyeceğim makaleyi Latif Salihoğlu bundan bir kaç sene evvel kaleme alm?şt?. Yaln?z bu konuda Bediüzzaman'a yöneltilen iftiralardan (Kürt Teali Cemiyetine üye olduğu gibi) sonra bilgisayar ortam?na geçirildi ve insanlar?n istifadesine ve ehl-i tahkirin insaf?na sunuldu. Makale biraz uzun fakat bu konuda ak?lda soru b?rakmayacak derecede geniştir.

    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Bediüzzaman’?n Zararl? Cemiyetlere Üye Olmad?ğ?n?n ?spat?



    Kas?tl? bir iddia: “Bediüzzaman zararl? cemiyet kurucusu…”



    Selçuk Üniversitesi yay?nlar? aras?nda ç?kan ve binlerce öğrenciye ders kitab? diye okutturulan “ Atatürk ?lkeleri ve ?nk?lâp Tarihi” isimli kitapta Bediüzzaman Said Nursi “zararl? cemiyet” üyesi olarak gösteriliyor ve Kürt Teali Cemiyeti ad?na siyasi faaliyetlerde bulunan “ayr?l?kç?” bir şahsiyet olduğu ileri sürülüyor.

    Tabii, iş bu kadarla da bitmiyor. Üniversite genelinde merkezi sistemle yap?lan “?nk?lâp Tarihi” imtihan?nda Kürt Teali Cemiyeti hakk?nda sorulan soruda “zararl?” cemiyetin kurucular? aras?nda Bediüzzaman’?n ismi ayr?ca zikrediliyor.

    Ortada, aç?k bir bilgi yanl?şl?ğ?ndan öte, kas?tl? bir yönlendirme taktiği uyguland?ğ? su götürmez bir gerçektir.

    * * *

    Söz konusu kitab? haz?rlayan dört kişilik heyetin tamam? “Yard. Doç. Dr.” Ünvan?na sahip. ?simleri ise s?ras?yla şöyle: Dursun GÖK, Osman AKANDERE, Osman Sönmez, Yaşar SEM?Z.

    Bunlardan hangisinin “zararl? cemiyetler” bölümünü haz?rlad?ğ?n? bilmiyoruz. Çünkü bu tür çal?şmalarda genelde bir iş bölümü yap?l?r. Ancak kitab?n üzerinde dördünün de imzas? bulunduğundan, öncelikli muhatab?m?z bu heyet ile üniversitenin yay?n kuruludur.

    Kitapta yer alan iddialar k?saca şöyledir:

    Bediüzzaman Said Nursi, ülkenin milli menfaatleriyle bağdaşmayan, birlik ve beraberliğimizi bozan, işgalci devletlerin destek ve yard?mlar?yla kurulan “zararl? cemiyetlerin” üyesidir. Ayr?l?kç? Kürt hareketinin baş?n? çekenlerden olup, bu istikamette siyasi faaliyette bulunmuştur. Bağ?ms?z bir Kürdistan kurulmas? yolunda KTC (Kürt Teali Cemiyeti) heyeti içinde ?stanbul’daki Amerika, ?ngiliz ve Frans?z temsilcilikleri nezdinde görüşmeler yapm?şt?r. Ayr?ca daha başka “zararl? cemiyetler” de de faal rol oynam?şt?r.



    Çelişkiye dikkat!



    Kitab?n 143. sayfas?nda yer alan “Zararl? Cemiyetler” bölümünde, bu cemiyetlerin “Türkler taraf?ndan” kurulduğu ifade edilirken, bir sonraki paragrafta ilk s?raya konulan “Kürt Teali Cemiyetinin” ?stanbul’da oturan “Kürt ailelerine” mensup kimseler taraf?ndan kurulduğu belirtiliyor.

    Çelişkiler saymakla bitmiyor. Mesela, sorulsa ki, “neye göre zararl? cemiyet? Osmanl? kanunlar?na göre mi, yoksa Türkiye Cumhuriyeti Kanunlar?na göre mi? S?rf bu cemiyete üye olmaktan dolay? kim, hangi mahkemede yarg?land??” Kitab? haz?rlayanlar, bu ve benzeri tenakuzlara düşmekten bir türlü kurtulam?yor.



    Özetleyerek verdiğimiz bu fikir ve düşüncenin sahipleri, kendilerine göre baz? deliller ileri sürmüşler ve kesinlikle tek yönlü olarak yine ayn? fikre kuvvet verecek baz? kaynak isimleri belirtmişlerdir. Bunlar tek tip irdelenip güvenirlik dereceleri gözler önüne serilecek, ayr?ca çok ustaca yap?lmaya çal?ş?lan birkaç “ilmi sahtekârl?k” misaline de yer verilerek, dikkat sahiplerinin nazar?na sunulacak.



    Y?ld?z? parlayan cemiyet üyeleri



    Kürt Teali Cemiyeti kurucusu ve üyesi olduklar? için muhtelif kaynaklarda isim ve s?fatlar? aç?kça belirtilen, ancak bilahare kurulan Cumhuriyet Türkiye’sinde ise ikballeri daha da yükselen önemli şahsiyetler var. Bunlardan bir kaç?n? k?saca tan?tmakta fayda görmekteyiz:

    1. Babanzade Mustafa Zihni Paşa: KTC ikinci başkan?. Hicaz eski valisi. Sadrazam Tevfik Paşa ile çok iyi geçindiği gibi, M. Kemal Paşa ile de hiçbir sorunu olmam?ş, hatta kendisi ve yak?nlar?na büyük itibar gösterilmiştir.(Yak?n tarihimizin renkli kişiliklerinden gazeteci, yazar ve bakanl?k yapm?ş politikac? Cihad Baban da bu hanedana mensuptur.)

    2. Babanzade Hüseyin Şükrü Bey(Şükrü Baban): Zihni Paşan?n oğludur. K. T. Cemiyetinin genel yazmanl?k (Kâtibi Umumi)vazifesinde bulundu. ?stanbul Üniversitesi ?ktisat Fakültesinde hocal?k yapt? ve Ordinaryüs Profesörlüğe kadar yükseldi. M. Kemal taraf?ndan bir ara ?ktisat Bakanl?ğ?na getirilmek istendiyse de, kendisi bu vazifeye arzulu olmad?. Bas?n şeref kart? sahibi olup, 1980’de öldü.

    3. Mehmet Şükrü Bey (Sekban): Doktor, askeri t?bbiyeden mezun. Bir ara yurt d?ş?nda da Kürtlük faaliyetinde de bulundu. 1939 da Türkiye’ye geldi. Mustafa Kemal için “Bir milletin sahip olabileceği en büyük bir saadet ve hazinedir.” ifadesini kulland?. Ölüm tarihi olan 1960 y?l?na kadar Türkiye’de rahat ve serbestlik içinde çal?şt?.

    4. Şeyh Saffet Efendi: Urfal?, eski Meclis-i Meşayih Reisi. TBMM’ye Urfa Milletvekili olarak girdi. 3 Mart 1997’de Meclis Üyesi 50 milletvekilinin baş?nda olarak şu önergenin alt?na imza att?: “Hilafetin kald?r?lmas?na ve Osmanl? Hanedan? mensuplar?n?n Türkiye Cumhuriyeti s?n?rlar? haricine ç?kar?lmas?na…”

    5. Muhammed Mihri (Hilav): Irak / Süleymaniyelidir. Uzun süre ?stanbul Erkek Lisesi’nde öğretmenlik ve ?.Ü ?ktisat Fakültesinde Profesörlük Payesiyle hocal?k yapt?.

    6. Bedirhanzade Murad Remzi (Raşîm) Bey: Belediye Müfettişliği yapt?: Hâkimlikten emekli oldu. 1940’lar?n baş?nda ?stanbul’da öldü.



    “Cezal?” isimler



    Kürt Teali Cemiyeti’nin üyesi olup Cumhuriyet devrinde ceza gören yahut vatana ihanet iddias?yla 150’liklere dâhil edilen kimi şah?slar da var: Seyyid Abdulkadir, Bedirhanzadelerden Emin Ali, Halil Rahmi, Celadet Ali, Kamuran ve Süreyya Beyler, Eski Divan-? Harp Başkan? Kürt Mustafa Paşa (nam-? diğer Nemrut Mustafa), Mevlanzade R?fat (Serbesti Gazetesi Sahibi), vd…

    Ancak ne bunlar?n ve ne de diğerlerinin, Osmanl? Döneminde Legal olarak kurulmuş bulunan cemiyetlere s?rf üyelikleri sebebiyle suçlan?p ceza gördüğü şeklinde herhangi bir emniyet veya adli belgeye rastlan?lm?ş değildir. Suçlanma gerekçeleri değişiktir ve daha çok ferdi / siyasi teşebbüsleriyle ilgilidir. Kald? ki, bir cemiyetin bütün üyelerini “zararl?” görüp suçlamak, “suçun şahsiliği” prensibine de ayk?r?d?r.





    Bir milli kahraman, hain diye tan?t?l?yor…



    Bediüzzaman KTC kurucusu idiyse, neden “Milli Meclis”’e davet edilip alk?şland??



    Bediüzzaman Said Nursi’yi “zararl? cemiyetler” içinde gösterme gayretkeşliği sergileyen resmi tarihçiler, bu zat?n ayn? iddia ile neden suçlan?p muhakeme edilmediğini izah edemiyorlar. Çünkü hakikatte ortada böyle bir suç yoktur. Bediüzzaman’?n çeşitli tarihlerde maruz kald?ğ? Eskişehir (1935), Denizli (1943), ve Afyon (1948) Ağ?r Ceza Mahkemelerinde bu tarz bir suç isnad? yap?lmam?şt?r. Said Nursi’nin idam ile yarg?land?ğ? bu dehşetli mahkemelerin elinde “zararl? cemiyetler”’e üye olduğuna dair en küçük bir delil bulunmuş olsayd?, Bediüzzaman’?n buralardan beraat etmesi imkân ve ihtimal harici olurdu.

    Asl?nda bunlar gibi, daha say?s?z mahkemelerin verdiği beraat kararlar? bile, Bediüzzaman’?n masumiyetine başl? baş?na birer kuvvetli delildir. Ama biz yine de mütareke dönemi ile Ankara hükümetinin teşekkülü zaman?na (1918–1923) dönerek, Üstad Bediüzzaman’?n o tarihlerde resmen de tescil edilen kahramanl?klar?na bir atf-? nazar edelim.

    Birinci Dünya Savaş? esnas?nda Gönüllü Alay Kumandan? s?fat?yla Kafkas cephesinde Rus ve Ermeni kuvvetleriyle iki y?ll?k amans?z çat?şman?n ard?ndan (doksan kadar talebesini de şehit vererek) Bitlis’te yaral? şekilde Ruslara esir düşen Bediüzzaman, Bolşevik ?htilalindeki kargaşadan istifade ile bulunduğu Sibirya’dan firar ederek, uzun bir yolculuktan sonra nihayet 1918 y?l? Temmuzunda ?stanbul’a gelir.

    ***

    Bediüzzaman ?stanbul’a gelir gelmez, Harbiye Nezareti taraf?ndan kendisine ikramiye olarak 150 alt?n lira ile bir “Harb Madalyas?” verilir. Hemen ard?ndan, son devrin ?slam akademisi mahiyetinde kurulmuş bulunan “Darü’l-Hikmeti’l-?slamiye”’ye aza olarak dâhil edilir. Kendisi istekli olmamas?na rağmen, sadaret makam? dâhil, o zamanki ileri gelen âlimlerin ve paşalar?n teşviki ile bu vazifeyi kabul eder. Ancak, bir müddet sonra 19 Nisan 1919 tarihinde Meşihat (Diyanet) makam?na bir dilekçe ile müracat ederek, aral?ks?z dört y?l süren dehşetli harp ve çileli esaret hayat?nda maruz kald?ğ? zihin ve dimağ yorgunluğu sebebiyle istirahat izni ister.

    ***

    Mütareke (ateşkes) şartlar?n?n hüküm sürdüğü o günlerin ?stanbul’unda, mağlubiyetle neticelenen harp felaketinin de tesiriyle halk, fikri ve manevi bir buhran içindeydi. Üstüne üstlük, bir de ?tilaf Devletlerine bağl? kuvvetlerin ateşkesi sağlama maksad?n? aşarak ?stanbul’u işgal faaliyetine girişmesi, tam bir kaos ortam?n? vücuda getirdi. Harici düşmanlar?n gizli-aç?k her türlü bozgunculuk hareketinin devam ettiği bu süreç içinde, dâhilde de fikri ayr?l?klar baş göstermiş, çeşit çeşit cemiyet, dernek, kulüp ve f?rka ad? alt?nda değişik maksatl? faaliyetler alm?ş baş?n? yürümüştü.

    1918’in ortalar?ndan başlay?p, 1922 senesinin ortalar?na kadar devam eden bu son derece kritik ve hassas devrede ?stanbul’da bulunan Üstad Bediüzzaman’?n tutumu ve sergilediği tav?r hayli dikkat çekicidir.

    * Bediüzzaman, Darü’l-Hikmet’e devam eden resmi vazifesi yan?nda hususi olarak da ilmi, imani ve tefekküri manada eserler telif etmiş, hiçbir an?n? boş geçirmemiştir.

    * Kitap neşriyat? gibi, k?smen de olsa sosyal, kültürel ve sair dallarda insani faaliyet gösteren baz? cemiyet ve kuruluşlarla teşrik-i mesaisi olmuştur. Mesela, Yeşilay’?n (Hilal-i Ahzer Cemiyeti, 5 Mart 1920) kurucular? aras?nda yer almas? gibi… Ancak, baz? iftirac?lar?n isnat ettiği “siyasi, bölücü ve bozguncu” tarzda, Bediüzzaman’?n hiçbir düşüncesi faaliyeti, çabas? olmam?şt?r. Bu tür suçlamada bulunanlar?n ellerinde tek bir delil yoktur; yaz?l?p söylenenler tamamen kas?tl?d?r.

    * ?ngiliz işgalinin şiddetlendiği günlerde Bediüzzaman’?n telif ettiği ve binlerce adet bast?rarak ?stanbul’un her taraf?na dağ?tt?rd?ğ? bir eseri de “Hutuvvat-? Sitte” ismini taş?r. Kitap, işgal kuvvetlerinin alt? cepheden yapt?klar? fikri hücum ve aldatma teşebbüslerine cevap vererek, heveslerini kursaklar?nda b?rak?r. Özellikle medrese camias?n? düşmana karş? yekvücut haline getiren bu eseri yüzünden, işgalci güçler taraf?ndan vurularak öldürülmek istenir, ancak buna muvaffak olamazlar. Yine, özellikle bu hizmetindeki kahramanl?ğ? sebebiyle Ankara hükümetinin de dikkatini celp ile takdirini kazanm?ş ve Büyük Millet Meclisine davet edilmiştir.

    * Bediüzzaman, hem ?ngiliz ve Yunan işgaline karş? var gücüyle çal?ş?r, didinir, hem de Anadolu’da kök tutan Kuva’y? Milliye hareketini destekler. 11 Nisan 1920’de Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendinin Kuva’y? Milliye aleyhindeki fetvas?n? geçersiz ve etkisiz hale getiren mukabil bir fetvaya imza atar. Delil olarak da şunu söyler: “?şgal alt?ndaki bir memlekette, ?ngilizlerin emri ve tazyiki alt?nda bulunan bir idarenin ve ona bağl?meşihat?n fetvas? mualleldir (geçersizdir).” (Eşref Edip; Risale-i Nur Hakk?nda ?lmi Bir Tahlil, s.71)

    ***

    Bediüzzaman’?n ?stanbul’da hayat?n? tehlikeye atarak verdiği bu emsalsiz mücadele tarz?, Ankara hükümeti taraf?ndan da takdirle karş?lan?r ve birkaç kez şifre ile davet edilir.

    Başta Mareşal Fevzi Çakmak ve Van valisi dostu mebus Tahsin Bey olmak üzere, toplam on sekiz milletvekilinden gelen ayn? yöndeki davetlerin tekrarlanmas? üzerine, yak?n çevresiyle istişare ettikten sonra nihayet Ankara’ya gider.

    Acaba din, vatan ve millet uğruna hayat?n? hiçe sayan böyle bir kahraman, nas?l olur da “zararl? cemiyet kurucusu” gösteriliyor, hayret etmemek elde değil. Hele böylesi çirkin ithamlar, akademik geçinen çevrelerden gelirse, duyulan hayret bir kat daha artmaz m?? Üstelik meydanda görünen ayn? dönemle ilgili hür bas?n?n, Resmi Gazetenin ve medar-? iftihar?m?z “I. Meclis”’in bilgisine, belgesine, takdir ve alk?ş?na rağmen… Örneğin o gazetelerden Rumi 25 Haziran 1338 (M. 1918) tarihli Tanin Gazetesi, Bediüzzaman’?n vatan?na kavuşmas? (muvasalat) haberini şöyle verir: “Kürdistan ulemas?ndan olup, talebeleriyle beraber Kafkas Cephesinde muharebeye iştirak eylemiş ve Ruslara esir düşmüş olan Bediüzzaman Said Kürdi Efendi, ahiren şehrimize muvasalat eylemiştir.”
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 20:27 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  2. #2
    Vefakar Üye MuhammedSaid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    388

    Standart

    Alıntı SERDENGECT? Nickli Üyeden Alıntı
    ?şte “ilmi sahtekârl?k” belgesi



    ?nk?lâp Tarihi isimli kitab?n 144. sayfas?n?n ilk paragraf?nda Kürt Teali Cemiyeti’nin kurucu üyelerinin isimleri, sahip olduklar? ünvanlar?yla birlikte şöyle s?ralan?yor: “Cemiyet Başkan?: Seyit Abdulkadir, Başkan Vekilleri: Babanzade Mustafa Zihni Paşa, Bedirhani Emin Ali, Molla Said Bediüzzaman (Said-i Nursi). Kâtipler: Babanzade Abdulaziz, Seyyit Abdullah ve Şefik Beylerden oluşmaktad?r.”

    T?rnak işaretinin hemen bitimine dipnot işareti de konularak güya bu bilgileri naklettikleri bir kaynak ismine at?fta bulunuyorlar. Bununla, yapt?klar? derlemeye akademik bir çal?şma süsü yahut ilmi bir araşt?rma havas? vermeyi düşünmüşlerdir.

    Ama günün birinde foyalar?n?n ortaya ç?kacağ?n?, yapt?klar? bu gibi aldatma oyunlar?n?n bir gün bozulup gerçeklerin yüzlerine çarp?lacağ?n? herhalde hesap edememişlerdir.

    Evet, teessüfle belirtelim ki, kelimenin tam manas?yla apaç?k bir “ilmi sahtekârl?k” vak’as?yla karş? karş?yay?z. Zira Bediüzzaman Said Nursi’yi “zararl? cemiyet” kurucusu şeklinde gösteren “Atatürk ?lkeleri ve ?nk?lâp Tarihi” isimli kitab?n 144. sayfas?ndan iktibas ederek yukar?ya ald?ğ?m?z isim ve unvan s?ralamas? ilmi dayanaktan yoksundur ve tamam?yla bir uydurmadan ibarettir.

    Ne yaz?k ki, al?nt? yapt?klar? kaynaktaki as?l ifadelerde Bediüzzaman’?n ismi geçmediği halde, bu akademisyen (!) beyler o zat?n ismini, masabaş?nda haz?rlad?klar? sahte listeye kendileri eklemişlerdir.

    ***

    Biz bu konuyu araşt?rmaya koyulurken, ilgili pek çok bilgi, belge ve döküman? toplay?p teker teker inceledik. Ve bu arada bakt?k ki, Üstad Bediüzzaman’? karalama kast? güdenlerin verdikleri kaynaklarda, kesinlikle ve kesinlikle belirtilen tarzda bir bilgi mevcut değildir. Sadece tahminlere, söylentilere, an?lara ve birinci derecede önem taş?mayan baz? belgelere dayal? olarak derlenen “karma” isim listesi yay?nlayanlar (Z. Silopi, O. Aytepe ve ?. Göldaş gibi) var; o kadar.

    Burada aç?kça anlaş?l?yor ki, kitab? haz?rlayanlar?n kendileri bir “hainlik” yaparak KTC’nin kurucular? listesine Bediüzzaman’?n ismini ekleyip ona “başkan vekili” s?fat?n? da bir güzel yak?şt?rm?şlard?r.

    ***

    Bediüzzaman’?n KTC’ne kurucu üye olarak dâhil edildiği bilgilerin dayanak noktas?n? teşkil eden kaynak şudur: Tarih ve Toplum (ayl?k dergi), ?stanbul: ?letişim Yay?nlar?, Haziran 1998, say?: 174.

    Delil olarak gösterilen araşt?rma yaz?s? ise, derginin kapak konusunu oluşturan ve 9–16. sayfalar?nda yay?nlanan Oğuz Aytepe’ye ait “Kürdistan Teali Cemiyeti” başl?kl? yaz?d?r.

    Daha geçen y?l (1998) neşrolunan bu yaz?n?n ana muhtevas?n? teşkil eden k?s?mda ve yer yer KTC’nin resmi kurucular listesinin belirtildiği bölümlerde, Bediüzzaman’?n ismi kesinlikle geçmemektedir. Derginin sadece 13. sayfas?nda Amerikan komiserliğine yap?lan bir ziyaret heyeti içinde Bediüzzaman’?n da isminden –ki, o da resmi s?fatla değil- bahsedilmektedir. Yazar, bu bilgiyi Z?nar Silopi’nin “Doza Kürdistan” isimli (çevrilmiş, sadeleştirilmiş ve orijinalitesi bir hayli zay?flam?ş, 1991 y?l? Ankara bask?l?) eserinden aktar?lmaktad?r. Fakat bu eser, Kadri Cemal Paşan?n hat?ralar?n? içermekte olup “an?” niteliğinden öte bir değer taş?mamaktad?r.

    Oğuz Aytepe’nin, ad? geçen dergide ek olarak yay?nlatt?ğ? KTC kurucu üyeleri listesi ise, yine kendi ifadesi ile bir “derleme”den ibarettir. Ulaşabildiği çeşit çeşit ve birbirinden farkl? listeleri karş?laşt?rarak, kendine göre 212 kişilik düz bir liste yapm?ş. Bu arada, ayn? isimle kitap yazan ?smail Göldaş’?n da 167 kişilik bir KTC kurucular listesi yapt?ğ?n? 21 nolu dipnot içinde zikretmektedir ki, bu listede dahi Bediüzzaman’?n ismi geçmemektedir.

    ***

    Kürt Teali Cemiyeti hakk?nda bugüne kadar yap?lm?ş en hacimli çal?şmalardan olan Tar?k Zafer Tunaya ve ?smail Göldaş’?n eserlerinde cemiyet üyeleri aras?nda zikredilmeyen Bediüzzaman ismi, ne gariptir ki, bundan bir y?l evvel ayl?k bir dergide Oğuz Aytepe taraf?ndan tanzim edilen 212 kişilik üye listesinin 3. s?ras?na konulmuş. Ama bu dahi inand?r?c?l?ktan tümüyle uzakt?r. Çünkü liste karmad?r, derlemedir ve bu ismin geçtiği kaynak belirtilmediği için de ilmi değerden yoksundur. Aytepe’nin kendisi de haz?rlad?ğ? listenin “derleme” olduğunu ilgili dipnotta yar?ca belirtmektedir.

    Gerçek şu ki, Said Nursi aleyhinde kullan?labilecek geçerli bir tek belge Diyarbak?rda kurulan Şark ?stiklal mahkemesine intikal etmiş olsayd?, o zat?n da ayn? yerde muhakeme edilip idama sevkedileceği muhakkakt?. Her tarafta araşt?rd?klar? halde, ellerine suç teşkil edecek herhangi bir belge geçmediği gibi, san?klara da Bediüzzaman’?n ne fikirde ve ne meslekte olduğu özellikle sorulmuş, ancak bundan da aleyhte bir şey ç?kmam?şt?r. (Vakit Gazetesi, 19 May?s 1925)

    ***

    Esas?nda, T. Zafer Tunaya’n?n da belirttiği gibi KTC kurucusu ve üyeleriyle ilgili yap?lm?ş çal?şmalar?n hiçbirinde güvenilir derecede bir kaynak gösterilmemektedir. Listenin orijinali hiç kimsede yoktur. (Türkiye’de Siyasi Partiler-II, s.187)





    Esir iken, cemiyet kurucusu nas?l olunur?



    Bir diğer yanl?şl?k: KTC’nin kuruluş tarihi ve Bediüzzaman



    Ad? geçen kitapta, kurucular? aras?nda Bediüzzaman Said Nursi isminin de eklendiği Kürt Teali Cemiyetinin, asl?nda “6 Kas?m 1917’de kurulduğu” belirtiliyor.

    El-insaf yahu!

    Esir kişi, nas?l olur da cemiyet kurar?

    Bediüzzaman’?n, Gönüllü Alay Kumandan? iken, 1916 y?l? Şubat?nda Bitlis savunmas? esnas?nda yaral? şekilde Ruslara esir düştüğü, oradan al?n?p Van, Culfa, Tiflis, Kologrif yoluyla nihayet Sibirya’ daki Kosturma esirler kamp?na götürüldüğü, Bolşevik ?htilalindeki kargaşadan istifade ile buradan firar ederek, hayret ve hayranl?k uyand?ran bir seyr ü seferden sonra Petersburg, Varşova, Viyana ve Sofya üzerinden 1918 y?l? Temmuz Ay? baş?nda ?stanbul’a vas?l olduğu gerçeği herkesin gözü önündedir. 18 Haziran 1334 (1 Temmuz 1918) tarihli “Esaretten Vatana Avdet” resmi belgesi, bizim ve pek çok kimsenin elinde mevcut olmas? yan?nda, ayr?ca başta Tanin olmak üzere, o dönem gazetelerinin çoğunda bu hadise haber olarak yer alm?şt?r. Bu son derece aç?k ve çarp?c? gerçeğe rağmen, üniversitelerde akademisyen diye geçinen kimi cahiller, nas?l olur da, ta kutup bölgesindeki bir esirler kamp?nda bulunan Said Nursi’yi, ayn? tarihte ?stanbul’da da gösterip bir “zararl? cemiyet”’in kurucu üyesi olduğu iddias?nda bulunabiliyorlar?

    Anlaş?lan odur ki, ders kitab? haz?rl?ğ?na girişen akademisyenlerin hiçbiri, Said Nursi’nin ne biyografisine bakmak ve ne de kitaplar?n? incelemek gereğini duymuşlard?r. Sadece aleyhteki delilleri toplama önyarg?s?yla yola ç?kt?klar? için de, böyle ak?l almaz yanl?şl?klara saplan?p kalm?şlard?r.

    Şimdi konuyu etrafl?ca ayd?nlatmaya yarayacak ciddi baz? çal?şmalar? nazara vermek istiyoruz.



    Tar?k Zafer Tunaya



    1908’den sonraki Osmanl? siyasi tarihinin son 15 y?ll?k dönemini en geniş kapsam?yla inceleyip kitaplaşt?ranlar?n baş?nda, hiç şüphesiz Tar?k Zafer Tunaya gelir. “Türkiyede Siyasi Partiler” isimli büyük boy iki ciltlik kitap çal?şmas? 1350 sayfa tutmaktad?r. Tunaya, başta ?ttihad ve Terakki Cemiyeti olmak üzere, ?ttihad-? Muhammedi, Ahrarlar, Hürriyet ve ?tilaf, ?slam Teali ve Kürt Teali gibi, daha pek çok cemiyetin hem nizamnamesini, hem kurucular?n? ve hem de gösterdikleri faaliyeti ulaşabildiği bilgi, belge ve hayattki şahitlerin dilinden not edip yaz?ya dökmüş.

    Tar?k Zafer Tunaya, Bediüzzaman Said Nursi’yi şiddetle muhalif bir anayasa ve siyaset ilmi profesörüdür. Öyle ki, 1952’de bilirkişi olarak “tesettür” konusunda Said Nursi aleyhinde fikir beyan eden nadir kimselerden biridir (Said Nursi ve Nurculuk Hakk?nda Ayd?nlar Konuşuyor, s.210).

    Ne var ki, Tunaya bile, y?llar sonra tamamlay?p neşrettiğio iki ciltlik hacimli eserinin hiçbir yerinde Said Nursi ile Kürt Teali Cemiyetinin bağlant?s?ndan söz etmez. Ona göre, ne kurucular? aras?nda e ne de cemiyetin sonraki siyasi faaliyetleri içinde Said Nursi’nin herhangi bir rolü yoktur. Tunaya, vesikalar? konuşturmakla kalmam?ş, ayn? zamanda KTC’nin kuruluşunda bulunmuş ve aktif faaliyetlerine şahit olmuş hayattaki baz? önemli şahsiyetlerle de (mesela, Ord. Prof. Şükrü Baban) bizzat görüşerek malumat toplam?şt?r. Ancak bu çerçevedeki şifahi bilgilerde de Said Nursi’nin cemiyetle münasebetinden kesinlikle bahsedilmemektedir.

    ***

    Özellikle, Tunaya’n?n iki ciltlik kitab?nda Said Nursi hakk?nda bizim tespit ettiğimiz bilgilere, “?nk?lâp Tarihi” yazarlar?n?n ulaşamad?klar? hususu düşünülemez. Kald? ki, Onlar da ayn? kitaptan birçok al?nt? yapm?şlard?r. Ne var ki, göz göre göre Bediüzzaman konusunda tam bir çifte standart uygulam?şlard?r. Onlar, Tunaya gibi Bediüzzaman’a aç?kça muhalefet eden bir bilim adam? kadar mert davranamam?şlard?r. Tunaya, Bediüzzaman’?n ismine rastlad?ğ? yahut rastlamad?ğ? cemiyetleri aç?çça belirtirken, sözde araşt?rmac? akademisyen grubu ise bunun tam tersini yapm?şlar; vatan uğrunda çarp?şt?ğ? düşman eline esir düşen Bediüzzaman’?, ayn? anda “zararl? cemiyet”’in kurucusu ve faal üyesi olarak göstermek istemişlerdir.





    Bediüzzaman: “Menfi cereyanlarla alakam ispat edilememiştir.”



    ?smail Göldaş



    Bediüzzaman’la ilgili araşt?rma ve inceleme yapan diğer baz? yazar ve düşünürler de, Said Nursi’nin Kürt Teali Cemiyeti üyesi olduğu, ya da bu cemiyet bünyesinde siyasi veya ayr?l?kç? faaliyette bulunduğu şeklinde kesin hiçbir bilgi nakletmemekte ve bu doğrultuda herhangi bir görüş ileri sürmemektedirler.

    Bunlar?n içinde müstakilen “Kürdistan Teali Cemiyeti” ismiyle hacimli bir kitap yazan ve cemiyete üye 167 kişilik isim tespitinde bulunan ?smail Göldaş da, Bediüzzaman’?n ismini bu uzun listeye dâhil etmemiştir. Göldaş’?n, ad? geçen kitab?n?n 36. sayfas?nda geçen şu ifadeleri dikkate değerdir: “Kan?mca, Said-i Kürdi ile ilgili bütün belge ve bilgiler incelendiğinde, O’nun esas olarak ?slam’a bağl? biri olduğu görülecektir. Kürdistan fikri, Kürt Kürt hareketlerinin içinde olma düşüncesi yoktur. Bir Kürt insan? olarak, Kürtlerin çektiği eziyet ve bask?lar, esas olarak ?slami fikir yap?s?na bağl? olan Bediüzzaman Said-i Kürdi’nin ruhunda derin izler b?rakm?ş ve bu bask?lara karş? onun mücadele seyrinde bir tepki oluşturmuştur. Ancak, Said Nursi’nin “Kürt ve Kürdistan” düşüncesinde, eylem bilincinde ve politik söyleminde var olduğunu ileri sürmek gerçeği pek yans?tmaz.”

    Ayr?ca diğer baz? sayfalarda da şu ifadelere yer verilmiş: “Said-i Nursi’nin düşüncesinde bağ?ms?z bir Kürdistan (fikri) yer alm?yordu. (A.g.e, s.33)” “O döneme damgas?n? vuran ?slaml?k, ideolojik olarak Said-i Kürdi’ye egemen olduğundan “Ben, milliyetimizi (yaln?z) ?slamiyet bilirim.” der. (A.g.e, s.32)”



    Rohat



    “Unutulmuşluğun Bir Öyküsü: Said-i Kürdi” isimli kitab?n yazar? Rohat, Bediüzzaman’?n Kürtlere yönelik eğitim, sosyal ve kültürel gibi daha çok insani faaliyetlerde bulunduğu üzerinde durur. Ki, o dönemlerde, Osmanl? hükümetleri (Ermeni tehlikesine karş? olsa) bu tür faaliyetleri yasaklamak bir yana, tam aksine teşvik edip desteklemiştir.

    Rohat, isimi geçen kitab?n 62. sayfas?nda şöyle der: “Said-i Kürdi, kendisini hep dini bir fügür olarak görmüş, halk aras?nda taraftar bulmuş, ilişkilerini bu temel üzerine geliştirmiştir. O hiçbir zaman ulusal bir figür olarak politik kavgada yer almam?şt?r. Onun mücadele yöntemleri, Kürt sorununa bak?ş aç?s? ve dünya görüşü, büyük ölçüde dini temeller üzerinde biçimleniyordu.”

    ***

    Said Nursi’nin 1919’da Amerika Komiserliğiyle siyasi görüşmelerde bulunduğu şeklindeki bilgi ise, sadece Z?nar Silopi’nin hat?ralar?nda geçen bir husus olup, hem yanl?ş aktar?lmakta ve hem de bunun bir vesika değeri niteliği taş?ma hususu gözden kaç?r?lmaktad?r. As?l kargaşa da bu noktada baş gösteriyor. Said Nursi’yi KTC ile irtibatland?ranlar?n dayand?klar? en kuvvetli delil, işte bu şüpheli, tart?şmal? hat?ra notlar?d?r. Oysa Bediüzzaman, o tarihte bölgede bağ?ms?z bir Ermenistan kurulmas? fikrine karş? ç?kt?ğ? gibi, bir süre sonra Ermenilerle birlikte hareket eden Kürt Şerif Paşa’n?n Avrupa himayesindeki bağ?ms?z Kürdistan düşüncesine de gayet derecede şiddetli bir reaksiyon göstermiştir. (Sebilürreşad, 4 Mart 1336/1920, say?461)

    ***

    Bediüzzaman Said Nursi’nin, Kürt Teali Cemiyeti içinde siyasi faaliyetlerde bulunduğuna ve Osmanl?’dan ayr?larak bağ?ms?z bir devlet kurma yönünde herhangi bir teşebbüsü olduğuna dair en küçük bir delile rastlamayan hat?r? say?l?r daha başka araşt?rmac? ve yazarlar da vard?r ki, bunlar? da ilgili eserleriyle birlikte tan?tmakta yarar var. Çoğunluğun ortak görüşü, Said Nursi’nin birlikten, beraberlikten, bütünlükten yana olduğu, özellikle 1918’den itibaren herhangi bir siyasi faaliyette bulunmad?ğ?, ayr?l?kç? bir harekette ise, asla ve kat’a yer almad?ğ? gibi, buna meyyal olanlar? da tasvip etmediği şeklindedir. Konuya daha genişçe eğilmek isteyenlerin istifadesi için, bu değerli yazar ve araşt?rmac?lar?n çal?şmalar?n? şu şekilde s?ralamak mümkün:

    * Bad?ll?, Abdulkadir. Mufassal Tarihçe-i Hayat ve Türk-Kürt ?lişkisi

    * Düzdağ, M. Ertuğrul, Türkiye’de ?slam ve Irkç?l?k Meselesi

    * Akgündüz, Prof. Dr. Ahmed. Güneydoğu Meselesi ve Çözüm Yollar?

    * Naci. ?ttihad Terakki ve Kürtle Kutlay,

    * Malmisanij. Said-i Nursi ve Kürt Sorunu

    * Çak?r, Ruşen. Ayet ve Slogan

    * Ball?, Refet. Kürt Dosyas? Kutlay



    Ahmed Gümüş’ün bir hat?ras?



    1950’lerde ?mam-Hatipte okurken Bediüzzaman’a talebe olan Hz. Mevlana’n?n ahfad?ndan muhterem Ahmed Gümüş (ki, halen hayattad?r), konumuzla ilgili bir hat?ras?n? şöyle naklediyor: “…Okuldan Üstad’?n yan?na gittim; Disiplin kurulundaki imtihan esnas?nda bir soruya verdiğim bir cevab? anlatt?m. Şöyle idi: Tarih dersinden başkalar?na üçer soru sorulurken, bana farkl? olarak dördüncü bir soru eklendi. Bediüzzaman’?n Kürt, benim ise Türk olduğumu ifade ile “Kürt Teali Cemiyetini kim kurdu?” dediler. Ben de, “Böyle bir mevzuyu sizler ders esnas?nda anlatmad?n?z. Tarih kitab?nda da yazm?yor. Bunu siz bilirsiniz…” dedim. Neticede, kurul üyesi diğer hocalar bana (10 üzerinden) 8 verirken, tarih hocas? ise 3 vermiş…
    .....................
    'Hakiki alimler,zalim hükümdarlara karşı hak ve hakikati pervasızca söyleyen alimlerdir.' İşte biz,ancak böyle ve müttaki bir allamenin söz ve eserlerine itimad edebiliriz

  3. #3
    Vefakar Üye MuhammedSaid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    388

    Standart

    Alıntı SERDENGECT? Nickli Üyeden Alıntı
    Durumu böylece Üstad’a anlatt?m. Üstad, mert bir tav?rla, “Benim menfi cereyanlarla alakam olmam?şt?r. ?spat edilememiştir. ?ftirad?r. Risale-i Nur 650 milyon Müslüman’?n uhuvvet-i ?slamiyesini, hürriyetini müdafaa etmiştir.” (Son Şahitler, cilt 4, c.157)





    Adalet Bakan? Fuat Sirmen: “SaidNursi’nin hüviyet ve faaliyeti siyasi değildir.”



    Eşref Edip Bey’in tesbitleri



    II. Meşrutiyet ve mütareke döneminden (1918), Bediüzzaman’?n vefat tarihi olan 1960 senesine kadar, kendisini en yak?ndan tan?yan, takip eden ve samimi dostluk kurarak irtibat?n? hiç kesmeyen gazetecilerin baş?nda Sebilürreşad’?n sahibi, naşiri ve başmuharriri Eşrep Edip (Fergan) Bey gelir. Dolay?s?yla, zaman?n gazetecileri aras?nda en güvenilir kalemlerden biri olan Eşref Edip’in, Bediüzzaman ile ilgili yazd?klar?n? da dikkate değer bulmaktay?z:

    “Merhum Said Nursi’nin, 1925’deki Kürt isyan?nda ?stanbul’da Seyit Abdulkadir ve arkadaşlar?yla birlikte yabanc? elçilikleri dolaşarak Kürdistan istiklali için notalar verdiği ise, tamamen hilaf-? hakikattir (hakikate muhalif).

    “Seyyit Abdulkadir meselesiyle Şeyh Said isyan? tamamen ayr? hadiselerdir. Ve merhumun her iki hadise ile de asla alakas? olmam?şt?r. Bilakis, her ikisinin de bu hareketlerini doğru görmemiştir. Türk milletine karş? hareketten, onlar? şiddetle menetmiştir.

    Ne Abdulkadir meselesinde, ne Şeyh Said isyan? meselesinde kendisi isticvab (sorgulanma) edilmemiştir. Yabanc? elçiliklere gidip notalar vermek şöyle dursun, eğer en küçük bir alakas? olsayd?, herhalde taht-? muhakemeye al?n?rd?. Böyle bir şey asla vaki değildir. 1949’da Büyük Millet Meclisi Başkanl?ğ?n? yapan Fuat Sirmen, Adalet Vekili s?fat?yla Millet Meclisi kürsüsünde: “Hüviyetleri siyasi olmayan, faaliyetleri siyasi olmayan Said Nursi…” demek suretiyle, O’nun isyan hareketleriyle hiçbir alakas? olmad?ğ?n? resmen tescil etmiştir. Binaenaleyh, bu husustaki isnad?n?z da, tamam?yla hilaf-? hakikat bir iftiradan ibarettir.” (Eşref Edip. Risale-i Nur Muar?z? Yazarlar?n ?snadlar? Hakk?nda ?lmi Bir Tahlil, s.21, ?stanbul: Sebilürreşad Neşriyat?, (1384) 1965)

    “Umumi Harpte (I. Dünya Savaş?), Şark Cephesinde, Kafkas Cephesinde Milis Alay Kumandan? olarak Enver Paşa, Van Valisi Cevdet Bey, Kumandan K?l?ç Ali, Bitlis Valisi Memduh Bey gibi kumandan ve valilerin takdirkâr nazarlar? önünde cepheden cepheye harp ettiğini, üç mermi yaras? ald?ğ?n?, Birçok Müslüman’?n ve şehirlerin kurtulmas?na vesile olduğunu görüyoruz… Milis Alay Kumandan? olarak Büyük Harpteki mücadele ve yararl?klar? görülmek istenirse, Genel Kurmayda Harp Tarihi Şubesindeki dosyas?na da bak?labilir.

    “Elde ettiğimiz kanaat, 37 senedir, eğer kendisinde Kürtçülük fikri bulunsayd?, muhakkak bir s?z?nt?s?, bir ipucu, bir delil bulunacakt?. Hâlbuki yüzlerce mahkemeden birisi bu hususta en ufak bir delil bulamam?ş ve bir mahkûmiyet vermemiştir.

    “Gerek umumi emniyet, gerek umumi emniyette yap?lan araşt?rma ve soruşturmalarda, Kürtçülüğe dair en ufak bir delil görülmemiştir.

    “Yine bir vakit, Mevlanzade R?fat (KTC üyesi, sonradan 150’liklere dâhil) nam?nda birisi, Kürdistan Devleti kurmak fikri ile Kürt Teali Cemiyeti kurmuştu. Bu cemiyetin reisliğine Bediüzzaman’? getirmek için yapt?klar? teklifi O: “Yapt?ğ?n?z, milleti parçalamakt?r, millete ihanettir. Ben sizin cemiyetinize giremem.” diye, şiddetli bir surette reddetmiştir. Bu red mektubu halen hayatta bulunan Konsolidci Asaf namiyle meşhur ihtiyar bir gazetecidir.

    “Şark isyan?n? ç?karan Şeyh Said’e “Bin seneden beri âlem-i ?slam’?n bayraktar? olan bu milletin torunlar?na k?l?ç çekilmez.” diye, isyandan vazgeçmesi için mektuplar yazm?şt?r.

    “Ve netice itibariyle, Said Nursi’nin hayat?n? Türklerin içinde geçirmesi, ekseri dost ve muhiplerinin Türklerden ç?kmas?, yüz otuz eserini Türkçe yazmas? ve bütün eserlerinde böyle bir davay? reddetmesi; O’nun Kürtçülükle hiçbir alakas? olmad?ğ?n?n kuvvetli bir delilidir. (A.g.e., s.68-71)

    (Not: Eşref Edip Bey, kitab?na ald?ğ? bu bilgileri, ayn? zamanda Bediüzzaman’?n talebelerinden Said Özdemir taraf?ndan haz?rlan?p o y?llarda mevcut “Maarif Din Planlama Komisyonu’na verilen rapora dayand?r?ld?ğ?n? da ayr?ca belirtmektedir.)



    Talebesini hangi tehlikeden kurtard??



    1923 y?l? başlar?nda Ankara’da bulunduğu s?rada mebuslara hitab eden Bediüzzaman, baş?ndan geçen hakikatli bir misali şöyle anlat?r: “Eskiden (Birinci Dünya Harbinden evvel), Türk olmayan bir talebem vard?(Müküslü Hamza Efendi). Eski medresemde (Van’daki Horhor Medresesi), hamiyetli ve gayet zeki o talebem, ulum-u diniyeden ald?ğ? hamiyet dersi ile her vakit derdi: “Salih bir Türk, elbette fas?k kardeşimden ve babamdan, bana daha ziyade kardeştir ve akrabad?r.” Sonra ayn? talebe, talihsizliğinden, s?rf maddi fünun-u cedide okumuş. Sonra, ben, dört sene sonra esaretten gelince onunla konuştum. Hamiyet-i Milliye baksi oldu. O dedi: “Ben şimdi, rafizi bir Kürdü, Salih bir Türk hocas?na tercih ederim.” Ben de: “Eyvah!” dedim. “Ne kadar bozulmuşsun?” Bir hafta çal?şt?m, onu kurtard?m, eski hakikatli haline çevirdim.” (Tarihçe-i Hayat, s.128)





    Bediüzzaman, daima müsbet ve meşru hareketten yana olmuştur



    Sinan Omur



    Eşref Edip gibi uzun y?llar gazetecilikle meşgul olmuş mühim bir şahsiyet de Hüradam gazetesi sahibi merhum Sinan Omur (1898 Bolu – 1974 ?stanbul) Beydir. Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi’yi Anlat?yor isimli eserin 94. sayfas?nda yer alan Sinan Omur’un konumuzla ilgili hat?ralar? özet olarak şöyledir:

    “Üstad Bediüzzaman’? ilk olarak 24 Temmuz 1332’de (1915) Sübhan Dağ?nda görmüştüm. O zaman 18 yaş?ndayd?m, beni askere alm?şlard?. Üstad, orada Milis Teşkilat? Başkumandan?yd?. Devaml? at üzerinde dolaş?r, orduya cesaret verirdi. Onu ikinci kez görmem ise, 1925 senesinde oldu; daha sonraki yollarda da irtibat?m?z devam etti.

    “Şeyh Said’e hürmet duyanlar?, O’na selam verenleri bile asm?şlard?. Fakat Said Nursi’ye dokunmam?şlard?. Niçin? Zira Said Nursi’nin bu isyanla hiçbir alakas? yoktu. Çünkü Bediüzzaman, daima müsbet hareket eden bir şahsiyetti. Gidiniz, bak?n?z efendim, bu hususta da Feridun Kandemir’in dosyas?nda da tam dört tane vesika var. Dördü de müsbettir.

    “Said Nursi için yap?lan ve söylenen iftiralar?n hepsi yalan. Bu kuvvetli adam? imha etmek istiyor düşmanlar?. Biliyorsunuz, bu adam Türk milletinin iman?na hizmet için elinden ne gelirse yapm?ş. Düşmanlar? da, O’nun için ne iftira varsa yap?yorlar. Bu iftiralar?n hepsi ona isabet edemez. Gösterin bana bu büyük üstad?n dünyada nesi var? Kürdistan kuracakm?ş, Kürdistan idare edecekmiş? Mevlanzade R?fatlar, Şükrübabanzadeler falan; şurada burada… Babanzade Kürt Teali Cemiyeti’nin sekreteri. Mevlanzade Serbesti Gazetesi’nin sahibi. Bunlar tutuyorlar KTC kuruyorlar, bununla Kürt hükümeti kurmak istiyorlar…

    “Bediüzzaman’da diyor ki: “Mademki böyle bir kuvvetimiz var, o halde gelin Osmanl?’y? kurtaral?m. Çünkü Osmanl? ?slamiyet’e büyük hizmet yapm?şt?r. Gelin birlikte devletimizi kurtaral?m. Bizler parça parça olursak, ir şey yapamay?z.”

    “Deidiğim gibi Bediüzzaman’?n siyasi cephesi ve görüşü mükemmel…”



    Kürt-Ermeni ittifak? sözleşmesinde Bediüzzaman’?n tepkisi



    Osmanl? eski Hariciye Naz?rlar?ndan (D?şişleri Bakan?) Kürt Said Paşan?n oğlu ve ayn? zamanda Osmanl? hükümetinin Stockholm büyükelçiliği yapm?ş olan Kürt Şerif Paşa, Ermeni Bogos Nubar Paşa ile birlikte Paris’te Kürt-Ermeni işbirliği yolunda ortak bir muht?ra (Ocak 1920) yay?nlar. Bu muht?rada, Kürtlerle Ermenilerin kardeş olduklar?, her iki milletin de Türk’ler taraf?ndan zulme uğrad?klar? belirtilerek, dolay?s?yla Avrupa Devletlerinin desteğiyle Anadolu’nun doğusunda bağ?ms?z birer Kürdistan ve Ermenistan devletlerinin kurulmas? talebi aç?kça dile getirilir.

    Ancak, hakl? dayanaktan yoksun bu Ermeni-Kürt ittifak?na karş? en büyük tepkiyi öncelikle Kürt âlimleriyle diğer ileri gelen şahsiyetler gösterdi. Bunlar aras?nda en dikkate değer tepkilerden biri de Bediüzzaman Said Nursi’den geldi.

    Bediüzzaman, ?kdam gazetesinden sonra, 4 Mart 1336 (1920) tarihli Sebilürreşad Gazetesinde de konuyla ilgili çok tesirli bir makale neşreder. Şimdi, Bediüzzaman’? Şerif Paşa’n?n KTC’deki yandaşlar?yla birlikte hareket ettiğini iddia edenlere susturucu bir cevap mahiyetinde o yaz?dan baz? pasajlar? birlikte okuyal?m:

    “Bogos Nubar ile Şerif Paşa aras?nda akledilen mukaveleye (antlaşmaya) en müskit ve beliğ cevap, Vilayat-? Şark?ye’de Kürd aşairi, rüesas? taraf?ndan çekilen telgraflard?r.

    “Kürtler, camia-y? ?slamiye’den ayr?lmağa asla tahammül edemezler. Bunun aksini iddia edenler, mutlaka makas?d-? mahsusa taht?nda hareket eden ve Kürtlük nam?na söz söylemeğe selahiyattar olmayan beş-on kişiden ibarettir.

    “Ermeniler, Şarki Anadolu’da davay? temellüke (toprak edinme davas?) muvaffak olamayacaklar?n? anlad?lar. Maksatlar?na, Kürtler nam?na hareket ettiğini iddia eden Şerif Paşa’y? alet etmeyi muvaf?k (uygun) buldular… ?şte bu gaye ile o mahut beyanname müştereken imzaland? ve konferansa takdim olundu.

    “Ermenilerin maksad?, Kürtleri aldatmaktan başka bir şey olamaz. Çünkü ileride (gayelerine ulaşt?klar? takdirde) Kürtleri bir Millet-i tabia (uydu) haline getirecekleri muhakkakt?r. Buna ise, akl? baş?nda olan hiçbir Kürt taraftar değildir.

    Kürtler, ecnebi himayesinde bir muhtariyeti kabul etmektense, ölümü tercih ederler. Eğer, Kürtlerin serbestiyet-i inkişaf?n? düşünmek laz?msa, bunu Bogos Nubar’la Şerif Paşa değil, Devlet-i Aliye düşünür.”





    Bediüzzaman: “Ben böyle fitnelere alet olmam!”



    “Zararl? teşebbüslere meylim yok”



    Bediüzzaman Said Nursi’nin, Eskişehir Mahkemesinde yapt?ğ? müdafaadan bir parça: “Menemen Hadisesinin bir yalanc? taklidini yap?p, millete dehşet verip… hiç hat?r ve hayalimize gelmeyen entrikalarla, beni Barla’dan Isparta’ya (1934 y?l?nda) cebren celp ettiler. Bakt?lar, ben öyle fitnelere alet olam?yorum ve öyle her cihetçe vatana, millete, dine zararl? olan akim teşebbüslere hiçbir meylim yoktur, anlad?lar. Ki, o vakit, planlar?n? değiştirdiler.

    “Adalet noktas?ndan tarafgirlik fikrini verip, adaletin mahiyetini zulme çeviren, hakk?mda sarf edilen bir tabirdir ki, Isparta’da ve burada baz? isticvablarda (sorgulamalarda) ismim Said Nursi iken, her tekrar?nda “Said Kürdi” ve “Bu Kürd” diye beni öyle beni yâd ediyorlar. Bununla, hem ahiret kardeşlerimin hamiyet-i milliyelerine ilişip aleyhime bir his uyand?rmak, hem mahkeme ve adaletin mahiyetine bütün bütün z?t ve muhalif bir cereyan vermektir.

    “…Benim hakk?mda bir yabanilik hissini veren ve nazar-? adaleti şaş?rtmak isteyen adamlara derim:

    “Ey efendiler! Ben, her şeyden evvel Müslüman’?n ve Kürdistan’da dünyaya geldim. Fakat Türklere hizmet ettim. Yüzde doksan dokuz menfaatli hizmetim Türklere olmuş ve en çok hayat?m Türkler içinde geçmiş ve en sad?k ve en halis kardeşlerim Türklerden ç?km?ş. Ve ?slamiyet ordular?n?n en kahraman? Türkler olduğundan, meslek-i Kur’aniyem cihetiyle, her milletten ziyade Türkleri sevmek ve taraftar olmak kudsi hizmetimin muktezas? (gereği) olduğundan, bana Kürd diyen ve kendini milliyetperver gösteren adamlardan bini kadar Türk milletine hizmet ettiğimi, hakiki ve civanmert bin Türk gençlerini işhad (şahid) edebilirim.” (Tarihçe-i Hayat, s.202)



    Netice



    Bediüzzaman Said Nursi’nin Kürtçülükten, bölücülükten ceza gördüğüne dair hiçbir yerde herhangi bir delil ve kay?t bulunmamaktad?r.

    Yine iddia edildiği gibi, Bediüzzaman’?n Kürt Teali Cemiyetine üye olduğuna ilişkin de, bugüne kadar ortaya geçerli hiçbir belge, vesika ç?kar?lmam?şt?r.

    Hal böyle iken, bir tak?m yalan yanl?ş bilgilerle yahut belgelerde tahrifat yapmak suretiyle bu şahsiyeti karalamak ve kariyerine leke sürmeye kalk?şmak, akademinin şerefine yak?şmamaktad?r. Ümit ederiz ki, Selçuk Üniversitesi idaresi yap?lan büyük hatay? fark edip, en k?sa zamanda bunu tamir cihetine gider.



    Bibliyografya



    Akgündüz, Prog. Dr. Ahmet. Güneydoğu Meselesi ve Çözüm Yollar?. ?stanbul: OSAV Yay?nlar?, 1994.

    Anter, Musa. Hat?ralar?m (I-II). ?stanbul: Yön Yay?nc?l?k, 1992

    Aytepe, Oğuz. Tarih ve Toplum (ayl?k dergi). ?stanbul: ?letişim Yay?nlar?, Haziran 1998/174.

    Bad?ll?, Abdulkadir. Bediüzzaman Said Nursi Mufassal Tarihçe-i Hayat?. ?stanbul: Timaş Yay?nlar?, 1990

    Ball?, Rafet. Kürt Dosyas?. ?stanbul: Cem Yay?nlar?, 1992.

    Çak?r, Ruşen. Ayet ve Slogan (Türkiye’de ?slami Oluşumlar). ?stanbul: Metis Yay?nlar?, 1991.

    Düzdağ, M. Ertuğrul. Türkiye’de ?slam ve Irkç?l?k Meselesi. ?stanbul: Cihad Yay?nlar?, 1976.

    Eşref Edip. Risale-i Nur Muar?z? Yazarlar?n ?snatlar? hakk?nda ?lmi Bir Tahlil. ?stanbul: Sebilürreşad Neşriyat?, 1965.

    Göldaş, ?smail. Kürdistan Teali Cemiyeti. ?stanbul: Doz Yay?nlar?, 1991.

    Kutlay, Naci. ?ttihat-? Terakki ve Kürtler. Ankara: Beybun Yay?nlar?, 1992.

    Malmisanij. Said-i Nursi ve Kürt Sorunu. ?stanbul: Doz Yay?nlar?, 1991.

    Müftüoğlu, Mustafa. Yalan Söyleyen Tarih Utans?n (III Cilt). ?stanbul: Çile Yay?nlar?, 1979.

    Nursi, Bediüzzaman Said. Tarihçe-i Hayat? (otobiyografi). Printed in Germany: Yeni Asya Neşriyat: 1994.

    Nursi, Bediüzzaman Said. Tuluat. (?çtima-i Reçeteler) ?stanbul: Tenvir Neşriyat, 1990.

    Nursi, Bediüzzaman Said. Divan-? Harb-i Örfi. ?stanbul: Yeni Asya Neşriyat, 1993

    Nursi, Bediüzzaman Said. Sünuhat. ?stanbul: Yeni Asya Neşriyat, 1993

    Rohat. Unutulmuşluğun Bir Öyküsü: Said-i Kürdi. ?stanbul: F?rat Yay?nlar?, 1991.

    Şahiner, Necmeddin. Bilinmeyen Taraflar?yla Bediüzzaman Said Nursi. ?stanbul: Yeni Asya Yay?nlar?: 1998.

    Şahiner, Necmeddin. Son Şahitler B.S. Nursi’yi Anlat?yor (4 Cilt). ?stanbul: Yeni Asya Yay?nlar?: 1993.

    Tunaya, Tar?k Zafer. Türkiye’de Siyasal Partiler (I-II). ?stanbul: Hürriyet Vakf? Yay?nlar?, 1986.

    Z?nar S?lopi (Kadri Cemil Paşa). Doza Kürdistan. Ankara, 1991.
    Mehmet Latif Salihoğlu - Yeni Asya
    'Hakiki alimler,zalim hükümdarlara karşı hak ve hakikati pervasızca söyleyen alimlerdir.' İşte biz,ancak böyle ve müttaki bir allamenin söz ve eserlerine itimad edebiliriz

  4. #4
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    Bediüzzaman Said Nursi’nin Kürtçülükten, bölücülükten ceza gördüğüne dair hiçbir yerde herhangi bir delil ve kay?t bulunmamaktad?r.

    Yine iddia edildiği gibi, Bediüzzaman’?n Kürt Teali Cemiyetine üye olduğuna ilişkin de, bugüne kadar ortaya geçerli hiçbir belge, vesika ç?kar?lmam?şt?r.
    Allah raz? olsun..bilmediğimiz bir şeyi daha öğrendik..

  5. #5
    mti
    mti isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Gayyur mti - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Bursa
    Yaş
    26
    Mesajlar
    87

    Standart

    Ben zaten ?slam Yaşar'?n kitab?nda hayat?n? okuduğum için biliyordum ama birde okumak çok güzel oldu.Allah Raz? Olsun...

    Allah'ın Selamı Üzerinizde Olsun...

    İmân,insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise,insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır. Küfür,insanı gayet âciz bir canavar hayvan eder.
    Ettekraru ahsen velev kane 180...

    Puanım : 486 TM, 486 FM(OKS Denemesi)
    "Ya İstanbul beni alacak ya da ben İstanbul'u."FSM
    "Kılıcın yapamadığını adalet yapar."Kanuni

    İnsan bu su misali akarya,bir yanda akan benim öbür yanda Sakarya...

  6. #6
    Ehil Üye Fehim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Yaş
    57
    Mesajlar
    1.866

    Standart

    Üstad?n as?l gayesi ilay-? Kelimetullaht?r,böyle dünyevi maksatl? cemiyetlere tabiki rağmet etmeyecektir.

    Allah raz? olsun Serdengeçti kardeşim...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Başka Açıdan Ruh'un Varlığının İspatı
    By ademyakup in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 14.07.09, 21:02
  2. Risale Okuyanlara Bir Sual, Müsbet ve Menfi Adalet
    By *reşha* in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 16.04.09, 08:26
  3. Müsbet ve Menfî Hareket Nedir?
    By Bîçare S.V. in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 14.03.09, 08:24
  4. Cennetin İspatı
    By azize in forum Şiirler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 24.10.07, 20:36
  5. Meleklerin Varlığının İspatı
    By ademyakup in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 07.12.06, 08:23

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0