+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8

Konu: Vefat Yıldönüm Münasebetiyle-Çağın Önünde Bir Alim

  1. #1
    Pürheves fem_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    263

    Standart

    [Vefat y?ldönümü münasebetiyle] Çağ?n büyük müfessiri Bediüzzaman

    B?R KUR’AN MÜFESS?R?

    BED?ÜZZAMAN SA?D NURS?

    (Bediüzzaman Said Nursi, 1876 – 1960 y?llar? aras?nda yaşad?. Ülkemizde ve ülkemiz d?ş?nda milyonlarca insan Onun Risale-i Nur isimli tefsirinden istifade etti.
    O, hep “Nurlar Vadisinde” gezdi. Karanl?k vadilerde gezenler, yarasan?n ?ş?ktan hoşlanmamas? misali bu nurdan rahats?zl?k duydu. Ama O, ald?rmad?. “Elimizde nur var, topuz yok. Nur kimseyi incitmez, ?ş?ğ?yla okşar” dedi ve yoluna devam etti…
    Bu araşt?rmam?zda, kendisinin hayat?na, fikirlerine ve mücadelesine kuşbak?ş? bir bak?şla bakmaya çal?şacak, doğrudan eserlerinden al?nan cümlelerle baz? değerlendirmelerde bulunacağ?z.)

    Doç. Dr. Şadi Eren

    Kur’an Müfessiri

    Bediüzzaman?n en belirgin vasf?, Kur’an müfessiri olmas?d?r. Bu konuda şöyle der:
    “Kur'an-? Hakîm'in dergâh?nda, bir dilenci hâdim hükmündeyim.”
    Derd benimdir, deva Kur'an?nd?r.”
    Yazm?ş olduğu Risale-i Nur külliyat?, ayetlerin ve hadislerin yorumundan ibarettir. Risaleler müstakil bir dava olmay?p, ?slam davas?n?n izah ve isbat?ndan ibarettir.

    Çağ?n Önünde Bir Âlim

    Bediüzzaman, çağ?n gereklerini anlam?ş ve ona göre hizmetini yapm?ş bir ?slam âlimidir. Baz?lar? bu zaman?n şartlar?yla eski zaman?n şartlar?n? birbirinden ay?rt edememişler, adeta zaman?m?za gelememişlerdir. O, bu konuda şu veciz ölçüyü ortaya koyar:
    “Eski hal muhal…
    Ya yeni hal veya izmihlal!”
    Yani, zaman değişmiştir. Zaman?n çarklar?n? geriye doğru çeviremeyiz. Ya yeni hale uyum sağlanacak veya durum çok vahim olacakt?r.
    Eski devirlerde bileği kuvvetli olan galip gelirmiş. Ama art?k günümüzde bilim ve fen ön plana ç?km?ş. Kaliteli ayd?n bir insan, s?radan binlerce kişiye bedel olabilir. Kim daha ziyade bilim ve fenne dayan?rsa, o galip gelir. Yabanc?lar bununla bize galip geldiler. Art?k sadece kalbin cesur olmas? yetmemektedir.
    Geleceğe yat?r?m
    Ahirzaman, manen k?ş bir mevsimdir. Pek çok âlim bu k?ş?n şiddetinden feryad eder, ama nedense k?ştan sonra gelecek bahara bir haz?rl?k yapmazlar. Bediüzzaman ise şöyle der: “Çiçekler baharda gelir. Öyle kudsî çiçeklere zemin haz?r etmek lâz?m gelir.”
    Hizmet insan?

    Baz? âlimler vard?r, kendi köşelerinde kalm?ş, ilmini başkalar?yla pek paylaş(a)mam?şt?r. Bediüzzaman ise bir “hizmet adam?”d?r. O, şöyle der:
    “Bir adam?n k?y­meti, himmeti nisbetindedir.
    Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek ba­ş?yla küçük bir millettir.”
    ?nsan, sosyal bir varl?kt?r. Hay­van gibi bir postla yaşayamad?ğ?ndan, toplum halinde yaşamaya mecburdur. Toplum halinde yaşama­n?n da, kolayl?klar?yla beraber, bir tak?m sorumluluklar? vard?r. Her insan kendi çap?nda başkalar?n? da düşünmekle mükelleftir.
    Bediüzzaman, Âlim olan mazur değil­dir.” der. Kendisi âlim biri olarak şunu söyler:
    “?lim itibariyle insanlara bir menfaat dokundurmak için şer'an hizmete mükellef olduğumdan, hizmet etmek isterim.”
    O, hizmet etmeyi doğal bir görev olarak görür. Ar? için bal vermek ne kadar doğalsa Bediüzzaman için de Kur’ana hizmet etmek, insanlar? ayd?nlatmaya çal?şmak o derece doğald?r.
    Etraf? ayd?nlatmak isteyen nice insan yang?n ç?karmakla suçland?ğ? gibi, baz?lar? da Bediüzzamana nedense ön yarg?yla bakm?şlard?r. O, bunlara şöyle cevap verir:
    “Ben iman?n cereyan?nday?m. Karş?mda imans?zl?k cereyan? var. Başka cereyanlarla alâkam yok.”
    “Ben başka maksadday?m; başka noktalar benim kalbimi doldurmuş, başka şeyleri düşünmeye kalbimde yer b?rakmam?ş.”
    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 23:23 ) değiştirilmiştir.
    Asya'nın Bahtının Miftahı Meşveret ve Şuradır.

  2. #2
    Pürheves fem_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    263

    Standart

    ?çimizden Biri
    Bir bat?l? “yolu sormuyorum, arkadaş ar?yorum” der. Bediüzzaman da benzeri bir şekilde kendine mürid değil dava arkadaş? arar. O, çevresindekileri her söylediğini düşünmeden onaylayan kimseler olarak değil, araşt?rmac? muhakkikler olarak yetiştirmek ister. Bu meyanda şöyle der:
    “Hiçbir müfsid ben müfsidim demez. Daima suret-i haktan görü­nür. Yahut bât?l? hak görür.
    Evet, kimse demez ‘ayran?m ekşidir.’
    Fakat siz mihenge vurmadan almay?n?z.
    Zîrâ çok silik söz ticarette geziyor.
    Hatta benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamam?n? kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim veya bilmediğim halde ifsad ediyo­rum.
    Öyle ise her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz.
    ?şte size söylediğim sözler hayalin elinde kals?n, mihenge vurunuz. Eğer alt?n ç?kt? ise kalpte saklay?n?z. Bak?r ç?kt? ise çok g?ybeti üstüne ve bedduay? arkas?na tak?n?z, bana reddediniz, gönderiniz.”
    Bir k?s?m toplum önderleri kendilerini adeta kusursuz göstermek için gayret sarfederken, O şöyle der:
    “Ben nefsimi herkesten ziyade nasihata muhtaç görüyorum.”
    Ayr?ca, kendisini hatas?z zannetmenin hatalar?na şöyle dikkat çeker:
    “Aziz kardeşlerim! Üstad?n?z lâyuhtî (hatas?z) değil. Onu hatas?z zannetmek hatad?r.”
    “Biliniz, kardeşlerim ve ders arkadaşlar?m!
    Benim hatam? gördüğünüz vakit serbestçe bana söyleseniz mesrur olacağ?m.
    Hattâ baş?ma vursan?z, ‘Allah raz? olsun’ diyeceğim.
    Hakk'?n hat?r?n? muhafaza için başka hat?rlara bak?lmaz.”

    Karizmatik bir lider

    Lider bir insan, beraber yürüdüğü insanlar? onure etmeyi bilir, bir problem olduğunda en tatl? bir şekilde halleder, hatta gerekirse etrafta suçlu aramak yerine kendini suçlu olarak görür. Bediüzzaman?n etraf?nda bulunan baz? kimseler kendi aralar?nda bir problem yaşad?klar?nda O, şu ibretli mektubu gönderir:
    “Kardeşlerimden ricâ ederim ki: S?k?nt? veya ruh darl?ğ?ndan veya nefis ve şeytan?n desiselerine kap?lmaktan veya şuursuzluktan arkadaşlardan sudur eden fena ve çirkin sözlerle birbirine küsmesinler ve "haysiyetime dokundu” demesinler. Ben o fena sözleri kendime al?yorum. Damar?n?za dokunmas?n. Bin haysiyetim olsa kardeşlerimin mabeynindeki muhabbete ve samimiyete fedâ ederim.”
    Zühd insan?
    Zühd, kalben dünyay? terk etmektir. Bediüzzaman, şayet istese dünyada saltanat sürebileceği halde, sade bir hayat? tercih etmiştir. Hediye kabul etmemesi buna güzel bir örnektir. Asl?nda hediyeleşmek sünnettir. Ama baz? özel durumlarda hediye almamak daha isabetli olur. Mesela, adaletiyle meşhur Ömer bin Abdülaziz, Emevi hükümdar? olduktan sonra hediye almad?. Kendisine “sünnete muhalif olarak niçin hediye alm?yorsun?” diye sorulduğunda şu cevab? verirdi:
    “Hz. Peygamber zaman?nda hediye gerçekten hediye idi. Ama günümüzde rüşvet haline geldi.”
    Bediüzzaman hediye almama sebebini şöyle anlat?r:
    “Mühim bir tüccar dostum otuz kuruşluk bir çay getirdi, kabul etmedim.
    "?stanbul'dan senin için getirdim, beni k?rma" dedi. Kabul ettim, fakat iki kat fiat?n? verdim.
    Dedi: "Ne için böyle yap?yorsun, hikmeti nedir?"
    Dedim: Benden ald?ğ?n dersi, elmas derecesinden şişe derecesine indirmemektir. Senin menfaatin için, menfaatimi terk ediyorum. Çünkü dünyaya tenezzül etmez, tama' ve zillete düşmez, hakikat mukabilinde dünya mal?n? almaz, tasannua mecbur olmaz bir üstaddan al?nan ders-i hakikat elmas k?ymetinde ise,
    • sadaka almaya mecbur olmuş,
    • ehl-i servete tasannua muztar kalm?ş,
    • tama' zilletiyle izzet-i ilmini feda etmiş,
    • sadaka verenlere hoş görünmek için riyakârl?ğa temayül etmiş,
    • âhiret meyvelerini dünyada yemeğe cevaz göstermiş bir üstaddan al?nan ayn? ders-i hakikat, elmas derecesinden şişe derecesine iner.
    ?şte sana manen otuz lira zarar vermekle, otuz kuruşluk menfaatimi aramak, bana ağ?r geliyor ve vicdans?zl?k telakki ediyorum. Sen madem fedakârs?n; ben de o fedakârl?ğa mukabil, menfaatinizi menfaatime tercih ediyorum, gücenme!
    O da bu s?rr? anlad?ktan sonra kabul etti, gücenmedi.”
    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 23:24 ) değiştirilmiştir.
    Asya'nın Bahtının Miftahı Meşveret ve Şuradır.

  3. #3
    Pürheves fem_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    263

    Standart

    Şefkat insan?

    O, bahar çiçeklerinin solmas?ndan ?zd?rap duyacak kadar engin bir şefkate sahiptir. ?htiyarlara yönelik yazd?ğ? “?htiyarlar Risalesinde” geçen şu ifadelerinde, bu engin şefkatin yans?malar?n? aç?kça görmekteyiz:
    “Sizin en ihtiyar?n?z her ne kadar zahiren benden yaşl? ise de, manen ben onlardan daha ziyade ihtiyarl?ğ?m? tahmin ediyorum. Çünki f?trat?mda rikkat-? cinsiye ile ac?mak hissi ziyade bulunduğundan, kendi elemimden başka binler kardeşlerimin elemlerini de o şefkat s?rr?yla çektiğimden, yüzler sene yaşam?ş gibi ihtiyar?m.
    Ve siz ne kadar firak (ayr?l?k) belas?n? çekmiş iseniz, benim kadar o belaya maruz kalmam?şs?n?z.
    Çünkü oğlum yoktur ki yaln?z oğlumu düşüneyim. Bendeki f?trî olan bu ziyade ac?makl?k ve şefkat, binler Müslüman evlâdlar?n?n, hattâ masum hayvanlar?n teellümlerine karş? dahi bir rikkat, bir elem, o s?rr-? şefkat ile hissediyordum.
    Hususî bir hanem yoktur ki fikrimi yaln?z ona hasredeyim; belki bu memleket ile ve belki âlem-i ?slâm?n k?t'as?yla hanem gibi, hamiyet-i ?slâmiye noktas?nda alâkadar?m. Ve o iki büyük hanedeki dindaşlar?m?n elemleriyle müteellim ve firaklar?yla mahzun oluyorum!”
    Bir aile reisinin kendi ev ve evlad?yla alakadar olmas? gibi, Bediüzzaman bütün vatan evlad?n? kendi çocuklar? ve tüm ?slam Dünyas?n? kendi evi olarak kabul etmiştir.
    1952 de Eşref Edib’in kendisiyle yapt?ğ? bir röportajda ifade ettiği şu cümleler O’nun iç dünyas?n? tahlilde bize mühim ipuçlar? sunar:

    "Bana ?zt?rap veren, yaln?z ?slâm?n mâruz kald?ğ? tehlikelerdir… Yoksa şahs?m?n mâruz kald?ğ? zahmet ve meşakkatleri düşünmeye bile vaktim yoktur. Keşke bunun bin misli meşakkate mâruz kalsam da iman kalesinin istikbali selâmette olsa!
    Ben, cemiyetin iç hayat?n?, mânevî varl?ğ?n?, vicdan ve iman?n? terennüm ediyorum. Yaln?z Kur'ân'?n tesis ettiği tevhid ve iman esas? üzerinde işliyorum ki, ?slâm cemiyetinin ana direği budur. Bu sars?ld?ğ? gün, cemiyet yoktur.
    Bana, 'Sen şuna buna niçin sataşt?n?' diyorlar. Fark?nda değilim. Karş?mda müthiş bir yang?n var. Alevleri göklere yükseliyor. ?çinde evlâd?m yan?yor, iman?m tutuşmuş yan?yor. O yang?n? söndürmeye, iman?m? kurtarmaya koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de ayağ?m ona çarpm?ş; ne ehemmiyeti var? O müthiş yang?n karş?s?nda bu küçük hâdise bir k?ymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler!
    Beni, nefsini kurtarmay? düşünen hodgâm bir adam m? zannediyorlar? Ben, cemiyetin iman?n? kurtarmak yolunda dünyam? da feda ettim, âhiretimi de. Seksen küsur senelik bütün hayat?mda dünya zevki nam?na birşey bilmiyorum."
    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 23:25 ) değiştirilmiştir.
    Asya'nın Bahtının Miftahı Meşveret ve Şuradır.

  4. #4
    Pürheves fem_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    263

    Standart

    Dâhili ve Harici Cihad Fark?
    Baz?lar? “cihad” denildiğinde “savaş” anlasalar da, cihad savaş demek değildir. Cihad kelimesi, cehdetmek, gayret göstermek anlam?ndad?r. Çevremize bakt?ğ?m?zda, büyük bir faaliyet ve hareketlilik gözümüze çarpar. Kavram olarak cihad, bu faaliyet ve hareketliliğin Allah yolunda yönlendirilmiş şeklidir.
    Bediüzzaman ülke dâhilinde yap?lacak cihad ile, d?ş düşmanlara karş? yap?lacak cihad? çok net ifadelerle birbirinden ay?r?r. Sözgelimi, d?ştan bir ülke sald?rd?ğ?nda silahla karş?l?k verilir ve savaş?l?r. Ama ülke dâhilinde yap?lacak olan cihad, manevi bir mücadeledir. Kendisinin ifadesiyle:
    “Bizler âsâyişi muhafazay? netice veren müsbet iman hizmeti içinde herbir s?k?nt?ya karş? sab?rla, şükürle mükellefiz.
    …Çünkü as?l mesele bu zaman?n cihad-? mânevîsidir. Mânevî tahribat?na karş? sed çekmektir. Bununla dahilî âsâyişe bütün kuvvetimizle yard?m etmektir.
    Evet, mesleğimizde kuvvet var. Fakat bu kuvvet, âsâyişi muhafaza etmek içindir… Bu kuvvet dahile karş? değil, ancak hâricî tecavüze karş? istimal edilebilir… Vazifemiz, dahildeki âsâyişe bütün kuvvetimizle yard?m etmektir.
    …Hariçteki cihad başka, dahildeki cihad başkad?r.
    …Biz bütün kuvvetimizle dahilde ancak âsâyişi muhafaza için müsbet hareket edeceğiz.”
    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 23:26 ) değiştirilmiştir.
    Asya'nın Bahtının Miftahı Meşveret ve Şuradır.

  5. #5
    Pürheves fem_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    263

    Standart

    Müsbet Hareket

    Ülke dâhilinde yap?lacak cihadda en mühim bir esas müsbet hareket etmektir. Bediüzzaman?n ifadesiyle:
    “Aziz kardeşlerim,
    Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir.”
    “Din dahilde menfi bir tarzda istimal edilmez.” (Yani din ülke içinde menfi olaylara alet edilemez.)
    Yap?lmas? gereken,
    ·insanlar? dine meylettirmek
    ·onlar? teşvik etmek
    ·dinî görevlerini hat?rlatmakt?r.
    Yoksa “dinsizsiniz!” dese onlar? tecavüze sevkeder.
    Din asl?nda hiçbir zümrenin tekelinde değildir. Herkesin hak dinden istifade etmek, hem hakk?, hem görevidir.
    Müsbet hareket, “kahrolsun karanl?k!” demek yerine bir mum yakmay? öğretir. Bat?l ilahlara sövmek yerine Allah’?n ad?n? anmay? ders verir.
    Müsbet hareket, y?kmay? değil yapmay?, tahribi değil tamiri esas al?r.
    Müsbet hareket, başkalar?n?n kusur ve noksanlar?n? ortaya koymak yerine, ?slam?n güzelliğini ilan etmeyi öğretir.
    Müsbet hareket, mutedil hareketi netice verir, insan? taşk?nl?k ve şaşk?nl?ktan kurtar?r, fevrî davran?şlara sed çeker.
    Müsbet hareket, görünüşte pasif, ama gerçekte en etkili bir metottur. Meşhur örnek ile anlatmak gerekirse, rüzgar ve güneş yolda giden bir adam?n s?rt?ndaki paltoyu ç?kartmak için bahse girmişler. Önce rüzgar denemiş, gittikçe sür’atini art?rarak adam?n paltosunu ç?karmaya çal?şm?ş. O şiddetini art?rd?kça adam paltosuna daha şiddetle sar?lm?ş. Ard?ndan güneş devreye girmiş, hararetini az?c?k art?rmas? adam?n paltoyu ç?karmas?na yetmiş.
    ?şte müsbet hareket, temsildeki güneşin hareketine benzer. ?lk bak?şta ortal?kta bir şey yok gibidir. Ama sonuca bakt?ğ?m?zda muhteşem bir sonuç bizi beklemektedir.
    Cahilliğe-Fakirliğe-Ayr?l?ğa Karş? Cihad
    20. yüzy?l?n başlar?nda, Bediüzzaman ülke dâhilinde yap?lacak cihadla ilgili olarak şu hedefi gösterir:
    "Bizim düşman?m?z, ‘cehalet, zaruret, ihtilaft?r.’
    Bu üç düşmana karş? ‘san'at, marifet, ittifak’ silah?yla cihad edeceğiz."
    Aradan geçen bir as?rl?k zaman biriminde bu üç düşmanla yap?lan cihad henüz kazan?lm?ş değildir. Cahillik, ekonomik geri kalm?şl?k ve Müslümanlar aras?nda ayr?l?k hâlâ devam etmektedir.
    Yaşad?ğ?m?z çağa “bilgi ve teknoloji çağ?” ad? verilmektedir. ?lk emri “oku!” olan bir dinin mensuplar? bu meselede çağa ayak uydurmada zorlanmamalar? gerekir.
    Öte yandan, ekonomik alanda nice gayr-? Müslim ülke Müslümanlardan daha ileri vaziyettedir. Böyle bir durum ise, ?slam?n evrensel intişar?na ciddi bir engeldir.
    Ayr?ca, ayn? dine mensup olan, ayn? gaye için çal?şan, ayn? değerleri paylaşan Müslümanlar?n adeta “ittifak etmeme hususunda ittifak etmeleri” ac? bir gerçektir.
    ?şte, bu üç düşmana karş? verilecek mücadele, Müslümanlar? canland?racak, evrensel bar?şa muazzam bir katk?da bulunacakt?r.
    Sivil itaatsizlik
    Bediüzzaman 1926-1950 y?llar? aras?nda sürgün hayat? yaşad?, bu arada üç defa hapsedildi. Vefat ettiği y?l olan 1960’a kadar da gözetlemeler devam etti. Fakat O, hiçbir zaman devlete isyan eden biri olmad? ve talebelerini de öyle hareketlerden al?koydu.
    Şüphesiz O’nun bu tarz tavr?, o dönemlerde yap?lan bir tak?m yanl?şlar? kabul etmek anlam?na gelmiyordu. Kendisinin mahkemede kulland?ğ? şu ifadelerinde bu noktay? aç?kça görebiliriz:
    Bir şeyi reddetmek ayr?d?r, kalben kabul etmemek ayr?d?r ve amel etmemek bütün bütün ayr?d?r.
    Ehl-i hükûmet ele bakar, kalbe bakmaz.”
    Bediüzzaman?n savunduğu bu ince noktalar, art?k günümüzde evrensel hukuk çerçevesinde gittikçe yükselen k?ymetler halini almaktad?r. Din ve vicdan hürriyeti, fikir hürriyeti gibi değerler dünyan?n her taraf?nda genel kabul görmeğe başlam?şt?r.
    Bediüzzaman yanl?ş uygulamalara “fikren ve kalben taraftar olmad?klar?n?” aç?kça beyan etmekten çekinmez. Fakat bu yanl?ş uygulamalardan hareketle isyan cihetine de gitmez. Böyle bir hareketin çok ac? sonuçlar doğurabileceğini nazara verir. ?darede olanlara şöyle seslenir:
    “Sizin vazifeniz ele bakmakt?r, kalbe bakmak değil. Çünkü idarenizi, âsâyişinizi istiyorsunuz. El kar?şmad?ğ? vakit, ne hakk?n?z var ki, hiç lây?k olmad?ğ?n?z halde "kalp de bizi sevsin" demeye?”
    Bediüzzaman?n nazara verdiği “bir şeyi reddetmek başkad?r ve onun ile amel etmemek bütün bütün başkad?r” manas? günümüz dünyas?nda geniş revaç bulmaktad?r. Özellikle sivil toplum kuruluşlar? mevcut hükümetlerin yanl?şlar? olduğunda harekete geçip bu yanl?şlar?n önünü almaya çal?şmaktad?rlar. Bu bir isyan değildir, ama aynen kabul de değildir. Hata hata olarak görülmekte, bünyede zarar vermeksizin tedavisi cihetine gidilmektedir.

    Asayiş muhaf?z?
    Bediüzzaman asayişi “her türlü dünyevi saadetin esas?” olarak görür. “Yüz ruhum olsa asayişe feda ediyorum” der.
    Talebelerini de asayişin manevi muhaf?zlar? olarak yetiştirir. Uhuvvet Risalesinde verdiği şu örnek konunun daha iyi anlaş?lmas?na yard?mc? olacakt?r:
    “Nas?l ki, sen bir gemide veya bir hanede bulunsan, seninle beraber dokuz mâsum ile bir câni var. O gemiyi gark ve o haneyi ihrak etmeye çal?şan bir adam?n ne derece zulmettiğini bilirsin. Ve zalimliğini, semâvâta işittirecek derecede bağ?racaks?n. Hattâ birtek mâsum, dokuz câni olsa, yine o gemi hiçbir kanun-u adaletle bat?r?lmaz.”
    Terör eylemlerinde ise böyle bir ince ölçü, böylesine insafl? bir yaklaş?m asla söz konusu değildir. Terörün hâkim olduğu toplumlar may?nl? arazi gibi güvenden uzak olur. Her an bir bomba patlayabilir, her an serseri bir kurşun hedefe veya bir masuma isabet edebilir.
    Bir Müslüman, eğer dini gerçek şekliyle biliyorsa asla terörist olamaz. Ancak “dinde hassas, aklî muhakemede noksan” baz?lar? hemen her toplumda görüldüğü gibi, ?slam toplumlar?nda da bulunabilir. Böylelerinin yanl?şlar?yla ?slam? ve Müslümanlar? karalamaya çal?şmak akla- mant?ğa ve insafa s?ğan bir tav?r olamaz.
    Siyasetüstü Bir Kur’an Hizmeti
    Siyaset, yönetime talip olmakt?r. Şüphesiz baz?lar? siyaseti esas al?p hizmet etmeye çal?şabilirler ve hizmet de edebilirler. Bediüzzaman ise siyasetüstü bir hizmet metoduyla insanlara faydal? olmaya çal?ş?r.
    Bediüzzaman “Kur'ân ve iman hizmetinin kendisini siyasetten men ettiğini söyler ve bunu şöyle aç?klar:
    “Hakaik-i imaniye ve Kur'âniye birer elmas hükmünde olduğu halde, siyasetle âlûde olsayd?m, elimdeki o elmaslar, kand?r?labilen avam taraf?ndan, "Acaba taraftar kazanmak için bir siyaset propagandas? değil mi?" diye düşünürler. O elmaslara âdi şişeler nazar?yla bakabilirler. O halde, ben o siyasete temas etmekle, o elmaslara zulmederim ve k?ymetlerini tenzil etmek hükmüne geçer.”
    ?şte böyle ciddi sebeplerden dolay? siyasetin içine girmeden vatan evlad?na faydal? olmaya çal?şan Bediüzzaman, siyasilere de zaman zaman mektuplar göndererek Kur’an- iman hesab?na tavsiyelerde bulunur.
    Bu siyasetüstü metodun sonucu olarak, çeşitli partilere mensup kimseler günümüzde de O’nun eserlerinden istifade etmektedirler.
    Medenilere Galebe
    14 as?rl?k ?slam tarihine bakt?ğ?m?zda gayr-? Müslimlerle yap?lan pek çok kanl? savaşlar görürüz. Günümüzde d?ştan bir sald?r? olduğunda “s?cak savaş” bir hak, hatta bir görev olmakla beraber, Bediüzzaman normal şartlar alt?nda bar?ş ve diyaloğa taraftard?r. Bunu şöyle ifade eder:
    “Medenîlere galebe çalmak ikna iledir, söz anlamayan vahşîler gibi icbar ile değildir.
    Biz muhabbet fedaileriyiz; husumete vaktimiz yoktur.”
    ?slam?n güzelliğini fiilen göstermek onu en güzel bir şekilde temsil ve tebliğ etmek anlam?na gelir. Bu lay?k?yla yap?ld?ğ?nda dünyan?n her taraf?ndan nice insanlar gruplar halinde ?slama koşacaklard?r.
    Kendisinin şu cümleleriyle konuyu noktalayal?m:
    “Ne yapay?m, acele ettim, k?şta geldim;
    sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz…
    Şimdi ekilen tohumlar, zemininizde çiçek açacak­t?r.”
    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 23:27 ) değiştirilmiştir.
    Asya'nın Bahtının Miftahı Meşveret ve Şuradır.

  6. #6
    Dost semair - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesajlar
    42

    Standart

    Alıntı Barla Nickli Üyeden Alıntı
    Üstad?m?z s?k s?k der ki: "Mesleğimiz müsbettir; menfi hareketten Kur'ân bizi menediyor."
    Ey seyyid-i senedimiz, ey rûhumuzun rûhu, kalbimizin kalbi, can?m?z?n can?, cânân?m?z, sertâc?m?z, sevgili Üstad?m?z Efendimiz! Mâdem bize menfî harekete izin vermiyorsun; öyle ise biz de rahmet-i ?lahîyeden niyaz ederek ahd ediyoruz ki, din düşmanl?ğ? ile Üstad?m?za zulmeden o gaddar, insafs?z zâlimlerden intikam?m?z? şöylece alacağ?z: Risâle-i Nur'u ölünceye kadar mütemâdiyen okuyacağ?z ve neşrinde sebat ve sadâkatla hizmet edeceğiz. Onu alt?n mürekkeplerle yazacağ?z, inşaallah.
    Üniversiteli Nur Talebeleri
    Alıntı m?sra Nickli Üyeden Alıntı
    neden yaz?n?n belirli bölgeleri mavi renk?






    dikkat çeksin die
    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 23:28 ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    "Mâdem bize menfî harekete izin vermiyorsun; öyle ise biz de rahmet-i ?lahîyeden niyaz ederek ahd ediyoruz ki, din düşmanl?ğ? ile Üstad?m?za zulmeden o gaddar, insafs?z zâlimlerden intikam?m?z? şöylece alacağ?z: Risâle-i Nur'u ölünceye kadar mütemâdiyen okuyacağ?z ve neşrinde sebat ve sadâkatla hizmet edeceğiz. Onu alt?n mürekkeplerle yazacağ?z, inşaallah."

    Zalimlerden al?nacak hem müsbet hem de çok faydal? bir intikam yolu değil mi?

    Allah raz? olsun..
    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 23:28 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  8. #8
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Kardeşlerim rica ederim,
    halit ertuğrul abinin yazd?ğ? üstad?n hayat?yla ilgili kitabdan çok al?p,
    karş?l?ks?z dağ?tal?m.

    isteyen diğer yazarlar?nkinide al?p dağ?da bilir.
    çünkü üstad? hep yanl?ş biliyorlard?r.

    ben al?p dağ?t?yorum.

    sadece bu değil,
    üstaddan bahseden ,ak?c? ,okunakl? kitaplar? alp?,
    karş?l?ks?z tan?d?klar?m?za verelim okusunlar,onlarda tan?d?klar?na verip okusunlar..

    üstad YANLIŞ B?L?ND?Ğ? ?Ç?N R?SALE? NURU OKUMUYORLAR..

    Ş?MD?K? VAZ?FE BU..

    ÇOK ÇOK ÖNEML?D?R..

    çal?şmak bizden muvaffakiyet Allahdan..

    sizcede böyle yapal?m m?*


    Alıntı muhakeme Nickli Üyeden Alıntı
    islam yaşar?n beşlemesini şiddetle tavsiye ederim.
    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 23:29 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kur’an’ı gözünüzün önünde bulundurun:
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 27.01.14, 22:56
  2. Çağın Hastalığı Enaniyet
    By sinay in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 28
    Son Mesaj: 27.07.08, 23:10
  3. Çağın Vebası
    By hafiz-ul_esrar in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.02.08, 09:01
  4. Nietzsche: 'İslâm Önünde Diz Çökmeliydik'
    By sitem in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 03.01.08, 19:46
  5. Çağın Dini : Hümanizm
    By Barbaros in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 10.11.06, 15:56

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0