+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Neden "Zamana Düşen Işık" ?

  1. #1
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Bediüzzaman nas?l bir zamanda gelmiş ki, zamana bir "?ş?k" gibi düşmüş?

    Y?l: 1898

    Tahtta ?kinci Sultan Abdülhamit vard?r ve saltanat?n?n yirmi ikinci y?l?ndad?r.1891 den beri Şeyhülislaml?k makam?nda olan Mehmed Celaleddin Efendi ile beraber, o günün elverişsiz şartlar? içinde kendisine has tarzda hilafet politikas? takip etmektedir.Hindistan Müslümanlar? aras?nda Hilafet Komitesi o senelerde kurulmuştur.Ruslar?n kuşkulu ve devaml? Takiplerine rağmen Hivye ve Buhara gibi Rus işgali alt?na düşmüş Müslüman ülkelerde Cuma hutbelerinde Sultan Hamit’in ismi an?lmaktad?r.En uzak ?slami beldelerden ?stanbul’a hususi heyetlerin gelmesi devam etmektedir.

    Dini faaliyetlerin teşvik ve himaye ettiği şah?slar aras?nda, Japonya’da ?slamiyet’in yay?lmas?na çal?şan Abdurreşit ?brahim de vard?r.

    1887 de Japon ?mparatoru Motso-Hito, yeğenini Osmanl? Padişah?na göndermişti.Sultan Hamit iki sene sonra Ertuğrul F?rkateynini, amiral Osman Paşa kumandas?nda Mikado’ya imtiyaz nişan? ve değerli hediyelerle Japonya’ya göndermişti.
    Osmanl? denizcileri Japonya’da büyük alaka görmüşler, imparator mutad?n d?ş?na ç?karak misafirleri bizzat kabul etmişti.Uzak Şark’?n dört taraf?ndan gelen Müslümanlar gemiyi ziyaret etmişler, kendilerine Osmanbey matbaas?nda Haf?z Osman hatt? hususi olarak imal ettirilmiş şamua kağ?d?na bast?r?lan müzehheb Kur’an-? Kerim’ler hediye edilmişti.Yirmi üç bin tonluk bu gösterişli harp gemisi, tekne ve kazanlar? hayli eski olduğu için dönüşte 1890 senesi eylülün on sekizinci gecesi Yokohama’dan Koba’ya giderken Koşinazaki feneri yak?n?nda şiddetli f?rt?nadan batm?ş, 525 denizcimiz boğulmuştu.

    Osmanl? denizcilerinin şahsiyeti, Japonya’da derin tesirler yapm?şt?.Manevi mevzulara şahsen alaka duyan ve Şinto dinini Joponlar için kifayetli bulmayan imparator, semavi dinler, bu arada ?slamiyet üzerine tetkikler yapm?ş, Abdurreşit ?brahim ve Şehabettin Mercani’den bilgi alm?şt?.

    EĞER BEN O D?N ADAMLARINI BULAB?LSEM..

    Aradan sekiz y?l geçmiş, Japonya’dan ?mparatorun bir başka yeğeni Prens Noga riyasetinde bir heyet ?stanbul’a gelmişti.Mikado, Osmanl? Hakan?n?n kendisine 1889’da gönderdiği hediyelere mukabil k?ymetli armağanlar, fakat bu arada hususi kayd?yla bir de mektup göndermişti:

    << ?slam dininin bilhassa tefekkür, gaye, felsefe ve manevi terkibi üzerinde şahsen kendisine izahat vermek için Japonca bilen yoksa, tercihen ?ngilizce, Frans?zca veya Almancas? kifayetli Osmanl? din ve maneviyat alimleri >> istiyordu.

    Mektupda kendi tetkiklerine göre itikadlar? tatbik de edilerek, Hristiyan ve Musevi dinlerine göre ayr? hususiyet taş?yan ?slamiyetin dini tatbikat?na ait misaller ve bu arada içtimai tesanüd müesseseleri, vak?flar gibi hay?r-hasenat mevzular?nda da izahat ve tafsilat rica ediliyordu.


    ?lmiye ve medreselerin içinde bulunduğu vaziyeti, şahsiyetlerin kifayetsizliklerini çok iyi bilen Sultan Hamid, muvaffakiyeti halinde saltanat?n?n tarihteki müstesna şeref hadisesi olacağ? kadar ?slam aleminin belki kaderini değiştirecek mevzuu Şeyhülislam Cemaleddin Efendiye açt?,fikrini sordu.
    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 21:31 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  2. #2
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Netice hazindi…

    Şahsiyet mahrumiyetinin hicran? içinde çaresizdiler:

    Karş? taraf?n samimi, gönülden olduğuna şek şüphe olmayan arzusuna, pek mahir olduğumuz müsbet- menfi aras?, zaman kazand?ran oyalay?c? bir cevap verildi, bir tablo kadar şahane müzehheb elyazmal?, ceylan derisi cildli dini kitaplar gönderildi, zaman istenildi.

    Bu zaman, ne Motso-Hito ölünceye, ne Sultan Hamid tahttan indirilinceye kadar son bulmam?şt?.

    Osmanl? Hakan? kalbinde ve vicdan?nda yar olan hadiseyi Selanik’te sürgün olarak yaşad?ğ? 1909’da muhaf?z? olan, Cumhuriyet devri başvekillerinden Ali Fethi Okyar’a anlt?rken şöyle der:

    " Eğer ben Japon ?mparatorunun istediği k?ymette din ve maneviyat şahsiyeti bulabilseydim, evvela kendi milletimi kurtar?rd?m"

    kaynak: &#220;ç Devirde Bir Adam,Fethi Okyar'?n Hayat ve Hat?ralar?
    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 21:31 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  3. #3
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart


    Yukar?daki hat?ra çok ac?.

    Samimiyetle islami öğrenmek isteyen Japon Prensine akl?ndaki sorular? cevapland?racak bir alim bulunamam?ş.Zaman istenmiş, prens ölmüş ancak hala istenen zaman nihayetlenmemiş.


    Bediüzzaman zamana bir ?ş?k gibi düştü ;

    "?stanbul’daki ikametgah?n?n kap?s?nda şöyle bir levha as?l? idi: Burada her müşkül halledilir, her suale cevap verilir; fakat sual sorulmaz.
    ?stanbul’da, grup grup gelen uleman?n suallerini cevapland?r?yordu. Genç yaş?nda böyle bilaistisna bütün suallere cevap vermesi ve gayet muknî ve beliğ ifade ve harika hal ve tav?rlar?yla, ehl-i ilmi hayranl?kla takdire sevk ediyordu. Ve “Bediüzzaman” unvan?na bihakk?n lay?k görüyorlar ve bu fevkalade zat?, bir “nadire-i hilkat” olarak tavsif ediyorlard?. "

    Ve Risale-i Nur külliyat?yla bin seneden beri biriken kalbi, akli yaralar? tedavi etti, şüpheleri giderdi.

    Kendi diliyle;

    "Kur'an'?n sönmez ve söndürülemez mânevi bir güneş olduğunu dünyaya göstereceğim ve isbat edeceğim."
    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 21:32 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  4. #4
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Alıntı aLt?nBaşak Nickli Üyeden Alıntı
    Evet çok hazin ve üzücü bir son olmuş. Osmanl? hakan?n?n" Eğer ben Japon ?mparatorunun istediği k?ymette din ve maneviyat şahsiyeti bulabilseydim, evvela kendi milletimi kurtar?rd?m" demesi daha da ac?.&#220;stad Bediüzzaman; milletimizin o zamandan bu zamana ald?ğ? maddi manevi yaralar?na Kur'an la cevap vererek hem hastal?ğ?n ad?n? koyarak hemde tedavi yollar?n? göstererek ve ona verilen Bediüzzaman ünvan?n?nda kendisine şahsiyetine ne kadar yak?şt?ğ?n? ispat etti ve etmektede devam ediyor Allah'?n izniyle...

    Alıntı elff Nickli Üyeden Alıntı
    " Eğer ben Japon ?mparatorunun istediği k?ymette din ve maneviyat şahsiyeti bulabilseydim, evvela kendi milletimi kurtar?rd?m"


    Asl?nda Bediüzzaman ayaklar?na kadar gitmişti..Fakat hükümetin uygun gördüğü yer t?marhane olmuştu..

    Ve nihayet Said Nursi, 1907 y?l?n?n başlar?nda ?stanbul'a gitmeye
    karar verdi.


    Maksad?, fen ilimleriyle din ilimlerinin birlikte okutulacağ?,
    idealindeki üniversite düşüncesini hükümete iletmekti. Tahir Paşa'n?n


    Sultan
    Abdülhamid'e hitaben yazd?ğ? referans mektubunu alan Bediüzzaman, önce
    karayoluyla Trabzon'a, oradan da gemiyle ?stanbul'a gitti.11

    ?stanbul'da ilk önce Ferik Ahmed Paşa'n?n evine yerleşti.12 ?lk iş olarak,
    Doğu'da kurulmas?n? istediği üniversite ile ilgili bir dilekçeyi padişah?n
    özel kalem dairesi olan Mabeyn-i Hümayun'a sundu. Ancak, hükümet dilekçenin
    konusu olan üniversite projesinin önemini kavrayamad? ve bunu
    gerçekleştirmek için hiçbir teşebbüste bulunmad?. Bediüzzaman, ?stanbul'a
    gelişinden iki ay sonra Fatih'teki Şekerci Han'da kalmaya başlad?.13


    Burada
    odas?n?n kap?s?na "Burada her suale cevap verilir, her müşkil hallolunur;
    fakat sual sorulmaz" diye bir yaz? ast?.


    ?çerisinde alimlere ve ayd?nlara
    gizli bir meydan okuma da bulunduran bu davet, k?sa sürede bütün ?stanbul'a
    yay?ld?.

    ?lim adamlar?, medrese hocalar?, talebeler, siyasetçiler, herkes bu Şarktan
    gelen keskin zekal? ve garip k?yafetli adam? konuşmaya başlad?. ?nsanlar?n
    yavaş yavaş bu genç alimin etraf?nda toplanmaya başlamas? hükümetin
    evhamlanmas?na sebep oldu. Birkaç kere tutukland? ve serbest b?rak?ld?.

    Said
    Nursi'den kurtulmak isteyen hükümet, onu bir defa da T?marhaneye
    gönderdi.


    Bunun muhalifleri sindirmek için başvurulan bir yol
    olduğunu bilen Said
    Nursi:


    "Ak?ll?l?k dediğinizin çoğunu ben ak?ls?zl?k biliyorum. O çeşit
    ak?ldan istifa ediyorum" diyerek kendisini susturmak isteyenlerle
    uzlaşmad?. Toptaş? T?marhanesi doktorunun,
    "eğer bu adamda zerre kadar cünun
    varsa dünyada ak?ll? adam yoktur"
    diye rapor vermesiyle de serbest
    b?rakmad?lar ve t?marhaneden alarak hapishaneye gönderdiler.

    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 21:33 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. "Ene" ve "Zerre"den İbaret Bir "Elif" Bir "Nokta"dır.
    By Ene-Zerre in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:29
  2. Hayatıyla bir "Elif" yazar, "Vav" vuslatıyla yürür, yüreği "Hu" okur..
    By gamze-i_dilruzum in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:28
  3. "Yaratılmayı Ben İstemedim, Neden Sınava Tabi Tutuluyorum" Denebilir mi?
    By feqyê_teyran in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 126
    Son Mesaj: 04.04.08, 13:31
  4. Zamana Düşen Işık: Bediüzzaman
    By elff in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 16.01.08, 12:21
  5. Zamana Düşen Işık - Bediüzzaman
    By osmanyuksel in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.05.07, 17:28

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0