+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Bediüzzaman ve Demokratlar

  1. #1
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    2.566

    Standart

    M. Latif SAL?HOĞLU
    Bediüzzaman ve Demokratlar




    Birçok okuyucumuz, Üstad Bediüzzaman'?n Demokratlara bak?ş?n? ve onlarla münasebetinin ne şekilde olduğunu soruyor.
    Yine, okuyucular?m?zdan ald?ğ?m?z bilgilere göre, sözlü veya yaz?l? baz? hat?ralarda Üstad Bediüzzaman'?n Demokratlara menfice bakt?ğ?, bilhassa son zamanlarda onlar? adeta defterden sildiği şeklinde fikirler, görüşler yer al?yormuş...
    Hemen başta ifade edelim ki, bunlardan hiçbirinin güvenirliği yoktur. Çoğu da indî mülâhazad?r, dedikodudur ve sağlam kaynaktan yoksundur.
    Zira, Üstad Bediüzzaman'?n ilk zamanlar?ndan son zamanlar?na kadar olan aç?k beyanlar? ortadad?r. Üstelik, bunlar?n hiçbirinde herhangi bir çelişki, bir z?tlaşma söz konusu dahi değildir.
    Hiç değişmeyen çizgi "Ahrar–Demokrat" çizgisidir. Eski ve Yeni Said'in bütün eserlerinde, bu çizgiyi bâriz şekilde görmek mümkün. Dolay?s?yla, başkas?n?n şüphe ve tereddüt uyand?ran beyanlar?, hat?ralar? sağl?kl? birer ölçü, delil, miyar teşkil etmez.
    Ayr?ca, bu hususta doğru bilgilere ulaşmak isteyenler için, burada gayet derece pratik bir yol takip etmelerini tavsiye edebiliriz. Şöyle ki:
    Meselâ, siyasî ve içtimaî düstûrlar? ders veren onlarca risâleye bak?p tetkik etmek yerine, sadece Emirdağ Lâhikas?n?n II. Cildine bakmalar? halinde bile, bu meselenin izah?na kifayet edecek kadar bilgilere ulaşabilirler.
    Siz bu eseri elinize al?p metinlerin tamam?n? okuyabilirsiniz. Biz ise, burada ilgili baz? mektuplardan sadece birkaç cümle iktibas ile sayfa numaralar?n? vermekle iktifa ediyoruz.
    * * *
    ?şte, Emirdağ Lâhikas?, (1995–2005 y?l? bask?lar?) 267. sayfada yer alan Üstad Bediüzzaman'?n ifadeleri: "Eski tahribat? tamirata başlayan hakikî vatanperverler olan Demokrat nam?nda hamiyetli Ahrarlar, yani hürriyetperverler, Nur ve Nurcular? takdir etmelerine çok minnettar?m. Onlar?n muvaffakiyetine çok duâ ediyorum. ?nşaallah, o Ahrarlar istibdad-? mutlak? kald?r?p tam bir hürriyet-i şer’iyeye vesile olacaklar."
    Burada, 1950'lerdeki Demokratlar? Meşrutiyet zaman?ndaki Ahrarlar ile irtibatland?ran Bediüzzaman Said Nursî, Nur talebelerinin hem geçmişte, hem de günümüzde onlara "nokta–i istinad" olduklar?n? ve olmaya da devam etmeleri gerektiğini ders verip tavsiye eder. (Bak?n?z, ilgili mektuplar?n Emirdağ Lâhikas?ndaki sayfa numaralar?: 271 ve 426.)
    Gariptir ki, ikinci mektupta Demokratlar?n Ankara'da yap?lmakta olan kongrelerini, Üstad Bediüzzaman "Ankara’da dindar Ahrarlar?n kongresi" şeklinde yâd ediyor. Üstelik, onlar? tebrik ile duâda bulunuyor. Demek ki, burada kök ve misyon irtibat?n? kuruyor.
    Zira, 1950'lerde Ahrar isimli bir parti yok; iktidardaki Demokratlar var. Bu partinin mensuplar? "eski zaman?n Ahrarlar?" ile ayn? çizgide değerlendirilmiş olduğu bu mektuptan da aç?kça anlaş?lm?ş oluyor.
    * * *
    Bütün bunlara ilâveten, Üstad Bediüzzaman'?n vefat?ndan evvel vermiş olduğu "son ders"inde de, yine Demokratlardan övgüyle söz ediyor ve talebelerine onlara yard?mc? olmalar? tavsiyesinde bulunuyor.
    ?şte, Emirdağ Lâhikas? isimli eserin son (457-58) sayfalar?ndan mevzuyle alâkal? birkaç cümle:
    "Risâle-i Nur’un neşri her tarafta kanaat-i tamme verdi ki, Demokratlar dine taraftard?rlar. ...Şimdi Allah’a şükrediyoruz ki, siyasî partiler içinde bir parti, ...Risâle-i Nur’a mümanâat etmedi, neşrine müsaadekâr davrand?, nâşirlerine de tazyikattan vazgeçti. ...Madem siyasetçilerin bir k?sm? Risâle-i Nur’a zarar vermiyor, az müsaadekârd?r; 'ehvenüşşer' olarak bak?n?z. Daha 'âzamüşşer'den kurtulmak için, onlara zarar?n?z dokunmas?n, onlara faydan?z dokunsun."
    Evet, Bediüzzaman Said Nursî'nin Demokratlara bak?ş?, anafikir ve sat?rbaşlar?yla böyledir. Bunun d?ş?nda bir mânâ ve mahiyetin nazara verilmesi, Hz. Bediüzzaman'?n içtimaî ve siyasî meslek ve meşrebiyle bağdaşmayacağ? kanaatindeyiz. Üstad Bediüzzaman'?n zaman zaman siyasete mesafeli durmas?, onun bu "Ahrar–Demokrat" çizgiyi red, yahut terk ettiği anlam?na gelmediği gibi, onun bir başka çizgiyi tercihe yöneldiği anlam?na da asla ve kat'a gelmez. Üstad Bediüzzaman'?n 14–15 yaşlar?nda kabul etmiş olduğu "siyasetteki muktesid meslek" çizgisi (Münâzarât, s. 123), hayat?n?n son demine kadar k?r?ks?z, zigzags?z şekilde devam etmiştir.


    http://www.yeniasya.com.tr/2007/03/20/yazarlar/lsalihoglu.htm
    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 21:22 ) değiştirilmiştir.
    "Eğer komünistler mürekkep ve kağıdı yok etmek imkanını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız."

    -Zübeyir Gündüzalp-


  2. #2
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart Demokrat Parti nasıl şahlandı?

    Demokrat Parti nasıl şahlandı?



    Demokrasi tarihimizde, 14 Mayıs'ın pek büyük bir ehemmiyeti var. 1950 senesinin 14 Mayıs'ında Türkiye'de ilk kez yapılan serbest seçimlerde muhalefet grubunu temsil eden Demokrat Parti yüzde 53 civarında oy alarak büyük bir zafer kazandı. Bu gelişme, aynı zamanda demokrasinin de zaferi oldu.

    1950 yılının Mayıs'ında tek başına iktidara gelen Demokrat Parti, 7 Ocak 1946'da kuruldu. DP'yi kuranlar, bir süre önce çeşitli konularda ihtilâfa düştükleri Halk Partisinden (CHP) koparak, yahut ihraç edilerek ayrılan ve nisbeten liberal olarak bilinen bir grup siyaset adamıydı.

    DP'nin kurucuları arasında ismi ön plana çıkan şahsiyetler şunlar: Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan. Bu isimler, aynı zamanda sekiz ay evvel CHP grubuna verilen "Dörtlü Takrir"e imza koyan kişiler.

    Türkiye, yeni teşkil edilen Birleşmiş Milletler Teşkilâtına (BM) kurucu üye olabilmesi için, çok partili sisteme geçmek mecburiyetindeydi. İşte, gayr–ı memnunların Halk Partisinden ayrılarak yeni bir parti kurmalarını kolaylaştıran süreç de böylece başlamış oluyordu.

    İlk önce Millî Kalkınma Partisi kuruldu. Hemen ardından da Demokrat Partinin kurulması çalışmalarına başlandı.

    Gitgide Halk Partisinin baskıcı, totaliter mânâdaki fikir ve politikalarından uzaklaşan Demokratlar, Temmuz ayında yapılacak genel seçimlere doğru CHP ile aralarındaki makasın büsbütün açıldığı, hatta siyaseten birbirine tamamen ters bir istikamete düştüklerini fark ettiler.

    Bu noktada, Üstad Bediüzzaman'ın işaret ettiği "Demokratlar, siyasî meslekleri itibariyle Halkçılara zıt" bir kıvama geldiği, kamuoyunca da büyük ölçüde anlaşılmış oldu.

    Artık, geri dönüşü yoktu bu işin. 21 Temmuz'da genel seçimlere gidildi. Ne var ki, iktidardan düşme korkusu yaşayan Halk Partisi, tedbiren öyle bir seçim sistemi uygulattı ki, demokrasi adına utanç duymamak elde değil.

    Kısaca "Açık oy, gizli sayım" usûlünün uygulandığı 1946 seçimlerinin bir diğer ismi de "sopalı seçim", yahut "süngülü seçim" diye kayıtlara geçti.

    Bu ağır şartlar altında yapılan seçimlerde, DP şiddetin fazla uygulanamadığı sadece İstanbul ve birkaç vilayette milletvekilliği kazanarak Meclis'te grup kurdu.

    Bu tarihten yaklaşık iki sene sonra ise, DP'ye yönelik dehşetli bir bölme harekâtı yapıldı. 1948'de Fevzi Paşanın başkanlığında kurdurulan Millet Partisine, Demokratların toplam 60 kadar olan milletvekillerinin yaklaşık yarısı transfer edildi. MP'ye geçenler ise, daha ziyade milliyetçi/mukaddesatçı olarak bilinen siyasilerdi.
    Böylelikle, DP'nin içi adeta boşaltılmış oldu. Ne var ki, 14 Mayıs 1950 seçimlerine bir ay kadar kala, MP'nin lideri Fevzi Paşa ölüm yatağına düştü.

    Önemli bir başka gelişme ise, "dinci" gazete ve mecmuaların hemen tamamı Milletçileri desteklemesine mukabil, Bediüzzaman Said Nursî ve talebeleri ise "Demokratlara nokta–i istinat" olduklarını izhar ettiler. Hatta, Nur Talebelerinden bazıları Demokrat Partinin teşkilâtlarına kaydını yaptırıp resmen de vazife aldılar.

    İşte, bu dostane tavrın memleket sathında duyulmasıyla birlikte büyük moral kazanan Demokratlara halkın desteği de büyük oldu.
    Nihayet, seçim günü olan 14 Mayıs geldi ve üç büyük parti birbiriyle kıyasıya yarışarak sandığa gitti. Sandıktan çıkan sonuç şu oldu: DP yüzde 53, CHP yüzde 39 ve MP yüzde 3.1 oranında oy aldılar.
    Demokratların kazanmış olduğu bu zafer, ülkede tam bir bayram havası estirdi. Hürriyete, demokrasiye susamış insanlar, sevinçten uçacak gibiydi.

    Memletin her bir köşesine maddî ve mânevî bahar havası gelmişti. Ancak, bu harikulâde atmosferden rahatsız olanlar da vardı. Işıktan, aydınlıktan korkan yarasa tabiatlı bu kimseler, demokrasi bayramının daha ilk günlerinden itibaren sinsice bir faaliyet içine girdiler.
    1950–60 yılları arasında yapılan üç genel seçimi de Demokratların kazanıp tek başına iktidar olmaları, vatan ve millet düşmanlarının artık sabrını taşırmış olmalı ki, bir cuntanın eliyle darbe ortamını hazırladılar ve kahraman ordumuzun efradını da emellerine alet ederek, 27 Mayıs 1960'ta milletin hür iradesini hançerleme girişiminde bulundular.

    Darbeden sonra da Demokrat misyon devam etti; DP'nin yerini AP aldı. Ancak, Adalet Partisi de önce bir muhtıra (12 Mart 1971) ardından bir başka darbeyle (12 Eylül 1980) iktidardan düşürüldü.

    MÂNEVİ PROJEKTÖR

    Bütün bu olup bitenlere Kur'ânî bir projektörün aydınlatmasıyla bakan Üstad Bediüzzaman, 1910'da irad etmiş olduğu Şâm Hutbesinde, aynen şu ifadeleri kullanıyor: "İslâmiyet güneşinin tutulmasına, inkişâfına ve beşeri tenvir etmesine mümanaat eden perdeler açılmaya başlamışlar. Kırk beş sene evvel (1865) o fecrin emâreleri göründü. Yetmiş birde (Hicrî 1371, Milâdî 1950) fecr–i sâdıkı başladı veya başlayacak. Eğer bu fecr–i kâzip de olsa, otuz–kırk sene sonra fecr–i sâdık çıkacak." (Hutbe–i Şamiye, s. 34)
    Bu iktibastan istihraç edilebilecek mânâlardan biri şöyle olsa gerektir:

    1910'da ifade edilen "45 sene evvel"den kasıt, Ahrar–ı Osmaniye diye tâbir edilen Yeni Osmanlıların ortaya çıkıp teşkilâtlanma tarihi olan 1865 senedir. Hicrî 71'de başlayacak olan fecir ise, 1950'de başlayan ve 1980'e kadar uzanan otuz yıllık Ahrar ve Demokrat mânâsındaki DP ve onun devamı olan AP'nin–kesintili de olsa–muvaffakiyetli iktidar devreleri şeklinde düşünülebilir. Mazisi tâ 144 sene öncesine (1865) gidip dayanan Ahrar–Demokrat misyonunun iktidardan uzaklaştırıldığı ve hatta siyaseten bitirilme noktasına getirildiği 1980'den otuz–kırk sene sonra ise... Allahü â'lem.


    M. Latif SALİHOĞLU





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  3. #3
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart 14 Mayıs milletin zafer günüdür



    14 Mayıs milletin zafer günüdür


    Bugün 14 Mayıs. Yani Türkiye’nin demokrasi açısından dönüm noktası olan ilk çok partili hür seçimlerin yapıldığı gün.
    14 Mayıs 1950 günü siyasî tarihimize “Beyaz İhtilâl” olarak geçti. Bundan tam 59. yıl önce yaşanan bu tarihî hadise, tıpkı diğer tarihî hadiseler gibi genç kuşaklar tarafından yeterince bilinmiyor.

    Önce isterseniz Demokrat Parti ile başlayalım. Demokrat Parti’yi doğuran şartlar neydi? Demokrat Parti dış politika, iç politika, ekonomik ve eğitim politikası, hak ve hürriyetler bakımından ne gibi yenilikler getirdi?

    1946’ya kadar gelen döneme baktığımız zaman Türkiye’nin siyasî hayatında şöyle bir çarpıklık görüyoruz. On yıllardan beri tek bir partinin yönetimi var. Bütün illerdeki valiler CHP’nin il başkanları. ilçelerdeki kaymakamlar da ilçe başkanları. Bugün bize komik gelebilir, ama o zamanki şartlarda buna kimse itiraz edemezdi. Ceberrut ve baskıcı tek parti yönetimine karşı kimin haddiydi itiraz etmek. Yani Türkiye’nin tek bir partisi vardı. Mecburi istikamet bütün oylar aynı partiye atılıyordu. Cumhuriyetin ruhuna ters bir durum söz konusuydu. Cumhuriyet halkın kendi kendini yönetmesi olarak tanımlanırken halk yönetime bir türlü dahil edilememişti. Demokrasiden yoksun bir cumhuriyet sözkonusuydu. İşte Türkiye gerçek manada cumhuriyetin nimetleriyle 14 Mayıs 1950 günü tanıştı.

    14 Mayıs 1950 öncesi CHP’nin son Başbakanı Şemsettin Günaltay bir ilim adamıdır. Onun Millî Şef Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü ikna etmesiyle şeffaf bir seçim kanunu Meclis’ten geçmiştir. Ve 14 Mayıs 1950 tarihinde bu defa açık tasnif ve gizli oyla yapılan seçimlerde seçim sandıkları açılmıştır ve büyük bir çoğunlukla DP seçimi kazanmıştır. Bazı tarihçiler 14 Mayıs 1950’ye “Beyaz İhtilâl” adını vermişlerdir. Bu gerçekten böyledir. Çünkü halkın tertemiz oylarıyla 27 yıl süren bir tek parti iktidarı devrilmiştir. Bunun yerine parlamentoya dayalı hür ve serbest irade ile seçilmiş millete dayalı bir iktidar iş başına geldi. Bu bakımdan 14 Mayıs çok önemdir, 14 Mayıs milletin zafer günüdür. Demokrasi bayramı olarak kutlanmayı hak eden bir gündür. 14 Mayıs 1950’yi aydınlarımız, düşünürlerimiz ve gençlerimiz dikkatle incelemeli. 14 Mayıs 1950’den sonra Türkiye yep yeni bir ivme kazandı. Yeni bir devir açıldı. Ekonomide, dış politikada, eğitim, kültür, sağlık, hak ve hürriyetler alanında yepyeni bir kalkınma hamlesi başladı. Türkiye yeniden inşaa edildi. DP’nin iktidara gelişinde bir slogan ortaya çıkmıştır. Bu slogan sonradan çok tutmuştur. Afiş halinde bir sağ el vardır. Sağ elin altında “Yeter Söz Milletindir!” ifadesi vardır. 27 yıl süren anti demokratik bir dönemden sonra “Yeter Söz Milletindir” milletin dediği olacaktır.

    Bu sözle birlikte Mecliste yazılı bulunan “Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” ilkesinin gereği yerine gelmiş oldu. Meclis, kuruluşundan sonra ikinci Meclis ile birlikte kaybettiği gerçek itibarını o gün kazandı.


    Mustafa Gökmen
    Yeni Asya
    14.05.2009





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  4. #4
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart 14 Mayıs milletin devletiyel barıştığı tarihtir



    14 MAYIS, MİLLETİN DEVLETİYLE BARIŞTIĞI TARİHTİR

    Demokrat Parti (DP) İstanbul İl Başkanlığı Teşkilât Başkanı Harun Hınız, 14 Mayıs'ın ülkemiz için çok önemli bir tarih olduğunu hatırlatarak, "Bu tarih, milletin devletiyle barıştığı tarihdir" dedi. 14 Mayıs 1950 tarihinde, "Yeter söz milletindir" diyerek yüzde 53.5 oy oranı ile Cumhuriyet tarihinin en büyük millet desteğini alan DP'nin, iktidara gelişinin, 59. yıl dönümü, Ankara, İstanbul ve Bursa'da çeşitli faaliyetlerle kutlandı. DP İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen tören, DP'nin kurucularından olan eski Başbakan Adnan Menderes ile dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın naaşlarının bulunduğu, Topkapı'daki Anıt Mezar'da yapıldı. Törende konuşan DP İstanbul İl Başkanlığı Teşkilât Başkanı Harun Hınız, 14 Mayıs'ın ülkemiz için çok önemli bir tarih olduğunu hatırlatarak, "Bu tarih, milletin devletiyle barıştığı tarihtir. Menderes'in dalgalandırdığı demokrasi bayrağını taşımaya devam edeceğiz. Bu vesile ile şehitlerimize Allah'dan rahmet diliyoruz" dedi. Törene, DP il yöneticileri ve vatandaşlar katıldı. Anıt Mezar'daki tören, şehitler için duâ okunmasıyla son buldu.


    İstanbul / AHMET TURAN SÖYLER

    Yeni Asya







    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Adı Bediüzzaman
    By gamze-i_dilruzum in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.06.13, 10:23
  2. Bediüzzaman ve NUR
    By gamze-i_dilruzum in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.05.13, 11:14
  3. Bediüzzaman'ın Gençliği, Gençliğin Bediüzzaman'ı
    By EnVaR in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 02.01.08, 19:19
  4. Demokratlar
    By Seha in forum İnanca ve Düşünceye Özgürlük Platformu
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 12.12.07, 20:09
  5. Dindar ve Dine Hürmetkar Demokratlar
    By ademyakup in forum Gündem
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 05.07.07, 14:07

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0