+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 22

Konu: Said.i Nursi'nin Kayıp Mezarı

  1. #1
    Ehil Üye yuşaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    kendi dünyamdan
    Mesajlar
    1.808

    Lightbulb Said.i Nursi'nin Kayıp Mezarı

    Tarihin altın sayfalarında yer alan Müslüman halkımızın önderlerinin, din ve milletinin menfaatine layık şekilde dünyada yaşamlarına tahammül edemeyen sistemler, bu büyük önderlerin mezarlarına dahi tahammül edememektedirler.

    Dirilerine tahammülleri olmadığı gibi, ölülerini de hazmedemeyen bu sistemler, bu büyük önderlerimizin kemiklerini bilinmez yerlere bırakmışlar. Çünkü önderlerimizin varlıklarını ve davalarını mazlum halkımızın belleğinden sildirmek, mazlum halkımızın yaşadığı zulüm ve karanlıklara karşı mücadele veren önderlerimizin şanlı miraslarının geleceğe taşınmasını, yeni nesillerin kendi önderlerini tanımalarını ve bunlardan feyiz almalarının önüne geçmek istemektedirler. Bu önderlerimizden biri de Bediüzzaman Said-i Kurdi'dir.


    Hayatı boyunca işkenceli zindanlarda, sürgün ve yalnızlık içinde yaşamaya mahkûm edilen ve hayatı boyunca maddi ve manevi varlığıyla hem ümmetin ve hem de Kürt halkının iftihar sebebi olan Said-i Kurdi'nin mezarı, maalesef bugün bilmediğimiz bir yerdedir. Davasını dünyaya haykıran ve ulaştıran 20. yüzyılın İslami inanç ve yaşam adamı Üstad'ın mezarı bugün nerede olduğu bilinmemekte; Said-i Kurdi de halkını, torunlarını, sevenlerini kendi mezarına davet edememe burukluğunu yaşamaktadır.


    Üstad Said-i Kurdi, gerçekten fırtınalı bir zamanda ve fırtınalı dalgalara karşı değişik biçim ve yöntemlerle savaşmıştır. Onun kavgasının temelini iman oluşturmuş ve bu imanın etrafında insanı ve hayatı var etmek istemiştir. Bunu yaparken de kendi inancını savunmaktan ve anlatmaktan kaçınmamıştır. Giriştiği kavgasında, "kökü dışarıda, kendi burada ecnebi komitesi" şeklinde adlandırdığı zümre ile uzlaşmamış ve uzlaşmaya kapı açılacak fikir ve pratiklerden uzak kalmıştır. Bu nedenle sistem, zindanlarda, mecburi ikametgâhlarda Üstad'a rahatlık vermediği gibi, vatanı olan Kürdistan'a gitmesine de müsaade etmemiştir. Buna rağmen sistem, Üstad ile giriştiği mücadelesinde başarısız olmuştur. Çünkü Said-i Kürdi, yazdığı ve gizlice dağıttığı eserler sayesinde günümüze değin canlılığını muhafaza eden sağlam mirasını gönüllerimizde ve belleklerimizde var ederek zafer kazanmıştır.


    Mezarını Talan Etme Olayı:
    27 Mayıs 1960 darbesiyle yönetimi zor ile ele geçiren cunta rejimi, sisteme karşı var olan muhalefeti sindirme politikalarını uygulamaya başlar. Her ihtilalde olduğu gibi bu ihtilalin de defterinde, Kürtleri ve Kürtlere ait olan her hatırayı ortadan kaldırmak vardır.


    İhtilalin en yoğun yaşandığı ilk aylarda reis Cemal Gürsel, başbakan müsteşarı Alparslan Türkeş, İçişleri bakanı M. İhsan Kızıloğlu, General Cemal Tural, Refik Tulga, dönemin Kürt muhalefeti ve hatıralarını yok etmeye yönelik konseptin başından yer alırlar.


    Üstad Said-i Kurdi'nin 23 Mart 1960 yılında Urfa'daki vefatına müteakip, Urfa'ya gömülmesi yönünde devlet erkânının dayatması sonucu, Diyarbekir, Siverek, Antep, Qamışlo, Adıyaman, Van, Ağrı'dan da gelen on binlerce kişinin katılımı ile, naaşı tarihi Halilülrahman Camisi'ne defnedilir. Mezarını mermerden inşa eden Üstad'ın sevenleri, türbenin etrafını demir kafesle örterek korunaklı biçime getirmişlerdir.
    Devrin en önemli âlimlerinden biri olan Said-i Kurdi'nin Kürdistan'da meftun bulunması sebebiyle, sevenleri akın akın Üstad'ı ziyaret etmekte; birbirlerini on yıllardır göremeyenler için Urfa'daki Üstad'ın mekânı buluşma, görüşme, kucaklaşma noktası olur. Böylelikle Üstad'ın kabri, derbeder edilen mazlum Kürt halkı için adeta umut ve güven aşılama misyonuna dönüşür. Zindan ve sürgünlerle hakları gasp edilmiş hemşerilerine ulaşamayan Üstad, şimdi Urfa'daki oldukça an-lamlı makberi ile ulaşıyordu. Diğer tarafta ise Şeyh Said(r.a.), Seyyid Abdülkadir, Cıbranlı Xa-lit Bey, Yusuf Ziya Bey ve sayamayacağımız bir-çok değerli şahsiyetin mezarları ise çalınmış ve kaybedilmiştir. Halkın katılımı ile Kürdistan'da meftun bulunan Said-i Kurdi ise, kabri ile bu duruma ayrılık teşkil etmiş oluyordu. İşte 27 Mart 1960 darbecileri de bu istisna durumu hemen acil gündemlerine alarak, hayatında rahat vermedikleri Üstad'ın kemiklerine de rahat vermemek üzere harekete geçerler.

    11 Temmuz 1960 pazartesi günü Urfa valisi Necdet Yalçın ile kolordu komutanı Cemal Tural, askeri bir uçakla Konya'ya acil iniş yaparlar. Üstad'ın kardeşi olan Abdülmecit Efendi de (soyadı kanunu ile Ünlükul soyadı kendisine verilmişti.) bu şehirde İmam Hatip okulunda öğretmenlik yapmakta idi. Aynı gün Abdülmecit Efendi'yi vilayete çağıran darbeciler, Üstad'ın kardeşine dehşet verici niyetlerini açıklarlar:


    "Kardeşin Said Efendi'nin mezarını Urfa'dan nakledeceğiz. Her taraftan Doğu'dan, Suriye'den, Irak'tan insanlar gelip onu ziyaret ediyorlar. Ama bunu siz istemiş gibi olacaksınız. Şimdi bu kâğıdı hemen imzalayın."


    Eline tutuşturulan, önceden adına dilekçe şeklinde yazılmış kâğıdı okuyan Abdülmecit Efendi, Üstad'ın kabrinin Urfa'dan nakil edilmesini sanki kendi rızası ve arzusu imiş gibi yazıldığını görünce:


    "Benim böyle bir isteğim yok ki! Bari bırakın mezarında rahat etsin!" demesiyle buz kesilen cuntacılar;


    "Hadi çok uzatma, buraya imza at. Yoksa bize zorla yaptırma!" tehditlerini savururlar.(1) Abdülmecit Efendi'yi alıkoyan cuntacılar, iki ayrı uçakla Diyarbekir'e, oradan da Urfa'ya doğru hareket ederler. Abdülmecit Efendi'nin gözleri bütün yolculuk boyunca kapatılmıştır.

    Ertesi gün, yani 12 Temmuz 1960 Salı günü gece saat 00.30'da Urfa şehri askeri kuşatma altına alınır. Oldukça gizli bir şekilde mezar çalma planlarını gerçekleştirmek isteyen cuntacılar, aynı gece sokağa çıkma yasağı ilan ederler. Bölge halkından olan gece bekçilerine o gece göreve gelmeme emri veren cuntacılar, bekçilerin görev yerlerine askerleri yerleştirirler. Şehirde zırhlı araçlar stratejik noktalara bırakılır, bir kısmı da devriye görevi ile Urfa'nın merkez ve çevre yollarını kontrol altına alırlar. Şehir derin bir sessizliğe gömülürken, gecenin karanlığı ve sessizliği altında mezar hırsızları, tarihin en çirkin olayının icraatı ile meşguldüler.


    Saat 01.00'de Üstad'ın bulunduğu camiyi kordon altına alan cuntacılar, mezar kırma ve çalma olayını gerçekleştirecek özel kuvvetler dışında hiç kimsenin muhitte ve camide bulunmasına izin vermezler. Özel seçilmiş asker ve polisler, ellerinde demir aletler ve balyozlarla merhum Said-i Kurdi'nin bulunduğu kabre girerler. Kabrin bulunduğu iki kubbeli yerin üst demir parmaklıklarını kırarak içeri giren özel kuvvetler, ellerindeki balyozlar ve demir aletlerle mermer parçalarını vahşice parçalamaya başlarlar.


    Mezarı açtıklarında, Üstad'ın hiç bozulmamış cesedine ulaşırlar. Bu esnada esaret altındaki haliyle olup bitenleri sadece seyredebilen Abdülmecit Efendi, hıçkırıklarla ağlamaktadır. Hüznün ve çaresizliğin yüzünü buruşturduğu Abdülmecit Efendi, o günleri ağlayarak şöyle anlatır:


    "Hep beraber meftun bulunduğu kabirdeki tabutunu açtık. İçimden "Seyda'nın kemikleri şimdi birbirine karışmıştır" diyordum. Fakat elimi kefene sürünce sanki yeni vefat etmiş gibi bir hal vardı. Yalnız kefenin ağız kısmı biraz sararmıştı, dışında da su damlası şeklinde bir leke vardı. Doktor, kefenin ağzını açtı. Seyda'nın yüzüne baktım; adeta tebessüm ediyordu. Yine hep beraber kucakladık o şanlı mazlum Üstad'ı ve askerlerin getirdiği çok ağır ve büyük tabuta yerleştirdik. Tabutun etrafındaki boşluğu otlar ile doldurdular. Sonra askeri bir cemseye bindik. Doğru uçağın yanına… Caddelerde hep süngülü askerler geziyordu."(2)


    Bu hazin ve trajik olayın kısık sesle konuşan tek görgü şahidi olan Üstad'ın kardeşi Abdülmecit Efendi'nin anlattıklarından tarihe geçen sözleri bu kadardır. Abdülmecit Efendi tabuta ne olduğunu, ne yapıldığını veya nereye bırakıldığını bilmediğini söyler. Bir askeri uçağa Said-i Kurdi'nin mübarek naaşı bırakılır, diğer uçak da Üstad'ın çaresiz kardeşini Konya'ya geri getirmek üzere havalanır.


    Şimdi aradan kırk yedi sene geçmiştir. Üstad'ın cesedinin yerleştirildiği uçağın hangi yöne, nereye gittiği, tabutuna ne yapıldığı yönünde arada geçen kırk yedi senede yetkili hiç kimsenin ağzından tek bir kelime bile çıkmamıştır. Sistem, bu kaybetme olayına cevap verme yükümlülüğünden kurtulmak için, dedikodular veya uydurma hatıralar şeklinde çok kimsenin ağzından değersiz ve birbiri ile çelişen değişik anlatımlar ortaya atmıştır. Bugün de Said-i Kurdi'nin mezarının nerede olduğu hususunda resmi belgeler kamuoyu ile paylaşılmamış, bürokratlar ve yetkililer adeta sağır kesilmişlerdir. Herkesin bu olayı unutmasını istemektedirler/beklemektedirler.


    Hatırlanacağı üzere; Said-i Kurdi bir yazısında, yüzyıl sonra kendi davasını başarıya ulaştırma yönünde gayret gösterecek olan torunlarını, Van Kalesi’ndeki Horhor Medresesi’ne davet ederken, ellerinde çiçeklerle gelmelerini ve mezar taşına seslenerek kendisini çağırmalarını istemektedir.(3)


    Biz de bu yüzyılda onun davasını omuzlayan Müslümanlar olarak diyoruz ki;
    "Ey Üstad'ımız! Koşa koşa sana ellerimizde kışın sonrasında açan newroz çiçekleri ile gelmek istiyoruz. Ama Üstad'ım, senin nerede olduğunu, seni nereye kaçırdıklarını, hangi yaban ellerde mahzun bir edayla bizi beklediğini bilmiyoruz ki gelelim, seni ziyaret edip, mazlum halkımız adına sana teşekkür edelim! Ama elbet bir gün bu 21. asrın başında seni sessizce dinleyen torunların engelleri aşarak seni vatanına gömecekler ve newroz çiçeklerini mezar taşına koyacaklardır, inşallah!"


    Kaynaklar:
    Necmettin Şahiner, Bediüzzaman Said-i Nursi, İstanbul,1991
    (1) Eşref Edip, "Merhum Bediüzzaman'ın Kabri Hala Gizli mi Kalacak?", Bugün, 22 Aralık 1967.
    (2) Yılmaz Büyükerşen, "Said-i Kürdi'nin Cesedi Nasıl Nakledildi?", Dünya, 20 Temmuz 1960.
    (3) İçtimai Reçeteler, Tenvir Neşriyat, 1991 İstanbul


    Ömer AYBAR


    (ç)alıntı
    çavreşamın delalamın ji testede birindarım

  2. #2
    Gayyur yurekten_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Yaş
    35
    Mesajlar
    97

    Standart

    ısrarla kürdi demeyin şuna!ÜSTAD ümmetin üstadıdır bu böyle biline
    MEVLA HERŞEYİ HAYR EYLER,SANMA Kİ GAYR EYLER,ARİF ONU SEYR EYLER,MEVLA GÖRELİM NEYLER,NEYLERSE GÜZEL EYLER!...

  3. #3
    Müdakkik Üye Dürre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    968

    Standart

    Alıntı yurekten_ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ısrarla kürdi demeyin şuna!ÜSTAD ümmetin üstadıdır bu böyle biline
    aynı şeyi şimdi yazı bitince ben söyledim tam nasıl yazarım derken siz evvel davrandınız.... evet ümmetiin üstadıdır.... hevalll

    Seherlerde eser bâd-ı tecellî
    “Uyan ey gözlerim vakt-i seherde.
    “İnâyethah zidergâh-ı İlâhi
    “Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,
    “Uyan ey kalbim vakt-i fecirde,
    “Bikün tevbe, bicu gufran, zidergâh-ı İlâhî.


  4. #4
    Gayyur yurekten_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Yaş
    35
    Mesajlar
    97

    Standart

    Alıntı Dürre Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    aynı şeyi şimdi yazı bitince ben söyledim tam nasıl yazarım derken siz evvel davrandınız.... evet ümmetiin üstadıdır.... hevalll
    tşk heval sorun kürdi denmesi değil elbette denilebilir ama üstad öyle bi kabul görmüştürki dünyada tek bi bölge olarak göstermek yanlıştır.

    ümmetin üstadı bu kadar basit
    MEVLA HERŞEYİ HAYR EYLER,SANMA Kİ GAYR EYLER,ARİF ONU SEYR EYLER,MEVLA GÖRELİM NEYLER,NEYLERSE GÜZEL EYLER!...

  5. #5
    Ehil Üye yuşaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    kendi dünyamdan
    Mesajlar
    1.808

    Standart

    herkes istediğini yazsın en son ben eklerim gerekenleri
    çavreşamın delalamın ji testede birindarım

  6. #6
    Dost nizamülmülk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    31

    Standart

    Bediüzzaman elbetteki herkesin üstadı ancak birileri bu "kürdi" ifadesinden neden bu kadar ürküyor anlamıyorum.Kaldıki bir dönem Bediüzzaman kullanmış.Bu arada Bediüzzaman'ın kimlikteki soyadaının "okur"olduğunu biliyorum.Bu bilgi doğrumu.

  7. #7
    Müdakkik Üye Dürre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    968

    Standart

    Alıntı nizamülmülk Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bediüzzaman elbetteki herkesin üstadı ancak birileri bu "kürdi" ifadesinden neden bu kadar ürküyor anlamıyorum.Kaldıki bir dönem Bediüzzaman kullanmış.Bu arada Bediüzzaman'ın kimlikteki soyadaının "okur"olduğunu biliyorum.Bu bilgi doğrumu.
    bu kelimeden yada kürdiden değil korkum sahsen bu konuları bu kelimelerrinden dolayı gereksiz eleştiri ve nahoş durum almaması için çünkü bu konudaa bir çok kişi gereksiz kırılıyor...selametle...

    Seherlerde eser bâd-ı tecellî
    “Uyan ey gözlerim vakt-i seherde.
    “İnâyethah zidergâh-ı İlâhi
    “Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,
    “Uyan ey kalbim vakt-i fecirde,
    “Bikün tevbe, bicu gufran, zidergâh-ı İlâhî.


  8. #8
    Ehil Üye yuşaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    kendi dünyamdan
    Mesajlar
    1.808

    Standart

    daha sonra Abdülmecit Efendi nin gözleri bağlı bir şekilde diyarbakıra uçakla bırakıldığını ve uyandığında güneşin doğduğunu görmektedir
    çavreşamın delalamın ji testede birindarım

  9. #9
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    kara bir günde kara adamlar
    nurlu bedeni alıp kaçtılar
    yuttu karanlık bu ihaneti
    yuttu yiğidim Said-i Nursi

    şu firavunca anıt mezarlar
    söyleyin nerde Bediüzzaman
    bu nasıl iştir be utanmazlar
    kabirsizkende asıl kahraman

    tüm Anadolu senin mezarın
    gün gelir toprak doğruyu söyler
    o gün dediğim belki de yarın
    yarın bu zulüm öyküsü biter

    bu zulüm beni deli edecek
    kalbime gömdüm
    yiğidim seni
    Bediüzzaman Said-i Nursi

  10. #10
    Ehil Üye ŞİMŞEK MUSTAFA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    AYDIN
    Mesajlar
    1.598

    Standart

    Alıntı asude yaren Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kara bir günde kara adamlar
    nurlu bedeni alıp kaçtılar
    yuttu karanlık bu ihaneti
    yuttu yiğidim Said-i Nursi

    şu firavunca anıt mezarlar
    söyleyin nerde Bediüzzaman
    bu nasıl iştir be utanmazlar
    kabirsizkende asıl kahraman

    tüm Anadolu senin mezarın
    gün gelir toprak doğruyu söyler
    o gün dediğim belki de yarın
    yarın bu zulüm öyküsü biter

    bu zulüm beni deli edecek
    kalbime gömdüm
    yiğidim seni
    Bediüzzaman Said-i Nursi
    TEK YOL DEVRİM

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kayıp Bir Şey
    By AbdûlHâdi in forum Ezgi, İlahi ve Kur'an-ı Kerim Tilavetleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.01.14, 21:38
  2. Kayıp İlanı
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.12.13, 11:28
  3. “İnsanlık Öldüyse, Mezarı Filistin Olsun”
    By Müellif-e in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 12.01.09, 17:21
  4. “İnsanlık Öldüyse, Mezarı Filistin Olsun”
    By Bîçare S.V. in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10.01.09, 10:18
  5. Bekir Berk, Mezarı Başında Rahmetle Yâd Edildi
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 31.10.07, 14:41

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0