+ Konu Cevaplama Paneli
3. Sayfa - Toplam 15 Sayfa var BirinciBirinci 1 2 3 4 5 13 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 21 ile 30 ve 148

Konu: Bediüzzaman'da Seyyidlik Nişanı

  1. #21
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Şahsi kemalatı perdeleme hikmeti (3)


    Bir sözün kimin tarafından söylediği, kime söylendiği, nerede, ne zaman ve ne maksatla söylendiği bilinmezse eğer, o sözün asıl mana ve mahiyeti de kamilen anlaşılmaz. Yahut, kısmen de yanlış anlaşılır. İşte, dünkü yazımızda kısaca temas ettiğimiz gibi, Üstad Bediüzzaman`ın Seyyidliği ve Mehdiliği hakkında veya ahirzaman şahısları hakkında, zamana, zemine ve muhataplara göre farklı üslup kullanarak sarf ettiği sözlerini de, aynı ölçü ve prensiplerin ışığı altında ele alıp öyle değerlendirmek gerekiyor. Aksi halde, çıkarılacak hüküm ve mana yanlış olur.

    Mesela, Bediüzzaman`ın `vukufsuz ehl-i vukuf` dediği Denizli`deki muarızlarının hazırlamış olduğu raporda (1944) geçen maksatlı bir-iki ifadeye ve buna karşı Üstad Bediüzzaman`ın verdiği cevaplara bir bakalım. Rapordaki ifadelerden birinde şöyle deniyor: `Said Nursi, Müslümanlar arasında ahirzamanda çıkacak olan Süfyan`ı anlatırken, Türk inkılabının yaratıcısında (yani M. Kemal`de) görülen vasıf ve vaziyeti nazara vermiş bulunmaktadır.`

    Bu ehl-i vukufu reddeden ve Ankara`da teşkil edilecek bir yüksek ilim heyetinin eserlerini incelemesini talep eden Bediüzzaman, mahkemedeki iddianameye aynen geçen yukarıdaki iddiaya cevap verirken de, sözü `yaratmak` tabirine getiriyor ve şöyle diyor: `Yaratıcı Cenab-ı Hak`tır. Bu tabir küfre temas ediyor. Böyle tabiri istimal eden, Risale-i Nur`un parlak hakaik-i imaniyesini muhakeme edemez.` (Bkz: Mufassal Tarihçe; A. Badıllı, s. 1002.)

    `Vukufsuz ehl-i vukuf`un söylediği bir başka söz ise–dün de yer verdiğimiz gibi–şöyledir: `Said Mehdiliğini ortaya atsa, bütün şakirtleri kabul edecek.` Üstad Bediüzzaman, bu noktada da `Mehdi değilim` diyerek onları reddettiğini ve asıl maksadı başka olan (meseleye siyasi hakimiyet rengini verip, mahkemenin dikkatini Mehdi–Süfyan çatışması noktasına döndürmek isteyen) bu sinsi muarızlara susturucu cevaplar verdiğini beyan ediyor. (Şualar, s. 334. Emirdağ Lahikası s. 233)

    Burada, iki noktaya daha dikkat: Birincisi, `bütün şakirtlerin` Mehdiliğini kabul etmesi. İkincisi ise, Mehdiliğini yüzde yüz bilse dahi, Bediüzzaman`ın bunu açıkça söylemediği, söyleyemediği ve söylememesi gerektiği hususu... Öte yandan, Üstad Bediüzzaman, yine aynı yerde (Denizli`de) ve aynı seneler zarfında Hasan Feyzi ismindeki talebesinin, Üstadının hem Seyyid, hem Şerif ve hem de üzerinde setr ve ihfa perdesinin bulunduğu bir manevi `hüviyet` sahibi olduğuna dair mektubunu almış, kabul etmiş ve biraz daha perdeledikten sonra bunu Lahikaya koydurmuştur. (Age, s. 75.)

    Keza, aynı Üstad, Emirdağlı talebesi Osman Çalışkan ile Urfalı talebesi Salih Özcan`a, hem anne tarafından, hem baba tarafından evlad-ı Resul olduğunu, yani neseben de Seyyit ve Şerif olduğunu söylemiştir. (Bkz: Son Şahitler; ilgili şahıslar.) Bunlar gibi daha pekçok bilgiler ve belgeler ışığında, yine de herkes şahsi düşünce ve kanaatinde serbesttir. İsteyen, manevi hüviyetini alabildiğine ve olabildiğince setreden Üstad Bediüzzaman`ı Seyyit ve Mehdi olarak kabul eder, isteyen etmez.

    Kimse şöyle veya böyle düşünmeye zorlanamaz. Zaten, bu iş zorla, dayatmayla, baskıyla olacak birşey değil. Üstad Bediüzzaman, `Risale-i Nur bu meseleyi halletmiştir` dediğine göre, eserlerin künhüne vakıf olan bir Nur talebesinin bu meselelerde herhangi bir şüphesi, tereddüdü, arayışı, nümayişi olmasa gerektir. Sadece, safi zihinleri bulandırmaya çalışanlar var ki, onların medar-ı itiraz noktalarını da cevaben izah etmek durumundayız. Meseleyi kim ne tarafa çekerse çeksin, bizim yaptığımız budur, bundan ibarettir.


    M. Latif Salihoğlu
    2005-06-10
    Yeni Asya





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  2. #22
    Dost selim selim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    7

    Standart

    bütün semavi dinlerin bilginleri bir son peygamber geleceğini biliyorlardı ama hepside kendilerinden biri olacak diye düşünüyorlardı ne zamanki arapların arasından haşimi biri geldi onlardan olmadığı için çoğu inkar ettiler hazmedemediler.mehdi(as)ın meseleside öyle araplar türkler farslar kendilerinden biri oacak diye beklediler ve hala bekliyorlar Ama Cenab-ı Hak ne zamanki onu kürtlerin arasından gönderdi kırın mırın bu ne biçim iman Resulullah(SAV) e inancınızıda kontrol edin Allah hepimizi ırki zaaflardan korusun sa

  3. #23
    Yasaklı Üye bir yolcu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    846

    Standart

    perdelenmişse zuhurun
    gizlenmez haşmetli nurun

    MEKTUBAT

  4. #24
    Pürheves bgmnrchn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    akdeniz
    Mesajlar
    155

    Standart

    Alıntı bir yolcu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    perdelenmişse zuhurun
    gizlenmez haşmetli nurun

    MEKTUBAT
    Anlamadım.

    Fâniyim, fâni olanı istemem.

    Âcizim, âciz olanı istemem.

    Ruhumu Rahmana teslîm eyledim, gayr istemem.


    İsterim, fakat bir Yâr-ı Bakî isterim.


    Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim.


    Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudatı umûmen isterim.




    [Sözler, s. 205]


  5. #25
    Dost ozguradam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    34

    Standart

    madem ki üstad perdelemiş siz neden o perdeyi kaldırmaya çalışıyorsunuz.yazdıklarınız sizinle çelişiyor.hem diyorsunuz ki bütün talebeleri seyyid olduğunu biliyordu hem de bunu kendisinin kabul etmediğini söylüyorsunuz.bu kadar talebesinin sen seyyidsin bunu açıkla demesine rağmen bunu kabul etmiyorsa bunda bir hikmet vardır demek.bunu o zamana mal edip o perdeyi şimdi açmaya çalışmanın ne anlamı var.üstadın eski said döneminde yazdığı eserlerde kürd olduğunu açıkça belirtmesine rağmen bunu neden görmezden geliyorsunuz.bir kürd olarak onun kürd olduğunu söylemek neden ırkçılık damarıyla oluyor ki.böyle niyet okumalar nurculuğa yakışıyor mu?.şimdi yavuz sultan selimi,fatihi,kanuniyi seven bir türk ırkçılık damarı ile mi seviyor,bunu açıklayınız.elbetteki her millet içinden çıkan büyük kişilikleri sever sayar.bunda belirli bir kasıt aramak suizanda bulunmaktır.

  6. #26
    muhammedemin
    Guest muhammedemin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı Şahide Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Bediüzzaman'da seyyidlik nişanı





    Muhtelif mahfillerde konuşulup tartışılan konulardan biri de, Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin aslen seyyid olup olmadığı hususudur.

    Üstad Bediüzzaman, 1923'ten evvel "Kürdî", bu tarihten sonra ise "Nursî" lâkabını kullanmıştır.

    Hz. Üstad, bunların dışında da imza yerinde bazı lâkap ve ünvanları kullanmıştır: Molla Said, Mehmed Said, Ebu Lâşey, Garibuzzaman, Sin Ayn, vesaire...

    Ancak, 1923'ten tâ vefat tarihi olan 1960'a kadar hasseten kullandığı lâkap ve imza "Nursî"dir.

    Hatta, 1935'teki Eskişehir ve 1944'teki Denizli Mahkemelerinde, onun hakkında Nursî dışındaki lâkapların kullanılmasını yadırgamış ve itiraz etmiştir.

    Meselâ, bir müdafaasında şöyle diyor: "...İsmim Said Nursî iken, her tekrarında 'Said Kürdî' ve 'bu Kürd' diye beni öyle yâd ediyorlar. Bununla, hem âhiret kardeşlerimin hamiyet–i milliyelerine ilişip aleyhime bir his uyandırmak, hem mahkeme ve adâletinin mahiyetine bütün bütün zıd ve muhalif bir cereyan vermektir." (Tarihçe–i Hayat, s. 202)

    Said Nursî ve hatta bütün Nurslular, zahirî tarih nazarında Kürt sayılırlar. Nursluların bugünkü sosyal ve kültürel yaşantılarına bakıldığında da bundan farklı birşey görülmez.

    Ancak, herşey zahirden ibaret değildir. Hemen her meselede olduğunu gibi, helâket ve felâket asrının adamı olan Bediüzzaman Hazretlerinin nesebi konusunun da bir zahirî, bir de hakikî vechesi var.

    Bu iki vecheyi, hikmetiyle birlikte düşünerek değerlendirmek lâzım.

    Açıkça ifade edelim ki, böyle bir değerlerdirmeyi zahirperestler yapamaz. Aynı şekilde, Türkçüler ve Kürtçüler gibi, Vehhabilik yapan Suudî ırkçılar da İlâhî hikmete uygun bir değerlerdirme yapamaz.

    Hz. Bediüzzaman'ın zahirî ve hakikî hüviyetinin ne olduğunu bilecek ve bunun sıhhatli bir tevilini yapacak olanlar ise, ehl–i tahkik olan Nur Talebeleridir.

    Nitekim, onlardan biri olup "Denizli kahramanı" ünvanını kazanan Hasan Feyzi Efendi, sırr–ı teklif ve imtihana taalluk eden bu meselenin perdesini kısmen aralamış ve aynen şu ifadeyi kullanmıştır: "Ona 'Kürdî' denilmesi, ...Kürtçe bilmesi, o kıyafete girmesi ve öyle görünmesi, kendini setr ve ihfâ için olup, hakikî hüviyet ve milliyetini ihlâl ve inkâr mânâ ve maksadıyla değildir." (Emirdağ Lâhikası, s. 75)

    Dikkatle bakılacak olursa, burada bir "setr ve ihfâ" gerçeğinden bahsedildiği ve zahirin dışında ayrıca bir "hakikî hüviyet ve milliyet"ten söz edildiği görülecektir. (Aynı paragrafın başında ise, Hz. Bediüzzaman'ın hem seyyid, hem de şerif olduğu imâsı yapılıyor.)

    Demek ki neymiş? Herşey zahirden ve görünürden ibaret değilmiş...

    Esasında, hikmet–i İlâhiye de, bunun böyle olmasını iktiza ediyor. Tâ ki, sırr–ı teklif ve imtihan bozulmasın ve "maslahat–ı irşad–ı umumî" zayi olmasın.

    İşte, bu muazzam hakikatin izahına dair, Risâle–i Nur'da beş–altı yerde tekrarla nazara verilen ve ezberlenmesi gereken veciz ifadeler: "Evet, izzet ve azamet ister ki, esbâb perdedâr–ı dest–i kudret ola aklın nazarında; tevhid ve celâl ister ki, esbâb ellerini çeksinler tesir–i hakikiden." (Sözler, s. 265)

    Hasan Feyzi'ye ait yukarıdaki sözlerin, bu veciz hakikate bihakkın paralel düştüğünü görmekteyiz.

    Bazı kardeşlerimiz, Üsdat Bediüzzaman'ın sadece "mânen seyyid" olduğunu söylüyor. Bu ise, hakikatin tamamını yansıtmıyor.

    Zira, Hz. Bediüzzaman'ın mânen olduğu gibi, neseben de kat'iyyen seyyid olduğunu "Büyük Ruhlu Küçük Ali" beyan ediyor. Kuleönü'lü Küçük Ali, Hz. Üstad'ın hem "ikinci Âl"den, hem de "birinci Âl"den olduğu bizce kat'idir diyor. Ayrıca, Âl–i Beyt'ten oluşunun hakikî bir nişanı/işareti olarak, Hz. Üstad'ın omzunda gördüğü "kadem–i Resûl–i Ekrem"den (asm) bahsediyor. (Bkz: Yeni baskı Lem'alar, 22. Lem'anın son haşiyesi.)

    Küçük Ali, bu iddiasına getirdiği delillerden bir tanesi olarak gördüğü bir "nişan"dan söz ediyor ki, o hususî nişan ve işaretlere, Hz. Bediüzzaman'ın kendisi de perdeli şekilde temas ediyor.

    İşte buna dair kendisi de seyyid olan Bedreli Hoca Sabri'ye (Santral Sabri, İskele memuru, Nur ve gül fabrikasının sahibi, Isparta kahramanı Sabri) hitaben yazılan üç mektuptan, üç kısacık ifade:

    1) "...Sabri ise, fıtraten bende mevcut has bir nişan var; bütün gezdiğim yerde kimsede görmedim. Sabri’de aynı nişan–ı fıtrî var. Bütün talebelerim içinde, karabet–i nesliyeden daha ziyade bir karabet kendinde hissetmiş." (Barla Lâhikası, s. 21)

    2) "Sabri kardeş! Senin cisminde (ayağında) kardeşliğimin sikkesini gördüğüm zaman..." (Kastamonu Lâhikası, s. 28)

    3) "Ey Sabri kardeş! Başın sağ olsun. Cenab–ı Hak, o validemizi mağfiret eylesin, âmin. Benim, karabet–i nesebiyeyi (seyidliği) ihsas eden parmaklarındaki nişan ve bu yedi sekiz sene Abdülmecid’den daha hararetli faalâne kardeşlik vazifesini yaptığınızdan, elbette senin merhume validen benim de validemdir." (Age, s. 155)

    Mâlûm, seyyidlerin ayak parmaklarında bir alâmet–i fârika var. Üstad, bu mektuplarında ondan bahsediyor ve Seyyid Hoca Sabri ile aralarında bir akrabalık (karabet–i nesebiye) bağının olduğunu söylüyor.

    Bunlar gibi, Risâle–i Nur'da Üstad Bediüzzaman'ın seyyidliğine dair daha başka deliller, işaretler de var. Perdeyi büsbütün yırtmamak adına, şimdilik bu kadarlıkla iktifa ederek, son cümleyi ekleyelim...

    Elhasıl: Bediüzzaman Hazretleri seyyittir, evlâd–ı Resûldendir; temsil ettiği dâvâ bunu iktiza ettiği gibi, icrâ ettiği hizmetin tesiri de, muhakkak ki böylesi bir kuvve–i kudsiyeye dayanıyor.


    M. Latif SALİHOĞLU
    Yeni Asya
    08.09.2009
    Seyyitlik tartismasi bir yana... Said Nursi'nin seyyit olmasi yada olmamasi bizim imanimiza nasil bir katki saglar? Risale-i Nur'daki iman hakikatlerini tahkik etmek suretiyle Yaraticimizi hakiki manada tanimak degil midir aslolan.

    Bizim meslegimiz tahkik ise, bu meslegin ogretmeni olan Said Nursi'nin kisisel bir ozelligi bizim Yaraticimizi tanimamaza yardimci olur mu sizce? Bence olmaz. Hatta sahsi kemalatin on plana alinmasiyla, bir meseleyi kabul etmek zorunda birakiriz insanlari. Cok mubarek bir zatmis, o dediyse dogrudur seklinde istibdadi bir kabule zorlariz kendi nefsimizi ve insanlari. Tahkik'te bu yoktur.

  7. #27
    Pürheves izgiey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    219

    Standart

    Üstad Hz.leri açık olarak seyyit olmadığını söylemiştir. İlla onun seyyid olduğunu ispatlamaya çalışmanın ne alemi var?

  8. #28
    Pürheves izgiey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    219

    Standart

    Üstad Hz.lerinin akrabaları hala bitliste yaşıyorlar. Onların da böyle bir meselesi yok. Size ne oluyor. Üstad Hz.leri seyyid olmayınca birileri neden rahatsız oluyor?

  9. #29
    Pürheves izgiey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    219

    Standart

    Aslında neyi ne için yaptığınızı anlıyoruz. Üstad Hz.lerine mehdi-i azam dediniz. Uymayan yerleri tevillerle uyduracağız diye uğraşıyorsunuz. Yazık...

  10. #30
    Pürheves izgiey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    219

    Standart

    Sizinle uğraşılmayacağını biliyorum da İsa as'a da bir açıklama getiremiyorsunuz? Efendim, rusyadan kaçarken yolda karşılaşmışlar! Yok ya hu...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Yüzdeki Secde Nişanı
    By sükran in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 04.12.08, 20:00
  2. Bediüzzaman'ın Gençliği, Gençliğin Bediüzzaman'ı
    By EnVaR in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 02.01.08, 19:19
  3. Bediüzzaman
    By almorlila in forum Şiirler
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 05.11.07, 18:15
  4. Bediüzzaman'ın Seyyidlik Meselesi
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 03.04.07, 00:52

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0