Selamunaleyküm


Kendimizin nasıl istifade ettiğine nazar gezdirirsek,nasıl istifadeli olacağımızı da görmek mümküm oluyor.

Üstadımız,Mühim bir dersinde şöyle ifede etmiş;


CENÂB-I HAKKA vâsıl olacak tarikler pek çoktur. Bütün hak tarikler Kur'ân'dan alınmıştır. Fakat tarikatlerin bazısı, bazısından daha kısa, daha selâmetli, daha umumiyetli oluyor. O tarikler içinde, kàsır fehmimle Kur'ân'dan istifade ettiğim "acz ve fakr ve şefkat ve tefekkür" tarikidir.

Evet, acz dahi, aşk gibi, belki daha eslem bir tariktir ki, ubudiyet tarikiyle mahbubiyete kadar gider.

Fakr dahi Rahmân ismine isal eder.

Hem şefkat dahi, aşk gibi, belki daha keskin ve daha geniş bir tariktir ki, Rahîm ismine isal eder.

Hem tefekkür dahi, aşk gibi, belki daha zengin, daha parlak, daha geniş bir tariktir ki, Hakîm ismine isal eder.

Şu tarik, hafî tarikler misilli, "letâif-i aşere" gibi on hatve değil; ve tarik-i cehriye gibi "nüfus-u seb'a" yedi mertebeye atılan adımlar değil; belki Dört Hatveden ibarettir. Tarikatten ziyade hakikattir, şeriattir.

Yanlış anlaşılmasın; acz ve fakr ve kusurunu Cenâb-ı Hakka karşı görmek demektir. Yoksa onları yapmak veya halka göstermek demek değildir.

Tarikattan ziyade hakikattır,şeriattir derken;

"Şeriat, doğrudan doğruya, gölgesiz, perdesiz, sırr-ı ehadiyet ile rububiyet-i mutlaka noktasında, hitab-ı İlâhînin neticesidir."


Şeriatın Hakikatini beyan etmiş...Bizim bu dersten ettiğimiz istifadeye nazaran,İcraati Rabbaniye alemde koyduğu kanunlar perdesinde işlemektedir...Aynen bu kanunların insan fıtratıyla ilgili merkezleri de vardır...

İşte acz ve fakrın Halika olan yanı gibi...Tefekkürün Hakim ismine yönlendirmesi gibi...

Şefkatin ise Rahim ismine yönlendirmesi ve kainata da bu nazarla bakmanın penceresini nazarımıza yaklaştırmaktadır...

Çok geniş açılımları içerir konumunu şimdilik bırakarak,meslek bölümünde "Şefkat"hizmetin ruhunu oluşturmaktadır...

Derslerimiz de sadece aklımıza bir hitabın olmadığı,görünüşte anlamıyor görünsekte hal ve hareketlerimizdeki düzelmeler,fıtraten istifademizi göstermektedir...

Bu şefkatli doktor;Hastalığımızın ciddiyetini bize ikinci bir nazara yönlendirerek baktırırken,moralimizi yüksek tutarak mücadelemizi kolaylaştırıyor...Ve kendini ayine yaparak,kendimizi kendi aynasında göstererek,nefsimizle olan terbiye sürecini,merak hastalığından kurtararak,fark etmediğimiz bir şekilde iyileşmemize sebep olmaktadır...

Hatta bazı soruları sormadan cevapları verilen konularda vardır...Bu eğitim metodu,direkt maksat ve maslahat endeksli bir sistemdir.

"Evvela Saniin azametinin zihinlerde tesbiti lazımdır"diyerek kudreti kainat lisanıyla tanıttıracak tefekkürü delilleriyle ders verdiği gibi...Kendi mahiyetimizle Rabbimizin Kudretini oranlıyarak ona mutlak itaat ve ilticaya mecbur olduğumuzu hakikaten kabul ettirerek,o iki yaramızı bize şefaatçi hükmüne getirmektedir...

Kısaca biz insanlara;bize davranıldığı gibi davranarak,göz önündeki alışkanlık perdelerini aralıyarak,icraat sahibinin Hilkat delilleriyle,dünyalarını hakikate meyil ettirmekten ibarettir.

Çünkü;İstifade bir ikramın eseridir...Biz zamanla bize ihsan edilmiş neticeyi,tebliğimizde delil kullanırsak,nasihatları tesir etmez insanlardan farkımız kalmaz...İnsanları kitaplarla buluşturana kadar olan süreç,kendi istifademizin fiili ve kavli tercümanı olacaktır...

Üstadımız;biz islamiyetin güzelliğini efalimizle göstersek,diğer milletler topluca islamiyete girecektir,meyanında ifadesi vardır...

"Ata et,aslana ot atmadığımız müddetçe istikametten de ayrılmayız inşallah...

Evet biz kendi istifademizi tesbit ettiğimizde,şefkatle muamele gördüğümüzü görerek,ve o ihtiyaç şuurumuzla hep şefkate muhtaç olduğumuzu anladığımızda,hizmetimizide o açıdan yapabiliriz...

Bir anlamda da;"İman aklın ihtiyariyledir"denilmekle hizmetinde şekli tarif edilmektedir.Tefekkürü ders vererek aklı Hikmete yönlendirir.Ve takdir,tasdik emaresiyle
itaat meyli oluşur,Hidayeti İlahiye bu meyle terettüp eder...


Selam ve dua

m_safiturk