+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 ve 9

Konu: Gizli Mezarın Sırr-ı Hikmeti

  1. #1
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart Gizli Mezarın Sırr-ı Hikmeti

    M. Latif SALİHOĞLU
    Gizli mezarın sırr-ı hikmeti (1)



    Hayli zamandır, insanlarımız neticesi meşkûk (şek'li, şüpheli) birtakım gündem maddeleriyle meşgul ediliyor.

    Evlerden, kahve köşeşelerinden, tâ Meclis zeminine kadar hemen her ortamda tartışmaya açılan bu maddelerin biri bitmeden, bir diğeri devreye sokuluyor.

    İki sene öncesinin en hararetli tartışma konusu, başörtüsü meselesiydi. Özellikle kız öğrencilerin, başı örtülü şekilde üniversiteye girip giremeyeceği hususu tartışılıyordu. Meclis ve kamuoyu, bu konuyla günlerce, aylarca meşgul edildi.

    Bu arada yapılan ciddî usûl hataları sebebiyle, yaşanan sıkıntı eskisinden beter bir hale geldi.

    Mesele, ne yazık ki, fiyaskoyla neticelendi. Kışkırtılan hevesler hapsedildi, ümitler ye'se inkılâp ettirildi.

    Katsayı meselesinde, yine benzer bir durum yaşandı.
    Ardından bir "açılım" furyası başladı ki, içinin–dışının ne olduğunu bilene, başını–sonunu kestirene aşk olsun.

    Bu ucûbeye, önce "Kürt açılımı" dendi. İkinci adımda DTP Başkanıyla "ikili görüşme" hadisesi gerçekleşti.

    Reaksiyonlar artınca, paketin ismi "Demokratik açılım"a dönüştürüldü.
    Baykal'a yazılan görüşme talepli mektupta, "Millî birlik projesi" ismi telaffuz edildi. DTP'ye yönelik son mesajlarından birinde ise, "Millî birlik ve kardeşlik projesi" ifadesinin kullanıldığına şahit olduk.

    Nereden nereye...
    Görülüyor ki, bu "açılım" denen şey, lastik gibidir. Nereye istersen, oraya çekebiliyorsun. Tartışılması, havanda su dövmek gibidir; müsbet bir neticeye varamıyorsun.

    Şimdi, bu ucûbe açılımın tam da ciddî mânâda tökezlediği ve kapanmaya yüz tuttuğu bir anda, pat diye "gizli mezar" meselesi gündeme getirildi.
    Medyaya yansıyan haberlere göre, Başbakanlık tarafından, mezarı meçhulde olan Seyyit Rıza, Şeyh Said ve Said Nursî gibi zatlar için "Mezarları araştırılsın!" talimatı verilmiş.

    Alın size nur topu gibi bir gündem maddesi daha...
    Konuşun, tartışın, tartışabildiğiniz kadar... Zıtlaşın, zıtlaşabildiğiniz kadar...
    Göreceksiniz, bu tartışma ve zıtlaşmalarla bütün sıkıntılar bitecek, bütün dertler devâ bulacak; herkesin karnı tok, sırtı pek bir hale gelecek; vatan sathı, gül–gülistan olacak(!)
    Şu hale ağlasak mı, gülsek mi, bilemiyoruz.
    Yahu, şu gizli mezar meselesi, öyle hassas bir konu ve öylesine netameli bir meseledir ki, aynı dâvâya gönül vermiş insanları dahi zıt kutuplara iterek onları karşı karşıya getirebiliyor.

    Ama, kimin umurunda?

    Meseleye bodoslamasına dalan, sazan gibi atlayan, dahası, hükûmetin hasenat kefesine yazılacak diye, konuya "Mal bulmuş Mağribî gibi" sarılanlar oldu.
    Esasında, maddî–mânevî kriz sancıları çeken kitleleri avutmak ve oyalamak için, bundan âlâ gündem maddesi bulunmaz.

    Bu arada, gizli mezarın araştırılması, yahut bulunmasının, bugün itibariyle ne getirip ne götüreceğine bakmadan, faydalı mı yoksa zarar verici mi olacağına aldırmadan, fütursuzca giden, bu vâdide pervasızca (hatta yer yer nezaketsizce) at koşturanlara da şahit olmaktayız.

    Meselâ, "Benim mezarım gizli kalacak" diye haber veren ve bunun sırr–ı hikmetini mükerreren izah eden Bediüzzaman Hazretlerinin mezar meselesini düşünelim... (Emirdağ Lâhikası, s. 417)

    Hemen bütün Nur Talebeleri biliyorlar ki, bu meselenin iki yönü var: Biri beşerin zulmü, diğeri ise kaderin adâleti.

    Nasip olursa, bir sonraki yazıda bu iki nokta üzerinde durmak ve mezarının gizli kalmasına dair sırlı hikmetleri nazara vermek arzusundayız.


    Yeni Asya
    12.12.2009





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  2. #2
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Eddâî Hâşiye 1
    Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
    Saidden yetmiş dokuz emvât
    Hâşiye 2 bâ-âsâm âlâma.
    Sekseninci olmuştur mezara bir mezar taş,
    Beraber ağlıyor
    Hâşiye 3 hüsrân-ı İslâm’a.
    Mezar taşımla püremvât enîndâr o mezârımla
    Revânım sâha-i ukbâ-i ferdâma.
    Yakînim var ki, istikbâl semâvâtı, zemin-i Asya
    Bâhem olur teslim yed-i beyzâ-i İslâm’a.
    Zîra yemîn-i yümn-i imândır,
    Verir emn ü emân ile enâma.
    Hâşiye
    Hatta, tarihi
    çıkmış. Yani ""Ramazanın iki hilalinden doğmuş bir edep yıldızıdır. (Bin üç yüz otuz yedi eder.)

    Hâşiye 1
    Bu kıta onun imzasıdır.

    Hâşiye 2
    Her senede iki defa cisim tazelendiği için, iki Said ölmüş demektir. Hem, bu sene Said yetmiş dokuz senesindedir. Her bir senede bir Said ölmüş demektir ki, bu tarihe kadar said yaşayacak.

    Hâşiye 3
    Yirmi sene sonraki bu şimdi hali, hiss-i kable’l vuku ile hissetmiş.

    -------------------------------
    "Nasip olursa, bir sonraki yazıda bu iki nokta üzerinde durmak ve mezarının gizli kalmasına dair sırlı hikmetleri nazara vermek arzusundayız. "
    --------------
    Yarını bekliyoruz...!
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  3. #3
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    M. Latif SALİHOĞLU

    Gizli mezarın sırr-ı hikmeti (2)


    Başbakanlık tarafından verilen "Kayıp mezarlar araştılsın!" talimatı ile başlayan kayıp mezar meselesine bugün de devam ediyoruz.

    Kaybedilen, ya da meçhûlde kalan her mezarın ayrı bir hikâyesi vardır. Bunların ortak özelliği ise, acı, hüzün, elem, keder, hasret...

    Bu mezarların çoğu, sahipleri, varisleri, yahut sevenleri tarafından ısrarla ortaya çıkarılması isteniyor. Tâ ki, rahatlıkla ve hiç çekinmeden gidip ziyaret edebilsinler diye...

    Burada istisnaî durum teşkil eden ise, Bediüzzaman Said Nursî'nin mezarıdır.
    Yaklaşık elli yıldır meçhûlde bulunan bu kayıp mezar meselesinin iki ciheti var: Beşerin zulmü ve kaderin adâleti.

    Bu iki cihet, Bediüzzaman, hayatta iken olduğu gibi, mematında da peşini bırakmamış. İnsanlar, ona zulmetmiş; kader–i İlâhî ise, adâlet etmiş.
    Bu hakikati, bizzat kendisi "Konuşan yalnız hakikattir" başlıklı bir mektubunda şu sözlerle ifade ediyor:

    "Risâle–i Nur'da ispat edilmiştir ki, bâzan zulüm içinde adâlet tecellî eder. Yani, insan bir sebeple, bir haksızlığa, bir zulme mâruz kalır, başına bir felâket gelir, hapse de mahkûm olur, zindana da atılır. Bu sebep haksız olur, bu hüküm bir zulüm olur: Fakat bu vâkıa, adâletin tecellîsine bir vesîle olur. Kader–i İlâhî, başka sebepten dolayı cezaya, mahkûmiyete istihkak kesb etmiş olan kimseyi, bu defa bir zâlim eliyle cezaya çarptırır, felâkete sürer. Bu, adâlet–i İlâhiyenin bir nev'î tecellîsidir.

    "Küfr–ü mutlakla mücâdelede, bu kadar ağır şerâit altında, Risâle–i Nur bir derece muvaffak oluyorsa, bunun sırrı işte budur. Said yoktur. Said'in kudret ve ehliyeti de yoktur. Konuşan yalnız hakîkattir, hakîkat–i îmâniyedir.
    "Mâdem ki, nûr–u hakîkat, îmâna muhtaç gönüllerde tesirini yapıyor; bir Said değil, bin Said fedâ olsun." (Tarihçe–i Hayat, s. 594)

    Bir başka mektubunda, dünya hayatında kendisini kalabalıklarla görüşmekten, konuşmaktan, sohbet etmekten men'eden bir hakikatin, vefatından sonra da devam edeceğini söyleyen Bediüzzaman Hazretleri, bu hakikatin, yani mezarının gizli kalması gerektiğine dair hikmetin sırrını şu şekilde izah ediyor.

    "...Bu zamanda şan, şeref perdesi altında, riyakârlık yer aldığından azamî ihlâs ile bütün bütün enaniyeti terk lâzımdır. Dostlar uzaktan ruhuma Fatiha okusunlar. Manevî duâ ve ziyaret etsinler, kabrimin yanına gelmesinler, Fatiha uzaktan da olsa ruhuma gelir.

    "Risâle–i Nur'daki azamî ihlâs ile bütün bütün terki enaniyet için buna bir manevî sebep hissediyorum. Kendini Risâle–i Nur'a vakfetmiş olan yanımda bulunanlardan nöbetle birer adam kabrimin yakınında olup, bu mânâyı lüzumsuz ziyarete gelenlere bildirsinler." (Emirdağ Lâhikası, s. 417)
    23 Mart 1960'ta vefat eden ve nâaşı Urfa'daki Halilurrahman Dergâhına tevdi edilen Üstad Bediüzzaman'ın "vasiyet" niteliğindeki bu sözlerindeki mânânın, ne zaman ve ne şekilde tecelli edeceği hususu, talebeleri tarafından merak ediliyordu.

    Nihayet, beşerin zalim eli 1960 Haziranında devreye girdi ve onun Halilurrahman'daki naaşı "cebren ve hile ile" alınarak bir meçhûle götürüldü.
    Böylelikle, insanların zulmünden sonra, kaderin adâleti de tecelli etmişti.
    Zalimler, onun mezarını kaybettirmekle, dâvâsını da bitireceklerini zannediyorlardı. Ancak, fena halde yanıldılar, aldandılar.

    Zaten, Üstad haykırarak söylemişti "Ben fâniyim; dâvâ ise bâkidir" diye...
    İşte, en büyük mânâ burada da bütün ihtişamiyle tecelli etmişti. Hakikatin lisân–ı hikmeti: "Hayatını iman dâvâsına vakfeden bu zâtı zindana da atsanız, hatta vefatından sonra mezarını dahi kaybettirseniz, yine de onun neşrettiği imân nurunu söndüremezsiniz" diye nidâ ediyordu.

    * * *

    Bediüzzaman Hazretlerinin hayattaki talebelerinin hemen tamamı, onun vasiyetine uyarak mezarının gizli kalması gerektiğini söylüyor.
    Şayet, bu mezar, araştırılarak ortaya çıkarılacak olursa, başta Hz. Üstad'ın ruhaniyeti olmak üzere, hakikî hiçbir talebesinin buna razı olmayacağını da ifade ediyorlar.

    Buna rağmen, yine de ısrarla ve inatla onun mezarı umumun nazarında aleni hale getirilecek olursa, bu takdirde neler olup neler yaşanacağını şimdiden kestirmek hayli zor görünüyor.

    Kuvvetle muhtemeldir ki, şu an hesapta görünmeyen birtakım hadiseler zinciri vücuda gelecek ve bu işin müsebbibleri yaptıklarına belki bin pişman olacaklardır.

    Kaldı ki, Bediüzzaman Hazretlerinin naaşı şu an itibariyle gizli, resmî kurumların bildiği yerde de değil.

    Has talebelerinden Tahirî Mutlu ile Bayram Yüksel'in anlattıklarına göre, yıllar sonra bir şekilde "resmî yerini" öğrendikleri Üstadlarının naaşını bizzat kendileri alıp bir başka meçhûle götürmüşlerdir.

    Burayı ise, ne devletin resmî adamları biliyor, ne de hariçten başka kimseler.
    Esasında, başkasının bilmesi de gerekmiyor. Zira, ortada son derece düşündürücü ve ibret verici bir vasiyet metni var.

    Ayrıca, muhtelif bahislerde, mezar yerinin gizli kalmasına dair hikmetli izahlar var.

    Bütün bunları hiçe sayarcasına, tutup illa da onun mezar yerini araştırmak, yahut meydana çıkarmaya çalışmak, bize göre son derece riskli ve bir o kadar da mânevî mes'uliyeti mûcip bir meseledir.

    Yeni Asya
    14.12.2009





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  4. #4
    Dost selim selim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    7

    Standart

    o mezar bulunup van kalesindeki horhor mağarasına nakledilecektir. güller verildiğinde henien leküm sadaları kabirden işitilecektir

  5. #5
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    Alıntı Şahide Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kaldı ki, Bediüzzaman Hazretlerinin naaşı şu an itibariyle gizli, resmî kurumların bildiği yerde de değil.

    Has talebelerinden Tahirî Mutlu ile Bayram Yüksel'in anlattıklarına göre, yıllar sonra bir şekilde "resmî yerini" öğrendikleri Üstadlarının naaşını bizzat kendileri alıp bir başka meçhûle götürmüşlerdir.

    Burayı ise, ne devletin resmî adamları biliyor, ne de hariçten başka kimseler.
    Esasında, başkasının bilmesi de gerekmiyor. Zira, ortada son derece düşündürücü ve ibret verici bir vasiyet metni var.

    Ayrıca, muhtelif bahislerde, mezar yerinin gizli kalmasına dair hikmetli izahlar var.

    Bütün bunları hiçe sayarcasına, tutup illa da onun mezar yerini araştırmak, yahut meydana çıkarmaya çalışmak, bize göre son derece riskli ve bir o kadar da mânevî mes'uliyeti mûcip bir meseledir.Yeni Asya


    14.12.2009

    Has talebelerinden Tahirî Mutlu ile Bayram Yüksel'in anlattıklarına göre, yıllar sonra bir şekilde "resmî yerini" öğrendikleri Üstadlarının naaşını bizzat kendileri alıp bir başka meçhûle götürmüşlerdir.
    Efendim mübarek kandil gecelerinde Isparta'da merhum Bayram abimizin (RA) manevi atmosferinde vakıfda sabahlardık.. Bayram Abimizle birlikte bazen M.Sungur Abimiz, Yahşi Şaban Abimiz(RA), Mahmut Allahverdi abimiz gibi Üstad Hazretlerini sağ iken hizmetinde bulunan abilerimizde bulunurlardı ve bir keresinde de rahmetli Ali UÇAR (RA) Abimizde gelmişdi Adanadan..

    Ayrıntılara geçmeyecğim, sabh namazı ve kısa kahvaltıdan sonra Üstad (RA) Hazrtlerinin ilk gömüldüğü yer olan Isparta Asri mezarlığının arka kapısından girerek kırık mermer başlıklı mezarda dua ederdik (1984-85 yıllarında ... ÜStad (RA) HAzretleri kurşun tabutta getirildikten sonra buraya defnedildiği sonradan bulunmuştur.. ve hatta maddi olarak bazı abilerimizin bile haberi yoktu (manen haberdar olanlar hariç).. nur dairesinden bir abimizin bir kızı küçük yaşta vefat edince mezar kazmak için tevafuken kurşun tabut bulunmuş ve abilerimize haber verilmiştir.. Tahiri Mutlu (RA) Abimiz at arabasıyla SAV kasabasını götürmüş ve oradan da başka yere nakledilmiştir...

    Bütün bunları hiçe sayarcasına, tutup illa da onun mezar yerini araştırmak, yahut meydana çıkarmaya çalışmak, bize göre son derece riskli ve bir o kadar da mânevî mes'uliyeti mûcip bir meseledir.
    Üstad (RA) HAzretlerinin mezarını araştıran bilinen gazeteci bir Abimiz, bilgileri derleyip talebelerinden öğrenmişti.. mezarı bulmaya giderken arabasıyla düz yolda takla atıp hayatından oluyordu... hem Üstad (RA) hazretlerinin duasına muhalif ve hem de belki meşhur olma düşüncesi hayatına mal oluyordu... selam ve dualrımla..dualarınızı bekleriz inşaallah..
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  6. #6
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    Alıntı selim selim Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    o mezar bulunup van kalesindeki horhor mağarasına nakledilecektir. güller verildiğinde henien leküm sadaları kabirden işitilecektir
    Muhterem kardeşim,

    Üstad (RA) Hazretlerinin şu andaki mezarından alınarak Horhor mağarasına nakledilmesi biraz şüphelidir ve zordur..

    her ne kadar Üstad hazretleri Van kalesi için atıfda bulunsa da -henien leküm- sadalarını ehl-i kalp olan ve Ehl-i keşf-il kubur olan mübarekler tarafından zaten işitiliyor ve selamı alınıyor..
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  7. #7
    Pürheves izgiey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    219

    Standart

    Üstad'ın kabri belli olsaydı günümüz nurcuları ne gibi yanlışlıklar yapardı düşünürsek mezarının gizli olmasındaki hikmeti daha çabuk anlarız.

  8. #8
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    Alıntı izgiey Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Üstad'ın kabri belli olsaydı günümüz nurcuları ne gibi yanlışlıklar yapardı düşünürsek mezarının gizli olmasındaki hikmeti daha çabuk anlarız.
    ve bunu yanında gizli ifsat komiteleri ve mason ve farmasonların faaliyetlerini de unutmamak lazım..

    Barda çalışan Fadimeyi ve esrar hapı üreten sahte şeyh Kalkancıyı kullanarak darbe yapanları da unutmadık..

    Üstad (RA) Hazretleri her zaman kalbimizde... manen perde arkasında başımızda ve arkamızda zahirdir...
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  9. #9
    Dost Ebedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    3

    Standart

    başbakana gönderilmiş maildir ;Recep Tayyip Beye! Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin kabrinin tesbitine dair bir çalışmanın, tarafınızdan verilen bir talimatla araştırılacağı haberini öğrenmiş bulunuyoruz. Üstad Bediüzzamanın vasiyeti ise mezarının herkes tarafından bilinmemesi tarzındadır. Ta ki kabir ziyaretinin usullerini bilmeyen biçare ehli iman, tehlikeli bir tarz ile mevtadan isteklere kalkışmasın .. Onun için bu tehlikeli teşebbüsünüz Bediüzzamana gösterilen bir vefa değil, belki onun razı olmayacağı birgirişimdir!..Müteşebbislerin Said Nursi için başlattıkları lüzumsuz çabalarını geriye almaları, Bediüzzamanın ruhaniyetine hürmet etmek hükmüne geçer diye sizlere hatırlatıyoruz ..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Gizli yüz
    By *SAHRA* in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 20.03.14, 12:31
  2. Sırr-ı İhlâs ile Fenâ fil İhvân
    By aczmendi reşha in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.06.09, 23:12
  3. 16 Kuyu Mezarın Yerini Biliyorum
    By güneşsu in forum Gündem
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 16.04.09, 14:01
  4. Tenkid, Tesanüd ve Sırr-ı Tevhid Arsındaki İlişki Nasıldır.?
    By _MerHeM_ in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 32
    Son Mesaj: 27.08.08, 13:32
  5. Risale-i Nurda Sırr-ı Akrebiyetin İnkişafı...?
    By MuM in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 262
    Son Mesaj: 14.08.08, 14:20

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0