+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 7 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 63

Konu: Kambur, Ben mi Haklıyım, Yoksa Sen mi Haklısın?

  1. #1
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart Kambur, Ben mi Haklıyım, Yoksa Sen mi Haklısın?

    Kutb-u Âzam'?n anlamad?ğ?...


    Emin Çay?rl? (Çayc? Emin Bey) anlat?yor:

    “Bir gün beraber (Üstad Bediüzzaman’la) ikindi namaz?n? k?ld?k. Namazdan sonra tesbihatta iken:

    “‘Kambur, ben mi hakl?y?m, yoksa sen mi hakl?s?n?’ diye birisine hitap ediyordu.

    “Ben yine bir çok zamanlar olduğu gibi, hayretler içindeydim. Odas?nda benimle kendisinden başka kimse yoktu. Benim merak?m? görünce, meseleyi şu şekilde izah etti:

    “‘Onuncu Söz, haşir ve âhiret hakk?ndad?r. Ben o eseri, bir vakitler Barla’da yaz?yordum (1926 senesi). Bakt?m o günlerde bir ?slâm düşman?, ?slah? gayr-i-kâbil... Arefeye bir kaç gün vard?. Ben bedduâ ettim. Benim bedduama karş?l?k bütün Hicaz velileri ve Hicaz’daki Kutb-u Âzam ise, onun ?slah? için duâ ediyorlard?. Benim bedduâm ferdî kald?ğ? için iade edildi. Aradan uzun seneler geçti. Bakt?m, bu sene (1938-1939 senesi) bana nihayet hak verdiler. Ben halbuki bunun ?slah?n?n gayr-i kabil olduğunu biliyordum. Onlar nihayet bu sene başlad?lar bedduâ etmeye. Benim konuştuğum Kutb-u Âzam’d?r; Mekke-i Mükerreme’dedir. Bütün Hicaz’la birlikte bedduâ etmeye başlad?. Bana hak verdi. Ben de ona hitap ettim.”

    (Baz? ehl-i velâyetin, ehl-i dalâlete taraftar ç?kmalar? ve onlar? mânen destekleyerek o dalâlet mesleğine kuvvet vermeleri hususunda geniş bilgi için bkz: Mektubât, s. 327-328)

    Son Şahitler, 2. Cild, s. 95


    YEN? ASYA/ 10.11.2006



    http://www.yeniasya.com.tr/2006/11/1...ka/default.htm
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 23:49 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  2. #2
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    ince bir nokta..

    (Mühim ve mahrem bir mesele ve bir s?rr-? velâyet)

    Âlem-i ?slâmda Ehl-i Sünnet ve Cemaat denilen ehl-i hak ve istikamet f?rka-i azîmesi, hakaik-i Kur'âniyeyi ve imaniyeyi, istikamet dairesinde, hüve hüvesine Sünnet-i Seniyyeye ittibâ ederek muhafaza etmişler. Ehl-i velâyetin ekseriyet-i mutlakas? o daireden neş'et etmişler. Diğer bir k?s?m ehl-i velâyet, Ehl-i Sünnet ve Cemaatin baz? desâtirleri haricinde ve usullerine muhalif bir caddede görünmüş. ?şte şu k?s?m ehl-i velâyete bakanlar iki ş?kka ayr?ld?lar:

    Bir k?sm? ise, Ehl-i Sünnetin usulüne muhalif olduklar? için, velâyetlerini inkâr ettiler. Hattâ onlardan bir k?sm?n?n tekfirine kadar gittiler.
    Diğer k?s?m ki, onlara ittibâ edenlerdir. Onlar?n velâyetlerini kabul ettikleri için derler ki, "Hak yaln?z Ehl-i Sünnet ve Cemaatin mesleğine münhas?r değil"; ehl-i bid'adan bir f?rka teşkil ettiler, hattâ dalâlete kadar gittiler. Bilmediler ki, her hâdi zat mühdî olamaz. Şeyhleri hatas?ndan mazurdur, çünkü meczuptur. Kendileri ise mazur olamaz.
    Mutavass?t bir k?s?m ise, o velîlerin velâyetlerini inkâr etmediler, fakat yollar?n? ve mesleklerini kabul etmediler. Diyorlar ki: "Hilâf-? usul olan sözleri, ya hale mağlûp olup hata ettiler; veyahut mânâs? bilinmez müteşabihat misilli şatahatt?r."

    Maatteessüf, birinci k?s?m, hususan ulema-i ehl-i zâhir, meslek-i Ehl-i Sünneti muhafaza niyetiyle, çok mühim evliyay? inkâr, hattâ tadlîl etmeye mecbur olmuşlar. ?kinci k?s?m olan taraftarlar? ise, o çeşit şeyhlere ziyade hüsn-ü zan ettikleri için, hak mesleğini b?rak?p bid'ata, hattâ dalâlete girdikleri olmuş.

    ?şte, şu s?rra dair, pek çok zaman zihnimi işgal eden bir hâlet vard?:

    Bir zaman, ben bir k?s?m ehl-i dalâlete mühim bir vakitte kahr ile dua ettim. Bedduama karş?, müthiş bir kuvvet-i mâneviye ç?kt?. Hem duam? geri çeviriyordu, hem beni men etti.

    Sonra gördüm ki, o k?s?m ehl-i dalâlet, hilâf-? hak icraat?nda bir kuvve-i mâneviyenin teshilât?yla arkas?na ald?ğ? halk? sürükleyip gidiyor, muvaffak oluyor. Yaln?z cebirle değil, belki velâyet kuvvetinden gelen bir arzuyla imtizaç ettiği için, ehl-i iman?n bir k?sm? o arzuya kap?l?p hoş görüyorlar, çok fena telâkki etmiyorlar.

    ?şte bu iki s?rr? hissettiğim vakit dehşet ald?m. "Fesübhânallah," dedim. "Tarik-i haktan başka velâyet bulunabilir mi? Hususan müthiş bir cereyan-? dalâlete ehl-i hakikat taraftar ç?kar m??" dedim. Sonra, bir mübarek Arefe gününde, müstahsen bir âdet-i ?slâmiyeye binaen Sûre-i ?hlâs? yüzer defa tekrar ederek okuyup, onun bereketiyle, "Mühim bir suale cevap" nam?nda yaz?lan mesele ile beraber şöyle bir hakikat dahi rahmet-i ?lâhiye ile kalb-i âcizâneme gelmiş. Hakikat şudur ki:

    Sultan Mehmed Fatih'in zaman?nda hikâye edilen meşhur ve mânidar Cibali Baba k?ssas? nevinden olarak, bir k?s?m ehl-i velâyet, zâhiren muhakemeli ve âk?l görünürken, meczupturlar. Ve bir k?sm? dahi, Bazen sahvede ve daire-i ak?lda görünür, Bazen akl?n ve muhakemenin haricinde bir hale girer. Şu k?s?mdan bir s?n?f?, ehl-i iltibast?r, tefrik etmiyor. Sekir halinde gördüğü bir meseleyi hâlet-i sahvede tatbik eder, hata eder ve hata ettiğini bilmez. Meczuplar?n bir k?sm? ise, indallah mahfuzdur, dalâlete sülûk etmez. Diğer bir k?sm? ise mahfuz değiller; bid'at ve dalâlet f?rkalar?nda bulunabilirler. Hattâ kâfirler içinde bulunabileceği ihtimal verilmiş.

    ?şte, muvakkat veya daimî meczup olduklar?ndan, mânen "mübarek mecnun" hükmünde oluyorlar. Ve mübarek ve serbest mecnun hükmünde olduklar? için, mükellef değiller. Ve mükellef olmad?klar? için muahaze olunmuyorlar. Kendi velâyet-i meczubâneleri bâki kalmakla beraber, ehl-i dalâlete ve ehl-i bid'aya taraftar ç?karlar, mesleklerine bir derece revaç verip, bir k?s?m ehl-i iman? ve ehl-i hakk?, o mesleğe girmeye meş'ûmâne bir sebebiyet verirler.

    Mektubât, s. 327-328
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 23:50 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  3. #3
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    ?şte, muvakkat veya daimî meczup olduklar?ndan, mânen "mübarek mecnun" hükmünde oluyorlar. Ve mübarek ve serbest mecnun hükmünde olduklar? için, mükellef değiller. Ve mükellef olmad?klar? için muahaze olunmuyorlar. Kendi velâyet-i meczubâneleri bâki kalmakla beraber, ehl-i dalâlete ve ehl-i bid'aya taraftar ç?karlar, mesleklerine bir derece revaç verip, bir k?s?m ehl-i iman? ve ehl-i hakk?, o mesleğe girmeye meş'ûmâne bir sebebiyet verirler.
    Bu konu ile alâkal? olarak, (daha iyi anlamam?za yard?mc? olmas? aç?s?ndan) 18. Mektub'un "Birinci Mesele-i Mühimme" si okunabilir.
    Selam ve muhabbetlerimle
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 23:51 ) değiştirilmiştir.
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  4. #4
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart



    kambur mecnun değil ya kardeşlerim.


    kutbu azam.


    o yukardaki ifadeler bu anlatılan hadise ile ilgisi hele hiç mi hiç yoktur.


    dikkatli okuyalım risaleyi haa.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  5. #5
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Alıntı yunusum Nickli Üyeden Alıntı


    kambur mecnun değil ya kardeşlerim.


    kutbu azam.


    o yukardaki ifadeler bu anlat?lan hadise ile ilgisi hele hiç mi hiç yoktur.


    dikkatli okuyal?m risaleyi haa.
    Anlay?ş?m?z? düzeltecek yard?mlar?n?z? bekliyoruz kardeşim. Bu forumda olmam?z?n as?l gayesi Risale-i Nurlar? doğru anlamakta birbirimize yard?mc? olmak değil mi? Bekliyoruz... Selamlar...
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 23:51 ) değiştirilmiştir.
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  6. #6
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart



    kutbu azamlar mecnun olmaz.devamlı hicazda kutbu azam bulunur.


    kambur kendi görüşüne göre ıslah olabilir demiş.ama üstad olmaz demiş.


    sonra anlamışlar hakikaten ıslah olunmaz ve beddua etmişlerdir.


    cibali baba kıssasında bizanslıların içinde bir veli varmış.istanbulun fetholunması neden bu kadar geçikiyor diye akşemseddin araştıroyor.bakıyor ki.onların içinde bir veli var diyorki Allahım kafirçiklerimi koru.


    Akşemseddin bbakıyorki bu veli bir isimde azami ilerlemiş.oda çaılışp bu isimde onu geçiyor.geçince o velinin duası kabul olmuyor.


    bu zübeyir gündüzalpın hayatını anlatan kitabda var.hem üstad mektubatta bahsedilen yere kısa koymuş.





    işte bu velinin yaptığı meczubluktur.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  7. #7
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    ihsan atasoyun yazdığı kitapda hemde abilerin çoğu bilir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  8. #8
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Kardeşim, hakk?n?z? helâl edin; ben halâ anlamad?m. Bize "risaleyi iyi okuyun ha" diyorsunuz, sonra da ?hsan atasoyun kitab?ndan bahsediyorsunuz. Bizim risaleden yanl?ş anlad?ğ?m?z nedir? Doğrusu Risale-i Nurda nerededir? Baki selâmlar...
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 23:56 ) değiştirilmiştir.
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  9. #9
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Alıntı yunusum Nickli Üyeden Alıntı


    o yukardaki ifadeler bu anlat?lan hadise ile ilgisi hele hiç mi hiç yoktur.
    Bilakis hadisenin alttaki konuyla çok alakas? var.Çünkü konu baz? ehl-i velâyetin, ehl-i dalâlete taraftar ç?kmalar? ve onlar? mânen destekleyerek o dalâlet mesleğine kuvvet vermeleriyle ilgili...

    Ve bu konu benim akl?ma çok tak?l?yordu..Mübareklikleri veya samimiyetleri konusunda şüphe olmayan ama baz? tav?rlar?yla yan?lg?ya düşen zatlara çok kişiler tabi oluyor..Acaba tabi olarak o hatalara kendileri de düşen kişilerin mesuliyeti var m?d?r?Veya ortada bir mesuliyet varsa bu tabi olunan?n m?d?r yoksa tabi olanlar?n m?d?r diye?Yukardaki hat?ra ve mektup bana cevap oldu..Elhamdülillah...

    "Bir zaman, ben bir k?s?m ehl-i dalâlete mühim bir vakitte kahr ile dua ettim. Bedduama karş?, müthiş bir kuvvet-i mâneviye ç?kt?. Hem duam? geri çeviriyordu, hem beni men etti.

    Sonra gördüm ki, o k?s?m ehl-i dalâlet, hilâf-? hak icraat?nda bir kuvve-i mâneviyenin teshilât?yla arkas?na ald?ğ? halk? sürükleyip gidiyor, muvaffak oluyor. Yaln?z cebirle değil, belki velâyet kuvvetinden gelen bir arzuyla imtizaç ettiği için, ehl-i iman?n bir k?sm? o arzuya kap?l?p hoş görüyorlar, çok fena telâkki etmiyorlar.

    Ehl-i dalâlete ve ehl-i bid'aya taraftar ç?karlar, mesleklerine bir derece revaç verip, bir k?s?m ehl-i iman? ve ehl-i hakk?, o mesleğe girmeye meş'ûmâne bir sebebiyet verirler. "

    Osmanoğlu abi 18.mektubu da inceledim,faydal? oldu,allah raz? olsun..
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 23:56 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  10. #10
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Bu meseleye başka aç?dan cevap verecak bir hakikat:

    “Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullah Efendi gibi baz? adamlar, ehl-i keşiften rivayeten, bu geçen Ramazan'da Ehl-i Sünnet ve Cemaat için bir ferec, bir fütuhat olacağ?n? haber verdikleri halde, zuhur etmedi. Böyle ehl-i velâyet ve keşif neden hilâf-? vâki haber veriyorlar? Benden sordular. Ben de, birden, sünuhat kabilinden olarak verdiğim cevab?n muhtasar? şudur:

    Hadis-i şerifte vârit olmuştur ki, "Bazan belâ nâzil oluyor; gelirken karş?s?na sadaka ç?kar, geri çevirir." Şu hadisin s?rr? gösteriyor ki, mukadderat, baz? şerâitle vukua gelirken geri kal?r. Demek, ehl-i keşfin muttali olduğu mukadderat mutlak olmad?ğ?n?, belki baz? şerâitle mukayyet bulunduğunu ve o şerâitin vuku bulmamas?yla o hadise de vukua gelmiyor. Fakat o hadise, ecel-i muallâk gibi, Levh-i Ezelînin bir nevi defteri hükmünde olan Levh-i Mahv-?sbatta mukadder olarak yaz?lm?şt?r. Gayet nadir olarak Levh-i Ezelîye kadar keşif ç?kar. Ekseri oraya ç?kam?yor.

    ?şte bu s?rra binaen, geçen Ramazan-? Şerifte ve Kurban Bayram?nda ve daha başka vakitlerde, istihraca binaen veya keşfiyat nev'inden verilen haberler, muallâk olduklar? şerâiti bulamad?klar? için vukua gelmemişler ve haber verenleri tekzip etmiyorlar. Çünkü mukadder imiş, fakat şart? gelmeden o da vukua gelmemiş.

    Evet, Ramazan-? Şerifte bid'alar?n ref'ine Ehl-i Sünnet ve Cemaatin ekseriyetle hâlis duas? bir şart ve bir sebeb-i mühim idi. Maalesef camilere Ramazan-? Şerifte bid'alar girdiğinden, dualar?n kabulüne sed çekip ferec gelmedi. Nas?l ki, sab?k hadisin s?rr?yla, sadaka belây? ref' eder; ekseriyetin hâlis duas? dahi ferec-i umumîyi cezb eder. Kuvve-i cazibe vücuda gelmediğinden, fütuhat da verilmedi.(16.Lem’a)
    Konu MuhammedSaid tarafından (24.05.07 Saat 23:57 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Yoksa Okumadin mi?
    By bayrambjk in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 18.02.17, 23:12
  2. Kambûr duayı kes.. !
    By mucasoz in forum Sesli ve Görüntülü Risale-i Nur Sohbetleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.01.13, 09:47
  3. Aşkın Yoksa Sen De Yoksun!
    By mirkat in forum Edebiyat
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22.08.07, 18:42

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0