+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 12

Konu: Üstad Bedîüzzaman Hazretleri’nin Hizmetlerinin Neticeleri

  1. #1
    Yasaklı Üye Ab-ihayaT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    Adıyaman
    Yaş
    40
    Mesajlar
    199

    Standart Üstad Bedîüzzaman Hazretleri’nin Hizmetlerinin Neticeleri

    Üstad Bedîüzzaman Hazretleri’nin hizmetlerinin neticeleri







    Bedîüzzaman Hazretleri hayatını ‘eski Said’ ve ‘yeni Said’ olarak iki devreye ayırır. Genel olarak Osmanlı döneminde yaptığı çalışmalar Eski Said devresine rastlarken, Cumhuriyet döneminde yapmış olduğu hizmetler Yeni Said devresine ait olan hizmetleridir. Biz burada daha çok Yeni Said devresindeki faaliyetlerini nazar-ı dikkate alacağız.

    Bedîüzzaman Hazretleri Yeni Said olarak hizmete başladığı günlerde memlekette çok büyük bir manevi tahribat yaşanmakta idi. Din eğitimi yasaklanmış, İman ve İslâmiyet aleyhinde propagandaya başlanmış, pek çok âlim ve fazıl kişiler değişik yollarla susturulmuş, inananlar büyük bir şiddet ve baskıya maruz kalmış, dinde reform adı altında İslâmi şeair ve temeller değiştirilmeye başlanmış ve Avrupaî bir toplum oluşturmak için pek çok cebrî icraatler topluma dikte edilmiştir. Netice olarak milletin dini ve imanı bütün yönleriyle büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalmıştır.
    Risâle-i Nur sadece Türkiye’deki Müslümanların problemlerini çözmek üzere yazılmış bir eser değildir. Belki umum âlem-i İslâmın ortak manevi yaralarına merhemler sunan ve istikbalde parlayacağı vaad olunan bir İslâmi medeniyetin ve ittihad-ı İslâmın formüllerini de ihtiva eder

    Bedîüzzaman Hazretleri gerek bu tahribatın önüne set çekebilmek için ve gerekse bu problemin kaynağı olan maddeci ve tabiatçı felsefe ile ilmi ve fikri sahada mücadele edebilmek için bütün mesaisini iman hakikatlerinin isbatına ve dinsiz felsefelerin çürütülmesine ve İslâmın başlangıcında olduğu gibi yeniden başta iman esasları olarak dinin en temel meselelerinin takviyesine sarf etti.

    Bunun için siyasi ve sosyal hayattan tamamen çekilerek kendini Kur’ân’a verdi. Yirimi üç sene müddetinde (1926–1949) Kur’ân’dan aldığı nurlarla yüz otuz risaleyi yazarak bütün mühim hakaik-i imaniye ve Kur’âniyeyi hattâ en muannide karşı dahi parlak bir sûrette isbat etti.

    Üstad Hazretleri’nin “benim fikrimin ürünü değil Kur’ân’dan ilhamen yazdırılmıştır” dediği bu yeni Kur’ân tefsirine Risâle-i Nûr Külliyatı denilmektedir. Kendi ifadeleriyle Risâle-i Nûr, “tabiattan gelen küfür fikrini dirilmeyecek bir sûrette öldürmüş ve küfrün belini kırmıştır. Bu asrın insanının anlayışına hitap eden bu dersler, hakikat noktasında ve ilmen küfre karşı kesin bir zafer kazanmıştır”. Bunun en büyük bir delili bütün dinsiz felsefeleri çürüttüğü halde, dinsizlerin bir tek risaleye dahi bir reddiye yazamamalarıdır.

    Bu fikrî galebenin toplum hayatındaki etkileri de gittikçe artarak kendini göstermiştir. 1950’ye kadar süren manevi gerilemenin ardından yeniden toplumda manevi, dinî hayat hızla güçlenmeye başlamıştır. 1925’den 1950’ye kadar devam eden tek parti iktidarı çok büyük dinî manevi tahribatlara imza atarken, aynı yıllar içinde yapılan bu imanı kuvvetlendirme hizmetinin bir meyvesi olan toplumdaki şuurlanma ile 1950’de yapılan ilk çok partili seçimlerde o baskıcı partiyi halk, iktidardan uzaklaştırarak yerine dine nisbeten saygılı bir yönetimi getirmiştir.



    1925-1950 arasında estirilen dehşet, korku, baskı ve sindirme havası neticesinde memlekette din eğitimi ve Kur’ân öğretimi neredeyse tamamen duracak bir hâle gelmişken Üstad Bedîüzzaman ve talebeleri bunun bir istisnasını teşkil etmiştir. Üç defa hapis yatması defalarca sürgüne gönderilmesi sürekli bir baskı ve gözetim altında tutulmalarına rağmen Nur Risâleleri elden ele Kur’ân harfleriyle ve el yazısı ile evlerde gizlice çoğaltılarak memleketin her tarafına neşredilmiş, âdetâ evler birer nûr medresesi olmuş, her bir Nur Talebesi evini Kur’ân öğretimine açarak, küçük büyük demeden, insanlara Kur’ân ve yazısı öğretilmiş, Risâle-i Nûr’lardaki kuvvetli iman dersleri ve ehl-i sünnet itikadı doğrultusunda bir şuur ve sünnet üzere yaşayış öğretilmiştir.

    Âdeta bütün memleket bir Nur Medresesi olmuştu. Daha 1947 yılına gelindiğinde Afyon Mahkemesi esnasında savcı, iddianamesinde beş yüz bin talebesi var diyordu. Hareket 1950’den sonra üniversite talebeleri içinde de hızla yayılmaya başladı. Baskının nisbeten hafiflemesi sebebiyle Üstad, her yerde nûr dershaneleri açılmasını emretti.

    Şu anda Türkiye çapında Risâle-i Nûr üzerine araştırma ve eğitim faaliyetlerinde bulunan onlarca belki de yüzlerce vakıf ve dernek bulunmaktadır. Bu güne kadar milyonlarca insan kuvvetli bir imanı ve sünnet-i seniye dairesi içinde bir İslâmi yaşayışı elde ettiği gibi şu anda da Türkiye’de milyonlarca insan nur derslerinden istifade etmektedir.

    Bedîüzzaman Hazretleri’nin ve talebelerinin bu gayretli çalışmalarının neticesi olarak 1950 sonrasında toplumsal hayatta da bariz bazı değişiklikler yaşanmıştır. Ayrıca toplumdan gelen din eğitimi talebinin artan baskısı karşısında İmam-Hatib Liseleri ve İlahiyat Fakülteleri açılmıştır. 1930’larda ezanı Türkçe okuma mecburiyeti getirilmişken 50’den sonra tekrar aslına dönmüştür.

    Üstad Hazretleri’nin mühim hizmetlerinden birisi de Kur’ân harfleriyle okuyup yazma faaliyetini talebelerine emrederek Kur’ân harflerinin unutulup kaybolmasını engellemiştir. Kendisi bütün eserlerini Kur’ân yazısıyla yazdırmış ve talebelerine de “Risâle-i Nûr Talebesinin en ehemmiyetli vazifesi, onu yazmak ve yazdırmaktır” diyerek Risaleleri elleriyle yazmalarını emretmiş ve Risâle-i Nûr’un mühim bir vazifesinin Kur’ân yazısını muhafaza etmek olduğunu mükerreren bildirmiştir. Bunun neticesi olarak nur talebeleri eski alfabeyi okuyup yazabilmekte ve bunu herkese öğretmeye yönelik çalışmalarına devam etmektedirler.

    Üstad Hazretleri’nin iman, Kur’ân, şeair ve sünnet-i seniye üzerine yaptığı çalışmalar netice vermiş ve artık Türkiye’den İslâm’ın dışlanamayacağını katiyen anlaşılmıştır.

    Risâle-i Nûr sadece Türkiye’deki Müslümanların problemlerini çözmek üzere yazılmış bir eser değildir. Belki umum âlem-i İslâmın ortak manevi yaralarına merhemler sunan ve istikbalde parlayacağı vaad olunan bir İslâmi medeniyetin ve ittihad-ı İslâmın formüllerini de ihtiva eder.

    Bedîüzzaman Hazretleri bu iman derslerinin bütün Müslümanlara yönelik bir faydasını şöyle anlatır: “Hindistan’da bir mümin işitse ki Türkiye’de bir tefsir yazılmış ve bütün iman hakikatlerini dinsizleri susturacak bir katiyetle isbat ediyor; kendisine imana dair bir şüphe geldiğinde ‘ben bunun cevabını bilmesem de Türkiye’de cevabı var’ der ve imanı şüphelerden korunmuş olur.” Bu gün İslâm dünyasının pek çok ülkelerinde Risâle-i Nur ve Bedîüzzaman Hazretleri üzerine üniversitelerde çalışmalar yapılmakta, mühim bazı İslâm âlimleri Risâle-i Nur ve Bedîüzzaman Hazretleri’nin tanınması için ciddi çabalar sarf etmektedir. Onlar tarafından da Nur Risalelerine Müslüman dünyanın ne kadar çok ihtiyacı olduğu vurgulanmaktadır.

    Ayrıca tüm dünyayı etkisi altına almış olan Ateizm, Agnostizm, Naturalizm, Materyalizm ve din düşmanlığı gibi hastalıkların Kur’ânî devaları da Risâle-i Nur’da vardır. Hatta yapılan onca çalışmalara rağmen komünizmin Türkiye’ye girememesinin Risâle-i Nur’un imana yaptığı geniş çaplı hizmetler olduğunu Bedîüzzaman Hazretleri bizzat vurgulamaktadır.

    Bu gün Risâle-i Nur bir çok dünya dillerine çevrilmiş durumdadır. Asrın insanına hitap etmesi ve ispatlarındaki kuvvet sebebiyle pek çok insanın İslâmiyete girmesine sebep olmaktadır.


    Cemaleddin Şener

    irfanmektebi dergisinden.

  2. #2
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Tesekkürler.

  3. #3
    Ehil Üye _MerHeM_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Alem-i şehadet
    Mesajlar
    2.225

    Standart

    Üstad Hazretleri’nin iman, Kur’ân, şeair ve sünnet-i seniye üzerine yaptığı çalışmalar netice vermiş ve artık Türkiye’den İslâm’ın dışlanamayacağını katiyen anlaşılmıştır.

    Maşallah ....

    Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.

    Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok.

    Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok.


  4. #4
    Pürheves muhammed54 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    sakarya
    Yaş
    30
    Mesajlar
    268

    Standart

    bunlar sadece görünürde olan hizmetleri daha anlayamadığımız bilmediğimiz nice hizmetleri var yararları var üstadın...

  5. #5
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Siiller ve Aleviler hakkinda kaynaklarla, delillerle bilgiye sahip oldum.

    Ve her grubun asiri gidenleri oldugunu ögrendim.

    Herkese dost gözüyle ve islah olabilir ümidiyle bakmaya basladim.Sadece kötü karakterlere düsman olunacagini anladim.

    Silahla degil, ilimle cihadin en tesirli, kalici ve saglam olduguna kesin kanaat getirdim.

  6. #6
    Ehil Üye slim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    kayıp şehir
    Mesajlar
    1.184

    Question

    Alıntı halenur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Siiller ve Aleviler hakkinda kaynaklarla, delillerle bilgiye sahip oldum.

    Ve her grubun asiri gidenleri oldugunu ögrendim.

    Herkese dost gözüyle ve islah olabilir ümidiyle bakmaya basladim.Sadece kötü karakterlere düsman olunacagini anladim.

    Silahla degil, ilimle cihadin en tesirli, kalici ve saglam olduguna kesin kanaat getirdim.
    ığdır ili çoğunluk şia dır. oranın en büyük cami imamına şiilikle ilgili bir kaç soru sormuştuk bir arkadaşla. şöyle demişti, sünniler kendilerini ehl-i sünnet olarak görüp bizi dışlıyorlar. halbuki biz de ehl-i sünnetiz.

    sükût gibi münzevî, çığlık gibi hür

    *

    Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim

    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim,

    Adam aldırma da git, diyemem aldırırım

    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.


  7. #7
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Güzel demisler...

    Benim yukarida demek istedigim de zaten buydu...Yani hem Sunnilerde, hem Siilerde asiri gidenler varmis...Bilmeyenler zannediyorlar ki, Siilerin hepsinin asiri hareketleri var...



    Alıntı s_lim Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ığdır ili çoğunluk şia dır. oranın en büyük cami imamına şiilikle ilgili bir kaç soru sormuştuk bir arkadaşla. şöyle demişti, sünniler kendilerini ehl-i sünnet olarak görüp bizi dışlıyorlar. halbuki biz de ehl-i sünnetiz.

  8. #8
    Ehil Üye slim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    kayıp şehir
    Mesajlar
    1.184

    Standart

    işin açıkçası, ezberbozan bir cevap

    sükût gibi münzevî, çığlık gibi hür

    *

    Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim

    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim,

    Adam aldırma da git, diyemem aldırırım

    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.


  9. #9
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Nasil yani?

    Her grubun icinde KISMEN asiri gidenlerin olmasi mi ezberbozan cevap?

    Alıntı s_lim Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    işin açıkçası, ezberbozan bir cevap

  10. #10
    Ehil Üye slim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    kayıp şehir
    Mesajlar
    1.184

    Standart

    hayır imamın verdiği cevap, ezberbozandı. çünkü biz hep onları doğruyoldan sapmış olduklarını okuduk. halbuki onlar da kur'anı ve sünneti kıstas alıyorlar. onların da imamları var ve yorumlarını kur'an ve sünnet merkezli yapmaya çalışıyorlar. doğru yada yanlış hükümleri beni aşar, bir şey diyemem

    sükût gibi münzevî, çığlık gibi hür

    *

    Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim

    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim,

    Adam aldırma da git, diyemem aldırırım

    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ve Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri
    By ŞİMŞEK MUSTAFA in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 24
    Son Mesaj: 11.11.09, 01:30
  2. Üstad Hazretleri ve Şeyh Said
    By Ene-Zerre in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 19
    Son Mesaj: 15.05.09, 19:12
  3. Alvarlı Efe Hazretleri ve Bediüzzaman Hazretleri
    By ŞİMŞEK MUSTAFA in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.11.08, 17:39
  4. Bedîüzzaman Hazretleri’nin Kabri Neden Bilinmiyor?
    By Ab-ihayaT in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12.08.08, 18:39
  5. Üstad Bedîüzzaman Hazretleri’nin Hizmetlerinin Neticeleri
    By Çeşm-i Giryân in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.01.08, 13:33

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0