+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 11

Konu: Bediüzzaman Risale-i Nurdur

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    BED?ÜZZAMAN R?SALE-? NURDUR
    Ahmet Faruk N?ZAMOĞLU

    Geçenlerde değerli bir dostum ile aram?zda ilginç bir diyalog yaşand?. Sohbet esnas?nda bana şöyle bir soru sordu yöneltti:
    “Bediüzzaman Said Nursi'nin çok büyük bir zat olduğunu art?k herkes kabul ediyor. Din düşmanlar?n?n d?ş?nda hiç kimse onu eleştirmiyor. Hatta 20. yüzy?l?n mücedidi olduğu konusunada kimse itiraz etmiyor. Ancak 20. yüzy?l bitti. 21. yüzy?la girdik. Bu yüzy?lda yeni bir şeyler olmas? gerekmiyor mu, sizler niçin hala Risale-i Nur okuyorsunuz, Risale-i Nur' u ne zamana ve nereye kadar okuyacaks?n?z, 21. yüzy?lda yeni bir aç?l?m, yeni bir oluşum, yeni bir müceddid olmas? gerekmiyor mu?”
    Hiçbir parti, cemaat veya tarikata mensubiyetinin olmad?ğ?n? bildiğim sağduyu sahibi, mütevazi, sade ve kendi halinde bir hayat yaşayan bu dostum, kafas?ndaki baz? açmazlara cevap ar?yordu. Sohbetimizde, “Allah resul mehdi” künyesi kullanan bir şah?stan bahsetti. O şah?s?nda Risale-i Nur okuduğundan, sürekli Risale-i Nurdan kaynak gösterdiği ve deliller getirdiğinden, hatta ahir zamanda beklenen zat?n Bediüzzaman olmad?ğ?n?, Bediüzzaman'?n kendi ifadelerine dayanarak ispatlad?ğ?ndan bahsetti.
    Arkadaş, sözünü ettiği şahs?n evrimcilerle yapt?ğ? mücadeleyi, haz?rlam?ş olduklar? islami internet sitelerinin tüm dünyaya yay?ld?ğ?n? … vs. anlat?rken; bende zihnimde bir muhasebe yapmaya başlad?m
    Konu elff tarafından (03.06.07 Saat 23:23 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #2
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Ona en samimi duygularla cevap verebilmek için kendi kendime sordum: “Sahi ben niçin Risale-i Nur okuyorum ve ne zamana kadar okuyacağım? Kendime sormuş olduğum bu soruya, zihnimde ve kalbimde oluşan cevabı, bütün samimiyetimle o dostuma aktardım:
    “Risale-i Nur beni tatmin ediyor. Manen doyuruyor. Bana, aşk, şevk, heyecan ve feyiz veriyor. Manevi yaralarımı tedavi ediyor. Risale-i Nuru çok okuduğum zaman Allah'ı CC. ve Resulullah'ı daha çok sevdiğimi fark ediyorum, daha fazla Kuran okumaya başlıyorum. Risale-i Nuru okudukça haramlardan kaçınma ve kötü alışkanlıklardan uzaklaşma konusunda daha dikkatli ve gayretli oluyorum. İbadetten daha fazla lezzet alıyorum ve daha fazla ibadet ediyodum.
    Risale-i Nur benim manevi ihtiyaçlarımı karşılıyor. Benim yeni bir arayış içerisine girmek veya Risale-i Nur'u okumayı bırakmak için hiçbir gerekçem yok. Ne zamanki Risale-i Nur, sorularıma cevap veremez, ihtiyaçlarımı karşılayamaz, manevi Yaralarıma ilaç olamaz, bana şevk ve feyiz veremez… kısacası beni aklen ve kalben tatmin edemez ve beni manen doyuramazsa;o zaman bende manen tatmin olacağım yeni bir kaynak arayışına girerim. Ama şu anda böyle bir ihtiyaç duymuyorum. Onun için, şu anda Risale-i Nur okumayı bırakıp, dikkatimi, enerjimi ve zamanımı başka bir yöne sarfetmek için hiçbir neden yok!” dedim.
    Vermiş olduğum cevap, bana göre o andaki duygularımın ifadesi, sıradan, sade ve basit bir cevaptı. Fakat arkadaşımın çok hoşuna gitti. Çok önemli bir şeyi keşfetmiş havasına girdi ve sohbeti bir hayli koyulaştırdık.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  3. #3
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Ayrıca, Bediüzzaman Hazretleri ve Risale-i Nur hakkında teslim etmemiz gereken gerçekler var:
    İnsanlar davaları ve eserleri ile yaşarlar. Bediüzzaman Said Nursi, biyolojik olarak bedenen 1960 yılında vefat etmesine rağmen onun davası çığ gibi büyüyor, eserleri tüm dünyada hızla yayılıyor.
    Talebelerinin sayısı her geçen gün katlanarak artıyor. Vefatından 47 yıl sonrada insanlar O' na talebe olabilmeyi en büyük şeref kabul ediyor.
    Dünya genelinde bütün ideolojiler, felsefi akımlar, düşünce sistemleri bir bir yıkılıp kaybolurken; Bediüzzaman ve Risale-i Nura olan ilgi ve merak her geçen gün artıyor. Dünyanın her yerinde onu anlamaya ve tanımaya yönelik sempozyumlar, konferanslar, paneller yapılıyor. Hakkında yapılan akademik çalışmaların sayısı her geçen gün artıyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinde O'nunla ilgili pek çok eserler yayınlanıyor.
    Risale-i Nur, her geçen gün yeni yeni dünya dillerine tercüme ediliyor, yeni ülkelere, yeni milletlere ulaşıyor. Bugün, Risale-i Nur kırktan fazla farklı lisanlara tercüme edilmiş ve yayınlanmış durumda. Kendi ana dilinde Risale-i Nuru tanıyıp okuyan insanlar, bu harika eserleri asli kaynağından, asıl halinden okuyabilmek için Türkiye'ye geliyor ve Türkçe öğreniyorlar.
    Binlerce internet sitesi Risale-i nur ile ilgili neşriyat yapıyor ve bu siteler dünyanın her yerinden milyonlarca kişi tarafından ziyaret ediliyor.
    Türkiye'de 14 yayınevi Risale-i Nuru basıyor. Yapılan baskılar sürekli dağılıyor, satılıyor ve insanlara ulaşıyor. Sadece söz basım yayımın 2006'da yapmış olduğu kampanyada yaklaşık 10 bin takım Risale- i Nur külliyatı Anadolu'ya dağılmış.
    Dünya genelinde on binlerce Risale-i Nur dersanesi var ve her geçen gün yenileri açılıyor. Her gün dünyanın her yerinde on binlerce Risale-i Nur dersi yapılıyor. Cemaat halinde yapılan derslerin yanı sıra, insanlar ferdi olarak da okuyup istifade ediyorlar.
    Bediüzzaman, her geçen gün insanlığın hayatına daha fazla giriyor. Onun eserlerini artık sadece Anadolu insanı veya sadece Müslümanlar değil, her ülkede, her milletten ve her dine mensup insanlar okuyorlar ve istifade ettiklerini söylüyorlar.
    Bir papaz, “Müslüman olmadığını ancak Risale-i Nur okuyarak tevhid inancını pekiştirdiğini” söylüyor. Bir Alman, “sorumlusunuz, bu eserleri bize niçin daha önce ulaştırmadınız, niçin bizi daha önce inkar ve küfür karanlıklarından kurtarmadınız!” diye sitem ediyor. Türk olmayan Müslüman bir Arap, Pakistanlı veya Endonezyalı, “Risale-i Nur sadece sizlerin yani Türklerin malı değil, Risale-i Nur bütün alem-i islamın malıdır” diyor.
    Bir gazeteci yazar, “ Said Nursi, sadece Nurcuların üstadı değildir. O, bu ülkenin yetiştirdiği mümtaz bir şahsiyettir, ortak bir değerdir, herkes ondan istifade etmelidir!” diyor.
    “Bediüzzaman, büyük bir alimdi. Fakat görevini yaptı, fonksiyonunu bitirdi gitti. Artık devir başkasının devri, yeni oluşumlar devridir” düşüncesini yaymaya çalışanlar bile, Risale-i Nur kaynağından beslenme ve Bediüzzaman' dan deliller getirme ihtiyacı duyuyorlar. Risale-i Nur onların bile başvuru kaynağı. Çünkü Risale-i Nur dipsiz bir derya, tükenmez bir ilim hazinesidir. Çünkü eserler Kuranın malıdır. Kuran'ın ahir zaman mucizesidir.!
    Bazı çevrelerin, Bediüzzaman Said Nursi hazretlerine olan ilgi ve merakı yok etmeye; Risale-i Nur'a olan yönelişi başka yönlere kanalize etmeye; ilgi ve merakı, dikkatleri Bediüzzaman ve Risale-i Nur üzerinden uzaklaştırmaya çalıştıklarını hissediyoruz.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  4. #4
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Risale-i Nur'dan bazı alıntılar yapılarak Bediüzzaman'ın fonksiyonunun ve hizmet devrinin bittiğinin ima edilmesi ve adeta bunun ispatlanmaya çalışılması vesilesiyle bizde, bazı tespitlerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.
    1- Risale-i Nur, 130 parça eserden müteşekkil, 6000 sayfadan fazla büyük bir külliyattır. Külliyat'ın muhtevası incelendiği zaman, Kuran-ı Kerim'de zikredilen tüm konuların Kuran'da yer aldığı oranda; aynı konuların aynı oranda Risale-i Nur'da da izah edildiği görülür. Yani Risale-i Nur, muhteva ve konuların zikredilme oranları bakımından yüce kitabımız Kuran-ı Kerim ile paralellik arzeder. Kuranda yer alan tevhid , mübüvvet, kitap, melaike, ahiret, kader, amel… gibi konular Kuran'da zikredildiği oranda Risale-i Nur' da da izah ve beyan edilmiştir.
    2- Bazı konular, Külliyatın bir bölümünde o bölümün makamına uygun üslup ve miktarda izah edilmiştir. O konu, başka bölümlerde de başka makamlara uygun şekilde farklı yönlerden izah edilmiştir. Bir konunun, Külliyatın değişik bölümlerinde farklı cihetlerden izah ve beyanları vardır. Onun için bir konuda Risale-i nur namına hüküm verebilmek için külliyatın tamamına vakıf olunması, külliyatın tamamının bir bütün olarak ele alınıp değerlendirilmesi, farklı bölümlerdeki değişik açılardan yapılan izahların birlikte değerlendirilmesi ve tahlil edilmesi; yani değişik bölümlerde yer alan karelerin sağlıklı bir şekilde birleştirilebilmesi gerekir.
    Aksi halde “ben hafız değilim diyen Bektaşi” gibi, Külliyatın bir yerinden cımbızla çekilen bir pasajın kifayetsiz malumatlarla değerlendirilmesi insanları yanlış sonuca götürebilir.
    2- Risale-i Nur, öyle bir eserdir ki; ondan istifade edebilmek için, hulusi kalp ile yaklaşmak ve “ihtiyacım var istifade etmek istiyorum” niyetiyle okumak gerekir. Risale-i Nuru okuyanlar bilir: İnsan okurken bazen kitap okuduğunu unutur, sanki sohbet ediyormuşçasına kendisini diyalog havasına kaptırır, sanki Üstad anlatır, talebe dinler. Hakikat kapıları açılır insanın gönlüne iman ve İslam nurları dolar, feyiz ve lezzet alır. Eserler, hem akla, hemde kalbe, ruha, duygulara, latifelere hitabeder ve her yönden doyurur, tatmin eder insanı.
    Tenkit veya başka niyetlerle Külliyata bakan kişi, ondan gerçek manada istifade edemez. Feyiz kapılarını açamaz. Böyleleri sadece ikna veya ilzam olur.
    3- Bediüzzaman Hazretleri, şahsını değil devamlı Risale-i Nuru nazarı dikkate vermiştir. Nazarları şahsından ziyade eserlere çevirmiştir. “Baki davaların fani şahıslar üzerine bina edilemeyeceğini” her vesile ile anlatmıştır. Kendi şahsına hürmet ve iltifat edilmesini ve ziyaretine gelinmesini istememiş; şahsının ziyaret edilmesi yerine Risale-i Nurun okunmasını, bunun çok daha fazla istifadeye medar olacağını söylemiştir.
    Bediüzzaman Hazretleri, bu zamanda dinsizlik akımlarının çok güçlü, etkili ve yetkili örgütler, cemiyetler, komiteler tarafından, çok organize bir şekilde faaliyet gösterdikleri gerçeğine dikkat çekerek; böylesine kapsamlı ve dehşetli bir dinsizlik cereyanına karşı ferdi mücadele yürütülemeyeceğini; bir şahsın dahi de olsa bu zamanda yetersiz kalacağını ve şahsının çürütülebileceğini; onun için bu zamanın cemaat zamanı olduğunu; Müslümanların cemaate önem vermeleri ve dinsizlik akımlarına karşı cemaatin şahsi manevisine dayanarak mücadele etmeleri gerektiğini belirtmektedir. Yani çağımızda fertlerin değil, cemaatlerin, cemiyetlerin, şahsı manevilerin mücadeleleri yaşanmaktadır.
    4- Bediüzzaman Hazretleri, hiçbir zaman Risale-i Nuru kendisine maletmemiş, benim eserim, benim malım dememiştir. Her zaman her vesile ile Risale-i Nurun Kuran'ın malı olduğunu, Kuranın ahir zaman mucizesi olduğunu; Kuranın iman hakikatlerini ahir zaman insanının şüpheci ve inkarcı idrakine uygun şekilde izah ve beyan eden Kuranın manevi bir tefsiri olduğunu, eserlerdeki ifadelerin Kuranın manası olduğunu; kendisinin sadece Kuran hakikatlerini tebliğ eden, Kuran hakikatlerinin teşhir edildiği mücevher dükkanının bir dellalı olduğunu söylemektedir.
    Bediüzzaman Hazretleri, kendisinin de Kuranın ve Risale-i Nurun bir talebesi olduğunu, kendisinin de eserleri dikkatle okuduğunu ve her defasında daha fazla istifade ettiğini anlatmaktadır.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  5. #5
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    5- Risale-i Nurun mahiyeti, Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin Tarihçe-i Hayat?'n da çok veciz ve güzel ifadelerle kapsaml? bir şekilde anlat?lmaktad?r. Bediüzzaman?n hizmetinde bulunan Nur Talebelerinin dilinden Risale-i Nur:
    Kur'ân?n hakikatlar?n? müsbet ilim anlay?ş?na uygun bir tarzda izah ve isbat eden Risale-i Nur Külliyat?, her insan için en mühim mesele olan "Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatlar? nedir?" gibi suallerin cevab?n? vâz?h ve kat'î bir şekilde, çekici bir üslûb ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve ak?llar? tenvir ve tatmin ediyor…
    Risale-i Nur!.. Kur'an Âyetlerinin nurlu bir tefsiri... Baştan başa îman ve tevhid hakikatlar?yla müberhen... Her s?n?f halk?n anlay?ş?na göre haz?rlanm?ş... Müsbet ilimlerle mücehhez... Vesveseli şübhecileri ikna ediyor... En avamdan en havassa kadar herkese hitab edip, en muannid feylesoflar? dahi teslime mecburediyor...
    ?sbat ediyor!.. Akla gelen bütün istifhamlar?... Zerreden Güneşe kadar îman mertebelerini.. Vahdaniyet-i ?lâhiyyeyi... Nübüvvetin hakikat?n?...
    ?sbat ediyor!.. Arz ve Semavat?n tabakat?ndan, melâike ve ruh bahsinden, zaman?n hakikat?ndan, Haşir ve Âhiretin vukuundan, Cennet ve Cehennemin varl?ğ?ndan, ölümün mahiyet-i asliyesinden ebedî saadet ve şekavetin menba?na kadar... Akla gelen ve gelmeyen bütün imanî meseleleri en kat'î delillerle aklen, mant?ken, ilmen isbat ediyor... Pozitif ilimlerin müşevviki... Riyazi meselelerden daha kat'î delillerle akl? ve kalbi ikna edip, meraklar? izale edenbirşaheser…
    "Risale-i Nur, yaln?z cüz'î bir tahribat? ve bir küçük hâneyi tamir etmiyor; belki külli bir tahribat? ve ?slâmiyeti içine alan ve dağlar büyüklüğünde taşlar? bulunan bir muhit kal'ay? tamir ediyor. Ve yaln?z hususi bir kalbi ve has bir vicdan? ?slâha çal?şm?yor; belki bin seneden beri tedarik ve teraküm eden müfsid âletlerle dehşetli rahnelenen kalb-i umumiyi ve efkâr-? âmmeyi ve umumun ve bahusus avâm-? mü'minînin istinadgâhlar? olan ?slâmî esaslar?n ve cereyanlar?n ve şeairlerin k?smen k?r?lmas?yla bozulmaya yüz tutan vicdân-? umumiyeyi, Kur'an?n i'caz?yla; ve geniş yaralar?n?, Kur'an?n ve îman?n ilâçlar?yla tedavi etmeye çal?ş?yor. Elbette böyle küllî ve dehşetli rahnelere ve yaralara hakkalyakîn derecesinde dağlar kuvvetinde hüccetler cihazlar ve binler tiryak hâsiyetinde mücerreb ilâçlar ve hadsiz edviyeler bulunmak gerektir. ?şte bu zamanda, Kur'an-? Mûciz-ül Beyan?n i'caz-? mânevisinden ç?kan Risale-i Nur, o vazifeyi görmekle beraber; îman?n hadsiz mertebelerinde terakkiyat ve inkişafata medar olmuştur ve olmaktad?r!.."
    Risale-i Nur, taklidî îman? tahkiki îmana çevirip -îman? kuvvetlendirip- iki cihan?n saadetini kazand?r?p, hüsn-ü hâtimeyi netice verir. En büyük dinsiz feylesoflar? da ilzam etmiştir. Risale-i Nurun bir hususiyeti de şudur ki: Diğer Mütekellimîne muhalif olarak ehl-i dalâletin menfiliklerini zikretmeden, yaln?z müsbeti ders vererek, yara yapmaks?z?n tedavi etmesidir. Bu itibarla bu zamanda Risale-i Nur, vehim ve vesveseleri mahvediyor, akla gelen sualleri, istifhamlar?; nefsi ilzam, kalbi ikna ederek cevabland?r?yor. Risale-i Nur; hem akl?, hem kalbi tenvir eder, nurland?r?r; hem nefsi müsahhar eder...
    6- Risale-i Nur'daki ?man ve Kuran hakikatleri sadece belli bir coğrafyaya, bir millete, bir sosyal s?n?fa, bir cinsiyete, belli bir yaş grubuna veya belirli bir zaman dilimine hitap etmiyor. Sadece belirli konularla s?n?rl? değil. Kuran?n bahsettiği her konu Risale-i Nurda yer almaktad?r. Her coğrafyadan, her milletten, her cinsiyetten, her sosyal s?n?ftan, her yaş grubundaki insanlar her zaman Risale-i Nuru okuyup istifade edebilir. Eserler her yerdeki, herkesin, her zaman imani ve ahlaki ihtiyaçlar?na cevap vermekte, genele hitap etmekte ve insanlar?n imani ve ahlaki manevi hastal?klar?n?, yaralar?n? tedavi etmektedir. K?sacas? eserlerdeki hakikatler ve hizmet tüm insanl?ğ? kuşatacak mahiyettedir.
    7- Risale-i Nurun üslubu, belagat?, hizmet metodu, Eserlerden istifade edebilmek için bir hoca, üstad veya şeyhe ihtiyaç b?rakm?yor. Herkes ferdi olarak okuyup, öğrenebilir ve istifade edebilir. Ayr?ca cemaat halinde yap?lan Risale-i Nur derslerine kat?larak istifade edebilir ve cemaatin feyzini al?r. Herkesin üstad? Risale-i Nur külliyat?d?r ve herkes kendisinin hocas?d?r.
    8- Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, kendisine atfedilen “Bediüzzaman” lakab?n?n asl?nda Risale-i Nura ait olduğunu; fakat Risale-i Nurun şahs? manevisinin temsilcisi ve tercüman? olmas? nedeniyle Bediüzzaman lakab?n?n kendisi için kullan?ld?ğ?n? belirtmektedir. Muhtelif lahikalarda Risale-i Nur'un müceddid-i din olduğunu ve Risale-i Nurun bir ismininde Bediüzzaman olduğunu aç?kça ifade etmektedir.
    Celcelutiye, Süryanîce bedi' demektir ve bedi' manas?ndad?r. ?bareleri bedi' olan Risâle-i Nur, Celcelutiye'de mühim bir mevki tutup ekser yerlerinde tereşşuhat? göründüğünden, kasidenin ismi ona bak?yor gibi verilmiş. Hem şimdi anl?yorum ki; eskiden beri benim liyakat?m olmad?ğ? halde bana verilen Bediüzzaman lâkab? benim değildi, belki Risâle-i Nur'un manevî bir ismi idi. Zâhir bir tercüman?na âriyeten ve emaneten tak?lm?ş. Şimdi o emanet isim, hakikî sahibine iade edilmiş. Demek, Süryanîce bedi' manas?nda ve kasidede tekerrürüne binaen kasideye verilen Celcelutiye ismi işarî bir tarzda, bid'at zaman?nda ç?kan Bediülbeyan ve Bediüzzaman olan Risâle-i Nur'un hem ibare, hem mana, hem isim noktalar?yla bedi'liğine münasebetdarl?ğ?n? ihsas etmesine ve bu isim bir parça ona da bakmas?na ve bu ismin müsemmas?nda, Risâle-i Nur çok yer işgal ettiği için, hak kazanm?ş olmas?na.. tahmin ediyorum. (8.şua)
    Bu ifadelerden anlaş?lacağ? üzere; kendisine Bediüzzaman lakab? atfedilen Said Nursi Hazretleri, bedenen- biyolojik olarak vefat etmiş olsada ; as?l Bediüzzaman olan Risale-i Nur, hayattad?r.
    Risale-i Nur, her geçen gün ç?ğ gibi yay?lmakta ve inkişaf etmektedir. ?htiva ettiği iman ve kuran hakikatleri ile insanl?ğ? inançs?zl?k batakl?ğ?ndan kurtarmakta ; Allah Resulünün sünneti seniyyesini ferdi ve toplumsal hayatta ihya etme davas?na ait hizmetleri h?zla yürütmektedir.
    Bütün bu tespitlerden şu sonucu ç?kartabiliriz:
    Alimler, Hz. Peygamberin (sav) varisleridir. Efendimiz (sav) Hatem-ül Enbiya, yani Peygamberler zincirinin son ve en mükemmel halkas?d?r. Peygamberler zincirinin son ve en mükemmel halkas? olan Ahir zaman Peygamberi Hz. Muhammed (sav) in varisleri ve davas?n?n hizmetkarlar? olan alimlerin ve müceddidler zincirinin de bir son halkas? vard?r. Müceddidler zincirinin son halkas? ise, ahir zaman müceddidi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ve Risale-i Nurun şahs? manevisidir.


    http://www.tefekkurdergisi.com/icerik.asp?dergi=13&konu=335
    Konu elff tarafından (03.06.07 Saat 23:25 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  6. #6
    Dost fatmacan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    4

    Standart

    Çok feyiz aldım yazınızdan Allah'ım ne güzel ışık tutturmuş sizin vesilenizle aklımızdaki sorulara.Ne olur bunları esrlere çevirin herkes okusun.İlginç kitaplar tarzında yazabilirsek bu siteye girmeye ve Risaleleri okumaya cesaret edmeyenlere belki bir vesile olur.Bu kadar uzun bir yazıyı yazabilen çok rahatlıkla bir kitap yazar.Allah ebeden razı olsun.Sizin gibi Nurlara vakıf olanları artırsın...

  7. #7
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Nur Risaleleri, Kur'an-ı Kerîm'in nur deryasından alınan berrak katreler ve hidayet güneşinden süzülen billur huzmelerdir. Binaenaleyh, her Müslüman'a düşen en mukaddes vazife, îmanı kurtaracak olan bu nurlu eserlerin yayılmasına çalışmaktır. Zîra, tarihte pekçok defalar görülmüştür ki, bir eser nice fertlerin, ailelerin, cemiyetlerin ve sayısız insan kütlelerinin hidayet ve saadetine sebep olmuştur. Ah, ne bahtiyardır o insan ki, bir mümin kardeşinin îmanının kurtulmasına sebep olur!
    Ali Ulvi KURUCU

    Allah razı olsun ağabey çok istifade ettim..




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  8. #8
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    2- Risale-i Nur, öyle bir eserdir ki; ondan istifade edebilmek için, hulusi kalp ile yaklaşmak ve “ihtiyacım var istifade etmek istiyorum” niyetiyle okumak gerekir. Risale-i Nuru okuyanlar bilir: İnsan okurken bazen kitap okuduğunu unutur, sanki sohbet ediyormuşçasına kendisini diyalog havasına kaptırır, sanki Üstad anlatır, talebe dinler. Hakikat kapıları açılır insanın gönlüne iman ve İslam nurları dolar, feyiz ve lezzet alır. Eserler, hem akla, hemde kalbe, ruha, duygulara, latifelere hitabeder ve her yönden doyurur, tatmin eder insanı.
    Tenkit veya başka niyetlerle Külliyata bakan kişi, ondan gerçek manada istifade edemez. Feyiz kapılarını açamaz. Böyleleri sadece ikna veya ilzam olur.
    Zaten tenkit niyetiyle okumaya başlayan bir insan farkında olmadan kendi kazdığı kuyuya düşer...Ve gerçekten yine farkında olmadan okuduğu nurlardan istifade eder ve o eserlerden feyz alır...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  9. #9
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Âhirzaman'dan haber veren mühim bir hadîs-i şerif

    لاَتَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّتِى ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ حَتَّى يَاْتِىَ اللّهُ بِاَمْرِهِ
    Ramazan-ı şerifte onuncu gününde ikinci saatinde birden bu hadîs-i şerif hatırıma geldi. Belki Risale-i Nur şakirdlerinin taifesi ne kadar devam edeceğini düşündüğüme binaen ihtar edildi. (şedde sayılır, tenvin sayılmaz) fıkrasının makam-ı cifrîsi bin beş yüz kırk iki(1542) ederek nihâyet-i devamına îma eder.
    لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللّهُ
    ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ şedde sayılır. Fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi bin beş yüz altı(1506) edip, bu tarihe kadar zahiren ve aşikârane, belki galibane olarak sonra tâ kırk ikiye kadar, gizli ve mağlubiyet içinde vazife-i tenviriyesine devam edeceğine remze yakın îma eder.
    (Kastamonu Lahikası)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  10. #10
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    40
    Mesajlar
    854

    Standart

    1542 tarihi en son tarihimiz



    Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa,
    bunun sırrı işte budur. Said yoktur.
    Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur.
    Konuşan yalnız hakikattir,
    hakikat-i imaniyedir
    çünkü DAVAM DEVAM iledir
    vanasyanur


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Asrın Müceddidi Risale-i Nurdur 21nci YüzYıl Dahil :)
    By saidler in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 27.08.15, 11:44
  2. İman hem nurdur, hem kuvvettir...
    By fanidünya... in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.01.14, 11:14
  3. Şehd-i Şehadet Bu Asırda Risale-i Nurdur
    By yozgati in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.09.13, 08:31
  4. O Baştan Başa Bir Nurdur
    By Şahide in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 18.09.08, 14:07
  5. İman Hem Nurdur, Hem Kuvvettir
    By zeynelabidin in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.04.07, 22:57

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0