+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 23

Konu: Bediüzzamanın Kedileri

  1. #1
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Post Bediüzzamanın Kedileri

    M. Latif SALİHOĞLU
    Sizin kedi gargur ediyor mu?


    Kedi bahsi, Nur Risâlelerinde olduğu gibi, Bediüzzaman Hazretlerinin hayatında da genişçe bir yer alır.


    Bizim Barla, Isparta ve Emirdağ'da yaptığımız tesbitlere göre ve görgü şahitlerinden de bizzat dinlediğimiz kadarıyla, buralarda Üstad Bediüzzaman'ın ikamet ettiği menzillerde birden çok kedileri varmış.
    Şahitler, Emirdağ'daki evinde iki adet kedi beslediklerini söylerken, Barla'da ise dört adet kedisi olduğunu Üstad'ın bizatihi kendisi ifade ediyor.


    Kedilerin rızıklarının bereket sûretinde geldiğini ve kendisinin de onların bereketinden istifade ederek onlara minnettar olduğunu da itiraf eden Hz. Bediüzzaman, bakın dört kedisiyle alâkalı olarak 24. Söz'ün başlarında neler ifade ediyor:


    "...Bir gün kedilere baktım; yalnız yemeklerini yediler, oynadılar yattılar. Hatırıma geldi, 'Nasıl bu vazifesiz canavarcıklara mübârek denilir?' Sonra gece yatmak için uzandım. Baktım, o kedilerden birisi geldi, yastığıma dayandı, ağzını kulağıma getirdi. Sarîh bir sûrette, 'Yâ Rahîm, yâ Rahîm...' diyerek, güyâ hatırıma gelen îtirazı ve tahkiri, tâifesi nâmına reddedip yüzüme çarptı." (Age, s. 301)
    * * *
    Emirdağ'da ikamete mecbur edildiği dönemde, Üstad Bediüzzaman'ın Afyon'dan iki ziyaretçisi gelir. Onlar daha kendilerini tanıtmadan evvel, Üstad onlara "Hoşgeldiniz mollalar" diye hitap eder. Meğerse, ikisi de molla, yani hoca imişler, Üstad'ı bir din âlimi diye ziyarete gelmişler.


    Sohbet esnasında yanlarına Üstad'ın bir kedisi gelir. Üstad, biraz dolaştıktan sonra yanı başında oturan kediyi başından beline doğru sıvazlayarak sevmeye başlar. O kediyi okşadıkça, kedi de sarih bir sûrette "Ya Rahim, Ya Rahim..." diye mırıldanmaya başlar.

    Bu durum, mollaları ikinci kez şaşkına çevirir. Onların çokça şaşırdığını gören Üstad: "Mollalar, sizin kediniz de böyle 'Ya Rahim, ya Rahim' diyor mu?" diye sorar.


    Mollalar cevap verir: "Demez, yok efendim, bizimki demez."


    Hazret–i Bediüzzaman'ın onlara son sözü şu olur: "Der mollalar, der. Fakat, sizin kedilerin boğazından haram lokma geçtiği için, ağzı 'gargur' eder; tam olarak 'yâ Rahim, yâ Rahim'i çıkaramaz olur."


    Evet, ne dersiniz? Evlâtlarımızın boğazından geçen haram lokma onlara nasıl büyük zarar veriyorsa, aynı haram lokma kedi gibi mâsum ve mübarek hayvanları dahi menfî bir sûrette etkileyebiliyor, demek ki...


    Şu mübarek Ramazan hürmetine, Cenâb–ı Hak, bizlerin, evlâtlarımızın ve hatta hayvanlarımızın boğazından, kursağından haram lokma geçirtmesin.





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  2. #2
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Post

    M. Latif SALİHOĞLU
    Kedilerin kederden ölümü


    Barla hayatı devresinde (1926–34) dört adet kedisi vardı, Üstad Bediüzzaman'ın. Üstad, onları hem severek besler, hem de rızkındaki berekete sebep oldukları gerekçesiyle onlara minnettarlık duyardı.


    Görgü şahitlerinden (Hüseyin Bülbül, vd.) dinlediğimiz kadarıyla, kediler de Üstad'a ziyadesiyle bağlı olup ondan uzun süre ayrı kalmaya dayanamazlardı.


    Barla'da Çınaraltındaki menzilinden namaz vakti çıkıp Mus Mescidine giden Üstad Bediüzzaman'a kedileri de tam tekmil iştirak ederlerdi. Namazın bitiminde de, dış kapının gıcırdamasıyla birlikte kediler hemen harekete geçer ve koşarcasına Hazret–i Üstad'ı karşılamaya giderlerdi.


    1934 senesinin yaz mevsimi ortalarında, sekiz yıldır Barla'da ikamet etmekte olan Üstad Bediüzzaman'ın Isparta şehir merkezine nakl–i mekân etmesi istenir.


    Kediler, yeni sürgün yerine gitmek için hazırlanan Hazret–i Bediüzzaman'ın bu halini garip bir sûrette hissederler. Yakında başlayacak olan bu meçhûl ayrılığa, bu yakıcı firaka dayanamayacaklarını hisseden kediler, kederinden hastalandılar, yemeden içmeden kesildiler ve peşpeşe ölmeye başladılar.
    Onların bu kederli ölümlerine şahit olan Üstad Bediüzzaman, yanlarına giderek şunu söyler: "Hey mübarekler! Siz benden önce gitmeye başladınız."


    Hapse girince


    Benzer bir hadise de 1948 yılı başlarında Emirdağ'da yaşandı.
    Yine görgü şahitlerinin (Ahmet Urfalı, vd.) anlattıklarına göre, çarşı içindeki menzilinde Hazret–i Üstad'ın iki adet kedisi vardı.


    Bu kediler öylesine terbiye edilmişlerdi ki, aynı evde beslenen fareye dahi ilişmezlerdi. Tıpkı, Isparta'daki Fıtnat Hanımın evinde olduğu gibi. Normalde birarada bulunması mümkün olmayan bu iki hayvan, uzun müddet aynı evde serbestçe geziyor ve kendi yemleriyle besleniyorladı.


    Bediüzzaman Hazretleri, 1948 yılı Ocak ayı ortalarında onlarca talebesiyle birlikte ağır cezada yargılanmak üzere Afyon Hapishanesine sevk edilir.
    Onları besleyen, onların sahibi olan Üstad Bediüzzaman'dan ayrı kalmaya dayanamayan kediler hastalanır, günlerce yemeden içmeden kesilir ve nihayet ölüp giderler.



    Şahsî faziletini gizliyor


    Başka hususlarda olduğu gibi, kedilerin değişen halleriyle alâkalı olarak da şahsına ait fazilet ve harikalıkları gizleyip perdeleyen Bediüzzaman Hazretleri, bu mübarek hayvanların firak acısından kaynaklanan o kederli, hazinane ölümlerinden hiç söz etmez.


    Oysa, kedilerin rızkına bereket kattığından ve bu sebeple onlara minnettar olduğundan, muhtelif eserlerinde sitayişle bahseder.


    Üstad Bediüzzaman'ın sergüzeşt–i hayatında, buna mümasil pek çok mesele olduğu muhakkak. O, hemen her meselede şahsî kemâlâtı gibi harikulâde hallerini de Risâlelerde mümkün olabildiğince gizlemeye ve perdelemeye çalışmış.



    Uyku bahsine zeyl


    Hz. Bediüzzaman'ın, Risâle–i Nur dersinde vaki uyuklama hallerini yadırgamamasının sırrını, hikmetini soran okuyucularımıza şu mânâdaki düşünce ve kanaatimizi iletmek istiyoruz: Evvelâ, bu halin en mühim hikmetini Üstad'ın kendisi izah ediyor ki, uyuyan ve o an için şuuru kapanan kişinin uyanık duyguları ve latifeleri var. O duygular, okunan iman dersinden hissesini alıyor. Kaldı ki, Risâle–i Nur, sadece şuura hitap etmiyor. Şuur altında, şuur üstünde ve şuurun ötesindeki duygulara, hatta şeytanın dahi elinin yetişemediği noktalara hitap ederek, oralara da iman nurunu serperek zerk ediyor.


    Bir başka nokta da şudur: Derste uyuklamayı yadırgadığınız veya "Kardeşim, madem ki uyuyorsun, o halde gelme" tarzında sözler sarfettiğiniz takdirde, haliyle bazı yorgun, hasta ve uykusuz kalmış bazı bîçarelerin derse gelmesine ve o imanî bahislerden hissedar olmasına mani olursunuz. Bu da, maazallah büyük bir vebâli muciptir.


    Netice itibariyle, derse hiç gelmemek mi, yoksa uyuklamaya rağmen yine de gelip isbat–ı vücut etmek mi daha doğru bir hareket olduğunu düşünürsek, insafın gereğini yapmış ve hakkını teslim etmiş oluruz.


    Kaldı ki, ders okunurken uyuklayan bir kimse bile, ara verildiğinde, hele hele çaylar geldiğinde derhal uyanır ve kardeşlerle muhabbetdarâne hasbihal etmeye başlar. Bu da az bir kazanç değildir. Zira, o kardeşimiz fenafilkitap olamadıysa da, fenafilihvan sırrına dahil olmuş sayılır. Ki, mâbeynimizdeki en mühim mesele budur.


    Bu bahsi, Zübeyir Ağabeyin şu tavsiyesiyle bitirelim: "Derslerdeki muhabbet faslını uzun tutun."





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  3. #3
    Pürheves Leyfunnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    243

    Standart

    "...Bir gün kedilere baktım; yalnız yemeklerini yediler, oynadılar yattılar. Hatırıma geldi, 'Nasıl bu vazifesiz canavarcıklara mübârek denilir?' Sonra gece yatmak için uzandım. Baktım, o kedilerden birisi geldi, yastığıma dayandı, ağzını kulağıma getirdi. Sarîh bir sûrette, 'Yâ Rahîm, yâ Rahîm...' diyerek, güyâ hatırıma gelen îtirazı ve tahkiri, tâifesi nâmına reddedip yüzüme çarptı." (Age, s. 301)


    evde hayvan beslemek ne derece doğru bişey?
    De korkma Müslümanım, göğsün imanla dolsun,
    İrtica İslam ise, başımın tacı olsun.
    Davamızın özü berrak, sonu toprak, dönen alçak olsun...

  4. #4
    Yasaklı Üye Bir_İntihar_Senaryosu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    1.058

    Standart

    Alıntı Şahide Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bir başka nokta da şudur: Derste uyuklamayı yadırgadığınız veya "Kardeşim, madem ki uyuyorsun, o halde gelme" tarzında sözler sarfettiğiniz takdirde, haliyle bazı yorgun, hasta ve uykusuz kalmış bazı bîçarelerin derse gelmesine ve o imanî bahislerden hissedar olmasına mani olursunuz. Bu da, maazallah büyük bir vebâli muciptir.


    Netice itibariyle, derse hiç gelmemek mi, yoksa uyuklamaya rağmen yine de gelip isbat–ı vücut etmek mi daha doğru bir hareket olduğunu düşünürsek, insafın gereğini yapmış ve hakkını teslim etmiş oluruz.


    Kaldı ki, ders okunurken uyuklayan bir kimse bile, ara verildiğinde, hele hele çaylar geldiğinde derhal uyanır ve kardeşlerle muhabbetdarâne hasbihal etmeye başlar. Bu da az bir kazanç değildir. Zira, o kardeşimiz fenafilkitap olamadıysa da, fenafilihvan sırrına dahil olmuş sayılır. Ki, mâbeynimizdeki en mühim mesele budur.


    Bu bahsi, Zübeyir Ağabeyin şu tavsiyesiyle bitirelim: "Derslerdeki muhabbet faslını uzun tutun."
    Ben Derslerde Çok Uyuyorum Ama

  5. #5
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    kedi insanlara munis bir arkadaş olup insanların etrafında dolaştığı için ve de tahir (temiz) olduğu için beslenir.Köpek ise (maliki hariç) 3 mezhebe göre de tahir olmadığından zaruret olmazsa evde beslemek mekruhdur.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  6. #6
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Alıntı Bir_İntihar_Senaryosu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben Derslerde Çok Uyuyorum Ama

    Uyuyan da istifade eder

    Aslen Emirdağ'lı olan merhum Bayram Yüksel Ağabeyden bizzat dinlediğimiz bir hatıra...

    1974 yılı yaz aylarında Malatya'daydık. Kıbrıs Savaşının bütün sıcaklığıyla yaşandığı günlerdi. Aynı zamanda Kore gazisi olan Bayram Ağabey, Malatya'daki Nur Talebelerini ziyarete geldi. Akşam, bir evde Risâle–i Nur dersi okunuyordu. Evin salonu hıncahınç dolmuştu. Kalabalıktan ve sıcak havanın vermiş olduğu rehavetten olsa gerek, yaşlı bir zat (Kerim Amca) uyuklamaya başladı.


    Tam o esnada, yanındaki bir başka şahıs "Bayram Abinin bulunduğu bir derste sen nasıl uyuklarsın!" dercesine, uyuyan zatı dürtükleyerek uyandırmaya çalıştı.


    Durumu anında fark eden Bayram Ağabey ise, dersin kesilmesine de mahal vermeden eliyle "Dur, karışma" işaretini yaptı. O kişi de buna uydu ve durdu, dersin sonuna kadar da hiç karışmadı.


    Ders bittikten sonra Bayram Ağabey şu mânâda bir açıklamada bulundu:


    "Kardeşler! Bakın, Üstad'tan gördüğümüzü ve acizane Risâle–i Nur'dan öğrendiğimizi size aktarmak istiyoruz.

    "Risâle–i Nur dersinin okunduğu yerde bulunan bir kimse, uyusa dahi yine de hissesini alır. Çünkü, o şahsın şuuru kapanmış olmasına rağmen, başta ruh ve kalbi olmak üzere, diğer bütün latifeleri uyanıktır, hayattardır.


    "Hem bilirsiniz ki, Risâle–i Nur, sadece akla ve şuura hitap etmiyor. Aklın ve kalbin ötesindeki duygulara, hatta—sekeratta—şeytanın bile elinin ulaşamadığı hislere hitap ediyor, o latifeleri iman nuru ile besliyor, tatmin ediyor.


    "Bu bakımdan, 'Derste uyuklayan kimsenin Nurlar'dan istifadesi yoktur' gibi bir mülahaza yanlış olur. Risâlelerin mânâ ve mahiyetini tam derk edememek olur.



    "Kaldı ki, biz de Üstad'ımızdan böyle gördük, böyle öğrendik.


    "Tabiî, bu demek değildir ki, dersi uyuyarak geçirelim. Bunu kimse 'uyuma fetvası' şeklinde de düşünmesin.


    Okunan bir dersi ne kadar uyanık, dikkatli ve müteyakkız bir vaziyette dinlersek, istifademiz de o derece yüksek olur."





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  7. #7
    Gayyur kjviespe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    moldova
    Yaş
    52
    Mesajlar
    121

    Standart

    Yazandanda ,aktarandanda Allah Razı olsun.Ubudiyet zaten halıka tazim ve mahluka şefkat değilmidir.Bugün müslümanlar, çevrelerinde aç ve çaresiz dolaşan biçarelere, ne kadar duyarlı artık ,metropoller eskisi gibi değil ,çöplerin içleri bile boşaltılıyor.Dini zayıf çevrelerde olan, ehli kitapda olan, şefkati neden bu biçareler söz konusu olduğunda ,günümüzün müslümanında göremiyoruz acaba ;belkide hiç bir zaman ,öyle bir masumu gözlerinin içine bakıp, sevip beslemediniz, eğer yapmadıysanız, fazla vakit geçirmeden hemen yapın. Ruh ikliminizde nelerin değiştiğini, sizde çok kuvvetli bir şekilde farkedeceksinizdir, inşaallah.Nerde o leyleklere bile vakıflar kuran müslüman ecdadım ve biz nerdeyiz.

    Kediler, yeni sürgün yerine gitmek için hazırlanan Hazret–i Bediüzzaman'ın bu halini garip bir sûrette hissederler. Yakında başlayacak olan bu meçhûl ayrılığa, bu yakıcı firaka dayanamayacaklarını hisseden kediler, kederinden hastalandılar, yemeden içmeden kesildiler ve peşpeşe ölmeye başladılar.
    Onların bu kederli ölümlerine şahit olan Üstad Bediüzzaman, yanlarına giderek şunu söyler: "Hey mübarekler! Siz benden önce gitmeye başladınız."


    Bu mübareklerin sevgisi çok kuvvetlidir, sahibine çok bağlı olurla.r Rızık endişeside onlar için çok üzüntü veren bir hadisedir..Allah bu mübareklere rüyalarında istikbali görmeyi nasip etmişdir.Benim de 3 kuzum dediğim, 3kedim var.Bir çok taktire şayan hadiseye ,bu kuzucuklardan şahit olmuşumdur.Yukardaki meselede Üstadın daha gitmeden, gittiğini rüyalarında gördüklerinden kederlerinden ölmüşlerdir masumcuklar.

    Allahın selamı ve bereketi müminlerin üzerine olsun.

  8. #8
    Dost RADENUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Bulunduğu yer
    HASRET DİYARI...
    Yaş
    36
    Mesajlar
    20

    Standart

    Öncelikle aşağıdaki söze ;

    ''Şu mübarek Ramazan hürmetine, Cenâb–ı Hak, bizlerin, evlâtlarımızın ve hatta hayvanlarımızın boğazından, kursağından haram lokma geçirtmesin. ''

    Yürekten bir Amin diyelim..sonrada bu güzel yazıları paylaşan arkadaşa teşekkür edelim...Kediler ile ilgili bölüm dikkatimi çekti...

    Yapı olarak hayvanlara karşı kötü bir zaafım var.... korktuğum hayvanların isimlerini burda söylemeye gerek yok..Yalnız sabahları okula giderken beni yalnız bırakmayan kedilerden bahsetmeden olmaz... Bediuzzaman hazretlerinin kediler ilgili söylediği o gerçek yani Rabbimizn ismini zikretmeleri beni onlara biraz daha ılımlı yaklaşmaya sevketti...Ama kedilere baktığım zaman özellikle genelde bana direk gözleri ile baktıkları için aklıma hep şeytan geliyor... birde insanın üstüne atlayacak gibi... bu yüzden itici geliyor..genelde onları gördüğüm zaman miyav seslerinde Ya Rahim demek istiyordur diye kalbim yumuşuyor ama kısa bir süre için yani anlık bu duygu..Yine aynı hisler geri geliyor...

    SEN ÜZÜLME SENİN İÇİN BU GÖNLÜM AĞLAR....

    SEVDALIMSIN İSTANBUL MAHŞERE KADAR...


  9. #9
    Vefakar Üye Mavii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Yaş
    30
    Mesajlar
    362

    Standart

    Alıntı RADENUR Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Öncelikle aşağıdaki söze ;

    ''Şu mübarek Ramazan hürmetine, Cenâb–ı Hak, bizlerin, evlâtlarımızın ve hatta hayvanlarımızın boğazından, kursağından haram lokma geçirtmesin. ''

    Yürekten bir Amin diyelim..sonrada bu güzel yazıları paylaşan arkadaşa teşekkür edelim...Kediler ile ilgili bölüm dikkatimi çekti...

    Yapı olarak hayvanlara karşı kötü bir zaafım var.... korktuğum hayvanların isimlerini burda söylemeye gerek yok..Yalnız sabahları okula giderken beni yalnız bırakmayan kedilerden bahsetmeden olmaz... Bediuzzaman hazretlerinin kediler ilgili söylediği o gerçek yani Rabbimizn ismini zikretmeleri beni onlara biraz daha ılımlı yaklaşmaya sevketti...Ama kedilere baktığım zaman özellikle genelde bana direk gözleri ile baktıkları için aklıma hep şeytan geliyor... birde insanın üstüne atlayacak gibi... bu yüzden itici geliyor..genelde onları gördüğüm zaman miyav seslerinde Ya Rahim demek istiyordur diye kalbim yumuşuyor ama kısa bir süre için yani anlık bu duygu..Yine aynı hisler geri geliyor...
    korcak ne var ben bu pisileri çok seviorum. laf aramızda annem ne zaman evde olmasa fırsattan istifade bir ikisini eve alıyorum.keşke annemde sevseydi

  10. #10
    Dost RADENUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Bulunduğu yer
    HASRET DİYARI...
    Yaş
    36
    Mesajlar
    20

    Standart

    Birde eve mi alıyorsunuz.... ben bir arkadaşın evine gitmiştim geçen Ramazanda...evde kedi beslediğini bilmiyordm davet etti icabet ettik bizde sünnettir diye... kediyi görünce zaten şok oldum... ama nasıl oynuyor evde varya kediyle..ve bütün odalarda..gelde iftarı aç o evde.... gelde namazı kıl... sizde şimdi aman aman evde beslemeyin ya...sevecekseniz dışarda sevip besleyin....

    SEN ÜZÜLME SENİN İÇİN BU GÖNLÜM AĞLAR....

    SEVDALIMSIN İSTANBUL MAHŞERE KADAR...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bediüzzamanın Eşyaları
    By yeliz in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20.10.08, 09:24
  2. Aynı Evin Kedileri!..
    By emaneten in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24.10.07, 14:56
  3. Bediüzzamanın Mesnevisi Üzerine
    By elcevaz13 in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.09.07, 18:31
  4. Bediüzzamanın Siyasi Fikri Var mı?
    By M. Ali KAYA in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 23
    Son Mesaj: 08.11.06, 13:27

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0