+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 20
Like Tree1Beğeni

Konu: Kaşıktan Dost Olur mu?

  1. #1
    Ehil Üye serab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    1.529

    Standart Kaşıktan Dost Olur mu?

    Bediüzzaman ,çayı severdi.Dünyalık eşyası arasında küçük bir çay takımı vardı.Bir gün Bediüzzaman'ın çay kaşığı kırıldı.
    "Bunu tamir ettirin."dedi.
    Zübeyr Gündüzalp,kaşığı tamirciye getirdi,ama alüminyum olduğu için kaynak yapılamayacağını öğrendi.Çaresi kolaydı.Hemen daha kaliteli ve yeni bir çay kaşığı alıp getirdi.
    Bediüzzaman,durumu öğrenince üzüldü:
    "Kardeşim,sen bilmiyormusun,o kaşık benim 40 yıllık arkadaşımdı.Ben kaşığımı isterim;tamir ettir,getir!" dedi.
    Zor da olsa,kaşık tamir ettirildi ve getirildi.Bediüzzaman,kadim bir arkadaşına kavuşmanın sevinciyle,tamir ücretini de fazlasıyla verdi.
    Ararad bunu beğendi.
    "birimiz şarkta,birimiz garbda,birimiz cenubda,birimiz şimalde,birimiz ahirette,birimiz dünyada da olsak biz yine birbirimizle beraberiz"

  2. #2
    Ehil Üye tevhid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    .....
    Mesajlar
    1.097

    Standart

    oluyormus demek ki

    Sus gönlüm!.


    Bir elif miktari sus.Az kaldi bahara

    Sus gönlüm!.

    Sebepler var edilinceye kadar.Bahaneler olusuncaya,birbirimizin

    nasibi oluncaya kadar sus...


  3. #3
    Gayyur vedat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    78

    Standart

    Tevafuk ki dün bir arkadaşa bu hat?ray? anlatm?şt?m.Çok şaş?rd?.

  4. #4
    Ehil Üye tevhid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    .....
    Mesajlar
    1.097

    Standart

    Alıntı vedat Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Tevafuk ki dün bir arkadaşa bu hatırayı anlatmıştım.Çok şaşırdı.
    üstadımın herseyi sasılacak kadar güzel degil mi zaten

    Sus gönlüm!.


    Bir elif miktari sus.Az kaldi bahara

    Sus gönlüm!.

    Sebepler var edilinceye kadar.Bahaneler olusuncaya,birbirimizin

    nasibi oluncaya kadar sus...


  5. #5
    Ehil Üye hayırlısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul-Kilis
    Mesajlar
    1.194

    Standart

    Maşallah yahu muhabbetin güzelliğine bak , Allah bu hat?ralar? cennette birbirimize anlat?p , sürurlu ve mesut olup sonras?nda da bu sohbetten kalk?p Cemalullah'? görmeye hepberaber gitmeği nasip etsin inşallah.

    Not : Siz de duac? olun , inşaallah Allah nasip eder de cennetine bize kabul ederse ilk ders cennette bizim bahçede olsun , tüm nur kardeşlerim davetlidir , (ikram boldur ve herkese yetecek kadar erzak mevcuttur , kimse gelirken bir şey getirmesin)
    Evet, hakiki imanı elde eden adam, kainata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hadisatın tazyikatından kurtulabilir. AMENNA

  6. #6
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Allah razı olsun serab kardeşim, bu hatıra üstadın eşya ile muhatabiyeti ile ilgili tesbitlerden yola çıkan aşağıdaki yazıyı hatırlattı;


    Bediüzzaman ve eşya ile muhatabiyet




    Son zamanlarda medyada, gittikçe yaklaşan ve tedbir alınmadığı takdirde geri dönülemez olacak bir felâketin haberlerini sıkça duyar ve okur olduk.


    “Küresel ısınma” adı verilen tehlikenin nedeni ise gelişen teknoloji ve sanayi ile birlikte kullanımı artan fosil yakıtların yakılması sonucu atmosfere sorumsuzca ve sınırsızca salınan karbondioksit gazının sebep olduğu atmosferdeki sıcaklık artışı.

    Her şeyin birbiri ile ilişkisinin ve bağlantısının olduğu kâinatta, küresel ısınmanın sebebini sadece yukarıdaki sebebe bağlamak kolaycılığa kaçmak olur. Küresel ısınma, çağımız insanlarının bir sorunudur ve “çağdaş” insanların tek sorunu da değildir.


    Vahye sırtını dönen ve kutsalla bağını koparan Batı medeniyetinin insanlığa yaptığı en büyük tahriplerden birisi anlam buharlaşmasıdır.

    Hayatların anlamlı bir gayesi yoktur artık. Bu anlam kaybının insanların hayat tercihleri, tüketim ilişkileri ve küresel ısınma ile ilişkisi başlı başına üzerinde düşünülmesi, çalışılması gereken bir konudur. Kâinatın anlamının unutulması, insanın bireyselleşmesi, kutsalla bağının koparılması ve kâinata yabancılaşması, tabiatı tüketilecek ve üzerinde hâkim olunacak bir mal ve metâ gibi algılaması ve bunun sonucu olarak onu hoyratça kullanması ve tüketmesi gibi bir çok konunun da beraber ele alınması ile küresel ısınma sorunu üzerine bütüncül bir yaklaşım ve çözüm getirilebilir. Böyle bir çalışma ise bir kitap hacmi kadar geniş olacağından bu yazıda kâinatla nasıl bir muhatabiyet içinde olmamız gerekiyor sorusuna çözüm yolunda fikir vermesi açısından Said Nursî’nin hayatından, eserlerinden bir kaç örnek verilecektir.

    Said Nursî düşüncesinde kâinat ve insan bir bütündür; yaratılmış paydasında eşit ve kardeştirler. Zira ikisi de aynı Hâlık tarafından yaratılmıştır, herbirisi kendine özel dilleri ile Allah’ı tesbih etmektedir. Kâinatta insana sunulan ve ihsan edilen her şey ise bir nimettir ve Yaratıcı tarafından verilmiştir. Bu sebeple insan, kâinat ve tabiat üzerinde sınırsız bir tasarruf hakkına sahip değil, ancak Yaratıcının ona izin verdiği sınırlar içinde kullanım hakkına sahiptir. Bu kullanım ve tasarrufta dikkat edilecek en önemli noktalardan birisi ise iktisattır. Yani her şeyi maksadına uygun kullanmak ve israf etmemek. Bu noktada Peygamber Efendimizin (asm) abdest alırken fazla su harcayan sahabeyi uyarması ve ‘Akan bir suyun kenarında bile olsan ihtiyaçtan fazla su harcaman israf olur’ demesi dikkat çekicidir. İmkânımızın ya da paramızın olması bize israf hakkını vermemekte ve sorumluluk yüklemektedir.


    Kur’ân’dan ve sünnetten aynı dersi alan Said Nursî de hayatında iktisada azamî dikkat edecek, zaman zaman talebelerini bu noktada uyaracaktır. Abdest için Eğirdir gölünden fazla su harcayan talebelerine “Gölden israf etmeyin” diyecektir.

    Soğuk bir günde “Kömürle mangalı yak” dediği talebesinin her zamanki kullandığı kömürden bir kaç avuç fazla kömür kullanmasına kızacak ve fazla kömürleri geri aldıracaktır. Bir başka defasında, misafirlere ikram edilen çaydan sonra bardakları toplayan talebesinin yarım küp şekeri bardağa atıp israf etmesine ruhu çok sıkılacak ve talebesini paylayacaktır.

    Said Nursî’nin eşya ile olan ilişkisi, modern zamanın insanının eşya ile olan ilişkisinden çok farklıdır. Ortasından kırılan kaşığını, bir talebesine tamire gönderir. Alüminyum olan kaşık kaynak tutmadığı için talebesi yeni bir kaşık alıp kendisine götürür. Bu duruma Said Nursî’nin tepkisi ise şöyledir: “Kardaşım sen bilmiyor musun? Bu kaşık benim kırk yıllık arkadaşımdır.” Bu cümleler karşısında talebesi çaresiz geri döner, bir şekilde kaşığı tamir edip geri getirir.

    Modern zamanın insanlarının anlamakta güçlük çekeceği bu örneklerin arkasında kâinatla mü’minâne kurulmuş bir ilişki görülmektedir.



    İnsan bütün kâinatla yaratılış kardeşiyse ve yaratılan her mevcud Rabbini tesbih ediyorsa, hepsine karşı insanın sorumluluğu vardır. Parasının veya gücünün olması, bu sorumluluğu kaldırmamakta ve ona her şeyi istediği gibi kullanma hakkı vermemektedir.

    Çünkü hakkın kaynağı ve meşrûiyeti Allah’tır. Onun izin verdiklerine insanın hakkı vardır, vermediklerine ise yoktur.

    Bu aynı zamanda Said Nursî’nin eserlerinin bir çok yerinde yaptığı, Avrupa medeniyeti ile Kur’ân medeniyetinin karşılaştırmasının bir sonucudur.

    Kur’ân medeniyetinde, güçlü olan değil, haklı olan kuvvetlidir. Ve yaratılan her mevcudun, yaratılıştan, Yaratıcı tarafından kendisine verilen bir hakkı vardır. Aynı zamanda, bu hakkın küçüğü ya da büyüğü yoktur. Allah katında hak haktır. Küçüğüne büyüğüne bakılmaz. İnsan da bu hakka riayet etmekle mükelleftir. Hal böyle olunca insan kâinattaki her şeye, ağaca, böceğe, kuşa, suya, elektriğe... karşı sorumludur ve onların hakkını gözetmek durumundadır. Parasının ya da imkânının olması bir mü’mine bu düşüncelerden dolayı suyu, elektriği, ağacı, kâğıdı, yiyeceği, elbiseyi... kısaca muhatap olduğu her şeyi israf etme ve sorumsuzca tüketme hakkını vermemektedir. Çünkü insan Allah’a karşı her yaptığından ve işlediğinden sorumludur. Sorumsuzca ve gereksizce tükettiği eşyanın hakkından bile!

    Avrupa medeniyetinde ise, tam tersi, kuvvetli olan haklıdır. Kâinatın ve hayatın bir anlamı yoktur. İnsan, zevki ve istekleri için tabiatı ve çevreyi istediği gibi tüketebilir. Parası ve gücü varsa, bu kullanıma ve tüketime engel olacak bir engel ya da değer görmez. Bu zihniyetin sonucudur ki modern insana tüketici olmaktan başka bir mânâ veya gaye verememiştir. Bugün karşı karşıya kaldığımız küresel ısınma tehlikesi ya da felâketi de bu tüketim hastalığının sonucudur. Ama artık dünyamız tehlike sinyalleri vermekte ve insanlığı tedbir almaya zorlamaktadır. Burada bir ayrım daha dikkati çekmektedir. Eğer küresel ısınma gibi bir tehlike kapımızı çalmasaydı modern zamanın tüketici insanları tabiatı ve çevreyi istedikleri gibi kullanmakta ve tüketmekte bir beis görmeyecekti. Kâinata mü’mince bir nazar ile muhatap olan Müslüman içinse tam tersidir. O, küresel ısınma tehlikesi olsun ya da olmasın her mevcudun hakkına saygılı olacak ve Rabbinin kendisine verdiği izin dairesinde tabiatla, çevreyle ilişki kuracak, ihtiyacı ve izin verildiği kadar kullanacak, israftan uzak duracaktır.

    Her geçen gün biraz daha yaklaşan ve sadece insanlığı değil, dünyadaki diğer canlıları da etkileyecek olan küresel ısınma sorununa çözüm düşünürken günümüz insanının zihniyet kodlarını gözardı edemeyiz. Vahyin nurundan mahrum kalan insanlık kendi sonunu kendi eliyle hazırlarken, çözüm yolunda bütün insanlar gibi Müslümanlara da önemli görevler düşmektedir. Her şeyden önce kutsalla bağını koparmış ve anlam boşluğuna düşmüş insanlığa “insanlığını”, kâinatın ve hayatın mânâsını hatırlatmak elzemdir. Sonra da kâinatla mü’mince bir muhatabiyet kurmanın yolları gösterilmelidir. Tam da bu noktada aramızdan 47 yıl önce ayrılmış olan “muktesid ihtiyar” Said Nursî’nin hayatının ve onun bir asra yaklaşan bereketli ömrünün meyvesi ve mirası olan Risâle-i Nur Külliyatının hepimize, bütün insanlığa söylediği çok şey var.

    Murat KURU Yeni Asya
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  7. #7
    Vefakar Üye beyan_01 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    ADANA&mersin
    Mesajlar
    543

    Standart

    ondaki vefada böyle bir şey işte

    Izdırap insanı olmanın ilk şartı “kalb” taşımaktır;

    kalbini nefsine yedirmiş ya da onu cesedinin altında

    bırakmış bir kimsenin muzdarip olması çok zordur.


  8. #8
    Dost ihsanedil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    16

    Standart

    Olursa kaş?ktan bile olur, olmazsa insandan bile olmaz...

  9. #9
    Dost cadde-i kübra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    bursa
    Mesajlar
    24

    Standart

    üstad?n cans?z bir cisme verdiği önemi biz en yak?n?m?za vermekten kaç?n?yoruz bazen..
    geçenlerde de akşam yemeğindeyken bu konu üzerine bir hadise geçmişti.babam tam çorbas?n? içeceği s?rada kaş?k dikkatini çekti ve bu kaş?klar? at?n art?k" dedi.bizde hemen üstad?n bu tavr? akl?ma geldi ve örnek verdim..babam da "o üstad?n kaş?ğ?ym?ş"dedi
    san?r?m bu kadar hassas olabilmek üstada has bir hususiyet!

  10. #10
    Vefakar Üye mislimya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    317

    Standart

    bir çay kaş?ğ? öylemiiii

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İbadet Edersek Ne Olur? İbadet Etmezsek Ne Olur?
    By Özgürlük in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03.08.19, 22:59
  2. Bekle dost kapısın sadık dost isen
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 12.11.14, 19:49
  3. Rabbim Dilerse Olur Ne Olur Dua Edinnnnnnn
    By ahsen-i nur in forum Dualar
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 26.01.09, 00:46
  4. Dost
    By güllerin prensi in forum Tanışma
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 29.07.08, 01:41
  5. Dost Dost Diye Diye Nicesine
    By Biz in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 24
    Son Mesaj: 20.07.08, 16:45

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0