+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Avrupa İslamiyet ile Hamiledir

  1. #1
    Yasaklı Üye Nurs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    20

    Standart Avrupa İslamiyet ile Hamiledir

    Avrupa, İslamiyet ile hamiledir. Günün birinde bir İslami devlet doğuracaktır. İslamiyet’e şiddetle muhtaç olacaktır. Hem hakiki Hıristiyanlık dini İslamiyet’e tabi olacak ve müşterek düşmanlarına karşı mukabele edecek. Bu konu ile alakalı yerlerden bir derleme yaptık.

    Bediüzzaman’ın, Kahire’deki Cami’ül Ezher Üniversitesi Rektörü meşhur Şeyh Bahit ile İstanbul’da aralarında şu konuşma cereyan etmiştir. Sene 1908

    “Mısır Camiü'i-Ezher Üniversitesi reislerinden meşhur Şeyh Bahîd Efendi İstanbul'a bir seyahat için geldiğinde, Kürdistan'ın sarp, yalçın kayaları arasından gelerek İstanbul'da bulunan Bediüzzaman Said Nursî'yi ilzam edemeyen İstanbul uleması, Şeyh Bahîd'den bu genç hocanın ilzam edilmesini isterler. Şeyh Bahîd de bu teklifi kabul ederek, bir münazara zemini arar. Ve bir namaz vakti, Ayasofya Camiinden çıkıp çayhaneye oturulduğunda, bunu fırsat telakki eden Şeyh Bahîd Efendi, yanında ulema hazır bulunduğu halde Bediüzzaman'a hitaben,

    مَا تَقُولُ فِى حَقِّ اْلاَوْرُوبَائِيَّةِ وَ الْعُثْمَانِيَّةِ

    Yani "Avrupa ve Osmanlılar hakkında ne diyorsunuz, fikriniz nedir?" der.
    Şeyh Bahîd Efendinin bu sualden maksadı, Bediüzzaman'ın şek olmayan bir bahr-i umman gibi ilmini ve ateşpare-i zekasını tecrübe etmek değil, belki zaman-ı istikbale ait şiddet-i ihatasını ve idare-i alemdeki siyasetini anlamak idi.
    Buna karşı Bediüzzamanın verdiği cevap şu oldu:
    اِنَّ اْلاَوْرُوبَا حَامِلَةٌ بِاْلاِسْلاَمِيَّةِ فَسَتَلِدُ يَوْمًا مَا وَ اِنَّ الْعُثْمَانِيَّةَ حَامِلَةٌ بِاْلاَوْرُوبَائِيَّةِ فَسَتَلِدُ يَوْمًا مَا Yani, "Avrupa, bir İslam devletine hamiledir, günün birinde onu doğuracak; Osmanlılar da Avrupa ile hamiledir, o da onu doğuracak. "
    Bu cevaba karşı Şeyh Bahîd Hazretleri, "Bu gençle münazara edilmez; ben de aynı kanaatteyim. Fakat, bu kadar vecîz ve beliğane bir tarzda ifade etmek, ancak Bediüzzaman'a hastır" demiştir.” (Tarihçe-i Hayatı)

    “Birinci tevellüdü gözümüzle gördük. Bir çeyrek asır Avrupa'dan daha dinden uzak...
    İkinci tevellüd de inşaallah yirmi otuz sene sonra çıkacak. Çok emarelerle, hem şarkta, hem garpta Avrupa içinde bir İslâm devleti çıkacak.” (Emirdağ Lahikası II)

    Avrupa ve Amerika’nın yetiştirmiş olduğu meşhur insanlar dahi İslamiyet’i hak olarak görmüşler ve pek çok takdir etmişlerdir. Bunlardan Alman Prensi Bismarck’ın beyanı şöyledir:
    Ben, şunu iddiâ ediyorum ki:
    "Yâ Muhammed! Sana muâsır (aynı asırda yaşayan) olamadığımdan pek müteessirim. Beşeriyet senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bâdemâ göremeyecektir. Binâenaleyh, senin huzurunda kemâl-i hürmetle eğilirim."
    Alman prens işte böyle bir muhabbetle Hz. Muhammed (ASM)'i tavsif etmiştir. Onun ile aynı asırda yaşamadığına teessüf etmiştir. Hakikaten Hz. Muhammed (ASM)'in asrı bir saadet asrı olmuş. Bütün güzellikler o asırda yaşanmış. Bunun gibi pek çok meşhur insanlar İslamiyet’i kabul ve tasdik etmişlerdir. Bunlar kitaplarda mevcuttur. Bunlardan birisi de Mister Carlyle’dir.

    “İşte Amerika ve Avrupa tarlaları böyle dâhi muhakkikleri (Mister Carlyle ve Bismarck gibi) mahsûlât vermesine istinaden, ben de bütün kanaatimle derim: Avrupa ve Amerika İslâmiyetle hâmiledir. Günün birinde bir İslâmî devlet doğuracak."
    "Hem de İslâmiyet güneşinin tutulmasına (inkisafına) ve beşeri tenvir etmesine mümânaat eden perdeler açılmaya başlamışlar. O mümânaat edenler çekilmeye başlıyorlar. Kırk beş sene evvel o fecrin emaresi göründü. '71'de fecr-i sadıkı başladı veya başlayacak.
    "Ey Câmi-i Emevîde kardeşlerim! Ve yarım asır sonraki âlem-i İslâm camiindeki ihvanlarım! Baştan buraya kadar olan mukaddemeler netice vermiyor mu ki: İstikbalin kıt'alarında hakikî ve mânevî hâkim ve beşeri, dünyevî ve uhrevî saadete sevk edecek yalnız İslâmiyettir ve İslâmiyete inkılâp etmiş ve tahrifattan ve hurafattan sıyrılacak İsevîlerin hakikî dinidir ki, Kur'ân'a tâbi olur, ittifak eder." (Emirdağ Lahikası II)

    Eskiden Hıristiyan devletlerinde müthiş bir taassup vardı. Bu taassupları yüzünden İslamiyet’e soğuk bakıyorlardı. Şimdi ise bu taassupları bir derece kırılmıştır. Çünkü bu asırda akıl ve fen hükmediyor. İslamiyet ise bütün meselelerini akla ve fenne ispat ettiriyor. İslamiyet’in akılla ispat edilemeyen hiçbir meselesi yoktur. Bunun için hakiki Hıristiyanlık dini hurafelerden sıyrılıp İslamiyet’e tabi olacaktır. Burada bizlere de büyük görevler düşmektedir. Çünkü:
    “Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemâlâtını ef'âlimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri, elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler; belki küre-i arzın bazı kıt'aları ve devletleri de İslâmiyete dehâlet edecekler. Hem nev-i beşer, hususan medeniyet fenlerinin ikazatıyla uyanmış, intibaha gelmiş, insaniyetin mahiyetini anlamış.” (Hutbe-i Şamiye)
    Hem “beşer bu asırda harplerin ve fenlerin ve dehşetli hadiselerin ikazatıyla uyanmış ve insaniyetin cevherini ve câmi istidadını hissetmiş. Ve insan, acip cemiyetli istidadıyla yalnız bu kısacık, dağdağalı dünya hayatı için yaratılmamış. Belki ebede meb'ustur ki, ebede uzanan arzular mahiyetinde var. Ve bu dar, fâni dünya, insanın nihayetsiz emel ve arzularına kâfi gelmediğini herkes bir derece hissetmeye başlamış.” (Hutbe-i Şamiye)

    Eskiden İslamiyet’in ittihadına taraftar olmayan Hıristiyanlar, bu zamanda bu ittihada taraftar olmaya mecburdurlar. Burada bir hakikati dikkate almak lazımdır. Hıristiyanları, Müslümanlar üzerine saldırtan ve her türlü zulmü icra etmesini temin eden başta Yahudilerdir. Çünkü:
    “Hayat-ı içtimâiye-i beşeriyeyi sarsan ve sa'y ü ameli, sermâye ile mübâreze ettirip, fukarâyı zenginlerle çarpıştıran muzaaf ribâ yapıp bankaları tesise sebebiyet veren ve hile ve hud'a ile cem-i mâl eden o millet olduğu gibi, mahrum kaldıkları ve dâimâ zulmünü gördükleri hükümetlerden ve gâliplerden intikamlarını almak için her çeşit fesad komitelerine karışan ve her nevi ihtilâle parmak karıştıran yine o millet (Yahudiler) olduğunu ifade ediyor.” (Sözler, 25. Söz)

    “Eskiden Hıristiyan devletleri bu ittihad-ı İslâma taraftar değildiler. Fakat şimdi komünistlik ve anarşistlik çıktığı için, hem Amerika, hem Avrupa devletleri Kur'ân'a ve ittihad-ı İslâma taraftar olmaya mecburdurlar.” (Emirdağ Lahikası II)

    “Eski zamanda İngiliz, Fransız, Amerika siyasetleri ve menfaatleri buna muarız olmakla mâni olurdular. Şimdi menfaatleri ve siyasetleri buna muarız değil, belki muhtaçtırlar. Çünkü komünistlik, masonluk, zındıklık, dinsizlik, doğrudan doğruya anarşistliği intaç ediyor. Ve bu dehşetli tahrip edicilere karşı ancak ve ancak hakikat-ı Kur'âniye etrafında ittihad-ı İslâm dayanabilir. Ve beşeri bu tehlikeden kurtarmaya vesile olduğu gibi, bu vatanı istilâ-yı ecanipten ve bu milleti anarşilikten kurtaracak yalnız odur.” (Emirdağ Lahikası II)

    Eğer İslamiyet’e teslim olmazlarsa dünyanın sonu yakındır.
    “Elbette nev-i beşer bütün bütün aklını kaybetmezse ve maddi ve manevi bir kıyamet başlarında kopmazsa, İsveç, Norveç, Finlandiya ve İngiltere nin Kur'ân ın kabulüne çalışan meşhur hatipleri ve din-i hakkı arayan Amerika nın çok ehemmiyetli dini cemiyeti gibi, ru-yi zeminin kıt aları ve hükümetleri, Kur'ân-ı Mucizü l-Beyanı arayacaklar ve hakikatlerini anladıktan sonra bütün ruh u canlarıyla sarılacaklar.” (Emirdağ Lahikası II)

    “İngiliz devletinin payitahtında, hatipleri kürsülerinde "Artık İngiltere nin İslamiyeti kabul etmesi lazımdır" diyerek bağırdıklarını ve beşeriyetin bütün hakiki ihtiyacatını cami olan Furkan-ı Hakimin ayetlerini birer birer okuyup tefsir ve beyan ettiklerini, en son gazetede arkadaşların okuduklarını işitiyoruz diye o kardeşimizin bu havadisine bin elhamdü lillah deriz. Evet o devletin hem dünyası, hem saltanatı, hem saadeti onunla kurtulabilir.” (Emirdağ Lahikası II)

    Ahirzamanda hakiki Hıristiyanlık dini zuhur edecek ve İslamiyet’e tabi olacaktır. Buna dair:
    “Tabiiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüt eden bir cereyan-ı nemrudâne, gittikçe âhirzamanda felsefe-i maddiye vasıtasıyla intişar ederek kuvvet bulup, Ulûhiyeti inkâr edecek bir dereceye gelir. Nasıl bir padişahı tanımayan ve ordudaki zâbitan ve efrad onun askerleri olduğunu kabul etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nevi padişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir. Öyle de, Allah'ı inkâr eden o cereyan efradları, birer küçük Nemrud hükmünde nefislerine birer rububiyet verir. Ve onların başına geçen en büyükleri, ispritizma ve manyetizmanın hâdisâtı nevinden müthiş harikalara mazhar olan Deccal ise, daha ileri gidip, cebbârâne surî hükümetini bir nevi rububiyet tasavvur edip ulûhiyetini ilân eder. Bir sineğe mağlûp olan ve bir sineğin kanadını bile icad edemeyen âciz bir insanın ulûhiyet dâvâ etmesi ne derece ahmakçasına bir maskaralık olduğu malûmdur.
    İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlâhiyenin semâsından nüzul edecek, halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek, mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir. Ve Kur'ân'a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır. Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlûp olan İsevîlik ve İslâmiyet, ittihad neticesinde dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken, âlem-i semâvatta cism-i beşerîsiyle bulunan şahs-ı İsâ Aleyhisselâm, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadîr-i Külli Şeyin vaadine istinad ederek haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır. Madem Kadîr-i Külli Şey vaad etmiş, elbette yapacaktır.” (Mektubat, 15. Mektup)

    Yalnız ihtilaf noktalarını nazara almadan ittifak etmek lazımdır. Çünkü dinsizlik cereyanına karşı bu şarttır.
    “Hadis-i sahihle, âhirzamanda İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur'ân ile ittifak edip, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi; şu zamanda dahi ehl-i diyanet ve ehl-i hakikat, değil yalnız dindaşı, meslektaşı, kardeşi olanlarla samimî ittifak etmek, belki Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleriyle dahi, medar-ı ihtilâf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa ve nizâ etmeyerek, müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar.” (Lemalar, 20. Lema)

    “Bu geniş boğuşmaların neticesinde, eski Harb-i Umumiden çıkan zarardan daha büyük bir zarar, medeniyetin istinadı, menbaı olan Avrupa da, deccalane bir vahşet doğurmasıdır. Bu endişeyi teselliye medar, alem-i İslamın tam intibahiyle ve yeni dünyanın, Hıristiyanlığın hakiki dinini düstur-u hareket ittihaz etmesiyle ve alem-i İslamla ittifak etmesi ve İncil, Kur'ân a ittihad edip tabi olması, o dehşetli gelecek iki cereyana karşı semavi bir muavenetle dayanıp inşaallah galebe eder.” (Emirdağ Lahikası I)

    “İşte, bu günde meydana çıkan bu dehşetli cereyanı, ancak ve ancak Hıristiyanlık aleminin Müslümanlıkla ittihadı, yani İncil, Kur'ân ile ittihad ederek ve Kur'ân a tabi olması neticesi elde edilecek semavi bir kuvvetle mağlup edileceği iş ar buyuruluyor ki, Hazret-i İsa Aleyhisselamın da vüruduna intizar etmek zamanının geldiğini mana-yı işari ile ihtar ediyor.
    Mesmuata göre, bugünkü Amerika, aktar-ı aleme tetkikat için gönderdiği dört heyetten birisini, bugünkü beşeriyetin saadetini temin edecek salim bir din taharrisine memur etmiştir. Bu ise, müceddidliğini mahkeme lisanıyla her tarafa ilan eden Risale-i Nur, bu muztarip, perişan beşeriyetin en büyük bir saadeti olacağına imanımız pek kuvvetlidir.” (Emirdağ Lahikası I)

    “21. Nasraniyet ya intıfâ (faydalanma) veya ıstıfâ (safileşme) edip İslâmiyete karşı terk-i silâh edecektir. Nasraniyet birkaç defa yırtıldı, Protestanlığa geldi. Protestanlık da yırtıldı, tevhide yaklaştı. Tekrar yırtılmaya hazırlanıyor. Ya intıfâ bulup sönecek veya hakikî Nasraniyetin esasını câmi olan hakaik-i İslâmiyeyi karşısında görecek, teslim olacaktır. İşte bu sırr-ı azîme Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm işaret etmiştir ki, "Hazret-i İsâ nâzil olup gelecek, ümmetimden olacak, şeriatımla amel edecektir." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)

    Hıristiyanların dindar ruhanileri İslamiyet’i kabul edeceklerini ve Nasara Müslümanları veya Hıristiyan mü’minleri ismini alacaklarını müjde veren bir mektup.
    “Dereli Hafız Ahmed Efendinin çok mânidar rüyalı bir fıkrasıdır.
    Aziz ve müşfik üstadım efendim,
    Birgün âlem-i menamda bir sahrada gezerken, birçok kalabalık ahalinin içine girdim. Dersim olan kelime-i tevhide devam ediyordum. O ahâlinin cümlesi Nasârâ imiş. Biz âşikâre kelime-i tevhidi çektiğimizden, hepsi bize iştirak etti. Her yüz başında, "Muhammedün Resulullah" diyorum. O Nasâralar, "İsâ ruhullah" diyorlar. Onlara dedim ki: "Yahu, biz İsâ Aleyhisselâmı tasdik ediyoruz." Ve kedilerine kelime-i tevhidi okudum, "İsâ ruhullah" dedim. "İşte bakınız, ben sizin peygamberinizi tasdik ediyorum. Siz de bizim peygamberimizi tasdik etseniz ne olur" dedim. "Hayır! İsâ Aleyhisselâm gökten inmedikçe ve sizin peygamberinizi âşikâr tasdik etmedikçe, biz tasdik etmeyiz" dediler. Bunun üzerine yanımda iki arkadaş bulundu. Lâkin arkadaşlarım kimler olduğunu bilemiyorum. "Biz dua edelim de İsâ Aleyhisselâm gelsin ve bizi nasıl tasdik ediyor, göreceksiniz." Dua ettik. İki kişi "Âmin" dediler. Lâkin İsâ Aleyhisselâm gelmeyince müteessir olduk. Yine dua ettik, "Ya Rabbi! Bizi bunların yanında niçin mahcup çıkarıyorsun?" dedik. "Bu din âlî değil mi?"
    Tahminen, arası bir saat veya bir buçuk saat sonra, karşıdan üç kişi çıktı. Elhamdü lillâh, İsa Aleyhisselâm geliyor. Baktım, birisi sakallı, ikisi şâbb-i emred. Dedim: "İsâ Aleyhisselâm otuz üç yaşında olduğu halde göğe huruç etti, niçin sakalında beyaz var?" Kalbime geldi ki, "Allahu a'lem, İsâ Aleyhisselâm değilse?" Bu zat ve iki arkadaşıyla yanımıza geldiler. Dikkatle baktım, Üstadımızın simâsı ve elbisesidir. Bizim yanımıza gelince, bizim altımız mağara imiş. Yanındaki iki kişiye emretti: "şurada kilitli salipler, haçlar var. Cümlesini çıkarınız." Çıkardılar. Nasâralara karşı hepsini kırdı ve Kelime-i Tevhid getirip Peygamberimizi tasdik edince, biz de Nasârâlara, "Bakınız, işte İsâ Aleyhisselâmın vekili geldi" deyince, cümlesi tasdik ettiler.
    Allahu a'lem, bu rüyanın bir tabiri şudur ki: Üstadımızın Kur'ân-ı Hakîmden aldığı ve neşrettiği Risale-i Nur vasıtasıyla Nasârânın bir kısmı İslâmiyeti kabul edecek ve Nasârâ Müslümanları veya Hıristiyan mü'minleri hükmüne geçip Üstadımızın sözlerini İsâ Aleyhisselâmın sözleri nev'inden hüsn-ü kabul edeceklerine işârettir.
    Evet, Risale-i Nur'da öyle bir kuvvet vardır ki, Avrupa'nın en müannid filozoflarını dahi teslime mecbur eder. Her ruhun bir ihtiyac-ı hakikîsi olan hakikî İmân nurunu arayan Hıristiyan muvahhidler, elbette Risale-i Nur'u görseler, Hazret-i İsa Aleyhisselâmın vesâyâsı nev'inden kabul edip sarılacaklardır… “ (Barla Lahikası)

    Hazreti Üstad Bediüzzaman’ın 1953 senesi yaz aylarında, hususi şekilde gidip İstanbul Fener Patriği Althenegoras ile görüşmesi manidardı. İslam ve hakiki Hıristiyanlık dinlerinin barışması veya hiç olmazsa esas meselelerde ittifakın tebliği gibi idi.
    O günlerde Üstadla beraber bulunmuş olan Nur talebelerinin ifadelerine göre, bir gün Hazreti Üstad yanında üniversiteli Ziya Arun olduğu halde Fener’deki Patriğe gidip görüşmüş ve ona: “Hıristiyanlığın din-i hakikisi olan tevhid ve nübüvveti kabul ettiğiniz gibi, Hazret-i Muhammed (ASM)’i de peygamber ve Kur’an-ı Kerim’i de kitabullah olarak kabul ederseniz ehl-i necat olacaksınız” dedi.
    Patrik Althenegoras cevabında: “ben kabul ediyorum” deyince Bediüzzaman: “O halde bunu dünyanın diğer reislerine de söylüyor musunuz?” diye sorunca;
    Patrik: “Söylüyorum ama onlar kabul etmiyorlar” cevabını verdi.
    Nitekim aynı manada, 22 Şubat 1951’de üstadın izni ile ve müsaadesi ile Vatikan’daki Hıristiyan aleminin bir nevi ruhani reisi olan Papa’ya bir “Zülfikar Mecmuası” göndermiştir. Papa da buna karşı teşekkür mektubu göndermiştir.

    İşte Vatikan’daki Papa’nın göndermiş olduğu teşekkür mektubu budur:
    Papalık Makam-ı Âlîsi
    Kalem-i Mahsusu
    Başkitabet Dairesi
    Numara: Vatikan
    232247 22 Şubat 1951
    Efendim,
    Zülfikar nâm el yazısı olan güzel eseriniz İstanbul'daki Papalık makam-ı vekâleti vasıtasıyla Papa Hazretlerine takdim edilmiştir. Bu nazik saygınızdan dolayı gayet mütehassis olduklarını bildirirken, üzerinize Cenab-ı Hakkın lütuflarını dilediklerini tebliğe beni memur ettiklerini arza müsâraat eylerim. Bu vesile ile saygılarımı sunarım efendim.
    İmza
    Vatikan Bayn Başkâtibi

  2. #2
    Dost thinkdifferent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    47

    Post

    Maşallah harika bi olay.
    İman insanı insan eder ve belki insanı sultan eder. Hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir!

    Cennet ucuz, Cehennem de lüzumsuz değil...

  3. #3
    Yasaklı Üye Nurs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    20

    Standart

    Bizim bilmediğimiz nice Hıristiyan memleketlerde nur faaliyetleri olması ve çok kişilerin nurlar ile İslamiyet'i kabul etmeleri bu müjdeli haberlerin bir alametidir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Avrupa ve Amerika İslâmiyetle hâmiledir.
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.02.14, 05:23
  2. İslamiyet Denilince...?
    By m_safiturk in forum Beyin Fırtınaları
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 18.08.09, 17:10
  3. Avrupa ve Amerika, İslamiyete Hamiledir
    By Meyvenin Zeyli in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 16.03.07, 17:42

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0