+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Bediüzzaman Said Nursi'nin Mantıkla İlgili Bir Eseri: Kızıl İcaz

  1. #1
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart Bediüzzaman Said Nursi'nin Mantıkla İlgili Bir Eseri: Kızıl İcaz

    Bediüzzaman Said Nursi'nin Mant?kla ?lgili Bir Eseri: KIZIL ?CAZ
    Abdullah Çelikkanat


    Bediüzzaman’?n mant?k kitaplar?ndan birisi olan K?z?l ?caz’?n tan?t?m?na geçelim. Bediüzzaman, Kastamonu Lahikas?’nda risalelerin mant?kla irtibat?n?n kurulmas? gerektiğini bir hedef olarak gösterdiği yerde K?z?l ?caz’dan bahsetmektedir. Burada Üstad, K?z?l ?caz’?n mant?kta bir şaheser olduğunu, Ta’likat isimli eserinden süzülmüş i’cazl? bir icaz olarak seçkin alimleri hayret ve dikkate sevk ettiğini söyleyerek ve bu eserin Risale-i Nurla irtibat?n?n kurulmas?n?n gerektiğini belirtmektedir:

    “Hem Eski Said’in ilm-i mant?k noktas?nda bir şaheser hükmünde bulunan gayr-? matbu Ta’likat’tan süzülen i’câzl? bir îcâz-? harikada müdakkik ulemalar? hayret ve tahsinle dikkate sevk eden matbu K?z?l ?caz nam?ndaki risale-i mant?kiye Risale-i Nur’la bağlanmas?na ve şakirtlerinin, âlimler k?sm?n?n nazar?na göstermek lây?k gördüm; fakat çok derindir. Bugünlerde, Feyzi’ye bir parça ders verdim. Belki bir zaman Feyzi kendisi, başkas?n?n da anlamas? için dersini Türkçe kaleme alacak.” 1

    K?z?l ?caz, Abdurrahman Ahdarî’nin Süllemü’l-Münevrak isimli eserine bir haşiye olarak kaleme al?nm?şt?r. Bu eser, mant?k meselelerini ezberlemek için ve manzum olarak yaz?lm?ş olup, yüz kadar beyitten oluşmaktad?r. Medreselerde okutulan mant?k kitaplar?ndan birisidir. Süllem, merdiven anlam?na gelmektedir. Ahdarî, mant?k ilminin semas?na bu eserle ç?k?lacağ? için Süllemü’l-Münevrak ismini verdiğini söylemektedir:

    Ona Süllemü’l-Münevrak ismini verdim.
    Mant?k ilminin semas?na onunla ç?k?l?r. 2

    Ahdarî, (Ebu Zeyd Abdurrahman b. Seyyidi Muhammed es-Sağir el-Ahdarî el-Bentiyusi), Cezayirli mant?k, matematik ve astronomi alimidir. 918 (1512-13)’de doğduğu tahmin edilemektedir. Cezayir’in Biskire şehrinde vefat etmiştir. Kabri, şehrin güneybat?s?nda bulunan Bentiyus’taki zaviyede olup, halen ziyaret edilmektedir. Ahdarî, çok farkl? konularda yazm?ş olduğu manzum eserleri ile tan?nm?şt?r. Süllem de bu eserlerden birisidir. Süllem, Ebherî’nin ?saguci isimli meşhur mant?k kitab?n?n manzum şeklidir. Süllem’in pek çok şerhi bulunmaktad?r. 3

    K?z?l ?caz, bir Süllem haşiyesi olmakla birlikte, diğer haşiye ve şerhlerden farkl? müstakil bir eser gibidir. Bediüzzaman, Süllem’i aç?klamaktan ziyade kendisinin mant?kla ilgili görüşlerini ortaya koyarak, öğrencilerinin dikkatlerini art?rmay? amaçlam?şt?r. Çünkü alet ilmi olarak diğer ilimlerin öğrenilmesinde bir araç olan mant?k, zihin b?çağ?n? keskinleştiren bir biley taş? gibidir. Bu taş ile zihin b?çaklar?n? keskinleştirmeyenler, kör b?çakla bir şeyler kesmeye çal?şarak, beyhude yorulanlar gibidir. Gazali de mant?k bilmeyenin sağlam bir ilmi yap?ya sahip olamayacağ?n? şu şekilde belirtmektedir: “Mant?k bilmeyenin ilmine güvenilmez”. 4

    “Sathî nazar, muhali mümkün görür.” sözleriyle, yüzeysel ve aceleci incelemelerin insan? yanl?ş sonuçlara götüreceğini ifade eden Bediüzzaman, çare olarak da mant?k öğrenmeyi tavsiye etmektedir. K?z?l ?caz’?n baş?ndaki şu aç?klamadan bunu anlamak mümkündür:

    “Zihinlerin mülahazada dikkati ve nazarda im’an? al?şkanl?k haline getirmeleri için ala külli hal bu eseri yazd?m. Madem yaz?ld?, en az?ndan ‘bil ki!’ ile başlayan konular?n mülahaza edilmesi için yay?nlans?n.” 5 ( Bedüüzzaman Said Nursi, K?z?l ?caz, ?stanbul 1995, Sözler Yay?nevi )

    “Kale-dedi, k?le-denildi” şeklinde şerh ve haşiye türü eserler yazmaktan hoşlanmayan Bediüzzaman, K?z?l ?caz haşiyesini talebelerinin dikkatini art?rmak için kaleme ald?ğ?n? ifade etmektedir. Gerçekten de Üstad’?n şerh ve haşiye olarak yaz?lm?ş eserleri birkaç tanedir. K?z?l ?caz ve Gelenbevi’nin Burhan’? üzerine yaz?lan bir haşiye olan Ta’ likat bunlardand?r. Geriye kalan bütün eserleri, okuduğu kitaplardan öğrendiklerini özümseyerek ortaya konulmuş müstakil çal?şmalard?r.

    Üstad, K?z?l ?caz’? yazmas?n?n gayesinin zihinleri dikkate teşvik etmek olduğunu, eserin sonunda da belirtmektedir. Buradaki aç?klamalar, öğrenme merakl?lar?n?n kesinlikle kaç?rmamalar? gereken türdendir. ?lmi bir g?daya benzeten Üstad, aceleci zihnin, bilgileri hazmetmediğini, dolay?s?yla bu bilgilerin çoğalmas?n?n, genişletilmesinin ve faydal? olmas?n?n mümkün olmad?ğ?n? ifade etmektedir.

    “Bil ki! Şüphesiz ilim bir g?dad?r. Elbette ki hazmedilmesi gerekir. Rahvan ve aceleci zihin, hakikatlerin kaymağ?ndan yer. Yani hakikate var?r, fakat onu almaz veya onu kazan?r ve al?r. Lakin hakikat onun zihninin elinde parçalan?r. Çoğalmaz, genişlemez. Bilakis zihinden kaçak olarak ç?kar. Sonra zihin, hakikatin parçalar?n? toparlar, onlardan haf?zas?nda çoğalanlar?n özelliklerini soyar. Hazmetmez ve büyütmez. Bilakis hakikatler kusmuk olur veya zihinde bozulur. Zihnin yüzeyselliği, elem veren bir hastal?ktan daha şiddetlidir. Ey okuyucu! Zihinlerin dikkate teşvik edilmek için, bu risaleyi veciz yazarak, sizleri aciz b?rakt?m.” 6 ( Bediüzzaman, K?z?l ?caz, s. 236.)


    Başka bir yerde “Alim-i mürşid, koyun olmal?, kuş olmamal?. Koyun yavrusuna süt, kuş yavrusuna kay (kusmuk) verir” derken, ilmin hazmedilerek insanlara aktar?lmas?n? koyunun otlar? süt haline getirmesine benzetmekte, hazmedilmemesini ise kuşun yavrusuna kusmuk vermesine benzetmektedir. Yukar?da ifade edildiği gibi, zihnin yüzeyselliği, en şiddetli hastal?ktan daha ağ?r bir hastal?kt?r. Zihinleri bu hastal?ktan kurtarmak için, K?z?l ?caz, k?sa ve öz bir şekilde yaz?lm?şt?r.

    K?z?l ?caz’?n bilinen bir tane şerhi vard?r. O da Üstad’?n kardeşi Abdulmecid Nursi (Ünlükul) taraf?ndan kaleme al?nm?şt?r. Bu şerh, Üstad’?n vefat?ndan sonra 1965 tarihinde Konya’da yaz?lm?ş ve 1995 y?l?nda yay?mlanm?şt?r. 7 Üstad’? en iyi tan?yanlardan ve bir alim kimliğine sahip olan bir kimsenin yazd?ğ? bu şerh, K?z?l ?caz’? anlamam?z? oldukça kolaylaşt?rmaktad?r. Aksi halde K?z?l ?caz, s?n?rl? say?da kimsenin faydaland?ğ? bir eser olarak kal?rd?.

    K?z?l ?caz klasik mant?k çerçevesinde kalan bir eser değildir. Klasik mant?k kitaplar?nda “?nsan konuşan hayvand?r” gibi önermelerle tümdengelim (dedüksiyon/talil) 8 metodu kullan?larak s?n?rl? say?da örnek verilirken, Üstad, insan vücudundaki hücreleri örnek olarak vermektedir. Hücrelerden hareket ederek insan?n ruh ve maddeden oluşan bütünü hakk?nda sonuçlara ulaş?lmaktad?r. Bu ise klasik mant?kta kullan?lmayan tümevar?m metodudur. Klasik mant?k, tümdengelim metodunu tek ak?l yürütme yolu olarak kullanm?ş, tümevar?m ve temsili (örnekleme) 9 göz ard? etmiştir. Klasik mant?ğa yap?lan temel eleştirilerden birisi de budur. Rönesanstan itibaren bir k?s?m bat?l? filozoflar, tümevar?m (istikra, endüksiyon) 10 metodunu öne ç?karm?ş ve bat?da yaşanan ilmi gelişmeler de bu metod değişikliğinden sonra olmuştur. ?şte Bediüzzaman, klasik mant?ğ?n aksine, tümevar?m ve temsil metoduyla bir k?s?m sonuçlara ulaşmakta böylece skolastik düşüncenin hatalar?na düşmeyen bir yol ortaya koymaktad?r. Aşağ?daki örnekte insan?, içerisinde Yasin suresinin yaz?l? olduğu Yasin kelimesine benzeterek temsil metodunu kullanmaktad?r:

    “Bir şah?s ruhuyla birdir, cismiyle bir cemaattir. Canl? k?s?mlardan oluşan bir cemaattir. Öyle ki onun hücrelerinden her bir hücre, beş duyu kuvvetine sahiptir. Bu şah?s, içerisinde Yasin suresi yaz?lm?ş olan Yasin kelimesi gibidir. Onun canl?l?k derecesi ve kuvvetleri cirminin küçüklüğüyle ters orant?l? olarak artar. ?stersen insan?n duyular?yla bir hücrenin duyular?n? mikroskopla tartal?m. Bin defa büyütüldükten sonra ancak görülebilen bu küçük canl?, parmağ?n?n baş?n? görür, arkadaş? olan diğer hücrenin sesini duyar, diğer duyular?n? ve kuvvetlerini takip eder. Halbuki bir insan bu küçük canl?n?n parmağ?n? göremez ve sesini duyamaz. Maddi yap?s?n?n küçüklüğü nispetinde, canl?l?ğ? fazlalaş?r, s?n?rlan?r ve incelir.” 11 ( Bediüzzaman, K?z?l ?caz, s. 170. )
    Konu elff tarafından (22.05.07 Saat 14:15 ) değiştirilmiştir.

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  2. #2
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    (Konunun mesaja sığmayan kısmını buraya ekliyorum)

    Mantık öğrenmenin caiz olup olmadığı konusunda da Bediüzzaman’ın farklı bir görüşü vardır. Felsefenin bir kolu olması sebebiyle mantık, İslam âlimleri arasında tartışma konusu olmuş ve âlimlerin farklı görüşler ileri sürmelerine yol açmıştır. İbni Salah, Nevevi, İbni Teymiye gibi âlimler çeşitli gerekçelerle mantık öğrenmenin haram olduğuna fetva vermişlerdir. 12 Buna karşılık âlimlerin çoğunluğu ise mantık öğrenmenin caiz olduğuna hükmetmişlerdir. 13 Bediüzzaman ise mantık öğrenmenin hükmünün kişilere göre farklı olduğuna hükmetmektedir:

    “Mantık öğrenmenin hükmü kişilere göre farklılık arzeder: Mantık ilmini öğrenmek menduptur, çünkü mantık ilimleri tamamlayıcıdır. Yine mantık ilmini öğrenmek mekruhtur, çünkü akılları karıştırır. Yine mantık ilmini öğrenmek mübahtır, çünkü bir ilmi bilmek bilmemekten hayırlıdır. Yine mantık ilmini bilmek farz-ı kifayedir, çünkü mantık akaidi techiz eder. Yine mantık ilmini öğrenmek, gerekli ilmi altyapıya sahip olmayanlar için haramdır.” 14 Bediüzzaman, Kızıl İcaz, s. 180.

    Bediüzzaman, bir kısım mantık terimlerini de kendisine has bir üslupla ve diğer mantıkçılardan farklı şekilde tanımlamaktadır. Mesela, mantıkta iddiaları ispatlamaya yarayan delil olan hüccet, Bediüzzaman tarafından şu şekilde tanımlanmaktadır:

    “Bil ki! Hüccet, olayların zürriyetlerini bilmek ve ilişkilerini ortaya çıkarmaktır ve kainattaki ilişkiler silsilesinin merkezidir ve hakikat-ı uzmanın aslından semerelerine giden hayat mecralarının timsalidir.” 15 Bediüzzaman, Kızıl İcaz, s. 186.


    Bediüzzaman’ın mantık konularından birisi olan söz (lafız) ile ilgili açıklamaları da oldukça ilginçtir. Burada da Üstad, tümdengelim yerine tümevarım yolunu kullanmakta, hidrojenden, karbondan, ısıdan, nefesten ve sesten söze ulaşmaktadır.

    “Nefesin alem-i gayba girmesiyle, kimyevi aşk sebebiyle müvellidü’l-humuzanın karbonla imtizacı sırrıyla tahlil edici hücreler devreye girer ve kirli kan temizlenir. İki unsur imtizaç ettiği zaman, o ikisinden olan iki cüz’ün tamamı da ittihad eder. O ikisi ittihad ettiği zaman tek bir hareketle hareket ederler. Bu durumda diğer hareket baki olarak boşlukta kalır. Hareketin ısıya ve ısının harekete dönüşmesi sırrıyla şu boşluktaki baki hareket, tabii ısıya inkılap eder. Yani hayvanın (canlının) hayat ateşine inkılap eder. O şeyin arasında nefes zahmetli bir şekilde alem-i gaybtan alem-i şehadete çıkar. Çünkü mahreçlerde nefes, ses ile keyfiyetlenerek birleşir ve ses makta’larda harflere tahavvül ederek farklılaşır. O şeyin arasında, onun hareketi için ses kesilir. Çünkü latif cisimler olarak nakışları acaip oldu, şekilleri garip oldu, garazların ve maksatların taşıyıcısı oldu, duyguları terennüm ederek uçurdu, akıllar arasındaki elçiler olarak Sani-i Hakim’in takdir ettiği yere kadar gönderdi. Söz, fikrin kaymağıdır, tasavvurun suretidir, teemmülün bekasıdır ve zihnin işaretidir. Hafifliği, birbiri ardınca gitmesi, meunetinin azlığı, zahmetsizliği ve kararsızlığı sebebiyle bu büyük nimet için söz tercih edildi. Bu nimetin kıymetini bilmemek, inkâr ve israf etmek ne büyük cehalet!” 16 Bediüzzaman, Kızıl İcaz, s. 188.
    Kızıl İcaz’ın içerisinde özellikle “İ’lem-Bil ki” ile başlayan bölümlerin her birisi, üzerinde önemle durulması gereken konulardır. Gerek Kızıl İcaz’ı ve Ta’likatı inceleyenler gerekse Risale-i Nurları mantık gözlüğüyle okuyanlar, Üstad’ın mantıktaki müstesna yerini anlarlar. Ayrıca Üstad, Kızıl İcaz’da sembolik ve uygulamalı mantığı bir araya getirmiştir. 17 Halbuki Kızıl İcaz’ın yazıldığı dönemde henüz sembolik ve uygulamalı mantık ortaya çıkmış değildi.

    Sonuç olarak Kızıl İcaz, klasik ve modern mantığı bir arada sunan bir eserdir. Kızıl İcaz, Ta’likat ve diğer risaleler mantık yönüyle de incelenmesi gereken hazineler olarak karşımızda durmaktadır.



    ______________

    DİPNOTLAR

    1. Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Nesil Yayınevi, İstanbul 1996, c. 2, s. 1628.
    2. Mahmud Nedim, Senedü’l-Muhkem fi Tercümetü’s-Süllem, İstanbul 1317, s. 10.
    3. Naci Bolay, DİA, “Ahdarî” md., c. 1, s. 508.
    4. Necip Taylan, Mantık Tarihçesi Problemleri, İstanbul 1996, s. 67.
    5. Bedüüzzaman Said Nursi, Kızıl İcaz, İstanbul 1995, Sözler Yayınevi, s. 164.
    6. Bediüzzaman, Kızıl İcaz, s. 236.
    7. Abdulmecid Nursi, “Şerhu Kızıl İcaz”, Saykalü’l-İslam, tahkik: İhsan Kasım Salihi, Sözler Yayınevi, İstanbul 1995, s. 163-238.
    8. Tümdengelim (dedüksiyon, talil): Zihnin bir veya birden fazla hükümden hareket ederek mecburi bir sonuca ulaşmasıdır. Tümdengelimde öncüller doğru ise sonuç da mutlaka doğru olur. Tümdengelimin en gelişmiş şekli kıyastır. Kıyas, öncül adı verilen birden fazla önerme ile sonuç adı verilen önerme arasında mantıkça geçerli bir ilişki kurmaktır. Mesela, “Bütün insanlar ölümlüdür” (1. öncül), “Ahmet de insandır” (2. öncül), O halde Ahmet de ölümlüdür. (sonuç)
    9. Temsil (örnekleme, analoji): Zihnin olaylar ve eşyalar arasındaki benzerliklerden hareket ederek bir sonuca varmasıdır. Temsilde iki şey arasındaki benzerlikten yola çıkılarak, birincisi hakkında verilen hüküm, ikinci şey hakkında da verilmektedir. Temsilde, varılan sonucun doğruluğu kesin değildir. Ancak iki şey arasındaki benzerlikler ne kadar fazla ise sonucun doğruluğu da o kadar fazla olmaktadır. Mesela, “Güneş bir tane olduğu halde nuraniyeti vasıtasıyla her parlak şeyin yanında yer alır. Benzer şekilde melekler de nuraniyetleri vasıtasıyla aynı anda birden fazla yer bulunabilirler.” Burada melekler, nuranilik yönüyle güneşe benzetilmiş ve her ikisinin de birden fazla yerde bulunabilecekleri sonucuna varılmıştır.
    10. Tümevarım (endüksiyon, istikra): Zihnin özelden genele, olaylardan kanunlara ulaşmasını sağlayan akıl yürütme yoludur. Tümevarımda ulaşılan sonuç kesin değildir. Mesela, gördüğümüz bütün kedilerin kuyruklu olduğuna bakarak, her kedi kuyrukludur, sonucuna ulaşırız. Halbuki, Man adasındaki kediler kuyruksuzdur. Yine havadaki her cismin yere düşmesinden hareketle yer çekiminin varlığı sonucuna ulaşırız. Halbuki geçmişte bir zamanda ya da gelecekte bir dönemde yer çekimin olmaması mümkündür. Bu sebeple tümevarımda varılan sonuçlar kesin değildir. Yine Arşimed suyun üzerinde yüzen cisimlerden yola çıkarak yer çekimi kanunu bulmuştur. Bu kanun sınırlı sayıda örnekten hareketle ortaya atılmış olduğundan, geçmişte veya gelecekte suyun kaldırma kuvvetinin olmaması muhtemeldir. Dolayısıyla bu tümevarımdan çıkan sonuç kıyasın aksine kesin değildir.
    11. Bediüzzaman, Kızıl İcaz, s. 170.
    12. Nevevi gibi alimler aşağıdaki sebeplerle Aristo mantığı ile uğraşmayı haram saymışlardır: İlk önce mantıkla meşgul olmak tevhid ilmiyle öncelikli olarak uğraşmayı engeller. İkinci olarak geceleyin odun toplayan gibi mantıkla meşgul olan kimse de fasit şeylere kayar. Üçüncü olarak mantık sahih ve batıl şeylerin karışımından ibaret bir batıldır ve batılla meşgul olmak haramdır. Dördüncü olarak mantık, fikri ve zihni doğruyu bulmaktan alıkoyar. Abdulmecid Nursi, s. 179.
    13. Mantıkla meşgul olmanın caiz olduğu görüşünde olanlara göre, ilim öğrenmeyi istemek tabiidir, kasıtla ilim talep edilmez, kendiliğinden talep edilir. Fıtrat ilme musahhardır, yani ilimden kaçamaz. Tıpkı camid maddelerin fıtratı gibi. Mesela ateş zaruri olarak yakıcıdır. İnsan da fıtratı itibariyle zaruri olarak öğrenmeye meyillidir. Ayrıca mantık vacibin yani tevhid ilminin mukaddimesidir ve küfrün reddidir. Yine mantık şerrin delilidir. Yani şerri bilmeye yarar. Çünkü mantıkla meşgul olmayan kimse doğruyu ve yanlışı ayırt edemez. Batılı tanımak ve ondan korunmak için bu ilimle meşgul olmak gerekir. Çünkü bilmeyen korunamaz. Tıpkı şu şiirde denildiği gibi: Şerri öğrendim lakin şer için değil şerden korunmak için, Hayrı şerden ayırt edemeyen kimse şerre kapıldığı için. Abdulmecid Nursi, s. 179.
    14. Bediüzzaman, Kızıl İcaz, s. 180.
    15. Bediüzzaman, Kızıl İcaz, s. 186.
    16 . Bediüzzaman, Kızıl İcaz, s. 188.
    17. M. Fethullah Gülen, İslamiyetim.com
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  3. #3
    Dost faraklit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    10

    Standart

    çok güzel çal?şma allah cc raz? olsun

  4. #4
    Dost KulSaid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    19

    Standart

    bir dönem mantık tarihi ve mantık disiplininin mevzuları üzerinde etraflıca bir araştırmaya girişmiştik. Amacımız klasik mantık öğretilerini, (skolastik anlayıştan soyutlanarak ve sembolik mantığın anlamsızlığına da kurban edilmeden) gelişebilir ve ileriye dönük hale gelebilir bir duruma getirmekti. Oldukça iddialıydık.
    Ancak araştırdıkça gördük ki mütekaddimun tabir edilen (Grek felsefesinin İslam alemini kirletmezden önceki İslam kelamcıları) islam alimleri delinin butlanından medlulün de butlanının gerekeceği kaidesi üzerine öyl bir sistem kurmuşlar ki yıllardır Aristo denilen medrese kaçkınının mantık disiplininden haberdar bile olmadan neredeyse klasik mantığı çok yönleriyle aşan bir disiplin geliştirmişler.

    Daha sonra da hayretle gördük ki Üstad bu işi Kızıl İcaz ile kemale erdirmiş. Ahderi'nin Süllem'ine bir haşiyedir kızıl icaz ancak boynuz kulağı geçmiştir. Süllem'i bile gölgede bırakacak ve hatta yer yer Süllem ile çakışan ve üste çıkan bir eser/Şaheser ortaya çıkmıştır.

    Mantıksız ilim ve alim olmaz. İlim ve alim serseri kurşun gibi işleyemez. Dolayısıyla talebeler de mantıktan bihaber yetiştirilemez.

    Risale-i Nur talebeleri de en büyük ilim olan Marifetullah ilminin bir nevi talebeleri hükmündedir. Nurları etraflıca anlayarak ve sürekli okuyan abilerde gördüğüm en zahir özelliklerden birisi şuydu; Bu adamlar farkında olmadan yüzlerce yıllık felsefi/mantıkî meseleleri ne güzel kavramışlar ve ne güzel izah ediyorlar."

    İmdi, işin can alıcı noktası bence şurası:
    Nur talebelerinin en azından bir kısmı (şu cemaat, bu meşrep hiç farketmez) Kızıl İcaz gibi bir şaheseri tedkik ederek Nurları anlama ve izah etme işinde Aliyyül Ala bir işe imza atmış olmazlar mı?

    Sırf Kızıl İcazı anlayabilmek için mantık disiplinini tarihiyle birlikte yeniden incelemeye karar verdik, dahası arapça öğrenmek için de can atıyoruz. Elverir ki Kızıl İcaz'ı anlar ve Nurları daha iyi idrak edebiliriz.

    Hal böyleyken Kızıl İcaz'ın tercümesinin yokluğu büyük bir eksiklik değil mi? Niye tercüme edilmez bu eser? Üstad Hulusi abiye bu işi yapabileceğini işaret ediyor ama Hulusi abi bile çekiniyor. Ne hikmettir?
    Allah Bes, Bâki Heves...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Süleyman Hilmi Tunahan'ın Üstad Bediüzzaman Said Nursi ile İlgili Sözleri
    By visal in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 45
    Son Mesaj: 02.12.11, 11:37
  2. “Kızıl İ’caz” ve Bediüzzaman’a Göre Mantık İlmi
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 05.09.08, 14:53
  3. Bediüzzaman'ın Türk'lerle İlgili Sözleri
    By fütüvvet in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 25.04.08, 20:09
  4. Bediüzzaman ile İlgili Bir Hatıra
    By el_can in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.10.07, 17:54
  5. Bediüzzaman’dan Bazı Tarihî Olaylarla İlgili Tespitler
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 28.06.07, 00:27

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0