+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Üstad Elbette Beni Hatırlamaz

  1. #1
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart Üstad Elbette Beni Hatırlamaz

    Bediüzzaman, vefa sadakat abidesidir






    Rahmetli Bayram Ağabey, nice hayır hasenâtlarla zînetlendirdiği tertemiz hayatını Hz. Üstad’a sadıkâne vakfetmişti.




    Hakk’a yürüdüğü tarihten iki sene kadar evvel Çorum’a gelmişti. Bu kutlu misafirle müşerref olmak isteyen Çorumlular, büyük bir salonda doyasıya dinlediler.


    Sevgili kardeşim Abdullah Tahtalı Ağabeyin haber vermesi üzerine, ben de koşarak gittim. Karşısında ancak diz üstü oturabileceğim bir yer bulup nurlu yüzünü seyrederek dinlemeye başladım.




    Hz. Üstad’la ilgili şu hatırasını, ısrarlı talep üzerine şöyle anlatmıştı.




    “Isparta’da Üstad’a hizmet ediyordum... Yalnızdım. H.T. (Hüseyin Tabancalı) geldi: ‘Bayram, Üstadımın uzun süreden beri ziyaretine gelemedim. Çok özledim. Haber ver de görüşeyim’ dedi.






    “Ben: ‘Tabiî ağabey, hoş geldin. Otur, hemen haber vereyim’ dedim. Üstadıma gidip, (H.T.) gelmiş, görüşmek istiyor. İzniniz olur mu?” diye sordum.






    Üstad: “Onu tanımıyorum” buyurdu.






    Ben galiba onu iyice tanıtamadım diye düşünerek:






    “Hani Üstadım Denizli hapishanesinde filan koğuşta yatmıştı. Meyve Risâlesi ve diğerlerini yazmıştı” dedim.




    Üstad: “Tanımıyorum dedim ya” diye cevap verdi.





    H.T.’ya gidip “Seni tanımıyor” demiş olsam üzüntüsünden kahrolacaktı.





    Bu sebeble bir daha denemeye cür’et edip




    “Üstadım, o filan memleketli, filanca görevden emekli” deyince




    Üstad bu sefer iyice celâllenerek:




    “Keçeli, onu da tanımıyorum, seni de tanımıyorum” sözleri üzerine kendimi hayret ve haşyetle dışarı attım.






    Biraz toparlandıktan sonra dışarıda bekleyen H.T.’ya “Ağabey! Üstadımız bugün rahatsız. Durumu, görüşmenize hiç müsaid değil. İnşaallah bir başka gün gelince görüşürsünüz” diyebildim.





    “Hayretim ve şaşkınlığımın sebebi, Üstadımın hiçbir talebesini katiyen unutmadığını, onlar adına devamlı duâlar ettiğini bizzat görüyor, duyuyor olmamdı.”




    Bayram Ağabey, bu sözleri söylerken gözleri buğulandı, duygulandı. Heyecanla âniden ayağa kalkarak aynen şunları ifade etti:




    “Vallahi kardeşlerim!






    Sevgili Üstadımız, o derece vefalı, şefkatli idi ki, her sabah namazından sonra iki yüz talebesinin isimlerini anarak duâlarına dâhil ederdi. Hal böyle iken, vaktiyle Nurlara bir ara hizmet etmiş, hatta çilesini de çekmiş eski bir talebesini acaba niçin tanımadı diye şaştım, kaldım. Bu istifhamı bir türlü çözemiyordum.






    Merak ediyordum. Hayli bir müddet sonra (rahmetli) H.T. ile karşılaştım. Ağabey dedim: ‘Geçen Isparta’ya geldiğinizde Üstad sizi hatırlayamaz gibi oldu’ diye sorunca, hüzünlenerek aynen şunları söyledi:







    “‘Üstad elbette beni hatırlayamaz. Doğru. Ben ne yazık ki, Risâle-i Nurları, o âb-ı hayatı terk edip filanca tarikatın şeyhliğine, halifeliğine soyundum’ diyerek ağlamaya başladı. İşte o zaman merakım zail oldu.”






    Merhum Bayram Ağabeyimin ibret levhası bu hatırasını, genç Nur kardeşlerimle sohbet ederken hep anlatıyor ve sadakat adına mesaj vermeye çalışıyorum.


    Nitekim Üstadımız şöyle buyurup, herkesi, hepimizi irşad ediyor: “Bu zaman, ehl-i hakikat için, şahsiyet ve enaniyet zamanı değil. Zaman, cemaat zamanıdır. Cemaatten çıkan bir şahs-ı mânevî hükmeder ve dayanabilir. Büyük bir havuza sahip olmak için, bir buz parçası hükmündeki enaniyet ve şahsiyetini o havuza atmaktır ve eritmek gerektir. Yoksa, o buz parçası erir, zayi olur; o havuzdan da istifade edilmez.”1





    Nurların ilklerinden, nice çileler çeken kahraman talebelerinden Feyzi ve Emin Ağabeylerin Tarihçe-i Hayat’ta geçen şu halisane duâlarına biz de âmin diyoruz:





    “Cenâb-ı Erhamürrahimîn’den bütün rûh u canımızla niyaz ederiz ki; mahşer gününde dahi bizleri, ‘Said daha annesinin karnındayken saiddir’ (Kenzü’l-Ummal, 1:491) hadîs-i şerifine mazhar olan Üstadımız defîne-i ulûm ve fünun, bedîü’l-beyan allame-i Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri ile birlikte haşretsin. Tâ ki, o korkulu günde nurlu, müşfik, mübarek eliyle elimizi tutsun, huzûr-u Resûl-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm’a bizi götürsün, inşaallah.’’2


    Dipnotlar:


    1- Kastamonu Lâhikası, s. 106


    2- Târihçe-i Hayat, Bediüzzaman Said Nursî, s. 289


    Abdullah BATTAL


    20.12.2007




    http://www.yeniasya.com.tr/2007/12/20/lahika/default.htm

    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  2. #2
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    fesübhanallah..müthiş s?rlar var burada..

  3. #3
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    "İhsan-ı ilahiyi terk edenler, neticesine de katlanırlar ki buradaki çok mühim sırlardan biri de "unutturulma" meselesidir.

  4. #4
    Ehil Üye _MerHeM_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Alem-i şehadet
    Mesajlar
    2.225

    Standart

    Üstad haz..

    Üç şahsiyeti ile alakadarl?ğ? meselesini beyan ediyor....

    Bu haliylede sünnet-i seniyenin bir dusturunu ifade ediyor....

  5. #5
    nil
    nil isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Pürheves nil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    230

    Standart

    Cenâb-? Erhamürrahimîn’den bütün rûh u can?m?zla niyaz ederiz ki; mahşer gününde dahi bizleri, ‘Said daha annesinin karn?ndayken saiddir’ (Kenzü’l-Ummal, 1:491) hadîs-i şerifine mazhar olan Üstad?m?z defîne-i ulûm ve fünun, bedîü’l-beyan allame-i Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri ile birlikte haşretsin. Tâ ki, o korkulu günde nurlu, müşfik, mübarek eliyle elimizi tutsun, huzûr-u Resûl-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm’a bizi götürsün, inşaallah.’’2


    [/quote]


    Dualara binlerce aminler olsun....



    Konu nil tarafından (25.12.07 Saat 19:35 ) değiştirilmiştir.

  6. #6
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Evet, Risâle-i Nur'un o kadar dehşetli zamandaki kazandırdığı iki netice-i muhakkakası herşeyin fevkındedir; başka şeylere ve makamlara ihtiyaç bırakmıyor.


    Birinci Neticesi: Sadâkat ve kanaatle Risâle-i Nur dairesine giren, îmânla kabre gireceğine gâyet kuvvetli senetler var.


    İkinci Neticesi: Risâle-i Nur dairesinde, ihtiyârımız olmadan, haberimiz yokken takarrür ve tahakkuk eden şirket-i mâneviye-i uhreviye cihetiyle herbir hakîki sâdık şâkirdi, binler diller ile, kalbler ile duâ etmek, istiğfar etmek, ibâdet etmek ve bâzı melâike gibi kırk bin lisân ile tesbih etmektir. Ve Ramazan-ı şerifteki hakîkat-i Leyle-i Kadir gibi, kudsî ve ulvî hakîkatleri yüz bin el ile aramaktır.


    İşte, bu gibi netice içindir ki, Risâle-i Nur Şâkirtleri, hizmet-i Nuriyeyi velâyet makâmına tercih eder, keşf ve kerâmâtı aramaz ve âhiret meyvelerini dünyada koparmaya çalışmaz.


    Ve vazife-i İlâhiye olan muvaffakıyet ve halka kabul ettirmek ve revaç vermek ve galebe ettirmek ve müstehak oldukları şân ü şeref ve ezvâk ve inâyetlere mazhar etmek gibi, kendi vazifelerinin haricinde bulunan şeylere karışmaz ve harekâtını onlara binâ etmezler. Hâlisen, muhlisen çalışırlar, "Vazifemiz hizmettir, o yeter" derler.


    Kastamonu Lâhikası, s. 200.

    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  7. #7
    Ehil Üye Fehim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Yaş
    57
    Mesajlar
    1.866

    Standart

    Nitekim Üstad?m?z şöyle buyurup, herkesi, hepimizi irşad ediyor: “Bu zaman, ehl-i hakikat için, şahsiyet ve enaniyet zaman? değil. Zaman, cemaat zaman?d?r. Cemaatten ç?kan bir şahs-? mânevî hükmeder ve dayanabilir. Büyük bir havuza sahip olmak için, bir buz parças? hükmündeki enaniyet ve şahsiyetini o havuza atmakt?r ve eritmek gerektir. Yoksa, o buz parças? erir, zayi olur; o havuzdan da istifade edilmez.”


    Rabbim, bu şuur ile hizmette devam nasibetsin...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Elbette en bahtiyar odur ki..
    By fanidünya... in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.12.13, 17:22
  2. Elbette ve Elbette Fânilerden, Belki de Hiç Ümit Edilmediklerinden
    By Mutella in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 17.10.09, 20:28
  3. Amerika Risâle-i Nur’u Elbette Arayacaktır
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 15.03.09, 16:06
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.07.08, 09:59
  5. Üç Yerde Kimse Kimseyi Hatırlamaz
    By Hüsn-ü Sermedi in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 27.01.08, 14:08

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0