+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: İman-ı Bil Ahiret İşarat-ül İ'caz

  1. #1
    Gayyur vedAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Mesajlar
    115

    Standart

    iman-? bil ahiret işarat-ül i'caz





    وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِاْلآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

    Kur'an-? Kerim, bu âyet gibi çok âyetlerde terkiblerin, kelâmlar?n muhtemel bulunduklar? ihtimallerden, vecihlerden bir ihtimalini veya bir vechini bir emare ile tayin etmemekle, nazm-? kelâm? mürsel ve mutlak b?rakm?şt?r. Bu da i'caz? intac eden îcaza menşe' olarak lâtif bir s?rd?r. Şöyle ki:

    Belâgat, mukteza-y? hale mutabakattan ibarettir. Kur'an?n muhatablar?, muhtelif as?rlarda mütefavit tabakalard?r. Bu tabakalara mürâaten, muhavere ve mükâlemeyi o as?rlara teşmil etmek üzere, çok yerlerde tamim için hazf yap?yor, çok yerlerde nazm-? kelâm? mutlak b?rak?yor ki; ehl-i belâgat ve ulûm-u Arabiyece güzel görünen vecihler, ihtimaller çoğals?n ki, her as?rda her tabaka, fehimlerine göre hissesini als?n.

    Bu âyeti mâkabliyle nazm ve rabteden münasebet: Kur'an-? Kerim, evvelki âyetle tamim yapt?ktan sonra, bu âyetle tahsis yapm?şt?r. Evet bu âyet, ehl-i kitabdan îman edenleri tahsisle şereflerini ilân ve îmana gelmeyenleri îmana teşvik ediyor. Abdullah ?bn-i Selâm ele al?narak diğerlerinin Abdullah ?bn-i Selâm gibi olmalar? için yap?lan teşvik gibi.

    Ve keza Kur'an-? Kerim'in bütün ümmetlere ve risalet-i Muhammediye'nin bütün milletlere şâmil olduklar?n? tasrih etmek üzere, her iki اَلَّذِينَ ile مُتَّقِينَ nin her iki k?sm?na tansis edilmiştir.

    Ve keza يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ sadefinde bulunan îman?n rükünlerini beyan etmek için, icmalden sonra tafsile geçmiştir. Çünkü bu âyet; kitablara, k?yamete sarahaten; rusül ve melâikeye z?mnen delâlet eder.



    sh: » (?: 48)

    Kur'an-? Azîmüşşan burada وَالْمُؤْمِنُونَ بِالْقُرْآنِ gibi îcazl? ifadeleri terkedip, وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ ile itnab? ihtiyar etmiştir. Şu itnab, bu makam? yüksek nükte ve letâifle tezyin etmek için ihtiyar edilmiştir.

    1- Esma-i mevsule ve mübhemeden bulunan اَلَّذِينَ, burada hükmün medar? ve maksad?n esas? îman s?fat? olduğuna ve mevsufu ile sair s?fatlar? îman s?fat?na tâbi ve alt?nda görünmez bir durumda olduklar?na işarettir.

    2- Yaln?z zamanlar?n birinde sübutu ifade eden مُؤْمِنُونَ kelimesine bedel fiil sîgas?yla يُؤْمِنُونَ tabiri, nüzul ve zuhur tekerrür ettikçe îman?n teceddüd ettiğine işarettir.

    3- ?bham? ifade eden مَا , îman-? icmalînin kâfi geldiğine ve îman?n, Hadîs gibi bât?nî ve Kur'an gibi zâhirî vahiylere şamil olduğuna işarettir.

    4- اُنْزِلَ maddesi itibariyle; Kur'ana îman, Kur'an?n Allah'tan nüzulüne îman demek olduğunu gösteriyor. Kezalik Allah'a îman; Allah'?n vücuduna îman, âhirete îman, âhiretin gelmesine îman demektir.

    5- اُنْزِلَ , mâziye delâlet eden heyet itibariyle, henüz nâzil olmayan?n nüzulü, nâzil olan?n nüzulü kadar muhakkak olduğuna işarettir. Maahaza يُؤْمِنُونَ deki istikbal, اُنْزِلَ nin mâziliğinden neş'et eden noksan? telafi eder. Yani henüz nâzil olmayan k?s?m اُنْزِلَ nin şumulü dâhilinde değilse de, يُؤْمِنُونَ nin şümulü alt?ndad?r. Bu tenzil mes'elesi, Kur'an?n



    sh: » (?: 49)

    çok yerlerinde vuku bulmuştur. Bazan mâzi, istikbale misafir gider. Bazan da muzari, mazinin memleketine gelir. Bunda, çok latif bir belâgat vard?r. Şöyle ki:

    Bir adam, kendisine göre henüz geçmemiş bir şeyi mâziye delâlet eden bir sîga ile işittiği zaman, zihni heyecana gelir, ay?l?r; anlar ki, muhatab yaln?z o değildir. Belki arkas?nda muhtelif mesafelerde pek çok ayr? ayr? taifeler, saflar bulunmakla, kendisine tevcih edilen hitaplar?, nidalar?, ?lahî hitabeleri, arkas?nda bulunan bütün o taifeler işitir gibi zihnine gelir.

    عَلَيْكَ ye bedel اِلَيْكَ nin zikri: Resul-i Ekrem (A.S.M.) in teklif edilen risalet vazifesini cüz'-i ihtiyarîsiyle haml ve kabul etmiş olduğuna ve bu hizmet Cibril taraf?ndan görüldüğünden, Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) daha yüksek olduğuna işarettir. Çünki عَلَى da ihtiyar olmad?ğ? gibi, vas?ta-i nüzulün daha yüksek olduğuna delâlet eder. اِلَيْكَ deki zamirin ism-i zâhire tercih sebebi, Kur'an ve Kur'ana ait hususat hususunda Hazret-i Muhammed (A.S.M.) yaln?z muhatab olup; kelâm, Allah'?n kelâm? olduğuna işarettir.

    Bu kelâm?n îcaz derecesi, şu zikredilen letaiften anlaş?ld?.

    وَمَا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ : Bu gibi s?fatlarda bir teşvik vard?r. Ve o teşvikten sami'leri imtisale sevk eden emirler ve nehiyler doğuyor. Bu cümlenin mâkabliyle nazm?na dair "dört letaif" vard?r.

    1- Bu cümlenin mâkabline atf?, medlûlün delile olan bir atf?d?r. Şöyle ki:

    Ey insanlar! Kur'ana iman ettiğiniz gibi, kütüb-ü sâb?kaya da iman ediniz. Çünkü Kur'an, onlar?n s?dk?na delil ve şâhiddir.

    2- Yahut o atf, delilin medlûle olan atf?d?r. Şöyle ki:

    Ey ehl-i kitab! Geçmiş olan enbiya ve kitablara îman ettiğiniz gibi, Hazret-i Muhammed (A.S.M.) ile Kur'ana da îman ediniz! Zira onlar, Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) gelmesini tebşir ettikleri gibi, onlar?n ve kitablar?n?n s?dk?na olan deliller, hakikatiyla, ruhiyle Kur'anda ve



    sh: » (?: 50)

    Hazret-i Muhammed'de (A.S.M.) bulunmuştur. Öyle ise, Kur'an Allah'?n kelâm? ve Hazret-i Muhammed (A.S.M.) de resulü olduğunu tarîk-i ûlâ ile kabul ediniz ve etmelisiniz.

    3- Zaman-? Saadet'te, Kur'andan neş'et eden ?slâmiyet sanki bir şeceredir. Kökü zaman-? saadette sabit olmakla, damarlar? o zaman?n âb-? hayat menba'lar?ndan kuvvet ve hayat alarak, her tarafa intişar ettikleri gibi, dal ve budaklar? da istikbal semas?na kadar uzanarak âlem-i beşere maddî ve manevî semereleri yetiştiriyor. Evet ?slâmiyet mazi ile istikbali kanatlar? alt?na alm?ş, gölgelendirerek istirahat-? umumiyeyi temin ediyor.

    4- Kur'an-? Kerim, o cümlede ehl-i kitab? imana teşvik etmekle, onlara bir ünsiyet, bir sühûlet gösteriyor. Şöyle ki:

    Ey ehl-i kitab! ?slâmiyeti kabul etmekte size bir meşakkat yoktur. Size ağ?r gelmesin! Zira size bütün bütün dininizi terketmenizi emretmiyor. Ancak itikadat?n?z? ikmal ve yan?n?zda bulunan esasat-? diniye üzerine bina ediniz; diye teklifte bulunuyor. Zira Kur'an, bütün kütüb-ü sâlifenin güzelliklerini ve eski şeriatlar?n?n kavaid-i esasiyelerini cem' etmiş olduğundan, usûlde muaddil ve mükemmildir. Yani ta'dil ve tekmil edicidir. Yaln?z, zaman ve mekân?n tegayyür etmesi tesiriyle tahavvül ve tebeddüle maruz olan füruat k?sm?nda müessistir. Bunda aklî ve mant?kî olmayan bir cihet yoktur. Evet mevasim-i erbaada giyecek, yiyecek ve sair ilâçlar?n tebeddülüne lüzum ve ihtiyaç has?l olduğu gibi, bir şahs?n yaşay?ş devrelerinde, talim ve terbiye keyfiyeti tebeddül eder. Kezalik hikmet ve maslahat?n iktizas? üzerine, ömr-ü beşerin mertebelerine göre ahkâm-? fer'iyede tebeddül vard?r. Çünkü, fer'î hükümlerden biri, bir zamanda maslahat iken, diğer bir zamana göre mazarrat olur. Veya bir ilâç, bir şahsa deva iken, şahs-? âhere dâ' olur. Bu s?rdand?r ki, Kur'an fer'î hükümlerden bir k?sm?n? nesh etmiştir. Yani vakitleri bitti, nöbet başka hükümlere geldi, diye hükmetmiştir.

    مِنْقَبْلِكَ : Kur'anda hiçbir kelime bulunmuyor ki, mevkiiyle münasebettar olmas?n. Veyahut mevkiinin başka bir kelimeye münasebeti daha çok olsun. Evet Kur'an?n herhangi bir yerinde bulunan bir kelime, o mevkiin baş?nda bir tâc-? zerr?n gibi görünür. Ve aralar?ndaki münasebetlerden dolay?, aralar?nda geçimsizlik yeri yoktur. Ezcümle: مِنْ قَبْلِكَ kelimesine bak! Bu âyetin her taraf?ndan uçup bu kelimenin



    sh: » (?: 51)

    baş?na konan letâifi gör. Zira bu âyet, nübüvvet hakk?ndad?r. Nübüvvet mes'elesinde "Beş Maksad" vard?r. Bu maksadlar, beş nükte ve letaiften in'ikas etmiştir. Bu beş letaif, مِنْ قَبْلِكَ nin sadefindedir. Maksadlar ise:

    1- Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, resuldür.

    2- Ekmel-ür Rusüldür.

    3- Hâtem-ül Enbiyad?r.

    4- Risaleti, âmmedir.

    5- Şeriat?, sair şeriatlar?n mehasinini cem' ile onlar?n nâsihidir.

    Birinci maksad?n مِنْ قَبْلِكَ den vech-i in'ikas?: Meslekleri ve yollar? bir olan bir cemaat, مِنْ قَبْلِكَ kelimesinden imaen fehmolunur. Binaenaleyh Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) مِنْ قَبْلِكَ deki zamire merci olmas?, o cemaatten ma'dud olmas?n? iktiza eder. Ve onlar?n meslekleri olan nübüvvetlerine ve kitaplar?n?n s?dk?na olan bütün deliller, Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'?n risaletine ve Kur'an?n Allah'tan nâzil olduğuna bir hüccet-i kat?a olduğu gibi, onlar?n mu'cizeleri de Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) davas?na bir mu'cize hükmüne geçer.

    ?kinci maksad?n vech-i in'ikas?: Üç kaideden tezahür eder.

    1- Sultanlar daima halk?n, cemaatin, ordunun sonunda ç?karlar.

    2- Nev-i beşerde tekemmül vard?r. Bu tekemmül kanunu, ikinci mürebbinin ve ikinci mükemmilin evvelki mürebbilerden daha ekmel olmas?n? iktiza eder.

    3- Alelekser, halefin mehareti, selefinden daha ziyadedir.

    ?şte bu üç kaideden, Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) ekmel-i enbiya olduğu tezahür eder.

    Üçüncü maksad?n vech-i in'ikas?: Meşhur bir kaidedir ki; bir vâhid çoğalsa teselsül eder, gittikçe gider, bir yerde durmaz. Fakat çoklar ve kesîr olanlar ittihad etse, kuvvetlenir, istikrar peyda eder, yerinde kal?r, daha değişmez. Demek Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, hâtem-ül enbiyad?r. Mefhum-u muhalifiyle işmam eder ki, ondan sonra peygamber gelmez. Hâtemiyetine hâtem ve imza basar.



    sh: » (?: 52)

    Dördüncü maksad?n vech-i in'ikas?: مِنْقَبْلِكَ kelimesinin ifade ettiği gibi, Hazret-i Muhammed (A.S.M.), onlar?n halefidir. Ve onlar, tamamen o hazretin selefleridir. Binaenaleyh halefin selefe ait vazifeyi tamam?yla üzerine alarak onlar?n yerine kaim olmas?, o hazretin bütün seleflerine nâib ve bütün ümmetlerine resul olduğunu iktiza eder. Evet bu kaide, hükmüne uygun f?trî bir kaidedir. Zira zaman-? saadetten evvel insan âleminin ihtiva ettiği ümmetler, milletler aras?nda maddeten ve manen, istidaden ve terbiyeten pek muhtelif ve geniş mesafeler vard?. Bunun içindi ki, terbiye-i vâhide ve davet-i münferide kâfi gelmiyordu. Vakta ki, âlem-i insaniyet zaman-? saadetin şems-i saadetiyle uyand? ve müdavele-i efkâr ile, an'anelerinin terkiyle, tebdiliyle ve kavimlerin birbirine ihtilatlar?yla ittihada meyil gösterdi ve aralar?nda münakale ve muhabere başlad?; hatta küre-i Arz bir memleket, belki bir vilayet, belki bir köy gibi oldu; bir davet ve bir nübüvvet umum insanlara kâfi görüldü.

    Beşinci maksad?n vech-i in'ikas?: مِنْقَبْلِكَ deki مِنْ , ibtida manas?n? ifade eder. ?btida ise, bir intihaya bakar. ?ntiha, adem-i ihtiyaca delâlet eder. Öyle ise o hazret, Hâtem-ül Enbiya'd?r ve âlem-i insaniyetin başka bir resule ihtiyac? yoktur.

    مِنْقَبْلِكَ kelimesinin bu beş letaife ma'kes ve mazhar olmas?na nazar-? belâgatça delâlet eden emare şudur ki: Bu beş maksad, bir nehir gibi şu âyetlerin alt?nda cereyan etmekle, âyetten âyete intikal neticesinde, مِنْقَبْلِكَ havuzunda içtima etmiştir. Evet kelimenin sath?nda görünen bir tereşşuh, bir yaşl?k, kelimenin alt?nda havuzun bulunduğuna delâlet ve îma eder. Maahâza bu maksadlar?n beyan?na ayr? ayr? âyetler tahsis edilmiştir.

    Konu elff tarafından (05.06.07 Saat 22:37 ) değiştirilmiştir.
    ***

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İşarat-ul İcaz'ın Yazılış Maksadı..
    By Ene-Zerre in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 18.08.19, 22:50
  2. İşarat-ül İ'caz -Molla Sadreddin Yüksel
    By alanyali in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 10.03.14, 18:53
  3. Ahiret Günü, Ahiret gününe İman, Diriliş Günü, Tekrar Dirilişe İman
    By muhsin iyi in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22.04.13, 16:19
  4. Mektubat | İşârât-ı Gaybiye Hakkında bir Takriz
    By mucasoz in forum Sesli ve Görüntülü Risale-i Nur Sohbetleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.01.13, 14:34

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0