Bediüzzaman, İmam-ı Rabbanî’nin Mektubat isimli eseriyle tefe’ül eder. Bütün Mektubatında yalnız iki yerde Bediüzzaman lafzı vardır. Birden o iki mektup Bediüzzaman’a açılır. Mektupların başında ‘Mirza Bediüzzaman’a mektup’ diye yazılıdır. İmam-ı Rabbanî bu iki mektubunda şunu demektedir: “Tevhid-i kıble et! Yani birini üstad tut, arkasından git, başkasıyla meşgul olma!” Babasının ismi Mirza olan Bediüzzaman, bu tevafuklu mesaj karşısındaki tavrını şöyle anlatır: “Bunun arkasından mı, yoksa ötekisinin mi, yoksa daha ötekinin mi arkasından gideyim, tahayyürde kaldım. Herbirinde ayrı ayrı cazibedar hasiyetler var. Biriyle iktifa edemiyordum. O tahayyyürde iken Cenab-ı Hakkın rahmetiyle kalbime geldi ki, ‘bu muhtelif turukların başı ve bu cedvellerin menbaı ve şu seyyarelerin güneşi Kur’ân-ı Hakimdir. Hakiki tevhid-i kıble bunda olur. Öyle ise, en âlâ mürşid de, en mukaddes üstad da odur.