+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Saçlarım Kadar Başım Olsa

  1. #1
    Vefakar Üye hafız halime - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    475

    Standart Saçlarım Kadar Başım Olsa

    Büyük dava adamı Abdullah b. Huzafetü’s Sehmi (RA)... Bir vakit Romalılara esir düşer... Zorlamalar, işkenceler.. Ancak amaçlarına ulaşamazlar... O büyük Dava Adamı imanından taviz vermez... dininden vazgeçmez... Sevgililer Sevgilisi’ ne (ASM) ihanet etmez...

    Sonra küffar karar verir. İdam edilecektir. O halen imanından zerre miskal taviz vermemektedir.. Ancak gözünde yaşlar belirir... Peki bu gözyaşları niyedir? Yoksa pişman mıdır?

    Sorarlar;
    - Ey Abdullah niçin ağlarsın, pişman mısın?

    O büyük İnsan pişmandır ancak davasından değil... İbret verici bir pişmanlıktır bu :
    - “Vallahi şu anda başımdaki saçlarım adedince başlarım olmasını ne kadar arzu ederdim... Keşke öyle olsaydı da her gün birisini Hak namına verebilseydim. Böylesi bir mazhariyete eremediğim için üzüldüm ve onun için göz yaşı döktüm” der...

    Başta sormuştuk, Abdullah b. Huzafetü’s Sehmi, Bediüzzaman’ ı görseydi.

    Evet görseydi ki, hayatının yirmi yıldan fazlasını zindan da geçiren, 19 defadan fazla zehirlenen, defalarca idam edilmek üzere mahkemeye çıkartılan, memleket memleket sürgünlere gönderilen Bediüzzaman’ ı ne derdi sizce?

    Neler neler çektiğini kendinden dinleyelim:
    Yirmi sekiz senedir vilâyet vilâyet, kasaba kasaba dolaştırılıyorum. Mahkemeden mahkemeye sürükleniyorum. Bana bu zâlimane işkenceleri yapanların bana atfettikleri suç nedir?

    Bir mahkeme aylarca, senelerce suç bulup da beni mahkûm etmeye uğraşıyor. O bırakıyor; diğer bir mahkeme aynı meseleden dolayı beni tekrar muhakeme altına alıyor. Bir müddet de o uğraşıyor, beni tazyik ediyor, türlü türlü işkencelere mâruz kılıyor. O da netice elde edemiyor, bırakıyor. Bu defa bir üçüncüsü yakama yapışıyor. Böylece musibetten musibete, felâketten felâkete sürüklenip gidiyorum. Yirmi sekiz sene ömrüm böyle geçti.

    Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, âhiretimi de. Seksen küsur senelik bütün hayatımda dünya zevki namına birşey bilmiyorum. Bütün ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harplerde bir câni gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilâttan men edildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere mâruz kaldım. Zaman oldu ki, hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim. Eğer dinim intihardan beni men etmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti.

    İşte benim bütün hayatım böyle zahmet ve meşakkatle, felâket ve musibetle geçti. Cemiyetin imanı, saadet ve selâmeti yolunda nefsimi, dünyamı feda ettim. Helâl olsun. Onlara beddua bile etmiyorum. Çünkü, bu sayede Risale-i Nur, hiç olmazsa birkaç yüz bin, yahut birkaç milyon kişinin-adedini de bilmiyorum ya, öyle diyorlar. Afyon Savcısı beş yüz bin demişti. Belki daha ziyade-imanını kurtarmaya vesile oldu. Ölmekle yalnız kendimi kurtaracaktım; fakat hayatta kalıp da zahmet ve meşakkatlere tahammül ile bu kadar imanın kurtulmasına hizmet ettim. Allah'a bin kere hamd olsun.
    Sonra, ben cemiyetin iman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur'ân'ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa, Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin imanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.

    Tüm bu başına gelenler onu davasından vazgeçirmiyor. O yine ihsan-ı İlahi tarafından omzuna konulan vazifeyi yerine getiriyor. Ve aynı Abdullah b. Huzafetü’s Sehmi gibi:

    “Başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa ve her gün biri kesilse, zındıkaya ve dalâlete teslim-i silâh edip vatan ve millet ve İslâmiyete hıyanet etmem, hakikat-i Kur'âna feda olan bu başımı zâlimlere eğmem!” diyor. Ve eğmiyor...

    ... evet aynı Abdullah b. Huzafetü’s Sehmi gibi...

    Bediüzzaman’ da imanından taviz vermez... dininden – davasından vazgeçmez... Sevgililer Sevgilisi’ ne (ASM) ihanet etmez...

    Evet o değil midir son nefesini vermeye birkaç saat kala, sırt üstü yattığı yatağından zorla doğrulup talebelerine dua eden...

    Ve şimdi...

    Bediüzzaman’ nın saçları adedince talebeleri var.... Her bir talebe birer küçük Said...

    Ve onlar Üstadları gibi dava-yı Kur’aniyeye baş koymuşlar...

    Abdullah b. Huzafetü’s Sehmi olsaydı ahirzamanda din-i mübin-i İslama cansiperane hizmet edenleri görseydi. Bu defa ağlamaz sevinir Elhamdülillah-i Hâza Min Fadli Rabbi der.. benden asırlar sonra gelen ümmetin temsilcilerini muhafaza buyur Ya Rab! Der dua ederdi...

    Layık buyur Ya Rabbi....
    Aşk imiş her ne var alemde
    İlm bir kil ü kal imiş ancak !
    Fuzuli

  2. #2
    Yasaklı Üye seyru suluk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    MERSİN,ANKARA
    Mesajlar
    989

    Standart

    Alıntı haf?z halime Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Büyük dava adam? Abdullah b. Huzafetü’s Sehmi (RA)... Bir vakit Romal?lara esir düşer... Zorlamalar, işkenceler.. Ancak amaçlar?na ulaşamazlar... O büyük Dava Adam? iman?ndan taviz vermez... dininden vazgeçmez... Sevgililer Sevgilisi’ ne (ASM) ihanet etmez...

    Sonra küffar karar verir. ?dam edilecektir. O halen iman?ndan zerre miskal taviz vermemektedir.. Ancak gözünde yaşlar belirir... Peki bu gözyaşlar? niyedir? Yoksa pişman m?d?r?

    Sorarlar;
    - Ey Abdullah niçin ağlars?n, pişman m?s?n?

    O büyük ?nsan pişmand?r ancak davas?ndan değil... ?bret verici bir pişmanl?kt?r bu :
    - “Vallahi şu anda baş?mdaki saçlar?m adedince başlar?m olmas?n? ne kadar arzu ederdim... Keşke öyle olsayd? da her gün birisini Hak nam?na verebilseydim. Böylesi bir mazhariyete eremediğim için üzüldüm ve onun için göz yaş? döktüm” der...

    Başta sormuştuk, Abdullah b. Huzafetü’s Sehmi, Bediüzzaman’ ? görseydi.

    Evet görseydi ki, hayat?n?n yirmi y?ldan fazlas?n? zindan da geçiren, 19 defadan fazla zehirlenen, defalarca idam edilmek üzere mahkemeye ç?kart?lan, memleket memleket sürgünlere gönderilen Bediüzzaman’ ? ne derdi sizce?

    Neler neler çektiğini kendinden dinleyelim:
    Yirmi sekiz senedir vilâyet vilâyet, kasaba kasaba dolaşt?r?l?yorum. Mahkemeden mahkemeye sürükleniyorum. Bana bu zâlimane işkenceleri yapanlar?n bana atfettikleri suç nedir?

    Bir mahkeme aylarca, senelerce suç bulup da beni mahkûm etmeye uğraş?yor. O b?rak?yor; diğer bir mahkeme ayn? meseleden dolay? beni tekrar muhakeme alt?na al?yor. Bir müddet de o uğraş?yor, beni tazyik ediyor, türlü türlü işkencelere mâruz k?l?yor. O da netice elde edemiyor, b?rak?yor. Bu defa bir üçüncüsü yakama yap?ş?yor. Böylece musibetten musibete, felâketten felâkete sürüklenip gidiyorum. Yirmi sekiz sene ömrüm böyle geçti.

    Ben, cemiyetin iman?n? kurtarmak yolunda dünyam? da feda ettim, âhiretimi de. Seksen küsur senelik bütün hayat?mda dünya zevki nam?na birşey bilmiyorum. Bütün ömrüm harp meydanlar?nda, esaret zindanlar?nda, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmad?. Divan-? harplerde bir câni gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yolland?m. Memleket zindanlar?nda aylarca ihtilâttan men edildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere mâruz kald?m. Zaman oldu ki, hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim. Eğer dinim intihardan beni men etmeseydi, belki bugün Said topraklar alt?nda çürümüş gitmişti.

    ?şte benim bütün hayat?m böyle zahmet ve meşakkatle, felâket ve musibetle geçti. Cemiyetin iman?, saadet ve selâmeti yolunda nefsimi, dünyam? feda ettim. Helâl olsun. Onlara beddua bile etmiyorum. Çünkü, bu sayede Risale-i Nur, hiç olmazsa birkaç yüz bin, yahut birkaç milyon kişinin-adedini de bilmiyorum ya, öyle diyorlar. Afyon Savc?s? beş yüz bin demişti. Belki daha ziyade-iman?n? kurtarmaya vesile oldu. Ölmekle yaln?z kendimi kurtaracakt?m; fakat hayatta kal?p da zahmet ve meşakkatlere tahammül ile bu kadar iman?n kurtulmas?na hizmet ettim. Allah'a bin kere hamd olsun.
    Sonra, ben cemiyetin iman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdas? var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin iman? nam?na bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur'ân'?m?z yeryüzünde cemaatsiz kal?rsa, Cenneti de istemem; oras? da bana zindan olur. Milletimizin iman?n? selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmaya raz?y?m. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.

    Tüm bu baş?na gelenler onu davas?ndan vazgeçirmiyor. O yine ihsan-? ?lahi taraf?ndan omzuna konulan vazifeyi yerine getiriyor. Ve ayn? Abdullah b. Huzafetü’s Sehmi gibi:

    “Baş?mdaki saçlar?m adedince başlar?m bulunsa ve her gün biri kesilse, z?nd?kaya ve dalâlete teslim-i silâh edip vatan ve millet ve ?slâmiyete h?yanet etmem, hakikat-i Kur'âna feda olan bu baş?m? zâlimlere eğmem!” diyor. Ve eğmiyor...

    ... evet ayn? Abdullah b. Huzafetü’s Sehmi gibi...

    Bediüzzaman’ da iman?ndan taviz vermez... dininden – davas?ndan vazgeçmez... Sevgililer Sevgilisi’ ne (ASM) ihanet etmez...

    Evet o değil midir son nefesini vermeye birkaç saat kala, s?rt üstü yatt?ğ? yatağ?ndan zorla doğrulup talebelerine dua eden...

    Ve şimdi...

    Bediüzzaman’ n?n saçlar? adedince talebeleri var.... Her bir talebe birer küçük Said...

    Ve onlar Üstadlar? gibi dava-y? Kur’aniyeye baş koymuşlar...

    Abdullah b. Huzafetü’s Sehmi olsayd? ahirzamanda din-i mübin-i ?slama cansiperane hizmet edenleri görseydi. Bu defa ağlamaz sevinir Elhamdülillah-i Hâza Min Fadli Rabbi der.. benden as?rlar sonra gelen ümmetin temsilcilerini muhafaza buyur Ya Rab! Der dua ederdi...

    Lay?k buyur Ya Rabbi....
    ALLAH raz? olsun kardeş

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ben de bilmem. Fakat, olsa olsa namazın kerametidir.
    By fanidünya... in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.04.14, 12:51
  2. Saçlarım Kadar Başım Olsa ilahi
    By muhammedyahya in forum Ezgi, İlahi ve Kur'an-ı Kerim Tilavetleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.06.11, 10:27
  3. Baba Ne Kadar Haksız da Olsa, Rızası Tahsil Edilmeli
    By 1kul in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 30.06.09, 21:47
  4. Saçlarım Kadar Başım Olsa--Eşref Ziya
    By muhammedyahya in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 23.12.07, 09:17

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0