+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 12

Konu: Allah Rızası İçin Kim Bu Garibüzzaman

  1. #1
    Ehil Üye hayırlısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul-Kilis
    Mesajlar
    1.194

    Standart Allah Rızası İçin Kim Bu Garibüzzaman

    [/IMG]

    70 li veya 80 li yaşlarda bir ihtiyar
    Zehirlenmiş
    Ne anası , ne babası , ne çoluk , ne çocuk hiç bir şey yok .
    Mal mülk yok
    Rahat yok
    Tecrit
    Bu haliyle dünyaya meydan okuyor.

    Yani VALLAHİ,BİLLAHİ.TİLLAHİ aklım kaldırmıyor , herhalde O nu bu haliyle tanıyamamak bile tam anlamıyla tanımaktır.

    Hani Mektubat ta diyorya , Üstadı Resulullah a.s.m. için

    Onuncu Esas: Hem o zâtın gidişatında görünüyor ki: Görüyor, öyle haber veriyor. Çünkü en tehlikeli vakitlerde, kemâl-i metanetle, tereddütsüz, telâşsız söylüyor. Bazı olur, tek başıyla dünyaya meydan okuyor.

    Sanki kendisi de bu onuncu esas olan sünnet-i seniyyeye ittiba ediyor .

    Bu halinle Kimsin sen Üstadım???
    Konu hayırlısı tarafından (11.10.07 Saat 12:31 ) değiştirilmiştir.
    Evet, hakiki imanı elde eden adam, kainata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hadisatın tazyikatından kurtulabilir. AMENNA

  2. #2
    Yasaklı Üye murat çetin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesajlar
    12

    Standart

    ebu laşey

  3. #3
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Mehdii azam...

    Büyük mehdi
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  4. #4
    Ehil Üye hayırlısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul-Kilis
    Mesajlar
    1.194

    Standart

    Alıntı yunusum Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Mehdii azam...

    Büyük mehdi
    Abi dur biraz sakin ol gözünü seveyim
    Evet, hakiki imanı elde eden adam, kainata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hadisatın tazyikatından kurtulabilir. AMENNA

  5. #5
    Ehil Üye yasemenn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesajlar
    2.469

    Standart

    O yaşayan risale-i nur ...
    Kuran?n müfessirliğini yapmak herkeze niye nasip olmuyor dersiniz...
    ?man kemale erdimi ne sahnelere şahit oluyor insan...
    Başka olmak, bambaşka olmak...
    Bize düşen onunla olmak...
    Seninleyizdir ve hep seninle kal?r?z inşaalah üstad?m...
    Seni tan?tana hadsiz şükür...
    Cihan dolu bela başında varken ne bağırırsın küçük bir beladan, gel tevekkül kıl;
    Tevekkül ile bela yüzüne gül, ta o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül...

  6. #6
    Ehil Üye Selim Akif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    2.965

    Standart

    Davas?n?n adam?..neden şaş?rd?n bu kadar anlam?ş değilim......Kolaym? islam?n sancaktarl?ğ?n? yapmak...basit insanlaram? nasip olacakt?...Resulullah?n tuttuğu yolda engel tan?rm?yd? üstad...

    Bismillahirrahmanirrahim


    Elif, Lâm, Mîm.
    İnsanlar, imtihandan geçirilmeden,
    sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?


    Do men think that they will be left alone on saying,
    "We believe", and that they will not be tested?


  7. #7
    Pürheves mamafih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    154

    Standart

    kaleler fedailer ister...
    Talebeliğin özelliği ve şartı: Sözler’i kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıkmak, onları hayatının en önemli vazifesi bilmek ve onları neşretme hizmetini yapmak.

  8. #8
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Alıntı murat çetin Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ebu laşey
    Yani her şey!
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  9. #9
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Alıntı hayırlısı Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    [/IMG]

    70 li veya 80 li yaşlarda bir ihtiyar
    Zehirlenmiş
    Ne anası , ne babası , ne çoluk , ne çocuk hiç bir şey yok .
    Mal mülk yok
    Rahat yok
    Tecrit
    Bu haliyle dünyaya meydan okuyor.

    Yani VALLAHİ,BİLLAHİ.TİLLAHİ aklım kaldırmıyor , herhalde O nu bu haliyle tanıyamamak bile tam anlamıyla tanımaktır.

    Hani Mektubat ta diyorya , Üstadı Resulullah a.s.m. için

    Onuncu Esas: Hem o zâtın gidişatında görünüyor ki: Görüyor, öyle haber veriyor. Çünkü en tehlikeli vakitlerde, kemâl-i metanetle, tereddütsüz, telâşsız söylüyor. Bazı olur, tek başıyla dünyaya meydan okuyor.

    Sanki kendisi de bu onuncu esas olan sünnet-i seniyyeye ittiba ediyor .

    Bu halinle Kimsin sen Üstadım???
    Israrla meseleyi Risaleleri anlamaya getirir, Üstad’ın vazifesinin önemine dikkat çekerdi. Hatta, Üstad’ın çok önem verdiği ve “Abdurrahman yerine birinci talebem” dediği Hulusi Ağabey ile bir sohbetlerinde Üstadın önemli hizmeti ve makamının ibraz, izhar ve ifşası yolunda uzun uzun sorular sorduğu, hatta yer yer kışkırtıcı ifadeler kullandığı halde, Hulusî Ağabeyin, o taraflara pek girmemeye gayret göstermesi karşısında “Biz bu hakikatları kabirde mi söyleyeceğiz artık?” demişti.

    Ahmet Feyzi Ağabey, “Kimin peşinden gidiyor, kimin eserlerini okuyoruz bunu iyi takdir etmek için kitaplarını okuduğumuz kişinin mâhiyetini bilmemiz gerekir.” demek istiyordu. Onun için de şöyle diyordu: “Üstad diyor ki: ‘Ey muhataplarım ben çok bağırıyorum. Zira 13. Asrın minaresinin başında durmuşum, sözde medenî, dinde lâûbâli olanları câmiye davet ediyorum!.’ Peki soruyorum sizlere 13. Asrın bir minaresi mi var? Oraya niye çıkmış ve orada ne işi varmış? Yani bu ifadelerle bu zât ne demek istiyor? Bunlar üzerinde durup düşünmemiz icap etmez mi? Şimdi bakınız ben Denizli ve Afyon hapishanelerinde altı eserin yazılmasına şâhit oldum. Hapishanelerde Üstad’a karşı o kadar müthiş bir teyakkuz vardı ki, bir kelime yazmaması için her türlü baskı vardı. Hiçbir yazının içeriden dışarı çıkmasına ve kuş uçmasına imkân yoktu. Evet bu şartlar altında altı eser yazıldı. Bilhassa Meyve Risalesi... Meyve Risalesi şaheserdi... Mesela Denizli’de baş gardiyana o ağır şartlar altında meselemiz anlatıldı ve iknâ edildi... Hapishane içinde Üstad ayrı bir hücrede, bizler de ayrı ayrı koğuşlardayız. Mesela, Ispartalılar bir koğuşta... Isparta’dan gelenleri o koğuşa gönderiyorlar. Bir kitap yazmak için kağıt yok, imkan yok. Ama, mahkûmlar sigara içiyorlar. Paketleri atıyorlar, tütün sarılan kağıtları atıyorlar. Baş gardiyan atılan o kağıtları toplatarak. ‘Hâfız Ali!’ diye seslenip onu yanına çağırıyor ve onları veriyor. O kağıtlar alınıyor, bir gün üç satır yazı yazılıyor. Ertesi gün beş satır yazılıyor. Şimdi bunların öncesinde ne yazılmıştı, sonrasında ne yazılmıştı diye siyak ve sibakı birbirini tutuyor mu, uygun mu diye birşey yok. Nihayet işte bu parça parça kağıtlar gönderiliyor ve bunlar Meyve Risalesi oluyor! Bugün Meyve Risalesi’ni okuduğumuz zaman ondaki ifade azameti karşısında donup kalıyoruz!. Sonra bu işin daha garip noktası da şu... Dışarıya çıkmasına imkân ve ihtimal bile yok. Ama bu şekilde yazılmış altı eserin hepsi de dışarıya çıkıyor ve dışarıda neşrediliyor. Biz buna şâhidiz. Hatta bir gün bir tek pusula yakalanmış. (Bu sıradan, bu önemsiz pusula için bile) öyle tahkikat yaptılar, öyle baskılar uyguladılar. Halbuki Afyon Mahkemesinde okuyacağımız müdafaa dışarıya çıktı. Dışarıda intişar etti. Neşredilenlerden bir nüsha da Baş savcıya verildi. Biz böyle yüzlerce keramete şâhit olduk. Ama böyle bir şey olunca Üstad hemen reddeder ‘Bu hizmetin kerametidir; benimle alâkası yok!’ derdi. Size bir hatıramı daha anlatayım: Emirdağ’a Üstadın ziyaretine gittim. Görüştükten sonra bana dedi ki: ‘Kardeşim sen bugün mutlaka buradan git. Zira buranın kaymakamı çok düşman, bir hâdise çıkarma ihtimali var!.’ Biz de emri alıp hemen yanından ayrılıp Mehmet Çalışkan’ın dükkânına vardık. Onlar yemek hazırlamışlar. Onlara ‘Siz yemek yediriyorsunuz, ama ben emir aldım, bir vâsıtaya bakın. Gitmem lâzım.’ dedim. Onlar ‘Ooo, vâsıta bir defa geliyor buraya. O da gitti.’ Ama senin hususi araba tutmaya paran varsa, hemen bir taksi kiralayalım, gönderelim.’ dediler. ‘Nerde hacıda kav çakmak...’ dedim. Onlar da bana ‘Bugün sen mecburen burada kalıyorsun.’ dediler. Ben ‘Üstad, duyar muyar aman... Sonra ben ne hâle gelirim’ dedim. İkindi oldu camiye gideceğiz. ‘Aman beni Üstad’a yakın yerlerden götürmeyin... Şöyle sapa yerlerden, dolaşıp gidelim.’ dedim. ‘Korkma seni göstermeyiz.’ dediler. Namazdan sonra yine saklı yerlerden Mehmet Çalışkan’ın evine kapandık. Akşam oldu, misafirler gelmeye başladı. Oranın ne kadar hâkimi, doktoru ve sâiresi varsa, hep o yüksek tabaka hepsi de geldiler. Hep müdakkik insanlar. Boyna bana soru soruyorlar. Gece yarısına kadar sohbet devam etti. Ama müthiş bir fütühat oldu. Hiç aklıma gelmeyen şeyleri de Allah’ın inayeti ile onlara orada söyledim. ‘Artık bu gece tam doyduk. Bütün müşkillerimiz halloldu.’ dediler. Gece yarısından sonra onlar dağıldılar. Biz de namazı kılıp yattık. Sabah namazına kalktık. Ben hemen namazdan sonra bir an evvel gitmenin çaresine bakıyorum. Bir de baktım Üstad’ın talebesi Zübeyir, bir jandarma gibi gelip damladı: ‘Üstad Hazretleri seni istiyor!’ dedi. ‘Eyvah yandık. Mehmet Çalışkan, gel beraber gideceğiz. Suç senin. Beni bırakan sensin.’ dedim. Neyse yanına vardık. Ben önüne diz çöktüm, oturdum. Mehmet Çalışkan ayaktaydı, o da oturdu. Üstad bana hiç ‘Niçin gitmedin? Neden kaldın?’ diye bir şey söylemedi. Şöyle kaşlarını çattı. ‘Kardaşım, bu gece kalmanız çok isabetli oldu.’ dedi. Ondan sonra bazı şeyler de söyledi. Orada konuşulan her şeyden haberdar. Gece bizi mi dinledin be mübarek!.. Yani o gece yapılan sohbet sanki telkin edildi, tasarruf edildi. Biz neler gördük ve nelere şâhit olduk!..” (Abdullah Aymaz'ın Aksiyon dergisinde yazdığı yazıdan alıntıdır)

    Bir parça fikir verebildi mi acaba?
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  10. #10
    Ehil Üye hayırlısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul-Kilis
    Mesajlar
    1.194

    Standart

    Osmanoğlu kardeş maşallah der , tebriklerimi sunar?m .
    Evet, hakiki imanı elde eden adam, kainata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hadisatın tazyikatından kurtulabilir. AMENNA

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Allah Rızası İçin Duanızı Bekliyorum
    By yurekten_ in forum Dualar
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 01.05.09, 17:29
  2. Allah Rızası İçin...
    By kevser dursun in forum Dualar
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 11.02.09, 20:11
  3. Allah Rızası İçin Gülümsermisin:)
    By Beste-i Rana in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 34
    Son Mesaj: 30.11.08, 13:08
  4. Allah Rızası İçin Dua Edin
    By nursena_m in forum Dualar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 28.06.08, 22:32
  5. Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 07.03.08, 09:29

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0