+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 26

Konu: Bediüzzaman ve Şeyh Said Arasındaki ...

  1. #1
    Ehil Üye Seha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Mesajlar
    1.626

    Standart Bediüzzaman ve Şeyh Said Arasındaki ...

    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
    Bu konu hakk?nda farkl? görüşler var.Bir kaç yaz? okudum ama tam netlik kazanmad?.Şimdi Üstad kendisi Şeyh Said'e mektup yazarak ayaklanmamas? gerektiğini söylemiştir ve dahilde k?l?ç çekilmez demiştir.

    Başka biri de buna binaen ise;

    ''Said Nursinin Siyasi hatalar? olduğunu kendinin söylediğini okumuştum dediğim kaynaklardan yararlan?rsan?z sizde okuyacaks?n?z ...Mesela Şeyh Said K?yam?nda kardeşleriyle birlikte cehd edemediği için üzüldüğü ibarelerini okumuştum
    Risalelerdeki Lemalar?n 10 cu bölümündeki Şeyh Said ve Yan?ndakileri öven ve onlar?n birer şehid olduklar?n? söyleyerek rahmette bulunup dua ettiği k?sm?n hala risalelerde mevcut olmay?ş? neden acaba?''


    10 Lema Şefkat tokatlar? değil mi?
    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
    Abdulbaki abinin izahlar?yla bir yaz? paylaşm?şt?m:
    Şeyh said dindar bir insan idi.Sadece metod olarak Üstad hazretleri onlar? desteklemedi.elbtte ki onlara dua etmek gerekir ve Üstad da etmiş olabilir..Ancak şöyle bir görüş var ki ,Güya üstad hazretleri Şeyh Saide destek vermemiş ve daha sonra da bu yapt?ğ?n?n hata olduğunu söyleyerek pişman olmuş.Bunu kesinlikle kabul edemeyiz.Çünkü Üstad Şehy Saidin iman?na,islami inanc?na karş? bir duruş yapmam?ş.Ahirzamanda dinsizlik cereyan?n?n süfyaniyet cephesi tahribata başlad?ğ? için onlara maddi cihat ile karş? konulamayacağ?n? hadislerden anlayarak manevi cihad olan iman-? tahkiki k?l?c? ile cihat devri başlad?ğ? için şeyh saide ve taraftarlar?na destek vermemiştir.Çünkü masumlar belaya düşer ve zarar görür onlara zulmedilmiş olur ve de öyle olmuş.Üstad elbetteki böyle sünnet muhalif bir metodla yap?lan tarza destek veremezdi ve de vermemiş.

    Bu yaz?dan sonra şöyle bir yorum daha geldi:

    Al?nt?
    Çünkü masumlar belaya düşer ve zarar görür onlara zulmedilmiş olur ve de öyle olmuş

    Hz Hüseyin bu noktay? görememiş demek kötü !

    Şeyh Said ayaklanmas?n? okuyunuz ! Sizin kaynaklar?n?z ne derece doğru olduğunu düşünmeden edemiyorum !

    Mustafa ?slamoğlunun Şeyh Said K?yam? kitab?n? bulabilirseniz okuman?z? tavsiye ederim..Yada Anadolu Halk ?syanlar?/Hareketleri ne bakabilirsiniz...

    Birde burdan bak?n?z !

    ....
    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
    Türk, Kürt Birdir, Kardeştir

    Şark isyan?nda Şeyh Said ve askerleri Üstad?m?z Bediüzzaman'? Şarktaki büyük nüfuzundan istifade için mücadeleye iştirake davet ettiği zaman cevaben demiş: öYapt?ğ?n?z mücadele kardeşi kardeşe öldürtmektir ve neticesizdir. Türk milleti ?slâmiyete bayraktarl?k etmiş, dini uğrunda yüz binlerle, milyonlarla şehid vermiş ve milyonlar veli yetiştirmiştir. Binaenaleyh kahraman ve fedakar ?slam müdafiilerinin torunlar?na, yani Türk milletine k?l?nç çekilmez ve ben de çekmem, diye hem cevab-? red vermiş hem mücadelesinden vazgeçmesini söylemiştir.
    Osmanl?ca teksir Asa-y? Mûsa , s. 250. Isparta.

    .........................
    Barla Lâhikas? | Onuncu Lem´a | 202

    B?R?NC?S?
    Bu biçare Said'dir. Her ne vakit hizmete fütur verir, neme lâz?m deyip hususî, nefsime ait işlerle meşgul olduğum zaman tokat yemişim. Hem de kanaatim geliyor ki, ihmalimden tokat yedim. Çünkü, hangi maksad?m beni iğfale sevk etmişse, onun aksiyle tokat yerdim. Sair hâlis arkadaşlar?m?n da yedikleri şefkat tokatlar?, dikkat ede ede, benim gibi, hangi maksat için ihmal etmişse, onun aksiyle şefkat tokatlar?n? yediklerinden, kanaatimiz gelmiş ki, o hadiseler hizmet-i Kur'âniyenin kerametindendir.
    Meselâ, bu biçare Said, Van'da ders-i hakaik-i Kur'âniye ile meşgul olduğum miktarca, Şeyh Said hâdisât? zaman?nda vesveseli hükûmet, hiçbir cihette bana ilişmedi ve ilişemedi. Vakta ki neme lâz?m dedim, kendi nefsimi düşündüm, âhiretimi kurtarmak için Erek Dağ?nda harabe mağara gibi bir yere çekildim. O vakit sebepsiz beni ald?lar, nefyettiler; Burdur'a getirildim.

    Devam?
    ..............
    10.lema da burada.
    Şeyh Said ayaklanmas? sürecinde Üstad mağrada inzivada idi. Adettendir ki inzivaya çekilene her ne sebeble olsun rahats?zl?k verilemez.
    Bu dahi bir delildir.
    Muhabbetle
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 10:48 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Meselâ, bu biçare Said, Van'da ders-i hakaik-i Kur'âniye ile meşgul olduğum miktarca, Şeyh Said hâdisât? zaman?nda vesveseli hükûmet, hiçbir cihette bana ilişmedi ve ilişemedi. Vakta ki neme lâz?m dedim, kendi nefsimi düşündüm, âhiretimi kurtarmak için Erek Dağ?nda harabe mağara gibi bir yere çekildim. O vakit sebepsiz beni ald?lar, nefyettiler; Burdur'a getirildim.

    burda neden şefkat tokad? yemiş.?
    aç?klayan kardeş var m??

    Yoksa şeyh saide destek vermedi diyemi tokat yeyip burdura gönderilmiş.?
    ne anlat?l?yor burda?
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 10:49 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  3. #3
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Muhterem kardeşlerim,bizim elimizde Nur'u Kuran varken aç?k söyleyeyim be Mustafa ?slamoğlu'nun kitaplar?na bu konuda bakmak istemem.bakmak isteyen bakabilir.Bir de Üstad hazretlerini hakiki manada anlamayan insanlar?n Üstad ile ilgili yazd?klar?da bize delil olamaz.Bizlerin en büyük delili Kur'an?n manevi bir mucizesi olan ve bu asr? belki gelecek asr?-k?yamete kadar-tenvir edecek Risale-i Nur külliyat? var.Bizim bu konudaki yegane kaynağ?m?z Kur'an ve Sünnet-i Resulullah ad?na Risale-i Nurlard?r.Bak?n?z Kuran bu zamanda dahilde mddi cihad?n kapand?ğ?na işaret ediyor.Üstad da bunu 11.Şuaya al?yor.

    Evet, evvelâ başta (Dinde zorlama yoktur; doğruluk sap?kl?ktan, îman küfürden iyice ayr?lm?şt?r." Bakara Sûresi, 2:256.)cümlesi, makam-? cifrî ve ebcedî ile bin üç yüz elli (1350) tarihine parmak basar ve mânâ-y? işârî ile der: Gerçi o tarihte, dini, dünyadan tefrik ile dinde ikraha ve icbara ve mücahede-i diniyeye ve din için silâhla cihada muar?z olan hürriyet-i vicdan, hükümetlerde bir kanun-uesasî, bir düstur-u siyasî oluyor ve hükümet, lâik cumhuriyete döner. Fakat ona mukabil mânevî bir cihad-? dinî, iman-? tahkikî k?l?c?yla olacak. Çünkü, dindeki rüşd-ü irşad ve hak ve hakikati gözlere gösterecek derecede kuvvetli burhanlar? izhar edip tebyin ve tebeyyün eden bir nur Kur'ân'dan ç?kacak diye haber verip bir lem'a-i i'caz gösterir.

    Şimdi hakikat bu iken Üstad nas?l böyle yanl?ş bir metodu destekler ve pişman oldum der anlayam?yorum.Buradan Şeyh sait'in inamani cephesi mevzumuzun d?ş?nda,biz sadece metod cihedini değerlendiririz.?nami olarak ehl-i iman kardeşlerimizdir ve dua da ederiz etmemiz de gerekir.Kimse söylentilere kulak asmas?n derim.Üstaddan böyle bir delil varsa onu göstersin diyoruz.Üstad?n o ayaklanmaya metodik olarak destek vermediğini inşirah kerdeşimiz zaten girmiş.
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 10:49 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  4. #4
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    yunusum kardeşim sizin sorduğunuz sorunun cevab? konuşan yaln?z hakikattir başl?ğ? ile ilgili bölümde aç?klanm?şt?r.
    Konuşan yaln?z hakikattir
    Risale-i Nur'da ispat edilmiştir ki, bazen zulüm içinde adalet tecellî eder. Yani, insan bir sebeple bir haks?zl?ğa, bir zulme mâruz kal?r, baş?na bir felâket gelir, hapse de mahkûm olur, zindana da at?l?r. Bu sebep haks?z olur. Bu hüküm bir zulüm olur. Fakat bu vâk?a adaletin tecellîsine bir vesile olur.

    Kader-i ?lâhî başka bir sebepten dolay? cezaya, mahkûmiyete istihkak kesb etmiş olan o kimseyi bu defa bir zâlim eliyle cezaya çarpt?r?r, felâkete düşürür. Bu, adalet-i ?lâhînin bir nevi tecellîsidir.

    Ben şimdi düşünüyorum. Yirmi sekiz senedir vilâyet vilâyet, kasaba kasaba dolaşt?r?l?yorum. Mahkemeden mahkemeye sürükleniyorum. Bana bu zâlimane işkenceleri yapanlar?n bana atfettikleri suç nedir? Dini siyasete âlet yapmak m?? Fakat bunu niçin tahakkuk ettiremiyorlar? Çünkü hakikat-i halde böyle birşey yoktur.

    Bir mahkeme aylarca, senelerce suç bulup da beni mahkûm etmeye uğraş?yor. O b?rak?yor; diğer bir mahkeme ayn? meseleden dolay? beni tekrar muhakeme alt?na al?yor. Bir müddet de o uğraş?yor, beni tazyik ediyor, türlü türlü işkencelere mâruz k?l?yor. O da netice elde edemiyor, b?rak?yor. Bu defa bir üçüncüsü yakama yap?ş?yor. Böylece musibetten musibete, felâketten felâkete sürüklenip gidiyorum. Yirmi sekiz sene ömrüm böyle geçti. Bana isnad ettikleri suçun asl? ve esas? olmad?ğ?n? nihayet kendileri de anlad?lar.

    Onlar bu itham? kasten mi yapt?lar, yoksa bir vehme mi kap?ld?lar? ?ster kas?t olsun, ister vehim olsun, ben böyle bir suçla münasebet ve alâkam olmad?ğ?n? kemâl-i kat'iyetle yakinen ve vicdanen biliyorum. Dini siyasete âlet edecek bir adam olmad?ğ?m? bütün insaf dünyas? da biliyor. Hattâ beni bu suçla itham edenler de biliyorlar. O halde neden bana bu zulmü yapmakta ?srar edip durdular? Neden ben suçsuz ve mâsum olduğum halde böyle devaml? bir zulme, muannid bir işkenceye mâruz kald?m? Neden bu musibetlerden kurtulamad?m? Bu ahval adalet-i ?lâhiyeye muhalif düşmez mi?

    Bir çeyrek as?rd?r bu suallerin cevaplar?n? bulam?yordum. Bana zulüm ve işkence yapt?klar?n?n hakikî sebebini şimdi anlad?m. Ben kemâl-i teessürle söylüyorum ki, benim suçum, hizmet-i Kur'âniyemi maddî ve mânevî terakkiyat?ma, kemâlât?ma âlet yapmakm?ş.

    Şimdi bunu anl?yorum, hissediyorum, Allah'a binlerle şükrediyorum ki, uzun seneler ihtiyar?m haricinde olarak hizmet-i imaniyemi maddî ve mânevî kemalât ve terakkiyat?ma ve azaptan ve Cehennemden kurtulmama ve hattâ saadet-i ebediyeme vesile yapmakl?ğ?ma, yahut herhangi bir maksada âlet yapmakl?ğ?ma mânevî gayet kuvvetli mânialar beni men ediyordu. Bu derunî hisler ve ilhamlar beni hayretler içinde b?rak?yordu. Herkesin hoşland?ğ? mânevî makamat? ve uhrevî saadetleri a'mâl-i saliha ile kazanmak ve bu yola müteveccih olmak hem meşru hakk? olduğu, hem de hiç kimseye hiçbir zarar? bulunmad?ğ? halde ben ruhen ve kalben men ediliyordum. R?za-y? ?lâhîden başka f?trî vazife-i ilmiyenin sevkiyle, yaln?z ve yaln?z imana hizmet hususu bana gösterildi. Çünkü şimdi bu zamanda hiçbir şeye âlet ve tâbi olmayan ve her gayenin fevkinde olan hakaik-i imaniyeyi f?trî ubudiyetle, bilmeyenlere ve bilmek ihtiyac?nda olanlara tesirli bir surette bildirmek; bu keşmekeş dünyas?nda iman? kurtaracak ve muannidlere kat'î kanaat verecek bir tarzda, yani hiçbir şeye âlet olmayacak bir tarzda, bir Kur'ân dersi vermek lâz?md?r ki, küfr-ü mutlak? ve mütemerrid ve inatç? dalâleti k?rs?n, herkese kat'î kanaat verebilsin. Bu kanaat de bu zamanda, bu şerait dahilinde, dinin hiçbir şahsî, uhrevî ve dünyevî, maddî ve mânevî bir şeye âlet edilmediğini bilmekle husule gelebilir.
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 10:49 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  5. #5
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    C?HAD-I MANEV?-Kardeşlerim aşağ?daki manevi cihat meselesini biz nas?l es geçebiliriz.Bu Risale-i Nurlar?n en büyük bir düsturudur.Risale-i Nur mesleğinin en önemli metodlar?ndan biriside ve diğer mesleklerden ay?ran özellikte bu konudur.Buray? kaç?ramay?z.Başkalar? ne derse der,ancak bizin Risalelerden ald?ğ?m?z hakikat dersi bizi bağlar derim.Bide masumlar?n belaya düşmesi hadisesi var ki onuda ayr?ca işleyeceğiz.Şimdilik cihad-? manevi bölümlerini alal?m Risalelerden.Hen 10.Lema 1934'te telif edilmiş.Aşağ?daki mektuplarda 1955-56'larda telif edilmiş.Sonra 10.Lemada bahsedilen bölümü niçin o kişiler al?nt? yap?p ispat etmiyorlar ki.

    "Hem dahildeki cihad-?mânevî, mânevî tahribata karş? çal?şmakt?r ki, maddî değil, mânevî hizmetler lâz?md?r.
    Çünkü as?l mesele bu zaman?n cihad-? mânevîsidir. Mânevî tahribat?na karş? sed çekmektir. Bununla dahilî âsâyişe bütün kuvvetimizle yard?m etmektir.

    Ve cihad-? mâneviyenin en büyük şart? da vazife-i ?lâhiyeye kar?şmamakt?r ki, "Bizim vazifemiz hizmettir; netice Cenab-? Hakka âittir. Biz vazifemizi yapmakla mecbur ve mükellefiz."

    Haricî tecavüze karş? kuvvetle mukabele edilir. Çünkü düşman?n mal?, çoluk çocuğu ganimet hükmüne geçer. Dahilde ise öyle değildir. Dâhildeki hareket, müsbet bir şekilde mânevî tahribata karş? mânevî, ihlâs s?rr?yla hareket etmektir. Hariçteki cihad başka, dahildeki cihad başkad?r. Şimdi milyonlar hakikî talebeleri Cenab-? Hak bana vermiş. Biz bütün kuvvetimizle dahilde ancak âsâyişi muhafaza için müsbet hareket edeceğiz. Bu zamanda dahil ve hariçteki cihad -? mâneviyedeki fark pek azîmdir.(Emirdağ Mektuplar?-??)
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 10:50 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  6. #6
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Manevi cihada geçişin işaretlerini belirten k?s?mlar."Bediüzzaman, rivayetlerde gelen eşhas-? âhirzamana ait haberlerin mühim bir k?sm?n? ve hürriyetten evvel ?stanbul'da te'vilini söylediği Hadîslerin ihbar ettiği âhirzaman?n dehşetli şah?slar?n?n Âlem-i ?slâm ve insaniyette zuhur ettiğini görür. Ve yine, gelen rivayetlerden, onlara karş? ç?kacak ve mukabele edecek olan hizbül-Kur'an hakk?nda, "O zamana yetiştiğiniz zaman, siyaset cânibiyle onlara galebe edilmez; ancak manevî k?l?nç hükmünde i'caz-? Kur'an?n nurlariyle mukabele edilebilir." tavsiyesine müraatla, Ankarada teşrik-i mesai edemiyeceği için, kendisine tevdi edilmek istenen meb'usluk, Dar-ül-Hikmet-il-?slâmiye gibi Diyanetteki azal?ğ?, hem Vilâyât-? Şarkiye vaiz-i umumiliği tekliflerini kabul etmez. Kendisini fikrinden vazgeçirmek için çal?şan ve Ankaradan ayr?lmamas?n? rica için istasyona kadar gelen bir k?s?m mebuslar?n da arzular?na uyam?yacağ?n? bildirerek Ankara'dan ayr?l?r, Van'a gider. Ve orada hayat-? içtimaiyeden uzaklaşarak Erek Dağ? eteğinde, Zernebad Suyu baş?nda bir mağarac?kda idâme-i hayat etmeye başlar...(Tarihçe-i Hyat-s:148)"
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 10:50 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  7. #7
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Üstad?n önemli bir mektubu bu meseleye bak?yor san?yorum:

    Mühim bir suale hakikatli bir cevapt?r

    Büyük memurlardan bir kaç zat benden sordular ki: "Mustafa Kemal sana üç yüz lira maaş verip, Kürdistana ve vilâyât-? şarkiyeye, Şeyh Sinûsî yerine vâiz-i umumî yapmak teklifini neden kabul etmedin? Eğer kabul etseydin, ihtilâl yüzünden kesilen yüz bin adam?n hayatlar?n? kurtarmaya sebep olurdun" dediler.

    Ben de onlara cevaben dedim ki: Yirmişer, otuzar senelik hayat-? dünyeviyeyi o adamlar için kurtarmad?ğ?ma bedel, yüz binler vatandaşa, herbirisine milyonlar sene uhrevî hayat? kazand?rmaya vesile olan Risale-i Nur, o zâyiat?n yerine binler derece iş görmüş. Eğer o teklifi ben kabul etseydim, hiçbir şeye âlet olamayan ve tâbi olmayan ve s?rr-? ihlâs? taş?yan Risale-i Nur meydana gelmezdi.(Emirdağ Lahikas?-1-mektup No:2)
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 10:50 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  8. #8
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    yine çok öenmli bir mektup.Üstad?n idareye ve siyasete,yani maddi cihada tevessül etmemesinin hakiki sebeplerini beyan eden bir mektup.Ayr?ca masumlara zarar geleceğine ve zulüm olacağ?na dair izahta burada aç?klan?yor.

    Bu defaki küçük müdafaat?mda demiştim:

    "Risale-i Nur'daki şefkat, hakikat, hak, bizi siyasetten men etmiş. Çünkü mâsumlar belâya düşerler; onlara zulmetmiş oluruz." Baz? zâtlar bunun izah?n? istediler. Ben de dedim:

    Şimdiki f?rt?nal? as?rda gaddar medeniyetten neş'et eden hodgâml?k ve asabiyet-i unsuriye ve umumî harpten gelen istibdadat-? askeriye ve dalâletten ç?kan merhametsizlik cihetinde öyle bir eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdadat meydan alm?ş ki, ehl-i hak, hakk?n? kuvvet-i maddiye ile müdafaa etse, ya eşedd-i zulüm ile, tarafgirlik bahanesiyle çok bîçareleri yakacak; o hâlette o da ezlem olacak ve mağlûp kalacak. Çünkü, mezkûr hissiyatla hareket ve taarruz eden insanlar, bir iki adam?n hatas?yla yirmi otuz adam?, âdi bahanelerle vurur, perişan eder. Eğer ehl-i hak, hak ve adalet yolunda yaln?z vuran? vursa, otuz zayiata mukabil yaln?z biri kazan?r, mağlûp vaziyetinde kal?r. Eğer mukabele-i bilmisil kaide-i zâlimânesiyle, o ehl-i hak dahi bir ikinin hatas?yla yirmi otuz biçareleri ezseler, o vakit, hak nam?na dehşetli bir haks?zl?k ederler.

    ?şte, Kur'ân'?n emriyle, gayet şiddetle ve nefretle siyasetten ve idareye kar?şmaktan kaç?nd?ğ?m?z?n hakikî hikmeti ve sebebi budur. Yoksa bizde öyle bir hak kuvveti var ki, hakk?m?z? tam ve mükemmel müdafaa edebilirdik.(On ?kinci Şua -son mektup)
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 10:50 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  9. #9
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
    Abdulbaki abi,kafamda tasarlay?p da tam bulamad?ğ?m yerleri bulmuşsunuz.Teşekkür ederim.
    Size özel mesajla bir soru yönelttim fakat özel mesaj kutunuz dolu olduğu için gitmedi.
    Sorum şuydu:''Şimdi bu soru ve tart?şman?n ç?kt?ğ? yer dini bir site.Ve bir hafta öncesine kadar konuyu kapatt?k.Çünkü iki tarafta bir türlü uzdaşamad?lar.Buradan bir kaç yer eklesem o yere,tekrar tart?şmaya sebebiyet vermiş olur muyum?''
    Zulmün genişlemesi meselesi:

    Aziz, s?dd?k kardeşlerim,

    [Hem mânevî, hem maddî bir kaç cihette sorulan bir suale mecburiyet taht?nda bir cevapt?r.]

    Sual: Neden, ne dahilde, ne hariçte bulunan cereyanlara ve bilhassa siyasetli cemaatlere hiçbir alâka peydâ etmiyorsun? Ve Risale-i Nur ve şakirtlerini mümkün olduğu kadar o cereyanlara temastan men ediyorsun? Halbuki, eğer temas etsen ve alâkadar olsan, birden binler adam Risale-i Nur dairesine girip, parlak hakikatlerini neşredeceklerdi; hem bu kadar sebepsiz s?k?nt?lara hedef olmayacakt?n.

    Elcevap: Bu alâkas?zl?k ve içtinab?n en ehemmiyetli sebebi: Mesleğimizin esas? olan ihlâs bizi men ediyor. Çünkü, bu gaflet zaman?nda, hususan tarafgirâne mefkûreler sahibi, herşeyi kendi mesleğine âlet ederek, hattâ dinini ve uhrevî harekât?n? da o dünyevî mesleğe bir nevi âlet hükmüne getiriyor. Halbuki, hakaik-i imaniye ve hizmet-i nuriye-i kudsiye, kâinatta hiçbirşeye âlet olamaz. R?za-? ?lâhîden başka bir gayesi olamaz. Halbuki şimdiki cereyanlar?n tarafgirâne çarp?şmalar? hengâm?nda bu s?rr-? ihlâs? muhafaza etmek, dinini dünyaya âlet etmemek müşkülleşmiş. En iyi çare, cereyanlar?n kuvveti yerine, inayet ve tevfik-i ?lâhiyeye dayanmakt?r.

    ?çtinab?m?z?n çok sebeplerinden bir sebebi de, Risale-i Nur'un dört esas?ndan birisi olan "şefkat etmek, zulüm ve zarar etmemektir." Çünkü 6 yani, "Birisinin hatâs?yla, başkas? veya akrabas? hatakâr olmaz, cezaya müstehak olmaz" olan düstur-u irade-i ?lâhiyeye karş?, bu zamanda 7 s?rr?yla şedit bir zulümle mukabele eder. Tarafgirlik hissiyle, bir câninin hatâs?yla, değil yaln?z akrabas?na, belki taraftarlar?na dahi adâvet eder. Elinden gelse zulmeder. Elinde hüküm varsa, bir adam?n hatas?yla bir köye bomba atar. Halbuki bir mâsumun hakk?, yüz câni için feda edilmez; onlar?n yüzünden ona zulmedilmez. Şimdiki vaziyet, yüz mâsumu birkaç câni için zararlara sokar.

    Mesela, hatâl? bir adama müteallik, biçare ihtiyar valide ve pederi ve mâsum çoluk çocuklar? ezmek, perişan etmek, tarafgirâne adâvet etmek, şefkatin esas?na z?tt?r.

    Müslümanlar içinde tarafgirâne cereyanlar yüzünden, böyle mâsumlar zulümden kurtulam?yorlar. Hususan ihtilâle sebebiyet veren vaziyetler, bütün bütün zulmü dağ?t?r, genişletir.(Emirdağ Lâhikas? (1) - Mektup No: 18 )
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 10:51 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  10. #10
    Gayyur mardynli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Mardin
    Mesajlar
    129

    Standart

    Şeyh Said Hadisesi Ve Bediüzzaman’?n yaklaş?m?









    Aradan geçen seksen iki senelik zaman Şeyh Said hadisesinin tart?şmas?n? bitiremedi. Bu konuda yüzlerce araşt?rma yap?ld?. Değişik bas?n ve yay?n organlar?nda tart?şmalar ve yaz?lar yer ald?. Kimine göre bu hareket bir Kürt direnişiydi. Kimine göre bir Şeriat k?yam?yd?. Asl?nda bu konunun kapanacağ? da yak?n zamanda mümkün görülmemektedir. Çünkü Devlet Arşivleri bu konulara hâlâ kapal?. ?stiklâl Mahkemelerinin tart?şmal? kararlar? hâlâ aç?klanm?ş değil. Ve hâlâ Takrir-i Sükun Kanununun uygulamalar? sorgulanabilmiş değil. Peki Bediüzzaman bu konulara nas?l izah getirdi? Bu soruya cevap aramadan önce dilerseniz bu hadise nas?l meydana geldi, onu hat?rlayal?m.

    Şeyh Said hadisesi, 13 Şubat 1925 günü Diyarbak?r ilinin Dicle ilçesinde başlam?şt?r. Hadise k?sa sürede Bingöl, Elaz?ğ, Muş ve Diyarbak?r’?n ilçelerini içine alacak şekilde büyür. Bunun üzerine Fethi Bey başkanl?ğ?ndaki hükümet hadise yerlerine askerî birlikleri sevk eder. Bu arada hemen 23 Şubat 1925’te s?k?yönetim ilân edilir. Hükümet harekâtta yeterince tedbir almad?ğ? gerekçesiyle eleştirildiğinden istifaya zorlan?r. ?smet Paşa yeniden Başbakanl?ğa getirilir. ?smet Paşa hükümetinin ilk icraat? ?stiklal Mahkemelerinin kurulmas?, diğer icraat? ise Takrir-i Sükun Kanunu olmuştur. Bölgeye yönelik büyük bir aktarma harekât? düzenlenmiş, en sonunda Nisan ay?nda Muş yak?nlar?nda Şeyh Said’in yakalanmas? ile bu harekât son bulmuştur. Şeyh Said’in kendisi de Diyarbak?r’da kurulan ?stiklal Mahkemesinin karar? ile 29 Haziran 1925 tarihinde 46 arkadaş? ile birlikte idam edildi.

    Şeyh Said’e, Cibran ve Hasenan aşiretinden başka hiçbir Kürt aşireti yard?m etmez. Hadisenin geçtiği illerde yaşayan sadece bütün Zaza Sünni aşiretleri Şeyh Said ile beraber hareket ederler.

    Hadisenin ayr?nt?lar?n? ve geniş izah?n? araşt?rmac?-tarihçilere havale ederek, Bediüzzaman’?n bu konudaki genel yaklaş?m?n? ve hareket tarz?n?n ne olduğunu anlamaya çal?şal?m.

    Bediüzzaman’?n Barla hayat?n?n anlat?ld?ğ? giriş bölümünde, Şeyh Said’in ismi zikredilmeden yard?m talebine ilişkin şöyle bir ifade geçer: “Van’da, mezkûr mağarada yaşamakta iken, Şarkta ihtilal ve isyan hareketleri oluyor. ‘Sizin nüfûzunuz kuvvetlidir’ diyerek, yard?m isteyen bir zat?n mektubuna, ‘Türk milleti as?rlardan beri ?slâmiyet'e hizmet etmiş ve çok velîler yetiştirmiştir. Bunlar?n torunlar?na k?l?ç çekilmez; siz de çekmeyiniz, teşebbüsünüzden vazgeçiniz. Millet, irşad ve tenvir edilmelidir’ diye cevap gönderiyor.’’ (Tarihçe-i Hayat, s. 135) ?şte burada sözü geçen mektubun olmad?ğ? baz? kişiler taraf?ndan iddia edilmektedir.

    Ancak her ne kadar mektup belge olarak elde mevcut değilse de, Bediüzzaman’?n bu konudaki Risale-i Nur’un muhtelif yerlerindeki beyanlar? mektup hadisesinin yaşand?ğ?n? gözler önüne sermektedir. “‘Bizimle çal?ş’ dediler. Dedim: ‘Yeni Said öteki dünyaya çal?şmak istiyor, sizinle çal?şamaz; fakat size de ilişmez.’ Evet, ilişmedim ve ilişenlere de iştirak etmedim. Çünkü, an’anat-? milliye-i ?slâmiye lehinde istimal edilebilir bir deha-i askerîyi, an’ane aleyhine çevirmeye maatteessüf bir vesîle oldu. Evet, ben, Ankara reislerinde, husûsan Reisicumhurda bir deha hissettim ve dedim: ‘Bu dehay?, kuş kondurmakla an’anat aleyhine çevirmek caiz değildir.’ Onun için, ne kadar elimden gelmişse dünyalar?ndan çekindim, kar?şmad?m. On üç seneden beri siyasetten çekildim.” (Tarihçe-i Hayat, s. 195)

    ?şte yukar?da naklettiğimiz sat?rlar, Bediüzzaman’?n Şeyh Said hadisesine bak?ş aç?s?n? apaç?k ortaya sermektedir. Mektubun maddî olarak olup olmamas? bir şeyi değiştirmez. Çünkü Bediüzzaman Şarkta yaşanan bu elim hadiselerin, ?slâm lehinde yaşanmas? muhtemel olabilecek müsbet havay? değiştirdiğini, aksine ?slâm geleneği aleyhine çevirmeye bir sebep teşkil ettiğini ve Ankara reislerinde özellikle Cumhurbaşkan?nda olan 'deha'n?n ?slâm aleyhine çevrilmesine sebep olman?n caiz olamayacağ?n? ifade eder. Maalesef Bediüzzaman’?n bu ikazlar?na kulak verilmediği için hadiseler Müslümanlar?n aleyhine işlemiş ve y?llar boyu bunun ac?s? maddî ve manevî bir şekilde hissedilmiştir. Bediüzzaman yine bu konuyla bağlant?l? olarak ‘’dinde hassas, muhakeme-i akliyede noksan olanlar, iyilik zann?yla o batakl?k zeminde tohum ekmeye başlamas?yla...” (Divan-? Harb-i Örfi 45 ) diyerek dinde hassas fakat ak?l muhakemesinden eksik olanlar?n iyilik yapt?klar?n? zannederek şuursuzca şuurlu düşmana yard?m edebileceklerini söyler.

    Netice itibariyle Bediüzzaman’?n, Şeyh Said hadisesinin yan?nda yer almas?n?n düşünülemeyeceğini, böyle bir hareket tarz?n?n ?slâm'a uygun olmad?ğ?n? da aşağ?daki sat?rlardan rahatl?kla öğrenebiliriz: “Haricî tecavüze karş? kuvvetle mukabele edilir. Çünkü düşman?n mal?, çoluk çocuğu ganimet hükmüne geçer. Dahilde ise öyle değildir. Dâhildeki hareket, müsbet bir şekilde mânevî tahribata karş? mânevî, ihlâs s?rr?yla hareket etmektir. Hariçteki cihad başka, dahildeki cihad başkad?r. Şimdi milyonlar hakikî talebeleri Cenab-? Hak bana vermiş. Biz bütün kuvvetimizle dahilde ancak âsâyişi muhafaza için müsbet hareket edeceğiz. Bu zamanda dahil ve hariçteki cihad-? mâneviyedeki fark pek azîmdir.” (Emirdağ Lâhikas?, s. 456)

    Ancak her ne kadar Şeyh Said’in hareketini yukar?da s?ralamaya çal?şt?ğ?m?z ölçüler içerisinde kabul ve tasvip edemezsek de, bu hadise bahane edilerek yap?lan zulüm ve haks?zl?klar? göz ard? etmemiz mümkün değildir. Çünkü şah?slar?n hatalar? yüzünden on binlerce insan, haks?z ve sebepsiz yere y?llarca öz yurdunda sürgüne mahkûm edilmiş, masum ve hadiseyle hiç ilgisi olmayanlar evlerinden ve barklar?ndan mahrum b?rak?lm?şlard?r.

    Bediüzzaman da bu sürgünden nasibini alm?ş ve kaderin sevkiyle Van’dan başlayan sürgünü, ömrünün sonuna kadar devam etmiştir. Bediüzzaman, Şeyh Said’in yanl?ş metodunu hayat? boyunca tamir etmeye çal?şm?ş, hatta Nur talebelerine verdiği son dersinde ‘’müsbet hareket"e dikkat çekmiştir. Evet bugün de ?slâm âleminin her şeyden önce bu derse şiddetli ihtiyac? vard?r.

    Mehmet Selim Mardin
    Orjinali: www.msmardin.net.ms
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 10:53 ) değiştirilmiştir.
    Ey kendini insan bilen insan! kendini oku. yoksa, hayvan ve camid hükmünde insan olmak ihtimali var.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cemaatler Arasındaki Nizaya Bediüzzaman’ın Bakışı
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 31.10.19, 09:07
  2. Cevaplar: 36
    Son Mesaj: 04.09.12, 00:55
  3. Şeyh Sudeysi ve Şeyh Şureym
    By Ehl-i telvin in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.02.07, 21:22
  4. Şeyh Seyda'nın Bediüzzaman'a Duası
    By Meyvenin Zeyli in forum Dualar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.12.06, 22:22

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0