+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Sarıklı Genç

  1. #1
    Gayyur aseyda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu yer
    Bursa
    Mesajlar
    51

    Standart

    ‘Sar?kl? genç’ kim ola?



    B?R ÖNCEK? YAZIDA, Risale-i Nur’un hem de bir ‘rüya tabiri’ni içeren risalenin en baş?nda yap?lan ‘tahkik mesleği’ vurgusuna rağmen ‘rüya’lara atfedilen ziyade önem problemine; hem de, Risale-i Nur’un ‘şahs-? manevî’ vurgusuna rağmen ‘şahsîleştirme,’ ‘belli bir şahsa işaret ç?karma’ zaaf?na işaret etmiştik.
    “Yirmisekizinci Mektub”un “birinci risale”sinde sözkonusu edilen rüya, Risale-i Nur’un tamam?, ilgili risalenin tamam? ve ilgili rüyan?n tamam? dikkate al?narak okunmal?yd? bu yüzden.
    O zaman da, buradaki sar?kl? genç şudur, yok o değil budur, yok bizim ağabeyimizdir, yok bizim hocam?zd?r kabilinden s?ğ tart?şmalara mahal olmazd? zaten.
    Gelin görün ki, vaziyet bu...
    Ve madem bir kere bu konuya girmiş olduk, bizim de bu ‘sar?kl? genç’in kimliğine dair birkaç not düşmemiz gerekiyor:
    Önce, ilgili mektubun ve ‘yedinci nükte’sindeki ilgili rüyan?n tamam?na dikkat gereğini bir kez daha vurgulayarak, sadece ‘sar?kl? genç’ k?sm?n? aktaral?m:

    “Sar?kl? küçük genç bir zât ise, Hulusi’ye omuz omuza verecek, belki geçecek birisi; hâşirler ve talebeler içine girmeye namzeddir. Baz?lar?n? zannederim, fakat kat’î hükmedemem. O genç kuvve-i velâyetle meydana at?lacak bir zâtt?r.”



    Bir kere, Bediüzzaman’?n bir önceki yaz?da birkaç farkl? veçheden vurgulad?ğ?m?z ‘şahs-? manevî’ ?srar?na hürmeten, buradaki ‘sar?kl? küçük genç bir zât’?n, istikbalde Risale-i Nur’un şahs-? manevîsini temsil edecek kişilerin toplam?na işaret ettiğini düşünmemiz gerekir. Dolay?s?yla, bu tâbir, belli bir kişiye işaret eder şekilde değil, Risale-i Nur’un hizmetinde, ilgili “mektub”da an?lan vas?flar? üzerinde taş?r halde bir hayat yaşayan herkesi kuşat?r şekilde okunma durumundad?r.
    ?lgili mektupta an?lan vas?flara gelince; bu mektupta rüyayla ilgili olarak aktar?lan diğer imgelere bakarsak; bir kere, bu ‘şahs-? manevî’nin mümessilleri ‘hal ve zaman?n sefahet ve atâlet ve bid’atlar batakl?ğ?’na ‘bulaşmadan’ yaş?yor olma; ve ‘herkesten evvel envâr-? Kur’âniyeye sahip ç?k?p, kalbini bozmadan sağlam kalma’ durumundad?r. Çünkü, Risale-i Nur’un birinci talebesi Hulusi’ye ait olduğunu tahmin ettiğimiz bu rüyaya karş?l?k Bediüzzaman, “O vâsi meydanl?k, âlem-i ?slâmiyettir. Etraf? bulan?k çamurlu su, hal ve zaman?n sefahet ve atâlet ve bid’atlar batakl?ğ?d?r. Sen selâmetle, bulaşmadan, sür’atle mescide eriştiğin; herkesten evvel envâr-? Kur’âniyeye sahip ç?k?p, kalbini bozmadan sağlam kald?ğ?na işarettir” demektedir.
    O halde, Risale-i Nur’dan şu veya bu düzeyde beslenmekle birlikte, ‘hal ve zaman?n sefahet ve atâlet ve bid’atlar batakl?ğ?’na bulaşma durumuna duçar olanlar, ‘herkesten evvel envâr-? Kur’âniyeye sahip ç?k?p, kalbini bozmadan sağlam kalmay?’ başaramayanlar, rüyadaki ‘sar?kl? küçük genç’ imgesiyle temsil olunan istikbalin ‘Risale-i Nur şahs-? manevîsi’nin mümessili say?lamazlar.
    ?kincisi, bu küçük genç zât?n, ‘sar?kl?’ olmas?yla ilgilidir. Bir sünnet-i peygamberî olarak ‘sar?k’ imgesi de, bu şahs-? manevî’ cümlesinde yer alabilmenin ‘herkesten evvel envâr-? Kur’âniyeye sahip ç?k?p, kalbini bozmadan sağlam kalmak’tan sonraki bir şart?n?n bid’atlara karş?l?k sünnet-i seniyyeyi hayat?n?n mihveri olarak benimseme lüzumuna işaret etmektedir.
    Üçüncüsü, bu ‘sar?kl? küçük genç’ Hulusi’ye nisbetle tarif edilmektedir. Hulusi ki, Bediüzzaman’?n Münazarat’?nda ?srarla takip ettiği ‘mektep-medrese-tekkenin ittihad?’ mânâs?n? Risale-i Nur’a intisab?ndan önce zaten bir derece yaşam?ş bir zâtt?r. Zira, üçünün de rahle-i tedrisinden geçmiş, üçünün de terbiyesini alm?ş durumdad?r. Ve şimdi, Risale-i Nur’la bu üçlü eğitimin kemal noktas?na ulaşm?ş durumdad?r. Buradan da anlaş?lmaktad?r ki, ‘sar?kl? küçük genç’ imgesiyle tarif olunan ‘istikbalin Risale-i Nur şahs-? manevîsi’ne dahil olman?n yolu akl?-vicdan?-kalbi beraberce işlettirebilmekten; ve hem bugünü doğru okumay? mümkün k?lacak bilgiye, hem Kur’ân’? ve sünneti doğru kavramay? mümkün k?lacak bilgiye, hem de kalbî uyan?kl?k ve irfana beraberce erişme çabas?n? gerektirmektedir.
    Dördüncüsü, Bediüzzaman, “Baz?lar?n? zannederim, fakat kat’î hükmedemem” diyerek, “Hulusi’ye omuz omuza verecek, belki geçecek” bu k?vama sahip genç muhataplar?n emarelerini gördüğünü; ama henüz bu k?vam?n yakalanamam?ş olduğunu ima ve ihsas etmektedir.
    Maamafih, tek baş?na bu ‘sar?kl? genç’ izah?, özellikle de ‘Hulusi’ye omuz omuza verecek, belki geçecek’ ifadesi, Bediüzzaman’?n ne kadar diri ve taze bir dimağa ve aç?k bir yüreğe sahip olduğunu gösteriyor. Zira bu ‘belki geçecek’ ifadesi, istikbalin Risale-i Nur’a müheyya genç istidadlar?n?n el’an Risale-i Nur’a muhatap olanlar?ndan daha güçlü bir kavray?şla Risale’yi anlay?p kavramas? imkân?na işaret ediyor. Böylece, ‘statükocu’ bir ‘şahs-? manevî’ yorumunun önünü, daha en baştan kesiyor. “Gelen geçmişi aratacak” kabilinden bir bedbinlik yerine, “Sonrakiler öncekileri biiznillah geçecek” ümidini ve müjdesini veriyor.
    Beşincisi, “O genç kuvve-i velâyetle meydana at?lacak bir zâtt?r;” yani istikbalin Risale-i Nur şahs-? manevîsini temsil edecek muhataplar?, bir ‘kuvve-i velâyet’ taş?ma durumundad?r.
    Burada da, yine, bir kavramlaşt?rma problemi ç?kar karş?m?za: Bu ‘kuvve-i velâyet’ten murad nedir?
    Bu ‘kuvve-i velâyet,’ meselâ, keşifler, kerametler, harikulâde haller göstermek midir?
    Yoksa, Risale-i Nur’un tefekkürüyle tasavvufun kavramlar?n? mezcetmek, birbiri içinde eritmek; ikisini harmanlay?p yeni bir dil, üslup ve usul geliştirmek midir?
    Yoksa?
    Kendi akl?m?za yerleşmiş ‘velâyet’ kavram?n? sorgulay?p Risale-i Nur’un ‘velâyet’ tarifinden yola ç?karsak, ikisi de değildir.
    Çünkü, Bediüzzaman’a göre, bunlar ‘velâyet-i suğra’n?n kapsama alan? içindedir. ‘Küçük velâyet’in yani... O, tasavvufun bilinen çizgisini ‘velâyet-i suğra’ kapsam?nda değerlendirirken, sahabilerin ‘veraset-i nübüvvet’ çizgisini ‘velâyet-i kübra’ olarak değerlendirmektedir.
    “Yirmidördüncü Söz”deki ‘zühre-katre-reşha’ sembolizmi içinde ‘reşha’ tarifinde izah?n? bulan bir ‘velâyet’tir, ‘velâyet-i kübra.’ Ki, bizim ‘velâyet’ deyince akl?m?za ilk önce geliveren tasavvuf yolundaki ‘velâyet-i suğra,’ yine ayn? “Söz”de ‘katre’ sembolizmi içinde tarif edilmektedir.
    Gerek “Yirmidördüncü Söz”deki bu sembolizm, gerek bir sonraki sözün son bahsindeki ‘Kur’ân’daki muvazene, tenasüb ve cem’ tahlili, gerek Mesnevî-i Nuriye’deki “Tevfik-i ?lâhî refiki olan adam, tarikat berzah?na girmeden zahirden haki¬kate geçebilir. Evet, Kur’ân’dan, hakikat-i tarikati, tarikatsiz feyiz suretiyle gördüm ve bir parça al¬d?m” ifadesi, ilgili rüyadaki ‘sar?kl? genç’ için zikredilen ‘kuvve-i velâyetle meydana at?lacak bir zât’ ifadesinden neyi nas?l anlamam?z gerektiğine dair birer karine hükmündedir.
    Sözün k?sas?, Risale-i Nur’un ‘tahkik mesleği’ ve ‘mahz-? hakikat dersi’ rüya-merkezli bir düşünüşe, tasavvura, yaşay?şa zaten izin vermediği gibi, ilgili bahisteki rüyadaki ‘sar?kl? genç’ hakk?ndaki uyarlamalar da, hem ‘şahs-? manevî’ mânâs? itibar?yla denk düşmüyor, hem de ilgili rüya tabirindeki bu k?staslara birebir uygunluklar?ndan söz etmek mümkün gözükmüyor.
    Maamafih, “Bugünün ehl-i Risale’si, bir bütün olarak tabirdeki bu tarife ne kadar denk düşüyorlar ki?” diye sormuyor da değilim.
    Yoksa, o ‘sar?kl? genç’ küsüp gitti mi aram?zdan?
    Belki de henüz gelmeye bile cesaret edemiyor...


    20.04.2007
    © 2007 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu
    Konu elff tarafından (03.06.07 Saat 23:18 ) değiştirilmiştir.
    Risale-i Nur aşılmayı değil, açılmayı bekliyor..

  2. #2
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Güzel..Allah razı olsun..
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  3. #3
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Kendi akl?m?za yerleşmiş ‘velâyet’ kavram?n? sorgulay?p Risale-i Nur’un ‘velâyet’ tarifinden yola ç?karsak, ikisi de değildir.
    Çünkü, Bediüzzaman’a göre, bunlar ‘velâyet-i suğra’n?n kapsama alan? içindedir. ‘Küçük velâyet’in yani... O, tasavvufun bilinen çizgisini ‘velâyet-i suğra’ kapsam?nda değerlendirirken, sahabilerin ‘veraset-i nübüvvet’ çizgisini ‘velâyet-i kübra’ olarak değerlendirmektedir.
    “Yirmidördüncü Söz”deki ‘zühre-katre-reşha’ sembolizmi içinde ‘reşha’ tarifinde izah?n? bulan bir ‘velâyet’tir, ‘velâyet-i kübra.’ Ki, bizim ‘velâyet’ deyince akl?m?za ilk önce geliveren tasavvuf yolundaki ‘velâyet-i suğra,’ yine ayn? “Söz”de ‘katre’ sembolizmi içinde tarif edilmektedir. Gerek “Yirmidördüncü Söz”deki bu sembolizm, gerek bir sonraki sözün son bahsindeki ‘Kur’ân’daki muvazene, tenasüb ve cem’ tahlili, gerek Mesnevî-i Nuriye’deki “Tevfik-i ?lâhî refiki olan adam, tarikat berzah?na girmeden zahirden haki¬kate geçebilir. Evet, Kur’ân’dan, hakikat-i tarikati, tarikatsiz feyiz suretiyle gördüm ve bir parça al¬d?m” ifadesi, ilgili rüyadaki ‘sar?kl? genç’ için zikredilen ‘kuvve-i velâyetle meydana at?lacak bir zât’ ifadesinden neyi nas?l anlamam?z gerektiğine dair birer karine hükmündedir.

    Abdullahseyda kardeşime çok teşekkür ediyorum. Muhterem Karabaşoğlu kardeşimizin bu güzel yorumu üzerinde düşünmeye ve özellikle alt?n? çizdiğimiz konulardaki anlay?ş?m?z? yeniden gözden geçirmemize vesile olduğu için...
    Allah raz? olsun.
    Konu elff tarafından (03.06.07 Saat 23:19 ) değiştirilmiştir.
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  4. #4
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Metin Karabaşoğlu'nun baştaki "Bir önceki yaz?da" dediği yaz?s?:

    ‘Sar?kl? genç’ turnusolu

    BAZI MECL?SLERE G?RD?Ğ?MDE ve baz? kişilerin Risale-i Nur’un hangi bahsine daha ziyade nazar ettiğini gördüğümde, hayret-hüzün kar?ş?m? bir duygu hali çöker üzerime. Risale-i Nur’un koca koca meselelerini keşfedecek müdakkik nazarlar beklerken, Risale metninin merkezinde olmayan kimi bahislere yoğunlaşm?şt?r kimileri. Risale-i Nur’un ‘kök’ k?s?mlar?ndan esirgenmiş emek ve zaman, o bahislere ak?t?lmaktad?r kimilerince.

    Ve bu yoğunlaşmada, genellikle, bir ‘bât?nîlik,’ bir ‘gizli ilim’ boyutu vard?r. ?stikbale dair kimi haberler, neredeyse hurufîlik boyutuna varan kimi ç?kar?mlar, Risale metnindeki kimi kelimeler üzerine neredeyse hurufîlik düzeyine varan aş?r? yüklenmeler, vs...

    “Yirmisekizinci Mektub”un “Birinci Mesele”sinde yorumlanan bir rüya da, işte böylesi bahisler aras?ndad?r. Bu “mesele,” yorumu yap?lmak üzere Bediüzzaman’a aktar?lan bir rüya üzerinedir ve cevaben yazd?ğ? bu risalede Bediüzzaman, evvelemirde Risale mesleğinin ‘rüya-merkezli olmad?ğ?’ dersini vermektedir: “Evet kardeşim, senin ile mahz-? hakikat dersini müzakereye al?şm?ş?z. Hayâlâtlara karş? kap?s? aç?k olan rü’yalar?, tahkikî bir surette mevzubahs etmek tahkik mesleğine tam uygun gelmediğinden...”

    Bu kayd? düşerek söze giren Bediüzzaman, ‘alt? nükte-i hakikat’ten sonra, ‘yedinci’ ve son bahiste rüyan?n yorumuna girer. Bu nüktelerin ilkinde, sûre-i Yûsuf’a at?fla, rüyada da bir hakikat olduğu bildirilir. ?kincide, “Rüyaya itimada ehl-i hakikat tarafdar değiller” kayd?n? düşer ve sebebini aç?klar Bediüzzaman. Üçüncüde, “Rüyan?n nübüvvetin k?rk cüz’ünden bir cüz’ü olduğu”na dair hadis sözkonusu edilir. Dördüncüde, rüyan?n üç k?s?m olduğu ve ancak üçüncü k?s?m olan ‘rüya-y? sad?ka’n?n yorumlanmay? hakettiği irdelenir. Beşincide ‘rüya-? sâd?ka’-‘hiss-i kablelvuku’ irtibat? aç?klan?r. ‘Alt?nc?s? ve en mühimmi’nde, ya aynen veya mânâs? itibar?yla gerçekleşen sâd?k rüyalar?n kader-i ilâhî’nin herşeyi kuşatt?ğ?n?n bir hücceti olduğu vurgulan?r. Ve en son olarak ‘yedinci’de anlat?lan rüyan?n yorumuna geçilir.

    ?lgili rüyan?n ne olduğu bu risalede anlat?lmaz, ama yorumlanan imgelerden rüyan?n mahiyeti anahatlar?yla tasavvur edilebilir. Bu imgelere dair yorumlarda, manidar tesbitlerde bulunur Bediüzzaman. Meselâ, “O vâsi meydanl?k, âlem-i ?slâmiyettir” der. “Etraf? bulan?k çamurlu su, hal ve zaman?n sefahet ve atâlet ve bid’atlar batakl?ğ?d?r. Sen selâmetle, bulaşmadan, sür’atle mescide eriştiğin; herkesten evvel envâr-? Kur’âniyeye sahip ç?k?p, kalbini bozmadan sağlam kald?ğ?na işarettir” yorumunda bulunur. Yorum, bunun gibi son derece kritik noktalara dikkat çekmekle birlikte, bu rüyan?n ‘hal ve zaman?n bid’atlar batakl?ğ?’ vurgusu, ‘herkesten evvel envâr-? Kur’âniyeye sahip ç?kma’ vurgusu, bu bahis dillerinde dolaşan nicelerinin dikkatini çekmemiş gibidir.

    Çünkü, varsa yoksa, rüyadaki ‘sar?kl? genç’edir dikkatler: Bu ‘sar?kl? genç,’ kim olabilir?

    ?şte burada, mürşidine müfritâne muhabbet, meşrep taassubu, cemaat enaniyeti beraberce devreye girer; ve herkes o ‘sar?kl? genç’ten kasd?n kendi cemaatinin kurucusu veya önderi olduğunu düşünür; oradan da seninki-benimki münakaşas? başlar.

    Her hâlükârda, koskoca Risale mesleğinin geleceği, bir rüyaya ve o rüyadaki ‘sar?kl? küçük genç bir zât’a ipoteklenmiştir. ‘Sar?kl? küçük genç bir zât’?n kim olduğu konusunda yorumlar muhteliftir, ama bu noktada ihtilafa düşenler daha en başta söylenen ‘hayâlâtlara karş? kap?s? aç?k olan rü’yalar?, tahkikî bir surette mevzubahs etmek tahkik mesleğine tam uygun gelmediği’ s?rr?ndan yahut “Rüyaya itimada ehl-i hakikat tarafdar değiller” vurgusundan gaflet etmekte ittifak halindedir.

    Değişik zeminlerde bu ‘sar?kl? genç’ muhabbeti karş?ma ç?kmasa, inan?n, “Yirmisekizinci Mektub”un “birinci risale”sindeki bu ‘sar?kl? genç’ k?sm?n? asla farkedemezdim. Akl?m, ilgili bahsin ilk iki sayfas?ndaki vurguda yoğunlaşt?ğ? içindir bu.

    Ama s?k s?k karş?ma ç?kan “Bu sar?kl? genç sizce kimdir?” sorular? yüzünden farkettiğim; ve ilgili bahsin önceki ‘alt? nükte’deki ölçüleri hat?rda tutarak okunmas? gerektiğini gördüğüm yedinci k?s?mdaki ‘sar?kl? genç’ cümlesinin anlaş?lageldiği şekilde anlaş?lmas?na hep hayret etmişimdir.

    Hayret etmişimdir; çünkü Risale-i Nur’un genelinde Bediüzzaman hep ‘şahs-? manevî’ dersini verdiği halde, gözler ve kalbler hâlâ daha bir ‘şahs-? maddî’ye kilitlenmiş haldedir.

    Hüzün de duymuşumdur; çünkü Risale-i Nur’un genelinde Bediüzzaman hep ‘tahkik’ten söz edip ilgili bahiste de ‘mahz-? hakikat dersi’ ve ‘tahkik mesleği’ vurgusu yapt?ğ? halde, ‘istikbale dair bir bât?nî işaret’ ç?karma gayreti bu vurgular?n tesirini zayi etmektedir.

    Halbuki, Bediüzzaman, ahir zamana dair hadislerde haber verilen Mehdi, ?sa (a.s.), Deccal, Süfyan gibi şah?slar? dahi, birer ete kemiğe bürünmüş şah?stan ziyade bir ‘şahs-? manevî’ olarak yorumlama eğilimindedir. “Beşinci Şua”n?n mukaddime k?sm?, özellikle de “eski zamanda, bu zaman gibi cemaatin ve cemiyetin şahs-? manevîsi inkişaf etmediğinden ve fikr-i infiradî galib bulunduğundan, cemaatin s?fat-? azimesi ve büyük harekat? o cemaatin baş?nda bulunan şah?slara verildiği cihetiyle” kabilinden kay?tlar, bunun bir göstergesidir.

    Yine Bediüzzaman, Mesnevî-i Nûriye’ye de al?nm?ş bulunan bir bahiste, eskiden bir şahs?n deruhte edebildiği ‘hilâfet’ mânâs?n? bugun ‘bir şahs-? manevî’nin ancak temsil edebileceğini, Millet Meclisinin ‘halifelik’ ünvan?n? uhdesine almas?na bu nazarla bak?lmas? icab ettiğini belirtmektedir.

    Ayn? muhteva, Muhakemat’ta bir ‘meclis-i mebusan-? ilmî’ ifadesiyle, Sünuhat’ta “bir şûra-y? âliye-i ilmiyeden tevellüd eden bir şahs-? manevî” ifadesiyle, Münazarat’ta “Şimdi hâkim şah?s değil, efkâr-? âmme olduğu için, onun nev'inden şahs-? manevî bir fetva emini ister” cümlesiyle ç?kar karş?m?za.

    ?şârâtü’l-?’caz’da ise Bediüzzaman, her zaman için, bilhassa şu ahir zaman şartlar?nda Kur’ân’?n ince mânâlar?n?n tesbitine bir şahs?n yetmeyeceğini, bu şartlar?n ancak “yüksek ve azim bir heyet”te, “dahi bir şahs-? manevî”de bulunabileceğini vurgular ve “Kur’ân’? ancak böyle bir şahs-? manevî tefsir edebilir” der.

    Öte yandan, onun Risale-i Nur hizmetini de ‘şahs?na mal etmek’ten ?srarla kaç?nd?ğ?, “Said de bir talebedir” diyerek “Risale-i Nur’un şahs-? manevîsi”ne vurguda bulunduğu, lâhikalar?n? okuyan hiç kimsenin gözard? edemeyeceği kadar aşikâr bir vâk?ad?r.

    ‘Şahs-? manevî’ eksenli bir bak?şa ve duruşa bu derece güçlü bir şekilde sahip, çok farkl? aç?lardan bu ?srar?n? aç?kça gösteren bir üstad?n kay?tlar düştükten sonra yapt?ğ? bir rüya yorumundan falan veya filan isme ‘istikbalin önderi’ payesi biçilebilmesi, bu yüzden hayret ve hüzne sevkeder işte beni.

    “Sar?kl? genç” bahsine dair bu kadar g?ll ü gîş, benim nazar?mda, bir turnusol gibidir. Ehl-i Risale’nin, Risale-i Nur’un özünü, asl?n? ve usulünü anlaman?n neresinde olduğu, ‘sar?kl? genç’ tart?şmalar?yla görülebilmektedir.

    Bu kadar sözden sonra, Bediüzzaman’?n bu ‘sar?kl? genç’ o yorumuna dair bir yorum da biz yapal?m.

    Ama bir sonraki yaz?da...
    Konu elff tarafından (03.06.07 Saat 23:23 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sarıklı Genç Meselesi...
    By muhammedyahya in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 223
    Son Mesaj: 19.08.12, 02:26
  2. ‘Sarıklı genç’ kim ola?
    By ismailce in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03.08.12, 05:00
  3. "Sarıklı genç" kim?
    By tazarru in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 22.02.09, 14:14
  4. Usame Kime Sarıklı Genç Diyor ?
    By ademyakup in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 28.12.07, 19:26

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0