21 Mayıs 2007 tarihinde Moskova’da yaşanan bir gelişme Rusya dahilinde ve haricinde çok sür’atli bir şekilde yayıldı. Bu hızlı gelişmenin kaynağında, Rusça’ya tercüme edilen Bediüzzaman Said Nursî’nin eserlerinden 14’ünün Rusya’da yayınlanmasının yasaklanmasına ve gelişmeye yöneltilen itiraz ve tenkidlere dair bilgilerin aktarıldığı, internet ortamında Rusça yayın yapan www.islam.ru sitesi bulunuyordu



Bu yasaklama haberi ülkemizde de rekor diyebileceğimiz bir hızla yazılı ve görsel medyada, özellikle de internet ortamında duyuruldu. Ancak haberin hazırlanış ve sunuş tarzının yanlışlığı ve daha da önemlisi eksik bilgilerden meydana geliyor oluşunu hiç kimse dikkate almadı ve bu yüzden teyid ihtiyacı hissedilmedi.



Halbuki bu sitede yer alan haberde gelişmelerle ilgili detaylı bilgi veriliyordu. Aynı zamanda gerek Rusça Risalelerin yayınlanmasıyla ilgili çalışmalarda bulunan vakıf yetkililerinin, ilim adamlarının, bu eserleri okuyup istifade eden Müslümanların görüşleri değerlendirmelerine geniş yer veriliyordu.



Kendi medyamızın sadece kendi işlerine geldiği için dört elle sarıldığı eksik ve yanlı haberi değil, adını andığımız sitede yayınlanan ve Enbiye Sırım tarafından tercüme edilen haberi dikkatlerinize sunuyoruz:



Moskova’da bulunan Koptevskaya Bölge Mahkemesi, S. B. Mitişyova’nın başkanlığında 21 Mayıs 2007 toplandı. 13 saat süren mahkemenin ardından Müslümanlar arasında yakından tanınan İslam âlimi Bediüzzaman Said Nursi’nin Rusçaya tercüme edilen 14 kitabı, aşırı radikal söylemler içerdiği gerekçe gösterilerek yasaklandı.



Tataristan Savcılığınca açılan davada Rusya Bilimler Akademisi Psikoloji Enstitüsü ve Yabancı Diller Enstitüsü uzmanlarından meydana gelen bilirkişi heyetince hazırlanarak Mahkemeye sunulan rapordaki bazı iddialar gerekçe olarak gösterildi. Raporda “Risale-i Nur’da dinler arası bölücülük çağrısı yapıldığı, radikalizm içerdiği, üstünlük propagandası ve insanları dini inançlarına göre aşağılayan bölümler bulunduğu” ileri sürüldü.



Duruşmada Rusya’da Said Nursi’nin eserlerini yayınlayan Nur-u Bedi’ Kültür ve Eğitim Vakfı yetkilileri hazır bulundu.

Mahkeme öncesi yaşanan gelişmeleri ve mahkeme sonucu alınan kararların adil olmadığını söyleyen Vakıf yetkilileri, gösterilen gerekçelerin gerçekleri yansıtmadığını, suç olarak gösterilen ifadelerin pek çok kitapta yer aldığını, bu yönde çok sayıda delil ve örneğin yer aldığı dilekçelerinin kesinlikle dikate alınmadığını ifade ettiler. Ayrıca teşkil edilen bilirkişi kuruluna uzman din adamlarının ve objektif karar veren alimlerin alınmadığına dikkat çeken yetkililer, Mahkeme sürecinin kapalı kapılar ardında gerçekleştiğini, Yargıç Mitişyova’nın, uzun süren duruşmalar esnasında kendilerine savunma yapmak için sadece 40 dakika verdiğini, bu olumsuz uygulamaların Mahkemeye dışarıdan müdahele edildiğine ve aleyhte hüküm verilmesine yönelik baskı yapıldığına dair delil olduğunu dile getirdiler.



Duruşmalar sırasında Risale-i Nur’u okuyan ve tanıyan çok sayıda Müslümanın mahkeme salonuna girmeleri engellendi. Örneğin en son duruşmada Naberejnıe Çelnıy şehrinden gelen bir grup Müslüman duruşmaya katılmak istemelerine rağmen duruşma salonuna alınmadı.

Nur-u Bedi’ Kültür ve Eğitim Vakfı avukat Sergey Sıyçev, son duruşmanın akabinde mahkeme süreciyle alakalı olarak şunları söyledi:



“Bu duruşma, geçmişte emsali olmayan bir duruşma olmuştur. Nur-u Bedi’ Kültür ve Eğitim Vakfının bütün yasal hakları ihlâl edilmiştir. Yargıç Mitişyova duruşma boyunca Vakfın vermiş olduğu hiç bir dilekçeyi dikkate alıp değerlendirmemiştir. Rusya Müslümanları Ruhanî İdaresi yetkilileri, Rus düşünür ve edebiyatçıları, insan hakları örgütlerin, Rusya İnsan Haklarından sorumlu yetkilisinin de arasında bulunduğu bir çok kurum ve şahsiyet tarafından adı geçen eserlerde ‘Kökten dincilik’ olarak nitelenebilecek bir bölüm bulunmadığına dair hazırladıkları raporlar dikkate alınmamıştır. Biz bu kararı öncelikle Moskova Şehir Mahkemesine, burada da netice alamadıkları takdirde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götürmeyi düşünüyoruz.”

Sovyet Rusya Müftüleri Başkanlığı Orta Asya Müslüman Din Adamları Birliği yöneticisi Nafigulla Aşirov gelişmeyle ilgili şunları söyledi:



“Burada ne söylenebilir, bilemiyorum. Büyük bir esefle ancak şunu ifade edebilirim ki, bu kararla Allah’ın emirlerini yerine getirmeye yönelik bir yasak getirilmiştir.



“Bu olup bitenlere bakarak mantıklı bir netice çıkarmak çok zor. İlahiyat öğrencileri dünyaca bilinen Said Nursi’nin tasavvuf yönüyle ilgileniyor. Onu Vehhabilik gibi akımlarla suçlamak mümkün değil veya aşırı radikal eğimli olduğu söylenemez.”

Sovyet Rusya Müftüsü başkan yardımcısı Muhammed Karaçay’ın konuyla ilgili görüşleri şöyle:



“Olanlara bir anlam veremiyorum. Aptalca bir durum. Çünkü Bu kitaplar bütün dillerde, bütün ülkelerde yayınlanıp okunuyor. Şunu söyliyeyim: Ben Said Nursi’nin takipçisi ve taraftarı değilim. Ona karşı sempatim de yok. Ama bu yasaklama fiili bir taraftan aptallık, diğer taraftan da İslam ve Müslüman karşıtlığıdır.”



Rusya İslam Kurulu Başkanı Gaydar Cemal ise şunları söyledi:



“Said Nursi’yi yasaklamak, Müslümanlara yönelik provakasyonlar zincirinin bir halkasıdır. Bu gelişmenin ardında iktidarda bulunan üst kademelerdeki kimi kişiler düşünülmüş, planlanmış ve uygulamaya konulmuş bir provakasyondur. Üstelik bu gelişme sadece Müslümanları ilgilendirmiyor. Müslümanlar bu işin bir bölümü. Daha geniş çapta bir takım hedefleri var. Ülkedeki genel politik durumu şiddetlendirmeye ve kitleleri tahrik etme maksatlı bir girişimdir.”



Nur-u Bedi’ Kültür ve Eğitim Vakfı Başkanı İbrahim İbrahimoviç gelişmeleri şöyle değerlendirdi:



“Bugün Said Nursi’nin Rusçaya tercüme edilmiş kitaplarını çok sayıda insan okuyor. Dileriz bu yanlış ve haksız uygulamadan geri dönülür.”



www.islam.ru isimli internet sitesinin dışında da, çeşitli haber kaynaklarında aktarılan dikkat çekici görüş ve deverlendirmeler de bulunuyor. Örneğin Rus Regnum ajansı tarafından verilen habere göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in insan haklarından sorumlu özel temliscisi Vladimir Lukin, kitapların yasaklanmasına karşı olduğunu ifade etti. Haberde Lukin’in şu sözlerine yer verildi: “Radikalizm ile mücadele bahanesiyle milyonlarca insanın inancına ve vicdan özgürlüğüne karışılmasının önü açılmamalı. Kitapların yasaklanması totoliter ve demokrasi dışı devletlerin uyguladığı pratiğin tekrarlanmasına sebep olabilecektir. Ayrıca insan haklarının kitlesel bir şekilde ihlal edilmesi neticesini ortaya çıkarabilir.”



Rusçaya tercüme edilen Risalelerin yasaklanmasıyla sonuçlanan bu süreçte başrolü oynayan Tataristan Savcılığı 2005’te Nur Cemaati ile bağlantılı kuruluşlara yönelik soruşturmaların sonucunda, Said Nursi’nin kitaplarını yasaklamıştı. Bu dönemde Tahsin Acar adlı Türkün sınır dışı edilmesi de kararlaştırılmıştı. Bu operasyonun ardından Tataristan Savcılığı, 2006’da da boş durmadı ve Risale-i Nur’un yasaklanması için tekrar dava açtı. Dava Rusya’daki Müslüman cemaat liderlerinin itirazları üzerine reddedildi. Tataristan Savcılığı’nın ikinci kez açtığı davaya bakan Moskova’daki Koptevskaya Bölge Mahkemesi ise verdiği kararla “Risale-i Nur” un Rusya’da yayınlanmasını yasaklamış oldu.


http://moralhaber.net/yazi_detay.php...2989&yazar=117