+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 34

Konu: Mufassal Tarihçe-i Hayat'tan Üstadın Güzel Hatıraları

  1. #1
    Vefakar Üye Sağ Yolun Yolcusu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    Bazen Giresun; Bazen Manisa
    Mesajlar
    502

    Standart Mufassal Tarihçe-i Hayat'tan Üstadın Güzel Hatıraları

    Abdulkadir Badıllı abinin Mufassal Tarihçe-i Hayatı adlı eseri okumaya yeni başladım. İçinde şimdiye kadar pek duymadığım güzel anekdot ve hatıralar var. Ayrca Badıllı abi kendisine ulaşan her hatırayı bu kitaba almamış. Hatıraların çoğunun senedi var.

    Ben de okuduğum ilginç, güzel ve ibretlik hatıra ve anekdotları sizlerle bu başlık altında paylaşmaya karar verdim. . Okudukça önüme gelen hatıraları buraya ekleyeceğim. Bir senede bitirebileceğimi düşünüyorum (Yaklaşık 3 Tarihçe-i Hayat Kadar)

    Bismillah diyerek başlıyorum

    Ey nefsim! Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.


  2. #2
    Vefakar Üye Sağ Yolun Yolcusu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    Bazen Giresun; Bazen Manisa
    Mesajlar
    502

    Standart

    “Bitlis veya Ağrı taraflarından gelmiş, -birisinin ismi Hacı Yusuf, halen hayatta- üç yaşlı zat, bir gün bir mecliste, Bediüzzamanın menakıbından bahis açılmış, bu zatlar şöyle bir hatırayı anlatmışlar:

    Bitlisli Şeyh Emin Efendi ile Bediüzzaman'ın ilmî münazaraları, sual ve cevablarının cereyan ettiği günlerde, Bitlis Valiliğine vehhabî ulemasından üç zat gelmişler. Gelen bu ulemalar, uğradıkları yerlerde Ehl-i Sünnet ulemasını ilzam ederek vehhabîlik mezhebini yayıyorlarmış. Bu gelen misafir ulemaların te'siriyle Bitlis Vâlisi de vehhabîlik mezhebine mûtemayil bir tavır içine girmiş. Vali bey, bir gün Bitlis'in en büyük, meşhur âlimi olan Şeyh Emin Efendiyi vilayete çağırtır ve gelen misafir ulemaların maksadlarını anlatır.
    Şeyh Emin Efendi bu ulemalarla münazara hususunda biraz telâş ve korku hissetmiş. Hatırına Molla Said (yani Bediüzzaman) gelir. Vâli beye “Bediüzzamanı kastederek: ”Efendim bizim bir talebe vardır. Onu çağıralım. O bunlara cevab versin” diye rica etmiş. Halbuki tam o günde de Şeyh Emin Efendi'nin bazı talebe ve tarafdarları, hocalarına ilmen meydan okuyan genç Molla Said'i Siirt'te olduğu gibi, cebir kuwetiyle ilzam etme niyyetine kapılmışlar, hatta Molla Said'in istirahat etmekte olduğu hücresinin kapısını dışarıdan kilitleyerek niyetlerinin tahakkuk şeklini konuşuyorlarmış. Vâli bey, istemiyerek Molla Said'i valilik konağına celb ettirir. Bediüzzaman valiliğe geldiğinde, onu zahiren birşey saymamaya çalışan Emin Efendi,Valilikte oturan kimselerle beraber ona kıyam ederler. O ise, ya Bediüzzamanın kendisine mahsus kıyafetinin ve endamının heybetinden.. yahut da hergün artan ilmî şahsiyetinin ma'nevi heybetindendi..
    Şeyh Emin Efendi Bediüzzaman'a kıyam ettiği gibi, oturmuş olduğu koltuktan kalkarak Bediüzzaman Molla Said'i ona oturtmak için yer gösterir. Bediüzzaman ise, hiç bozmadan gösterilen koltuğa geçer,oturur.
    Vâlî bey: “Zaten siz hocalar ve şeyhler böylesiniz. Oğlunuzun yaşında bile olmayan bir çocuğa kıyam edip hürmet edersiniz. Biz sizi memleketin en büyük âlimi olarak çağırdık ki, gelen misafirlerle vehhabîlik mezhebi konusunda ilmî münazara edesiniz!” deyince, hemen Molla Said söz alır ve Vali beye: “Asıl başta vehhabi olan sensin. Bana kıyam eden zatlar, benim onların torunu yaşında bile olmayan şahsıma veya yaşıma değil, benim ilmime hürmet ettiler” der ve devamla “şimdi senin misafirlerinin fikirlerinin ana kaynaklarının esasatını anlatacağım” deyip başlar.. Ve Vehhabiliğin tarihî geliş seyrini ve fikirlerinin ana temellerinin neyin üstüne bina edildiğini gayet beliğ bir mukaddeme ile izah eder.
    Bu izah, ikna, ispat ve ilzam üzerine; gelen misafir Vehhabî âlimlerinin her birisi birer bahane ile dışarıya çıkmaya izin isterler. Vali bey de, i'tiraf ederek, “Evet ben gerçekten vehhabiliği en hak ve doğru bir mezheb kabul etmiş, yayılmasına da gizli gizli çalışıyordum. Amma şimdi beni tam ikna ettiniz” demekten kendisini alamaz olmuş.

    Ey nefsim! Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.


  3. #3
    Vefakar Üye Sağ Yolun Yolcusu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    Bazen Giresun; Bazen Manisa
    Mesajlar
    502

    Standart

    Kayser Hoca, Eski Van müftûlerinden Seyyid Muhammed Kasım Arvasî'den bize naklen; Muhammed Kasım Arvasî de babası Seyyid Hüseyin Arvasi'den işitmiş: “Bir gün Seyyid Hüseyin Arvasî, müridelerinden olan küçük Saidin annesi Nuré (Nuriye hanım) hanımdan sual etmiş: “Senin bütün çocuklarının bu kadar zeki olmalarında, senin onları terbiye sistemindeki metodun nedir?”

    Mûbarek Nurè Hanım: "Hayatımda, kadınlığa mahsus şer'î ma'zeretler dışında, hiç bir vakit teheccüd namazımı kaçırmadım ve çocuklarımı abdestsiz emzirmedim.” demiş.

    Ey nefsim! Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.


  4. #4
    Vefakar Üye Sağ Yolun Yolcusu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    Bazen Giresun; Bazen Manisa
    Mesajlar
    502

    Standart

    Mustafa Sungur Ağabey anlattı:

    Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri “Nur Âleminin Bir Anahtarı” Risalesini 1953'de yazdığı zaman...“Tırnak kadar kuwe-i hafızaya mâlik bir adamın kafasında doksan kitabın kelimatı yazılmış.. Ve üç ayda, her günde üç saat meşgul olarak, hafızasının sahifesinin yalnız o kısmını ancak tamam edebilmiş. Aynı adam, seksen sene ömründe gördüğü ve işittiği ve merakını tahrik eden ve ona hoş gelen ma'naları ve kelimeleri ve sûretleri ve savtları o tırnak kadar kuvve-i hafızasının sahifesinde istediği vakitte müracaat edip, bir büyük kütüphane kadar bütûn mahfuzatının aynı şeylerini orada bütün istediklerini mevcut ve muntazam yazılmış ve dizilmiş görüyor” mes'elesi münasebetiyle buyurmuşlardı ki:
    Benim, bütün bunların kırkbin misli kadar da, manevi meşhudatım vardır. Onlar da aynen kuvve-i hafızamda yazılmıştır”(Bu hatırayı aynen Bayram Yüksel Ağabey de 21/4/1985 Cumartesi günû Adana'da anlatmışlardı.)

    Ey nefsim! Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.


  5. #5
    Vefakar Üye Sağ Yolun Yolcusu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    Bazen Giresun; Bazen Manisa
    Mesajlar
    502

    Standart

    “Büyük Tarihçe-i Hayat hazırlanırken, bir kardeşimiz Tarihçede Hz. Üstadın hususi hayatının bazı vak'alarını lüzumsuz görerek, kalemle çizip çıkarıyardu. tam o esnada Üstad Hazretleri hiddetli bir şekilde odamıza girdi ve eliyle bir şeyler çizer gibi yaparak: "Nedir böyle, böyle!.. Bunlara Masonlar dahi itiraz edemez" dedi.

    Ey nefsim! Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.


  6. #6
    Vefakar Üye Sağ Yolun Yolcusu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    Bazen Giresun; Bazen Manisa
    Mesajlar
    502

    Standart

    Yaşça Bediüzzaman'dan bir sene büyük Cezire'nin Buhtî âşiretinden Fakirullah Mollazade ismindeki bir talebesi, ilmini bitirip icazetnamesini aldıktan sonra, Mardin'in Nusaybin kazasına gelmiş. Vaizlik ve müftülük vazifelerinde altmış sene kadar hizmet etmiştir. Bu zatı ziyaret ettiğimiz zaman 1969 yaz ayları idi. Kızıltepeli Halil Bahadır ile birlikte evine gittik. Uzun bembeyaz sakallı, 96 yaşında bir Nur topu gibi yatağında uzanmış idi. Şuuru ve muhakemesi saat gibi idi. Kendimizi tanıtarak, Bediüzzaman ile olan hatıralarını dinlemek için geldiğimizi söyleyince:
    - “Evet, dedi. Ben Molla Said-i Meşhur'un çok kerametlerini gördûm. Fakat üzerinden çok uzun zaman geçtiği için teferruatını unutmuşum.. Ve devam ederek:
    “Ben de o zamanlar Cezire'de talebe idim. Tahsil yapıyordum. Münazara için giden âlimlerin içine ben de katıldım. Bediüzzaman, âlimleri ilzam ettikten sonra, ben kendisinden ayrılamadım. Yedi ay kadar beraber gezdim. Bana arasıra ders verirdi. Beni çok severdi. Çok lâtife ederdi. Bir gün bir lâtife esnasında bana dedi ki:
    - “Sad salo! (Yüzlük adam) sen yüz sene(35) yaşayacaksın. Ben de Urfa'da vefat edeceğim. Fakat benim kabrimi açıp beni oradan çıkarıp götürecekler”
    -Daha buna benzer çok açık kerametlerini gördüm çok.. bana sık sık Kürtçe:
    - “Nemıro! Sad-Salo!” diye takılırdı. Yani ölmez adam, yüzlük adam!.”

    (Mollazade Fakirullah. gerçekten tam yüz senesini doldurduktan sonra 1973 senesinde Nusaybin'de dar-ı bekaya irtihal etti.)

    Ey nefsim! Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.


  7. #7
    Vefakar Üye Sağ Yolun Yolcusu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    Bazen Giresun; Bazen Manisa
    Mesajlar
    502

    Standart

    Bir gün talebesi Molla Salih ile birlikte Bedevî Arapların meskeni bulunan “Berrî” ye çölûne gider. Orada iken, Mustafa Paşa'nın yeniden zulme başladığı haberini duyar ve hemen kalkar gelir Paşaya... Evvela bazı nasihatlerde bulunduktan sonra, lâzım gelen sert ve ciddi tehdidi de yapar. Hatta o sıralarda bir gece artık onu öldürmeyi planlıyarak, geceleyin Paşa uykuya dalınca çadırının içine girer. Fakat Paşanın oğlu Abdülkerim Bey uyanır, Molla Said'i kendi çadırlarının içerisinde görünce:
    - “Bu gece vakti burada ne arıyorsun, diye sorar.
    Molla Said:
    “Hiç..! Canım biraz incir istedi de..:”
    Paşanın oğlu hemen kalkar, kendisine bol incir verir. Molla Said incirleri alırken:
    - “Ne ise, bu defa da bu incirler onun hayat fıdyesi olsun” diyerek yerine döner.

    Ey nefsim! Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.


  8. #8
    Vefakar Üye Sağ Yolun Yolcusu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    Bazen Giresun; Bazen Manisa
    Mesajlar
    502

    Standart

    Bitlis'te iken, birgün kendisine, Valî ile bir kısım memurların içki içtiklerini söylerler. Bu haberi duyan Bediüzzaman, “mademki buraya sürgün geldim. Bitlis gibi dindar bir memlekette hükûmeti temsil eden bir zatın irtikâb ettiği bu fi'li kabul edemem” diyerek, yanına bir rovelver ile bir hançer alır, işret meclisine gider. Evvela içki hakkında bir hadis-i şerif okuduktan sonra, pek ağır sözlerle içki meclisini kuranlara hitab eder. Valînin işaret ederek, kendisini yakalamak ihtimalini göz önünde bulundurarak, bir elini tabancasının üzerinde bulundurur. Fakat Valî Bey, fevkalâde mütehammil ve hamiyetli bir zat olduğandan katiyyen ses çıkarmaz. Nihayet Molla Said oradan ayrılınca, Valinin yaveri Molla Said'e:
    -“Yahu yaptığının farkında mısın? Sarfettiğin sözler idamını mucibdir” der. Molla Said:
    “İdam aklıma gelmemişti. Hapis ve nefy zannediyordum. Ma'mafih bir münkeri kaldırmak yolunda, ölsem de mûhim değildir.” diye cevab verir.


    Molla Said, oradan ayrılıp yerine döndükten bir iki saat sonra, Vali bey onu taltif için iki polis vasıtasıyla çağırtır. Polislerle birlikte Vali beyin makamına girerken, Vali Ömer Paşa kendisine hürmeten ayağa kalkar ve hatta elini öpmek için kendisine doğru yürür. Molla Said ise, kendisini yakalıyacağını zannederek elini Rövelverine taraf götürürse de, Vali beyin kendisine hürmeten kıyam ettiğini, elini öpmek istediğini anlar. Nihayet Vâli kendisine yer gösterir, oturtur ve Bediüzzamana:
    - “Herkesin bir piri vardır. Sen de benim pirimsin!” der.

    Ey nefsim! Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.


  9. #9
    Vefakar Üye Sağ Yolun Yolcusu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    Bazen Giresun; Bazen Manisa
    Mesajlar
    502

    Standart

    O zaman Bitlis Valisi Ömer Paşa, küçük Saidi görür-görmez, yaşının küçüklüğüne rağmen, mazhar olduğu zekâ ve faziletinden dolayı evine götürür, misafir eder. Evinde birkaç gün kaldıktan sonra, kendisine bir oda tahsis eder ve:
    - “Bu odada kalıp ilmine çalışacaksın!” diye emreder. Küçük Said de bu odada metin kitapları mütalaa ve ezberlemeye başlar.
    Vâli'nin hanımı vefat etmiş, evinde altı tane bâkire genç kızları vardır. Birgün bu kızlardan birisi, bir iş için genç Said'in odasına girmek ister. Delikanlı Molla Said ise, namus ve iffetinin muktezası olarak genç kıza bağırarak, odasından kovar ve odanın kapısını şiddetle çarparak kapatır. Kız müteessir ve üzgün bir halde geri döner.
    Aynı günde de Bediüzzaman'ı kıskanan muziplerden birisi, hükûmette Valinin kulağına şu sözleri fısıldar:
    - “Said'i evinizde nasıl yalnız bırakabiliyorsunuz? Kızlarınız genç-bâkire.. Hanımın yok.. Said ise genç delikanlıdır. Nasıl böyle kabul edebiliyorsun?” diyerek Vali Beyin kalbine vesvese verir.
    Vâli Bey, akşamleyin evine geldiğinde; Molla Said'den şetim yiyen genç kızı, ağlaya ağlaya babasını karşılar ve:
    - “Baba! Bu odaya bıraktığınız Said delidir. Bize sövüyor odasına bırakmıyor:” diye şikâyette bulunur.
    Vali Bey, fisıldanan vesveseli sözlerin tam zıddına, namus ve iffet timsali Molla Said'in şu haline muttali' olunca, hemen kalkar, Said'in odasına girer ve:
    - “Herkesin bir piri var. Benim pirim de sensin!” deyip elini öper ve bu hadiseden sonra da, Vali Beyin Molla Said'e iltifat ve ihtiramı bir kat daha artar

    Ey nefsim! Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.


  10. #10
    Vefakar Üye Sağ Yolun Yolcusu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    Bazen Giresun; Bazen Manisa
    Mesajlar
    502

    Standart

    irgün Molla Said, Bitlis'in “Gûh-Meydan” mevkiindeki Askerî kışlanın içine girmek ister. Askerler, yasak falan dedilerse de, duymazlıktan gelerek kışlaya girer. Mani' olmak isteyen beş tane askerle kavga eder. Molla Said, kendisiyle boğuşan bu beş neferden daima ikisini yıkıyor diğeriyle pençeleşiyordu. Bu döğüş esnasında askerlerin birisi tüfeğine el atınca, Molla Said atılıp tüfeği elinden almaya muvaffak olur ve sopa yerinde isti'mal eder. Bu defa kışladan yirmi asker daha gelir, başına üşüşürler. Molla Said, bir onbeş dakika kadar bir zaman daha mukavemet ederek döğüşü devam ettirdi ise de, bir çok darbelerin te'siriyle yere yıkılır, baygın düşer. Tam bu sırada hadise yerine bir albay gelir ve neler olup bittiğini sorar. Askerler:
    - Bir eşkiyadır, yakaladık ve öldürdük” derler.
    Molla Said bunu duyunca hemen doğrulup ayağa kalkar ve askerlere:
    - “Yalan söylemeyiniz, ben öyle çabuk ölmem!” der.
    Kumandan, Molla Said-i Meşhur olduğunu görünce askerlere ağır itaplarda bulunur. Molla Said hemen müdahale ederek:
    - “Askerlere itab etmeyiniz! Çünki hata benimdir Hem de onlara helâl ediyorum. Zira onlardan öcümü almışım. Hem benim vurduklarım daha çoktur.
    Yalnız benim darbelerim, umuma dağıldı. Onlarınki ise, hepsi bende toplandı. Fakat Teğmen bana vururken sövüyordu. Onu helâl etmem" dedi

    Ey nefsim! Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Mufassal Tarihçe-i Hayat
    By lostideas in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.11.11, 01:05
  2. Tarihçe-i Hayat Dersleri
    By YİĞİDO in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 51
    Son Mesaj: 31.10.11, 12:22
  3. Mufassal Tarihçe-i Hayat
    By gulsah in forum Kitap, Dergi, Albüm Tanıtımları ve E-Kitap Paylaşımları
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 10.09.09, 05:03
  4. Tarihçe-i Hayat'tan Anektodlar
    By sinay in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19.07.08, 02:17
  5. Tarihçe-i Hayat ve Palabıyıklı Resim
    By aşur in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 13.01.07, 17:17

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0