+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 11

Konu: Mühim Bir Soru?

  1. #1
    Dost meteor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    40

    Standart Mühim Bir Soru?

    selamun aleyküm kardeşlerim.uzundur aklımı kurcalayan 2 soru var.üstadımız urfada ahirete intikal ederken yanında hangi talebeleri vardı.varsa kimlerdı ve hala hayattalar mı? bide ustadın o zaman "malatya malatya" diyerek sanki bişey anlatmaya calıştığını(vasiyet veya tavsıye)duymuştum.bilgisi olan veya burdan okuduktan sonra bu suallerın cevabını bulan arkadaşlardan yardım istiyorum.gerçekten bu bilgiler cok önemli bi yardım ederseniz -duacınızım-
    hak geldi batıl zail oldu

  2. #2
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı meteor Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    selamun aleyküm kardeşlerim.uzundur aklımı kurcalayan 2 soru var.üstadımız urfada ahirete intikal ederken yanında hangi talebeleri vardı.varsa kimlerdı ve hala hayattalar mı? -
    Bayram Yüksel Abi anlatıyor:
    "Meğer Üstad vefat etmiş"
    "Akşam namazından sonra ben bir türlü ayakta duramadım. Durumu Zübeyir Ağabeye anlattım. 'Kardeşim, git yat' dedi ve ben de yattım. İki saat filan uyumuşum ki Zübeyir Ağabey geldi. 'Kardeşim tahammül kalmadı, bir haftadır uyumadım.' Ben de, 'Gel Zübeyir Ağabey, hemen nöbeti değişelim' dedim. Yatsı namazını kıldım. Zübeyir Ağabey yattı. Hüsnü kardeşimizle beraberdik. Hüsnü, 'Düşeceğim, ayakların da uykusuzluktan sancıyor' dedi. Hüsnü'ye 'Ben iyiyim, sen de git' dedim. Hüsnü de Zübeyir ve Abdullah Ağabeyin kaldığı odaya gitti.
    "Ben, Üstadın yanında idim, kapı arkadan kilitliydi. Gündüzden Üstad çok hararetli olduğu için, buz istemişti. Biz aramış bulamamıştık. Gece arkadaşlar bir yerden buz bulup getirmişlerdi. 'Buz bulduk Üstadım' dedim, istemedi. 'Üstadım çay yapayım' dedim. Üstad 'İstemez' diye işaret etti. Üstadın mübarek dudakları kuruyordu. Ben ıslak mendille siliyordum, bu hiç görülmemiş bir hararetti. Saat iki buçuk sıralarında idi. Ben Üstadın üzerini örtüyordum. Üstad atıyordu. Bir müddet böyle devam etti. Üstad ışıktan rahatsız olmasın diye lâmbaya mendil sararak ışığı azaltmıştım. Bir ara birden Üstad boynumu tuttu, ben üstadın kollarını ovuyordum. O anda Üstad ellerini göğsüne koydu uyudu. Ben de Üstad uyudu diye sobayı yaktım. Üstadın ayak ucuna geçip uyanacak diye bekliyordum. Ağabeyler de gelecek de sahur yemeği yiyeceğiz diyordum.
    "İnna lillah..."
    "Ah bilmiyordum ki, Üstadım ebedî âleme göçmüş. Bu fani dünyaya gözünü yummuş. Başımdan hiç geçmemişti ki, nasıl bileyim, Üstadımın vefatını anlamayarak uyudu zannediyordum. Sahur da geçti. Abdullah ve Zübeyir Ağabeyle Hüsnü kardeş geldiler. 'Bayram, uyuyakalmışız' dediler. Ben de 'Siz gelin, Üstad uyudu, üşütmeyin, ben sabah namazını kılayım' diye onların yattığı odaya geçip namaz kıldım. Cüz'üm vardı, onu okuyup biraz yatayım derken, birden içeriden ağabeyler, 'Yahu Bayram, Üstad Hazretlerinden ses gelmiyor' dediler. Ben, 'Üstad uyudu, onu üşütmeyin' dedim. Tekrar geldiler. 'Bayram, Üstaddan ses gelmiyor' deyince ben de beraber Üstadın odasına vardım. Zübeyir Ağabey baş ucunda, dördümüz Üstada bakıyoruz. Üstaddan hiç ses gelmiyor. Fakat vücudu sıcacık. Bizi müthiş bir telaş aldı. Zübeyir Ağabey 'Üstada böyle haller olur, geçer' diyordu ama, ben fena üzülüyordum. Hiçbirimizin başanıdan böyle bir hâdise geçmemişti. Zübeyir Ağabey, 'Urfa'da Elazığlı Vaiz Ömer Efendi var, ona haber gönderelim, o bilir' dedi. Haber gönderdik, geldi. Üstadı görünca; 'İnna lillah ve inna ileyhi raciûn. Üstad vefat etmiş kardeşlerim' dedi.

    Şu anda Bunlardan Hüsnü Bayram ile Abdullah Yeğin Ağabeyler yaşıyorlar..

  3. #3
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    [quote=meteor;87336] bide ustadın o zaman "malatya malatya" diyerek sanki bişey anlatmaya calıştığını(vasiyet veya tavsıye)duymuştum.quote]

    Ben de Siir Siirt dediğini duymuştum..
    Konu acizizfakiriz tarafından (13.11.07 Saat 07:19 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    [quote=acizizfakiriz;87341]
    Alıntı meteor Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bide ustadın o zaman "malatya malatya" diyerek sanki bişey anlatmaya calıştığını(vasiyet veya tavsıye)duymuştum.quote]

    Ben de Siir Siirt dediğini duymuştum..
    "alanya alanya" olmasın o. Malatya-alanya,benziyor ya,o bakımdan yani..
    Latife bir yana da ,ben de duymadım.merak ettim ama..


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  5. #5
    Yasaklı Üye katre_44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesajlar
    99

    Standart

    malatya malatya kutsal belde

  6. #6
    Pürheves busra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    282

    Standart

    acizizfakiriz abi anlatlatt?klar?n için ALLAH raz? olsun.Ben hiç düşünmemiştim Üstad?n nas?l vefat ettiğini meğer merak ediyormşum...
    Mutluluğun gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir,ama Kaşıktaki İki Damla Yağı Unutmadan...

  7. #7
    Pürheves Li`eclillah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Konya
    Mesajlar
    151

    Standart

    Es-Selamu Aleykum Ve Rahmetullahi ve Berekatuhu
    Aziz Kardeşim;
    Üstad?m?z?n (r.a.) hayat? gibi ömrunun son anlar?da ve hatta öldükten sonraki günleride çilelidir..
    Günlerden cuma 18 mart 1960 Bediüzzaman Emirdağ'da bulunuyor ve hasta Zatürreeye yakalanm?şt?r Doktoru Tahir Bey serum verdi, iğne yapt?. Bir müddet dalm?şt?. Sabahleyin uyand?, hiç hastal?ğ? yokmuş gibi giyindi, abdest ald?, sabah namaz?n? k?ld?. Namazdan sonra diğer talebelerini de çağ?rtt?. Hepsi ile ayr? ayr? kucaklaşt?, vedalaşt?."Allah'a ?smarlad?k, ben gidiyorum" dedi...
    Gözleri yaşl?yd?. Her zaman, "Merak etmeyin kardeşlerim yak?nda geleceğim" derken, bu sefer böyle bir şey demedi. Bir daha dönmeyeceğini hissettirmek istiyordu..
    S?ras?yla talebeleri baş?nda nöbet tutuyorlard?. Nöbet s?ras? Zübeyir Gündüzalp ile Bayram Yüksel'e gelmişti. Saat gece yar?s? 02.30. Bediüzzaman birara gözlerini açt? ve dudaklar?ndan zor anlaş?labilen bir kelime döküldü: Gideceğiz.Bayram Yüksel: Nereye Üstad?m.Diyarbak?ra Urfa'ya gideceğiz, haz?rlan?n!" sonra tekrar tekaralad? bu sefer sadece URFAYA gideceğiz dedi
    Sabah olur olmaz araba haz?rland?. Saat 09'u gösteriyordu. Günlerden 20 Mart 1960. Bediüzzaman'? arabaya yerleştirdiler. Konuşamayacak kadar halsizdi. Arabada üç talebesi vard?: Hüsnü Bayram, Bayram Yüksel, Zübeyir Gündüzalp. Pazartesi sabah? saat 11'de Urfa'ya girdiler. Urfa'da kalan talebesi Abdullah Yeğin'in tavsiyesi üzerine Üstad? ?pek Palas oteline yerleştirdiler.
    Ertesi gün sabahleyin polisler kap?ya dikildi. ?çişleri Bakanl?ğ?n?n emrini tebliğ ettiler: Haz?rlan?n, gideceksiniz, Bakan?n emri var, derhal Isparta'ya dönmeniz laz?m.
    Bilgi Üstada ulaşm?şt?: Acaib! Ben buraya gitmeye gelmedim. Belki de öleceğim.
    Talebelerini emniyete çağ?rd?lar. Üst üste sorgu sual, s?k?şt?rmalar, tazyikler yap?ld?. Talebeleri Üstad?n emrinden ç?kamazlard?. Kararl?yd?lar: "Biz Üstad?m?za tabiyiz. Taş gibiyiz. Üstad vurur, biz yuvarlan?r gideriz. O nereye derse biz oraya gideriz. Biz Üstad?m?za müdahale edemeyiz, tekrar yol zahmetine katlanamaz...
    Emniyetin Üstad? Urfa'dan ç?karma konusundaki bask?s?n? Urfal?lar duyar duymaz otelin önünde topland?lar. Binlerce insan Üstad? göndermeyeceklerini hayk?r?yordu. Bu arada talebeleri hemen gidip Hükümet Tabibini çağ?rd?lar. Doktor Bedîüzzaman'? muayene eder etmez teşhisini koydu: "Siz ne cesaretle buraya geldiniz? K?rk derece ateşi var. Yar?n gelin heyet raporu verelim, bu haliyle bir yere gidemez."
    22 Mart Sal?. Emniyet amiri geldi, Bedîüzzaman'la görüşmek istedi. Bediîüzzaman "Gelsin" dedi. Emniyet amiri, Bakanl?ğ?n emrinin kesin olduğunu, mutlaka Isparta'ya dönmesi gerektiğini bildirdi... O gün yüzlerce Urfal? Ankara'y? telgraf yağmuruna tuttu. "Nas?l olur da Bediüzzaman'? Urfa'dan ç?kar?rs?n?z?"
    Akşam olmuştu. Ortal?ğ? derin bir sessizlik kaplam?şt?. O akşam nöbet s?ras? Bayram Yüksel'deydi. Bediüzzaman art?k konuşam?yor, sadece dudaklar? k?p?rd?yordu. Ateşler içinde yan?yordu.
    Çarşamba gecesi saat 03 s?ralar?. Bayram Yüksel başucunda. Bediüzzaman'?n ellerini göğsüne koyuyor ve şöyle diyordu:
    Üstad biraz iyileşti, uykuya dald?..."
    Sabah ezan? okunuyordu. Diğer talebeleri de geldi. Her sabah olduğu gibi Üstad?n uyan?p, "Sabah namaz?n?n vakti girdi mi?" diye sormas?n? bekliyorlard?. Fakat öyle bir durum yoktu.
    Daha sonra gittiler, nabz?n? tuttular, çal?şm?yordu
    Doktor getirdiler:
    Allah Allah! çok ateşli, vefat etmiş. Fakat hiç ölüm haline benzemiyor..." Doktor "ölüm" raporunu yazd?.
    Çarşamba günü öğleden sonra Halilürrahman Dergah?nda cenazesi y?kand?, kefenlendi. Sonra Ulu Cami'ye getirildi.
    Perşembe günü ikindi namaz?ndan sonra cenaze namaz? k?l?nacakt?. Bütün işyerleri kapat?ld?, okullar tatil edildi. Sokaklarda kimse yoktu. Herkes cenazedeydi Ulu Cami'yle dergâh aras? iki kilometrelik yol iki saatte al?nabildi.
    Bediüzzaman'?n tabutu parmaklar üzerinde, başlar üstünde taş?n?yordu. Dergâha getirildi. Daha önce haz?rlanan iki kubbeli mekâna defnedildi.
    27 May?s 1960'ta ordu idareye el koydu. Hükümet görevden uzaklaşt?r?ld?. Başbakan, bakanlar kurulu ve milletvekilleri hapishanelere dolduruldu
    11 Temmuz 1960 Pazartesi. Urfa Valisi ile Doğu Bölgesi Kolordu Komutan? askeri bir uçakla Konya'ya gittiler. Bediüzzaman'?n kardeşi Abdülmecid Efendi'yi valiliğe çağ?rd?lar:
    "Kardeşin Said Nursi'nin cenazesini Urfa'dan nakledeceğiz. Siz istemiş olacaks?n?z. Şu kâğ?d? imzala."
    Benim böyle bir isteğim yok."
    "Hadi, uzatma, imzala!"
    Mecburen imzalad?. Abdülmecid Efendi'yi askeri bir uçakla Urfa'ya götürdüler. Ertesi gün 12 Temmuz Sal? günü, gece yar?s?. Urfa'ya askeri bir birlik geldi. Şehri sard?. Urfa derin uykuda... Askerler verilen emri yerine getirdiler. Balyozlarla mermer mezar? parçalad?lar. Bediüzzaman'?n naaş?n? ç?kard?lar, cenaze yeni konmuş gibiydi, hiç bozulmam?şt?.
    Askerler: "Bu zat şehitmiş, bunun mezar?n? açmak günaht?r" diye kendi kendilerine konuştular
    Abdülmecid Efendi gözyaşlar?na boğulmuştu. Ağabeyi Bediüzzaman'?n yüzüne bakt?, gülümser bir haldeydi. Aradan 111 gün geçmişti. Naaş bozulmam?ş, sadece birazc?k kefen sararm?şt?
    Başka bir tabuta yerleştirdiler. Askeri bir uçağa koydular. Abdülmecid Efendiyi de uçağa ald?lar. Önce Afyon'a indirdiler, oradan da Isparta'ya götürdüler ve sadece birkaç talebesinin bildiği bir yere defnettiler.
    Bir eserinde bu konuda şöyle diyordu: "Art?k ben gideceğim, benim vazifem bitti, Allah'tan ömür istedim, hadsiz şükür olsun bunlar? da gördüm. Yaln?z kabrim gizli olsun. ?ki-üç talebemden başkas? bilmesin.
    Dostlar uzaktan ruhuma fatiha okusunlar. Manevî dua ile ziyaret etsinler. Fatiha uzaktan da olsa ruhuma gelir."

    Allah, onu cennetin en güzel yerlerine koysun, ve ondan razi olsun...bizLerede ona cennette komşu oLmay? nasip etsin ...
    amin..amin..amin...
    Şimdi oku kabirde okuyamazsın!

  8. #8
    Dost meteor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    40

    Standart

    peki kimmiş kabrinin yerini bilen o talebeler?
    hak geldi batıl zail oldu

  9. #9
    Ehil Üye Ehl-i telvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.269

    Standart

    Ben talebesi olduğumu iddia etmiyorum ama yerini biliyorum her ne ise Sungur abi de biliyor...

  10. #10
    Vefakar Üye sultanhani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    435

    Standart

    hayat?nda ruhuna hükmedemeyenler, Üstad vefaat ettikten sonram? ruhuna hükmedecekler asla ! Üstad?n ruhu hür ve olmak istediği yerdedir Urfa "mesleğinin" yeridir ve ordad?r. Cesedini al?p götürenler ruhuna hükmedemezler ve ordan koparamazlar!
    Konu sultanhani tarafından (15.11.07 Saat 16:16 ) değiştirilmiştir.
    Ey derde derman isteyen, yetmez mi dert derman sana” diyen zat gibi bizde “Ey bu asrın manevi elemini nefsine çektiren ...kardeş; Yetmez mi Kur’an ve iman hizmeti sana?”diyoruz.
    Hulusi Ağabey


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Zor Soru (2. Soru Sorma)
    By seyru suluk in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 34
    Son Mesaj: 21.01.08, 16:31
  2. 20. Mektup(Mühim Bir Soru)
    By REM8/5 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 19.01.08, 18:41
  3. Mühim Bir Soru?
    By aseyda in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 12.05.07, 10:39
  4. İmandan Sonra En Mühim...
    By nurlu dağ in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 24
    Son Mesaj: 20.12.06, 09:20

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0