“İstanbul’un İngilizler tarafından işgal edildiği yıllarda
Bediüzzaman da oradadır ve işgal kuvvetlerine karşı cesur mücadelelerde bulunur.

Bediüzzaman’ın bu kahraman mücadelesini yakından takip eden Ankara hükümeti
,
onu dâvet eder.

Önceleri ‘Ben tehlikeli yerde mücahede etmek istiyorum. Siper arkasında mücahede etmek hoşuma gitmiyor. Anadolu’dan ziyade, burayı daha tehlikeli görüyorum’

diyerek bu dâvete yanaşmasa da, ısrarlı teklifler üzerine 1922 yılı Kurban Bayramından bir hafta kadar evvel trenle Ankara’ya gider. İstasyonda kalabalık bir halk topluluğu ve milletvekilleri tarafından karşılanır.

Zamanın Siverek Milletvekili Yüzbaşı Abdülgani Ensari ile Bediüzzaman arasında o günlere ait şöyle bir lâtife cereyan eder:
“3 Temmuz 1922 Perşembe günü Kurban Bayramı arefesinde Bediüzzaman, Ensari’ye:

"Ensari! Yarın Said’in başını kesecekler" der.
“Ensari de bu cümledeki inceliği ve tevriyeyi anlayamaz ve "Nasıl olur efendim?" diye telâş eder.“

Bediüzzaman bu lâtifeyi ona şu şekilde izah eder:

"Said kelimesinden "sin" harfi kaldırılsa, yani baş harfi olan "sin" kesilirse, geriye ‘iyd’ kalır ki, o da bayram demektir. Yarın kurban bayramıdır.
”



Bilinmeyen Taraflarıyla B.S.N., s. 258