+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Arapça Risale-i Nur'a Yoğun İlgi

  1. #1
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    3.049

    Standart Arapça Risale-i Nur'a Yoğun İlgi

    Arapça Risâle-i Nur’a yoğun ilgi


    Suudi Arabistan'?n başşehrinde düzenlenen "Riyad Uluslararas? Kitap Fuar?"nda ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği eserlerin baş?nda, Arapça yay?nlanan Risâle-i Nur Külliyat? yer al?yor.
    Suudi Arabistan Kral? Abdullah bin Abdulaziz Al-Suud’un himayesinde Enformasyon ve Kültür Bakanl?ğ?’n?n düzenlediği ‘’Riyad Uluslararas? Kitap Fuar?’’ Suudi Arabistan’?n başşehri Riyad’da başlad?. On gün sürecek olan fuara on alt? ülkeden 600 yay?nevi 200 bin konu başl?ğ? ile kat?l?yor. 10 bin metrekare kapal? alanda kurulan fuarda ?slâmî, siyasî, ekonomik ve kültürel kitaplar?n yan? s?ra çocuk kitaplar?, CD-DVD filmleri de yer al?yor.
    Fuarda geçen y?l olduğu gibi bu y?l da yay?n evlerine sansür uygulanmamas? dikkat çekti. Ayr?ca dikkat çeken bir başka konu fuarda temizliğe verilen önemin yan? s?ra tertip ve düzenlemeler oldu. Fuara Türkiye’den Sözler Yay?nevi ve Kaynak Yay?n Grubu ad?na Nil Yay?nc?l?k kat?l?yor. Nil Yay?nc?l?k Arapça eserlerinden sorumlu müdürü Şükrü Şahin fuar hakk?nda yapt?ğ? değerlendirmede “Riyad Kitap Fuar?'na bu ikinci kat?l?m?m?z oldu. Gerek bu y?l gerekse geçen y?l kat?ld?ğ?m?z fuarlar bizim aç?m?zdan çok olumlu geçti. ?nsanlar?n Türkiye ve Türk insan?na karş? çok ilgi duyduğunu gördük” dedi. Ancak baz?lar?nda da olumsuz düşüncelerin mevcut olduğunu müşahade ettiklerini belirten Şahin, “Bu da kültürel ilişkilerimizin yetersiz olduğunu göstermekte. Bu tür olumsuzluklar?n bertaraf edilmesi için Türkiye’den daha fazla yay?nevinin kat?lmas?n?n yararl? olacağ?n? düşünüyorum” diye konuştu.
    Fuarda en fazla ilgi gören eserlerin Bediüzzaman Said Nursî’nin Risâle-i Nur Külliyat? olduğunu söyleyen Şahin, “Stand?m?zda başta Arapça olmak üzere Türkçe, ?ngilizce ve çeşitli dillerde farkl? alanlarda eserler sergiliyoruz. Ancak en fazla ilgi gören Arapça eserler, Bediüzzaman Said Nursî’nin Risâle-i Nur Külliyat? oldu” konuştu.
    “Ayr?ca ilgi gören bir başka yay?n?m?z da Hira Dergisi oldu. ?lmî, dinî ve edebî konular? işleyen Hira Dergisi üç ayda bir Arapça olarak yay?nlanmaktad?r” diyen Şahin, Mukaddes Emanetler’in de Araplar?n ilgisini çeken bir diğer eser olduğunu vurgulad?.
    Fuar süresince çeşitli kültürel faaliyetlerin yan? s?ra imza törenleri ve konferanslar düzenleniyor. Bu faaliyetler çerçevesinde ?slâm Konferans? Teşkilât? (?KT) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin ?hsanoğlu ‘’Osmanl? Kültürü ve Arap ?lişkileri’’ konulu bir konuşma yapt?.
    Bir saate yak?n süren konuşmada ?hsanoğlu, Osmanl? Devleti’nin kuruluşu, yap?s? ve Osmanl? kültürünün Arap kültürü üzerindeki etkisinin yan? s?ra Osmanl? Devleti’nin bu kültürden nas?l etkilendiğini anlatt?. Osmanl? Devleti ile Abbasilerden örnekler veren ?hsanoğlu “Nas?l ki Abbasilere yüzde yüz bir Arap Devleti (Hilâfeti) dememiz doğru değilse ayn? şekilde Osmanl? Devletine yüzde yüz bir Türk Devleti (Hilâfeti) diyemeyiz” dedi.
    ?slâm kültürünün uğrad?ğ? değişim aşamalar?na da değinen ?hsanoğlu, matbaan?n ?slâm âlemine girmesinin çok büyük bir gelişme olduğuna dikkat çekti. ?ki kültür aras?ndaki ortak yönlere de değinen ?hsanoğlu, “Başta edebiyat ve dil olmak üzere iki kültür aras?nda etkilenmeler oldu, Arapça Türkçeden, Türkçe de Arapçadan etkilenmiştir. Özellikle M?s?r’da baz? yiyecek, giyim, meslek vb. isimler halen Türkçedir” diye devam etti.
    ‘’Telgraf; Kosova, Bulgaristan, Edirne, ?stanbul, Yemen, Basra, Trablusgarp gibi yerleşim merkezleri aras?ndaki haberleşmede büyük bir kolayl?k sağlam?şt?r’’ diyen ?hsanoğlu, “Ayn? şekilde Hicaz demiryolunun kurulmas?yla ulaş?m alan?nda büyük bir kolayl?k sağlanm?ş ve mesafeler k?salm?şt?r” dedi. ?slâm kültüründe müzik konusuna gereken önemin verilmediğine işaret eden ?hsanoğlu “Bu konuda ayr?nt?l? bir çal?şma yap?lmam?şt?r. Umar?m en k?sa zaman da bu konuya gereken önem gösterilir” temennisinde bulundu.
    Osmanl? ve Arap kültürünü birbirinden ay?rman?n zorluğuna dikkat çeken ?hsanoğlu, “Arapçan?n Kur’ân-? Kerimin dili olmas?ndan dolay? her zaman bir önceliği olmuştur” şeklinde konuşmas?n? tamamlad?. Konuşmay? dinlemek üzere Suudi Arabistan Kültür ve Enformasyon Bakan? ?yad El-Medeni, T.C. Riyad Büyükelçisi Naci Koru’nun yan? s?ra çok say?da yazar ve akademisyen de fuarda haz?r bulundu.

    / R?YAD

    10.03.2007

    http://www.yeniasya.com.tr/2007/03/10/haber/h16.htm

    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 22:37 ) değiştirilmiştir.
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  2. #2
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Maşaallah Daire gittikçe genişliyor..

    Ben de dün bir Arap'?n yazd?ğ? çok hoş bir mektubu okumuşum:

    (1931’de Irak’?n Musul şehrinde dünyaya geldi. 1980 y?l?nda Bediüzzaman Said Nursî ve Risale-i Nur Külliyat?n? tan?yan Edib ?brahim Debbağ’?n Bediüzzaman’?n hayat? ve fikirleri konusunda yay?nlanm?ş 5 kitab? ve çok say?da makaleleri bulunmaktad?r.)

    Biz Araplar zaman ve mekân bak?m?ndan uzak olsak da Bediüzzaman Said Nursî'yi tan?ma ve anlama bak?m?ndan bir cihette daha büyük bir imkâna sahibiz. Çünkü yüksek bir binan?n ihtişam?n? d?ş?ndan bakanlar içindekilerden daha iyi görür. ?slâm ve imana âşina olan Araplar?n böylesine büyük bir ?slâm mütefekkirini elbette tan?mas? gerekir. Ben itiraf ediyor ve inan?yorum ki, Bediüzzaman'?n Arapça'ya tercüme edilen eserleri k?sa bir zamanda tecdide susam?ş insanlar?n ihtiyaçlar?na cevap verecek, imanî bir fikir kaynağ? haline gelecektir.

    Böyle büyük bir eser sahibinin şahsiyeti üzerinde durmak gerekir.

    12 seneden beri Bediüzzaman'?n risalelerini okuyorum. Bu eserleri iman ve fikir sahas?nda kendime rehber kabul ettim ve şu neticeye vard?m:

    Biz öyle bir şahsiyet karş?s?ndayiz ki, ruhu iman esrar?yla dolu, kalbi güneş kadar p?r?l p?r?l, akl? iman hakikatlar? ile alev alev; nefesi, uyumuş ve uyuşmuş fikirlerimizi uyand?racak kadar güçlü; hitab?ndaki güzellik celâlî isimlere ayna olacak kadar berrak ve müessirdir.

    Bediüzzaman'?n bu yüce mertebeye ulaşmas?, öyle pek kolay olmam?şt?r. Uzun ruhî ve kalbî seyahatlerden, çetin nefsî mücadelelerden geçerek ulaşm?şt?r. Rûhî ve fikrî hayat?nda en mühim dönem noktas?, onun kendi nefsiyle giriştiği mücadeleden başar?yla ç?kmas?d?r. O, bir an bile nefsiyle mücadeleden geri durmad?. O kadar ki, nefsinin “cenaze namaz?n?” k?lana kadar bu cihad? devam ettirdi.

    Bu mücadeledeki muzafferiyeti neticesinde hak yolu kendisine aç?lm?ş ve mânen çöle dönmüş ruhlara hayat vermek, ancak iman âb-? hayat? ile olacağ? ona ilham edilmiştir. ?şte bunun üzerine “Eski Said” i maziye gömdü, “Yeni Said” olarak dirilip fanilik toprağ?n? üzerinden att?. Güçlü bir ruh, şaşmaz bir ak?l ve y?lmaz bir irade ve tükenmez bir gayretle iman kurtarma hizmetine girişti.

    Bediüzzaman, bu as?r insan?n?n derdinin iman zaaf?ndan ileri geldiğini basiretiyle farketti ve sathileşen ?slâmî idraki bu temelden başlayarak derinleştirme gereğini duydu ve bu tesbiti üzerine yepyeni bir nesil yetiştirmeye koyuldu. Öyle bir nesil ki, ehl-i dalâlete boyun eğmez, şuurlu, nas?l hareket edeceğini bilen, dünyay? avucuna ald?ğ? halde kalbinde ona yer vermeyen bir nesil...

    Maddî cihad?n harici düşmana karş? olacağ?n? belirten Bediüzzaman, yeri geldiğinde kalem tutan eli ile silâh taş?m?ş cepheye koşmuş, hattâ bu uğurda yaralan?p Ruslara esir düşmüştür. 1917'deki bolşevik ihtilâline kadar bu esarette kalm?şt?r.

    Bediüzzaman Said Nursî, Hutbe-i Şâmiye isimli eserinde ?slâm dünyas?n?n içine düştüğü manevî felâketlerin kaynaklar?na işaret etmekte ve ç?k?ş yollar?n? göstermektedir. Bu manevî hastal?klardan birinin, ümitsizliğin Müslümanlar aras?nda hayat bulup dirilmesi olduğunu belirtir. Ümitsizliğin her türlü ilerlemeye engel, kanser mikrobu gibi olduğunu ifade ederek Müslümanlar?n ümitvar olmalar? gerektiğine işaret eder. Çünkü ümit ve iyimserlik duygusu, Müslümanlar için kuvvet kaynağ?, zaman?n ac? darbelerine karş? koyman?n en güçlü bir dayanağ?d?r. Ümit, hüzün karanl?klar?n? gideren ve gayb âleminden içimize yağan bir nurdur.


    Felaket asr?n?n adam?

    Bediüzzaman, Barla'da kendini iki ayr? gurbetin içinde bulur. Birisi ?slâm?n baş?na gelen felâketlerin gurbeti; diğeri de bizzat kendisinin bütün yak?nlar?ndan ve dostlar?ndan uzak kald?ğ? gurbet. Evet, Bediüzzaman bu gurbetler içinde yaln?z, kimsesiz, tesellisiz; ne s?ğ?nacak bir yer, ne de kendini bağr?na basacak bir yuva vard?r. Ac? ve elîm bir gurbeti bütün ruhunda hisseder.

    Dünya ona kap?lar?n? kapam?şt?r. Zaman ona s?rt?n? çevirmiştir. O da dünyay? b?rak?p âhirete yönelmiştir.

    Bediüzzaman, ?slâmiyetin gurbete düştüğü bir zamanda geldi. ?slâmiyet ad?na her şeyin silinmek istendiği karanl?k bir devirde, çorak bir zeminde vazife baş?na geçti. O, bu gerçeği şu ifadelerle dile getirir ve o karanl?klar aras?ndan yine ümidi hayk?r?r.

    “Ne yapay?m, acele ettim, k?şta geldim, sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz.”

    Bediüzzaman hüznün her rengini tatm?ş, her türlü elem ve keder gömleğini giymiş, fakat halini kimseye şikâyet etmemiştir. ?çinde yanardağlar kaynamas?na rağmen, d?ş?nda sükûnet hâkimdi. O kendisini düşünmekten vazgeçmiş, ?slâm?n elemleriyle inliyordu. Huşû içinde Rabbine yönelmiş, korkakl?ğ? ayaklar alt?na alm?şt?. Aç canavara yak?n olman?n, merhametini değil, iştihas?n? kabartacağ?n? biliyordu. Onun için bir defa olsun zalimlere boyun eğmemişti.


    Celâl ve Cemâl tecellileri

    Bediüzzaman, ?lâhî terbiyeden mahrum olan akl?n, eşyan?n ve kâinat?n hakikatlar?n? kavramaktan uzak olduğu görüşündedir. O, iman nuruyla ayd?nlanm?ş, Kur'ân güneşiyle parlam?ş bir ak?l ve basiretle ancak ?slâm medeniyetinin kurulabileceği kanaatindedir. Bu medeniyetin iki temeli vard?r: Celâl ve Cemal.. Cemal bu medeniyetin ruhu, celâl bedeni hükmündedir. Cemal o medeniyetin bahçesi, celâl da surlar?d?r. Cemal, hakikatt?r, adalettir, hay?rd?r, güzelliktir, rahmettir, s?dkt?r, şeref ve fazilettir, bütün güzel s?fatlard?r; Celâl ise bu değerleri tahripten koruyacak kalkand?r, k?l?çt?r.

    ...Risale-i Nur, işte bu celâlî ve cemalî isimlerin tecellisi ve hendesesiyle kâinat?n özünden süzülmüş hakikatlerdir. Sat?rlar?nda ve sayfalar?nda celâl ve cemal kol kolad?r. Bazan bu eserler manâ güzelliğinin feyziyle bir şelâle gibi çağlar. Kendinizi şair ruhlu büyük bir edibin karş?s?nda bulursunuz. Bazan celâlin ihtişam? sizi kuşat?r ve kalbinizi sarsar. Sizi hayret secdesine götürür. Risale-i Nurun sayfalar?n? çevirdikçe şiddet içinde rikkat, kuvvet içinde şefkat, izzet içinde rahmet, azamet içinde tevazu, salâbet içinde lütuf, kalb içinde ak?l, ak?l içinde de kalbi görürsünüz... Said Nursî'nin kalbinin vecd içinde inlediğini hisseder ve Allah'tan uzak kalman?n ?zd?rab? içinde k?vranan insanl?ğ?n felâketi için hüzün dolu gözyaş? döktüğünü sezersiniz.

    Said Nursi, âhiretin korkunç âkibetlerini işlerken bile as?l vazifesini ihmal etmez, insanlara, korkutmadan önce Allah'? sevmeyi öğretir. Yani önce cemâli sergiler, sonra celâli...

    Risale-i Nur, kuracağ? medeniyetin temelini Celâl ve Cemâl esaslar? üzerine atar. Buna göre bir insan modeli ve örnek Müslüman yap?s? örer. Bu insan, yüksek fikirli insanlar s?ras?na girer ve medeniyeti bu insanlar?n omuzuna tevdi eder.

    Celâlin şefkati “ene”nin kibir, ucub ve isyan?n? yok eder. Celâlin heybeti ile 'ene' düşmanlar?na boyun eğmekten, tezellülden ve ümitsizlikten kurtulur. Cemal bizi fikre, adalete, hakka, fazilete ve mes'uliyete sevkeder; Celâl ise içimizden güçlü bir kaynak f?şk?rmas?na sebep olur. P?s?r?kl?ktan, korkakl?ktan kurtar?p cesaret, hamiyet ve fedakârl?ğ? aş?lar.


    Kâinata bir bak?ş aç?s?

    Hayattaki ?lâhî musikinin nağmeleriyle insan aras?ndaki bağ? Bediüzzaman kadar hisseden ve kuranlar azd?r. Bediüzzaman bu dakik besteyi müşahede edip kaydetmeye muvaffak olmuş nâdir mütefekkirlerdendir. Bediüzzaman'?n eserlerini okuyanlar, zahmet çekmeden kâinat ile insan kalbi aras?ndaki bağ? görebilirler. Hattâ dikkat ettiklerinde insan?n kâinat?n küçültülmüş bir nüshas? olduğunu farkederler. Kâinat ile insan?n vicdan?nda sevgi, yard?mlaşma ve tesanüt nağmeleri yank?lan?r. Bediüzzaman iman yolculuğunda ilerlerken, kâinat?n f?trî olarak, insan?n da şuûrî olarak yapt?ğ? ibadeti Cenab-? Hakka takdim eder. Bu hakikat? şu şekilde beyan eder:

    “Evet, şu kâinatta insan bir fihriste-i câmia olduğundan, insan?n kalbi binler âlemin harita-i mâneviyesi hükmündedir. Evet, insan?n kafas?ndaki dimağ?, hadsiz telsiz telgraf ve telefonlar?n santral denilen merkezi misillü, kâinat?n bir nevi merkez-i mânevisi olduğunu gösteren hadsiz fünun ve ulûm-u beşeriye olduğu gibi insan?n mahiyetindeki kalbi dahi, hadsiz hakaik-i kâinat?n mazhar?, medar?, çekirdeği olduğunu, had ve hesaba gelmeyen ehl-i velâyetin yazd?klar? milyonlarla nûranî kitaplar gösteriyorlar.”

    Said Nursî eşsiz tecrübesiyle kâinata yepyeni bir bak?ş aç?s? getiriyor. Bu bak?ş aç?s?, edebiyatç?lara, kalem erbab?na ve fikir sahiplerine devaml? sûrette kaynayan gür bir p?nar oluyor. ?man edebiyat?n? zenginleştiriyor ve ona yeni boyutlar kazand?r?yor. Bir yandan göklere t?rman?yor, diğer yandan yerin derinliklerine kök sal?yor. Çünkü o, bu zamanda insan fikrinin, kâinatla çok yak?ndan alakadar olduğunu biliyor.

    Vicdan?, asaletinden bir şey kaybettirmeden terbiye etmek ve ona yol gösterebilmek Müslüman düşünürlerin üzerinde çok durduklar? bir konudur. Fakat bu konuda muvaffak olanlar pek azd?r. Said Nursî, bu as?rda bozulan vicdan? tamir etmekte muvaffak olmuştur. ?nsanlar? bu asr?n d?ş?na ç?karmadan, kalbiyle, ruhuyla, akl?yla bu as?rda tutarak ona hitap ediyor. Sorumluluklardan kurtulmak için cemiyetin d?ş?na ç?karm?yor.

    ?nsan hayat? mukaddestir. Bu kudsiyet, hayat? veren Allah'tan gelmektedir. ?nsan buna inand?ğ? zaman elbette üzerinde titreyecek, hayat?n? kirletmeyecek, zayi etmeyecektir. S?k?nt?lar sebebiyle onu üzerinde ağ?r bir yük olarak gördüğünde ondan kurtulmak istemeyecek, ona en yüksek fiyat? veren Allah'?n hizmetine sunacakt?r.

    Bediüzzaman hayat?n k?ymetini belirtirken diyor ki: “Hayat, bu kâinattan süzülmüş bir hülâsad?r ve şuur ve his dahi hayattan süzülmüş, hayat?n bir hülâsas?d?r.”

    Hayat kâinat?n özlü bir parças? olduğuna göre, kâinat? tan?mazsak hayat? da tan?yamay?z. ?lim bize eşyan?n boyutlar?n? sadece nisbi olarak tan?t?yor. ?lim, eşyan?n hakikat?n? hâlâ tam olarak keşfedebilmiş değildir. Eli her yere uzand?ğ? halde, hâlâ kesin bir neticeye ulaşamam?şt?r. Bu durum daha çok teori plân?nda kal?yor.

    Bunun yan?nda insan, mutlak hakikata ulaşmak ve gerçeği bulmak için çal?şmaktad?r. Mutlak gerçeğe yönelmek san?lmas?n ki, aklî meseleleri bir kenara itmek demektir. Mutlak gerçeğe ak?l ve mant?ğ? bir kenara itip ulaş?lmaz. Kâinat?n ötesine s?rf hayalle yap?lan seyahatle de mutlak gerçek bulunmaz. Çünkü hiçbir dinî hakikat yoktur ki, ak?l ve mant?ğ?n esaslar?na uygun olmas?n. Tersine, aklî meselelerin derununa inildiğinde orada dini buluruz. Vicdana hitap eden âlimler, genellikle en ince aklî delilleri ortaya koymuşlard?r. Gazalî, Said Nursî ve benzerlerinde olduğu gibi.

    Özetle; tahrif edilmemiş bir din aklî bir dindir, akla ve mant?ğa asla ters gelen meselesi olmaz. Kelâm ilmi, modern çağ öncesinde ?slâm?n ak?llaşt?r?lma çal?şmas?n?n bir merhalesidir. Ancak, bu modern ilim asr?nda, geçmiş asr?n ilm-i kelâm çal?şmalar? kifayetsiz kalmaktad?r. Bediüzzaman Said Nursî bu boşluğu görmüş ve kelâm? bu asra uygun bir şekilde ortaya koşmuştur. Bu mazhariyet Bediüzzaman Said Nursî'ye nasip olmuştur. O, ak?l ve mant?ğa uzak gibi görünen meselelerde bile en yüksek ak?l ve mant?k ölçülerini vazediyor. Ve meseleleri öylesine ulvileştiriyor ki, şair ruhlular? bile ihtizaza getiriyor.

    Sözler’den âdeta hayat f?şk?r?yor. Kâinat?n ?lâhî nağmeleri dinleniyor. ?man? gurbette kalm?ş gönüller en güzel teselliyi, vuslat? onda buluyor.




    Edip ?brahim Debbağ


    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 22:38 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  3. #3
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Biz Araplar zaman ve mekân bak?m?ndan uzak olsak da Bediüzzaman Said Nursî'yi tan?ma ve anlama bak?m?ndan bir cihette daha büyük bir imkâna sahibiz.

    Çünkü yüksek bir binan?n ihtişam?n? d?ş?ndan bakanlar içindekilerden daha iyi görür.

    ?slâm ve imana âşina olan Araplar?n böylesine büyük bir ?slâm mütefekkirini elbette tan?mas? gerekir.

    Ben itiraf ediyor ve inan?yorum ki, Bediüzzaman'?n Arapça'ya tercüme edilen eserleri k?sa bir zamanda tecdide susam?ş insanlar?n ihtiyaçlar?na cevap verecek, imanî bir fikir kaynağ? haline gelecektir....
    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 22:39 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cep Telefonuna Risale-i Nur ve Arapça Kuran (Tıkla - İndir)
    By esedullah_ali in forum Mobil Paylaşım
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 06.02.14, 11:06
  2. Yoğun Bakım...
    By Garip_Maznun in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 15.01.09, 20:35
  3. Bosna'da Risale-i Nur'a İlgi Artıyor
    By HakanBa in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 30.08.08, 12:05

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0